25 Kasım 2019

Anıt Heykelin Yıktırılması Nedeniyle İfade Özgürlüğünün İhlal Edilmesi

Olaylar

Heykel sanatçısı olan başvurucu, Belediye ile yapmış olduğu sözleşmeye dayalı olarak Koruma Bölge Kurulu’nun (Kurul) onayıyla başvuruya konu anıt heykeli (Kars’ta) yapmıştır. Heykelin yapımından sonra Kurul “yeni bulgular” elde edilmesi gerekçesiyle heykelin bulunduğu alandaki yapıların yıktırılmasına karar vermiş, Belediye Meclisi de yıkım kararı almıştır. Başvurucu yürütmeyi durdurma kararı aldırmış, bu kararının kaldırılmasının ardından Belediye yıkım sürecini başlatmıştır.  Başvurucunun iptal talebi reddedilmiş, karar Danıştay tarafından onanmıştır.

İddialar

Başvurucu, eser sahibi olduğu heykelin yıktırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Başvurucunun sahip olduğu eserin kamu gücünü kullanan organların aldıkları bir dizi karar neticesinde yıktırılması nedeniyle ifade özgürlüğüne müdahalede bulunulmuştur. Bu müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe ifade özgürlüğünün ihlalini teşkil edecektir.

Heykelin yapılmasına, hukuki statüsüne ve yıkılmasına ilişkin tartışmalar öncelikle kamu kurumları arasında meydana gelmiştir. Devleti oluşturan organ ve kurumların uyum içinde çalışamamaları bireylerin hak ve özgürlüklerine müdahalenin gerekçesi olarak ileri sürülemez. Anayasa Mahkemesi başvuruyu, bahse konu heykelin bulunduğu taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak ilan edilmiş olması nedeniyle yıktırılmasının bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olup olmadığı yönünden incelemiştir.

Somut olayda heykel yıktırılmadan taşınmazdaki kültür varlıklarının korunmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirdi. Sanat eseri tahrip edilmeden başka yere taşınmasının mümkün olup olmadığı araştırılabilir, eserin sahibi olan başvurucu ile ortak bir çözüm bulunması için müzakere yapılabilirdi. Heykelin yıktırılması sürecinde alınan idari kararlarda da mahkeme kararlarında da bu hususların tartışılmamış olması devletin sanat eserinin korunmasına ilişkin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğini göstermektedir.

Heykelin yapımından yıkılmasına kadar geçen süreçte kamu gücünü kullanan organlar Anayasa'nın sanatsal ifade özgürlüğüne ilişkin hükümlerini göz ardı etmiştir. Üstelik söz konusu heykelin diğer ifade türlerine göre daha fazla koruma görmesi gerekirken yıktırılmasının demokratik bir toplumda gerekli ve son çare olduğu ortaya konulamamıştır. Bu sebeple idari mercilerce ve mahkemelerce alınan kararların ilgili ve yeterli gerekçe içermediği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, kamu gücünü kullanan organlar bir sanat eserinin ve dolayısıyla Anayasa tarafından koruma altına alınmış olan sanatsal ifade özgürlüğünün korunması noktasında gereken hassasiyeti göstermemiştir.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.  

>> AYM KARARI İÇİN TIKLAYINIZ


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.