banner664

15 Kasım 2021

Danıştay'dan adli yardım yönetmeliğinde yürütmeyi durdurma kararı

TBB ADLİ YARDIM YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK’İN 5. MADDESİNE EKLENEN 5 FIKRADA TBB SİCİLİ ESAS ALINARAK OLUŞTURULACAK LİSTENİN BİRDEN FAZLA BARONUN BULUNDUĞU İLLERDE BAZI İLLERİN ÖZELLİKLİ DURUMU DİKKATE ALINMADAN BÖLGESEL LİSTE ESASINA İLİŞKİN DÜZENLEMEYİ İHTİVA ETMEYEN EKSİK DÜZENLEME YÖNÜNDEN YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI VERİLMİŞTİR. 

Danıştay 8. Dairesi’nin 28.09.2021 gün ve 2021/1680 E. Sayılı yürütmeyi durdurma kararında;

“Dava konusu Yönetmeliğin düzenlediği alan, mahkemelerce verilen adli yardım kararından farklı olarak yargılama giderlerinden muafiyete ilişkin olmayıp baroların adli yardım hizmetlerine ilişkindir. Bu hizmet, koşulları bulunmakta ise ücretsiz olarak avukatlık hizmetlerinden faydalanma imkanı sağlamaktadır. …Söz konusu düzenlemeyle birden fazla baronun bulunduğu tüm illerde ortak kural niteliğinde bir düzenleme yapılmış ise de; özellikle nüfusun yoğun olduğu illerde veya coğrafi şartların elverişsiz olduğu bölgelerde ulaşımda yaşanabilecek gecikmelerin de dikkate alınarak düzenleme yapılması, bireylerin avukat yardımından yararlanma hakkının etkin olarak kullanılabilmesi açısından elzemdir. Bu sebeple, TBB sicili esas alınarak oluşturulacak listenin birden fazla baronun bulunduğu illere bazı illerin özellikli durumu da gözetilerek bölgesel listeler şeklinde tanzimine olanak sağlanması gerekirken söz konusu düzenlemeyi ihtiva etmeyen eksik düzenlemenin adli yardımdan yararlanma hakkı bağlamında hak arama hürriyetine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.“

Yürütmeyi durdurma kararı şöyle;

T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No : 2021/1680

DAVACI VE YÜRÜTMENİN

DURDURULMASINI İSTEYEN : Ankara Barosu Başkanlığı

DAVALILAR : 1- Adalet Bakanlığı

2- Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı

İSTEMİN KONUSU :

07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren

Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;

a) 2. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 4. maddesine eklenen ikinci ve üçüncü fıkralarının ve altıncı fıkrasının ikinci cümlesinin,

b) 3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 5. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin ve aynı maddeye eklenen beşinci fıkrasının,

c) 4. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 6. maddesinin (a) fıkrasının değiştirilen dördüncü paragrafında yer alan, "... birden fazla baronun bulunduğu illerde ise başvuru tarihinde büronun adli yardımdan sorumlu yönetim kurulu üyelerinden yönetime başkanlık eden üyenin bağlı bulunduğu baronun yönetim kurulu kararıyla..." ibaresinin,

d) 5. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 7. maddesine eklenen ikinci fıkrasının, iptali ve yürütmenin durdurulması istemi ile davaya konu Yönetmeliğin dayanağı olan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 177. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :

Adli yardım bürosunun eşit temsil esas alınarak oluşturulacağına yönelik yasal

düzenlemenin dava konusu Yönetmelik değişikliği ile "mutlak eşitlik" olarak değerlendirilerek düzenleme yapıldığı, baroların üye sayılarıyla orantılı olarak nispi eşitliğe uygun düşmeyen söz konusu düzenlemenin Anayasanın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı olduğu, büroya bir nolu barodan başlamak üzere her ay sıra ile dönüşümlü olarak sorumlu yönetim kurulu üyesinin başkanlık edeceğine yönelik düzenlemenin, adli yardım merkezinin işleyişi düşünüldüğünde, her gün düzenli olarak alınması gereken kararların bulunması, dosyaların tek işlemle kapanmayıp dava dosyası devam ettiği müddetçe açık kalması, birden fazla başkanın mevcudiyetinin kargaşaya yol açabilecek nitelikte olması nedenleriyle idarenin devamlılığı ilkesine aykırılık oluşturduğu; adli yardım isteminin reddi halinde, birden fazla baronun bulunduğu illerde istemde bulunanın başvuru tarihinde büro yönetimine başkanlık eden sorumlu yönetim kurulu üyesinin bağlı bulunduğu baronun başkanına başvuru yapabileceğine yönelik düzenlemenin, farklı baro başkanları tarafından verilecek kararların uygulama birliğini ortadan kaldırabileceği ve adli yardım başvurucuları için farklı kararların ortaya çıkmasına neden olacağından idarenin devamlılığı ilkesinin zarar göreceği belirtilmiştir.

Adli yardım görevi sonunda avukatın alacağı ücretin bağlı olduğu baro tarafından belirleneceğine yönelik düzenlemenin, barolar arası uygulama farklılıklarına yol açabileceği gibi aynı iş için farklı baroya kayıtlı avukatların farklı ücret almasına yol açacağından eşitlik ilkesine aykırı olduğu, birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılacağı ve bu listenin Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulacağına yönelik düzenlemenin, mevcut sistemde puana göre sıra bekleyen ve görevlendirme alması muhtemel avukatların durumunun açıklanmamış olması nedeniyle görevlendirme sırası konusunda kazanılmış haklara müdahale niteliğinde olduğu, öte yandan listenin Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulması durumunda mesleğe yeni başlayan avukatların cezalandırılması sonucunu doğuracağı, bu durumun eşit haklara sahip olan avukatların kıdem sebebiyle ayrımcılığa uğramalarına sebebiyet vereceği, dava konusu Yönetmeliğin dayanak maddelerinden olan Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasının kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının Kanunla kurulacağına ilişkin Anayasanın 135. maddesine aykırı olması sebebiyle somut norm denetimi yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALILARIN SAVUNMASI

Adalet Bakanlığının Savunması:

Usule ilişkin olarak, bakılan davada derdestlik, kesin hüküm ve davanın süresinde açılıp açılmadığı hususlarının araştırılması gerektiği ileri sürülmüştür.

Esasa ilişkin olarak, 15.07.2020 tarih ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununda önemli değişiklikler yapıldığı, Kanun değişikliği ile avukatlık hukukuna ilişkin iş ve işlemlerin yürütülmesinde yaşanan gecikmelerin ortadan kaldırılması ve baro hizmetlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla özellikle avukat sayısı fazla olan barolar bakımından aynı ilde birden fazla baronun kurulabilmesi imkanının getirildiği, bu Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından Kanunun tamamının ve ilgili maddelerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne dava açıldığı, Anayasa Mahkemesi'nin 01.10.2020 tarih ve E:2020/60 K:2020/54 sayılı kararı ile hem Kanunun tamamı yönünden hem de iptali istenen hükümler yönünden iptal isteminin reddine karar verildiği, davaya konu Yönetmeliğin dayanağını teşkil eden 7249 sayılı Kanunun 20. maddesiyle Avukatlık Kanununa eklenen 177. maddesinin ikinci fıkrasına yönelik iptal isteminin reddine ilişkin gerekçede, adli yardım hizmetlerini koordine etmekle görevli olan adli yardım bürolarında baroların eşit şekilde temsil edilmesini öngören kuralın kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğu ve birden fazla baro uygulamasına uyum sağlamak amacıyla ihdas edilen kuralın kamu yararı dışında başka bir amaç güttüğünün söylenemeyeceği, adli yardım görevlendirmelerinin aynı ilde görev yapan tüm avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılmasının da avukatlar arasında herhangi bir adaletsizliğe sebebiyet vermediği yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu, buna göre davacının dava konusu Yönetmelik düzenlemeleri ile ilgili idarenin devamlılığı ve eşitlik ilkelerine aykırılık savlarının Anayasa Mahkemesi tarafından da kabul görmediği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların birçoğunun kamu yararı ve hizmet gerekleri kriterlerinin ötesinde yararlılık ve isabetlilik ölçütlerini tartışan nitelikte olduğu, Yönetmeliklerle yapılan düzenlemelerde, Kanunun verdiği yetkinin sınırları içinde kalmak ve ilgili Kanuna aykırı olmamak koşullarıyla idarenin belirli bir takdir yetkisinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, büroya bir nolu barodan başlamak üzere her ay sıra ile dönüşümlü olarak sorumlu yönetim kurulu üyesinin başkanlık edeceğine yönelik düzenlemenin, Avukatlık Kanununda yer alan büro ve temsilcilerin baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışacağına ilişkin hükmüne uygun olduğu, adli yardım isteminin reddi halinde itirazın baro başkanına yapılacağı Kanunun açık hükmü olup birden fazla baronun bulunduğu illerde talebin reddi halinde itirazın da büroya sırayla başkanlık eden üyenin bağlı olduğu baro başkanına yapılmasının üst hukuk normlarına aykırı bir bir yönünün bulunmadığı,diğer taraftan, adli yardım hizmetlerinde görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılması ve barolar arasında bu konuda uyuşmazlık olması halinde Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun kesin karar vermesine ilişkin düzenlemenin, Avukatlık Kanununun 121. maddesinin 17. bendinde Türkiye Barolar Birliği'ne bu hususta görev verildiği de dikkate alındığında hukuka aykırı olmadığı, dava konusu düzenlemelerin bir ilde birden fazla baro kurulabilmesine imkan veren yasal düzenleme gereği adli yardım hizmetinin bu değişikliğe uygun yapılabilmesini sağlamaya matuf olduğu, bu nedenle hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.

Türkiye Barolar Birliği'nin Savunması: Dava konusu Yönetmelik değişikliğinin yasal dayanağı olan Avukatlık Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasında, birden çok baronun bulunduğu illerde tek adli yardım bürosunun oluşturulması, büroda baroların eşit temsil edilmesi ve avukatlar arasında barolara ilişkin herhangi bir ayrıma gidilmeksizin eşit görevlendirme ilkelerinin benimsendiği, dava konusu düzenlemelerin de söz konusu ilkelerin hayata geçirilmesi amacına yönelik olduğundan eşitlik ve idarenin devamlılığı ilkelerine aykırılık teşkil etmediği, kaldı ki dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 7249 sayılı Kanunun 20. maddesiyle Avukatlık Kanununun 177. maddesine eklenen ikinci fıkra yönünden Anayasa Mahkemesi'nin 01.10.2020 tarih ve E:2020/60 K:2020/54 sayılı kararı ile Anayasaya aykırılık iddialarının reddedildiği, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :

DÜŞÜNCESİ : Yürütmenin durdurulması isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

USUL YÖNÜNDEN:

Davalı Adalet Bakanlığı'nın usule yönelik itirazları yerinde görülmeyerek işin esası incelendi.

HUKUKİ SÜREÇ:

07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Adli Müzaheret" başlıklı Onikinci Kısım altında düzenlenen 176 ila 181. maddeleri dayanak alınarak düzenlenmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Adli yardım bürosu" başlıklı 177. maddesinin birinci fıkrasında, "Adli yardım hizmeti, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütülür. Baro yönetim kurulu, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Büro ve temsilciler, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışırlar." hükmü yer almış; 15.07.2020 tarih ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanunun 20. maddesi ile eklenen ikinci fıkrasında ise, "Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosu, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulur. Büroda görevlendirme, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır. Adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterilir." hükmüne yer verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin 2. fıkrasında, idari işlemin uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

1- 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile aynı Yönetmeliğin "Adli yardım istemi ve görevlendirme" başlıklı 5. maddesine eklenen beşinci fıkra yönünden yapılan inceleme:

15.07.2020 tarih ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 77. maddesinde yapılan değişiklik ile beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabilmesine olanak sağlanmıştır.

Avukatlık Kanununun "Adli yardım bürosu" başlıklı 177. maddesinde, adli yardım hizmetinin, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütüleceği, birden fazla baronun bulunduğu illerde ise adli yardım bürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı ve büroda görevlendirmelerin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı düzenlenmiştir.

Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesiyle aynı Yönetmeliğin 5. maddesine eklenen beşinci fıkra ile birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılacağı ve bu listenin

Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulacağı düzenlenmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

Hak arama özgürlüğü, bireyin menfaatinin temini için devletin yargı organına başvurabilmeyi ve fiilen etkili bir hukukî koruma talep edebilmeyi gerektirmektedir. Adli yardım ise, bireylerin hak arama özgürlüklerinin kullanımındaki eşitliği sağlamak üzere, hukuki korunma ihtiyacı olup da, bu ihtiyacını gidermek için gerekli ekonomik olanağı bulunmayanlara sosyal hukuk devleti ilkesi gereğince mali ve hukuki desteğin sağlanmasına yönelik bir müessesedir. Adli yardım, adil yargılanma hakkının güvencesi olup, hak arama özgürlüğünde eşitlik yaratmayı amaçlamaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin düzenlediği alan, mahkemelerce verilen adli yardım kararından farklı olarak yargılama giderlerinden muafiyete ilişkin olmayıp baroların adli yardım hizmetlerine ilişkindir. Bu hizmet, koşulları bulunmakta ise ücretsiz olarak avukatlık hizmetlerinden faydalanma imkânı sağlamaktadır.

Dava konusu düzenleme ile birden fazla baronun bulunduğu illerde tek liste üzerinden o ilde görevli avukatlar arasından görevlendirme yapılması ve hukuki korunma talep eden bireylere avukatlık hizmeti sağlanması öngörülmüştür. Söz konusu düzenlemeyle birden fazla baronun bulunduğu tüm illerde ortak kural niteliğinde bir düzenleme yapılmış ise de; özellikle nüfusun yoğun olduğu illerde veya coğrafi şartların elverişsiz olduğu bölgelerde ulaşımda yaşanabilecek gecikmelerin de dikkate alınarak düzenleme yapılması, bireylerin avukat yardımından yararlanma hakkının etkin olarak kullanılabilmesi açısından elzemdir.

Bu sebeple, Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak oluşturulacak listenin birden fazla baronun bulunduğu illerde bazı illerin özellikli durumu da gözetilerek bölgesel listeler şeklinde tanzimine olanak sağlanması gerekirken söz konusu düzenlemeyi ihtiva etmeyen eksik düzenlemenin adli yardımdan yararlanma hakkı bağlamında hak arama hürriyetine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

2- 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu edilen diğer düzenlemeleri yönünden yapılan inceleme:

Davada 2577 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen 27. maddesinde yer alan koşulların birlikte gerçekleşmediği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması isteminin bu kısımlar yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle,

1. 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girenTürkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile aynı Yönetmeliğin "Adli yardım istemi ve görevlendirme" başlıklı 5. maddesine eklenen beşinci fıkrasında Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak oluşturulacak listenin birden fazla baronun bulunduğu illerde bazı illerin özellikli durumu dikkate alınmadan bölgesel liste esasına ilişkin düzenlemeyi ihtiva etmeyen eksik düzenleme yönünden YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİNİN KABULÜNE,

2. 07.11.2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu edilen diğer düzenlemeleri yönünden YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,

Dava Daireleri Kurulu'na itiraz yolu açık olmak üzere, 28/09/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

3. Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 7 (yedi) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na itiraz yolu açık olmak üzere, 28/09/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.