HİZMET KUSURU NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ - KAMU HİZMETİNİN KUSURLU İŞLETİLMESİ

T.C.
DANIŞTAY
15. DAİRE
E. 2015/226
K. 2019/400
T. 6.2.2019

HİZMET KUSURU NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ ( Prematüre Doğumun Yaratabileceği Risklerin Takibi ve Bertaraf Edilmesi Görevinin Sadece Anne ve Babaya Yüklenemeyeceği - Doğum ve Tedavi Sürecinin Sonuçlarının İzlenmesi Gerekirken Davacı Adına Düzenlemiş Muayene Formunda Herhangi Bir Göz Doktorunun Kaşesi ve İmzasının Bulunmamasının Normal Olarak Değerlendirilen Göz Muayenelerine Ait Tıbbi Rapora İhtiyatla Yaklaşılmasını Gerektirdiği/Davacı Bebeğe Sunulan Kamu Hizmetinin Kusurlu İşletildiği )

KAMU HİZMETİNİN KUSURLU İŞLETİLMESİ ( Davacıların Çocuğunun Prematüre Doğması Üzerine Yanlış ve Geç Müdahaleler Sonucu Gözünde Kalıcı Hasar Meydana Geldiği ve Görme Yetisini Kaybettiğinden Bahisle Doğum Sonrası Takip ve Tedavilerde İdare Çalışanlarının Hizmet Kusuru Bulunduğu İddiası - Prematüre Bebeğin İlk Göz Muayenesine İlişkin Kamu Hizmetinin Kusurlu İşletildiğini Belirten Raporun Değerlendirilmesi Gerektiği )

GÖRME ÖZRÜNÜN MEYDANA GELMESİNDE İDARENİN SORUMLULUĞU ( İlk Muayene Formunda Herhangi Bir Göz Doktorunun Kaşesi ve İmzasının Bulunmadığı - Sonra Yapılan Göz Muayenesinde Tespit Edilen Bulgular Dikkate Alındığında Kim Tarafından Yapıldığı Belli Olmayan ve "Normal" Olarak Değerlendirilen Göz Muayenelerine Ait Tıbbi Rapora İhtiyatla Yaklaşılması Gerektiği/İlk Göz Muayenesinde Prematüre Bebeğe Gereken Özenin Gösterilmediğine Dair Görüş Gözetilerek Zarara İlişkin Maddi Tazminat Taleplerinin Değerlendirilmesi Gerektiği )

PREMATÜRE RETİNOPATİSİ ( Erken Doğan Bebeklerin Çoğunda Göz Damarlarındaki Gelişme Tamamlanamadığından ve Yüksek Dozda Verilen Oksijen Tedavisi Göz Damarlarında Anormal Gelişime Sebep Olduğundan Bunun Sonucunda Hastalığın Ortaya Çıktığı - Erken Dönemde Teşhis Edilip Tedavi Edilmezse Körlüğe Sebep Olduğunun Belirtildiği/Prematüre Bebeklere Yapılması Gereken Tıbbi İşlemlerde Sağlık Birimlerinin Takip Sisteminin Kusursuz İşlemesinin Zorunlu Olduğu )

2709/m.5,17,125

2577/m.2/1-b

AİHS/m.2,8

ÖZET : Dava, davacıların çocuğunun prematüre olarak doğması üzerine, yanlış ve geç müdahaleler sonucu gözünde kalıcı hasar meydana geldiği ve görme yetisini kaybettiği, ayrıca nörolojik olarak da hasara neden olunduğu ileri sürülerek, doğum sonrası takip ve tedavilerde idare çalışanlarının hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla maddi zararın tazminine karar verilmesi istemine ilişkindir.

Bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu raporunda, doğum sonrası takip ve tedavilerle ilgili sağlık personeline herhangi bir tıbbi ihmal ve kusur izafe edilmediği yönünde görüş bildirilmiş; davacıların çocuğunun gözlerinde kalıcı görme özrünün meydana gelmesinde davalı idarenin sorumluluğu konusu kanaat raporunda ayrıca değerlendirilmiş olup, prematüre bebeğin ilk göz muayenesine ilişkin kamu hizmetinin kusurlu işletildiği sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir.

Davacıların bebeklerinin doğumu davalı idareye bağlı hastanede yapılmış olup, prematüre doğumun yaratabileceği risklerin takibi ve bertaraf edilmesi görevi sadece anne ve babaya değil, böyle bir doğumun ve tedavi sürecinin sonuçlarını izlemesi gerekirken; davacı adına düzenlemiş muayene formunda herhangi bir göz doktorunun kaşesi ve imzasının bulunmaması, "normal" olarak değerlendirilen göz muayenelerine ait tıbbi rapora ihtiyatla yaklaşılmasını gerektirmiştir.

Davacı Bebek'e sunulan kamu hizmetinin kusurlu işletildiği gereken özenin gösterilmediği dosya içeriğinden anlaşılmakla; İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamakta ve davacılar nezdinde oluştuğu ileri sürülen zarara ilişkin maddi tazminat taleplerinin İdare Mahkemesince bozma gerekçeleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerekmektedir.

İSTEMİN KONUSU : Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nin 16/09/2014 tarih ve E:2011/1297, K:2014/696 Sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: M.T.G.'in 13/03/2007 tarihinde 28 haftalık ve yaklaşık 1100 gram ağırlığında prematüre olarak doğması üzerine, yanlış ve geç müdahaleler sonucu gözünde kalıcı hasar meydana geldiği ve görme yetisini kaybettiği, ayrıca nörolojik olarak da hasara neden olunduğu ileri sürülerek, doğum sonrası takip ve tedavilerde idare çalışanlarının hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla 300.000,00 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/09/2014 tarih ve E:2011/1297, K:2014/696 Sayılı kararda; hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla yaptırılan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun 04/04/2014 tarih ve 2394 Sayılı bilirkişi raporunda özetle, her ne kadar kayıtlarda küçüğün ilk ROP muayenesinin tıp kurallarına uygun olarak 11/04/2007 tarihinde yapıldığı yer almış ise de, sonradan yapılan küçüğün göz muayenesindeki tespit ve bulgular dikkate alındığında, anılan tarihte "normal" olarak değerlendirilen ve üzerinde herhangi bir göz doktoruna ait kaşe ve imzanın yer almadığı, kimin tarafından yapıldığı da belli olmayan göz muayenesine ait 11/04/2007 tarihli tıbbi rapora ihtiyatla yaklaşılması gerektiği, ilk göz muayenesinde prematüre bebeğe bu yönden gereken özenin gösterilmediği, sonraki kontrollerde saptanan muayene bulgularına uygun şekilde kontrol tarihleri önerilerek lazer uygulandığı, ancak küçüğün genel hali de gözönünde tutularak retinopatinin agresif bir seyir gösterdiğinin kabülü gerektiği, ayrıca kişide tarif edilen nörolojik semptomların, kişinin hastane yatışı sırasında hipokside kaldığını gösterir bulgu içermediği, dolayısıyla doğum sonrası takip ve tedavilerle ilgili sağlık personeline herhangi bir tıbbi ihmal ve kusur izafe edilmediği yönünde görüş belirtilmiştir. Hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporu dikkate alındığında, olayda hizmet kusuru ve ihmal bulunmadığından, idarenin tazmin yükümlülüğü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçeyle davanın reddine, maktu olarak hesaplanan 750,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından; davalı idareye bağlı hastane ve doktorların ağır hizmet kusuru sonucu bebeğin kör olduğu, prematüre bebeklerin doğumdan sonraki 4 ila 6 haftalık dönemde deneyimli bir göz hekimi tarafından retinopati açısından ilk muayenesinin yapılması gerektiği, ortaya çıkan bulgulara göre bu muayenenin 2 haftalık aralıklarla tekrarlanması gerektiği, Adli Tıp raporunun 11. sahifesinde de açıklanıp kabul edildiği üzere bebeğin ilk muayenesinin gecikmeli olarak 25/04/2007 tarihinde yapıldığı, küçüğün ilk ROP muayenesinin kimin tarafından düzenlendiği belli olmayan muayene formu ile güya 11/04/2007 tarihinde yapıldığı kayıtlı ise de Adli Tıp raporunda açıklandığı üzere her hangi bir göz doktorunun kaşesi ve imzası bulunmayan ve çocuğun göz muayene neticesini "normal" olarak gösteren bu rapora itibar edilmemesi gerektiği, muayenede gecikilmesi sebebi ile bebeğin görme yetisini kalıcı olarak kaybetmesine sebebiyet verildiği, davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülmektedir.

Davalı idare tarafından; Mahkemece reddedilen davada avukatlık asgari ücret tarifesine uygun olarak idare lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, bu yönüyle kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI :

1-)Davalı idare vekili tarafından, davalı idare'nin kusuru bulunmadığı gerekçesi ile davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

2-)Davalı yanında müdahilliğine karar verilen göz doktoru O. Ateş Vekilince davacının görme duyusunu kaybetme nedeninin prematüre doğum olduğu, doğum sonrası tüm müdahalelerin zamanında ve uluslararası yayınlarda yer aldığı şekilde yapıldığı, zararın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı ileri sürülmüştür.

3-)Davacılar tarafından davalının temyiz istemi hakkında savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ DÜŞÜNCESİ : Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nin 16/09/2014 tarih ve E:2011/1297, K:2014/696 Sayılı kararının temyizen incelenerek davacı lehine bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

KARAR : İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Davacılardan M.T.G., 27 yaşındaki annenin ilk gebeliğinden ikiz eşi olarak 13/03/2007 tarihinde 28 haftalık ve yaklaşık 1100 gram ağırlığında prematüre olarak dünyaya gelmiştir.

M.T.G.'in ikiz eşi bebek G., doğumun gerçekleştiği Erzurum Araştırma Hastanesinden, Atatürk Üniversitesi Yakutiye Hastanesine sevkinden 3 gün sonra yaşamını yitirmiştir.

Davacı M.T.G., 27 hafta 4 günlük olması sebebiyle ROP (Prematüre retinopatisi) açısından takip edilmiştir.Üzerinde herhangi bir göz doktoruna ait kaşe ve imzanın yer almadığı, kimin tarafından yapıldığı da belli olmayan 11/04/2007 tarihli muayene raporunda, küçüğün ilk muayene zamanı; 11/04/2007(31 hafta 4 gün), her iki gözde ROP açısından patolojik bir bulgu elde edilemediği ve muayene sonucunun normal olduğu belirtilmiştir. Klinik olarak riskli bebek olması nedeniyle davacıya bir hafta sonra tekrar ROP muayenesi yapılmıştır. İkinci muayene zamanı 18/04/2007 ve ZON 3'te demarkasyon hattı, evre 2 ROP tespit edilmiş ve göz hekimi tarafından 1 hafta sonra kontrol edilmesi yönündeki önerisi dosyaya eklenmiştir. Bu öneri doğrultusunda üçüncü ROP muayenesi 25/04/2007 tarihinde yapılmış ve ZON 3 ve 2'de fibrovasküler membran, damarlarda dilatasyon, tortiyositede artış ve yer yer hemorajiler olduğu rapor edilmiş ve genel anestezi altında laser tedavisi planlanmıştır. Lazer uygulamasından 1 hafta sonra yapılan muayenesinde her iki göz retinasının da yatışık olduğu ve plus hastalığında ciddi oranda gerileme olduğu tespit edilerek 1 hafta sonra kontrol edilmesi planlanmıştır. 11/05/2007 ve 15/05/2007 tarihlerinde yapılan kontrol muayenelerinde ise retinal bulguların yatışmadığı ve Evre 5 (Retina dekolmanı) ROP bulguları tespit edilmiştir.

Davacılar, prematüre doğan bebeklerinin küvöz ünitesindeki tedavisi sırasında oksijene maruz bırakıldığını, bu tedavinin risklerine karşı idarenin gerekli tüm önlemi alması gerektiğini, bu bakımdan ilk ROP muayenesinin zamanında yapılmasının önem arz ettiğini, ilk muayenede gecikildiğini, 12/04/2007 (doğrusu 11/04/2007) ve 18/04/2007 tarihli göz muayenesine ait belgenin hiçbir geçerliliği bulunmadığını, sorumlu kişilerin kendilerini mesuliyetten kurtarması amacıyla düzenlenip büyük olasılıkla sonradan dosyaya eklendiğini iddia ederek, maddi zararlarının tazmini istemiyle bakılan davayı açmışlardır.

İLGİLİ MEVZUAT:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin korunması, kendilerine uygulanan tedaviye dahil olmaları, bu hususta rıza göstermeleri ve maruz kaldıkları sağlık risklerini değerlendirmelerine yardımcı olan bilgilere erişimlerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesi kapsamında yer aldığını kabul etmektedir.

Ayrıca; AİHM; Sözleşme'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesine ilişkin ilkelerin Sözleşme'nin 8. maddesinin sınırlarına giren, kişinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün korunması hakkına müdahalelere de uygulanabilir olduğuna işaret etmektedir.

AİHM kararlarına göre devletler ister kamu isterse özel sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini, hastaların yaşamları ile fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır.

Anayasa'nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Devletin temel amaç ve görevleri, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak;insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartlar hazırlamaya çalışmaktır.

Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir.

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Literatürde yer alan bilgilere göre, erken doğan bebeklerin çoğunda göz damarlarındaki gelişme tamamlanamaz ve yüksek dozda verilen oksijen tedavisi göz damarlarında anormal gelişime sebep olur. Bunun sonucunda da ROP adı verilen Prematüre Retinopatisi hastalığı ortaya çıkar. Erken dönemde teşhis edilip tedavi edilmezse körlüğe sebep olmaktadır.

Prematüre Retinopati'nin gelişiminde birçok faktör rol oynar. Bunların arasında gestasyonel yaş, düşük doğum tartısı ve oksijen tedavisinin süresi sayılabilir. Özellikle 1000 gr. altında ve 32. haftadan küçük doğan bebeklerde erken dönemde ROP gelişebileceği için tüm bebeklerin ROP muayenesinin yapılması gerekmektedir.

32 haftadan erken doğan tüm prematüre bebeklerde doğumdan sonraki 28. Günde veya bebek post konsepsiyonel 31. Haftasını doldurduğunda deneyimli bir göz hekimi tarafından tercihen bebeğin bulunduğu ortamda retinopati açısından ilk muayenesinin yapılması gerektiği, prematüre bebeğin fiziki ölçülerinin ( boy, ağırlık ) küçük olmasının ölçüme engel olmadığı; ortaya çıkan bulgulara göre bu muayenenin 2-3 haftalık aralıklarla tekrarlanması gerektiği, eşik düzeyin üstünde retinopati saptanan bebeklerde uygulanan laser tedavisi ile düzelme olasılığının oldukça yüksek olduğu kabul edilmektedir.

Prematüre bebeklerde Retinopati ile ilgili bilimsel, referans bir yayın olarak belirtilen Manual of Neonatal Care (6. bası, 2008) adlı kitapta,30 haftadan büyük prematürelerin postnatal 3. haftada ROP muayenelerinin yapılması önerilmektedir.

Ayrıca; Türk Neonatoloji Derneği tarafından hazırlanan "Türkiye Prematüre Retinopatisi Rehberi 2016" isimli yayında prematüre retinopatisi (ROP) prematüre bebeklerde görülen, retina hasarı yapan ve körlükle sonuçlanabilen bir göz hastalığı olarak tanımlanmıştır. Söz konusu yayında bu hastalığın tedavisinin mümkün olduğu belirtilerek erken tanı ve tedavinin önemli olduğu vurgulanmış, ayrıca çeşitli tedavi yöntemlerine de yer verilmiştir.

Davacıların müşterek çoçukları M.T.G.'in 13/03/2007 tarihinde 28 haftalık ve yaklaşık 1100 gram ağırlığında prematüre olarak doğduğu, doğum sonrası gözlerinde rahatsızlık meydana geldiği, lazer tedavisi uygulanmasına rağmen iyileşme sağlanamadığı, sonrasında görme yetisinin tamamen kaybedildiği, nörolojik olarak da rahatsızlıkların baş gösterdiği, erken doğuma bağlı olarak oluşan rahatsızlıklara davalı idare bünyesindeki üniversite hastanesinde sağlık hizmeti sunulduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Sunulan kamu hizmetinin kusurlu olduğu iddiası üzerine açılan tam yargı davasında İdare Mahkemesi'nin 07/04/2012 tarihli ara kararı ile, prematüre doğan M.T.G.'in, yapılan yanlış ve geç müdahaleler sonucu iddia olunan görme kaybı ve nörolojik rahatsızlıklarında, davalı idare ve ajanlarına atf-ı kabil bir kusur bulunup bulunmadığı, kusur var ise oranı ile uğranılan iş gücü kaybı oranının tespitine yönelik olarak bilirkişi incelemesi yapılmak üzere dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderilmesine karar verilmiş olup; anılan karar gereği yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun 04/04/2014 tarih ve 2394 karar sayılı raporunda özetle; her ne kadar ilk ROP muayenesinin tıp kurallarına uygun olarak 11.04.2007 tarihinde yapıldığı kayıtlı olsa da, hasta adına düzenlemiş ROP muayene formunda, herhangi bir göz doktorunun kaşesi ve imzasının bulunmadığı, ilk muayenede herhangi bir retina bulgusu tarif edilmediği, prematüre bebeklerde yapılan göz muayenelerinde göz doku gelişimi ve gelişim süreci dikkate alındığında ilk muayenenin tıp kurallarına uygun olmadığı, küçükte daha sonra yapılan göz muayenesinde tespit edilen bulgular dikkate alındığında, kim tarafından yapıldığı belli olmayan ve "normal" olarak değerlendirilen göz muayenelerine ait 11/04/2007 tarihli tıbbi rapora ihtiyatla yaklaşılması gerektiği, ilk göz muayenesinde prematüre bebeğe bu yönden gereken özenin gösterilmediği, sonraki kontrollerde saptanan muayene bulgularına uygun şekilde kontrol tarihleri önerilerek lazer uygulandığı, ancak küçüğün genel hali de gözönünde tutularak retinopatinin agresif bir seyir gösterdiğinin kabülü gerektiği, ayrıca kişide tarif edilen nörolojik semptomların, kişinin Kurulumuzca yapılan muayenesinde, yeni çekilen MR ve beyin EEG görüntülerinin incelenmesinde, kişinin yaklaşık 2 ay süresinde hastane yatışı sırasında hipokside kaldığını gösterir bulgu içermediği, dolayısıyla doğum sonrası takip ve tedavilerle ilgili sağlık personeline herhangi bir tıbbi ihmal ve kusur izafe edilmediği yönünde görüş bildirilmiştir.

Adli Tıp Kurumu'nun yukarıda tarih ve numarası belirtilen raporu davacı Bebek'de meydana gelen birbirinden farklı iki tıbbi rahatsızlık ile ilgili olup nörolojik semptomlar ile ilgili olarak davacı bebek T.G.'in hipokside kaldığını gösterir bulgu içermediği için sağlık personelinin tıbbi ihmali olmadığı yönündedir.

Davacı'nın gözlerinde kalıcı görme özürünün meydana gelmesinde davalı idare'nin sorumluluğu konusu kanaat raporunda ayrıca değerlendirilmiş olup; ''11.04.2007 tarihinde ilk ROP muayenesi'nin yapıldığı kayıtlı olmasına rağmen hasta adına düzenlemiş ROP muayene formunda, herhangi bir göz doktorunun kaşesi ve imzasının bulunmadığı, ilk muayenenin tıp kurallarına uygun olmadığı, küçükte daha sonra yapılan göz muayenesinde tespit edilen bulgular dikkate alındığında, kim tarafından yapıldığı belli olmayan ve "normal" olarak değerlendirilen göz muayenelerine ait 11/04/2007 tarihli tıbbi rapora ihtiyatla yaklaşılması gerektiği, ilk göz muayenesinde prematüre bebeğe bu yönden gereken özenin gösterilmediği, prematüre bebeğin ilk göz muayenesine ilişkin kamu hizmetinin kusurlu işletildiği sonucuna ulaşıldığı'' şeklindedir.

Yukarıda açıklanan, prematüre bebeklerde ROP tetkiki ve tedavisinin gerekliliği ile ilgili açıklamalar, sağlık idarelerinin uyguladıkları tedavi yöntemlerinin olası olumsuz etkilerinin engellenmesi veya ortadan kaldırılması konusundaki yükümlülüklerini akla getirmektedir.

Dosyada mevcut bilgiler, prematüre bebeklere yapılması gereken tıbbi işlemlerde sağlık birimlerinin takip sisteminin kusursuz işlemesini zorunlu kılmaktadır. Bu gereklilik, sadece anne ve babaya önerilerde bulunulması ile sınırlı kalmamalıdır. Bu işlemlerin yapılıp yapılmadığının da, hasta dosyası incelenerek, kontrolü gerekir.

Somut olayda, davacıların bebeklerinin doğumu davalı idareye bağlı hastanede yapılmıştır. Prematüre doğumun yaratabileceği risklerin takibi ve bertaraf edilmesi görevi sadece anne ve babaya değil, böyle bir doğumun ve tedavi sürecinin sonuçlarını izlemesi gerekirken; davacı adına düzenlemiş ROP muayene formunda herhangi bir göz doktorunun kaşesi ve imzasının bulunmaması, "normal" olarak değerlendirilen göz muayenelerine ait 11/04/2007 tarihli tıbbi rapora ihtiyatla yaklaşılmasını gerektirmiştir.

Durum böyle olunca davacı Bebek'e sunulan kamu hizmetinin kusurlu işletildiği gereken özenin gösterilmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamakta ve davacılar nezdinde oluştuğu ileri sürülen zarara ilişkin maddi tazminat taleplerinin İdare Mahkemesince yukarıdaki bozma gerekçelerimiz doğrultusunda değerlendirilmesi gerekmektedir.

İdare Mahkemesince bozma kararımız üzerine yeniden bir karar verileceğinden, davalı idarenin vekâlet ücretine yönelik temyiz istemi bu aşamada değerlendirilmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nin 16/09/2014 tarih ve E:2011/1297, K:2014/696 Sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

4. 2577 Sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.