banner647

23 Mayıs 2022

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİNİN TAHSİLİ İSTEMİ - ARABULUCULUK TUTANAĞINDA YER ALMAYAN ALACAK KALEMİNİN DAVA DİLEKÇESİ İLE TALEP EDİLMESİ

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
E. 2020/301
K. 2020/98
T. 6.2.2020

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİNİN TAHSİLİ İSTEMİ ( Arabulucuya Başvuru İşleminde Taleple Bağlılık Kuralının İşletilemeyeceği - Arabuluculuk Görüşmelerinde Serbestlik ve İradilik Esas Olup İşçi İşveren Uyuşmazlığı Şeklinde Bir Başvurunun Ardından Aynı Yönde Düzenlenen ve Alacakların İsimlendirilmediği Arabuluculuk Anlaşmazlık Tutanağının Tüm İşçilik Alacaklarını Kapsar Nitelikte Kabul Edilmesi Gerektiği/Tutanakta Yazılı Olmayan Alacak Kalemleri Yönünden Dava Şartının Yerine Getirilmediğinden Bahisle Davanın Usulden Reddinin Hatalı Olduğu )

DAVANIN USULDEN REDDİ ( Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Md. 25/7'de "Tarafların Arabuluculuk Sürecinde İleri Sürülen Taleplerden Bir Kısmı Üzerinde Anlaşmaya Varmaları Hâlinde Üzerinde Anlaşma Sağlanan ve Sağlanamayan Hususlar Son Tutanakta Açıkça Belirtilir..." Hükmü Düzenlenmiş Olup Bu Yönetmelik Hükmünün Yürürlüğe Girdiği Tarihe Kadar Olan Arabuluculuk Görüşmelerinde Uyuşmazlık Konusu Hususlar Belirtilmemişse Dava Şartı Yokluğundan Söz Edilemeyeceği - Mahkemece Davanın Esasına Girilip Delillerin Toplanması Gerektiği )

ARABULUCULUK TUTANAĞINDA YER ALMAYAN ALACAK KALEMİNİN DAVA DİLEKÇESİ İLE TALEP EDİLMESİ ( Arabuluculuk Anlaşmazlık Tutanağında Bir Kısım İşçilik Alacağından Bahsedilmemiş Olmasına Rağmen Bu Alacakların Dava Konusu Edilmesi Halinde Usulden Davanın Reddinin Arabulucunun Hatasının Bedelini İşçiye Yüklemek Anlamına Geldiği - Yeniden Arabulucuya Başvuru Dava Şartını Aramanın Dava Açmayı Aşırı Şekilde Zorlaştıracağı ve Hak Aramayı Güçleştireceği/Dava Şartı Yokluğu Nedeniyle Davanın Usulden Reddine Karar Verilmemesi Gerektiği )

ARABULUCULUK DAVA ŞARTI ( Önemli Olanın Dava Açılmadan Önce Usulünce Arabulucuya Başvurulması Olduğundan Dava Dilekçesi ile Talep Edilen Alacak Kalemlerinin Arabuluculuk Tutanağında Hiç Yazılmamış Olması veya Kısmen Yazılmış Olması Hallerinde Dava Şartının Yerine Getirilmediğinden Söz Edilemeyeceği ve Davanın Usulden Reddine Karar Verilemeyeceği - Davanın Tamamen veya Arabuluculuk Tutanağında Adı Zikredilmeyen Alacak Kalemi Yönünden Ayırma Kararı Verilerek O Kalem veya Kalemler Yönünden Dava Şartı Yokluğu Nedeniyle Usulden Reddinin Doğru Olmadığı )

HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI ( Arabuluculuk Görüşmelerine Katılarak Hangi Alacak Kalemleri Hakkında Görüşüldüğünü Düzenlenecek Olan Tutanağa Yazdırma Hak ve İmkanına Sahip Olan Tarafın Toplantılara Hiç Katılmadıktan veya Katılmasına Karşın O Sırada Bu Konuyu Dile Getirmedikten Sonra Yargılama Aşamasında Bunu Dile Getirmesinin Hakkın Kötüye Kullanılması Niteliğinde Olduğu - Tutanakta Yer Almayan Sadece Bir Kalem İçin Davadan Önce Arabulucuya Zaten Gitmiş Olan Tarafı Tekrar Arabulucuya Göndermenin Yasa Koyucunun Amacı Anayasa ve Yasa Hükümleri ile Bağdaşmadığı )

7036/m.3

6325/m.17

6100/m.115,140

Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği/m.25/7

ÖZET : Dava, asgari geçim indiriminin tahsili istemine ilişkindir.

Arabulucuya başvuru işlemi bir dava dilekçesi niteliğinde değildir. Bu nedenle taleple bağlılık kuralını işletmek mümkün değildir. Örneğin; kıdem ve ihbar tazminatına dair arabuluculuk başvurusunda taraflar görüşmeler sırasında fazla çalışma ve diğer her konuda anlaşmaya varabilirler ya da anlaşmazlık tutanağı düzenleyebilirler. İşe iade istekli başvurunun alacaklar ve tazminatlar olarak görüşülmesi ya da tazminat talebinin işe iade ile sonuçlandırılması da mümkündür. Arabuluculuk bir dava şartı ise de, davanın bir aşaması değildir. Bu nedenle görüşmelerde serbestlik ve iradilik esastır, bu nedenle taleple bağlılık kuralı işlemez. Öte yandan işçi işveren uyuşmazlığı şeklinde bir başvurunun ardından aynı yönde düzenlenen ve alacakların isimlendirilmediği arabuluculuk anlaşmazlık tutanağı tüm işçilik alacaklarını kapsar nitelikte kabul edilmelidir. Aksine görüşle usulden davanın reddi halinde arabulucunun hatasının bedelini işçiye yüklemek ve yeniden arabulucuya başvuru dava şartını aramak, dava açmayı aşırı şekilde zorlaştıran ve hak aramayı güçleştiren bir hale dönüşür. Sonuç olarak, işçi işveren uyuşmazlığı şeklindeki başvuru ardından aynı ifadelerle tutulan anlaşmalık tutanağı, işe iade ile tazminat ve alacaklar açısından dava şartını karşılar niteliktedir. Keza, arabuluculuk görüşmelerine katılarak en azından ismen de olsa hangi alacak kalemleri hakkında görüşüldüğünü düzenlenecek olan tutanağa yazdırma hak ve imkanına sahip olan tarafın, toplantılara hiç katılmadıktan veya katılmasına karşın o sırada bu konuyu dile getirmedikten sonra yargılama aşamasında bunu dile getirmesi, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz. Yine, dava konusu isteklerin tümü için veya tutanakta yer almayan sadece bir kalem istek için davadan önce arabulucuya zaten gitmiş olan tarafı tekrar arabulucuya göndermenin yasa koyucunun amacı, anayasa ve yasa hükümleri ile bağdaşmadığı, usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu, uyuşmazlığın çözüm sürecinin daha da uzamasına ve masrafların artmasına yol açacağı da ortadadır. Öte yandan hakimin buradaki görevi sadece dava açılmadan önce arabulucuya başvurulup başvurulmadığını gözetmekle sınırlı olduğundan, dava dilekçesi ile istenen alacakların, arabuluculuk tutanağında tek tek sayılıp sayılmadığını veya bir veya birkaçının eksik yazıldığını kendiliğinden nazara alarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermemesi gerekir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 25.maddesinin 7.fıkrasında "Tarafların arabuluculuk sürecinde ileri sürülen taleplerden bir kısmı üzerinde anlaşmaya varmaları hâlinde, üzerinde anlaşma sağlanan ve sağlanamayan hususlar son tutanakta açıkça belirtilir ve ücret taraflardan aksi kararlaştırılmadıkça eşitçe alınır." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre bu yönetmelik hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan arabuluculuk görüşmelerinde, uyuşmazlık konusu hususlar açıkça belirtilmemiş olması halinde, bu noktada dava şartı yokluğundan söz etmek mümkün olmayacaktır. Sonuç olarak, anılan yönetmelik tarihinden önce ve dava öncesi arabulucuya başvurulduğunun belgelenmesi yeterli olup, dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemlerinin tümünün veya bir ya da birkaçının arabuluculuk tutanağında ismen yazılı olmadığı bu nedenle dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın, tamamen veya arabuluculuk tutanağında adı zikredilmeyen alacak kalemi yönünden ayırma kararı verilerek o kalem veya kalemler yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından, mahkemece davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın geri çevrilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

Yerel mahkemece verilen karar sonrasında istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda:

DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini, tazminat ve haklarının ödenmediğini, asgari geçim indirimi ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek asgari geçim indiriminin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili dilekçesinde özetle; davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince; davacı tarafça bir kısım tazminat ve işçilik alacaklarının tahsili istemli açılan davada asgari geçim indirimi alacağı yönünden arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden, asgari geçim indirimi alacağı asıl davadan tefrik edilmek suretiyle yukarıdaki esas sırasına kaydı yapılarak davanın usulden kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

DELİLLER:

SGK kayıtları, işyeri kayıtları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamıdır.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı taraf istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıdan işçilik ücret ve alacakları bulunduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşmanın mümkün olmadığını, davalının hiçbir işçilik alacağını ödemeyi kabul etmediğini iddia ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Dava; ödenmediği ileri sürülen asgari geçim indirimi alacağının tahsili talebine ilişkindir.

Davacının istinaf sebepleri açısından istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile bağlı ve sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan incelemede;

Uyuşmazlık dava öncesi arabulucuya başvurma şartının yerine getirilmiş olup olmadığına ilişkindir.

Bu husustaki yürürlükteki yasal düzenlemelerin incelenmesi gerekmektedir.

01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren ve dava şartı olarak arabuluculuğu düzenleyen 7036 sayılı Kanun'un 3. Maddesi: "(1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."

6100 sayılı HMK'nın 115/2 maddesi: "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir."

6100 sayılı HMK'nın 140/3 maddesi: "Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür."

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 17/2 maddesi: "Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıktan veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Belge taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmazsa, sebebi belirtilmek suretiyle sadece arabulucu tarafından imzalanır." 17/3 maddesi: "Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçlan konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar."

T.C. Anayasası’nın 141/son maddesi ile "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu" belirtilmiş, 6100 sayılı HMK'nın usul ekonomisi ilkesi başlıklı 30. maddesi ile de "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.

Yasa koyucunun, arabuluculuk kurumunun düzenleme altına almadaki amacının, taraflar arasındaki uyuşmazlıkları mahkemeye başvurmadan, gereksiz masraf yapmadan, barışçıl yollarla ve kısa zamanda çözüme kavuşturmak olduğu tartışmasızdır.

Açıklanan yasal düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde; arabulucuya başvuru işlemi bir dava dilekçesi niteliğinde değildir. Bu nedenle taleple bağlılık kuralını işletmek mümkün değildir. Örneğin; kıdem ve ihbar tazminatına dair arabuluculuk başvurusunda taraflar görüşmeler sırasında fazla çalışma ve diğer her konuda anlaşmaya varabilirler ya da anlaşmalık tutanağı düzenleyebilirler. İşe iade istekli başvurunun alacaklar ve tazminatlar olarak görüşülmesi ya da tazminat talebinin işe iade ile sonuçlandırılması da mümkündür. Arabuluculuk bir dava şartı ise de, davanın bir aşaması değildir. Bu nedenle görüşmelerde serbestlik ve iradilik esastır, bu nedenle taleple bağlılık kuralı işlemez. Öte yandan işçi işveren uyuşmazlığı şeklinde bir başvurunun ardından aynı yönde düzenlenen ve alacakların isimlendirilmediği arabuluculuk anlaşmazlık tutanağı tüm işçilik alacaklarını kapsar nitelikte kabul edilmelidir. Taleple bağlılık kuralı olmadığına göre, arabulucunun anlaşmaya varılamayan hususları kalem kalem tutanağa aktarması gerekirdi. Aksine görüşle usulden davanın reddi halinde arabulucunun hatasının bedelini işçiye yüklemek ve yeniden arabulucuya başvuru dava şartını aramak, dava açmayı aşırı şekilde zorlaştıran ve hak aramayı güçleştiren bir hale dönüşür. Nasıl ki iş hukukunda, işçinin işverene yasal işçilik haklarının ödenmesi şeklinde bir ihtarnamesinde işveren mütemerrit sayılıyor ise, işçinin genel içerikli arabulucuya başvurusunun da bu bağlamda aleyhe yorumlanmaması gerekir. Aksi halde bu durum arabulucunun sorumluluğunu dahi doğurabilir. Sonuç olarak, işçi işveren uyuşmazlığı şeklindeki başvuru ardından aynı ifadelerle tutulan anlaşmalık tutanağı, işe iade ile tazminat ve alacaklar açısından dava şartını karşılar niteliktedir.

Özetle; arabuluculuk kurumunun amacı gözetildiğinde dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması yeterlidir. Önemli olan husus, dava açılmadan önce dava şartının yerine getirilmesi yani usulünce arabulucuya başvurulması olduğundan, dava dilekçesi ile talep edilen alacak kalemlerinin arabuluculuk tutanağında hiç yazılmamış olması veya kısmen yazılmış olması hallerinde, ilk örnekte davaya konu edilen tüm alacak kalemleri, ikinci örnekte tutanakta yazılı olmayan alacak kalemleri yönünden dava şartının yerine getirilmediğinden söz edilemez ve davanın usulden reddi gerekmez.

Şöyle ki, öncelikle arabulucunun, görevini eksik yerine getirdiği ileri sürülecek olsa dahi bunun faturası taraflara yüklenemez. Keza, arabuluculuk görüşmelerine katılarak en azından ismen de olsa hangi alacak kalemleri hakkında görüşüldüğünü düzenlenecek olan tutanağa yazdırma hak ve imkanına sahip olan tarafın, toplantılara hiç katılmadıktan veya katılmasına karşın o sırada bu konuyu dile getirmedikten sonra yargılama aşamasında bunu dile getirmesi, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz. Yine yukarıda verilen örneklerden hareketle, dava konusu isteklerin tümü için veya tutanakta yer almayan sadece bir kalem istek için davadan önce arabulucuya zaten gitmiş olan tarafı tekrar arabulucuya göndermenin yasa koyucunun amacı, anayasa ve yasa hükümleri ile bağdaşmadığı, usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu, uyuşmazlığın çözüm sürecinin daha da uzamasına ve masrafların artmasına yol açacağı da ortadadır. Öte yandan hakimin buradaki görevi sadece dava açılmadan önce arabulucuya başvurulup başvurulmadığını gözetmekle sınırlı olduğundan, dava dilekçesi ile istenen alacakların, arabuluculuk tutanağında tek tek sayılıp sayılmadığını veya bir veya birkaçının eksik yazıldığını kendiliğinden nazara alarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermemesi gerekir.

02.06.2018 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 25.maddesinin 7.fıkrasında "Tarafların arabuluculuk sürecinde ileri sürülen taleplerden bir kısmı üzerinde anlaşmaya varmaları hâlinde, üzerinde anlaşma sağlanan ve sağlanamayan hususlar son tutanakta açıkça belirtilir ve ücret taraflardan aksi kararlaştırılmadıkça eşitçe alınır." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre bu yönetmelik hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan arabuluculuk görüşmelerinde, uyuşmazlık konusu hususlar açıkça belirtilmemiş olması halinde, bu noktada dava şartı yokluğundan söz etmek mümkün olmayacaktır.

Sonuç olarak, anılan yönetmelik tarihinden önce ve dava öncesi arabulucuya başvurulduğunun belgelenmesi yeterli olup, dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemlerinin tümünün veya bir ya da birkaçının arabuluculuk tutanağında ismen yazılı olmadığı bu nedenle dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın, tamamen veya arabuluculuk tutanağında adı zikredilmeyen alacak kalemi yönünden ayırma kararı verilerek o kalem veya kalemler yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından, mahkemece davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın geri çevrilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE;

Yukarıda açıklanan gerekçe ile; HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,

3-Davacıdan alınan istinaf karar harcının istek halinde yatırana iadesine,

4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde gözetilmesine,

5-Kararın tebliğ işleminin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca 06.02.2020 tarihinde oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.