banner613
banner590

18 Mart 2021

Ekonomik sıkıntılar, hacizleri artırdı... Avukatlar ve icra çalışanları, 'kelle koltukta' gidilen hacizlerde yaşananları anlattı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Makina Mühendisleri Odası tarafından geçen aralık ayında hazırlanan raporda icra dairelerindeki dosyaların sayısının 23 milyona ulaştığı belirtilerek "2021, alacaklıların kapıya dayanacağı, borçluların uykularının kaçacağı bir yıl olmaya aday" denilmişti.

Başlatılan icra işlemlerinin bir aşaması olan haciz, insanın yaşamı boyunca karşılaşabileceği en can sıkıcı olaylardan biri.

Hacizler gerek mülkü hacze uğrayan gerekse de bu işlem için gelenler açısından stresin hayli yüksek olduğu anlar.

Bundan dolayı hacizler oldum olası kavga ve tartışma riskinin de en fazla olduğu işlemler arasında.

Ama bu tartışmalar şayet muhatap olunan kişinin tutumu kontrolsüz ve saldırganca ise çok daha kötü sonuçlara da neden olabiliyor.

Tıpkı geçen gün Gebze'de yaşandığı gibi.

"Hakaret etme, tutanak tutarım" dediği için vuruldu

26 yaşındaki avukat Ersin Arslan, gittiği hacizde yaşanan tartışmanın ardından Y.Y. adlı kişi tarafından vurularak öldürüldü.

Independent Türkçe'den Ali Kemal Erdem'in haberine göre; İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Arslan'ın hakaret eden Y.Y.'yi "Hakaret etme, tutanak tutarım" diye uyardığını, bunun üzerine saldırganın silahını çekerek genç avukatın üzerine kurşun yağdırdığını anlattı.

10 bin lira gibi günümüz koşullarında düşük sayılabilecek bir alacak için gittiği hacizde genç bir avukatın öldürülmesi avukatların büyük tepkisine neden oldu.

Yapılan paylaşımlarda birçok kişi yakın zamanlarda özellikle haciz işlemleri sırasında uğradıkları saldırı girişimlerine, hakaretlere örnekler vererek önlemler alınmasını istedi.

Gerçekten internette kısa bir arama yapılsa haciz işlemleri sırasında yaşanan saldırılara dair birçok haber görmek mümkün.

Üstelik bu saldırılarda yalnızca avukatlar değil, icra çalışanları da hedef oluyor. Çünkü hacizlere bir avukat ile birlikte bir icra memuru da birlikte gidiyor.

Son dönemlerde bu saldırıların arttığı iddia ediliyor. Peki hacizlerde saldırıların yaşanmasının nedenleri arasında neler var? Bu saldırılar neden önlemiyor?

"Eskiden de saldırılar olurdu ancak son dönemlerde arttı"

Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, icra olaylarında eskiden de saldırıların olduğunu ancak son dönemlerde bu saldırıların arttığını gördüklerini söyleyerek, bunun nedeniyle ilgili şöyle dedi:

"Bunun nedenleri arasında söylemde ve eylemde avukatlık mesleğinin itibarının düşürülmesi çabasının da etkili olduğunu düşünüyoruz. Özellikle hukuk sisteminin avukatlara karşı saldırılarda gerekli etkin önlemleri almadığı görülüyor. Tüm bu unsurların kişileri cesaretlendirdiği açıkça görülüyor."

"Adli kolluk sistemi etkin hale getirilmeli"

Sağkan'ın sorunun çözümü için önerileri arasında adli kolluk sisteminin etkin hale getirilerek, bütün haciz işlemlerinde can güvenliği açısından zorunlu hale getirilmesi bulunuyor.

Sağkan, ayrıca önlemler kapsamında "Avukatlara karşı eylemlerde yasalarda belirtildiği şekilde hakim ve savcılar için alınan tedbirlerin aynen uygulanması, etkin bir şekilde soruşturulması gerekiyor" dedi.

"Saldırılara dair net veri yok"

Sağkan, icralarda yaşanan saldırılarla ilgili net bir sayı vermenin de mümkün olmadığını çünkü bazı olayların baroya bile yansımadığını söyledi.

"Bazı meslektaşlarımız tahsilatı yapabilmek için lüzumsuz baskı yapabiliyorlar"

Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz aynı zamanda bir avukat.

Deniz, olaya farklı bir bakış açısı getirerek, hacizde çıkan olaylarla ilgili şöyle bir iddiada bulundu:

"İcrada olayın çıkması biraz avukatın yaklaşımıyla da bir miktar bağlantılı. Bazı meslektaşlarımız özellikle de genç meslektaşlarımız dosyayı kapatabilmek, tahsilatı yapabilmek için lüzumsuz baskı yapabiliyor. Haciz esnasında psikolojik deneyim olması lazım. Karşı taraf borcunu ödeyememiş evine, işyerine haciz gelmiş, eli kolu kesilmiş. Bu demek değil ki borçlu olan da borcunun üzerine yatsın ödeme yapmasın. O da olmaz.  Ekonomik şartlarda çok zorlamasının yarattığı çaresizlikte insanları şiddete yönlendirebiliyor."

"Polis olmayınca kelle koltukta hacze gidiyorlar"

Deniz, kolluk kuvvetlerinin haciz sırasında hazır bulunması gerekirken çoğu zaman personel yetersizliğinden bunun sağlanamadığını kaydederek, "Avukat ve icra çalışanı karakola gidiyor. Gelecek polis olmayınca kelle koltuk hacze gidiyorlar. İki taraflı da etmenler var olay çıkmasını sağlayan. İcralarda borçluların tepkisel yaklaşımı genel ekonomik durumun kötüleşmesiyle bağlantılı" dedi.

Genç avukatlar, işveren baskısı nedeniyle dosyaya çok mu yükleniyor?

Borçluların hacizlerde tepkisel yaklaşımlarının genel ekonomik durumun ağırlaşmasıyla da alakalı olduğunu iddia eden Deniz, haciz işlemlerine çoğunlukla deneyim kazanmaları için meslekte yeni olan avukatların gönderildiğini doğruladı ancak bununla ilgili şöyle bir tespitte de bulundu:

"Hacze gönderilen arkadaşlarımız dönüp işyerlerine hesap vermek zorunda kalıyor. Hacze gittin parayı tahsil ettin mi ya da tahsil edecek mal bulamadın mı diye bağlı çalıştığı avukata veya firmaya hesap vermek zorunda. Bir kere böyle bir baskı var. İkincisi meslekte yeni olmanın verdiği bir dezavantaj var. Borçlunun psikolojisini iyi yönlendirebilirse kazasız belasız ayrılmak mümkün oluyor."

Deniz, bu konudaki iddialarını şöyle sürdürdü:

"30-40 avukat çalıştıran çok büyük hukuk büroları var ya da varlık yönetim şirketlerinin hukuk büroları var. Onlarda 'Git ne yaparsan yap dosyayı takip et' baskısı var. Tahsilattan prim veriyorlar çoğu meslektaşımıza. Meslektaşımız ekmek parasını, prim kazanabilmek için dosyaya abanıyor, yükleniyor. Oysa bunun dozajının iyi ayarlanması gerekiyor. Borçlunun psikolojisinin iyi yönlendirilmesi lazım. Ancak bu da genç meslektaşlarımızın o ortamda ayarlayabileceği bir şey değil."

"Avukata, memura saldırmasa intihar edecek insanlar da olabiliyor"

Hacze giden avukatların mesleki deneyiminin önemli olduğunu kaydeden Deniz, "Tabii ki gide gide öğreniliyor. Ben bu deneyimi çabuk kazanmıştım. Çünkü ekonomik şartlar bu kadar kötü değildi. Genel ekonomik çok bağlantılı bir şey. İnsanların çaresizlik nedeniyle çıkmaza girdiği bir durumdan bahsediyoruz. Orada avukata memura saldırmasa intihar edecek kişiler oluyor" diye konuştu.

"Avukat ile icra çalışanı arasındaki uyuşmazlık da olayın çıkmasında tetikleyici olabiliyor"

Meslek hayatında icraya çıkan her avukatın en azından bir kere sorun yaşadığını söyleyen Deniz, "Ben de yaşadım. 15 -20 kişin üzerimize geldiği polis çağırmak zorunda kaldığımız olaylar oldu" diyen Deniz, sözlerini şu iddiayla  tamamladı:

"Normalde icra alanına girmek avukatın değil icra memurunun görevidir. Kimi zaman da memur ile avukat arasındaki gerilim de ya da uyuşmazlık da olayın çıkmasında tetikleyici olabiliyor."

"Hacizlerdeki olayları azaltmak için UYAP'ta mal sorgulama yetkisi verildi"

Hacizlerdeki olayların artması üzerine avukatlara UYAP üzerinden mal sorgulama imkanının getirildiğini kaydeden Deniz, "Bu iyi bir uygulama. Hacze gitmeden bir alacağı varsa bu yolla tahsil edilebiliyor. Ama adamın üzerine bir şey görünmüyorsa o zaman dükkanına veya evine gitmek gerektiğinde sorunlar yaşanabiliyor" diye konuştu.

"Avukatlar, icra çalışanlarına göre daha çok saldırıya uğruyor"

Avukatlarla birlikte icralarda saldırılarda uğrayan ikinci grup icra çalışanları.

Kendisi de bir icra memuru olan Büro Emekçileri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Bayhan, avukatların kendilerine göre daha fazla saldırıya uğradığını çünkü borçluların onları alacaklıların temsilcisi olarak gördüğünü söyledi.

Hacizlerde saldırıların özellikle ekonomik bunalımların arttığı dönemlerde yükseldiğini söyleyen Bayhan, şöyle konuştu:

"Üretim alanlarına yapılan hacizlerde daha çok saldırı oluyor"

"10 dosya alarak icra dairesinden çıkan bir memur en azından birinde fiziki veya sözlü saldırıya uğramakta. Ben de karşılaştım. Pandemi sürecinde bir süre hacizler durdurulsa da ekonomik sıkıntılar nedeniyle insanlar daha agresif olabiliyorlar. Özellikle çiftçinin üreticinin kendi ekonomik yaşamını ürettiği alanlara yapılan hacizler de insanlar daha agresif oluyor. Örneğin Karadeniz bölgesinde fındık üreticisine yönelik hacizlerde çok saldırı olabiliyor."

"Çalışanlara kriz anında ne yapmalarına dair eğitim verilmiyor"

Bayhan, icra çalışanlarına hacizlerde kriz durumlarında nasıl davranmaları gerektiğine dair de ayrıca bir eğitim verilmediğini söyleyerek, kanuna göre polis veya jandarma tarafından haciz sırasında güvenlik önlemi alınması gerekirken bunun da personel yetersizliği nedeniyle yapılmadığını öne sürdü.

"Avukatlar, borçlu ile alacaklı arasındaki gerilimin kurbanı oluyor"

Avukat Şehmus Tetik de hacizlerde olay çıkmasında birinci nedeninin borçluların avukatları karşı taraf olarak görmelerinden kaynaklandığını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Alacaklı ile borçlu öncesinde tartışıyor. Alacaklı gelip her şeyini alacağım gibi laflar ediyor. Bu durumda borçlu gelecek olana karşı bileniyor ve seni alacaklı olanın tarafı olarak görüyor. Oysa oraya hangi avukat gitse aynı işlemi yapacak. Zaten düzenlemeler ile ev hacizlerinde ihtiyaç dahilindeki eşyalar kaldırılamıyor. Muhtemelen de öldürülen arkadaşımız mal kaldırmak için değil usulen bir işlem yapmaya gitmişti."

"Hacizlerde kullanılan söylem önemli"

Hacizlerde avukatın kullandığı söylemin de önemli olduğunu söyleyen Tetik, mesleğe başlayan ve bir şekilde hacizlere giden 10 avukattan en az sekizinin bir şekilde sözlü veya fiziki saldırılara maruz kaldığını belirterek, "Ben de birkaç saldırı girişimine uğradım" dedi.

"İcra memurları, avukatlar ile borçluları karşı karşıya bırakıyor"

Tetik, normal şartlarda haciz mahalline avukatın girme hakkının da olmadığını, bütün yetkinin icra memurunda olduğunu öne sürerek, şu iddiada bulundu:

"Ancak icra memurları sorumluluk almamak adına haciz mahalline geldiği andan itibaren avukat ve borçluyu direk karşı karşıya getirirler.  Eğer icra memuru görevini tam yapsa idi aslında haciz mahallinde avukat bulunma zorunluluğu da yoktur."

"Malatya'da arkadaşımıza ateş açıldı"

İcra memurlarının da üye olabildiği Adalet-Sen'in İstanbul Şube Başkanı Gökhan Özkan da birçok arkadaşlarının hacizlerde saldırıya maruz kaldığını, örneğin geçen yıl Malatya'da bir arkadaşlarına ateş açıldığını kaydederek, şöyle devam etti:

"Hacizlerde saldırı pandemi sürecinde arttı"

"En büyük sorun kolluk güçlerinin yetersiz kalması. Haciz mahalline polisle gidilmesi gerekir. Ancak büyükşehirlerde polis temini konusunda sorun yaşandığını biliyoruz. Bir an önce adli kolluk oluşturmalı."

Özkan, hacizlerde her dönem saldırının olduğunu ancak pandemi sürecinde bu tür olayların daha fazla arttığını da söyledi.

"Haciz travmatize edici bir deneyim olabiliyor"

Hacizlerin insanlar üzerindeki psikolojik etkisini Klinik Psikolog Dr. Melis Demircioğlu'na sorduk.

Demircioğlu, hacizin oldukça stresli bir yaşam olayı olduğunu belirterek, evine ya da işyerine haciz gelen insanların yaşadıkları duyguları şöyle anlattı:

"Kişinin borcu karşılığında malına el konulması, aslında mal ya da para yitirmenin ötesinde bir kayıp deneyimi. Haciz yaşayan insanlar kendileriyle ilgili inançlarında ya da bazı temel değerlerinde de kayıp yaşayabiliyor. Bunun çaresizlik, başarısızlık, yetersizlik, utanç gibi baş edilmesi güç duyguları da beraberinde getirebildiğini biliyoruz. Araştırmalar, ödeyebileceğinden daha yüksek miktarda borca sahip olmanın dahi en zorlayıcı olarak kabul edilen yaşam olayları listesinde ilk 10'da yer aldığını gösteriyor. Haciz ise hem bu zorlayıcı olayın uzun süreli yaşanmasını takiben geldiği hem de gerçekleşme şekline bağlı olarak travmatize edici bir deneyim olabiliyor."

"Haciz öfkeye neden oluyor ama saldırganlığa dönüşmesi kabul edilebilir değil"

 Haciz travmasının zorlayıcı diğer duyguların yanında kişide yoğun bir öfkeye de sebep olabildiğini belirten Demircioğlu, "Ancak bu öfkenin saldırgan davranışlar açığa çıkarmasının kabul edilebilir yanı olmadığı gibi, sorumluluğu yalnızca bireyin psikolojisine ya da haciz uygulamasına indirgemek de hatalı olur dedikten sonra sözlerini şöyle tamamladı:

"Burada saldırganın kişiliği, yetiştirilme tarzı ya da sorunlarla baş etme becerileri gibi etmenlerden sosyokültürel ve politik değişkenlere kadar bir dizi bireysel ve toplumsal faktörün rolü olduğunu göz önünde bulundurmak önemli. Aksi halde şiddeti meşrulaştırma ya da sistem eleştirisi yapma arasında iki uçta gidip geldiğimiz sonsuz bir kısır döngüde takılıp kalırız."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.