banner648

27 Mayıs 2022

'Elimizdeki siyasi ve hukuki araçlar, karşı karşıya olduğumuz göç olgusuyla baş edebileceğimiz imkanlar sunmuyor'

Turan, bu yıl “Göç ve Mülteci” ana başlığı altında gerçekleştirilen kurultayın sunuşunu yaparken, çok boyutlu bir olgu olan göçün hem uluslararası hem de ulusal düzeylerde titizlikle ele alınması gereken bir faaliyet olduğunu söyledi. Türkiye’nin zorunlu ve düzensiz göç yolları üzerinde bulunan konumunu ve halihazırda dünyada en çok sığınmacı ağırlayan ülke olduğunu hatırlatan Turan, etkin bir göç yönetimi stratejisi benimsenmesinin önemine dikkat çekti. Turan, göç yönetiminin hayati önem taşıyan unsurlarından birinin de meselenin hukuki boyutu olduğunu vurguladı.  

TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, 2000 yılından bu yana devam eden Ankara Barosu Hukuk Kurultayı geleneğini sürdüren Baro yönetimi ile Kurultay Yürütme Kurulunu kutlayarak başladığı açış konuşmasında, “ulusal ve uluslararası göç, zorunlu göç mağdurları, mülteciler, sığınmacılar, geçici koruma kapsamında olanlar” kavramlarına atıf yaparak “İnsanlık daha önce de büyük kitlesel göç hareketleri yaşadı ancak yukarıda saydığım kavramlar birer 20. yüzyıl icadıdır” dedi. Sağkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“20. yüzyıldan devraldığımız kavramsal miras, 21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamlamaya yaklaştığımız bu günlerde daha hararetle tartışılıyor. Zira âdeta bir uzatılmış 20. yüzyıl finali gibi yaşadığımız şu günlerde siyasi, sosyal, iktisadi, hukuki vb. gelişmeler kendilerini ifade etmekte yararlandığımız kavramsal çerçeveleri zorluyor ve insanlığın bu kavramlar çerçevesinde kurduğu yapıları sorgulatıyor. Bugün, adı konmamış vesayet savaşları sürse de, somut bir ‘dünya savaşı’ konsepti olmaksızın on milyonlarca insanın kitlesel bir göç hareketi içerisinde olduklarını görüyoruz. Bu sosyal olguyu bir yandan eski kavramlarımızla mülteci, sığınmacı şeklinde tarif etmeye çalışıyoruz ancak öte yandan eski kavramlarımıza dayalı olarak inşa ettiğimiz yapıların, uluslararası mekanizmaların, hatta yurttaşlık, insan hakları vb. şeklindeki diğer kavramların karşı karşıya olduğumuz olguyu karşılamakta yetersiz kalışına şahitlik ediyoruz.

Bugün -hangi kavramı tercih ediyorsanız- mülteci, sığınmacı, zorunlu göç mağduru, düzensiz/belgesiz ve/veya kaçak göçmen, nasıl adlandırılırsa adlandırılsın, bu meselenin aynı zamanda siyasi ve sosyal bir kriz olarak yaşanmasının sebeplerinin burada aranması gerektiğini düşünüyorum. Emperyalist politikalar dünyanın geri bırakılmış halklarının yaşadığı coğrafyaları çeşitli şekillerde talan ederken büyük bir göç dalgasına sebebiyet veriyor; bu göç dalgası ‘merkez’ olarak adlandırılan ülkelerde sosyal, siyasi ve iktisadi bazı sonuçlar doğuruyor, bir yandan ırkçılık düzeyine varan bir göçmen karşıtlığı yükseliyor, öte yandan saf  bir hayırseverlik düzeyinde ‘hümanizm’ dile getiriliyor; ve her halükârda, elimizdeki siyasi ve hukuki araçlar, bize, karşı karşıya olduğumuz olguyla baş edebileceğimiz imkanları sunamıyor.

Şahsen, karşı karşıya olduğumuz olağanüstü düzeydeki hareketliliğe tek bir kavramsal çerçeve, tek bir çözüm aracı ile karşılık verebileceğimizi düşünmüyorum. Ne zenofobik politikalara ne de ütopik bir ‘kardeşlik’ söylemine dayanarak bir hukuki çerçeve çizilebileceğini düşünüyorum. 21. yüzyıldaki göç ve mültecilik olgusunun ortak akla dayalı, bilimin süzgecinden geçmiş tartışmalara dayanarak ele alınabileceğini ve çözümün yöntemlerine bu şekilde ulaşabileceğimizi düşünüyorum.

Bu zorlu ve yakıcı konuyu gündem edinen Ankara Barosunun kıymetli yönetimini, Kurultay Yürütme ve Bilim Kurullarının kıymetli üyelerini, tebliğ sahibi konuşmacıları tebrik ediyor; yirmi beş oturuma yayılmış onlarca tebliğden oluşan Kurultay’ın soruna dair gerçekçi bir kavramsal çerçeve ve eğer mümkün olabilecekse çözüm yolları sunabilmesini ümit ediyorum.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.