01 Mart 2022

O yönetmelik Danıştay'a taşındı: 'Çevreyi korumak vicdani ödevimiz...'

ZEYTİNLİK ALANINDA MADEN

1 Mart tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle zeytinlik alanlarda şartlı da olsa madencilik faaliyetlerinin yapılmasının önü açıldı.

Yönetmeliğe göre, madencilik faaliyetlerinin tapuda ‘zeytinlik’ olarak kayıtlı olan bölgelerde olması ve başka alanlarda yürütülmesinin mümkün olmaması durumunda faaliyeti yürütecek kişi, bitiminde rehabilite edeceğini taahhüt etmesi şartıyla zeytinlikleri kullanabilecek.

YÖNETMELİĞİN İPTALİ İÇİN DAVA

Kamuoyunda tepki toplayan bu Yönetmeliğin iptali için Avukat Hakları Grubu İzmir Sözcüsü Avukat Hüseyin Karakoç ve davada vekilliğini üstlenen Avukat Uğur Erdoğan ve Avukat Sergen İlter tarafından dava açıldı.

VİDANİ GÖREVİMİZ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından çıkarılan Yönetmeliğe karşı Danıştay'da iptal davası açan Avukat Hüseyin Karakoç şunları ifade etti: "Richard St. Barbe Baker'ın da dediği gibi; 'Bir ulusun gerçek zenginliği, ağaç örtüsüyle ölçülebilir.' Zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılarak yok edilmesine dönük Yönetmeliği kabul etmiyoruz. Çevremizi, doğamızı, ağaçlarımızı, geleceğimizi ranta teslim etmeyeceğiz. Çünkü çevreyi korumak vicdani ödevimizdir."

Danıştay'a sunulan dilekçe şöyle;

DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA

Yürütmenin Durdurulması ve Savunma Sürelerinin Kısaltılması Taleplidir.

Duruşma İstemlidir.

DAVACI: Hüseyin KARAKOÇ

VEKİLLERİ: Av. Uğur ERDOĞAN - Av. Sergen İLTER

DAVALI: Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı - ANKARA

KONUSU: 01.03.2022 tarihli ve 31765 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin evvela yürütülmesinin durdurulması ve akabinde iptaline karar verilmesi talebi hk.

TEBLİĞ TARİHİ: 01.03.2022

I. SOMUT OLAYIN ÖZETİ:

1. 01.03.2022 tarihli Resmi Gazete'de Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlanmıştır. Dava konusu Yönetmelik ile Maden Yönetmeliğinin 115. maddesine şu fıkra eklenmiştir:

"Ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlara denk gelmesi ve faaliyetlerin başka alanlarda yürütülmesinin mümkün olmaması durumunda madencilik faaliyeti yürütecek kişinin faaliyetlerin bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini taahhüt etmesi şartıyla Genel Müdürlük tarafından belirlenen çalışma takvimi içerisinde zeytin sahasının madencilik faaliyeti yürütülecek kısmının taşınmasına, sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Bakanlıkça izin verilebilir. Zeytin sahasının taşınmasının mümkün olmadığı durumlarda sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Bakanlıkça izin verilebilmesi için madencilik faaliyeti yürütecek kişinin madencilik faaliyetleri bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini ve Tarım ve Orman Bakanlığınca uygun görülecek alanda dikim normlarına uygun, faaliyet yürütülecek saha ile eşdeğer büyüklükte zeytin bahçesi tesis edeceğini taahhüt etmesi zorunludur. Bu fıkra kapsamında zeytin sahasının taşınmasına ilişkin tüm masraflardan ve zeytin sahasının taşınmasından kaynaklanan tüm taleplerden madencilik faaliyeti yürütmesi yönünde lehine karar verilen kişi sorumludur. Bu fıkra kapsamında zeytin sahasının taşınmasına ilişkin usul ve esaslar Tarım ve Orman Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça, zeytin bahçesi tesis edilmesine ilişkin usul ve esaslar Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenir.”

2. İlgili Yönetmelik incelendiğinde görüleceği üzere zeytinlik alanlarında madencilik faaliyetlerine davalı Bakanlık tarafından izin verilebileceği düzenlenmiştir. Aşağıda detaylı olarak açıklanacağı üzere ilgili Yönetmelik, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, Anayasanın Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması başlıklı 56. maddesi, Anayasanın Tarım, Hayvancılık ve Bu Üretim Dallarında Çalışanların Korunması başlıklı 45/1 maddesi ve 01.12.2009 tarihli ve 5929 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan ve 20.2.2010 tarih ve 27499 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2005 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşmasına açıkça aykırı olup telafisi güç ya da imkansız zararların ortaya çıkmasına sebebiyet verecek niteliktedir. Bu nedenle dava konusu yönetmeliğin öncelikle  yürütmesinin durdurulması ve akabinde iptaline karar verilmesi gerekmektedir.

II. DAVA SEBEPLERİ VE HUKUKİ GEREKÇELENDİRME

A.USUL YÖNÜNDEN 

1.) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olma durumlarından dolayı menfaatleri ihlal edilenlerin iptal davası açabilecekleri düzenlenmiştir.

Dava konusu Yönetmelik Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan tüm vatandaşların doğanın korunması ve geliştirilmesi yönündeki istek ve arzularını etkilemektedir. İdare hukuku anlamında menfaat ihlali kavramı geniş yorumlanmalıdır. Doğrudan zarar görme ya da hak ihlali gibi dar bir değerlendirme yapılmamalıdır. Birçok insanın büyüyüp geliştiğine tanıklık edettiği zeytin ağaçlarının tahrip ve yok edilmesine sebebiyet verecek işbu yönetmelik menfaat ihlaline yol açmaktadır.

2.) 2575 sayılı Kanun'un 24/1-c bendinde, Danıştayın, Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davalarında ilk derece mahkemesi sıfatıyla görevli olduğu düzenlenmiştir. Dava konusu  yönetmelik ülke çapında uygulanacak ve etkisini gösterecektir. Bu nedenle işbu dava Danıştay nezdinde açılmıştır.

B. ESAS YÖNÜNDEN 

1. Anayasanın 56. maddesi uyarınca, "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir."

2. Anayasanın 45. maddesi uyarınca, "Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi arttırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır."

3. İnsan yaşamını var eden doğanın zarar görme ihtimali karşısında mücadele etmek ve gerekli önlemleri almak devlet ve vatandaşların birlikte yüklendikleri vazgeçilemez bir ödevdir. Anayasa çevrenin korunmasını mutlak olarak koruma altına almıştır. 

4. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 20. maddesi şu şekildedir:

"Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır."

5. 1939 tarihli bu Kanun Türkiye'de bir ağaç türü hakkında düzenlenmiş ilk kanun olma özelliğine sahiptir. 83 yıl önce zeytin ağaçlarının korunması, sağlıklı bir ortamda gelişmesi adına düzenlemeler yapılırken günümüzde doğayı tehdit etmekten öteye geçmeyen düzenlemelerin yapılıyor olması vicdani sorumluluğumuzu daha da arttırmaktadır.

6. İlgili hükümlerin tetkiki ile somut olayımıza dönecek olursak;

- Dava konusu Yönetmeliğin incelenmesiyle de görüleceği üzere elektrik üretme amaçlı madencilik faaliyetlerinin zorunlu kılması durumlarında tapuda zeytinlik olarak kullanılan arazilerin madencililik faaliyeti maksadıyla kullanılabileceği ve sonrasında zeytinlik arazinin rehabilitasyonunun yapılacağı ya da taşınacağı düzenleme altına alınmıştır.

- Oysa yukarıda zikredilen Kanun maddesinden hareketle zeytinlik alanların en az 3 kilometre çevresinde bu alanlara zarar verecek hiçbir faaliyetle bulunulmaması gerekmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin uygulanması durumunda ise zeytin ağaçları ortadan kaldırılarak  bu alanlar maden faaliyetleri için kullanılmaya başlayacaktır. 

- İlgili düzenleme zeytin ağaçlarının taşınmasından, zeytinlik alanın maden faaliyetleri sonrası reabilite edilmesinden, yeniden fidan dikimi yapılmasından bahsetmektedir. Ancak belirtilen bu hususlar yalnızca bir temenniden öteye geçmeyecektir. Zeytin fidanının büyümesi ortalama 20 yıldır. Bir zeytin ağacı ise ortalama 300 sene ömre sahiptir. Dünya üzerinde 2000 yıllık zeytin ağaçları mevcuttur. Zeytin ağacı Anadolu için ölümsüzdür, yurdun en eski sakinleridir. Bu anlamda bir zeytinlik alanda madencilik faaliyeti yapılacak olursa, bu alanların yeniden rehabilite edilebilmeleri yahut zeytinlik olarak kullanılabilmeleri mümkün olmayacaktır.

- Açıkça görüleceği üzere dava konusu Yönetmelik Anayasanın 56. maddesi ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 20. maddesine aykırı olarak ihdas edilmiştir. Bu nedenle iptali ve uygulanması durumunda geri dönüşü mümkün olmayan zararlar doğuracağından yürütmesinin durdurulması gerekmektedir.

- Nitekim Danıştay 8. Dairesi 19.02.2015 tarih ve E: 2012/6113, K: 2015/998 sayılı kararında Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin 23. maddesinde aynı isimli kanuna aykırı olarak değişiklikler öngören düzenlemeyi belirttiğimiz gerekçelerle iptal etmiştir. İlgili bölüme aşağıda yer verilmiştir:

"...Diğer taraftan maddenin kalan kısmında getirilen düzenleme ile, alternatif alan bulunmaması ve Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’na uygun olması koşuluyla, zeytinlik sahalarda, jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımlarının yürütülebilmesi, enerji üretim tesislerin kurulabilmesi, madencilik, petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetlerinin yapılabilmesi mümkün hale gelmekte; ayrıca, çerçevesi ve sınırları belirtilmeksizin, Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plan ve yatırımlar ile savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçların gerçekleştirilmesi imkanı getirilmektedir. Yönetmeliğe temel olan 3573 sayılı Kanun'un yukarıda alıntısı yapılan 20. maddesine bakıldığında, zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesisin yapılamayacağı ve işletilemeyeceği, bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmelerinin kurulmasının ise Bakanlığın iznine tabi olduğu görülmektedir. Bir başka ifadeyle, 3573 sayılı Kanun'un geneline yaygın koruyucu hükümler de dikkate alındığında, zeytinlik sahalarda ve bu sahalara üç kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası ve küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri dışında kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran bir tesisin yapılması mümkün değildir. Kaldı ki, 3573 sayılı Kanun'da Yönetmeliğin 23. maddesinde sayılan tesislere belli şartlar altında dahi izin verilebileceği yönünde hiçbir hükme yer verilmemiştir. Bununla birlikte, zeytinlik alanların daraltılamayacağı yönündeki hükme istisna olarak gösterilen belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşmanın zeytinlik alanının % 10’unu geçemeyeceği hükmü de dikkate alındığında; elektrik üretim tesisi, petrol ve doğal gaz arama işletmeleri gibi büyük ölçekli tesislerin anılan yapılaşma oranını ne şekilde sağlayacağı da açıklanabilir olmaktan uzaktır. Sonuç olarak, Yönetmeliğin 23. maddesinin yukarıda belirtilen kısmı, Yönetmeliğin temel aldığı Kanun hükümlerini aşan ve Kanun'un gözettiği koruma amacına aykırı hükümler içermektedir. Ayrıca, elverişli alanlarda zeytinliklerin kurulması ve mevcut ürün miktarı ve kalitesinin yükseltilmesi amacıyla çıkarılmış olan Yönetmeliğin, zeytinlik alanların belirlenmesini asgari bir büyüklük koşuluna bağlayarak bu büyüklüğün altında kalan zeytinlikleri, zeytinlik saha olarak kabul etmemek suretiyle Kanun'un sağladığı korumanın dışında bırakması ve zeytinlik alanlarda Kanun'un hiçbir şekilde izin vermediği, kimyasal toz ve atık bırakacağı tartışmasız olan madencilik, enerji üretimi gibi faaliyetlerin yürütülmesine imkan tanıması, Yönetmeliği, varlık amacına aykırı düzenlemeler içermesi nedeniyle kendi içinde çelişkili bir duruma getirmektedir. Açıklanan nedenlerle; dava konusu Yönetmeliğin; 4. maddesinde yer alan "Zeytinlik Saha" tanımının ve 23. maddesinin diğer kısmı yönünden ise iptaline, oy birliği ile karar verildi..."

- Yine Danıştay 6. Dairesi 28.10.2014 tarih ve E:2014/7272 sayılı kararında, zeytinlik alana termik enerji santrali kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararını açıkça mevzuata aykırı olması gerekçesi ile iptal etmiş ve yürütmenin durdurulması kararı vermiştir. Söz konusu karar, zeytinlik alanlarda neden farklı iş kollarına ilişkin faaliyet yürütülemeyeceğinin esasını ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir. Kararın ilgili bölümü aşağıda aynen aktarılmıştır:

"Termik enerji santralı kurulacak olan alanın zeytinlik alan olması, bu alanda enerji santrali kurulmasına olanak sağlayan Yönetmelik hükümlerinin yürütmesinin durdurulması ve bu sahanın amacı dışında kullanılmasına izin verilmemesine karşın, taşınmazlar için kamu yararı kararı alınması ve acelelik yoluyla el konulmasına olanak bulunmamasının yanı sıra zeytinlik alanın oluşturduğu bütünlük ve dava dilekçesinde ileri sürülen hususlar dikkate alındığında, davacıların dava açma ehliyetinin, bulunduğu daha sonra da asliye hukuk mahkemesinde acele el koyma kararları verilmesi üzerine kararların uygulanmasına gidildiği göz önüne alındığında davanın süresi içerisinde açıldığı, aksi yöndeki iddiaların ise yerinde olmadığı görülmüştür. Termik santral yapımı amacıyla planlamaya konu edilemeyen ve bu amaçla kullanılmasına da izin verilmeyen alanda, kamu yararı kararı alınarak acele kamulaştırma yoluna gidilmesine, yukarıda yer verilen mevzuata göre olanak bulunmadığından, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Termik enerji santralı kurulacak olan alanın zeytinlik alan olması, bu alanda enerji santrali kurulmasına olanak sağlayan Yönetmelik hükümlerinin yürütmesinin durdurulması ve bu sahanın amacı dışında kullanılmasına izin verilmemesine karşın, taşınmazlar için kamu yararı kararı alınması ve acelelik yoluyla el konulmasına olanak bulunmamasının yanı sıra zeytinlik alanın oluşturduğu bütünlük ve dava dilekçesinde ileri sürülen hususlar dikkate alındığında, davacıların dava açma ehliyetinin, bulunduğu daha sonra da asliye hukuk mahkemesinde acele el koyma kararları verilmesi üzerine kararların uygulanmasına gidildiği göz önüne alındığında davanın süresi içerisinde açıldığı, aksi yöndeki iddiaların ise yerinde olmadığı görülmüştür. Termik santral yapımı amacıyla planlamaya konu edilemeyen ve bu amaçla kullanılmasına da izin verilmeyen alanda, kamu yararı kararı alınarak acele kamulaştırma yoluna gidilmesine, yukarıda yer verilen mevzuata göre olanak bulunmadığından, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık görülmemiştir."  

7. Anlaşılacağı üzere davaya konu Yönetmelik açıkça hukuka aykırıdır. Öte yandan söz konusu Yönetmeliğin uygulanması durumunda zeytinlik alanların tahrip olacağı, zeytin ağaçlarının yok olma tehdidi ile karşı karşıya kalacağı, bu durumun çevresel etkiler de nazara alındığında doğamıza ciddi zarar vereceği gerçeği karşısında telafisi imkansız zararlar yol açabileceğinin kabulü gerekir. Bu sebeple 2577 sayılı Kanunun 27/II hükmü uyarınca dava konusu yönetmeliğin yürütülmesinin durdurulması gerekmektedir.

NETİCE VE TALEP: Yukarıda izah edilen ve re'sen gözetilecek sair hususlar ile birlikte davamızın kabulüne, dava konusu Yönetmeliğin yürütülmesinin durdurulmasına, akabinde ilgili yönetmeliğin iptaline, savunma ve cevap verme sürelerinin İYUK m.27 gereğince kısaltılmasına, yargılamanın duruşmalı olarak yapılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin  davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımızla talep ederiz. 01/03/2022

Davacı Vekili
Av. Sergen İLTER
(E-İmzalıdır)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Avukat 10 ay önce

Daha evvel çevreye ilişkin bir idari dava açmadıkları belli oluyor. Yıllardır hiç ilgi göstermedikleri, hiçbir noktasında görülmedikleri bir alana, önümüzdeki baro seçimleri için olduğunu düşündürecek şekilde birden ilgi duyulması ve ertesi gün karga uyanmadan dava açılması, aman ilk davayı hemen açalım telaşı çok sırıtıyor. Samimi bir iş değil. Şahıs, kurumların ve ömrünü çevre mücadelesine vermiş avukat ve stk'larında dava açacağını tahmin ediyordur ki, öyle olacak. İlk davayı açmışlar. Bravo. Nasıl olsa daha iyisini diğerleri yapacak.