banner648

04 Temmuz 2022

CARİ HESAPTAN DOĞAN ALACAK - KUR FARKI TALEBİ

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
E. 2020/605
K. 2022/702
T. 27.4.2022

İTİRAZIN İPTALİ ( Cari Hesaptan Doğan Alacak - Protokole Konu Senetlerin Davalı Borçları İçin Dava Dışı Şirket Tarafından Verildiği Kabul Edilse Dahi Vadesinde Ödenmeyen Senetlere İlişkin Kur Farkının Davacı İddiasına Göre Artık Ticari İlişkinin Tarafı Haline Gelen Dava Dışı Şirketten Talep Edilmesi Gerekeceği )

CARİ HESAPTAN DOĞAN ALACAK ( Davacı Tarafça Dava Dilekçesinde Davalının Dava Dışı Şirketi Kurmasından Sonra Her İki Firma Adına da Ticari İlişkisini Devam Ettirdiği Belirtildiği Halde Cevaba Cevap Dilekçesinde Şirketin Kurulmasından Sonra Ticari İlişkisine Şirket Üzerinden Devam Ettiği Açıklanmakla Vadesinde Ödenmeyen Senetlere İlişkin Kur Farkının Davacı İddiasına Göre Artık Ticari İlişkinin Tarafı Haline Gelen Dava Dışı Şirketten Talep Edilmesi Gereği )

KUR FARKI TALEBİ ( Davacının Kur Farkı Talebi Vadesinde Ödenmeyen Faturalara Değil Protokolde Sözü Edilen ve Vadesinde Ödenmediği İleri Sürülen Senetlere İlişkin Olup Protokolde Senetlerin Dava Dışı Şirket Tarafından Kendisinin Borçları İçin Verildiği Belirtildiği Dosya Kapsamında Senet Suretlerine Rastlanılmadığı ve Davalı İle Bağlantısı Tespit Edilememiş Olduğundan Senet Bedellerinin Ne Şekilde Ödendiği Üzerinde Durulmadığından Davacı Kur Farkı Alacağı Talebinde Haklı Görülmediği )

6102/m.1530

ÖZET : Dava, cari hesaptan doğan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Çek keşide edilmek suretiyle yapılan ödemelerde kur farkı istenemez. Ancak dosya kapsamından ve tarafların beyanlarından davalının faturalara ödemelerinin çekle yapıldığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacının kur farkı talebi, vadesinde ödenmeyen faturalara değil, protokolde sözü edilen ve vadesinde ödenmediği ileri sürülen senetlere ilişkin olup, protokolde senetlerin dava dışı şirket tarafından kendisinin borçları için verildiği belirtilmiş, dosya kapsamında senet suretlerine rastlanılmamış ve davalı ile bağlantısı tespit edilememiş olduğundan senet bedellerinin ne şekilde ödendiği üzerinde durulmamıştır. Dolayısıyla davacı kur farkı alacağı talebinde haklı görülmemiştir. Öte yandan davacı tarafça dava dilekçesinde davalının dava dışı şirketi kurmasından sonra her iki firma adına da ticari ilişkisini devam ettirdiği belirtildiği halde, cevaba cevap dilekçesinde şirketin kurulmasından sonra ticari ilişkisine şirket üzerinden devam ettiği açıklanmıştır. Bu durumda söz konusu protokole konu senetlerin davalı borçları için dava dışı şirket tarafından verildiği kabul edilse dahi, vadesinde ödenmeyen senetlere ilişkin kur farkının davacı iddiasına göre artık ticari ilişkinin tarafı haline gelen dava dışı şirketten talep edilmesi gerekeceği de açıktır.Bu itibarla mahkemece verilen kararda sonucu itibariyle bir isabetsizlik görülmemiş olup, hükmün gerekçesinde değişiklik yapılmış olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüyle hükmün kaldırılması ve aynı yönde yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılmıştır.

DAVA : İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili, taraflar arasında ticari ilişki devam ederken davalının dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.'yi kurduğunu ve müvekkili ile olan ticari ilişkisine her iki firma adına devam ettiğini, her iki şirketin cari hesap borcuna ilişkin ayrı icra takipleri başlatıldığını ve ayrı davalar açıldığını, ancak bu davada ticari ilişkinin ve borcun tespiti açısından ticari defterlerin incelenmesinde açıklayıcı olması amacıyla bu bilginin aktarılmasında fayda görüldüğü, ticari ilişkide davalının aldığı ürünlere karşılık ödemeler yaptığını ancak en son verdiği 3 adet çeki ödeyemediğini, bunun üzerine 21/08/2014 tarihli bir protokol imzalandığını ve davalının ödemeyeceği çeklere karşılık 12 adet senet verdiğini, protokolde TL olarak verilen senetlerin ödeme günündeki kur değerine göre USD karşılığının cari hesaba işleneceğinin taraflarca kabul ve beyan edildiğini, davalının yapmış olduğu ödemelere istinaden müvekkilinin söz konusu senetlerin ödendiği tarihteki döviz kuru üzerinden USD olarak cari hesap kayıtlarını tuttuğunu, ancak davalının bakiye borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, 21/08/2014 tarihli protokol davacı ile dava dışı ..Ltd. Şti. arasında akdedilmiş olup müvekkilinin taraf olmadığını, taraflar arasında döviz kuru üzerinden cari hesap ilişkisi kurulmasına dair mutabakata varılmadığını, müvekkilinin çek ödemelerini muntazaman yaptığını, davalının haksız kazanç sağlama niyetiyle cari hesap kaydını USD üzerinden tuttuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/12/2019 tarih ve 2018/810 Esas 2019/907 Karar sayılı Kararı ile; "Öncelikle davalı gerçek kişi tacir olup, dosyaya sunulan protokol dava dışı şirketle akdedilmiş olup, dava dışı limited şirket ile davalı gerçek kişi tacir farklı iki kişilik olmakla, davalı o şirketin yetkilisi bile olsa protokol hükümlerinin davalı gerçek kişi tacir yönünden bağlayıcı sayılamayacağı açıktır. ..Toplanan tüm deliller, davacının incelenen ticari defter ve kayıtları kapsamında yapılan hukuki değerlendirme sonunda, davacının davalıya düzenlediği faturalarda fatura bedelinin USD karşılığının, döviz kurunun ve bedelin döviz cinsinden tahsil edileceğinin açıkça yazılı olması, davalı tarafından da bu faturalara yapılmış bir itiraz bulunmadığı ve ödemelere yıllardır parça parça devam edildiği, böylelikle fatura bedelleri yönünden davacının yabancı para cinsinden alacağını talep hakkı yönünden taraflar arasında ticari teamül oluşturan uygulama bulunduğu, bu nedenle davacının takip talebinde USD cinsinden alacak ve buna uygun 3095 ...4/a faizi talep edebileceği, ancak davacının bu uygulama sırasında hiçbir zaman davalıya kur farkı faturası düzenlemediği yani lehine oluşan kur farklarını faturayla davalıdan talep etmediği ve davalıya bildirmediği, bu yönden döviz cinsinden tuttuğu kayıtlarının vergi ve muhasebe mevzuatına açıkça aykırı durumda olmakla sahibi lehine değil aksine sahibi aleyhine delil oluşturur durumda olduğu, bu nedenle davalı aleyhine hukuki sonuç doğuramayacağı, ancak TL cinsinden tuttuğu kayıtlarında yer alan bakiye alacağını (11.062,64-TL) takip tarihi itibariyle kur üzerinden USD cinsinden (3,794-USD) talep edebileceği, takip talebinde takip tarihi sonrası TTK.md.1530/7'ye göre ticari temerrüt faizi talebinin de doğru olmadığı, alacağını yabancı para cinsinden talep etme yönünde seçimlik hakkını kullanmışsa 3095 s.Kanun 4/a'da yabancı para temerrüdü için düzenlenen faizi talep edebileceği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulüne, bu kısım yönünden alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin %20 oran üzerinden kabulüne, reddedilen kısım yönünden ise takip başlatmakta davacının kötüniyeti ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.” gerekçeleri ile;" 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,Davalının İstanbul Gaziosmanpaşa ...İcra Müdürlüğü ... esas takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 2.915,75-USD alacak yönünden 3095 Sayılı Kanunun 4-a maddesine göre devlet bankalarının USD cinsi bir yıl vadeli mevduata uyguladığı faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Alacağın %20'si oranında 2.210,14-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, ” karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunun hukuken ve teknik olarak bariz hatalar içermekte olduğunu, inceleme kısmı ile sonuç kısmı arasında çelişki bulunmakta olduğunu, bu hususta itiraz dilekçesi sunulmasına rağmen mahkemece dikkate alınmadığını, rapor içeriğinde müvekkil tarafından usulüne uygun tutulan USD kayıtlarında davalının 19.331,04-USD borçlu olduğu tespit edilmesine rağmen, kanaat bölümünde USD açısından değerlendirme yapılmamasının TL olarak borç tespit edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki miktarı kabul anlamına gelmemekle birlikte, TL cinsinden belirleme yapılacak ise de, değerlendirme kısmında 19.331,04-USD nin TCMB kuru dikkate alınarak TL karşılığı 56.464,03-TL olarak belirtilmesine rağmen, raporun kanaat kısmında bu hususta neden değerlendirme yapılmadığının da açıklanmadığını, yine bilirkişi raporunda taraflar arasında hesapların döviz olarak tutulmasının yerleşik uygulama (teamül) haline geldiği, faturalar üzerine döviz tahsilatına ilişkin notlar düşüldüğü tespit edilmesine rağmen, bu değerlendirmenin aksi şekilde USD cinsinden kur farkı talep edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı şeklinde değerlendirme yapılması da çelişkili ve hatalı olduğunu, Kur farkı faturası düzenlenmemiş olmasının borcun varlığını ortadan kaldırmayacağını, Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında bir sözleşme ve yahut uygulama bulunmasının gerektiğini, taraflar arasında kur farkına ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmaması, kur farkına ilişkin fatura düzenlenmemiş olması halinde de, taraflar arasındaki satış faturalarından malların döviz karşılığı satıldığının anlaşılması halinde kur farkı alacağı talep edilebileceğini, Yargıtay 19. H.D. 2017/3549 E., 2018/4033 K. 11.09.2018 tarihli kararının da bu yönde olduğunu, Alacaklının USD cinsinden talepte bulunabileceği tespit edilmesine rağmen Türk lirası cinsinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kaldı ki bilirkişi müvekkili alacağının TL karşılığının 19.331,04*2,9209=56.464,03-TL olduğu belirtilmesine rağmen dikkate alınmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, cari hesaptan doğan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davacı, taraflar arasında ticari ilişkide davalının aldığı ürünlere karşılık verdiği 3 adet çeki ödeyemediğini, bunun üzerine 21/08/2014 tarihli bir protokol imzalandığını ve davalının çeklere karşılık 12 adet senet verdiğini, protokolde TL olarak verilen senetlerin ödeme günündeki kur değerine göre USD karşılığının cari hesaba işleneceğinin taraflarca kabul ve beyan edildiğini, davalının yapmış olduğu ödemelere istinaden kendisinin söz konusu senetlerin ödendiği tarihteki döviz kuru üzerinden USD olarak cari hesap kayıtlarını tuttuğunu, ancak davalının bakiye borcunu ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise, protokolün dava dışı şirket ile akdedilmiş olması nedeniyle kendisini bağlamadığını, taraflar arasında döviz kuru üzerinden cari hesap ilişkisi kurulmasına dair mutabakata varılmadığını, kendisinin çek ödemelerini muntazaman yaptığını savunmuştur.Mahkemece dosya kapsamında mevcut 21/08/2014 tarihli protokolün davacı ile davalının yetkilisi olduğu dava dışı …Ltd. Şti. arasında akdedilmiş olması nedeniyle davalıyı bağlamayacağı kabul edilmiş olup, davacı tarafça bu tespit istinaf konusu edilmemiştir. Tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş olup, davalı taraf ticari defterlerini sunmadığından incelenememiş, davacı tarafça sunulan ticari ve dayanak belgeler incelenmiştir. Buna göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2013 yılı öncesinde başladığı anlaşılmaktadır, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 2013 tarihli faturaların alt kısımlarında faturaların USD karşılığı ve faturaların döviz olarak tahsil edileceği belirtilmiş olup, bu açıklama uyarınca davacı tarafça vadesinde yapılmayan ödemeler nedeniyle kur farkı talep edebilecektir. Kur farkı alacağının faturalandırılmamış olması davacının vergisel yükümlülüğüne aykırılık teşkil edebilecek ise de, alacağın talep edilmesine engel teşkil etmeyecek olduğundan mahkemenin bu yöndeki gerekçesine itibar edilmemiştir. Ne var ki çek keşide edilmek suretiyle yapılan ödemelerde kur farkı istenemez(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 05/12/2019 tarih 2018/965 E., 2019/5447 K. sayılı emsal kararı). Ancak dosya kapsamından ve tarafların beyanlarından davalının faturalara ödemelerinin çekle yapıldığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacının kur farkı talebi, vadesinde ödenmeyen faturalara değil, protokolde sözü edilen ve vadesinde ödenmediği ileri sürülen senetlere ilişkin olup, protokolde senetlerin dava dışı şirket tarafından kendisinin borçları için verildiği belirtilmiş, dosya kapsamında senet suretlerine rastlanılmamış ve davalı ile bağlantısı tespit edilememiş olduğundan senet bedellerinin ne şekilde ödendiği üzerinde durulmamıştır. Dolayısıyla davacı kur farkı alacağı talebinde haklı görülmemiştir. Öte yandan davacı tarafça dava dilekçesinde davalının dava dışı ... ..Ltd. Şti.'ni kurmasından sonra her iki firma adına da ticari ilişkisini devam ettirdiği belirtildiği halde, cevaba cevap dilekçesinde şirketin kurulmasından sonra ticari ilişkisine şirket üzerinden devam ettiği açıklanmıştır.

Bu durumda söz konusu protokole konu senetlerin davalı borçları için dava dışı şirket tarafından verildiği kabul edilse dahi, vadesinde ödenmeyen senetlere ilişkin kur farkının davacı iddiasına göre artık ticari ilişkinin tarafı haline gelen dava dışı şirketten talep edilmesi gerekeceği de açıktır.Bu itibarla mahkemece verilen kararda sonucu itibariyle bir isabetsizlik görülmemiş olup, hükmün gerekçesinde değişiklik yapılmış olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüyle hükmün kaldırılması ve aynı yönde yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen KABULÜ ile; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2019 tarih ve 2018/810 Esas - 2019/907 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle;

1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalının İstanbul Gaziosmanpaşa ...İcra Müdürlüğü ... esas takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 2.915,75-USD alacak yönünden 3095 Sayılı Kanunun 4-a maddesine göre devlet bankalarının USD cinsi bir yıl vadeli mevduata uyguladığı faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,

Alacağın %20'si oranında 2.210,14-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:

2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 755,68.TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 884,86.TL harçtan mahsubu ile 129,18.TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafça yapılan ve red-kabul oranına göre hesaplanan 230,00- TL yargılama gideri (1.400,00- TL bilirkişi ücreti, 133,95-TL posta masrafı) ile 791,58- TL harcın toplamı (35,90-TL başvuru harcı+ 884,86 peşin harç) 1.021,58-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 5.100,00.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 8.887,59 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Bakiye gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN:

7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine,

8-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen giderlerin istinafındaki haklılık durumuna göre davacı üzerinde bırakılmasına,

9-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,

10-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/04/2022 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.