banner590

14 Ocak 2021

ÇALIŞMA SÜRELERİNİN VE SAATLERİNİN TESPİT EDİLEMEMESİ - SERİ DAVADA TANIKLARIN TEK BİR DOSYA ÜZERİNDEN BEYANININ ALINMASI
banner580

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2020/22-155
K. 2020/521
T. 7.7.2020

İŞÇİLİK ALACAKLARI ( Davalı Aleyhine İşçilerin Alacaklarının Tahsili İçin Seri Hâlde Dava Açıldığı Yargılamaların Birlikte Yürütüldüğü ve Tanıkların Tek Bir Dosya Üzerinden Beyanlarının Alındığı/Mahkemece Her Bir Dosya Yönünden Tanıkların Usulüne Uygun Şekilde Yeniden Dinlenilerek Davalıya Ait İşyerlerinde Davacının Tanıklarla Birlikte Hangi Ülkede Hangi Tarihlerde Çalıştığı Çalışılan Ülke Bakımından Davacının Çalışma Saatleri Vardiyalı Çalışma Yapılıp Yapılmadığı Ara Dinleme Sürelerinin Hangi Saatler Arasında Olduğunun Duraksamaya Yer Vermeyecek Şekilde Tespit Edilmesi Gereği )

ÇALIŞMA SÜRELERİNİN VE SAATLERİNİN TESPİT EDİLEMEMESİ ( Delil Olarak Dayanılan Tanık Beyanları İle Sonuca Gidilmesi Ancak Seri Şekilde Açılan Davalarda Tanık Beyanları Tek Bir Dosya Üzerinden Alındığından Davalıya Ait Farklı Ülkelerde Bulunan İşyerlerindeki Çalışma Düzenine İlişkin Denetleme Yapılamadığı Mahkemece Her Bir Dosya Yönünden Tanıkların Usulüne Uygun Şekilde Yeniden Dinlenileceği )

SERİ DAVADA TANIKLARIN TEK BİR DOSYA ÜZERİNDEN BEYANININ ALINMASI ( İşçilik Alacakları - Mahkemece Her Bir Dosya Yönünden Tanıkların Usulüne Uygun Şekilde Yeniden Dinlenilerek Davalıya Ait İşyerlerinde Davacının Tanıklarla Birlikte Hangi Ülkede Hangi Tarihlerde Çalıştığı Çalışılan Ülke Bakımından Davacının Çalışma Saatleri Vardiyalı Çalışma Yapılıp Yapılmadığı Ara Dinleme Sürelerinin Hangi Saatler Arasında Olduğu İle Tatil Günlerinin Duraksamaya Yer Vermeyecek Şekilde Tespit Edilmesi Gereği )

4721/m.6

6100/m.194

ÖZET : Dava, işçilik alacaklarına ilişkindir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, banka kayıtlarına göre, bilirkişi tarafından davacının ücretinden fazla yatırıldığı tespit edilen tutarların mahiyetinin belirlenmesinin ve ihtiyaç duyulduğu takdirde bu hususta davacının isticvap edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Somut olayda, davalı işverenin yurtdışında bulunan işyerlerinde çalışan işçilerin işçilik alacaklarının tahsili için davalı işveren aleyhine seri hâlde dava açtıkları, yargılamaların birlikte yürütüldüğü ve tanıkların tek bir dosya üzerinden dinlenilerek beyanlarının alındığı anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte, tanık beyanlarından, her bir davacının, davalı işverenin yurtdışında bulunan işyerlerinde tanıklar ile birlikte çalıştıkları süreler, işyerlerindeki çalışma saatleri, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatili günlerinin hangi günler olduğu hususları net bir şekilde tespit edilememektedir.

Diğer taraftan, emsal davalara ilişkin bozma kararlarından o dosyalardaki işçilere ait puantaj kayıtlarının sunulduğu anlaşılmakta ise de, eldeki davada puantaj kayıtları ve bordrolar dosya içeriğinde mevcut değildir.

Bu durumda, delil olarak dayanılan tanık beyanları ile sonuca gidilmelidir. Ancak, seri şekilde açılan davalarda, tanık beyanları tek bir dosya üzerinden alındığından, davalıya ait farklı ülkelerde bulunan işyerlerindeki çalışma düzenine ilişkin denetleme yapılamamaktadır.

Öte yandan, dosya içeriğinde bulunan banka kayıtlarına göre davacılara ücretlerinden fazla ödeme yapıldığı da tartışmasızdır.

Gelinen noktada mahkemece yapılacak iş, her bir dosya yönünden tanıkların usulüne uygun şekilde yeniden dinlenilerek, davalıya ait işyerlerinde davacının tanıklarla birlikte hangi ülkede hangi tarihlerde çalıştığı, çalışılan ülke bakımından davacının çalışma saatleri, vardiyalı çalışma yapılıp yapılmadığı, ara dinleme sürelerinin hangi saatler arasında olduğu ile tatil günlerinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilerek varsa alacakların hesaplanması, oluşacak sonuca göre hesaplanan alacak miktarlarından ücrete nazaran fazla yapılan ödeme tutarlarının mahsup edilmesinden ibarettir.

Önemle belirtmek gerekir ki, temyiz edenin sıfatına göre usuli kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek sonuca gidilmelidir.Hâl böyle olunca direnme kararının, bu değişik gerekçe ve nedenler ile bozulması gerekmiştir.

DAVA : 1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 19. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme kararının usul yönünden bozulmasından sonra mahkemece Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyularak yeniden direnme kararı verilmiştir.

2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili 16.06.2011 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının Irak'ta bulunan işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin işin bitimi nedeniyle feshedildiğini, ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı vekili 21.09.2011 havale tarihli cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının ücret konusundaki iddiasını kabul etmediklerini, banka hesabına yapılan ödemelerin aylık ücretinden fazla olduğunu, bu ödemelerin fazla çalışmalarının karşılığı olduğunu ve davacının ödemeler konusunda itirazda bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkeme Kararı:

6. Ankara 19. İş Mahkemesi'nin 04.10.2013 tarihli ve 2011/742 E., 2013/889 K. sayılı kararı ile; davacının fazla çalışma ücreti alacağını tanık anlatımları ile kanıtladığı, 20.12.2012 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama şeklinin dosya içeriğine uygun bulunduğu, davalı savunmasından ve bordrolardan davacıya fazla çalışma ücreti ödendiği görülmüş ise de, ödenen bu fazla çalışmanın saat 18.00'den sonraki çalışmalara ilişkin olduğu, bilirkişi tarafından hesaplanan ve kabulüne karar verilen miktarın davacının haftanın altı günü 07.00-18.00 saatleri arasındaki çalışmalarına ait olduğu, puantaja bağlanıp ücreti ödenen fazla çalışmaların ise bu saatler dışındaki fazla çalışmalara karşılık olduğu, bu nedenle ödenen bu fazla çalışma ücretlerinin nazara alınmadığı, davacı tarafından hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının kanıtlanmasına, davalı işverenin ise ücretin ödendiğini belgeleyememesine göre bu isteklerinin de kabulüne karar verildiği, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarında hesaplama tekniği yönünden dosya içeriğine ve Yargıtay'ın aynı davalı nezdinde ve aynı şekilde gerçekleşen çalışmalarına dair kararlarına da uygun olan 20.12.2012 tarihli bilirkişi raporuna itibar edildiği, davanın 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde kısmi dava olarak açıldığından ıslaha karşı zamanaşımı defini nazara alan 17.09.2013 tarihli ek bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğu, seri hâlde görülen dosyalarda davacı ödenmeyen ücret alacağı talebinde bulunmuş ise de davalı kayıtlarına göre ödenmeyen ücret alacağı olduğunda kabulüne, olmadığında ise reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Ankara 19. İş Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 26.05.2014 tarihli ve 2014/13088 E., 2014/14387 K. sayılı kararı ile; “…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-)Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'na göre, kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin davalar iş sözleşmesinin feshinden itibaren on yıllık, yıllık izin alacağı iş sözleşmesinin feshinden itibaren beş yıllık, fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil alacakları hakkın doğumundan itibaren beş yıllık zamanaşımı tabidir.

Somut olayda, davacı vekilinin ıslah talebine karşı, davalı vekilinin süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı definin nazara alınması isabetli ise de, yapılan hesap dosya içeriğine uygun değildir. Mahkemece, zamanaşımı defi nazara alınarak alacaklar belirlendikten sonra, fazla mesai ve hafta tatili yönünden tespit edilen miktarların üzerinden hakkaniyet indiriminin yapılması ve daha sonra dava dilekçesindeki taleple bağlı kalarak alacakların hüküm altına alınması gerekirken, dava dilekçesindeki talep üzerinden hakkaniyet indirimi yapılması ve bu suretle hüküm kurulması isabetsizdir.

3-)Banka kayıtlarının tetkiki neticesinde, bilirkişi raporu ile davacıya, tespit edilen ücrete göre ödenmesi gereken tutarlara nazaran toplamda 3.443,72 USD fazla ödeme yapıldığı ancak mahkemece, bu hususun nazara alınmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının ücretine nazaran fazla yatırılan tutarların mahiyetinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, gerekirse bu hususta davacının isticvap edilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı :

9. Ankara 19. İş Mahkemesi'nin 22.12.2014 tarihli ve 2014/1117 E., 2014/1454 K. sayılı kararı ile; her iki bozma sebebine ilişkin olarak seri hâlde incelemesi yapılan dosyalarda ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulması üzerine; dava dilekçesi ile talep edilen miktar indirildikten sonra kalan miktar üzerinden indirim yapılarak belirlenen miktarların hüküm altına alındığı, aynı nitelikteki genel tatil ücreti alacağının da aynı şekilde hüküm altına alınmasına rağmen bu alacak yönünden bozma kararı bulunmadığı, zamanaşımını değerlendiren bilirkişi raporunda; ıslah tarihinden beş yıl öncesine kadar olan fazla çalışma, hafta tatili veya genel tatil ücreti alacaklarının dava dilekçesinde talep edilen miktarların dışında hesaplama dışı bırakıldığı, bu süreye ait olarak hesaplanan miktarlar dava dilekçesinde talep edilen miktarlardan daha fazla olsa dahi bu dönem dava dilekçesinde talep edilen miktarlar dışında tümüyle zamanaşımına uğradığından kurulacak hükmün ancak dava dilekçesinde talep edilen miktarla sınırlı olacağı, böyle olunca belirtildiği şekilde hesaplama yapılmasının zamanaşımına uğrayan dönem için de indirim yapılması anlamına gelmediği, dosya içerisinde bir örneği bulunan, aynı davalı ve aynı alacaklara ait Ankara 19. İş Mahkemesine ait bilirkişi raporunda da zamanaşımının aynı şekilde hesaplandığı ve bu rapora uygun olarak verilen kararın onandığı, yapılan fazla ödemelerin niteliğinin ödeme belgelerinde yazılı olmadığının uyuşmazlık dışı olduğu, davalı işverenin "her türlü" fazla çalışma ücretinin ödendiğini savunduğu, davacı vekilinin de yapılan fazla ödemelerin fazla çalışmaya ait olduğunu ancak eksik olduğu gibi saat 18.00'den sonra yaptırılan fazla çalışmalara ait olduğunu ifade ettiği, davanın 2011 yılında açıldığı, yapılan fazla ödemelerin niteliği konusunda tarafların iradelerinin uyuşması karşısında; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 146. maddesine göre bu durumun hüküm kurmaya yeterli olarak değerlendirildiği, aynı maddeye göre delil ibrazı için yasal süre de geçtiğinden, başkaca bir araştırma ve inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı, Ankara 8. İş Mahkemesi'nin 2011/154 Esas sayılı dosyası içerisinde bulunan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21.12.2010 tarihli fazla ödemelerin fazla çalışma alacağından düşülmesi gerektiğine dair bozma kararı nedeniyle; her dosyada aylık ücretin üstünde yapılan fazla ödemelerin bilirkişiye tek tek tespit ettirildiği, denetime elverişli bu bilirkişi raporuna ve ekindeki tablolara itibar edilerek anılan fazla ödemelerin sırasıyla fazla çalışma, artarsa hafta tatili, artarsa genel tatil alacaklarından düşüldüğü ve kalan miktarların kabulüne karar verildiği, aynı şekilde fazla ödemeleri, fazla çalışma alacağından indirerek karar veren Ankara 8. İş Mahkemesi kararının 20.12.2012 tarihinde onandığı, bozma kararında belirtildiği gibi fazla ödemelerin niteliği tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra ait olduğu alacak da nazara alınmakla bozma nedeni yapılan husus yerine getirilmiş olduğu, hukuki güvenilirlik ilkesi de gözetilerek bu bozma nedenine de direnildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu Kararı:

11. Hukuk Genel Kurulunun 19.02.2019 tarihli, 2018/22-330 E., 2019/166 K. sayılı kararı ile “…Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Özel Dairece banka kayıtlarının tetkiki neticesinde, bilirkişi raporu ile davacıya, tespit edilen ücrete göre ödenmesi gereken tutarlara nazaran fazla ödeme yapıldığı ancak mahkemece bu hususun nazara alınmadığı belirtilerek, fazla yatırılan tutarların mahiyetinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, gerekirse bu hususta davacının isticvap edilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Mahkemece fazla ödeme olduğu belirtilen miktarların mahsup edilmediği bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş ise de, kararın gerekçesinde, “…Sonuç olarak aylık ücret üstünde yapılan fazla ödemelerin niteliği konusunda tarafların iradeleri uyuştuğundan, bu konuda ayrıca bir araştırma ve inceleme yapılmasına esası ve sonucu değiştirmeyeceğinden, davayı daha da fazla uzatmamak adına gerek görülmemiş, yapılan fazla ödemelerinde davalı tarafından her türlü fazla çalışmalara ait olduğu belirtildiğinden, sırasıyla fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil alacaklarından mahsup edilerek, kalanının kabulüne karar verilmiş, böyle olunca tam da bozma ilamında belirtildiği gibi, fazla ödemelerin niteliği tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra ait olduğu alacakta nazara alınmakla bozma nedeni yapılan husus yerine getirilmiş olmaktadır.” ifadelerine yer verilmesi suretiyle direnme kararına uygun gerekçe oluşturulmadığı anlaşılmıştır.

Şu hâlde, direnme kararının gerekçesi ile hükmün çeliştiği ortadadır.

Diğer taraftan, mahkemece bozma sonrası seri şekilde incelenen dosyalardan ana dosya olarak kabul edilen dosya üzerinden duruşma açıldığı, bozma sebepleri dosyalar arasında farklılık arz etmekle birlikte ortak bozma sebebinin banka kayıtlarına göre, bilirkişi tarafından davacının ücretinden fazla yatırıldığı tespit edilen tutarların mahiyetinin belirlenmesinin ve ihtiyaç duyulduğu takdirde bu hususta davacının isticvap edilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bozma sonrası taraflar duruşmaya çağrıldıktan sonra tarafların ortak bozma sebebine ilişkin beyanları alınmış olup, diğer bozma sebeplerine karşı diyeceklerinin sorulmadığı görülmüştür. Bozma sebeplerine ilişkin taraflara diyecekleri sorulurken, her dosya yönünden bozma sebepleri ayrı ayrı dikkate alınarak, tarafların beyanları alınmalıdır.

Açıklanan nedenlerle mahkemece yapılacak iş, hangi hususta bozma yapıldığı açıklanarak tarafların bozmaya karşı diyeceklerini sormak, önceki kararda direnilmesine göre direnmeye uygun gerekçeli karar ve hüküm oluşturmak olup, buna aykırı direnme kararı usul yönünden bozulmalıdır…” gerekçesiyle karar usulden bozulmuştur.

Direnme Kararı:

12. Ankara 21. İş Mahkemesi'nin 15.10.2019 tarihli ve 2019/283 E., 2019/700 K. sayılı kararı ile; aylık ücretin üstündeki fazla ödemelerin hafta tatili ve genel tatil alacaklarına mahsuben yapıldığına dair davalı beyanının dahi bulunmadığı, anılan fazla ödemelerin saat 18:00'den sonra yaptırılan fazla çalışmalara dair olduğunun davalı tarafın sunduğu belgelere göre ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bozma kararından anlaşıldığı gibi tartışmasız olduğu, mahkemece kabulüne karar verilen fazla çalışmaların ise 07:00-18:00 saatleri arasında ve 18:00'den önce gerçekleşen günlük 2,5 saatlik fazla çalışmalara ait olduğundan, davalı işverence ücret bordrosu ve puantaj ibraz edilmemesi nedeniyle puantaja bağlanan fazla çalışma ödemelerinin mahsubuna da imkân bulunmadığından ortak bozma nedenine direnilmesine karar verildiği, davalı tarafın temyizi üzerine Özel Dairenin diğer bozma nedeninin ıslah sonrası zamanaşımının yanlış değerlendirilmesi olduğu, taraflara her bozma nedenine karşı beyanlarının ayrı ayrı sorulduğu ve davacı tarafın tarihsiz ancak UYAP sisteminden 09.07.2019 tarihinde gönderdiği dilekçesinde Özel Daire bozma kararına uygun beyanda bulunduğu, davalı tarafın da anılan bozma nedenine uyulmasını talep etmesi karşısında, zamanaşımına dayalı bozma nedenine direnilmesinin mümkün olmadığı, seri hâldeki 17 dosyanın her birinde en az 6 ayrı talep, her dosyada da 3 tane bilirkişi raporu bulunması nedeniyle zamanaşımını nazara alan 2. bilirkişi raporunun yeterince denetlenmediği, tarafların anılan bozma nedenine uyulmasına dair beyanları uyarınca direnme kararının maddi hataya dayalı olduğunun anlaşıldığı, dava tarihinin 16.06.2011 olması nedeniyle usul ekonomisi gözetilmekle, bozma kararında yazılı fazla çalışma ve hafta tatili alacak isteklerinde ıslaha karşı zamanaşımı definin, zamanaşımını değerlendiren 2. bilirkişi raporundan yararlanılarak resen değerlendirildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, banka kayıtlarına göre, bilirkişi tarafından davacının ücretinden fazla yatırıldığı tespit edilen tutarların mahiyetinin belirlenmesinin ve ihtiyaç duyulduğu takdirde bu hususta davacının isticvap edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

15. Öncelikle, fazla çalışma alacağının ispatına ilişkin açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır.

16. Gerek mülga 1475 Sayılı İş Kanunu, gerekse hâlen yürürlükte bulunan 4857 Sayılı İş Kanunu'nda fazla çalışmanın ispatı ile ilgili olarak özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle fazla çalışmanın ispatı genel hükümlere tabidir.

17. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”.

18. Dolayısıyla fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi kural olarak, bu iddiasını ispat etmek zorundadır.

19. İşçinin imzasını taşıyan bordro, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

20. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

21. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 29.06.2016 tarihli ve 2015/22-1444 E., 2016/869 K.; 06.12.2017 tarihli ve 2015/22-1315 E., 2017/1542 K.; 14.02.2018 tarihli ve 2015/22-1597 E., 2018/227 K.; 11.02.2020 tarihli ve 2016/(7)22-1108 E., 2020/114 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

22. Bu aşamada, uyuşmazlık konusuyla bağlantılı olan tanık delili üzerinde de durmak gerekmektedir.

23. Tanık, kavram olarak uyuşmazlık hakkında bilgi ve görgüsü bulunan üçüncü kişidir. Kural olarak, üçüncü kişi olması şartıyla, yaşına, hukukî durumuna, taraflarla akrabalık derecesine bakılmaksızın, davada herkes tanık olarak dinlenebilir. Dolayısıyla davanın tarafları tanık olarak dinlenemez.

24. Tanık gösteren taraf, dinleteceği tanıkların ad soyadı ile (tebligat) adreslerini içeren listeyi (bu listeyi içeren dilekçesini) mahkemeye verir ve her bir tanığın hangi vakıa hakkında dinleneceğini de dilekçesinde bildirir. Bu hüküm 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 194. maddesinde düzenlenen somutlaştırma yükümlülüğünün de bir gereğidir. Ayrıca madde de belirtildiği üzere ikinci bir tanık listesi verilmesi de mümkün değildir.

25. Belirtilmelidir ki, iş davalarında sıklıkla başvurulan delillerden biri olan tanık beyanı takdiri bir delil olduğundan hâkim tanıkların ifadeleri ile bağlı değildir. Bununla birlikte mahkemece tanık beyanı serbestçe değerlendirilirken hangi beyanlara itibar edildiği yahut edilmediğinin gerekçesi de açıklanmalıdır.

26. Ayrıca işçilik alacakları bakımından işyeri kayıtları, işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları gibi yazılı belgelerin bulunmaması sebebiyle fazla çalışmaların tanık delili ile kanıtlanması durumunda, tanıkların sadece davacı işçi ile fiziken aynı işyerinde ve aynı zamanda çalıştığı sürelerle sınırlı şekilde değerlendirme yapılması gerekmektedir. Nitekim işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

27. Somut olayda, davalı işverenin yurtdışında bulunan işyerlerinde çalışan işçilerin işçilik alacaklarının tahsili için davalı işveren aleyhine seri hâlde dava açtıkları, yargılamaların birlikte yürütüldüğü ve tanıkların tek bir dosya üzerinden dinlenilerek beyanlarının alındığı anlaşılmaktadır.

28. Bununla birlikte, tanık beyanlarından, her bir davacının, davalı işverenin yurtdışında bulunan işyerlerinde tanıklar ile birlikte çalıştıkları süreler, işyerlerindeki çalışma saatleri, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatili günlerinin hangi günler olduğu hususları net bir şekilde tespit edilememektedir.

29. Diğer taraftan, emsal davalara ilişkin bozma kararlarından o dosyalardaki işçilere ait puantaj kayıtlarının sunulduğu anlaşılmakta ise de, eldeki davada puantaj kayıtları ve bordrolar dosya içeriğinde mevcut değildir.

30. Bu durumda, delil olarak dayanılan tanık beyanları ile sonuca gidilmelidir. Ancak, yukarıda da izah edildiği üzere, seri şekilde açılan davalarda, tanık beyanları tek bir dosya üzerinden alındığından, davalıya ait farklı ülkelerde bulunan işyerlerindeki çalışma düzenine ilişkin denetleme yapılamamaktadır.

31. Öte yandan, dosya içeriğinde bulunan banka kayıtlarına göre davacılara ücretlerinden fazla ödeme yapıldığı da tartışmasızdır.

32. Gelinen noktada mahkemece yapılacak iş, her bir dosya yönünden tanıkların usulüne uygun şekilde yeniden dinlenilerek, davalıya ait işyerlerinde davacının tanıklarla birlikte hangi ülkede hangi tarihlerde çalıştığı, çalışılan ülke bakımından davacının çalışma saatleri, vardiyalı çalışma yapılıp yapılmadığı, ara dinleme sürelerinin hangi saatler arasında olduğu ile tatil günlerinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilerek varsa alacakların hesaplanması, oluşacak sonuca göre hesaplanan alacak miktarlarından ücrete nazaran fazla yapılan ödeme tutarlarının mahsup edilmesinden ibarettir.

33. Önemle belirtmek gerekir ki, temyiz edenin sıfatına göre usuli kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek sonuca gidilmelidir.

34. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davacı vekilinin dava dilekçesinde davalıya ait yurtdışında bulunan işyerlerinde çalışma düzenine ilişkin kararlarına delil olarak dayanıldığı, davalının ise farklı bir çalışma düzeni olduğuna dair savunmada bulunmadığı gibi delil de sunmadığı, seri başı olarak incelenen ve tanıkların aynı usul ile dinlendiği dosyada verilen kararın Özel Dairece onandığı, kesinleşen emsal dosyalarda saat 18:00'den sonraki çalışmaların karşılığı olan ücretin davalı işveren tarafından ödendiğinin kabul edildiği, buna göre direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

35. Hâl böyle olunca direnme kararının, yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenler ile bozulması gerekmiştir.

IV. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

SONUÇ : Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07.07.2020 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.