banner628

02 Eylül 2021

Vatandaş yargıya güven sorunu yaşıyor!

“Bağımsız, tarafsız, teminatlı ve nitelikli yargı o derece önemlidir ki, birey ve topluma güven verir”

Prof. Dr. Ersan Şen; “Yeni Adli Yıl kutlu olsun. Adaletin herkes için işlediği bir yıl olsun. Dürüst, güvenilir, haksızlıktan uzak duran, yüksek adalet duygusu ve düşüncesiyle hareket eden, hukukun evrensel ilke ve esaslarına bağlı, Millet adına karar veren bağımsız ve tarafsız Yargı Erki çok mühimdir. Günümüz tartışması; kamu düzeni ile birey hak ve hürriyetlerinin korunması arasındaki dengenin kurulması, bu anlamda kamu düzeninin ve temel hak ve hürriyetlerinin de korunması amacıyla, bireyin hak ve hürriyetine ne kadar müdahale edilebileceğinin tespiti, bu konuda her iki taraf açısından da, gerek hukuk kuralları ve gerekse uygulama itibariyle aşırıya kaçılmaması, hak ve hürriyetlere yönelik sınırlama hükümlerinin düzenlenmesinde ve bunların tatbikinde keyfi kullanımın, otoritenin kendi gücünü pekiştirmek maksadıyla hareket etmesinin ve “eşitlik” ilkesi ihlallerinin önüne geçilmesi sorunlarından ibarettir. Bu sorunların çözümünde yasama, yürütme ve yargı erklerinin tümüne görev ve sorumluluklar düşmektedir. Bu kuvvetlerin birbirlerine üstünlük sağlamak yerine, kişi hak ve hürriyetlerinin korunması ve kullanılması noktasında önemli çabalar sarf etmeleri gerektiğine inanmaktayız. Siyaset yargıya karışmamalı, yargı da siyasetten uzak durmalıdır. Yargı, hukukun ilke ve esasları ile adaleti temel alıp, herkese eşit mesafede durmalıdır. Aksi halde, bazı zamanlarda bazı kişi ve olaylar hakkında verilen isabetli kararlar bile eleştirilmekten ve “yanlı karar” olarak itham edilmekten kurtulamaz. Bu sebeple yargı erki, hukuk kuralları ve adaleti her zaman ve herkese eşit olarak uygulamak zorundadır. Bunun aksi de düşünülmemeli, çünkü aksi düşüncelerin “hukuk devleti” ilkesi ile çelişkisi ve yargıya duyulan güveni sarsıcı etkileri kaçınılmazdır. Bu olumsuzluk, zaman içinde herkesi etkiler ve toplum “hukuk devleti” ilkesinin özünden ayrılma tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir. Bağımsız, tarafsız, teminatlı ve nitelikli yargı o derece önemlidir ki, birey ve topluma güven verir. Güven ortamı ise, bir ülkenin vazgeçilemez ilerleme ve gelişme kaynağıdır. Bu anlamda yargı erki; zengin-yoksul, güçlü-zayıf ve sair özelliklerden hareketle ayırım yapmamalı, kim olursa olsun herkesin güvencesi olmalıdır.”

“İnsanlar yargının işlediğini düşünüyorlar, fakat yargıya güven sorunu yaşıyorlar”

“Hakimlerimiz; her ne kadar yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını olumsuz yönde etkileyebilecek kural ve uygulamalar olsa da, kararlarını verirken önlerine gelen meselelerin kişi hak ve hürriyetleri üzerinde olumlu veya olumsuz sonuçlar doğuracağını göz ardı etmemelidirler. Hakim, önüne gelen meselede tüm şahsi düşünce ve inançlarından sıyrılarak, kararlarını hukukun evrensel ilke ve esasları çerçevesinde vicdani kanaatine göre vermelidir. Bir hakim, sonucu ne olursa olsun hiçbir tarafın telkin ve etkisi altında kalmaksızın hukuk kurallarının uygulanması suretiyle adaletin yerine getirilmesine hizmet etmelidir. Hakime vaat edilecek veya sunulacak hiçbir paye, tarafsız, hukukun ilke ve esasları çerçevesinde verilmesi gereken yargı kararının önüne geçemez. Hakim, her koşulda tarafsızlığını göstermeli, tarafsız görünmeli ve yargıladığı kişi de bunu bilip inanmalıdır. Hiç kimse ve hiçbir müessese hukukun üstünde değildir. Herkes, hukuk kurallarına bağlı olmak ve bu kurallar gereğince hareket etmek zorundadır. Kişilerin yetkilerini, kendisinin veya birilerinin menfaatleri doğrultusunda kullanmaması esastır. Hangi yer ve makamda olursa olsun hukukçu, hukukun üstünlüğünü kabul etmek, önyargılı davranmamak, hukukun evrensel ilke ve esaslarına bağlı kalmak, kararlarını da sadece soyut yasal gerekçelerle değil, maddi gerekçelerle tarafsız bir şekilde vermek zorundadır. Hukuk devleti, eşitlik ve adalet ancak bu sayede korunabilir. Birey, toplum sözleşmesi çerçevesinde iyi hukuk kuralı, eşit ve dürüst uygulama isteme hakkına sahip olup, kamu kudreti kullanıcıları da bunu yerine getirilmesini sağlama yükümlülüğü altındadırlar. İnsanlar yargının işlediğini düşünüyorlar, fakat yargıya güven sorunu yaşıyorlar. Toplum özellikle siyasetin yargı üzerinde etkili olduğuna inanıyor ve bunu bir algı olarak da kabul etmeyip, olgular ile ortaya koyuyorlar. Siyasi nüfuz ve güçlünün, zengin olanın yargı üzerinde etkili olduğuna dair bir kabul var. Bunun kırılması gerekiyor. Hukuk güvenliği hakkı ve adalet herkes için işlemelidir. Hukukun evrensel ilke ve esasları kağıt üzerinde bırakılmamalı, herkese uygulanmalıdır. Örneğin; “kanunilik” ilkesi ve hukuki öngörülebilirlik, Anayasa m.13, m.38, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.7 ve TCK m.2 ile güvence altına alınmıştır. Hiç kimse, kanunda suç sayılmayan ve karşılığında ceza gösterilmeyen fiilden dolayı suçlanıp cezalandırılamaz.” ifadelerini kullandı.

"Türkiye’de adli tatile ihtiyaç bulunmamaktadır"

Kayseri Barosu Başkanı Av. Cavit Dursun; “Adli yargı yılı açılışı, adliye mensuplarından ziyade vatandaşları ilgilendirmektedir. Bu sebeple vatandaşlarımızın yeni adli yargı yılının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bunu uzun zamandan beri söylüyoruz artık Türkiye’de adli tatile ihtiyaç bulunmamaktadır. Adli tatille ilgili düzenlemenin kaldırılarak, adliyede de normal bir izin sistemine geçilmesi gerekmektedir. Zira 40 gün boyunca adliyede vatandaşa verilen hizmetlerde ciddi aksama yaşanmaktadır. Özellikle pandemi sürecindeki yasaklarla birlikte son 1.5 yıldır davalarda ciddi bir yığılma ve gecikme söz konusu. Yargı yönetimin hizmetkârıdır. Her zaman tüm hâkim, savcı, meslektaşım olan yargı çalışanlarına söylemim şu oldu; biz yargı olarak vatandaşın hizmetkarıyız bu sebeple bu hizmetin en hızlı ve güzel şekilde verilmesi için yargı mensuplarının, hakimlerin, savcıların mesai saatlerine harfiyen uyması gerekmekte. Hiçbir şekilde gecikme olmamalıdır. Geciken adalet, adalet değildir. Vatandaşlar adliyeye gelmeye, saatlerce beklemeye mahkûm edilmemelidir. Yargıda şu an en acil çözülmesi gerekilen konu budur.” 

“Twitter aldığı beğeni sayısı ile yargı yapılıyor”

"Yargıdaki tüm sorunların kökünde yargı bağımsızlığı ve ülkemizdeki hukuk devleti eksikliği yatmaktadır. Yargı üstündeki siyasi baskı sonlandırılmalı ve yargı bir erk olarak kabul edilmeli ve yargıya saygı duyulmalıdır. En büyük eksikliklerden birisi hukuk eğitimidir. Aşırı sayıdaki hukuk fakültesi sayısı, kontenjanlar, akademisyen eksikliğidir. Bu durum yargıda büyük bir yozlaşmaya sebebiyet vermektedir. Özellikle ülkemizde bir müddetten beridir kuvvetler ayrılığı sisteminden, kuvvetler birliği sistemine geçiş yapılması yargının bağımsızlığını, yargının bir erk olması hususunu aşırı şekilde zedelemektedir. Vatandaşların algısı bu noktada çok önemli. Maalesef ki son yıllarda yargının üstündeki siyasi baskılar, barolar ve avukatlar üzerinde tahakküm kurma çalışmaları vatandaşların nezdinde sanki yargıyı sosyal medya üzerinden yürütüyor olmasına sebebiyet vermekte. Atılan twitter aldığı beğeni sayısı ile yargı yapılıyor gibi bir algı yürütülmektedir. Bu durumun siyasi iktidardan, yargı mensuplarından kaynaklanan sebepleri var. Yargının bir erk olarak görülüp, iktidarın taahhüt ettiği yargı reformu strateji belgesindeki ilkeleri uygulaması ve benimsemesi gerekmektedir." ifadelerini kullandı. 

“istinaf mahkemeleri yargılamaları yavaşlatmakta”

Prof. Dr. Murat Balcı; “Yeni adli yılda adli ve hakkaniyetli kararlar verilmesini diliyorum. Tabii ki vatandaşımız hukuktan hızlı çözüm bekliyor, dolayısıyla yeni adli yılın hızlı ve adli çözümler üreten bir yıl olmasını diliyorum. Bu anlamda özellikle istinaf mahkemeleri yargılamaların hızlanması için kurulmuş olmasına rağmen yargıyı yavaşlatan bir hale dönüşmüştür. Dolayısıyla öncelikle istinaf mahkemelerinin iş yükünün hafifletilmesi için gayret sarf edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir taraftan etkin bir adalet sistemi gerekli. Adaletin işlemesi için tüm kurum ve kuruluşlar adalete yardımcı olmalı. En önemlisi de hukukun en temel gayelerinden birisi ve Alman Anayasasının 1. Maddesi ‘İnsan onurunun korunması’. Dolayısıyla yeni adli yılda insan onurunu koruyucu nitelikte kararlar verilmesi ve insan onurunu ağır şekilde rencide eden, zedeleyen, temel hak ve özgürlüklere ağır darbeler vuran sosyal medya kaosunun acilen düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu alanda TBMM tarafından düzenleme yapılması ve kanun çıkarılması, buradaki insan hakları ihlallerinin, özellikle insan onuruna dokunan ihlallerin acilen çözüme kavuşturulması gerektiğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. 

“Adaletin ne olduğunu aslında vatandaşa sormak lazım”

Av. Şevki Lülecioğlu; "Her adli yıl başlangıcında yargı mensupları, avukatlar ve akademisyenler hukuk sisteminin sorunları üzerinde görüşlerini, eleştirilerini ve önerilerini dile getirirler. Hemen her yıl tekrar eden bu törensel durum değişmeyecek ve görünen o ki bu adli yıl başlangıcında da bir farklılık olmayacak. Bu tür platformlarda görüş açıklayan hemen her hukukçu hitabında Türk adliyesinin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin hakikatimizi bütünüyle kucaklamaya ne imkân bulur ne güç yetirir. Adaletin ne olduğunu, ne olmadığını bir de vatandaşa sormak lazım. Acaba Türk vatandaşı bu konularda ne / neler yaşıyor! Adliye koridorlarında nelerle karşılaşıyor! Nelere şahit oluyor! Vatandaşın adaletle imtihanı ne?”

“Vatandaşın adalete ulaştığı bir adli yıl diliyorum”

“Yasa hükümlerinin aynı durumda bulunanlara açık ve/veya örtülü müdahaleler nedeniyle aynı biçimde uygulanmamasından kaynaklı olarak oluşan olumsuz toplumsal kanaatlerin, güçlünün bir biçimde kendisine hak gördüğünü alması; bu memleketin karşı karşıya bulunduğu en az bölücülük kadar, alternatif savaş ve terör yöntemleri kadar ve ekonomik sıkıntılar kadar önemli beka meselesidir. Bu anlamda adli yıl başlangıcında yapılan konuşmalara, söylenenlere hiç şüphesiz bakılacaktır. İfade etmek gerekir ki Türk adliyesinin meseleleri sadece yargı mensuplarının, adliye teşkilatının meselelerinden ibaret değildir. Türk hukuk camiasına ve Türk adliyesine hukuka uygun yargılamaların yapıldığı, tatmin eden adil kararların verildiği, adalet beklentisi içinde adliye kapısına gelen vatandaşın adalete ulaştığı bir adli yıl diliyorum. ” ifadelerini kullandı.

“Yargının iş yükünün azaltılmasına yönelik olarak hakim-savcı yardımcılığı kurumu getirilmeli”

Av. Osman Erusta; “Türk milletinin yargıdan ve adaletten beklentilerinin en başında; adil, tarafsız, bağımsız, fikri ve vicdanı hür hukukçular yetiştirilmesi ve hukukçuların adaletin tecelli etmesi bakımından gerekli özgür ortamın tesis edilmesidir. Bu doğrultuda; avukatların, hâkim ve savcıların üzerindeki her türlü siyasi baskının sona ermesi ve hukukçuların zengin-fakir, güçlü-güçsüz, siyasi nüfuz sahibi ayrımı gözetmeksizin herkesin eşit bir şekilde yargılandığı, hiç kimsenin imtiyazlı ve ayrıcalıklı olmadığı adil bir düzene öncülük etmesi gerekmektedir. Zira adalete güvenin sarsıldığı bir düzende vatandaşların devlete olan bağlılık ve aidiyetleri ortadan kalkar ve devlet zayıflar. Nitekim Fatih Sultan Mehmet’in de dediği gibi; “Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür, adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür.” Bunun yanı sıra adalet mekanizmasının daha hızlı ve işlevsel hale getirilmesi için yapısal reformlar atılmalı, örneğin yargının iş yükünün azaltılmasına yönelik olarak hakim-savcı yardımcılığı kurumu getirilmeli, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri yaygınlaştırılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“Vatandaş hızlı ve eşit yargılama bekliyor”

Av. Firdevs Gubaroğlu; "Vatandaşın her şeyden önce adaletin zamanında tecelli etmesini beklediğine inanıyorum. Uzayan yargılama süreleri, büyük şehirlerde neredeyse 6-8 ayı bulabilen celse araları insanları hak aramaktan vazgeçecek noktaya getiriyor. Kanun önünde gerçek anlamda bir eşitlik hissi de yine bireylerin en çok ihtiyaç̧ duyduğu husus. Boşanma davalarında erkeğin dezavantajlı olduğu, iş davalarında işverenin dezavantajlı olduğu gibi algılar ve bu algıya temel olabilecek içtihatlar ve medya paylaşımları da yine vatandaşın adalete olan güvenini sarsıyor. Özetle vatandaş hızlı ve eşit yargılama bekliyor.” ifadelerini kullandı.

“Tek Beklenti Adaletin Tesis Edilmesi”

Av. Fırat İnal; “Adalet kavramı bilindiği üzere birden fazla şey, kişi, olay ve durum arasında bir ölçme ve değerlendirmeyi bunun sonucunda da en doğru kararı vermeyi yani esasında dengeyi bulmayı ifade etmektedir. Adalet kavramının kelime anlamının hakkının verildiği ve Anayasada yer edinen vicdan kavramının tam anlamıyla tezahür ettiği bir adli yıl dünyamızın göçler, iklimsel ve ekonomik krizlerle baş etmeye çalıştığı bu zamanda tüm insanlık için dengenin ve düzenin kurulması adına yegâne çözümdür. Biz hukukçuların da tek beklentisi bu yöndedir.” ifadelerini kullandı. (Ekran Haber)

banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.