10 Aralık 2019

İnsan Hakları Mücadelesini Sonsuz Bir İnançla Sürdüreceğiz

İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Deman Güler tarafından okunan açıklamanın ardından söz alan İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel "Her gün sokaklarda kadınlar katlediliyor, kanunlarda yer alan korumaların hayata geçirilmiyor; insanlarımızın, yurttaşlarımızın düşünceleri yüzünden cezaevlerine atıldığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, sessizliğe büründürülmek istendiği bir ülkeden söz ediyoruz. Basın açıklaması yapmak isteyen avukata saldıran polis memurunu yıllar sonra yargı karşısına çıkarabilen bir ülkeden söz ediyoruz. Önce seçebilirsiniz, burası demokratik bir ülke deyip, sandık başına giden insanların iradelerini kayyum dedikleri ne olduğu belirsiz ucubelere emanet eden, seçme seçilme hakkını ortadan kaldıran bir ülkeden söz ediyoruz. Ülkenin doğasını, taşını, toprağını, börtü böceğini, yaşanabilir ne varsa onları bir avuç rant uğruna peşkeş çeken bir ülkeden söz ediyoruz” dedi.

İşkencenin doksanlı yılları aratır şekilde yeniden hortladığını ifade eden Av. Özkan Yücel, gözaltında kayıpların olduğu, kayıpların uzun yıllar sonra yeniden Türkiye'nin gündemine girdiğini dile getirdi. Bu noktada insan hakları mücadelesinin dünden çok daha büyük bir önem taşıdığını söyleyen Av. Özkan Yücel,  “Çünkü artık bu mücadele, herhangi bir hak arama mücadelesinin ötesinde, siyasi iktidarın uygulamalarına bir karşı duruş, bir insanlık onuru duruşu, bir mücadele aracı haline geldi. İzmir Barosu olarak biz bundan asla vazgeçmeyeceğiz. İzmir'e bir borcumuz var, meslektaşlarımıza bir borcumuz var, İzmir’in yurttaşına bir borcumuz var, bu ülkeye bir borcumuz var. Bu borcu ödemenin yegane yolunun da mücadeleyi sonsuz ve sınırsız bir inançla sürdürmekten geçtiğinin farkındayız” dedi.

İzmir Barosu İnsan Haklarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Deman Güler tarafından okunan açıklama şöyle:

71  yıl önce bugün, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edildi. İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıntıları arasından demokrasiye, barışa, çoğulculuğa olan inançla yeni bir dünya mümkün diyenler Evrensel Beyanname' nin verdiği umutla yola çıktılar.

Bugün insan haklarının ulusal ve uluslararası alanda korunması için işleyen tüm mekanizmalar esas varlığını Beyanname'nin verdiği güçten alıyorlar.

Ne var ki 10 Aralık 1948'den bugüne ne ulusal mekanizmalar ne de evrensel hukuk insan haklarının tam manasıyla korunduğu bir dünyayı var edemedi.

En temel insan haklarından olan ekononomik, sosyal ve kültürel haklar daha ilk günden ihmal edildi. Eğitim, sağlık, iş gibi bir insan için olmazsa olmaz değerler dünyanın büyük bir kesiminde gözardı edildi. Yoksulluk ülkemizin de içinde bulunduğu pek çok coğrafyada hala en önemli meselelerden biri. Temiz suya ve gıdaya ulaşamayan milyonlarca çocuk bu açıklamanın okunduğu anda dahi ölmeye devam ediyor. Dünya nüfusundaki artışa paralel bir gıda üretimi yapılamıyor. Gıda ve su insanlara eşit şekilde dağıtılmıyor. Dünyanın en zengin 26 kişisinin serveti dünya nüfusunun yarısının toplam servetine eşit.

Evrensel Beyanname'de yer alan hak ve özgürlükler hala bir hayalden öteye geçemiyor. İfade hürriyeti başta olmak üzere birçok hak yaygın şekilde ihlal ediliyor. Basın özgürlüğü konusunda 71 yılda bir adım yol gidemeyen devletler var. Adalete erişim ve adil yargılanma hala büyük bir sorun. Hukuk yurttaşların özgürlüklerini koruyarak onlara barışçıl bir yaşam ortamı yaratmak yerine bir baskı aracı olarak kullanılıyor. İnsanın insana eziyetinin en acı hallerinden biri olan işkence ise dünyadaki varlığını sürdürüyor.

Kadınlara yönelik ayrımcılık dünya üzerinden silinmedi. Engelliler, mülteciler, çocuklar, LGBTİ bireyler hak ve özgürlüklerinin korunmadığı bir dünyada hayatta kalma savaşı veriyorlar.

Türkiye de işte bu genel tablonun içinde insan hak ve özgürlükleri bağlamında kendisine en arka sıralarda yer bulmuş durumda. Dünyada en çok gazetecinin, en çok avukatın, en çok parlamenterin cezaevinde olduğu ülkeyiz. Hukuk devleti endeksinde onlarca Afrika ve Asya ülkesinin bile gerisine düşmüş durumdayız.

İşte böylesine bir ortamda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni daha çok savunmak, bildirgenin ortaya koyduğu hak ve özgürlükleri herkese tanıtmak ve yurttaşların hak bilincine sahip çıkması için tüm gücümüzle çalışmak zorunda olduğumuza inanıyoruz.

İzmir Barosu 111 yıldır sürdürdüğü demokrasi ve hukuk devleti mücadelesini bugün İzmir İnsan Haklarının Başkenti vizyonuyla taçlandırmış durumdadır.

İzmir'de başlattığımız mücadele ile önce kentimizi, sonra ülkemizi en sonunda tüm bölgemizi insan haklarının tam manasıyla uygulandığı bir barış coğrafyası haline getireceğiz. Bu umut ve inançla 10 Aralık İnsan Hakları Gününü ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 71. yılını kutluyoruz.

İzmir Barosu Başkanlığı


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.