Kanun yararına temyiz(bozma), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 363’te düzenlenmiştir. İlgili hükmün 20/7/2017 tarihinde değişikliğe uğrayan ilk fıkrasına göre kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilen kararlar şunlardır:

1) İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar,

2) İlk derece mahkemelerinin istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararları,

3) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar,

4) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararları.

Kanun yararına temyiz, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü sitesinde şöyle tanımlanmıştır: “Bilindiği üzere temyiz, kesin olmayan kararlara karşı başvurulan olağan bir kanun yoludur. Bundan başka kesin kararlara karşı, Adalet Bakanlığının veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının başvurabileceği istisnai ve kendine özgü bir temyiz yolu vardır ki, buna kanun yararına temyiz denir. Bunun için belli bir temyiz süresi yoktur.”[1] Kanun yararına temyiz, kesin olan kararlara karşı başvurulabilmesi nedeniyle olağan bir kanun yolu değildir[2]. Yukarıda anılan sitede kanun yararına temyizin amacı şu şekilde ifade edilmiştir: “Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına temyizin amacı, hukuk kurallarının yanlış uygulanması halinde, hukukun yanlış uygulandığını tespit edip, yasanın kesin hükümde belirttiği biçimde uygulanamayacağının açıkça duyurulması, böylece ilerdeki uygulamalarda bu yolda yanlışa düşme ihtimalinin önlenip mahkemelerin uyarılmasından ve uygulamada birliğin sağlanmasından ibarettir. Söz konusu kesin kararlar, Adalet Bakanlığının veya Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyizi üzerine Yargıtay tarafından incelenir. Yargıtay hukukun yanlış uygulanmış olduğu kanısına varırsa, hükmü kanun yararına bozar. Bu bozma kararı Resmi Gazete'de yayımlanarak, kanunların yurdun her yerinde aynı şekilde uygulanması sağlanır.“[3]

Dikkat edilmesi gereken bir nokta HMK m. 363/2 gereği; temyiz talebi Yargıtay tarafından yerinde görülüp karar kanun yararına bozulsa da bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacaktır. Diğer bir ifadeyle mahkeme, kanun yararına bozma kararına karşı hiçbir işlem yapamayacaktır; çünkü daha önce vermiş olduğu karar hatalı da olsa kesin hüküm niteliğini hâizdir[4]. HMK m. 363/3 uyarınca bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığı’na gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır.

------------------------------------

[1] http://higm.adalet.gov.tr/sayfalar/kanunyararinatemyizislemleri.html Erişim Tarihi 30.09.19.

[2] Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet: Medenî Usûl Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, 3. Bası, Ankara, 2015, s. 552.

[3] http://higm.adalet.gov.tr/sayfalar/kanunyararinatemyizislemleri.html Erişim Tarihi 30.09.19.

[4] Tutumlu, Mehmet Akif: “Kanun Yararına Bozma Kararının Hukuki Sonuçları“, Terazi Hukuk Dergisi, C. 14, S. 157, Eylül 2019, s. 1850.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yargı Reformu çok Doğru Hemen Yapmalıyız 2 hafta önce

Reformda amaç vatandaşa hizmet ve yargı kalitesini kitlelere yaymak ile olmalı, seneler süren basit davalarda ki karar tereddütleri ile değil.
Değerli avukatlarımızı hukuk-etik eğitimden geçirerek profesyonel avukatlık seviyesi ve yargıya saygı yükseltilmelidir.
Savunmasında karsı tarafa “şerefsiz, sahtekâr” diye adice hitap edebilen ve istinaf mahkemesinin netleşmiş kararına saygı göstermeyen, mahkemeye dilekçe verip itiraz edebilen avukat hanım, baro disiplin kurulu tarafından “hukuka ve hakka saygısızlık” tan cezalandırılabilmelidir.