Hırsızlık suçlarında failin çaldığı eşyaların kimlere ait olduğunu bilmemesi halinde zaman zaman suçun tek suç mu yoksa birbirinden farklı suçların mı ortaya çıkacağı konusu tartışmalara neden olmaktadır.

Hırsızlık suçları açısından zincirleme suç kavramı sürekli tartışılmaktadır.

Örneğin; failin cami avlusundan sahiplerini bilmeden birden fazla ayakkabı çalması eyleminde tek suç mu yoksa birbirinden farklı suçlar mı oluşacağı hususu tartışma konusu yapılmaktadır.

5237 sayılı TCK açısından gerçek içtima kuralı geçerlidir. Yani “Kaç tane eylem varsa o kadar suç, kaç tane suç varsa o kadar ceza” söz konusu olacaktır.[1]

Örneğin; banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu, Yasadaki düzenleniş şekli dikkate alındığında banka veya kredi kartı ya da kart bilgilerinin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi durumunda oluşabilecek hırsızlık, yağma, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık gibi suçlar ile banka veya kredi kartlarını kötüye kullanma suçu arasında gerçek içtima kuralının uygulanarak failin her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılması gerekecektir.[2]

Bu kuralın üç istisnası bulunmaktadır:[3]

1) Bileşik suç,

2) Zincirleme suç ve

3) Fikri içtima

Bu istisnalar hırsızlık suçunda eylemin tek olup olmadığının belirlenmesinde önemlidir. Bu nedenle bu istisnalara değinmek faydalı olacaktır.

1) Bileşik suç

Bileşik suç, TCK m. 42 hükmünde tanımlanmıştır. Buna göre; biri diğerinin unsurunu veya nitelikli hâlini oluşturması nedeniyle tek fiil sayılan suç bileşik suç olarak tanımlanmaktadır. Bileşik suçlarda içtima hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.

Örneğin; yağma suçu, hırsızlık ve tehdit ve/veya yaralama suçlarından oluşmaktadır. Bu suçlar bütünleşerek bağımsız suç olma niteliklerini yitirmişlerdir. Bu suçların yağma suçunun bünyesinde unsur haline geldiği söylenebilir.

2) Zincirleme suç

Zincirleme suç TCK m. 43/1 hükmünde düzenlenmiştir. Bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanacak ve faile tek ceza verilecektir. Ancak; bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacaktır.

Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesinin koşulları şunlardır:

1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden çok suç işlenmelidir.

2) Birden fazla suç değişik zamanlarda işlenmelidir.

3) Aynı suç birden fazla işlenmelidir.

4) Aynı mağdura karşı birden fazla suç işlenmelidir.

Örneğin; fail mağdura ait konuttan sabah para, anahtar vs. çalmıştır. Daha sonra aynı günün akşamı da, çalınan bu araç anahtarıyla konutun önünde park halinde bulunan aynı mağdura ait aracı çalmıştır. Bu durumda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkündür.[4]

3) Fikri İçtima

Fikri içtima kurumu iki ayrı başlık altında inceleme konusu yapılabilir.

A) Aynı neviden fikri içtima

Aynı neviden fikri içtima TCK m. 43/2 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre aynı neviden fikri içtima kuralının uygulanabilmesi için aşağıda belirtilen koşulların gerçekleşmesi gerekir:

1) Suçlar aynı olacak.

2) Aynı suç birden fazla kişiye işlenecek.

3) Aynı suç tek bir fiille işlenecek.

Bu durumda faile tek bir ceza verilecektir. Ancak; bu ceza zincirleme suç hükümlerine göre artırılması gerekmektedir.[5]

TCK m. 43/3 hükmünde zincirleme suç kurallarının uygulanmasının mümkün olmadığı suçlar gösterilmiştir. Bu suçlar şunlardır:

1) Kasten öldürme,

2) Kasten yaralama,

3) İşkence,

4) Yağma.

Yukarıda sayılan suçlarda zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Hırsızlık suçu bu yasak kapsamında bulunmamaktadır. Hırsızlık suçunda koşulları varsa, zincirleme suç veya aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanması mümkündür.

B) Farklı neviden fikri içtima

Farklı neviden fikri içtima kurumu TCK m. 44 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre; işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı yaptırıma tabi tutulacaktır.[6]

Örneğin; sanığın mağdurun gözüne yumruk vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralanmasına ve gözlüğünün camının çıkarak sap kısmının kırılmasına sebep olduğu olayda bir fiil ile kasten yaralama ve mala zarar verme suçları söz konusu olacaktır. Burada TCK m. 44 hükmünde tanımlanan farklı neviden fikri içtima kuralları geçerli olacaktır. Buna göre daha ağır cezayı belirlerken, kanundaki soyut ceza miktarı değil, tıpkı “lehe yasanın belirlenmesi”nde olduğu gibi somut ceza miktarları dikkate alınarak bunlardan ağır olan suçun cezasının sanığa uygulanması gerekecektir. Burada hatalı şekilde her iki suçtan da mahkûmiyet hükmü kurulması doğru olmayacaktır.[7]

Örneğin; fail, bıçağı kalbine saplayarak maktülü öldürürken, onun gömleğini de kesmiştir. Burada da bir fiille hem insan öldürme hem de, mala zarar verme suçu ortaya çıkmıştır. Bu durumda fail, yalnızca cezası daha ağır olan insan öldürme suçu nedeniyle cezalandırılacaktır.

765 sayılı TCK döneminde aynı neviden fikri içtima hükümleri yoktur. Yani 5237 sayılı TCK m. 43/2 hükmünün karşılığı 765 sayılı TCK hükümleri arasında yer almamaktadır.[8]

5237 sayılı TCK açısından hırsızlık suçu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmişse, gerçek içtima hükümleri yerine, TCK'nın 43/2. maddesinde düzenlenen aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanması gerekecektir.[9]

Fiilin tekliği veya çokluğu sorunu[10]

5237 sayılı TCK açısından fiil iradi bir davranış olup suçun unsurlarından biridir.[11] Hırsızlık suçu açısından fiilin hangi hallerde tek hangi hallerde birden fazla olduğu hususu cevaplanması gereken bir soru olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu nedenle buruda öncelikle hırsızlık suçunun unsurları üzerinde durmak yararlı olacaktır.

Hırsızlık suçunun temel şeklinde fiil, başkasına ait taşınır bir malın bulunduğu yerden alınması şeklinde ortaya çıkmaktadır.[12]

Fiilin doğal anlamda tekliği ile hukuki teklik kavramlarının birbirinden farklı olduğu yönünde görüşler ileri sürülmektedir.[13]

Bu görüşe göre; değişik zamanlarda işlendiği kabul edilebilecek fiillerin birden fazla olması, her zaman hukuken de birden fazla fiilin ve dolayısıyla birden fazla suçun varlığının kabul edilmesini gerektirmemektedir.

Yine bu görüşe göre; fiilin doğal olarak tekliği ile hukuki teklik kavramlarının aynı olmadığından aralarında hukuki ve fiili kesinti olmayan, her biri tek başına da suç oluşturan davranışların kısa süre içinde tekrarlanması halinde, bu hareketlerin bir bütün olarak tek bir fiil olarak kabul edilmesi gerekir.[14]

Sonuç olarak Fiilin tekliği kavramı ile hareketin tekliği kavramları aynı şeyi ifade etmemektedir.

Örneğin; kasten yaralama suçunda, kısa aralıklarla yapılan silah atışı ya da atılan yumruk sayısı birden fazla diye, atış ya da darbe sayısı kadar fiilin ve kasten yaralama suçunun varlığı söz konusu olmaz.

Örneğin; cinsel saldırı suçunda duhûl sayısı kadar fiil ve suçun bulunduğu söylenemez.

Örneğin; failin üç ortağa ait markete girip aynı zaman diliminde birden fazla eşyayı çalması halinde her bir eşyanın alınması farklı suçların ortaya çıkmasına neden olmayacak ve fail tek bir hırsızlık suçundan cezalandırılacaktır.[15]

Konu ile ilgili Yargıtay kararlarından da örnek vermek yararlı olacaktır.

Yargıtay, fiilin tekliği” konusunda geniş yorumu benimsemiş gözükmektedir.[16]

Örneğin; yakınanın evinden para ve bir kısım eşya ile birlikte alınan otomobil anahtarıyla evin otoparkında bulunan aracın çalınması tek bir hırsızlık suçunu oluşturacaktır.[17]

Örneğin; fail gündüz zaman diliminde bina içinden mağdura ait cep telefonu ve araç anahtarını çalmış, aynı günün gecesinde de; gündüz çalınan anahtarla mağdurun otomobilini çalmaya teşebbüs etmiştir. Burada fiiller arasında zaman bakımından aralık (fiili kesinti) bulunması nedeniyle zincirleme suçun varlığı kabul edilmelidir.[18]

Yargıtay’ın “aynı zaman” ve “değişik zaman” kavramları konusundaki görüşlerini şu şekilde özetleyebiliriz:[19]

1) Yasal düzenlemede “aynı zaman” ve “değişik zaman” kavramları konusunda açıklık bulunmamaktadır.

2) Bu husus her somut olayın özelliği göz önüne alınarak değerlendirilmeli ve eylemin değişik zamanlarda işlenip işlenmediği belirlenmelidir.

3) Aynı zaman kavramı dar yorumlanmamalıdır.[20]

4) Çok kısa zaman aralıkları aynı zaman dilimi olarak kabul edilmelidir.

Konumuza ilişkin başka suçlardan da örnek vermek yararlı olacaktır.

Dolandırıcılık suçuna ilişkin örnekler

Örneğin; sanığın dolandırıcılık eylemini 12.000 liralık bir araç satışına özgülenmesi nedeniyle, mağdura değişik tarihlerde birden fazla havale yaptırmak suretiyle gerçekleştirmesi halinde tek fiil ve tek suç söz konusu olacaktır.[21]

Örneğin; sanığın, kendisinin olmayan arsayı hileyle satarak(!) mağdurdan önce 5.000 lira, birkaç gün sonra da kardeşi öldüğü için tapuda devri sonradan vermek bahanesiyle 20.000 lira daha alması eylemleri tek fiil ve tek suç olarak değerlendirilecektir.[22]

Yağma suçu

Yargıtay bazı kararlarında, sanığın iradesinin baştan itibaren mağdurdan belli bir miktar para almaya özgülenmiş olması gerekçesiyle, eylemde birden fazla mağdur ve fiil olmasına rağmen, tek bir fiil ve tek bir suçun varlığını kabul etmektedir.[23]

Camiden ayakkabı çalma örneği

Hırsızlık suçu açısından camiden birden fazla kişiye ait ayakkabıları aynı anda çalma eylemi zincirleme suç hükümleri açısından değerlendirilmiş ve tek suç olup olmadığı tartışılmıştır.

Yargıtay, üç ayrı vakitte (... aynı gün ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde), üç ayrı camiiden olmak üzere, toplam 25 çift ayakkabı çalınması olayında, mağdur sayısınca (25 ayrı) suç değil; her bir camiiden gerçekleştirilen birden fazla mağdura ait ayakkabı çalınması fiili ayrı birer hırsızlık suçu kabul edilip, bu fiillerin mağdurları birden fazla olduğu için, aynı neviden fikri içtima hükümleri uygulanmak suretiyle üç ayrı camiden üç ayrı hırsızlık suçunun varlığını kabul etmiştir.[24]

Karara konu olayda, gerçek içtima yâni mağdur sayısınca fiil ve hırsızlık suçunun oluştuğu görüşünün kabulü hâlinde failin, çaldığı 25 çift ayakkabı nedeniyle, en az 25 yıl 200 ay yâni yaklaşık 41 yıl 7 ay (6545 sayılı Kanun değişikliğinden sonra ise 100 yıldan fazla ...) ceza alması gerekecektir. Bu cezanın fiilin ağırlığıyla orantılı olamayacağı yönünde görüşler ileri sürülmüştür.[25]

Fiilin tekliği ve çokluğu kavramları ile TCK m. 43 hükmü ile ilgili olarak Yargıtay kararlarındakine benzer görüşler ileri sürülmüştür.[26]

TCK m. 43/2 hükmü açısından iki hususun dikkate alınması gerekmektedir:[27]

1-Çalınan eşyanın iştirak halinde veya müşterek malik sıfatıyla birden fazla kişiye ait olması hali

Örneğin; birden fazla kişinin iştirak halinde veya müşterek malik olarak maliki olduğu bir otomobilin çalınması halinde, tek bir hırsızlık suçu işlenmiş olacaktır.

Bunun gerekçelerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1) Suçun konusu aynıdır.

2) Aynı olan suçun konusu üzerinde birden fazla kişinin iştirak halinde veya müştereken malik olması eşyaya yönelik olarak hırsızlık suçunun işlenmesi halinde, mağdur sayısınca suçun oluştuğunu söylemek mümkün değildir.

3) Bu durumda fiilin tekliğinin yanı sıra, suçun konusu da tekdir.

4) TCK m. 43/2 hükmünün uygulanabilmesi, için suçun konusunun da farklı olması gerekir.

2-Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan her bir eşyanın sahibinin farklı kişiler olması hali

Bu durumda hırsızlık suçunun konusunu oluşturan her bir eşyanın mülkiyetinin farklı kişilere ait olmasına karşılık, bu eşya üzerinde bir kişi zilyed olabilir. Mülkiyeti farklı kişilere ait olan eşya üzerinde emanetçi konumunda bir kişi zilyeddir.

Emanetçi ambarında bulunan mülkiyeti farklı kişilere ait eşyaların çalınması: Bu durumda suçun mağduru, bu eşyalar üzerinde meşru zilyed konumundaki emanetçidir.

Farklı kişilere ait olan eşyayı nakletmekte olan bir kamyoncu: Bu konumdaki kişi bu eşya üzerinde meşru zilyeddir. Kamyondan bu eşyaların çalınması halinde, mağdur, zilyed konumundaki kamyon şoförüdür.

Bu nedenle verilen örnek olaylarda bir hırsızlık suçunun işlendiğinden söz edilebilir.

Bu örnek olaylarda suçun konusunu oluşturan muhtelif eşyanın mülkiyeti farklı kişilere ait olsa bile, bu eşya üzerindeki hâkimiyeti ve zilyetliği esas alarak, bir hırsızlığın işlendiğini kabul etmek gerekir. Farklı kişiler tarafından vestiyer görevlisine teslim edilmiş olan palto gibi eşyanın çalınması halinde, bir hırsızlık suçu işlenmiştir.

Örneğin; bir bankadaki farklı kişilere ait hesaplardan para çekmek suretiyle işlenen hırsızlık suçunda, hesap sahibi kişi sayısınca hırsızlık suçunun oluştuğunu kabul etmek mümkün olmayacaktır.

Bu örnek olayda hırsızlık suçunun mağduru, bankanın ortağı ve müşterek maliki konumundaki gerçek kişilerdir.

Birden fazla hesaptan aynı anda para çekilmişse

Buna karşılık birden fazla hesaptan aynı anda para çekilmişse, olayda bir hırsızlık suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir.

Bankadaki çeşitli hesaplardan farklı zamanlarda para çekilmesi

Bankadaki çeşitli hesaplardan farklı zamanlarda para çekilmek suretiyle hırsızlık suçunun işlenmesi halinde, birden fazla hırsızlık suçu söz konusu olacaktır. Bu örnek olayda aralarındaki psişik bağ dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini kabul etmek gerekir.

Çalınan eşyaların farklı kişilere ait olduğunun açık bir şekilde bilinebilecek olması hali

Örneğin; geceleyin bir konuta girmek suretiyle işlenen hırsızlık suçunda suçun konusunu oluşturan eşyalardan bir kısmının bayan ziynet eşyası, bir kısmının ise, ceket cebinden alınan cüzdan ile içindeki para ve çeklerden ibaret olması halinde; suçun konusunu oluşturan ziynet eşyalarının bir hanımefendiye, cüzdan ile içindeki para ve çeklerin ise bir beyefendiye ait olduğu ve dolayısıyla, birden fazla kişiye karşı hırsızlık suçunun işlendiği çok açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Bu gibi hallerde bir hırsızlık suçunun işlendiği ve TCK m. 43/1-2 hükümlerinin tatbikinin mümkün olmadığı yönünde görüşler ileri sürülmektedir.[28]

Örneğin; sanığın, cami ayakkabılığında bulunan mağdurların ayakkabılarını çalmıştır. Burada ayakkabıların birden fazla kişiye ait olduğundan ve çalınmasından kuşku bulunmamaktadır.

Yargıtay, bu olayda doğal olarak tek olmayan bu fiillerin, hukuken tek bir fiil olarak kabul edilmesi, bu fiilin birden fazla kişiye karşı işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 142/1-a maddesinden verilecek cezanın TCK m. 43/2 yollamasıyla, TCK m. 43/1 hükmü uyarınca artırılması yerine, mağdur sayısınca iki kez mahkûmiyet kararı verilmesini bozma nedeni yapmıştır.[29]

ÖRNEK OLAYLAR

Katılanların hesap numaralarının farklı olması

Örneğin; katılanların hesap numaralarının farklı olduğunun anlaşılması ile sanığın her bir katılana karşı eylemi nedeniyle ayrı ayrı iki kez hırsızlık suçundan dolayı iki kez cezalandırılması gerekecektir. Burada eylemlerin tek suç olarak kabul edilerek tek cezaya mahkûm edilmesi hukuka aykırı olacaktır.[30]

Sanığın misafir olarak bulunduğu evde birden fazla kişiye yönelik hırsızlık eylemini gerçekleştirmesi

Örneğin; Sanığın misafir olarak bulunduğu şikâyetçi (A)’ya ait evden şikâyetçi (B)'nin cebinden 500 TL, şikâyetçi (C)'nin cebinden 2500 TL para ile ayakkabısını çalması biçimindeki eyleminde mağdur sayısınca suç oluşacaktır. Yargıtay bu durumda tek suç kabul edilerek eksik ceza tayinini aleyhe temyiz yoksa bozma nedeni yapmamaktadır.[31]

Sanığın suça konu eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilemeyecek durumda olması

Örneğin; sanığın aynı araç içindeki müştekiler (A) ve (B)'ye ait çantaları çalması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın çantaların iki farklı kişiye ait olduğunu bilemeyeceği, bu nedenle eylemlerinin tek suç olarak kabul edilerek, bir kez hırsızlık suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeyerek, iki ayrı hırsızlık suçunu işlediğinin kabulü ile fazla ceza tayini hukuka aykırı olacaktır.[32]

Evin içinden ve içeride bulunan anahtarı kullanarak araç içerisinden hırsızlık

Örneğin; sanığın aynı zaman dilimi içerisinde tek suç işleme iradesiyle evin içinden ve içeride bulduğu anahtarı kullanarak araç içerisinden yaptığı hırsızlık eylemi nedeniyle tek suçtan hüküm kurulması gerekecektir. Burada TCK m. 43 hükmü uyarınca artırım yapılarak fazla ceza tayini hukuka aykırı olacaktır.[33]

Aynı işyerini birlikte işleten müştekilere yönelik eyleminin aynı işyeri içinde ve aynı zaman dilimi içinde gerçekleşmesi

Sanığın aynı işyerini birlikte işleten müştekilere yönelik eyleminin aynı işyeri içinde ve aynı zaman dilimi içinde gerçekleştiği ve bu nedenle eylemlerinin bir bütün olarak tek suç olduğu gözetilerek tek suçtan cezalandırılması gerekirken iki kez cezalandırılması hukuka aykırı olacaktır.[34]

İnşaat halindeki binanın içindeki işçilerin kullandığı odada hırsızlık

Örneğin; sanığın inşaat halindeki binanın işçilerin kullandığı odasında, müştekilerin giysilerinin ceplerini kurcalarken yakalandığı olayda; sanığın eyleminin tek suç oluşturduğu gözetilmeden her bir müştekiye karşı ayrı ayrı uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı olacaktır.[35]

Mağazanın 4 ayrı şubesinden hırsızlık

Örneğin; sanığın suç tarihinde müşteki (H) mağazalarının dört ayrı şubesinden hırsızlık yaptığının anlaşılması durumunda dört ayrı suçtan hüküm kurulması gerekir. Burada tek suçtan hüküm kurularak TCK'nın 43/1 maddesi uyarınca artırım yapılarak eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırı olacaktır.[36]

Müştekilere yönelik eylemlerle ilgili ayrı ayrı dava açılması

Örneğin; sanık hakkında her iki müştekiye karşı hırsızlık suçundan dava açılmıştır. Burada sanığın eylemleri iki ayrı suçu oluşturmaktadır. Bu durum dikkate alınmadan eylemlerin tek suç olarak kabulü ile karar verilmesi hukuka aykırı olacaktır. Yargıtay bu durumu aleyhe temyiz olmaması halinde bozma nedeni yapmamaktadır.[37]

Failin çaldığı malların farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek konumda olması

Örneğin; çaldığı malların her iki müştekiye ait olduğunu bilebilecek durumda olan sanığın eylemi iki ayrı suçu oluşturur. Bu husus dikkate alınmadan eyleminin tek suçu oluşturduğunun kabulü ile karar verilmesi hukuka aykırı olacaktır. Yargıtay, bu durumu aleyhe temyiz olmaması halinde bozma nedeni yapmamaktadır.[38]

Olaylar arasında zaman aralığı bakımından hukuki kesinti bulunması

Örneğin; suç tarihleri olan 22.02.2014 tarihinde 4 defa, 10.04.2014 tarihinde ise 2 defa olmak üzere (2 aydan kısa) sanığın kargo paketlerini gizlice aldığı tespit edilmiştir. Burada iki olay arasında zaman aralığı (2 aydan kısa) bakımından hukuki kesinti bulunmaktadır. Bu örnek olayda sanığın eylemleri arasında kastın yenilendiğini gösterir uzun sürenin girmesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı dikkate alınmalıdır. Burada iki ayrı suç yerine tek suçtan hüküm kurularak TCK m. 43 hükmünün uygulanması hukuka aykırı olacaktır. Yargıtay bu durumu aleyhe temyiz olmaması halinde bozma nedeni yapmamaktadır.[39]

Aynı yıl içerisinde aynı kişiye karşı birden fazla hırsızlık

Örneğin; sanık depoya 2014 yılı içerisinde birden fazla girerek telefon aldığını kabul etmiştir. Burada aynı müştekiye karşı tek suç işleme kararı altında eylemin gerçekleştirilmesi söz konusudur. Bu olayda sanık hakkında TCK'nın 43/1.maddesindeki hükmün uygulanması gerekecektir.[40]

Failin hayvanların farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olmaması

Örneğin; suç tarihinde sanığın 700 adet küçükbaş hayvan içerisinden katılanlara ait 3 adet küçükbaş hayvanı çalması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın söz konusu keçilerin farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olmaması nedeniyle hırsızlık suçunun tek suç oluşturduğu dikkate alınmalıdır. Burada zincirleme suç hükümleri uygulanarak hüküm kurulması hukuka aykırı olacaktır.[41]

4 gün arayla aynı mağazadan hırsızlık

Örneğin; SSÇ aynı suç işleme kararının icrası kapsamında suça konu mağazaya 13.08.2013 ve 17.08.2013 tarihlerinde giderek, suça konu eşyaları çalmıştır. Bu şekildeki eylemler zincirleme biçimde tek suç oluşturmaktadır. Burada verilen cezanın TCK m. 43 hükmü uyarınca arttırılması gerekmektedir. Bu olayda failin iki kez cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı olacaktır.[42]

5-10 dakika ara ile aynı mağazaya girme

Örneğin; sanığın 5-10 dakika ara ile aynı mağazaya girerek hırsızlık yapması tek suç oluşturacaktır. Burada TCK m. 43 hükmü uygulanarak sanığa fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı olacaktır.[43]

Aynı mağazadan 2 gün ara ile hırsızlık ve aynı mağazanın farklı şubelerinde aynı gün hırsızlık

Örneğin; sanığın 21.10.2014 ve 23.10.2014 tarihlerinde müştekinin sorumlusu olduğu markete girerek gerçekleştirdiği hırsızlık eylemleri zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu oluşturacaktır.

Sanığın 21.10.2014 tarihinde müştekinin sorumlusu olduğu aynı marketin farklı şubesinden gerçekleştirdiği hırsızlık eylemi ayrı hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Burada sanığın tüm eylemlerinin zincirleme tek suç olarak kabul edilmesi suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı olacaktır.[44]

Farklı mağdurlara ait olan ve farklı yerlerde park halinde bulunan araçlardan aküleri çalma

Örneğin; farklı mağdurlara ait olan ve farklı yerlerde park halinde bulunan araçlardan suça konu aküleri çalan sanıkların her bir eylemden sorumlu tutularak mağdur sayısınca cezalandırılması gerekir. Burada tüm eylemlerin tek suç kabul edilerek uygulama yapılması doğru olamayacaktır. Bu tip olaylarda Yargıtay, aleyhe temyiz olmaması halinde bu durumu bozma nedeni yapmamaktadır.[45]

Araç içerisinden 3 adet cep telefonunun çalınması

Örneğin; müştekilerin büfeye gelip araçtan indikten sonra oradan geçmekte olan sanık, aracın açık olan camından elini uzatıp aracın içindeki üç adet cep telefonunu alarak olay mahallinden uzaklaşmıştır.

Burada sanığın, suça konu eşyaların birden fazla kişiye ait olduğunu bilebilecek durumda olmadığı ve eyleminin kesintiye uğramadan aynı zaman içerisinde gerçekleşmesi nedeniyle tek suç olarak değerlendirilmesi gerekir.[46]

Aynı evde oturan müştekilere ait iki motosikletin çalınması

Örneğin; aynı evde oturan iki müştekiye ait olan ve aynı apartman boşluğunda birbirine zincirle kilitlenmiş iki motorsiklet çalınmıştır. Bu olayda Yargıtay sanığın eylemini tek suç olarak kabul etmiştir.[47]

İki adet su sayacının çalınması

Örneğin; SSÇ mağdurların işyerlerinin dışında bulunan iki adet su sayacını çalmıştır. Burada failin su sayaçlarının farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olduğu ve her bir müşteki yönünden ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği dikkate alınmalıdır. Bu olayda tek suç kabul edilerek uygulama yapılması doğru olmayacaktır. Yargıtay, bu durumu aleyhe temyiz olmaması halinde bozma nedeni yapmamaktadır.[48]

İki kişiye yönelik hırsızlık

Örneğin; SSÇ katılanlar (A) ve (B)'nin çantalarında bulunan paraları ve cep telefonlarını çalmış ve fail hakkında hırsızlık suçundan iki kez cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. Bu olayda katılan sayısınca suç oluşacak ve iki ayrı hüküm kurulması gerekecektir. Bu olayda sanığın eyleminin tek suç kabul edilmesi hukuka aykırı olacaktır. Yargıtay bu durumu aleyhe temyiz olmaması halinde bozma nedeni yapmamaktadır.[49]

Apartmanın ortak alanı olan bodrum katına girme

Örneğin; SSÇ tek suç işleme kararı kapsamında apartmanın ortak alanı olan bodrum katına girmesi şeklinde gerçekleşen eylem tek suç olur. Burada TCK'nın 43/2. maddesi uygulanarak fazla cezaya hükmolunması hukuka aykırı olacaktır.[50]

Müştekilerin ortak olarak işlettiği işyerinde hırsızlık

Örneğin; müştekilerin ortak olarak işlettiği işyerinde çalışan suça sürüklenen çocuğun aynı zaman dilimi içerisinde kasanın anahtarını müşteki (A)’nın çantasından aldığı, haksız olarak ele geçirdiği anahtarlarla kasayı açıp içerisinden parayı çaldığı, bir de dükkândaki dolapta bulunan müşteki (B)’ye ait plastik kutudan bir miktar parayı çalması eylemleri tek suç oluşturur.

Burada paraların farklı kişilere ait olduğunu bildiğine dair delilerin neler olduğu gösterilmelidir. Bu yapılmadan her iki müştekiye yönelik TCK'nın 142/2-d maddesine göre tek suç oluştuğu gözetilmeden bir defa cezalandırılması yerine iki defa cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı olacaktır.[51]

Aynı konutta yaşayan farklı kişilere karşı işlenen hırsızlık suçu

Sanığın, müşteki babanın oğlu ile birlikte yaşadığı konuttan oğula ait cüzdan ve cep telefonu ile babaya ait motosikletin anahtarını çaldıktan sonra, konut önündeki motosikleti çalıştırarak götürdüğü somut olayda, aynı konuttan hırsızladığı suça konu eşyaların farklı kişilere ait olduğunu açıkça bilebilecek durumda olmadığından, eylemlerinin tek suç olarak değerlendirilip hakkında sadece haksız yere elde bulundurulan anahtar ile kilit açmak suretiyle hırsızlık suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmelidir.[52]

Sanığın hırsızlık fiiline konu yaptığı eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilip bilemeyeceği hususunun araştırılması

Örneğin: Katılan (M)’nin yargılama aşamasında aracın bagajını tam kapatamadığını beyan etmesi karşısında, sanığın kilitli olmayan araçtan hırsızlık yapması biçimindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 141/1 maddesinde düzenlenen suçu oluşturmaktadır. Burada sanığın katılan (M)’ye ait aracın bagajındaki katılan (M)’ye ve (A)’ya ait pantolonlardaki paraları çalması biçimindeki eyleminde, dosya kapsamına göre çaldığı eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olmayan sanığın tek suçtan cezalandırılması ile yetinilmesi gerekir. Burada iki ayrı suçtan sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi bozmayı gerektirecektir.[53]

Bu gibi durumlarda sanığın hırsızlık fiiline konu yaptığı eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilip bilemeyeceği hususu araştırılmalıdır.

Bu araştırma sonrasında failin eyleminin tek hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmalıdır.[54]

(Bu köşe yazısı, sayın Dr. Suat ÇALIŞKAN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

------------

[1] Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23/02/2022.

[2] Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.03.2010 gün, 2010/7 Esas, 2010/65 Karar no'lu ve 04.03.2014 gün, 1439/104 sayılı ilamı. Ayrıca bkz.Y.8.CD, E: 2020/5816, K: 2022/11646, Teb: 15 - 2016/22731, T:05.07.2022.

[3] Hakkaniyet, suç ve cezada orantılılık ile hümanizm ilkeleri gereği bu istisnalar kabul edilmiştir.

[4] Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23.02.2022.

[5] Kanunun gerekçesinden örnek vermek gerekirse; “... bir sözle birden fazla kişiye sövülmüş olması durumunda, her bir mağdur bakımından ayrı sövme suçları değil, bir sövme suçu oluşur. Ancak, bu durumda suçun cezası birinci fıkrada belirtilen oranlarda artırılır.”

[6] “Aynı neviden fikri içtimanın, fikri içtimanın bir türü olmasına rağmen, TCK'nın 43. maddesinde düzenlenmesi yerine, Kanunda fikri içtimanın düzenlendiği TCK'nın 44. maddesine 2. fıkra olarak neden eklenmediği sorulabilir. Kanaatimizce; iki nedenle böyle bir yöntem seçilmiş olabilir. 1- Kanunkoyucu, farklı neviden içtimadan ayrı olarak cezada bir miktar artırım yapılmasını, suç ve ceza siyaseti açısından daha uygun görmüştür. 2- Zincirleme suçta olduğu gibi aynı neviden fikri içtimada da bazı suçların istisna kapsamında kalmasını istemiştir.” Bu görüş için bkz.; Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23.02.2022.

[7] Y.13.CD, E: 2020/4336, K: 2020/5818, T: 18.06.2020.

[8] “Hırsızlık suçu, TCK'nın 43/son fıkrasında sayılan istisnalardan olmadığı için, aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanabileceği başlıca suçlardandır ve mağdur sayısınca hırsızlık suçunun oluşacağı görüşü de 765 sayılı TCK dönemine ait bir görüştür. O nedenle, 765 sayılı TCK'nın 80. maddesinin seksen yıllık tatbikatına göre oluşan içtihatlar, 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin 2. fıkrasını yâni, aynı neviden fikri içtima hükümlerini yorumlarken birinci derecede referans olamaz.” Bu görüş için bkz.; Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23/02/2022.

[9] 5237 sayılı TCK m. 43/1 ve 43/2 hükümlerinde düzenlenen aynı neviden fikri içtima hükümleri, 5237 sayılı TCK.'nın hazırlanmasında esas alınan üç temel ilkeden biri olan “Hümanizm İlkesi” ile 3. maddede düzenlenen “Suç ve Cezada Orantılılık İlkesi” dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Burada önemli olan işlenen suçun ağırlığıyla orantılı cezaların verilmesidir.

[10] Doğal olarak teklik/Hukuki anlamda teklik

[11] Yeni suç teorisine göre fiil(1); netice(2), nedensellik bağı(3), konu(4), fail(5) ve mağdur(6) gibi suçun maddi unsurlarından birisi olup, iradi insan davranışıdır.

[12] TCK.'nın 141. maddesinin gerekçesine göre de, “Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca suç da tamamlanır.”

[13] Bu görüş için bkz.; Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23/02/2022.

[14] 765 sayılı TCK'nın 80. maddesinde “muhtelif zamanlarda vaki olsa bile” ibaresinin yer almasına karşılık, 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesinde “değişik zamanlarda” ibâresine yer verilmesini de dikkate aldığımızda; yeni dönemde “geniş yorum”un kabul edildiğini, fiilin doğal olarak tekliği ile hukuki teklik kavramlarının aynı olmadığını, aralarında hukuki ve fiili kesinti olmayan, her biri tek başına da suç teşkil edebilen hareketlerin kısa süre içinde tekrarlanması halinde, bu hareketlerin bir bütün olarak tek bir fiil olarak kabul edilmesi gerektiğini, düşünmekteyiz. Bu görüş için bkz.; Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23/02/2022.

[15] “fail, üç ortağa ait olan (bunu fail de biliyor olsun ...) markete girip içeriden, 15 kg. çay, 20 kg. şeker, 50 kg. yağ, 50 kg. tuz, 70 koli deterjan, kasadan para, masanın üzerindeki cep telefonu ve saireyi aynı zamanda almış olsun. Bu örnekte çok sayıda alma fiili olmasına rağmen bunların hukuken tek bir fiil ve tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğunda kuşku bulunması gerekir.” Bu örnek için bkz.; Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23/02/2022.

[16] Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.10.2007 günlü, 2007/6-195 esas ve 2007/197 karar sayılı kararı.

[17] Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.10.2007 günlü, 2007/6-195 esas ve 2007/197 karar sayılı kararı.

[18] YCGK, 21.05.2013 günlü, 2012/1543 esas ve 2013/257 karar sayılı kararı.

[19] YCGK, 08.06.2010 günlü, 11/98–143 esas ve karar sayılı kararı.

[20] “Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün, 6/236-86 sayılı ve 08.06.2010 gün, 11/98-143 sayılı içtihatlarında belirtildiği üzere, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun, birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı '' ve ''... bu bağlamda aynı zaman kavramının dar yorumlanmayarak, çok kısa zaman aralıkları da aynı zaman dilimi olarak kabul edilmelidir. '' denilmesine göre, sahte trafik ve tescil belgesi ile plaka kullanmak şeklinde gerçekleşen eylemde, sahte belgeler ile plakanın farklı tarihlerde düzenlendiğine dair delilin bulunmaması sebebiyle; anılan fiilin tek suç oluşturduğu gözetilmeden, söz konusu fiillerin zincirleme suç olarak kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması,” Bkz.; Y.13.CD, E: 2015/7693, K: 2016/12252, T: 07.09.2016.

[21] YCGK, 16.04.2013 günlü, 2012/15-1407 esas ve 2013/140 karar sayılı kararı.

[22] YCGK, 13.03.2012 günlü, 2012/15-488 esas ve 2012/97 karar sayılı kararı.

[23] Yağma suçuna ilişkin olarak YCGK'nın 07.02.2012 günlü, 2011/6-332 esas ve 2012/21 karar sayılı kararında; “iş görüşmesi bahanesiyle iki mağduru ıssız bir yere götürüp darp ettikten sonra, önce kadın bulmalarını istediği, daha sonra mağdurlardan birini rehin tutup diğerini 1.000 lira getirmesi için tehdit ettiği, köye giden mağdurun bir miktar nakit para ve çeyrek altın bulup sanığa verdiği, '500 lirayı daha cuma gününe kadar getireceksin' diyerek rehin tuttuğu mağduru salıvermesi” eyleminde, sanığın iradesinin baştan itibaren mağdurdan belli bir miktar para almaya özgülenmiş olması gerekçesiyle, eylemde birden fazla mağdur ve fiil olmasına rağmen, tek bir fiil ve tek bir suçun varlığı kabul edilmiştir. Yargıtay 6. CD'nin de bu yönde çok sayıda kararı mevcuttur. Bkz.; Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23.02.202.

[24] Y.6.CD, 16.01.2012 gün ve 2011/31869 esas ve 2012/778 karar sayılı kararı.

[25] “Buna karşılık, eşya, üzerindeki hâkimiyet bir başkasına tevdi edilmeden, mülkiyet veya zilyetlik devri olmaksızın, korumasız bir şekilde, hırsızlığa karşı herhangi bir tedbir alınmaksızın bir yerde bırakılmış olabilir. Örneğin yaygın uygulama olarak camilerde ibadet sırasında, kişiler ayakkabılarını herhangi bir koruma olmadan ayakkabılığa bırakırlar. Bu durumda olan eşya çalındığı takdirde, bunların mülkiyeti farklı kişilere ait olduğu için, farklı kişiler mağdur edilmiştir. Ancak, bu durumda hukuki anlamda fiil tekliğini kabul ederek, aynı neviden fikri içtima hükümlerini uygulamak gerekir. Yani bu durumda bir fiil ile birden fazla kişiye karşı işlenmiş hırsızlık suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Bu itibarla, söz konusu durumlarda, çalınan eşyanın mülkiyetinin farklı kişilere ait olduğu göz önünde bulundurularak, eşyası çalınan kişi sayısınca hırsızlık suçunun işlendiği sonucuna varılmamalıdır.” Görüş için bkz.; Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23.02.2022.

[26] “Zincirleme suç ile aynı neviden fikri içtima arasındaki tek müştereklik, cezada yapılabilecek artırıma ilişkin oranların aynı olmasından ibarettir. Aslında birbirlerinden farklı durumlara ilişkin iki ayrı içtima hükmünün ayrı maddelerde düzenlenmesi daha yerinde olurdu. Ancak, yeni TCK’ya ilişkin olarak TBMM Adalet Komisyonundaki çalışmalarımız sırasında bunu izahta karşılaştığımız güçlük nedeniyle, her iki içtima durumunu aynı madde altında düzenlemek mecburiyetinde kalmış bulunmaktayız.” Bkz.; İzzet Özgenç; Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 15. Bası, s. 633-636; Bkz.; Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23/02/2022.

[27] Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23.02.2022.

[28] Görüş için bkz.; “Bir konuta girerek işlenen hırsızlık suçu örneğinde, eşyaların sahibi olan kişiler, aynı konutu müştereken kullanmaktadırlar. Her ne kadar eşyaların mülkiyeti farklı kişilere ait ise de, aynı konutu paylaşan kişilerin eşyası birbirlerinin müşterek güvenine tevdi edilmiş olduğu için, olayda bir hırsızlık suçunun işlendiğini kabul etmek gerekir. Başka bir deyişle, bu gibi durumlarda, birden fazla kişinin mağdur edildiği düşüncesinden hareketle mağdur sayısınca suçun oluştuğunu ve dolayısıyla, gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna varılamaz ve keza; bir fiille aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlendiği düşüncesiyle TCK’nın 43. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları hükümleri gereğince hırsızlık suçundan dolayı verilmesi gereken cezanın artırılması yoluna gidilemez.” İzzet Özgenç; Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 15. Bası, s. 633-636, Ayrıca emsal karar için bkz.; Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23.02.2022. sanığın, mağdur işçilerin soyunma odası olarak kullandığı kabinin içinde askılarda bulunan beş ayrı mağdura ait pantolon cebinden, aynı zamanda cep telefonu ve paralarını çalması olayında, TCK'nın 43/2 maddesinin uygulanması gerektiğini savunan azınlık görüşünün daha doğru olduğunu belirtmişlerdir. Hırsızlık suçunun tek fiille birden fazla mağdura karşı işlendiği hallerde, müşterek zilyetlik söz konusu ise artık, aynı neviden fikri içtima hükümlerinin de uygulanamayacağı görüşüne biz de iştirak ediyoruz. E. ARTUK,/A. GÖKCEN/C. YENİDÜNYA, Ceza Hukuku – Genel Hükümler, 9. bası, s. 715; YCGK'nun 11.06.2013 gün ve 13/303-296 esas ve karar sayılı içtihadına konu olayda.

[29] Y.6.CD, E: 2021/7254, K: 2022/2258, Teb: 2 - 2016/270533, T: 23.02.2022.

[30] Yargıtay İkinci Ceza Dairesi, E: 2016/1449, K: 2016/4391, T: 10.03.2016.

[31] Yargıtay İkinci Ceza Dairesi, E: 2014/29049, K: 2016/7846, T: 25.04.2016.

[32] Yargıtay Yirmiikinci Ceza Dairesi, E: 2015/13593, K: 2016/4067, T: 17.03.2016

[33] Y.13.CD, E: 2019/6710, K: 2019/18333, T: 16.12.2019.

[34] Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.01.2018 tarih ve 2017/588 E, 2018/6 K. saylı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK'nın 142/2-b maddesinde belirtilen “özel becerinin” elde veya üstte taşınan eşyanın alınmasına yönelik olduğu, oluşa ve dosya içeriğine göre ise; sanığın müştekilerin çalıştığı işyerine gelerek çocuk bezi istediği bez bedelini ödemek için 200 TL tam parayı verdiği, müştekilerin kendisine para üstünü iade ettikten sonra bezi almaktan vazgeçtiğini beyan ederek müştekilerin dalgınlığından da yararlanarak aldığı parayı müştekilere ayrı ayrı eksik iade ederek toplamda 200 TL parayı alıp işyerinden ayrılması şeklindeki eyleminin TCK'nın 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi hukuku aykırı olacaktır. Bkz.; Y.13.CD, E: 2016/14080, K: 2018/3458, T: 13.03.2018

[35] Y.13.CD, E: 2018/5678, K: 2018/17134, T: 28.11.2018.

[36] Y.2.CD, E: 2019/4084, K: 2019/15660, T: 16.10.2019.

[37] Y.2.CD, E: 2016/12651, K: 2017/10302, T: 18.10.2017.

[38] Y.2.CD, E: 2014/31501, K: 2016/10175, T: 30.05.2016.

[39] Y.6.CD, E: 2021/4490, K: 2021/20333, T: 23.12.2021.

[40] Y.6.CD, E: 2020/6003, K: 2021/2573, T: 17.02.2021.

[41] Y.2.CD, E: 2014/34307, K: 2017/4921, T: 02.05.2017. Bilmeden farklı müştekilere ait hayvanları çalma eylemi tek suçu oluşturur. Emsal karar için bkz. “…Müştekilerin kendilerine ait büyükbaş hayvanlarını her gün arazide otlattıkları, olay tarihinde sanığın ..plakalı kamyonete müşteki ...’a ait 3 yaşındaki ineği, diğer müşteki İhsan’a ait 6 aylık danayı yüklediği, tanık ...’ın söz konusu kamyoneti ... Mahallesi kırsalında görerek şüphelenerek ihbarda bulunması sonucu söz konusu kamyoneti .... Mahallesinde durduran kolluk güçlerinin aracı içinde bulunan hayvanlarla birlikte yakalaması şeklinde gerçekleşen eylemde, sanığın çalmış olduğu hayvanların farklı müştekilere ait olduğunu bildiğine dair dosyaya yansıyan bir bilgi olmaması karşısında eylemin tek suç oluşturduğu gözetilmeden her iki müştekiye yönelik ayrı ayrı hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir…” Y.13.CD, E: 2019/4779, K: 2019/15201, T: 24.10.2019.

[42] Y.13.CD, E: 2015/16232, K: 2017/3850, T: 10.04.2017.

[43] Y.13.CD, E: 2016/12544, K: 2018/3744, T: 15.03.2018.

[44] Y.13.CD, E: 2018/15498, K: 2019/9398, T: 29.05.2019.

[45] Y.13.CD, E: 2015/261, K: 2016/3987, T: 09.03.2016.

[46] Y.2.CD, E: 2015/12491, K: 2017/13440, T: 12.12.2017.

[47] Y.13.CD, E: 2017/2115, K: 2018/11469, T: 12.09.2018.

[48] Y.2.CD, E: 2020/11517, K: 2021/7705, T: 07.04.2021.

[49] Y.2.CD, E: 2014/27964, K: 2016/7065, T: 13.04.2016. “Müşteki ...'in şantiyesinde bekçilik yapan sanığın, müşteki ...'in şantiyeye emanet bıraktığı 68 çuval buğday ile şantiye binasında bulunan otuma odası takımını çalması şeklinde gerçekleşen eyleminin tek suçu oluşturduğu ve suçun kül halinde TCK'nın 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğunun gözetilmemesi…” Bkz.; Y.13.CD, E: 2016/8918, K: 2017/13586, T: 28.11.2017.

[50] Y.18.CD, E: 2016/14039, K: 2016/17828, T: 21.11.2016

[51] Y.13.CD, E: 2019/6615, K: 2019/14797, T: 21.10.2019.

[52] Y.2.CD, E: 2016/19325, K: 2016/15641, T: 21.11.2016. Ayrıca başka emsal karar için bkz.; Y.22.CD, E: 2015/11779, K: 2016/3976, T: 16.03.2016: “Sanığın, müştekiler (G) ve (T)’in birlikte oturduğu eve girerek müşteki (T)'in kıyafetinden 120 TL tutarında parayı, diğer müşteki (G)'ın ise cep telefonunu çalması şeklinde gerçekleşen hırsızlık eyleminin tek suç oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde mağdur sayısınca hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” Y.2.CD, E: 2014/25083, K: 2016/4677, T: 15.03.2016; Sanığın, öğrenci olan ve birlikte aynı evde kalan müştekilerin evine girip her iki müştekiye ait üniversite öğrenci kimlik kartlarını, nüfus cüzdanlarını ve kredi kartları ile müştekilerden birinin ayrıca laptop, telefon ve kol saatlerini çalması şeklindeki eyleminde, müştekileri tanımaması ve müştekilerin kaldığı evin niteliği gereği (öğrenci yurdu gibi) aynı aileye mensup kişiler olamayacağını bilecek durumda olmaması nedeniyle eylemin tek suç oluşturacağı gözetilmelidir.”

[53] Y.2.CD, E: 2014/21315, K: 2016/121, T: 11.01.2016.

[54] Y.13.CD, E: 2014/35955, K: 2016/200, T: 12.01.2016.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.