AFFEDİLEN DAVRANIŞLAR KADINA KUSUR OLARAK YÜKLENEMEZ

T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
E: 2018/2442 K: 2018/13476 K.T.: 26.11.2018

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Davalı kadın, temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanun’un 363/3. maddesine göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay’a da yapılabilir ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebilir. Davalının adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından, davalının adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

2- Mahkemece verilen ilk hüküm Dairemizin 10.04.2017 tarihli ilamı ile “Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması Anayasa hükmüdür. (TCA m. 143/1). Mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesi ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da (HMK m.27) gereğidir. Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, sabit görülen maddi vakıaları ve bunlardan çıkardıkları sonuç ve hukuki sebepleri gerekçelerine yansıtmalıdırlar. Somut olaya gelince; mahkeme gerekçeli kararında, tarafların boşanma davalarının neden kabul edildiğine, tarafların kusur durumlarına ilişkin gerekçe belirtmediği gibi bu husus gerekçede tartışılmamıştır. Bu haliyle karar yeterli gerekçeden yoksun olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesindeki unsurları içermemektedir. Bu bakımdan gerekçesiz karar oluşturulması usule aykırı bulunmuştur.” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak verilen 14/11/2017 tarihli ikinci kararda “Taraflar arasında süregelen bir anlaşmazlık olduğunun sabit olduğu, davacının mahkeme huzurunda dinletmiş olduğu davacı tanıklarının bizzat görgüye dayalı olarak beyanları ile davacının dava dilekçesinde iddia ettiği vakıaları ispat ettiğinin anlaşıldığı” gerekçesi ile evliliğin devamında korunmaya değer yarar kalmadığından bahisle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı erkek tarafından daha önce Kağızman Aile Mahkemesinin 2011/384 esas sayılı dava dosyasıyla temyize konu boşanma davasında ileri sürülen vakıalar ile dava açtığı ancak 01.12.2011 tarihli dilekçe ile davasından feragat ettiği anlaşılmaktadır. Feragatle, kadından kaynaklanan ve mahkemece kadına kusur olarak yüklenen önceki olayları affetmiş veya en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar kadına kusur olarak yüklenemez. Davalı kadının feragat tarihinden sonra boşanmayı gerektirir kusurlu bir davranışının varlığı ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.11.2018 (Pzt.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.