banner648

1.Giriş

Bilgi ve teknolojiye paralel olarak değişen toplum yapısında, fikri emek özel bir önem kazanmıştır. Gerek özel kanunlar gerekse güncellenmekte olan Yargıtay içtihatları ile bilginin/emeğin korunması amaçlanır.

Her ne kadar yasal mevzuat ile koruma sağlanmaya çalışılmaktaysa da toplum yeteri kadar bilgilendirilmediğinden sağlıklı bir işleyiş sürdürülememektedir. Toplumun bilinçlendirilmesi ancak yazılı ve görsel medya ile sağlanabilecektir. Bizler de bu yazımız ile umuma açık alanlarda müzik eserlerinin izinsiz olarak kullanılmasından doğan cezai sorumluluğu inceleyeceğiz.

2. Suç Konusu Eylem

Suç teşkil eden eylemin tanımı 5846 sayılı FSEK madde 71’de açıkça sayılmıştır. Buna göre, bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletme, yayımlama eylemi suç olarak tanımlanmıştır.

Kanunda yapılan tanım genel bir ifade olup, her müzik yayınının suç teşkil edeceği sonucu çıkarılmamalıdır. Somut olayda tüm imkân ve koşullar araştırılarak bir neticeye varılmalıdır. Özellikle müzik eserlerinin hangi kaynak ve vasıta (dosya, yazılım, uygulama, mp3, radyo, televizyon) ile kullanıldığı bu anlamda büyük önem taşımaktadır. Bu konuyu aşağıda daha detaylı izah edeceğiz.  

3. Şikâyet Başvurusu Mesleki Birlikler Tarafından Yapılır

Meslek birlikleri FSEK madde 42 uyarınca kurulmuş ve eser sahiplerinin haklarını takip, dava ve tahsil etme yetkilerine sahiptir. Ülkemizde müzik alanında kurulmuş olan meslek birliklerine örnek olarak MESAM, MSG, MÜYOR-BİR, MÜ-YAP verilebilir.

Meslek birlikleri eser sahiplerinden aldıkları yetkiler ile müzik eserlerinin umuma iletimine izin verme ve bu eserin iletimini yasaklama haklarına sahiptirler. Bu yetki ile Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyette bulunarak sorumluların ve şirket yetkililerinin cezalandırılmalarını talep ederler.  

4. İhlalin Tespiti ve Bilirkişi Raporu

Eylemin suç teşkil edip etmediği hususunda hüküm verebilmesi için Mahkemelerin elindeki en elzem delil bilirkişi raporudur. Aslında çoğu yargılamada böyle olmasına rağmen; buradaki fark yargılamadaki tek delilin bilirkişi raporu olmasıdır. Eylemlerin oluş biçimiyle de alakalı olarak çoğu zaman bilirkişi raporundan başka hiçbir delil dosyaya sunulamamaktadır.  

Bilirkişi raporunda tespit edilecek en önemli hususlar; eserin kullanılıp kullanılmadığı, mahallin nitelik ve niceliği, eserin radyo/televizyon veya hangi kaynaktan yayınlandığı, müzik yayınının mahalde sunulan ürün veya hizmetin ayrılmaz bir parçası ve ürün veya hizmete katkısı olup olmadığının tespiti, ses düzeneği olup olmadığı, müziğin müşteriler tarafından kullanılan ortak alanda yayınlanıp yayınlanmadığıdır.

5. Müzik Eserlerinin İzinsiz Kullanımının Cezası

FSEK madde 71/1 uyarınca, işletme yetkilisinin bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletmesi halinde hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. Şartlarının oluşması halinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) verilmesi mümkündür.

İş yeri hakkında da Türk Ceza Kanunu madde 60/3 uyarınca güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilebilir. Ancak, uygulamada çoğu zaman işlenen fiile nazaran daha ağır sonuçlar ortaya çıkabileceğinden güvenlik tedbirlerine hükmedilmez.

6. Eserin Radyo/Televizyondan Yayınlanması Halinde Suç Gerçekleşir mi?

Uygulamada fikir ayrılıklarının en çok yaşandığı husus yayının radyo ya da televizyondan yapılması halinde eylemin suç teşkil edip etmeyeceğidir. Çünkü FSEK madde 80/C-3’te yayının radyo -televizyondan yapılması halinde, radyo – televizyon kuruluşlarının yayınların umuma açık mahalde iletiminin sağlanmasına izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibi oldukları düzenlenmiştir.

Bu düzenlemeye göre, radyo/televizyon üzerinde yayın yapılması halinde yalnızca radyo-televizyon kuruluşunun hakları ihlal edilmiş olacaktır. Diğer bir deyişle, bu noktada eser sahibinin hakkı ihlal edilmemiş olacaktır. Bu sonuca varabilmek için eser sahibi ile yayın kuruluşu arasında eserin yayınlanması konusunda bir anlaşma olup olmaması da önemli değildir.

Şöyle ki; eser üzerinde hak sahibi olan kişilerin, bu eserin yayınlanması konusunda radyo/televizyon kanalı ile anlaşma yapılması halinde, bu anlaşma çerçevesinde eserin yayınlanması ile sınırlı olmak üzere yayın hakkını söz konusu radyoya devrettiği kabul edilmiştir.

Eser üzerinde hak sahibi olan kişilerin radyo/televizyon kanalı ile eserin yayınlanması konusunda anlaşma yapması ile birlikte radyo kanalında yayınlanan eserlerin, bu yayının yapıldığı yerlerde bulunan kişilerin dinlemesine izin verdiği kabul edilerek FSEK madde 71/1’de belirtilen eseri hak sahibinin izni olmadan yayınlama olgusunun gerçekleşmediği dolayısıyla söz konusu maddede belirtilen suçun unsurlarının oluşmadığı sonucuna varılmaktadır.

7. Kast Unsurunun Bulunmaması

Eser sahibi ile radyo/televizyon kanalı arasında suça konu eserin yayınlanması konusunda anlaşma yapılmamış olması halinde dahi sanığın bunu bilebilecek konumda olmaması nedeni ile TCK madde 30/1 gereğince kast unsurunun gerçekleşmeyeceği sonucuna varılacaktır. Dolayısıyla suçun manevi unsuru gerçekleşmeyeceğinden herhangi bir ceza ve/veya güvenlik tedbirine hükmedilmesi söz konusu olmayacaktır.

(Bu köşe yazısı, sayın Av. Abdullah DEMİR tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak olarak gösterilse dahi tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.