Corona Virüsü ülkemizde büyük tehdit oluşturmaktadır. Tehditin büyüklüğü Bilim Sağlık Örgütü’nün raporları doğrultusunda  devletin ciddi tedbirler almasını sağlamıştır. Alınan tedbirlerden bazıları sosyal mesafe kuralı uygulaması, uçuş seferlerinin iptal edilmesi,  AVM’lerin kapatılması, Marketlerin çalışma saatine düzenleme getirilmesi ve en ağırı sokağa çıkma yasağının uygulanmasıdır. Sosyal devlet  ilkesi gereği devlet vatandaşının sosyal güvenliğini sağlamak mecburiyetindedir.

İşveren ise 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereği çalıştırmış olduğu işçinin sağlığını gözetmekle sorumludur. İşverenin, işçiye karşı sorumluluğunu yerine getirmemesi halinde hukuksal olarak işçinin karşlaştığı zararı gidermesi gerekecektir.

İşverenin Covid-19 Tehditi Karşısında Sorumlulukları Nelerdir?

İşçi ve işverenin iş ilişkisi sebebiyle karşılıklı sorumlulukları vardır.İşçi açısından işverene sadakat yükümlülüğü bulunmakla, işveren açısından ise işçiyi iş ilişkisinden kaynaklı tehlikelerden koruma ve gözetme borcu bulunmaktadır.İşveren işyeri tehlikelerinden işçiyi korumak adına iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almak, işçinin kişiliğine saygı duymak, işçiyi gözetmek, işçinin çıkarlarına ve yaşam hakkına saygı duymakla yükümlüdür.

İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere güncel durumun gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. İşveren Covid-19 Virüsünün yayılmasını engelleyen önlemleri almak zorundadır.İşyerinde Corona Virüsüne karşı alınan her bir tedbir işçilerin sağlık ve yaşam haklarının korunması noktasında önemlidir.İşyerlerinde Corona virüsüne karşı önlem alınmaması sonucunda yaşanılacak zararlarda işverenin tazminat sorumluluğu doğacaktır.

Anayasanın 17. maddesinde "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Alınan önlemler doğrultusunda işçi; hastalanmayacak, ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer.Önlemlerin imkansızlığı durumu olmadığı her halde ekonomik boyutları ne olursa olsun işverenin iş sağlığını gözetmesi gerekmektedir.

Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz.

Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünün çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, " Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı bir takım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5.maddede işverenin anılan yükümlülüklerle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir.

4857 sayılı İş Kanununun 77. ve devamı maddelerini yürürlükten kaldıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4. ve 5. maddelerde işverenin yükümlülüklerini, net bir şekilde detaylandırarak ifade etmiştir.Bu sayede işverenin sorumlulukları belirli hale getirilmiştir.Yapılan değişikliklerle işveren yönünden kusur sorumluluğu durumu daha çok alanda kendini göstermektedir.

6331 sayılı Kanunun 4. ve 5. maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan tenik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanununun 417/2. maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir.

İşveren Hangi Durumlarda Sorumlulukdan Kurtulabilir ?

Covid-19 kapsamında işverenin sorumlulukdan kurtulabilmesi için gerekli tüm önlemleri alması gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse işveren Covid-19 virüsünün yayılmasını önlemek ve işçilerinin sağlıklarını gözetmek maksadıyla işin niteliğinin müsaitliğini göz önüne alıp evden çalışma uygulamış olsun.Böyle bir durumda yaşanılan Corona Virüsü sebepli sağlıksal zararda İş Kazası tanımı koyup İşvereni sorumlu göstermek hakkaniyete aykırı olucaktır. Her olay kendine özgü olmakla birlikte yargıtayın görüşleri çerçevesinde mahkemeler ;  illiyet bağını, mücbir sebep varlığını, zarar gören ve üçüncü kişinin ağır kusuru bulunup bulunmadığını araştırıp sonucuna göre bir karar vericektir.

Öte yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar)

Covid-19 Sebebiyle Ölümlü İş Kazasında Dava Nerede Açılmalıdır ?

Ölen işçinin iş kazası sebebiyle  görülecek tazminat davasını yakınları yürütebilir.Davacı yakınların yerleşim yeri mahkemeleri yetkili mahkemedir. Görevli mahkeme ise İş Mahkemeleridir.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417 maddesi 2. Fıkrasında ‘’ İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür’’ hükmü yer almaktadır.

Covid-19(Corona Virüsü)’ne karşı İşyerlerinde alınabilecek önlemler nelerdir?

Türk Borçlar Kanunu işverene; işçisinin sağlık, yaşam ve bedensel bütünlüğünün korunması için gerekli her türlü önlemi alma sorumluluğu getirmektedir. İşverenin 417. Madde gereği iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Yapılan işin niteliği ve  işyeri şartları göz önüne alındığında, işveren sorumluluk sahibi biri gibi; teknik açıdan uygulanabilir ve güncel durumun zorunlu kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. İşyerlerini dezenfekte etmek maksadıyla ilaçlatmak, belirli alanlara anti-bakteriyel el temizleme jeli üniteleri sağlamak, işçilere yeteri kadar maske temin etmek Covid-19 (corona virüsü) tehlikesine karşı işverenin alabileceği önlemlerden bazılarıdır.

İşverenin sorumluluğunu yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi neticesinde işçi Covid-19 Virüsüne yakalanmışsa bu durum İş Kazası olarak değerlendirilmelidir.

- Emsal Yargıtay Kararı -

YARGITAY 21. Hukuk Dairesi    E. 2018/5018   K.2019/2931   T. 15.04.2019

K A R A R

Davacılar; murislerinin iş kazası sonucu vefat ettiğinin tespitini istemişlerdir.

Açıklanan madde hükmüne göre, iş kazası; maddede sayılı olarak belirtilmiş hal ve durumlardan herhangi birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen veya ruhen zarara uğratan olaydır.

Yasada iş kazası, sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olay olarak tanımlandığından, olayın etkilerinin bir süre devam ederek zaman içinde artması ve buna bağlı olarak sonucun daha sonra gerçekleşmesi mümkündür. Yani,iş kazası ani bir olay şeklinde ortaya çıkıp ,buna bağlı olarak zarar, derhal gerçekleşebileceği gibi, gazdan zehirlenme olayında olduğu şekilde etkileri daha sonra da ortaya çıkabilir. Sonradan oluşan zarar ile olay arasında uygun illiyet bağı bulunması koşuluyla olay iş kazası kabul edilmelidir.

Yasanın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır.

Kısacası; anılan yasal düzenleme, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içinde değerlendirilmeli; maddede yer alan herhangi bir hale uygunluk varsa zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde dar bir yoruma gidilmemelidir. (HGK 2009/21-400 Esas,432 Karar )

Somut olayda,tır şoförü olan davacı murisinin 26.11.2009 tarihinde davalı işveren tarafından Ukrayna’ya sefere gönderildiği,11.12.2009 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı,Adli Tıp Kurumu raporunda, H1N1 virüsünün kuluçka süresinin 1-4 gün arasında değiştiği, murisin 13.12.2009 tarihli hastaneye başvurusunda belirttiği şikayetlerin hastalığın başlangıç belirtileri olduğu taktirde hastalığın bulaşmasının bu tarihten 1-4 gün öncesinde gerçekleşmiş olacağının bildirildiği,buna göre davacı murisinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya yapılan sefer sırasında bulaştığı yukarıda belirtilen rapor kapsamından anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak, daha sonra meydana gelen ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.

O halde, davacı ve davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15/04/2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

Av. Aydın AYTUĞ