06.05.2019 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Seçimleri iptal edildikten sonra; 10.05.2019 tarihinde Yüksek Seçim Kurulu, yeni seçim takvimini yayınladı. 6 Mayıs’tan itibaren siyasi partiler, Yüksek Seçim Kurulu ile Hakimler ve Savcılar Kurulu’na, hatalı sandık kurulu başkanlarını tayin eden ilçe seçim kurullarında değişiklik yapılmasına yönelik başvuruda bulunmadı. Hatta Yüksek Seçim Kurulu 10 Mayıs’ta; aynı ilçe seçim kurulları ile İstanbul seçiminin tekrarlanacağını ifade etti. Oysa Yüksek Seçim Kurulu iptal kararında; sandık kurulu başkanlarını hatalı seçen ilçe seçim kurulu başkanları ve müdürleri ile sorumlu personeli hakkında suç duyurusunda bulundu.

Ortaya çıkan manzara şu oldu; soruşturmaların devam etmesi sebebiyle suçsuzluk/masumiyet karinesi uyarınca, ilçe seçim kurullarını değiştirmemek gerekir, kanunlarda da bu yönde bir yetki bulunmamaktadır. Hakimler ve Savcılar Kurulu, hakimlerden oluşan ilçe seçim kurulu başkanlarını ve Yüksek Seçim Kurulu da ilçe seçim kurullarında çalışan müdür ve görevlileri, re’sen vereceği bir kararla veya başvuru üzerine veya tedbir mahiyetinde değiştirme yetkisine sahiptir, ancak 23.06.2019 tarihinde yapılacak seçimler için bu yetki kullanılmamış, ilçe seçim kurullarında değişikliğe gidilmemiştir.

O halde şu şekilde düşünüldüğü ileri sürülebilir; burada ilçe seçim kurulları yönünden organize bir hareket veya kasti tasarruf yoktur, esasen bu hatalar yapılabilir ve geçmişte de yapılmıştır. Burada diğer seçimlerden farklı bir netice ortaya çıkmıştır, çünkü 31.03.2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimi 754 sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı halde görevlendirildiği gerekçesiyle iptal edilmiştir. Özetle YSK; önce bu hatadan dolayı seçimleri İstanbul ilinde seçimi iptal etmiş, ancak sonra “biz burada kasıtlı bir durum görmüyoruz” demiştir.

Belirtmeliyiz ki; Yüksek Seçim Kurulu oyçokluğu ile verdiği iptal kararında hatalı sandık kurulu başkanları ile seçim sonucu arasında illiyet bağı da kuramamış, hangi somut delil ve tespitlerle seçmen iradesinin sandıklara yansımadığını gösterememiştir. Bir başka ifadeyle YSK; olağanüstü itirazın temelini teşkil eden “seçimin sonucuna müessir olma” şartının gerçekleştiğini ortaya koyamamış, sadece sandık kurulu başkanlarının kamu görevlerinden oluşması gerektiğini belirterek, 754 sandıkta bu sağlanamadığından, burada seçimin güvenilirliğinin oradan kalktığını kabul etmiş ve 31.03.2019 seçimlerini İstanbul ili yönünden iptal etmiştir.

İptal sonucu, hangi sandık kurulu başkanlarının hangi hareketleri ile oldu? İşte YSK bu konuda; ilgili somut delil ve tespit gösteremedi, kısa kararda yer almayan iki ek sebep ise tek başına seçim sonucuna etkili olamadı, hatta 108 sandıkta sandık kurullarının oy sayım döküm cetvelleri bakımından da net tespitler yoktu. Yüksek Seçim Kurulu; tüm bu sandıklarda (754+108) yeniden sayım yaptırmadığı gibi, sadece bu sandıklarla sınırlı seçim yenileme kararı da almadı. Bu sebeple; şu an ortaya çıkan manzara, ilçe seçim kurullarının kasti hareketinin olmadığı ve burada kamu görevlilerinin tayininde hatalar yapıldığı şeklinde, ancak bu noktada seçimler İstanbul ilinde iptal edilse de, ilçe seçim kurullarının değiştirilmesini gerektiren kasti veya organize hareketlerin henüz tespit edilemediği görülmektedir.

Sonuç olarak Yüksek Seçim Kurulu; olağanüstü itirazın dayanağını teşkil edecek şekilde hukuka aykırılıklar ile seçim sonucu arasında illiyet bağı kuramadı, seçimin sonucuna müessir olabilecek somut delil ve tespitleri de gösteremedi ve yukarıda yer alan açıklamalarımıza göre bunu bir anlamda kabul etti. Esasen bir ilçenin seçim kurulu başkanın “bizim hakkımızda inceleme ve soruşturma başlatıldı ise ve bizden kaynaklanan sebeple seçim iptal edilmişse, bu hata kasti olabilir veya olmayabilir bizimle devam edilmemesi gerekir, en azından tedbiren” şeklinde ifadelerinde isabet bulunmaktadır. Siyasi partiler bu konuya sonradan dahil oldu, çünkü 6 Mayıs’tan sonra ilgili yerlere müracaatları yapmadılar, şimdi Ak Parti’nin sandık kurullarını hatalı tespit eden ilçe seçim kurulu başkanları ile müdürlerine itiraz ettiğini görüyoruz, ancak ortada Yüksek Seçim Kurulu’nun aynı ilçe seçim kurulları ile yola devam edeceğine dair kararı var.

Yüksek Seçim Kurulu’nun 4753 sayılı ve 31.05.2019 tarihli kararına göre;İlçe seçim kurulu başkanlarının ve seçim müdürlerinin görev yetki ve sorumlulukları 298 sayılı Kanunun 15 ve devamı maddeleri ile Seçim Müdürlükleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Genelge’de belirlenmiş olup, 23.06.2019 tarihinde yapılacak olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için ilçe seçim kurulu başkanı, seçim müdürü ve seçim personelinin görev değişikliği hususunda bu aşamada yapılabilecek bir işlem bulunmadığına karar verildi”.

Ak Parti’nin yaptığı başvuru; YSK’nın incelemesinde olup, henüz sonuçlanmamıştır.

YSK’nın 31.05.2019 tarihli kararından vazgeçmesi halinde; seçimlere sadece iki haftadan az bir süre kaldığı dikkate alındığında, tüm ilçelerde seçim kurullarının başkanlarının ve personelin değiştirilmesi ve uyum sağlanması son derece güç olacak, en önemlisi de yukarıda yer verdiğimiz 31.05.2019 tarihli kararı ile çelişecektir.

31.05.2019 tarihli kararı ile YSK; 31 Mart yerel seçimlerinde görev yapan, ancak seçimlerin iptal edilmesiyle birlikte haklarında soruşturma başlatılan İstanbul ilçe seçim kurulu başkanları, seçim müdürleri ve seçim personelinin 23 Haziran’da yenilenecek seçimlerde de görev yapacağı yönünde karar almıştı. Bayram süresinde YSK Başkanı Sayın Sadi Güven’in yaptığı açıklamaya göre ise; 13 ilçenin seçim kurulları müdürlerinin başka illerde görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu değişiklik, hem sandık kurullarının teşekkülünden sonra yapılması ve hem de ilçe seçim kurullarının diğer personeli ile başkanlarının görevlerine devam etmesi sebebiyle faydasız görülmüştür. Kaldı ki; 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun m.22 uyarınca[1]; sandık kurulu başkanları, ilçe seçim kurulu başkanları tarafından belirlenmektedir. İlçe seçim müdürleri; YSK’nın il ve ilçelerde taşra teşkilatını oluşturmakta olup, sandık kurullarının oluşturulmasında yetkileri bulunmamaktadır.

Son olarak; 31.03.2019 tarihli seçimde sandık kurullarının belirlenmesinde görev alan ilçe seçim kurulu başkanları, 23.06.2019 seçimi için sandık kurulu görevlilerinin belirlenmesinde bulundular. Bu durumda şöyle bir tablo ortaya çıkıyor; bir tarafta sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmaması seçimin sonucuna müessir görülerek seçimin iptal etmesine dayanak gösterilirken, diğer tarafta bu sandık kurulu başkanlarını belirleyen ilçe seçim kurulu başkanları yenilenen seçimde sandık kurullarının belirlenmesinde görev aldılar. Sandık kurullarının ilçe seçim kurullarınca Kanuna aykırı şekilde oluşturulması; seçimin sonucuna müessir görülerek, iptal edilmesine neden oldu. Aynı ilçe seçim kurullarının, 23 Haziran seçimlerinde sandık kurullarının belirlenmesinde görev alması; ilçe seçim kurulu başkanlarının tedbiren görevlerinden alınmaması ve aynı görevi ifaya devam etmesi, esasen ortada seçimin sonucuna müessir bir nedenin de varlığını tartışmalı hale getirmiştir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinin iptaline ilişkin gerekçeli kararda; ilçe seçim kurulu başkanlarının yaptıkları işlemlerle seçimin sonucu arasında illiyet bağı kurulmamış, seçimin sonucuna etki eden somut delil gösterilmemiştir[2]. Aynı ilçe seçim kurulu başkanları ile yapılacak olan 23.06.2019 seçimlerinde, sandık kurullarında görev alacak kişiler yönünden aynı hukuka aykırılıklar gündeme gelebilir. Çünkü YSK; sandık kurullarının hatalı teşekkülünü seçimin iptaline dayanak gösterip, kamu görevlisi olmayan kişileri sandık kurullarına belirleyen ilçe seçim kurulları başkanları hakkında suç duyurusunda bulunmuş, ancak 31.05.2019 kararı ile 23.06.2019 İstanbul seçimlerinde bu kişileri değiştirmeye yönelik bir işlem yapılmayacağına karar vermiştir. Bu husus, İstanbul seçiminin iptal kararı ile 31.05.2019 tarihli karar arasında önemli bir çelişkiye işaret etmektedir.

Sandık kurulularının teşekkülünde rol almayan 13 ilçe seçim müdürünün başka illerde görev almasına karar verilmesi ise, bu kişilerin sandık kurullarının teşekkülünde rol almaması sebebiyle gelinen aşamada seçimlerin güvenliğine ve güvenilirliğine katkı sağlamayacak ve etki de etmeyecektir. Yapılması gereken; sandık kurullarının teşekkülünde rol almayan ilçe seçim müdürlerinin başka illerde görevlendirilmesi değil, seçimin sonucuna müessir gördüğü, sandık kurullarını kamu görevlisi olmayan kişiler arasından belirleyen ilçe seçim kurulları başkanları yönünden bir karar alınması idi. Aksi halde mevcut durumda; İstanbul seçiminin iptal kararı gerekçesinde ortaya koyulan sebep ile ilçe seçim müdürleri yönünden alınan karar arasında bir bağ bulunmadığı gibi, aynı ilçe seçim kurulu başkanları ile seçime gidileceğinden, seçimin iptaline dayanak gösterilen sandık kurullarının hatalı teşekkülü 23.06.2019 seçimlerinde tekrar gündeme gelebilecektir.

Yüksek Seçim Kurulu; verdiği son iptal kararı ile kurulların teşekkülünde hata olması halinde, adaylar arasında oy farkını kapatacak şekilde sandık kurullarında yapılan hataları, seçimin güvenilirliğini ortadan kaldıran ve seçimin iptaline yol açan “sebep” olarak saydı. Ancak bu kabul; her seçimin tekrarlanma riskini gündeme getirdiği gibi, seçim sistemine ve işlerine duyulan güveni de sarstı. Seçimin iptaline neden olan somut delil ve tespitler ortaya koyulmalı idi. Böylece olağanüstü itirazın temelini oluşturan “seçimin sonucuna müessir olma” şartı yerine gelirdi. Bu şart iptal kararında net bir şekilde gösterilmediği ve aranmadığı için, yapılacak bir seçimde iki aday arasında oy farkını kapatacak şekilde sandık kurulunun teşekkülünde yapılan hatalar tüm seçimin iptaline yol açabilecek, bu noktada hatalı sandık kurullarında oy kullanmayan seçmenin verdiği oylar geçersiz hale geleceği gibi, hatalı sandıklarda kullanılan oyların tümü, seçim sonucuna müessir olan somut delil ve tespit bakılmaksızın gözardı edilebilecektir. Bu tespitimiz hukuki nitelik taşıyıp, meselenin siyasi ve sosyal sonuçları hakkında değerlendirme yapılmamıştır.

(Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

------------------------------

[1]Sandık kurulu başkanının belirlenmesi” başlıklı 298 sayılı Kanun m.22/1’e göre; “ (1) İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler”.

[2] Bu konu hakkında ayrıntılı açıklamalarımız; “İstanbul Seçimi İptal Kararı” başlıklı yazımızda yer almaktadır; https://www.hukukihaber.net/istanbul-secimi-iptal-karari-makale,6734.html.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.