banner628

Ceza muhakemesi kanunu madde 135 kapsamında adli amaçlı iletişimin denetlemesi tedbirinde katalog suçlar olarak belirtilen suçların işlenmiş ya da işlenmekte olması gerekmektedir. PVSK, JTGYK VE MİT kanunu bakımından önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi tedbiri ise daha kapsamlı olup suç işleme şüphesi yani tehlikelilik durumu üzerine tedbir uygulanmaktadır. CMK madde 135’te adli amaçlı iletişimin denetlenmesi tedbirinin uygulanacağı durumlar belirtilirken, mülga CMK 250/1 maddede önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi tedbiri bakımından belirtilen suçlardan birinin olması şartı yer almaktaydı.[1]

Mülga CMK 250[2] uyarınca aşağıdaki suçların önlenmesi için önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulanmakta idi:a

a. Örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu,

b. Haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar,

c. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar

1. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (TCK md.302)

2. Düşmanla işbirliği yapmak (TCK md.303)

3. Devlete karşı savaşa tahrik (TCK md.304)

4. Yabancı devlet aleyhine asker toplama (TCK md.306)

5. Askeri tesisleri tahrip ve düşman askeri hareketleri yararına anlaşma (TCK md.307)

6. Düşman devlete maddi ve mali yardım (TCK md.308)

d. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

1. Anayasa’yı ihlal (TCK md.309)

2. Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı (TCK md.310)

3. Yasama organına karşı suç (TCK md.311)

4. Hükümete karşı suç (TCK md.312)

5. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan(TCK md.313)

6. Silahlı örgüt(TCK md.314)

7. Suç için anlaşma(TCK md.316)

e. Milli Savunmaya Karşı Suçlar

1. Askeri komutanlık gaspı (TCK md.317)

2. Yabancı hizmetine asker yazma, yazılma (TCK md.320)

3. Savaş zamanında emirlere uymama(TCK md.321)

4. Savaş zamanında yükümlülükler (TCK md.322)

f. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk

1. Devletin güvenliğine ilişkin belgelerin kısmen veya tamamen yok edilmesi, tahrip edilmesi veya bunlar üzerinde sahtecilik yapılması veya geçici de olsa, bunların tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanılması, hileyle alınması veya çalınması suçu (TCK md.326)

2. Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme (TCK md.327)

3. Siyasal veya askeri casusluk (TCK md.328)

4. Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama (TCK md.329)

5. Gizli kalması gereken bilgileri açıklama (TCK md.330)

6. Uluslararası casusluk (TCK md.331)

7. Devlet sırlarından yararlanma, Devlet hizmetlerinde sadakatsizlik (TCK md.333)

8. Yasaklanan bilgileri temin (TCK md.334)

9. Yasaklanan bilgilerin casusluk maksadıyla temini (TCK md.335)

10. Yasaklanan bilgileri açıklama (TCK md.336)

11. Yasaklanan bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklama (TCK md.337)

12. Taksir sonucu casusluk fiillerinin işlenmesi (TCK md.338)

13. Devlet güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurma (TCK md.339)[3]

Yukarıda belirtilen suçlar Polis, Jandarma ve Milli İstihbarat Teşkilatı açısından farklılık arz etmektedir. Bu nedenle bu suçların araştırılması konusunda ilgili kurumların yetkileri farklıdır.[4]

Polis Bakımından Suç Önleme Amaçlı İletişimin Denetlenmesine Tabi Suçlar

Polis bakımından iletişimin denetlenmesi tedbirini ele aldığımızda, bu hususun önleyici polislik kavramıyla da paralellik arz ettiği görülmektedir. Zira önleyici polislikte de caydırıcılık esas alınarak suçun işlenmeden önlenmesi hedeflenmektedir. Bu nedenle sorunlu bölgelerde devriye araçlarının gezmesi caydırıcılık yani önleyici polislik çalışması örneği teşkil etmektedir.[5] Zira önleyici polislikte sorunlu bölgelerde devriye gezilmesi ile suç işleme potansiyeline sahip kişi ve grupların bu fiillerini vazgeçme veya erteleme durumu ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte olası suçtan zarar görebilecek olan mağdurların kurtulması veya korunması mümkün olmaktadır.

Polisin yetki alanında yer alan önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi tedbirinde tedbirin uygulanabilmesi için suç vasıfları belirlenmiştir. Bu kapsamda 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, cebir, tehdit, şantaj, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, kasten öldürme, kasten yaralama, organ ve doku ticareti, çocuk düşürtme, kısırlaştırma, yağma, mala zarar vermenin nitelikli halleri, fuhuş, ihaleye fesat karıştırma, bilişim alanındaki suçlar öngörülmüştür.[6] Belirtilen bu suçlar ağırlıklı olarak örgüt faaliyeti kapsamında işlen suçlardır. TMK’nın mülga 10’uncu maddesi[7] örgütlü suçların şekil ve oluşum bakımında nasıl olacaklarını belirtmekteydi. Buna göre; “haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlar” olarak tanım yapılmıştır. Buradaki önemli nokta bir yapının örgütlü yapı olarak kabul edilmesi ve bu kapsamda iletişimin denetlenebilmesi için maddede belirtilen özellikleri ve fiilleri barındırması gerekmektedir. Bunun için ortada bir örgütün olması, bu örgütün haksız kazanç elde etmek amacıyla kurulması ve örgütün cebir ve tehdit yöntemlerini kullanarak suç işlemesi söz konusu olmalıdır. Bunlardan birinin eksik olması durumunda örgüt yapısından bahsedilmeyeceğinden önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi kararı verilemeyecektir.[8]

2559 sayılı PVSK Ek 7. maddesi uyarınca casusluğun önlenmesi görevi, polisin görev alanının kapsamına dahil edilmediği için bu hususta polisin iletişimin denetlenmesi tedbirini uygulaması söz konusu değildir. Bu nedenle casusluk suçlarını düzenleyen TCK 328, 331, 335, 337 ve 338’inci maddelerde belirtilen suçlar polisin görev alanı içerisinde olmadığından bu suçlarla ilgili tedbir polis tarafından uygulayamayacaktır. Ayrıca TCK 305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332’inci maddelerinde sayılan ve görece ağır bir suç olarak görülmeyen temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama, halkı askerlikten soğutma, askerleri itaatsizliğe teşvik, savaşta yalan haber yayma, seferberlikle ilgili görevin ihmali, düşmandan unvan ve benzeri payeler kabulü ve askeri yasak bölgelere girme suçlarıyla ilgili olarak haberleşme özgürlüğüne müdahale edilmesine ihtiyaç duyulmadığı için tedbir uygulanmamaktadır.[9]

Jandarma Bakımından Suç Önleme Amaçlı İletişimin Denetlenmesine Tabi Suçlar

Jandarma açısından önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi tedbirinin uygulanması yetkisi 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunun ek 5. maddesinde verilmiştir. İlgili maddede polise verilen yetkinin aynısı jandarma için de verilmiştir. Buradaki önemli nokta jandarmanın söz konusu yetkiyi sadece kendi sorumluluk alanında kullanabilmesidir. Bu sorumluluk alanı kavramı 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 10’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Jandarmanın “suç işlenmesini önlemek” görevi açıkça belirtilmiştir.[10]

Milli İstihbarat Teşkilatı Bakımından Suç Önleme Amaçlı İletişimin Denetlenmesine Tabi Suçlar

MİT Kanunu ve PVSK ek 7. maddesinin 1. fıkrasıyla ülke çapında istihbarat çalışması yürütürken jandarma sadece sorumluluk alanı içerisinde istihbarat çalışması yapabilmektedir. Sorumluluk alanı içerisinde TMK’nın mülga 10’uncu maddesinde[11] belirtilen suçların önlenmesi ve TİB (BTK) [12] yönetmeliğinin 9. maddesindeki yazılı emrin şartları ile “2803 sayılı JTGYK ek 5. maddesi uyarınca iletilen talepler ile verilen kararlar ve yazılı emirlerde sorumluluk alanına ilişkin bilgi ve/veya belgelere de yer verilir.”[13

Önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi tedbirini uygulama yetkisi Milli İstihbarat Teşkilatı’na 5397 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 6’ıncı maddesine eklenen yeni fıkralarla verilmiştir. Milli İstihbarat Teşkilatı, 2937 sayılı Kanunun 4’üncü maddesi ile şu görevler tevdi edilmiştir;

a. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine, Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında milli güvenlik istihbaratını Devlet çapında oluşturmak ve bu istihbaratı Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile gerekli kuruluşlara ulaştırmak,

b. Devlet milli güvenlik siyasetiyle ilgili planları hazırlanması ve yürütülmesinde; Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile ilgili bakanlıkların istihbarat istek ve ihtiyaçlarını karşılamak.

c. Kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat faaliyetlerinin yönlendirilmesi için Milli Güvenlik Kurulu ve Başbakana tekliflerde bulunmak.

d. Kamu kurum ve kuruluşlarının istihbarat ve istihbarata karşı koyma faaliyetlerine teknik konularda müşavirlik yapmak ve koordinasyonun sağlanmasında yardımcı olmak.

e. Genelkurmay Başkanlığınca Silahlı Kuvvetler için lüzum görülecek haber ve istihbaratı, yapılacak protokole göre Genelkurmay Başkanlığına ulaştırmak.

f. Milli Güvenlik Kurulunda belirlenecek diğer görevleri yapmak.

g. İstihbarata karşı koymak.

Ayrıca Anayasanın 2’inci maddesinde belirtilen;

a. Devlet güvenliğinin sağlanması,

b. Casusluk faaliyetlerinin ortaya çıkarılması,

c. Devlet sırrı ifşasının tespiti,

d. Terörist faaliyetlerinin önlenmesi,

Kanun koyucunun belirttiği yukarıdaki şartların sağlanması ve Anayasanın 2’inci maddesinde belirtilen suçlar hakkında ciddi bir tehlike söz konusu olduğu durumlarda ülke çapında önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi tedbirini uygulayabilecektir. Fakat Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi ülke genelinde tüm iletişim araçlarının dinlenmesi yönünde karar vermiş, ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi 04.06.2008 tarihinde 2008/874 Esas ve sayılı 2008/7160 Kararı ile bozmaya hükmetmiştir.

Her ne kadar 5397 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Milli İstihbarat Teşkilatı’na iletişimin denetlenmesi yetkisi verilmişse de verilen yetki muğlâktır ve açık değildir. Suçların niteliği hakkındaki bu muğlâklık şüphesiz hukuki olarak sorunludur. Bunun en büyük sebebi hangi fiillerin suç olarak kabul edileceği ve bu fiillerin suç olduğuna kimlerin karar vereceği sorunudur. Bununla birlikte yaşanan bu yetki belirsizliği, kendisini iletişimin denetlenmesi taleplerinde de göstermiştir. Zira bu muğlâklığa bağlı olarak birçok dinleme talebinde eylemler belirsiz şekilde ifade edilerek talepte bulunulmaktadır.

Sonuç olarak görüldüğü üzere kanun koyucu polise tanınan önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi yetkisinin sorumluluk alanını ve yetki sınırını jandarmaya da tanımıştır. Fakat kanun koyucu bu kanuni düzenlemeyi yaparken polis bakımından kanuni boşluk bırakmıştır. Zira sorumluluk alanı ve yetkinin kimde olduğu bu anlamda muğlâktır. İlk sorun kanun koyucu tarafından polise ülke çapında istihbarat toplama yetkisi verilirken jandarmaya polisin olmadığı bölgelerde bu yetkinin verilmiş olmasıdır. Çünkü bir suçun işlendiği ve tasarlandığı yerler farklı olabileceği gibi aynı suçun iki farklı bölgede işlenmesi de mümkün olabilmektedir. Bu durumda hangi kurumun sorumluluk alanında suç işlendiği veya işleneceği konusunda belirsizlik yaşanacaktır. Kurumlar arasında koordinasyonun zayıf olması durumunda suçun önlenmesi ya da suçluların yakalanması konusunda zafiyet yaşanacaktır.

İkinci sorun ise yukarıda belirttiğimiz karmaşaya bağlı olarak suçun işleneceği yerin mi yoksa suç işlenme ihtimalinin olduğu yerdeki görevlilerin mi yetkili oldukları konusudur. Zira bu yetki karmaşasına bağlı olarak hangi delillerin kimler tarafından toplanacağı ya da önleme amaçlı iletişimin denetlemesi tedbirinde dinlemeye kimlerin yetkili olduğu konusunda yaşanacak yetki karmaşasına bağlı olarak delillerin ya da dinleme tapelerinin akıbeti konusunda da sorun yaşanabilecektir. Bazen kurumlar arasında yaşanan koordinasyonsuzluk veya daha kötü bir durumda rekabete bağlı olarak istihbarat bilgisinin paylaşılmaması veya yanlış yönlendirmelere meydan verebilecektir. Devlet içinde oluşan veya oluşabilecek illegal yapıların kanundaki bu belirsizlikten yararlanarak delil karartma ya da yanlış yönlendirme durumu ortaya çıkacaktır. Bu nedenle hem sorumluluk alanı hem de yetki alanı konusunda yaşanan ve yaşanacak karmaşaya karşı daha net kuralların belirlenmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, suçun önlenmesi kadar kişi hak ve özgürlüklerinin de korunması, bunun kamu görevlilerinin inisiyatifine bırakılması yerine kesin hukuki çizgilerle belirlenmesi gerekmektedir. Zira oluşacak yanlış bir yargı ile suçsuz insanların maddi ve manevi zarar görme ihtimalleri yüksektir.

KAYNAKÇA

ATAMAN Ahmet, Ceza Yargılaması Hukukunda İletişim Denetlenmesi Tedbirleri, Adalet Yayınevi, Ankara, 2016.

GELERİ Aytekin, Önleyici Polislik, Seçkin Yayınları, Ankara, 2009.

SEZER Yasin/İPEK Ali İhsan/PARLAK Engin, Adli Ve Önlem Amaçlı İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı, Teknik Araçlarla İzleme, Seçkin Yayınları, İstanbul, 2015.

TAŞKIN Mustafa, Adli ve İstihbari Amaçlı İletişimin Denetlenmesi, Seçkin Yayınları, Ankara, 2013.

YENİSEY Feridun, Kolluk Güçlerinin Sivil Denetimi Vali ve Kaymakamlar El Kitabı, Ant Matbaa, Ankara, 2010.

YENİSEY Feridun/NUHOĞLU Ayşe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınları, İstanbul, 2019.

YARDIMCI Mehmet Murat, Amerika Birleşik Devletleri Hukuku, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatları ve Türk Hukukunda İletişimin Denetlenmesi, Seçkin Yayınları, Ankara, 2009.

-----------------------

[1] Yardımcı Mehmet Murat, Amerika Birleşik Devletleri Hukuku, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatları ve Türk Hukukunda İletişimin Denetlenmesi, Seçkin Yayınları, Ankara, 2009, s.245

[2] CMK 250. madde 2/7/2012 tarih ve 6352 sayılı kanunu ile ilga edilmiş olup buradaki hükümler TMK 10.madde aktarılmıştır. 21/02/2014 tarih ve 6526 sayılı kanun ile de TMK madde 10 ilga edilmiştir.

21.02.2014 tarih ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu Ve Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1. Maddesinde ilga edilen CMK 250. madde ve TMK 10. madde kapsamına giren suçların “Türk Ceza Kanununda yer alan; a) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçu veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama suçuna, b) Haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlara, c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlara (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç),yapılmış sayılır.” hükmüne varmıştır.

[3] Yardımcı, a.g.e. s.248-250

[4] Taşkın Mustafa, Adli ve İstihbari Amaçlı İletişimin Denetlenmesi, Seçkin Yayınları, Ankara, 2013, s.227

[5] Geleri Aytekin, Önleyici Polislik, Seçkin Yayınları, Ankara, 2009, s.59-60

[6] Yenisey Feridun/Nuhoğlu Ayşe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınları, İstanbul, 2019, S.280

[7] 21/02/2014 tarih ve 6526 sayılı kanun ile de TMK madde 10 ilga edilmiştir.

21.02.2014 tarih ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu Ve Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1. Maddesinde ilga edilen CMK 250. madde ve TMK 10. Madde kapsamına giren suçların “Türk Ceza Kanununda yer alan; a) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçu veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama suçuna, b) Haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçlara, c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlara (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç),yapılmış sayılır.” hükmüne varmıştır.

[8] Taşkın, a.g.e. s.228-229

[9] Sezer Yasin/İpek Ali İhsan/Parlak Engin, Adli Ve Önlem Amaçlı İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı, Teknik Araçlarla İzlem, Seçkin Yayınları, İstanbul, 2015, s.194

[10] Yenisey Feridun, Kolluk Güçlerinin Sivil Denetimi Vali ve Kaymakamlar El Kitabı, Ant Matbaa, Ankara,2010, s.47

[11] Mülga olan bu maddenin yerine 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1. maddesi düzenlenmiştir.

[12] Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı olarak kurulan kurum 671 sayılı KHK ile kapatılıp yetki ve görevleri yeni kurulan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna devredildi.

[13] Taşkın, a.g.e. s.230

[14] 5397 sayılı Kanun PVSK ek madde 7, JTGYK ek madde 5 ve Mit Kanunu madde 3 hakkında değişiklikler içermektedir.

[15] Taşkın, a.g.e s.231-232

[16] Ataman Ahmet, Ceza Yargılaması Hukukunda İletişim Denetlenmesi Tedbirleri, Adalet Yayınevi, Ankara, 2016, s.42

[17] Taşkın, a.g.e. s.232

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.