I.GENEL OLARAK

İstihkak prosedürünün en geniş olarak düzenleme altına alındığı üçüncü şahsın istihkak iddiası İcra ve İflas Kanunu 97. Madde ile düzenleme altına alınmıştır. İstihkak iddiasına karşı borçlu yahut alacaklı tarafından yapılan itiraz sonrasında icra müdürü tarafından dosyanın icra hukuk mahkemesine gönderilmesi ve devamı ile ilgili hususlar kanun maddesi kapsamında tek tek düzenleme atına alınmıştır. Üçüncü şahsın istihkak iddiasına karşın pratik uygulamada fahiş hatalar yapılmakta ve istenmeyen sonuçların doğmasına neden olunmaktadır. Bu kapsamda, takip ile gerçek anlamda ilgisi olmayan üçüncü kişilerden sanki takip borçlusuymuşçasına dosya borcunun infazının sağlanması ne yazık ki istenmeyen sonuçlara sebebiyet vermektedir. Bu nedenle madde metninin doğru algılanıp doğru uygulanması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmayla üçüncü şahıs istihkak iddiasının güncel yargı kararları ile birlikte pratik uygulamanın daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünülmüştür.

Üçüncü şahsın istihkak iddiası üzerine borçlu veya alacaklının yahut her ikisinin birlikte itirazına istinaden icra müdürü dosyayı icra hukuk mahkemesine sevk eder. Takibin devamı yahut taliki (ertelenmesi) için dosyanın icra hukuk mahkemesine gönderilmesi hususunda icra müdürü borçlu ve alacaklının dosyaya sunmuş olduğu dilekçeleri ve eklerini dosyaya ekler. Aksi surette hakimin önüne giden icra dosyasında evrak eksiği olabileceğinden hatalı bir incelemeye sebebiyet verilmesi söz konusu olabilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/21701 Esas ve 2019/11514 Karar

Somut olayda, üçüncü kişi vekili, 25.11.2015 tarihli dilekçe ile borçlu hesabına yanlışlıkla para gönderildiğini belirterek, gönderilen para üzerinde istihkak iddiasında bulunmuştur. Talep üzerine İcra Müdürlüğü tarafından, üçüncü kişi tarafından ileri sürülen istihkak iddiasının alacaklı vekilince kabul edilmemesi sebebi ile İİK’nin 97. maddesi gereğince takibin devamı veya taliki hakkında karar verilmek üzere icra dosyası İcra Mahkemesine gönderilmiştir. Üçüncü kişi, borçlunun hesabına gönderilen paranın borçluya sehven gönderildiği, borçlu hesabının blokeli olması sebebi ile kendilerine ait paraya haciz uygulandığını belirtilerek istihkak iddiasında bulunduğuna göre Mahkemece takibin taliki veya devamı hakkında bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

İstihkak davasının sırf satışı geri bırakmak amacıyla kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddi sebeplerin bulunması halinde icra mahkemesi takibin talikini ret eder. Burada anlatılmak istenen kötü niyetten kasıt borçlu ile üçüncü kişinin bir arada olduğu durumlardır. Ne var ki bazı durumlarda biri birinden tamamen farklı tüzel kişiliklerin var olduğu kabul edilse de pratik uygulamada bazen tüzel kişilerin iç işleyişlerinin bir birine girdiği hem yönetimsel anlamda hem de fiziksel olarak aslında bir ve beraber hareket edilen örneklere rastlanılabilir. Böyle bir durumun varlığı halinde ise icra mahkemesi takibin talikini ret eder.

Takibin talikine karar verilir ise haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan 36. Madde de gösterilen teminat alınır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/13125 Esas ve 2018/17548 Karar

(…) İİK’nin 97.maddesinin 3. fıkrası:

"Takibin talikine karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan 36'ncı maddede gösterilen teminat alınır.” ve 4. fıkrası ise; “Teminatın cins ve miktarı mevcut delillerin mahiyetine göre takdir olunur." hükmünü içermektedir.

Mahkemece, takibin talikine karar verilmesine rağmen, anılan emredici düzenlemeye aykırı olarak, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı 3. kişiden teminat alınmasına karar verilmemesi de doğru görülmemiştir. (…)

Teminatın cins ve miktarı mevcut delillerin mahiyetine göre takdir olunur. Zira uygulamada bu miktar %20 ‘nin altında olmadığı gibi çoğu zaman haciz konulan mal değerinin tam karşılığı kadar olur.

Takibin devamı hakkında icra hukuk mahkemesinin verdiği karar kesindir. Bu karar alacaklının haciz talep etmesiyle birlikte icra dairesi tarafından üçüncü şahsa tebliğ edilir.

Üçüncü şahıs, icra mahkemesi kararının tefhim ve tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde icra hukuk mahkemesine istihkak davası açmaya mecburdur. Bu müddet zarfında dava edilmediği takdirde üçüncü şahıs alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır. Kanun burada sınırlayıcı bir süre getirdiğinden tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde icra dairesinin bağlı bulunduğu icra hukuk mahkemesine istihkak davası açılması gerekmektedir. Tebliğe rağmen kanunda açıkça gösterilen bu yedi günlük süre içinde dava açılmaz ise artık alacaklı üçüncü kişinin istihkak iddia etmiş olduğu bu malı satıp paraya çevirir. Ve icra veznesine giren parayı alacaklıya öder.

Yargıtay 8 Hukuk Dairesi 2018/12898 Esas ve 2018/16386 Karar

Davaya konu 12.03.2010 tarihli hacizde hazır bulunan üçüncü kişinin çalışanı 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunmuştur. Ancak; istihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz. Davacı 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunan şahıs üçüncü kişinin çalışanı olduğuna göre, üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir. Davacı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren, İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde takip dosyasına yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır. Ne var ki; istihkak iddiasını daha önce ileri sürme olanağı bulamayan 3. kişi, haciz tarihinden itibaren yedi gün içinde, hacizli mal hakkında, doğrudan istihkak davası açabilir. Eldeki dosyada da, 3. kişi doğrudan dava açmış olup davanın süresinde açılmadığının kabulü hatalı olmuştur.

Bu durumda,işin esasına girilerek, taraf kanıtları toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Dava esnasında 106. Maddedeki süreler işlemez. (İİK 106 Md. Alacaklı, haciz olunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir.)

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/11392 Esas ve 2020/1734 Karar

(…)Ne var ki, İİK'nin 97/8.maddesinde, ’’Dava esnasında 106 ncı maddedeki müddetler cereyan etmez.’’ düzenlemesine yer verilmiştir.

Bu durumda, süresi içinde istihkak davası açılmış olup, haczedilen mal hakkında, İİK madde 97/8 gereğince satış isteme süresi işlemeyeceğinden, işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olmuştur.(…)

Yukardaki hükümler dairesinde kendisine istihkak talebinde bulunmak imkanı verilmemiş olan üçüncü şahıs, haczedilen şey hakkında veya satılıp da bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında, hacze ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde, icra mahkemesinde istihkak davası açabilir. Aksi takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. Bu halde davacının talebi üzerine icra hakimi takibin talik edilip edilmemesi hakkında yukardaki hükümler dairesinde acele karar vermeye mecburdur. Bu karar diğer taraf dinlenmeksizin de verilebilir. O halde kendisine herhangi bir şekilde ulaşılamayan yahut mahcuz mal üzerine haciz konulduğu bildirilmeyen üçüncü şahsın malı icra dairesince satılıp, bu satıştan elde edilen para alacaklıya ödenene kadar haczi öğrenen üçüncü şahıs yedi gün içinde istihkak davası açabilir. Para alacaklıya ödendikten sonra ortada herhangi bir şey kalmadığından istihkak davası açmaya da gerek yoktur. Zira böyle bir durumdan sonra üçüncü kişi ancak borçluya karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine giderek hakkını arayabilecektir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2015/19572 Esas ve 2018/14473 Karar

Üçüncü kişinin yedi günlük kanuni süreyi geçirip geçirmediği konusunda bir uyuşmazlık olursa, bunun ispatı kural olarak üçüncü kişiye yükletilemez. Yani üçüncü kişi, haczi hangi tarihte öğrendiğini iddia ediyorsa, o tarihte öğrendiği kabul edilir. Çünkü, yedi günlük sürenin geçirilmediği gibi olumsuz bir durumun ispatı istihkak iddiasında bulunan 3. kişiye ait olamaz; zira haciz kendisine tebliğ edilmediği için üçüncü kişi iyi niyet karinesinden yararlanır. (MK m. 3). Dolayısıyla, kural olarak üçüncü kişi haczi hangi tarihte öğrendiğini iddia ediyorsa onun bu iddiası doğru sayılır ve aksinin, yani üçüncü kişinin haczi daha önceki bir tarihte öğrendiğinin ispatı, iddia edene düşer. (Aslan, Kudret, Hacizde İstihkak Davası, sayfa 275- 279). Yine İİK. 97,IX maddesine göre kendisine istihkak talebinde bulunma imkanı verilmemiş olan üçüncü kişi önce icra dairesine istihkak iddiasında bulunmak zorunda olmaksızın, haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde doğrudan doğruya İcra Mahkemesinde istihkak davası açabilecektir.

İstihkak davası neticelenmeden mahcuz mal paraya çevrilmiş bulunursa icra hakimi işbu bedelin yargılama neticesine kadar ödenmemesi veya teminat karşılığında veya halin icabına göre teminatsız derhal alacaklıya verilmesi hususunda ayrıca karar verir. Takibin devamına karar verilmesi halinde (-ki bu karar kesin olarak verilmektedir.) 3.kişi tarafından açılan istihkak davasında herhangi bir karar verilmemiş olsa bile bu süre zarfında hacizli mal satılır ise satıştan elde edilen para hakkında, hakim paranın alacaklıya ödenmemesine yahut teminat karşılığında ödenmesine yada herhangi bir teminat verilmeksizin ödenmesine dosyada taraflarca sunulan belgelerin mevcudiyetine göre bir değerlendirme yaparak karar verir. Hakimin bu kararı vermesinde; üçüncü kişi ile borçlunun bir ve beraber hareket etmiş olduğunun tespit edilmesi, hacizli mallara ait olmak üzere faturanın ibrazı, tebligat adresinde fiili haczin gerçekleştirilmiş olup olmaması, borçlu ile üçüncü şahıs arasında organik bir bağ olup olmadığı, aynı iş kollarında faaliyet gösterip göstermediği, çalışanların aynı kimseler olup olmadığı, borç ilişkisinin kurulduğu tarihten sonra bir devir işleminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, borçlu ile üçüncü kişi arasında bir yıllık bir ticaret hacmi toplamının ne kadarının gerçekleştirildiği, hayatın doğal akışına uygun olmayan bir takım hal ve durumların varlığının tespiti ve bu durumların tutanak altına alınması verilecek kararın neticesine tesir eder.

Yargıtay 8 Hukuk Dairesi 2019/2987 Esas ve 2020/5394 Karar

(…) Mahkemece her ne kadar menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş ise de davacının bedele ilişkin talebinin reddedilmesi doğru olmamıştır. Davacının bedele ilişkin talebi yönünden, ihtirazi kayıtla ödediği bedelin icra dosyasında alacaklıya ödenmiş olduğu dikkate alınarak; alacaklıdan alınıp davacı üçüncü kişiye verilmesine karar verilmesi gerekirken, bedele ilişkin talebin reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. (…)

İstihkak davasına umumi hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır. (Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür.)

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2015/21293 Esas ve 2018/13487 Karar

Dava dilekçesindeki anlatımdan ve talep sonucundan, uyuşmazlığın, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkin olduğu sabittir. İstihkak davalarına İİK'nun 97/11. maddeleri hükmünce genel hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır. Mahkemece, anlaşmazlığın istihkak davası prosedüründe tarafların delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek uyuşmazlığın şikayet olarak nitelendirilmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2017/12505 Esas ve 2020/841 Karar

İstihkak davalarına İİK'nin 97/11. maddeleri hükmünce genel hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır. İcra Mahkemesince başvurma harcı ve takip konusu alacak ile mahcuz malların değerinden hangisi az ise o değer üzerinden peşin nispi harç alınmak suretiyle, harç tamamlattırılarak duruşma açılması, anlaşmazlığın istihkak davası prosedüründe tarafların delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken şikayetin reddine karar verilmesi ile yetinilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Mahcuz eşya ile ilgili olarak icra memuruna dermeyan edilen iddiada üçüncü şahıs ve borçlunun birleşmeleri alacaklıya müessir değildir. Üçüncü şahsın bu iddiasını ispat etmesi lazımdır. Ancak üçüncü şahsın mahcuz eşyanın kendisinin mülkü veya kendisine merhun olduğu hakkındaki iddiasının borçlu tarafından kabulü kendi aleyhine delil teşkil eder ve ileride bu ikrara aykırı hiçbir iddiada bulunamaz. Madde metninde; yapılan haciz kapsamında icra memuruna istihkak iddia edilen bir mal hakkında üçüncü şahsın istihkak iddiasını borçlunun kabul etmiş olması halinde bu iddianın alacaklıyı bağlamayacağı düzenleme altına alınmıştır. Her halükarda üçüncü şahıs istihkak iddiasını ispat etmesi gerekir. Bu ispat için hiç şüphe yok ki en önemli delil malın üçüncü kişiye ait olduğunu tevsik eden faturadır. Her ne kadar fatura istihkak iddiasının kabulü hakkında karar verilmek üzere tek başına yetmez ise de istihkak iddiasının kabulü için çok büyük önem arz eder. Somut uygulamada, üçüncü kişi adına fatura düzenlenmiş malların borçluya ait olduğuna dair şirket çalışanlarınca tutanak altına alınan beyanları yahut borçlu veya üçüncü şahıs tarafından beyanen zapt altına alınan hususlarda borçlu ile bir ve birlikte hareket edilmesinin tespiti halinde istihkak iddiasının alacaklı tarafın lehine kanaat uyandıracağı aynı zamanda üçüncü şahsın istihkak iddiasının borçlu tarafından kabul edilmesinin kendi aleyhine delil teşkil edeceği husus düzenleme altına alınmıştır.

İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava ret olunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur. Madde düzenlemesinde istihkak iddiasında bulunan üçüncü şahsın davası neticesinde davanın reddine karar verilmesi halinde tazminata hükmedilebileceği hususu düzenlenmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/17414 Esas ve 2019/10252 Karar

İİK’nin 97/13. maddesinde: “Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/11 md.) İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın (Değişik ibare: 02/07/2012-6352 S.K./19.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur. “ düzenlemesi yer almaktadır. Alacaklı yararına tazminat kararı verilebilmesi için, anılan yasal düzenleme kapsamındaki tüm koşulların bir arada bulunması gerekir, buna göre üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddinin yanı sıra teminat karşılığında takibin ya da satışın ertelenmesi kararının verilmiş olması ve alacaklının talebinin bulunması gerekir. Somut olayda, takibin teminat karşılığında ertelenmesi yönünde verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığına göre, İİK’nin 97/13. maddesindeki tazminata hükmedilebilmesi için aranan yasal koşulların gerçekleşmediği kabul edilmelidir. Mahkemece; belirtilen bu hususlar dikkate alınmadan alacaklı lehine tazminata karar verilmesi hatalı olmuştur.

Davanın reddi hakkındaki karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran istihkak davacısı icra dairesinden 36. maddeye göre mühlet isteyebilir. İcra ve iflas kanununda borçlusuna karşı başlatılan ilamlı takip haricinde İİK 36. maddesinin uygulama alanı bulduğu iki halden biri burada düzenlenmiştir. Bu haliyle de yasanın bu fıkrası ayrıca farklılık arz eden özel bir düzenleme olduğu bilinmelidir. Konu düzenlemede istihkak iddiasının reddi halinde takibin devamına karar verileceği dolayısıyla hacizli malların satışının yapılmasının mümkün hale geleceği açıktır. Bu nedenle istihkak iddia eden tarafından icra hukuk mahkemesi kararının üst mahkemeye taşınması halinde 36. maddeye göre mühlet verilmesi hüküm altına alınmıştır. (İİK 36 md, İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.)

İstihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haciz olunan malın değerinin yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur. Fıkra düzenlemesinden de açıkça anlaşıldığı şekli ile sadece takibi akamete uğratmak maksadıyla kötü niyetli olarak istihkak iddiasında bulunulması halinde, haksız istihkak iddiasında bulunan tarafa verilecek nihai karar ile birlikte yüzde on beşten aşağı olmayacak şekilde bir tazminata hükmedilebileceği hususu düzenleme altına alınılmıştır.

Koca aleyhine yapılmış bir hacizde karı şahsi malları üzerindeki haklarını Medeni Kanunun 160 ıncı maddesi hükmüne tabi olmaksızın kendisi takip edebilir.

İstihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklı bu kanunun 11 inci babı hükümlerine dayanarak ve muvakkat veya kati aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın mütekabilen iptal davası açabilir. Dava ve mütekabil davada tarafların gösterecekleri bütün delilleri hakim serbestçe takdir eder.

Yargıtay 8 Hukuk Dairesi 2015/12662 Esas ve 2018/531 Karar

(…) O halde mahkemece, İİK'nun 97/17. maddesinde, “İstihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklı, bu Kanunun 11 inci babı hükümlerine dayanarak ve muvakkat veya kati aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın mütekabilen iptal davası açabilir..’’düzenlemesi nazara alınarak, karşı dava bakımından borçluya dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanıp yargılama yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. (…)

İstihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce görülerek karara bağlanır.

II. PRATİK UYGULAMADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR

İstihkak iddiasında bulunabilmek için öncelikle usulüne uygun bir haciz yapılması gerektiğini yukarıda belirtmiştik. Bu kapsamda yapılan bir haciz neticesinde ya borçlu ya da üçüncü kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulabilir. İstihkak iddiası üçüncü şahıs tarafından yapılmış ise bu iddia alacaklı ve borçluya tebliğ edilmeli bunlardan herhangi biri tarafından istihkak iddiasına itiraz edilmesi halinde (bazı durumlarda her ikisi de itirazda bulunabilir) dosyanın icra hukuk mahkemesine (İİK 97/1) gerekir. Yine borçlu tarafından üçüncü şahıs lehine bir istihkak iddiasında bulunulmuş ise bu kez alacaklının bu iddiayı kabul etmemesi halinde yine dosya icra hukuk mahkemesine gönderilir. Ve bu kapsamda takibin devamı yahut taliki için mahkemenin bir karar vermesi beklenir.

Somut uygulamada takibin devamı hakkında icra hukuk mahkemesi tarafından verilen kararın üçüncü kişiye tebliğ edilmeksizin hacze gidilebilmesi mümkündür zira İİK 97/5 madde düzenlemesi “Takibin devamına dair verilen icra mahkemesi kararı kesindir.” bu haliyle mahkemeden takibin devamı kararını alan alacaklı, kararı icra dosyasına ibraz ederek, gittiği hacizdeki istihkak iddiası sonrasında takibin devamı kararı verilen mallar hakkında, muhafaza yapılabilir. Hatta muhafaza altına alınan mahcuzların satışı bile yapılıp satıştan elde edilen paranın alacaklısına ödenmesi sağlanabilir.

Diğer taraftan takibin devamı kararını alan icra müdürü, haciz talebini kabul etmekle birlikte icra hukuk mahkemesi tarafından verilen takibin devamı kararını üçüncü kişiye (varsa vekiline) tebliğ çıkartmalıdır.

Takibin devamı kararını alan üçüncü şahıs 7 gün içerisinde istihkak davası açmak zorundadır. Aksi halde bir daha aynı takipte istihkak iddiasında bulunamaz.

İcra Müdür tarafından, İİK 97/1 maddesine göre icra hukuk mahkemesine sevk edilen dosyada hakim takibin devamına yahut talikine karar vermekle yetinir. Usulüne uygun açılmış bir istihkak davası varmış gibi işin esasına girerek bir yargılama yapmamalıdır. Bu durumda icra müdürü tarafından dosya icra hukuk mahkemesine gönderilir iken herhangi bir değerlendirme yapmadan dosyayı icra hukuk mahkemesine göndermemelidir.

İcra müdürü üçüncü şahsın istihkak iddiasını değerlendirir iken;

- Takipte ödeme emrinin kesinleştiği adresin haciz adresi olup olmadığının gözetilmesine,

- Borçlu ile üçüncü şahsın benzer ortaklık yapılarında olup olmadığına,

- Borçlu ile üçüncü şahsın benzer iş kollarında faaliyet gösterip göstermediği,

- Ticari unvanı ile ticari markanın aynı ve benzer şeyler olmadığı,

- Borçlu ile üçüncü şahıs çalışanlarının bir ve beraber olup olmadığı,

- Haciz yapılan adresin aidiyetinin tespit edilmesinde vergi levhası, kira kontratı, elektrik, su, telefon faturası, yönetim hizmet giderlerine ilişkin faturanın kim adına düzenlendiğinin dikkate alınması,

- Sosyal medya üzerinden haciz mahalline ilişkin yapılan bildirimlerin sadece ve tek başına takibin devamı hakkında karar vermek üzere yeterli olmadığı,

- Haciz mahallinde borçlu ve alacaklının birlikte ticaret yaptığına ilişkin ticari defter, kaşe ve ticari evrakların bulunmasının dikkat çekici delil olabileceği,

- Üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunan kimsenin geçerli bir istihkak iddiasında bulunması ve kabul edilebilmesi için beyanda bulunanın üçüncü şahıs şirket yetkilisi olup olmadığı hususuna dikkat edilmesi gerektiği,

- Mahallinde yapılan evrak araştırması kapsamında borçlu hakkında alacaklının iddiasından başka adreste herhangi bir bilgi ve belgenin bulunamaması,

- Üçüncü kişi şirket adresinde borçlunun patron koltuğunda oturması ve müşteriler ile ticari ilişki içerisinde bulunması, adına bastırılmış kartvizitlerin mahalde tespit edilmesi, yönetici ofisinde borçlunun duvarda asılı fotoğraflarının bulunması,

- Üçüncü kişi şirketinde mahalde borçlunun sorulması ile adreste fiilen çalıştığının tespit edilmesi ve bu durumun tutanak altına alınması,

Maddelerde kısmen belirtilen hususlardan birbirleriyle ilgisi olanları gerekçesinde yazılı şekliyle göstererek icra müdürünün dosyanın icra hukuk mahkemesine sevkinin sağlanmasında büyük fayda bulunmaktadır.

Somut uygulamada görülen en büyük noksanlıklardan bir diğeri de üçüncü şahsın mahallinde tanzim edilen haciz zaptı (istihkak beyanı) sonrasında alacaklının bir daha adrese gelemeyeceğini düşünerek hareketsiz kalması ve ayrıca icra dairesine yahut takibin devamı kararı çıkana kadar icra hukuk mahkemesine herhangi bir beyanda bulunmaması büyük isabetsizliktir.

Takibin devamı kararı ile birlikte üçüncü şahsın mahallinde gerçekleştirecek haczi durdurabilmesinin tek yolu hacizli mal mevcudu kadar (yahut dosya borcu kadar) bir teminatı dosyaya depo etmek olacaktır.

Takibin devamı kararı sonrasında, örneğin üçüncü şahsın adresinde 200.000 TL miktarlı bir alacak için istihkak iddiasında bulunulduğunu ve mahalde 50.000 TL’lik bir mahcuz mal olduğunu varsayar isek bu durumda üçüncü şahıs 50.000 TL teminat karşılığında; yine aynı takipte bu kez 200.000 TL bir alacak için 400.000 TL değerinde bir mahcuzun haczedildiğini düşünür isek o halde dosya borcu miktarı olan 200.000 TL ‘nin icra dosyasına, icra hukuk mahkemesinin vereceği bir karar ile teminatın depo edilmesi halinde ve süresi içinde bir istihkak davasının ikame edilmiş olması halinde hakim kararı ile üçüncü şahıs yönünden tedbiren takibin durdurulmasına karar verilebilir.

Tedbir kararını alan üçüncü şahsın icra dairesine sunmuş olduğun teminat dava sonuçlanıncaya kadar icra kasasında muhafaza edilir. İstihkak davasından verilecek hüküm kapsamında üçüncü şahsın istihkak iddiasının kabul edilmesi halinde söz konusu teminat üçüncü şahsa iade edilir.

III. SONUÇ

Üçüncü şahsın istihkak iddiası hakkında;

- Lehine istihkak iddia edilen kimsenin bizzat kendisinin istihkak iddiasında bulunması gerektiği,

- Bizzat bulunulmaması yahut tüzel kişiliğe hacze gidilmesi halinde temsile yetkili kimseler tarafından istihkak iddiasında bulunulması,

- Haciz zaptının düzenlenmesinde taraf beyanlarının eksiksiz olarak haciz tutanağına geçirilmesi gerektiği,

- İstihkak iddiasında bulunur iken özellikle hacze konu mahcuza ilişkin olarak faturanın ibraz edilmesi hususunun büyük önem arz ettiği,

- Talimat icra dairesinde yapılan haciz kapsamında istihkak iddiası hakkında ancak esas icra müdürlüğünce dosya hakkında bir karar verilebileceği ve bu kapsamda yetkili icra hukuk mahkemesinin takibin başlatıldığı esas yer icra dairesinin bağlı bulunduğu icra hukuk mahkemesi olduğu,

- Sadece haciz zaptına istihkak beyanının geçirilmiş olmasının yeterli olmadığı,

- İcra takibinin yapıldığı esas icra dosyasına da ayrıca bir beyanda bulunmanın faydalı olacağı,

- İcra dosyasına beyanda bulunma şansı olmadan dosyanın İİK 97/1 madde gereğince icra hukuk mahkemesine sevk edilmiş olması halinde üçüncü şahıs tarafından icra mahkemesine beyanda bulunmanın faydalı olacağı,

- Takibin devamı hakkında verilecek kararın kesin olarak verilmesi nedeniyle takibin devamı kararı kendisine henüz tebliğ edilmemiş üçüncü şahıs adresinde muhafaza (mal kaldırma) işlemi yapılabileceği ve bunun İİK 97/5 maddesine denk düştüğü,

- İlk yapılan haciz kapsamında kıymet takdiri yapılan mahcuz mallar yönünden mal bedeli kadar (durumun icabına göre dosya borcu kadar) bir teminat yatırılarak üçüncü şahıs yönünden cebri icra işlemlerinin önüne geçilebileceği,

- Takibin devamı kararı kendisine tebliğ olmaksızın hacze gelinen üçüncü şahıs tarafından icra dosyasına itirazı kayıt ile istihkak iddiasında bulunarak hacizli mal değeri kadar bedelin icra dosyasına depo edilmesi suretiyle muhafaza işleminin önüne geçilebileceği,

- Kendisine istihkak davası açmak için 7 gün süre verilen tarafın süresi içinde istihkak davası açmaması halinde aynı takipte istihkak iddiasında bulunamayacağı hususlarının dikkate alınarak işlem tesis edilmesinin,

İlgililerine faydalı olması dileğiyle

Mustafa Zafer

Hukukçu, (E) İcra ve İflas Müdürü , Stajyer Avukat