'Şiddet mağduru kadın uzlaşamaz'

Eskişehir'de yaşayan bir kadın, boşanmakta olduğu eşinin kendisine karşısı hakaret ve tehdit ile huzur ve sükunu bozma suçunda bulunduğunu belirterek şikâyetçi oldu. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosu, Avukat Pınar Çelik Arpacı’yı uzlaştırmacı atadı. Arpacı, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne göre kadına şiddet suçunun uzlaştırmacıya gönderilemeyeceğini savunarak dosyayı iade etti. Avukat Pınar Çelik Arpacı, “Eşitler bir masa etrafında bir konuyu tartışıp uzlaşabilir. Ancak ülkemizde ve dünyada kadın-erkek arasında büyük bir eşitsizlik varken, uzlaşma kurumu kadınların şikâyetinden vazgeçirme mekanizmasına dönüşecektir. Toplumsal ve yargısal baskıyla kadınların uzlaşmak zorunda bırakıldığı bir hukuk sisteminin önüne geçmek için İstanbul Sözleşmesi’nde zorunlu uzlaşma yasaklanmıştır” dedi.

İŞTE 48’İNCİ MADDE

Avukat Arpacı’nın dayanak gösterdiği, sözleşmenin 48/1’inci maddesinde ise şöyle deniyor: “Taraflar bu sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddet olayıyla ilgili olarak, arabuluculuk ve uzlaştırma da dahil olmak üzere, zorunlu anlaşmazlık giderme alternatif süreçlerini yasaklamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.”

BAKANLIK: O SUÇUN KAPSAMI FARKLI

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı Adalet Bakanlığı’na göndererek görüş istedi. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 1 Temmuz 2019’da verdiği yanıtta, altsoy, üstsoy, eş veya kardeşe karşı işlenen kasten yaralama suçunun uzlaştırma kapsamına girmediği anlatıldı. Eş kavramından resmi nikâhlı eşin anlaşılması gerektiği, dini nikâhlı evliliklerin ve birlikteliklerin dahil olmadığı ifade edildi. Yargıtay 4’üncü Ceza Dairesi’nin ‘eşi tehdit’ suçunda uzlaştırma yolunu işaret ettiği kaydedildi. Bu tespitler ışığında, kadına yönelik şiddet içeren tüm suçların uzlaştırma kapsamında kalmadığı, mağdur kadınlar yönünden alternatif çözüm yolu olan uzlaştırmanın uygulanamayacağına dair hükmün bulunmadığı vurgulandı. Kadına karşı hakaret, tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarında uzlaştırmanın uygulanabileceği vurgulandı. (İsmail Saymaz / Hürriyet)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kamuran Duman 1 hafta önce

Aile yapısı kalmadı yakında avukatlar boşanma davası bulamayacaklar. Evlilik şu anki yasalara göre angaryadır.

Avatar
Adım İNSAN 3 gün önce

Kısa adı İstanbul Sözleşmesi olan metnin uzun ismi, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi”dir.Açıkça söylüyoruz;
1-)Sözkonusu sözleşmenin en başta adı ve sonra içeriğindeki birçok madde EVRENSEL HUKUK NORMLARI,İNSAN HAKLARI,VİCDAN ve ADALET(HAKKANİYET) dediğimiz kavramlar ile örtüşmemektedir.
2-)Sözkonusu sözleşme İnsanlara (Kadınlara ve Erkeklere) Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi şeklinde ad veya başlık ile yeniden ele alınarak düzenlenmeli ve yeniden imza altına alınmak üzere ilgili yerler ile irtibata geçilerek teklif sunulmalıdır.
3-)Avukat hanımefendi TÜRKİYE TOPLUMU'nun veya Kamunun Yararını gözeten DOGRUSAL bir yaklaşım sergilememiştir kanımızca.Vicdan sahibi insanların vicdanlarının,bu şekildeki yaklaşım,tutum ve davranışları kabul etmesi mümkün değildir.
Buradan Gerçek anlamda ADALET duygusunu VİCDANLARINDA barındıran tüm herkese her insana soruyoruz?
TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nde ERKEK tarafından KADIN (BAYAN)'a yönelik her tür şiddet sözkonusu da,KADIN (BAYAN) tarafından ERKEĞE yönelik her tür şiddet sözkonusu değil mi?

Avatar
Hayret Buyurun Buradan Yakın.. 3 gün önce

Ha yani Devletin kanımızca,toplumun yararına olduğuna inandığımız bu uygulamasına da,hemen bi yerlerden bi kılıf bulup ediştirip adeta olmaaaz diye tavır takınıyorsunuz hukukçu kimliğinizle..Niçin bu şekilde bir yaklaşım sergilediğini zaten bilen biliyor da ben açıkça söyleyeyim.Kalmasın içimde...!
Nefsinizin veya Şeytanın hakimiyeti ve kontrolüne girerek kibir sergileyerek insanlığa kötülük yapıyorsunuz..