banner696

16 Eylül 2022

Görme engelli avukata ifade 'eziyeti': Dört saat bekletildi...

Olayı avukat Yankı Büyüksezer, sosyal medya hesabından video paylaşarak duyurmuştu.

Fidan’ın anlattığına göre, dün (14 Eylül) Tophane’de kaldırımsız sokakta yürürken yoldan geçen bir otomobil sürücüsü bastonunu tekerlekleri altına alarak ezdi. Zarar gören bastonu kullanılamaz hale geldi. Sürücü olay yerinden hızla uzaklaştı.

Yargıtay içtihatlarına göre baston, görmeyenlerin vücudunun bir uzvu yerine geçiyor. Fidan da olay yerini gören kamera kayıtlarıyla Taksim Şehit Haşim Usta Polis Merkezi’ne gitti. Uzvunu (baston) kasten yaralayan ve zarar veren sürücüden davacı ve şikayetçi oldu.

Yedi yıldır avukatlık yapan Fidan’a engel önce polis, ardından savcıdan geldi. Savcı Fidan’ın gözleri görmediği için yanında bir refakatçi ya da avukat olmadan ifade veremeyeceğini iddia etti.

Başsavcı devreye girince olay çözüldü

Fidan ilgili yasal mevzuatı hatırlatarak, sadece ifade vereceğini müdafi veya haziruna gerek olmadığı konusunda ısrarcı davrandı. Savcı da tavrında ısrar edince İstanbul Barosu ve meslektaşları devreye girdi. Baro yönetim kurulu üyesi tarafından Cumhuriyet Başsavcısı arandı. Cumhuriyet Başsavcısının talimatıyla olay çözüldü. 4 saatlik sürecin sonunda Fidan, gerektiği gibi tek başına ifadesini verdi.

Olayın çözülmemesi halinde hiçbir şekilde hazirun ve müdafiyle ifade vermeyi kabul etmeyeceğini vurgulayan Fidan şöyle devam etti: “Delillerim net ve sağlamdı. Sadece başvuruda bulunmak için gittiğim polis merkezinde bu muameleyle karşı karşıya kaldım. Ya hazirunsuz, müdafisiz ifademi verecek ya avukatlık ruhsatımı yırtacaktım. Ben bir avukatım ve arkamda meslek örgütüm var. Sıradan bir kör olsaydım, hiç gerekmeyen bir uygulamaya maruz kalacaktım. Şikayetçi olarak gittiğim yerde yok yere bekletildim, dört saat kaybettim. Hakimler, savcılar mülakatla değil, liyakatle seçilip atansa böyle şeyler yaşanmaz.”

‘Noterler ve bankalarda sorunlar yaşıyoruz’

İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi Başkanı Av. Hüseyin Varol, “Görme engellilerin imza meselesi de ayrımcılık ve sağlamcılık bağlamında konuşulabilir” dedi. 2005’de çıkarılan 5378 sayılı kanun ile 2007’de imzaladığımız Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, imza da dahil olmak üzere alandaki sorunların çözümüne sağlıklı bir zemin oluşturdu. Kabul edilen temel kanunlarda yapılan değişikliklerle de görme engellilerin imzasına ilişkin ayrımcı ifadelerin tamamı temizlendi. Varol, buna rağmen noterler, bankalar gibi bazı kurumlarda sıkıntılar yaşamaya devam ettiklerini belirterek, şunları anlattı:

“Ama farklı bir boyutu deneyimliyoruz artık. Zira bir bankadaki personelin bilgisizliğini birkaç saatlik uğraşımızın ardından halledebiliyorduk. Ama geçen nisan ayında noterde ve bu olayda deneyimlediğimiz şey hukuk insanlarının mevzuattan bihaber olmaları. Bir kimsenin ifadesi alınırken başvurulacak temel kanun 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK). Sayın savcı keşke bir bilgisayarı eline alıp kanuna baksaydı. Kanunun hiçbir maddesinde, ‘görme engelliler için şöyle farklı bir usul uygulanır’ diye hüküm yok. İsteyen herkes CMK’yı indirip, Ctrl+f yaparak bu bilgiyi kontrol edebilir. Okur-yazar birinin erişebileceği bir bilgiye sayın savcı erişememiş veya erişmeye ihtiyaç duymamış.”

‘Görmeyen avukatlar kendilerini de savunabilir!’

Varol savcının ısrarının gerekçesini ‘komik’ buldu: “CMK’da geçen ‘kendisini savunamayacak ölçüde maluliyeti bulunan’ ifadesinden hareketle meslektaşımızın ifadesini bir avukat eşliğinde almak isteniyor. Üstüne şahit talep ediliyor. Bu, ‘sen tek başına şikayette bulunamazsın, irade beyanı ortaya koyamazsın’ demektir. Bu bakış açısının egemen olması durumunda görme engellilerin iş veya sosyal hayatın içerisinde var olabilmeleri mümkün değil. Bir de bunun absürt tarafı var. Söz konusu kişi (Fidan) bir avukat. Kendisini savunamayacağını söylediği kişi, başkalarını savunan, onların adına mahkemelere iştirak ederek müvekkillerinin haklarını müdafaa eden biri. Burada ayrımcılık, sağlamcılık ve kamu görevliliğinin ne yazık ki berbat bir karışımı var. Sayın savcı bir görme engellinin kategorik olarak kendini savunamayacağını düşünüyor. Bir de üzerine ‘aman ne olur olmaz yarın başımız belaya girmesin iki şahitle alın ifadesini’ diyor herhalde.”

‘Maden olmuyordu, sonra ne değişti?’

Hukuk fakültesini bitirip stajlarını tamamlayarak avukatlık ruhsatlarını aldıklarını hatırlatan Varol, şunları söyledi: “On binlerce sayfa okuduk ve okuyoruz. Kamu görevlileri sanki uzaydan kendilerinin önüne düşmüşüz de metni nasıl okuyacağımız gibi bir sorun varmış gibi kendilerince dahiyane çözümler arıyorlar. Ama Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz.  Kullandığımız cihazlar, programlar artık kimseden yardım dahi istemeden tek başımıza metinlere muttali olmamızı sağlıyor. Söz konusu olayda meslektaşımız metne muttali olabileceğini ifade etmesine rağmen savcının sağlamcılığını aşamadı. Sonrasında başsavcıya durum intikal ettirildi ve sorun en azından o an daha fazla tatsızlaşmadan çözüldü. Şimdi sayın savcıya sormak lazım madem olmuyordu da sonra ne ile değişti? Bir evrak üzerindeki irade beyanınızı gösteren işaret olan imzayı kimsenin icazeti ile atmayız. Avukat hangi metne niye imza koyduğunu bilir. İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi olarak alanda çalışan sivil toplum örgütleriyle, diğer şehirlerdeki baro temsilcileriyle, birlik yönetimimizle temas halinde bu sorunun ilanihaye çözümü için gerekli tüm adımları atacağız.” (Meduse Erşan / Diken)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.