banner613

GİRİŞ

Toplumdaki dinamiklerden en önemlisi de bireyler arasındaki borçlardan oluşur. Borçlular arasındaki oluşan bu borçların kendi rızalarıyla ödenmesi gerekir. Ancak kimi durumlarda borçlular tarafından kimi gerekçelerle birlikte borç ilişkisinde istenildiği gibi ödeme akışı gerçekleşmemektedir. Bu gibi hallerde alacağına kavuşmak isteyen kimseler devlete başvurarak alacaklarını elde etmeye çalışırlar. Devletin kanunlarda öngördüğü prosedürlerle alacaklılar tarafından alacaklarına kavuşmak için başvurdukları yöntemlerden biri de ilamlı icradır.

İlamlı icrayla birlikte alacaklı tarafından önce mahkemeye başvuruda bulunulur. Hukuki koruma talep edilerek talep edilen hakkın varlığının olup olmadığı mahkemece tespit edilir. Alacaklı tarafından maddi hukuk kurallarından kaynaklanan hakkın varlığı halinde mahkeme hükmü ile tespitte bulunularak hakkın borçlu tarafından rıza yolu ile yerine getirilmemiş olması halinde bu hakkın devlet gücüyle yerine getirilebilmesi amacıyla ilamlı icraya başvurularak icra dairesinden ilama konu olan hakkın yerine getirilmesi talep edilir.

İlamlı icra takibiyle birlikte alacaklının takibe konu olan alacağın mahkeme hükmü ile tespit edilmesinin ardından takibin de kural olarak bir engel ile karşılaşmaksızın devamlılığının sağlanması için alacaklı tarafından takip yoluna başvurularak kararın gereğinin yerine getirilmesi sağlanır. İlamlı takiple birlikte söz konusu takibe konu olan alacağın varlığıyla birlikte kesin hüküm ile tespit edilen bir hakkın varlığı söz konusu olduğundan alacağın varlığının ispat edilip edilmemesine de gerek duyulmaz. Borçluya, takibe karşı koyabilme imkânı tanınmıştır. Hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmemesi ve menfaat dengesinin bozulmaması amacıyla ilamlı icrada icranın durdurulması prosedürü yer almaktadır.

İLAMLI İCRA HAKKINDA GENEL BİLGİLER

1. Genel Olarak

Bir mahkeme kararının yerine getirilmesi amacıyla başvurulan takip yolu ilamlı takip yoludur. İlamlı takip yolunda, mahkeme lehine ilam alan kimsenin icra dairesine başvuruda bulunarak ilamın dayanağına istinaden hakkının alınması talep eder.

İlamlı icraya başvuru hakkının ilamın lehine olan kimseye ait olduğu bilinmektedir. Bu kimsenin ölmesi halinde alacağını devrettiği kişi ya da kişiler, mirasçıları ya da alacağı devralana ait olur. İlamlı icrada borçlunun ise ilamın aleyhine olduğu kişidir. Bu kişinin ölmesi halinde ilamın mirasçılarına karşı icraya konulur. Alacaklı tarafından başlatılan ilamın başarılı olabilmesi için ilamın zamanaşımına uğramaması gerekir. İlamın zamanaşımına uğradığı hallerde ise icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasının talep edilmesi mümkündür[1].

2. İlam Niteliğindeki Belgeler

Her ne kadar mahkeme tarafından verilmemiş olsa da mahkeme kararı gibi sonuçlar doğuran belgeler ilam niteliğindeki belgelerdir. Bir belgenin ilam niteliğini taşıyıp taşımadığına ilişkin değerlendirme yasa tarafından belirlenir. Örnek vermek gerekirse, mahkeme tarafından verilen ara kararın ilam niteliği bulunmadığından dolayı ilamlı takibe konu edilmesi söz konusu olamaz. Bununla birlikte ilam niteliğine haiz belgelerin her durumda ilam hükmünü taşımayacağı da görülmektedir. İhtiyadi haciz istemi ile birlikte alacağın ilama dayandığı durumlarda teminat alımı söz konusu olmaz[2].

Hangi belgelerin ilam niteliğinde olduğu İİK 38’de ifade edilmiştir. Bu belgelerin ispat kuvveti bakımından ilama yakın belgeler olması nedeniyle alacaklının bu belgelere dayanarak ilamlı icra takibinde bulunması mümkündür. Hangi belgelerin ilam niteliğinde olduğuna ilişkin düzenleme kanunda yer almakla birlikte belgenin yalnızca kesin olmasına ilişkin ifadelerin kullanılması belgeye ilam niteliği kazandırmamaktadır. Çünkü bir belgenin kesin olması ve ilamlı icra yolu ile icra edilmesi ise ayrı şeylerdir[3].

3. İlamlı İcrada Yetki

İlamların kişi bakımından yetkisine bakıldığında, lehine hüküm verilen kimsenin alacaklı sıfatına haiz olduğu durumlarda ilamın yerine getirilmesini isteme yetkisi bulunmaktadır[4]. Bununla birlikte, vekâlette alan bilgiler bakımından bir değerlendirme yapıldığında ise ilamda adı yer alan vekil tarafından takibin başlatılabilmesi bakımından özel yetkinin aranmasına gerek yoktur[5].

Takibin başlatılması bakımından ilamlı icrada yetkiye bakıldığında ise ilamsız icralardan farklı bir düzenlemenin olduğu görülür. İİK’nın 34. maddesine bakıldığında ilamlı icra takibinin Türkiye’deki herhangi bir icra dairesinden başlatılmasının mümkün olduğu ifade edilmektedir[6]. Bu düzenleme ile birlikte sadece ilama dayalı belgenin değil, aynı zamanda da ilam niteliğindeki belgeler içinde uygulanması söz konusu olabilir[7]. Bununla birlikte kanunun 34. maddesinde yer verilen yetki kuralının özel nitelikte yetki kuralı olduğu söylenebilir. Bu nedenle alacaklıyla borçlu tarafından aksinin kararlaştırmamaları gerekmektedir. Bu nedenle alacaklının ilamlı icra takibinde bulunabilmesi için herhangi bir icra dairesine başvurma hakkına sahip olduğundan dolayı yetki itirazında bulunulması söz konusu olamaz[8].

4. İlamlı İcrada Takibin Başlaması

İlamlı icra takibi, ilamın kesin hüküm oluşturması nedeniyle, ilam niteliğindeki belgelerin kanun nedeniyle icra takibi bakımından ilamla aynı etkiye sahiptir. Takip talebinde iddia edilen maddi hukuka yönelik hakkın varlığına dayanak, ilamdır. Bu nedenle ilamlı icra hukuku uyarınca ilam niteliğindeki belgelerin edimin icrasının yanı sıra mahkeme kararlarının yerine getirilmesini de sağlar. İlamlı icra takibine konu itibariyle bakıldığında konusunu para ve teminat alacakları ve bunlar dışındaki alacaklar oluşturmaktadır[9]. Kanun koyucu, para ve teminat alacakları bakımından hükmün bulunmasını zorunlu kılmamıştır. Bu bağlamda, alacaklının seçim hakkına sahip olduğu söylenebilir. İlamsız icra takibinin yapılabilmesinin mümkün olabilmesi gibi genel mahkemelere başvurulması da mümkündür[10].

Alacaklı tarafından öncesinde alacağın ilama bağlanmışsa, bu halde alacaklı bakımından ilamsız icra yoluna başvurulmasında hukuki yararın olduğu söylenemez. Konusu para ve teminat alacağı dışındaki alacaklar bakımından alacaklının ilk olarak genel mahkemelere başvuruda bulunarak dava açması ve davanın sonucunda edineceği ilamı icraya koyması gerekir[11]. Bununla birlikte, kanunda belirtildiği üzere konusu para ve teminat alacağı dışında alacaklar için alacaklının ilk olarak genel mahkemelerde dava açması ve davanın sonunda alacağını ilamlı icraya başvurarak alması gerekir[12].

HÜKMÜN KESİNLEŞMESİNDEN ÖNCE İCRANIN DURDURULMASI

1. Genel Olarak

İcranın durdurulması prosedürü, takibe konu olan ilamın kanun yoluna başvurulması halinde incelemenin mahkemece icraya ilişkin işlemlerin olduğu şekilde bırakılarak bir sonraki aşamaya geçmemesidir[13]. Kesinleşmeden icra edilemeyen ilamların dışındaki, hükme karşı kanun yoluna başvurulması halinde icra durmaz. Bu halde bir yandan yasa yoluyla süreç işlerken diğer yandan da icra takibi devam etmektedir[14].

2. İcranın Durdurulması

Alacaklının lehine olan mahkeme kararı uyarınca ilamlı icraya başvurulabilmesi için kural olarak kararın kesinleşme şartı bulunmamaktadır[15]. İcranın durmadığı hallerden bir diğeri de nafakanın[16] verilmesine yönelik verilen hükümlerde kanun yoluna başvurulduğu hallerden biridir[17]. Yargıtay 12. HD’nin E. 910 K. 18461, 30.05.2012 T. kararına bakıldığında ise ilamın kesinleşmeden takibe konulmasına ilişkin yerel mahkeme tarafından verilen kararın yerinde olmadığı gerekçesiyle bozma kararı verildiği görülmektedir[18].

İcranın durdurulmasına ilişkin karar alınabilmesi için ilk olarak bir ilamın olması gerekir. Mahkemece verilen bir kararın kanun yoluna taşınması halinde, kesinleşmeksizin icraya konulan bir ilamın icrasını durdurabilmek amacıyla teminatla birlikte icranın geri bırakılması kararının alınması gerekir. İcranın durdurulması için ilk olarak icra dairesinden süre istenmesi gerekmektedir[19].

İcranın durdurulması prosedürünü dört aşamada incelemek mümkündür. Bu aşamalardan ilki icra dairesinden süre istemidir. İlk olarak icra dairesine başvuruda bulunularak bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay’ın icranın durdurulmasına ilişkin bir karar getirilecek zamana dek uygun bir süre verilmesi talep edilir. İkinci aşama olarak ise borçludan teminat alınarak süre verilmesi söz konusu olur. İcra müdürlüğü tarafından alacak miktarı kadar teminat alınarak borçluya bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay’da icranın durdurulmasın kararı getirebilmesi için makul bir süre verilir[20]. İcra müdürü tarafından icranın durdurulmasına ilişkin kararın getirilmesi için borçluya verilen süreyi gösteren bir belge düzenlenir. Mehil vesikası olarak adlandırılan bu belgenin düzenlenmesiyle birlikte ilamın icrası durur[21].

İİK uyarınca ilama karşı kanun yoluna başvuruda bulunan borçluya icranın durdurulması kararının getirilmesi amacıyla icra müdürünce uygun bir süre verilerek teminat gösterilmesi beklenir. Borçlunun hükmolunan para ya da eşyanın depo edildiği ispatlanması halinde koşulun gerçekleştiği kabul edilir. Borçlu tarafından hükmolunan para ya da eşyanın dışında başka bir şeyin teminat gösterilmesi talep edildiği halde icra mahkemesi tarafından teminatların kabul edildiğine dair kararın alınması gerekmektedir[22].

İcra mahkemesince kabul edilen teminatlar ise İİK madde 36’da belirtilenlerden ibarettir. Ancak belirtmek gerekir ki borçlunun borcu karşılayacak kadar malının haczedilmiş olması halinde teminat koşulu aranmaz, icra müdürlüğü tarafından bu süre verilir. Bunun yanı sıra borçlunun adli yardımdan yararlanan bir kimse olması halinde teminat gösterme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bununla birlikte, 5502 Sayılı kanunda yer verildiği üzere Sosyal Güvenlik Kurumunun dava ve icra işlemlerinde teminat gösterme zorunluluğu bulunmamaktadır, kurumun teminat yatırma yükümlülüğünde bağışık olduğu görülmektedir[23].

İlamlı icrada icranın durdurulması prosedürüne ilişkin diğer bir aşama ise BAM’dan ya da Yargıtay’dan icranın durdurulması talebidir. İcra dairesinden teminat karşılığı süre alan borçlu tarafından kanun yoluna başvurmuş olan hükmün esas incelenmesi ile birlikte BAM ya da Yargıtay dairesine başvuruda bulunularak icranın durdurulması istenir. Bu hususa ilişkin mahkemelerin takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu makamlarca icranın durdurulmasına ilişkin karar verme zorunlulukları bulunmamaktadır[24].

Bir diğer aşama olan icranın durdurulması aşamasında BAM veya Yargıtay tarafından icranın durdurulmasına karar verilirse icra müdürlüğü tarafından ilamın icrasının kanun yolu değerlendirmesinin sonuna kadar erteler.

Teminatın geri verilmesi aşamasında ise bölge adliye mahkemesi tarafından başvurunun haklı görülmesi halinde teminatın verilip verilmeyeceğine ilişkin karar verilir. Yargıtay tarafından hükmün bozulması halinde borçlunun başvurusuyla birlikte bozmanın niteliğince teminatın geri verilip verilmeyeceği mahkeme tarafından kesin şekilde karar verilir[25]. Bölge adliye mahkemesi tarafından başvurunun esastan reddedilmesi ya da Yargıtay tarafından hükmün onanması halinde alacaklının istemiyle birlikte başka bir işlem gerekmeksizin teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklarsa malın cinsine göre icra müdürlüğü tarafından paraya çevrilir. İlam alacaklısı kimsenin teminat üzerinde İİK 36/6 uyarınca öncelik hakkı bulunmaktadır[26].

Üst mahkemece hükmü kanun yolu talebi reddedilirse icranın durdurulması kararı ortadan kalkarak ilamın icrasına devam edilir. Bunun sonucunda alacaklının talebiyle başka bir işleme gerek kalmaksızın icra müdürlüğünce dosyada depo edilen meblağ alacaklıya ödenir[27].

SONUÇ

Talep ve dava yoluyla alacağına kavuşamayan alacaklı tarafından başvurulan çözüm yollarından sonuncusu cebri icra yoluna başvurmasıdır. Cebri icra yoluyla birlikte alacaklının isteğiyle borçludan tahsil edememesi halinde başvurulur. Bu yöntemle birlikte alacaklının alacağına kavuşma imkânı söz konusu olur. İcra ve İflas Kanununda cebri icra türlerine ilişkin özellikle iki şekilde düzenlendiği görülmektedir. Bunlardan ilki ilamsız icra yoludur. Bu icra yolunda alacaklı tarafından ilam ya da ilam niteliğinde bir belge olmaksızın para ya da teminat alacaklarında, alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takip yöntemidir. Bir diğeri ise ilamlı icra olup bir mahkeme kararı ya da buna eşit sayılan ilam niteliğindeki belgeye dayanılarak yapılan takip şeklidir.

İlamlı icra takibinin durdurulmasına yönelik birçok yasal imkân tanınmıştır. Çalışma konumuzun kapsamı bakımından İİK 36 uyarınca icranın durdurulmasına ilişkindir. Başvuru yapılabilmesi için aranan şartlar bakımından ilgili kararın alınabilmesi için bu başvuru yolunu diğerler prosedürlerden ayıran birtakım özellikleri mevcuttur. Kanun koyucu tarafından bu düzenlemenin kanunda yer verilmiş olmasının en önemli nedenlerinden biri de Türk Hukukunda alacaklının ilamın icrasını talep edebilmesi için hükmün kesinleşmesini beklemesi gerekmez. İlamların kural olarak kesinleşmeden icra kabiliyetini kazanırlar.

Mahkeme tarafından verilen bir kararın kanun yoluna taşınması halinde, kesinleşmeksizin icraya konulan bir ilamın icrasını durdurabilmek amacıyla teminatla birlikte icranın geri bırakılması kararının alınması gerekir. HMK 26. madde uyarınca taleple bağlılık ilkesi uyarınca mahkemeden talep edilmesi halinde mahkemenin bu duruma ilişkin karar verilmesi gerekir. İcranın geri bırakılması, İİK 36’da düzenlenmiştir ve ilamlı icraya ilişkin bir kurum olduğu görülmektedir. Bu nedenle kesinleşmeksizin icraya konulması mümkün olmayan bir ilam bakımından icranın geri bırakılmasından söz edilemez, çünkü ilamın icrası mümkün olmaz. Bu tür ilamların icrasının talep edilmesi durumunda icra müdürlüğü tarafından re’sen göz önünde bulundurularak takip talebinin reddedilmesi gerekir.

KAYNAKÇA

ARSLAN, Ramazan, YILMAZ, Ejder, TAŞPINAR AYVAZ, Sema, HANAĞASI, Emel: İcra ve İflas Hukuku, Yetkin Yayınları, 4. Baskı, İstanbul, 2018.

ARSLAN, Tuğba: İcra ve İflas Hukukunda İcranın İadesi, 2006.

BORAN GÜNEYSU, Nilüfer: İcra Takip İşlemleri, TBB Dergisi, S. 101, s. 31-60, 2012.

ERCAN, İsmail: İcra ve İflas Hukuku, Kuram Yayınları, 12. Baskı, 2016.

ESEN, Oğuzhan: İlamlı İcrada Taşınmazın Tahliyesi ve Teslimi, 2018.

FIRAT, Erhan: Özel Kanunlarda Düzenlenen İlam Niteliğindeki Belgeler, 2015.

KALDIRIM, Dilara: İcranın Geri Bırakılması m. 36, Ankara Üniversitesi, 2018.

KARSLI, Abdurrahman: İcra ve İflas Hukuku, Seçkin Yayınları, 3. Baskı, Ankara, 2014.

KÖLE, Mehmet: Para Alacaklarına İlişkin İlamlı İcra Takibinde İcra Mahkemesince İcranın Geri Bırakılması, Yüksek Lisans Tezi, Dicle Üniversitesi, 2018.

KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku, Adalet Yayınları, İkinci Baskı, Ankara, 2013.

MUŞUL, Timuçin, İcra ve İflâs Hukuku, C. I, 5. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013.

PEKCANITEZ, Hakan: Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2017.

PEKCANITEZ, Hakan, ATALAY, Oğuz, SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral, ÖZEKES, Muhammet: İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, On İki Levha Yayınları, 6. Baskı, İstanbul, 2019.

POSTACIOĞLU, İlhan E., Sümer ALTAY, İcra Hukuku Esasları, 5. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2010.

YAZICI TIKTIK, Çiğdem: Bir İşin Yapılmasına veya Yapılmamasına İlişkin İlâmların İcrası, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 16, Özel Sayı 2014, s. 2735-2776, 2015.

UYAR, Talih: İlama Aykırı Yapılan İcra Takiplerinin İptali, Ankara Barosu Dergisi, S. 2, s. 477-488, 2014.

ÜSTÜNDAĞ, Saim: İcra Hukukunun Esasları, İstanbul, 2004.

ELEKTRONİK KAYNAKÇA

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.2004.pdf

www.kazanci.com.tr

-----------------

[1] ARSLAN, Ramazan, YILMAZ, Ejder, TAŞPINAR AYVAZ, Sema, HANAĞASI, Emel: İcra ve İflas Hukuku, Yetkin Yayınları, 4. Baskı, İstanbul, 2018, s. 384.

[2] ERCAN, İsmail: İcra ve İflas Hukuku, Kuram Yayınları, 12. Baskı, 2016, s. 10.

[3] ESEN, Oğuzhan: İlamlı İcrada Taşınmazın Tahliyesi ve Teslimi, 2018, s. 14.

[4] UYAR, Talih: İlama Aykırı Yapılan İcra Takiplerinin İptali, Ankara Barosu Dergisi, S. 2, s. 477-488, 2014, s. 480.

[5] PEKCANITEZ, Hakan: Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2017, s. 678.

[6] İcra ve İflas Kanunu Madde 34 – “İlamların icrası her icra dairesinden talep olunabilir. Alacaklı yerleşim yerini değiştirirse takibin yeni yerleşim yerini icra dairesine havalesini isteyebilir.” https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.2004.pdf E.T. 20.04.2020

[7] ARSLAN, Ramazan, vd., s. 383.

[8] FIRAT, Erhan: Özel Kanunlarda Düzenlenen İlam Niteliğindeki Belgeler, 2015, s. 124.

[9] YAZICI TIKTIK, Çiğdem: Bir İşin Yapılmasına veya Yapılmamasına İlişkin İlâmların İcrası, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 16, Özel Sayı 2014, s. 2735-2776, 2015, s. 2768.

[10] ARSLAN, Tuğba: İcra ve İflas Hukukunda İcranın İadesi, 2006, s. 43-44.

[11] KARSLI, Abdurrahman: İcra ve İflas Hukuku, Seçkin Yayınları, 3. Baskı, Ankara, 2014.

[12] Belirtmek gerekir ki kanun koyucu tarafından burada istisnai bir durum düzenlenmiştir. Kiralanan taşınmazın tahliyesine ilişkin ilk olarak kiracıya karşı dava açılması gerekir. İİK m. 269-276 arasında yer verilen düzenleme uyarınca açılan davanın kiralananın lehine sonuçlanmış olması gerekir. Kiracının bu karara uymaması nedeniyle tahliyenin ilamlı icra ile yerine getirilmesi mümkün olmasına karşın kimi koşulların var olması durumunda kanun koyucu tarafından ilamsız icra yoluyla tahliyenin mümkün olabileceğini düzenlenmiştir.

[13] KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku, Adalet Yayınları, İkinci Baskı, Ankara, 2013, s. 942.

[14] BORAN GÜNEYSU, Nilüfer: İcra Takip İşlemleri, TBB Dergisi, S. 101, s. 31-60, 2012.

[15] KÖLE, Mehmet: Para Alacaklarına İlişkin İlamlı İcra Takibinde İcra Mahkemesince İcranın Geri Bırakılması, Yüksek Lisans Tezi, Dicle Üniversitesi, 2018, s. 35.

[16] İcranın geri bırakılması için verilecek süre(2) Madde 36 – (Değişik: 2/3/2005 – 5311/5 md.) “İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir….Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez.” https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.2004.pdf E.T. 20.04.2020

[17] Ercan, s. 233

[18] www.kazanci.com.tr E.T. 20.04.2020

[19] KALDIRIM, Dilara: İcranın Geri Bırakılması m. 36, Ankara Üniversitesi, 2018, s. 11.

[20] MUŞUL, Timuçin, İcra ve İflâs Hukuku, C. I, 5. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013.

[21] PEKCANITEZ, Hakan, ATALAY, Oğuz, SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral, ÖZEKES, Muhammet: İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, On İki Levha Yayınları, 6. Baskı, İstanbul, 2019, s. 286.

[22] POSTACIOĞLU, İlhan E., Sümer ALTAY, İcra Hukuku Esasları, 5. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2010.

[23] Ercan, s. 235.

[24] Ercan, s. 236.

[25] Kaldırım, s. 13.

[26] Pekcanıtez vd., s. 286.

[27] Arslan vd., s. 387.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
HUKUKÇU 3 ay önce

Avukat olmuşuz, "haiz" kelimesininin kullanım şeklini bilmekten aciziz...

Avatar
Çiğdem 3 ay önce

Güzel bir bilgilendirme yazısıydı. Teşekkürler