banner590

04 Mart 2021

ANJİYO ESNASINDA ÖLÜM - ORGANİZASYON SORUMLULUĞU
banner580

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2020/8047
K. 2020/6663
T. 17.11.2020

DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ( Bilirkişi Raporunda Yalnıza Davalı Hastanede Görev Yapan ve Davacıların Vefat Eden Annesine Müdahalede Bulunan Doktorların Kusurları Olup Olmadığı Konusunda İncelemeler Yapıldığı - Eksik İnceleme ile Hüküm Tesisinin Bozmayı Gerektirdiği )

ANJİYO ESNASINDA ÖLÜM ( Desteğin Anjiyo Olması Gerektiğinin Söylendiği Doktorun İki Damarda Daralma Olduğunu Açılması Gerektiğini Söyleyerek Onay İstediği Davacıların da Onay Verdiği ve Bazı Matbu Evraklara İmza Attığı 5-10 dk Sonrasında Desteğin Öldüğü - Davalı Hastanenin Organizasyon Eksikliğinden Kaynaklı Bir Kusuru Olup Olmadığı Konusunda Herhangi Bir İnceleme ve Değerlendirme Yapılmadığı ve Mahkemece Gerekçeli Kararda da Bu Hususa Dair Bir Değerlendirme Yapılmadığı/Kararın Bozulması Gerektiği )

ORGANİZASYON SORUMLULUĞU ( Gerekirse Davalı Hastanenin O Dönemdeki Mimari Projeleri ve Mevzuat Hükümleri de Dikkate Alınmak Suretiyle Anjiyo Laboratuvarı ile Ameliyathanenin Konumları da Dikkate Alınarak Bu Tarz Acil Durumlar İçin Alınması Gereken Önlemler ve Davalı Hastanenin Organizasyon Sorumluluğuna İlişkin Bir Kusuru Olup Olmadığına Dair Uzman Kişilerden Oluşan Bir Heyetten Rapor Alınarak Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerektiği )

6098/m.400,502,506,510

ÖZET : Dava, davalı hastane ve davalı hastanede görev yapan dava dışı doktorların özen yükümlülüğüne aykırı davranması iddiası nedeniyle istenilen destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalında görev yapan öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kurulundan alınan rapor hükme esas alınarak karar verilmiş ise de; raporda yalnıza davalı hastanede görev yapan ve davacıların vefat eden annesine müdahalede bulunan doktorların kusurları olup olmadığı konusunda incelemeler yapılmış, dosyamız davalısı hastanenin organizasyon eksikliğinden kaynaklı bir kusuru olup olmadığı konusunda ise herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Yine mahkemece gerekçeli kararda da bu hususa dair bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, gerekirse davalı hastanenin o dönemdeki mimari projeleri ve o dönemde bu konuda yürürlükte olan mevzuat hükümleri de dikkate alınmak suretiyle, anjiyo laboratuvarı ile ameliyathanenin konumları da dikkate alınarak bu tarz acil durumlar için alınması gereken önlemler ve davalı hastanenin organizasyon sorumluluğuna ilişkin bir kusuru olup olmadığına dair uzman kişilerden oluşan bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm, davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 17/11/2020 tarihinde davacılar vekili Av. ... geldi. Davalı taraftan gelen olmadığından açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacılar, anneleri ... 20/02/2009 tarihinde sol göğsünde ağrı nedeniyle davalı hastanenin dahiliye ve kardiyoloji kliniklerinde tetkiklerinin yapıldığını ve ... anjio olması gerektiğinin söylendiğini, 26/02/2009 tarihinde anjio bölümüne alındığını, 5-10 dk sonra ise Dr. ...'in iki damarda daralma olduğunu, açılması gerektiğini söyleyerek onay istediğini, davacılardan ...'ın da onay verdiğini ve önüne uzatılan bazı matbu evraklara imza attığını, 5-10 dk sonrasında ise anjiyo bölümünden acele çıkan bir görevlinin koridorda bulunan alarm ipini çektiğini ve ...'a orada bulunan bir hekimin annesinin durumunun kritik olduğunu ve ameliyata alacaklarını söylediğini, sonrasında annelerinin öldüğünün söylendiğini, anjiyo işlemini yapan hekim ... ile hastane başhekimi ... ile yapılan görüşmelerde her iki hekimin hasta ... damar yapısının ince olduğunu, işlem sırasında damarın yırtıldığını, kanamayı durduramadıklarını ve tüm çabalara rağmen hastayı kurtaramadıklarını söylediklerini ancak sonrasında yapılan araştırmada hekimlerin ve hastanenin gerçekleri gizlediklerinin ortaya çıktığını, bu olay nedeniyle ... İl Sağlık Müdürlüğü'ne, ... Tabip Odası Başkanlığı'na ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurduklarını, ... İl Sağlık Müdürlüğü'nün yapılan başvuru sonucunda anjiyo ekibi ile cerrahi ekip arasındaki ifade farklılıklarından dolayı bir ihmal olup olmadığına karar veremediğini, bu tür acil durumlarda bir ameliyathane ve ekibinin hazır bulundurulması, ayrıca anjio ekibinin de daha koordineli çalışması konusunda hastane yönetiminin uyarılmasının uygun olacağının belirtildiğini, ... Tabip Odası'na yapılan başvurudan sonuç çıkmadığını, ...ya Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapmış oldukları başvuru sonucu 2009/36486 nolu dosyada soruşturmanın devam ettiğini, annelerinin ölümünden dolayı maddi ve manevi zarara uğradıklarını, davalının etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunma yükümlülüğünün bulunduğunu, bu yükümlülüğü yerine getirmediği gibi temel ve Anayasal hak olan yaşam hakkının ortadan kalktığını beyan ederek; davacılar lehine toplam 450.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini(... için 150.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 100.000,00 TL) , yine davacılardan ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının tespitini talep ve dava etmişlerdir.

Davalı, PTCA esnasında tıbbi hataya bağlı olmayan hastanın damar yapısından kaynaklanan bir diseksiyon meydana gelmesi sonucunda hastaya sitent uygulandığını, geçici Pacemaker takıldığını ancak tüm çabalara rağmen hastanın eks olmasının engellenemediğini, davaya konu olayın tanığı iki doktor arasında ise kendi branşlarından kaynaklanan tıbbi bir fikir ayrılığı olduğunu, diseksiyonun geliştiği saatlerde, boş ameliyathane, gerekli teçhizat ve doktor olmasına rağmen, hastanın bu ameliyata alınabilmesi için gerekli hazırlık aşamasına kadar dayanma ihtimali olmadığını düşünen Dr. ... ’in hal böyle olmasına rağmen vefat anına kadar hastaya müdahaleye devam ettiğini, hastanın ölüm sebebinin ameliyata alınmaması değil, damar yapısından kaynaklanan katatere bağlı LMCA’da spiral diseksiyon gelişmesi olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, genel mahkemenin görevli olduğuna dair bozma ilamına uyularak, davacıların manevi tazminat davalarının reddine, davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatının tespiti davasının hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, karar verilmiş, hüküm yalnızca reddedilen manevi tazminat yönünden davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dava, davalı hastane ve davalı hastanede görev yapan dava dışı doktorların özen yükümlülüğüne aykırı davranması iddiası nedeniyle istenilen maddi - manevi tazminata ilişkindir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390)(TBK 502.506) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md)(TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1(TBK 510) maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir.

Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa; mahkemece İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalında görev yapan öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kurulundan alınan rapor hükme esas alınarak karar verilmiş ise de; raporda yalnıza davalı hastanede görev yapan ve davacıların vefat eden annesine müdahalede bulunan doktorların kusurları olup olmadığı konusunda incelemeler yapılmış, dosyamız davalısı hastanenin organizasyon eksikliğinden kaynaklı bir kusuru olup olmadığı konusunda ise herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Yine mahkemece gerekçeli kararda da bu hususa dair bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, gerekirse davalı hastanenin o dönemdeki mimari projeleri ve o dönemde bu konuda yürürlükte olan mevzuat hükümleri de dikkate alınmak suretiyle, anjiyo laboratuvarı ile ameliyathanenin konumları da dikkate alınarak bu tarz acil durumlar için alınması gereken önlemler ve davalı hastanenin organizasyon sorumluluğuna ilişkin bir kusuru olup olmadığına dair uzman kişilerden oluşan bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 2.540 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, 6100 sayılı HMK'nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.