İşyeri veya Bir Bölümünün Devri ve Haklara Etkisi

İşyeri devri 4857 sayılı İş kanununda düzenlenmiştir. Buna göre işyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.

Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.

Devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Devreden işverenin bu yükümlülükler dolayısıyla sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıldır. İki yıl sonunda sorumluluğu ortadan kalkar. Söz konusu iki yıllık süre kıdem tazminatı yönünden uygulanmamaktadır, devreden işverenin sorumluluğu süre sınırına tabi değildir.

İhbar tazminatı; süreli fesih bildiriminde bildirim koşuluna uymayan tarafın bu bildirim süresini ücret olarak ödemesi sonucu ortaya çıkan tazminattır, fesih gerçekleşmeden tazminat hakkı doğmadığı için devreden işverenden istenemez.

Yıllık izin hakkı fiilen kullanılması gereken bir haktır. Devirle birlikte iş sözleşmesi sona ermeden devralan işverene geçtiği için kullandırma yükümlülüğü de devralan işverene geçmiş olur. Bu hak ancak iş sözleşmesi sona erdiğinde ücret haline dönüşür. Bu sebepledir ki, devralan işveren de yıllık izin hakkını kullandırtmazsa ücrete dönüşen bu izin hakkı alacağını işçi sadece devralandan isteyebilir. Nitekim Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir.

 “Somut olayda dosya kapsamında yer alan SGK evrakları ve tarafların beyanları nazara alındığında; davacının davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 6111 sayılı Kanuna göre 14.11.2011 tarihinde çıkışının verildiği ve 15.11.2011 tarihinde de Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü üzerinden temizlik işçisi olarak SGK primlerinin ödenmeye başlandığı davacının 17.7.2013 tarihinde emekli olduğu anlaşılmaktadır. 6111 sayılı Kanun gereği yapılmış olan bir devir söz konusudur ki kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı hakkında yıllık izin ücretinin tahsiline dair açılan davanın reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalıdır.”

“İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14/2. maddesinde devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden sorumluluk ise son işverene ait olmakla, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmamaktadır. Devralan işveren ihbar tazminatı ile kullandırılmayan izin ücretlerinden tek başına sorumludur.”

Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona ermesi halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz.

Kural olarak devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf devirden dolayı feshedemez. Ancak kanun bu durum için istisnai bir hal öngörmüştür. Ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenin haklı nedenler dolayısıyla fesih hakları saklıdır. Bu durumlarda işyeri devri dolayısıyla fesih söz konusu olabilir.

“Yargıtayca, grup şirketlerinden birinde çalışan işçinin çalıştığı şirketin diğer bir şirketle birleşmesi ve işçi tarafından yerine getirilen lojistik hizmetin diğer şirketin kendi içinde yerine getirilmesi üzerine, işçi için grup içindeki öteki şirketlerde çalışma olanağının bulunmaması halinde istihdam fazlalığı meydana geleceğinden davacı işçinin işten çıkarılmasının geçerli sayılacağı sonucuna varılmıştır.”

Aynı şekilde devir işçi yönünden de haklı fesih için sebep oluşturmaz. Fakat Türk Ticaret Kanunu’na göre devir halinde işçinin devire itiraz hakkı bulunmaktadır. Bu hakkını kullanması sonucunda hizmet sözleşmesi kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona erer. Ancak söz konusu düzenlemenin bulunduğu madde (TTK 178) şirket birleşmesi, bölünmesi ve tür değiştirme gibi daha dar kapsamlı bir alanda uygulama alanı bulmaktadır. Şirketlerin belirtilen haller dışındaki devirlerinde (satış ve kiralama gibi) Ticaret Kanununun bu hükümleri uygulanmaz.

İşyeri veya bir bölümünün devrine ilişkin hükümler, iflas nedeniyle malvarlığının tasfiyesi sonucu devir halinde uygulanmamaktadır.

Av. Begüm GÜREL (L.L.M)

(Stj. Av. Serap YAŞAR)

(Bu köşe yazısı, sayın Av. Begüm GÜREL tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

KAYNAKÇA

  1. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2014/16447 E. 2015/7194 K. ve 16/04/2015 tarihli kararı
  2. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/41078 E. 2017/21414 K. Ve 11/10/2017 tarihli kararı
  3. Çelik Nuri, Caniklioğlu Nurşen, Canbolat Talat “İş Hukuku Dersleri” 29.basım sayfa 93 “Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/1917 E. 2009/29704 K. ve 02/11/2009 tarihli kararı”
  4. Çelik Nuri, Caniklioğlu Nurşen, Canbolat Talat “İş Hukuku Dersleri” 29.basım sayfa 95