banner696

Haksız tahrik, hukukumuzda ceza sorumluluğunu azaltan nedenlerden biridir. Kısaca haksız tahrik, kendisine karşı işlenen haksız fiil karşısında hiddet ve şiddetli elemin kişi üzerinde yarattığı etkiyle suç işlemesi durumunda işlediği suçun cezasının azalmasını sağlar. Bu durumda kişinin etkisi altında kaldığı hiddet ve şiddetin büyüklüğü oranında cezai indirim de değişiklik göstermektedir. Türk Ceza Kanunun 29. maddesinde belirtilen haksız tahrik koşulları ise şu şekildedir;

A) Tahriki oluşturan bir fiil bulunmalıdır.

B) Bu fiil haksız olmalıdır.

C) Fail hiddet veya üzüntünün etkisinde kalmalıdır.

D) Failin işlediği suç ile verilen tepki arasında illiyet bağı olmalıdır.

E) İşlenen suç, öfke ve elemin oluşturduğu ruhi durumun sonucu olmalıdır.

İlgili kanunda da belirtildiği üzere haksız tahrik alacak olan taraf ilk haksız eylemi gerçekleştirmemiş olmalıdır. Bu hususa örnek verecek olursak; A ile B tartışırlar iken A kişisi B’ye cinsel saldırıda bulunarak ilk haksız eylemi gerçekleştirmiştir. Bu eylemden sonra B’nin A’ya vurması haksız tahrik hükümlerine tabi olacaktır. Zira ilk haksız eylemi A gerçekleştirmiştir ve B’nin haksız eylemi gerçekleştirmesine neden olmuştur. Dolayısıyla kişinin haksız tahrik indiriminden yararlanabilmesi için işlediği hukuka aykırı fiilin nedeni failin hareketlerinden kaynaklanıyor olmalıdır. Ayrıca üçüncü kişilerin neden olduğu davranışlardan dolayı faile karşı haksız fiilde bulunan tarafın haksız tahrik indirimlerinden faydalanabilmesi mümkün değildir.

Öte yandan iki tarafında haksız davranışlarda bulunmuş olması durumunda haksız tahrikten kimin yararlanacağı yerleşmiş içtihatlarla çözüme kavuşturulmuştur. Ayrıca hem fail hem de mağdurun haksız fiil işledikleri varsayımında haksız fiil ile mağdurun tahrik olmasına neden olan taraf karşılaştığı haksız fiilden dolayı tahrik altında olduğunu savunamaz. Fakat iki haksız fiil karşılaştırıldığında kendi neden olduğu haksız fiil karşı tarafın işlediği haksız fiilden daha hafif kalmışsa nitelik sebebiyle fail bakımından haksız tahrikin doğduğu söylenebilir. Bu duruma örnek verecek olursak; maktulün eylemi sanığa hakaret etmekten ibarettir. Hakaretin oluşturduğu haksız tahrik altında maktulü öldüren faile 15 yıl ceza verilmiştir. Bu durumda haksız tahrik kapsamında Türk Ceza Kanunun 29. maddesine göre faile haksız tahrik nedeniyle 12 yıl ile 18 yıl arasında bir ceza belirlenmelidir. Başka bir ifadeyle Mağdurun hakaretten ibaret eylemi nedeniyle ceza verilirken en asgari oranda indirim yapılarak faile 18 yıl ceza verilmelidir ( Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Karar No: 2014/3973).

Yine bazı Yargıtay kararlarına göre ilk haksız eylemi hangi tarafın işlediği belirlenemediği takdirde ‘’şüpheden sanık yararlanır’’ ilkesiyle sanık adına haksız tahrik hükümleri verilmektedir. Böylece failin, mağdurun haksız fiil olmayan hareketini haksız fiil sanması nedeniyle şiddet ve eleme kapılıp haksız fiil işlemesi nedeniyle oluşan hata, failin gerekli özen ve dikkati göstermesi durumunda ayırt edilebilecek bir hareket ise, fail haksız tahrik indiriminden faydalanamayacaktır. Diğer taraftan haksız tahrikin tasarlanarak yapılmış olması durumunda ise, doktrinde farklı görüşler mevcuttur. Soğukkanlılık teorisine göre haksız tahrik tasarlamayla bir arada bulunamayacağından dolayı fail, haksız tahrik indiriminden faydalanır. Bu hususta Yargıtay tarafından genel olarak soğukkanlılık teorisinin kabul ediyor olmasının yanında kan gütme saikiyle işlenen suçlarda, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlanamayacağı kabul edilmiştir. Zira kan gütme saiki, başka ifadeyle töre saiki, kasten adam öldürme suçunun nitelikli hali olması sebebiyle cezayı artıracağından ötürü, suçun nitelikli hali olarak kabul edilen nedenin aynı zamanda indirim sebebi olarak sayılması mümkün olmayacaktır.

Ayrıca akıl hastası ve küçük yaştakilere işledikleri haksız fiiller nedeniyle ceza verilmiyor olsa da Türk Ceza Kanunun 32/2. Maddesi hükmünde bahsedilen işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış kişiler cezai sorumluluğa tabi oldukları için haksız tahrik hükümleri bu kimseler içinde geçerli olmaktadır. Bu hususta Türk Ceza Kanunun 34. Maddesi hükmünde belirtildiği üzere geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olduğu için bu kişiler haksız tahrik hükümlerinden faydalanabilmektedir. Aynı zamanda haksız tahrikten yararlanan tarafa verilecek olan ceza, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası olarak verilmektedir. Diğer hallerde verilecek olan ceza ise, dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilmektedir. Hatta bazı özel haksız tahrik durumlarında ise, ceza verilmemektedir. Dolayısıyla Türk Ceza Kanunu 129/2. maddesi hükmü gereğince hakaret suçunu kasten yaralama suçuna tepki olarak işleyen kişiye ceza verilememektedir. Diğer taraftan Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde ise, olayın mahiyetine göre taraflardan biri veya her ikisi hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilinmektedir.

Av.Begüm Gürel & Hukuk Fakültesi Öğrencisi Halime Örnek

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Av. Yunus ÇAK 2 ay önce

Elinize ve emeğinize sağlık.

Avatar
Ord prof 2 ay önce

Boş ve hiçbir bilgi içermeyen yazı. Adına da makale diyorlar.