banner613

5271 sayılı Ceza Muhakemesi hukuku uygulamasında tüm deliller toplandıktan sonra kamu davası açılması gerekirse ve gerekli koşullar oluşursa kamu davasının açılması gerekmektedir.

Kamu davası açıldıktan sonra duruşma aşamasına geçilecektir. Kovuşturma aşamasında tarafların iddia ve savunmaları duruşmada dinlenecek ve duruşmada ileri sürülen deliller ve hususlar tartışma konusu yapılacaktır.

Kovuşturma aşamasında duruşmalar yapılmak suretiyle ilerleyen yargılama süreci sonunda hüküm kurulması gerekmektedir.

Burada zorunlu durumlarda, davanın kabul edilebilir makul bir süreçte neticelendirilmesi mümkün değilse duruşmaya ara verilebilecektir.

Delillerin sunulması, iddianamenin kabul kararı okunmasının hemen ardından sanığın savunmasının alınması ile duruşma işlemleri başlayacaktır. Yasal düzenlemenin istisna kıldığı durumlar saklı tutulmak şartıyla hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılması mümkün değildir.

Bu durumların başında sanığın tebligat yapılmasına rağmen geçerli bir mazeret sunmaksızın duruşmaya katılmaması veya kaçak olması hali gelmektedir. Yani kural olarak sanığın bulunduğu hallerde duruşma yapılmalıdır.

Kaçakların yargılanması ile ilgili hususların 5271 sayılı CMK’nin 247 ve devamı maddelerinde hüküm altına alındığı görülmektedir.

Kaçağın tanımı

5271 sayılı CMK’nin 247/1 maddesine göre; kişinin kendisi hakkındaki yapılan soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçlandırılmasını engellemek veya sonuçsuz bırakmak amacıyla yurt içinde saklanması veya yabancı bir ülkede bulunması ve yüzden Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamaması durumunda bu kişi “kaçak” konumunda değerlendirilecektir.[1]

5271 sayılı CMK’nin 247/2 maddesi[2] hakkında soruşturma yapılan veya kovuşturma yürütülen kişiye ulaşılamaması halinde bu kişi hakkında bir takım usulü işlemlerin yapılmasını zorunlu tutmaktadır.

Buna göre; hakkında, 5271 sayılı CMK’nin 248/2 maddesinde gösterilen suçlar nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma bulanan şüpheli veya sanık hakkında yetkili Cumhuriyet savcısı veya mahkemece yöntemine uygun bir şekilde yapılan tebligata riayet etmemesi nedeniyle verilen zorla getirilme kararının da yerine getirilememesi halinde Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından şu işlemlerin yapılması gerekecektir (CMK m. 247/2).

Çağrının ilan edilmesi

Öncelikle şüpheli veya sanığa yapılacak çağrının bir gazete ile şüpheli veya sanığın bilinen konutunun kapısına asılmak suretiyle ilânına karar verilmesi gerekir. Yapılacak ilânlarda, 15 gün içinde başvurmaması halinde 5271 sayılı CMK’nin 248. maddesinde gösterilen önlemlere karar verilebileceği ayrıca açıklamalıdır (CMK m. 247/2-a).

Kaçak kararı verilmesi

Bu işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından itibaren onbeş gün içinde başvurmayan şüpheli veya sanığın kaçak olduğuna karar verir (CMK m. 247/2-b).[3]

Kovuşturma işlemlerinin yapılabilmesi

Kaçak sanık hakkında kamu davasının açılması ve yürütülmesi mümkündür. Yani kovuşturma kaçak olan sanık hakkında yapılabilir. Bununla birlikte sanık hakkında daha önce sorgu işlemleri yapılmamış ise, mahkûmiyet kararı verilemeyecektir (CMK m. 247/3).

Sanığa müdafi atanması

Sanık hakkında duruşma yapılabilen durumlarda kaçak sanığın müdafiinin bulunmaması halinde mahkeme tarafından barodan bir avukat görevlendirilmesi talep edilmesi gerekecektir (CMK m. 247/4).

Değişikliğin amacı

Soruşturma evresi yasal düzenlemeye eklenerek “kaçaklık” kararının verilme şartları basitleştirilmiş ve daha kolay hale getirilmiştir. Bu amaçla 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 32. maddesiyle madde metni değiştirilmiştir.

Sanığın sorgusunun yapılmamış olması hali

Sanığın sorgusu yapılmamış ise mahkûmiyet kararı verilmesi mümkün değildir (CMK 193/2 ve 247/3).

Sanığın savunmasının alınması şartı

Burada sanığın savunmasının alınması gerekir. Bu durum 5271 sayılı CMK’nin 223/8 maddesi açısından davanın sonuçlandırılma “şartı” olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu yüzden örneğin; yakalanmayan örgüt üyesi şüpheliler ile ilgili olarak kamu davası açılmış ise davanın sonuçlandırılması mümkün olmayacaktır. Bu durumda da soruşturma dosyası Cumhuriyet Başsavcılığında beklemeyecektir. Burada kovuşturma aşamasına geçildiğinden dosya mahkemede olacaktır. Burada davanın kabul edilebilir makul bir süre içinde sonuçlandırılması ilkesinin ihlal edilmesi tehlikesiyle karşılaşlabilecektir.

Burada bir başka tehlike de, mütemadi suçlarda ortaya çıkmaktadır. Bu tür suçlarla ilgili olarak iddianame düzenlemesi halinde hukuki kesintinin oluşması söz konusu olacaktır. Bu durumda da dava zamanaşımı süresinin başlayacağını ifade etmeliyiz.

Bir başka söylemle, suç işlenmesinin sürdürüldüğü hallerde iddianame düzenlenerek kamu davası açılmış olması, suçla ilgili dava zamanaşımının dolmasına neden olabilecektir.

Bizim hukuk sistemimizde kamu davası açılması için yeterli delil olmayan hallerde şüphelinin savunmasının alınmaksızın dava açılamasına engel olabilecek bir durum söz konusu değildir. Yani şüphelinin savunması alınmadan da dava açılabilmesi mümkündür.

Şüphelinin savunması alınmadan dava açılması bazı hallerde fayda sağlamamaktadır. Örneğin; mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalama işlemleri yerine getirilmemiş ise dava açılması fayda sağlamayacaktır.

Eksik soruşturma hali

Burada bir başka sorun da, eksik soruşturma yapılarak, yani yeterince delil elde etmeden açılan davalarla ilgilidir. Bu haldeki davaların beraat kararı ile sonuçlanması mümkündür.

Fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmesi hallerinde yeni delil ortaya çıkarsa dava açma imkânı vardır. Bununla birlikte kesin hüküm oluşturan kararların varlığı halinde 5271 sayılı CMK’nin 314. maddesinde sınırla sayıda belirtilen sebeplerle yargılamanın yenilenmesi mümkün olacaktır. Bu durumlarda ortaya çıkan olumsuzlukların maddi gerçeğe ulaşılmasını engellediği dikkate alınmalıdır.

Bizim hukuk sistemimizde sanığın lekelenmeme hakkı gözetilerek İddianamenin iadesi kurumu getirilmiştir. Bu yüzden Cumhuriyet savcısının yaptığı soruşturmanın sonuçları ve topladığı deliller şüphelinin mahkûm olacağına işaret ediyorsa kamu davası açması gerekecektir. Aksi durumda şüpheli hakkında kamu davası açılmamalıdır.

Yapılan soruşturmada birden çok sanığın yer aldığı bağlantılı davaların (CMK m. 8 ) birlikte açılması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle bu tür davalarda yakalanmayan sanık hakkında da kamu davası açılabilmektedir.

Örneğin; örgüt suçlarında 5237 sayılı TCK’nin 220/5 maddesinin uygulanması zorunluysa, bu durum kaçaklar hakkında kamu dava açılmasına engel olmayacaktır.[4]

Zorlama amaçlı elkoyma ve teminat belgesi

Kaçak kişinin Cumhuriyet savcısına başvurabilmesi veya duruşmaya katılabilmesi için Türkiye'deki mal, hak ve alacaklarına sulh hakimi veya mahkeme kararı ile el konulabilir. Sulh Ceza hâkimliği tarafından elkonulabilmesi için savcının talepte bulunması gerekmektedir.

Kaçak kişinin Türkiye'de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak el konulması gerekir. Yani yapılan müdahalenin orantılı olması gerekir. Kaçak kişiye ait malvarlığı değerlerine gerektiğinde işlerini yönetmekle görevlendirilmek üzere kayyım görevlendirilebilir. Tutuklama ve kayyum atama kararı kaçak kişinin müdafiine bildirilmelidir (CMK m. 248/1).[5]

Kaçak kişi hakkında elkoyma ve kayyım atama ile ilgili koruma tedbirlerinin uygulanabileceği suç tipleri şunlardır (CMK m.248/2):

Türk Ceza Kanununda tanımlanan suçlar (CMK m.248/2-a):

1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (m. 76, 77, 78),

2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (m. 79, 80),

3. Hırsızlık (m. 141, 142),

4. Yağma (m. 148, 149),

5. Güveni kötüye kullanma (m. 155),

6. Dolandırıcılık (m. 157, 158),

7. Hileli iflas (m. 161),

8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (m.188),

9. Parada sahtecilik (m. 197),

10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (m. 220),

11. Zimmet (m. 247),

12. İrtikâp (m. 250),

13. Rüşvet (m. 252),

14. İhaleye fesat karıştırma (m. 235),

15. Edimin ifasına fesat karıştırma (m. 236),

16. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (m. 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308),

17. (Ek: 24.11.2016-6763/33 m.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (m. 309, 310, 311, 312, 313),

18. Silahlı örgüt (m. 314) veya bu örgütlere silah sağlama (m. 315),

19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (m. 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) Suçları,

Özel ceza yasalarında tanımlanan suçlar:

b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,

c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin [3] ve [4] numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,

d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,

e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar,

Yukarıda belirtilen suçlar dışında yer alan suçlarla ilgili olarak “kaçak” kararı verilemeyecektir.

Örneğin; 5277 sayılı CMK.nun 248/2. maddesinde gösterilen katalog suçları dışında kalan sahte fatura kullanma suçu açısından sanık hakkında "kaçak" kararı verilmesi mümkün değildir.[6]

Öğretide, sanığın duruşmaya gelmesini temin etmek ve bu yönde zorlama yapmak maksadıyla sanığın mallarına el konulması tedbirinin uygulanabilmesi için soruşturma ve/veya kovuşturma konusu yapılan suçun 5271 sayılı CMK’nin 248/2. maddesinde gösterilen katalog suçlardan olmasının zorunlu olduğuna dair görüşler ileri sürülmüştür.[7]

Elkonulan mal, hak ve alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin hükümler uygulanır. Tedbirlere ilişkin kararların özetinin bir gazetede ilânına sulh ceza hâkimince veya mahkemece karar verilebilir (CMK m.248/3).[8]

Kaçak kişinin yakalanması veya kendiliğinden başvurması hali

Kaçak kişi yakalanırsa veya kendiliğinden teslim olursa, elkoymanın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir (CMK m.248/4).

Kaçak kişinin yokluğunda tutuklama kararı verilebilmesi

Kaçak kişi hakkında tutuklama kararı verilebilir. Başka bir söylemle, kaçak hakkında 5271 sayılı CMK’nin100 ve devamı maddeler uyarınca sulh ceza hâkimi veya mahkeme tarafından yokluğunda tutuklama kararı verilebilmesi mümkündür (CMK m.248/5).

Sulh ceza hâkimi veya mahkeme elkoymaya karar verdiğinde, kaçağın yasal olarak bakmakla yükümlü bulunduğu yakınlarının alınan tedbirler nedeniyle yoksulluğa düşebileceklerini saptarsa, bunların geçimlerini sağlamak üzere, elkonulan mal varlığından sosyal durumları ile orantılı miktarda yardımda bulunulması konusunda kayyıma izin verir (CMK m.248/6).[9]

Sanığa verilecek güvence belgesi

5271 sayılı CMK’nin 246. madde hükmü kaçaklar hakkında da uygulanır (CMK m.248/7).

5271 sayılı CMK’nin 246/1 maddesi hükmüne göre; Mahkemece, gaip (kaçak) olan sanık hakkında duruşmaya gelmesi hâlinde tutuklanmayacağı konusunda bir güvence belgesi verebilmesi mümkündür. Sanığa verilecek olan bu güvencenin bazı şartlara tabi kılınması da söz konusu olabilecektir.

Bazı durumların ortaya çıkması halinde güvence belgesi hükümsüz kalacaktır. Buna göre; güvence belgesinin hükmünün kalmayacağı haller şunlardır (CMK 246/2):

1) Sanığın hapis cezası ile mahkûm olması,

2) Sanığın kaçma hazırlığında bulunması,

3) Sanığın güvence belgesinin bağlı olduğu şartlara riayet etmemesi.

Yasa yolu

Bu kararlara karşı itiraz yasa yoluna gidilmesi mümkündür (CMK m.248/8).

YARGITAY UYGULAMASI

Yargıtay, 5271 sayılı CMK’nin 247 ve 248 maddesi hükümlerinin uygulanmasını 248. Maddede belirtilen katalog suçlar açısından geçerli olabileceğini ifade etmektedir.

Örneğin; 5271 sayılı CMK'nin 247/2. maddesi uyarınca yöntemine uygun bir şekilde yapılan tebligata ve verilen zorla getirilme kararına rağmen kendisine ulaşılamayan suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında, 15 gün içinde ilgili makama başvurmadığı bir olayda CMK’nin 248. maddesinde gösterilen suçlardan olmak koşuluyla aynı maddede belirtilen tedbirlere karar verilebilecektir.

Bu örnek olayda, SSÇ’nin bilinen konutunun kapısına asılması suretiyle gazete ilânına karar verilmesi gerekecektir. Yapılan bu işlemlerden sonra bu durum bir tutanak ile saptanacak ve bu tutanağın tutulduğu tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili makama başvurmayan SSÇ’nin kaçak olduğuna karar verilebilecektir.

Bu işlemlerin yapılabilmesi için atılı suçun katolog suçlardan olması gerekir.

Örneğin; SSÇ hakkında yukarıda belirtilen işlemler, 5271 sayılı CMK’nin 248. maddesinde sayılmayan konut dokunulmazlığının ihlali suçu ile ilgili olarak gerçekleştirilemez. Tam aksi bir uygulama hukuka aykırı olacaktır.

Başka bir söylemle; 5271 sayılı CMK’nin 248. maddesinde sayılmayan konut dokunulmazlığının ihlali suçundan SSÇ’nin kaçak olduğuna karar verilmesi mümkün değildir.[10]

Ayrıca örnek olayla ilgili olarak SSÇ’nin 5271 sayılı CMK'nin 147,182 ve 191. maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak sorgusu yapılmalı ve savunması alınmalıdır. Bu işlem yapılmadan tutuklama talebi ile sevk edildiği mahkemece alınan savunması gözetilerek SSÇ hakkında hüküm kurulması hukuka aykırı olacaktır.[11]

Kaçak olanlar hakkında kamu davasının açılıp açılamayacağı sorunu

Kaçakların yargılanması ile hükümler 5271 sayılı CYY.nın 247, 248. maddelerinde yer almaktadır. Ayrıca 5271 sayılı CMK’nin 247/3. maddesine göre, kaçak hakkında kovuşturma yapılabilmektedir.

Bu nedenle, kaçak hakkında bir suç ile ilgili olarak kamu davasının açılması ve yargılama yapılması mümkündür. Bununla birlikte, sanığın daha önce sorgusu yapılmamış ise, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulamayacaktır.

5271 sayılı CMK’nin 247/2. maddesinde bahsi geçen kaçaklık kararının verilebilmesi için şüpheli hakkında kamu davasının açılması gerekecektir. Bu yüzden kaçak olanlar hakkında kamu davasının açılamayacağı hususu ileri sürülemez ve sırf bu nedenle iddianamenin iadesine karar verilemez.[12]

(Bu köşe yazısı, sayın Dr. Suat ÇALIŞKAN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

----------------

[1] 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 32. maddesiyle yapılan değişiklikle

[2] 02.01.2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 12 nci maddesiyle, kaçaklık kararı verebilme koşularını düzenleyen 247/2. fıkrada değişiklik yapılmış ve 01.02.2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun 11'inci maddesiyle aynen kabul edilerek yasalaşmıştır.

[3] b) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/12 md.; Aynen Kabul 1/2/2018-7072/11)

[4] Y.16.CD, E: 2016/7218, K: 2018/3954, T: 30.10.2018.

[5] MADDE 248. - [1] (Değişik: 24/11/2016-6763/33 md.;Değişik: 2/1/2017-KHK-680/13 md.; Aynen Kabul: 1/2/2018-7072/12.

[6] Y.11.CD, E: 2008/4388, K: 2008/4736, T: 12.05.2008.

[7] Özbek Veli Ö.; Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun Anlamı, Ankara 2005, s.940; Şahin, Cumhur; Ceza Muhakemesi Kanunu Gazi Şerhi, Ankara 2005, s.755,758; Özbek Veli Ö.; Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun Anlamı, Ankara 2005, s.940.

[8] [3] (Değişik: 24/11/2016-6763/33 md.)

[9] [6] (Değişik: 24/11/2016-6763/33 md.)

[10] Y.2.CD, E: 2014/29473, K: 2016/4115, T: 08.03.2016.

[11] Y.2.CD, E: 2014/29473, K: 2016/4115, T: 08.03.2016.

[12] Y.4.CD, E: 2007/6573, K: 2008/286, T: 16.01.2008.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.