21 Eylül 2020

İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA DAİR RTÜK KARARININ İPTALİ İSTEMİ

T.C.
ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
7. İDARİ DAVA DAİRESİ
E. 2019/700
K. 2019/1322
T. 25.12.2019

İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA DAİR RTÜK KARARININ İPTALİ İSTEMİ ( İşleme Konu Yayınların Kişi ve Kurumlardan Edinilen ve Haber Niteliği Taşıyan Bilgi ve Fikirlerin İzleyici Kitlesine Aktarılması Olduğu - Bilgi ve Fikirlerin Aktarılmasının Anayasanın Basın Hürriyeti Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti Kapsamında Kaldığı/6112 S.K. İlgili Hükmünün İhlal Edildiği Gerekçesiyle İdari Para Cezası Uygulanmasına İlişkin İşlemde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı )

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ( Davacı Şirkete Ait Televizyon Kanalında Yayımlanan Haber Bülteni Yayınında 6112 S.K. Md. 8/1-ı Bendinin İhlali Nedeniyle İdari Para Cezası Uygulanmasına Dair Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Kararının İptali İstemi - Düşünce Özgürlüğünün Anayasa AİHS ve Kanunlar Tarafından Teminat Altına Alındığı ve Bu Özgürlüğün Haber veya Fikir Alma ve Verme Özgürlüğünü de İçerdiği/Yerleşik İçtihatlar Uyarınca Özgürlüğün Sınırsız Olmadığının Belirtildiği )

HABER NİTELİĞİ TAŞIYAN BİLGİ VE FİKİRLERİN İZLEYİCİ KİTLESİNE AKTARILMASI ( İdari Para Cezasına Konu Edilen Yayınların Kişi ve Kurumlardan Edinilen Bilgilerin Aktarılması Olduğu Bu Bilgi ve Fikirlerin Aktarılmasının Basın Hürriyeti Kapsamında Kaldığı Dolayısıyla 6112 S.K. Md. 8/1-ı Bendinde Yer Alan İlke Yükümlülük ve Yasakların İhlal Edilmediğinin Anlaşıldığı - 6112 S.K. Hükmünün İhlal Edildiği Gerekçesiyle İdari Para Cezası Uygulanmasına İlişkin İşlemin Hukuka Aykırı Olduğu )

İŞLEME DAYANAK OLARAK GÖSTERİLEN YARGI KARARININ BOZULMASI ( Sulh Ceza Hakimliği Kararının Yargıtay Kararıyla Radyo ve Televizyon Yayınları Nedeniyle Düzeltme ve Cevap Talebiyle Başvuran ve Başvurusu Değişik İş Dosyası Üzerinden Reddedilen Kurumun İtirazının Sulh Ceza Hakimliğince 6112 S.K. Özel Usul Hükümlerine Göre Yetki Yönünden Yerinde Görülmemesi Halinde İtiraz Merci Olarak Asliye Ceza Mahkemesinin Belirtilmesi ve İtiraz Halinde Dosyanın İlgili Merciye Gönderilmesi Gerektiğinden Bahisle Kanun Yararına Bozulmasına Karar Verildiği Gözetilerek Sonuca Gidilmesi Gerektiği )

2709/m.2,17,26,28,90

5187/m.3

5271/m.268

6112/m.8,18,32

AİHS/m.10

ÖZET : Dava, davacı şirkete ait televizyon kanalında yayımlanan haber bülteni yayınında, 6112 S.K. md. 8/1-(ı) bendi hükmünün ihlali nedeniyle, davacı şirkete aynı Kanunun md. 32/2 fıkrası hükmü uyarınca idari para cezası uygulanmasına dair Radyo ve Televizyon Üst Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.

Düşünce özgürlüğünün Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve kanunlar tarafından teminat altına alındığı, bu özgürlüğün haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerdiği açık olup, anılan düzenleme ve yerleşik içtihatlar uyarınca özgürlüğün sınırsız olmadığı da kuşkusuzdur.

Dava konusu işleme konu edilen yayınların kişi ve kurumlardan edinilen ve haber niteliği taşıyan bilgi ve fikirlerin izleyici kitlesine aktarılması olduğu, bu bilgi ve fikirlerin aktarılmasının Anayasanın basın hürriyeti, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında kaldığı dolayısıyla 6112 Sayılı Kanun'un 8/1-ı maddesinde yer alan ilke, yükümlülük ve yasakların ihlal edilmediği sonucuna varılmış olup; yayın yapan kuruluşun haber bülteninin 6112 S.K. ilgili hükmünün ihlal edildiği gerekçesiyle idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

İşlemde dayanak olarak gösterilen Sulh Ceza Hakimliği kararı, Yargıtay kararıyla, radyo ve televizyon yayınları nedeniyle düzeltme ve cevap talebiyle başvuran ve başvurusu değişik iş dosyası üzerinden reddedilen kurumun itirazının, Sulh Ceza Hakimliğince, 6112 Sayılı Kanun'un 18. maddesinde yer alan özel usul hükümlerine göre yetki yönünden yerinde görülmemesi halinde, itiraz merci olarak Asliye Ceza Mahkemesi'nin belirtilmesi ve itiraz halinde, dosyanın ilgili merciye gönderilmesi gerekirken, CMK'nın 268. maddesi hükmü uyarınca Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesinin, burada ise itirazın kabulüyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Sulh Ceza Hakimliği kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.

İSTEMİN ÖZETİ : Ankara 5. İdare Mahkemesince verilen 17/05/2019 tarih ve E:2018/2519, K:2019/1044 Sayılı kararın istinafen incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.

Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesince, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü :

KARAR : Dava; davacı şirkete ait "FOX TV" logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 28-31 Mayıs 2018 ile 01/06/2018 tarihlerinde yayımlanan "FOX Ana Haber" isimli haber bülteni yayınında, 6112 Sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi hükmünün ihlali nedeniyle, davacı şirkete aynı Kanunun 32. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca 554.535,00 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun 02/10/2018 tarih ve 17 Sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince; dosyadaki bilgi ve belgelerle, söz konusu yayın içeriğinin yer aldığı CD, Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliği kararı ve mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, yayın kuruluşunun haberi hazırlarken basit araştırmalarla doğrulayabileceği bir haberi yeterli özeni göstermeden ekrana getirdiği ve bu suretle 6112 Sayılı Kanun'un 8/ı maddesini ihlal ettiği açık olduğundan, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, Anayasal hakları olan hukuki dinlenilme hakkı elinden alınarak sulh ceza hakimliğinin hukuka aykırı bir kararı uyarınca yaptırım uygulandığı, yaptırıma konu edilen haberlerin tamamen basın özgürlüğü sınırları içerisinde yapıldığı, haberin hiçbir yerinde hiçbir şekilde şahsi görüşe yer verilmediği, gerek vatandaş gerekse Tabip Odası Başkanının yapmış olduğu açıklamalar doğrultusunda vatandaşın yaşadığı sorunlara çözüm bulmak için haber yapıldığı, aynı yayın için iki ayrı idari yaptırım kararı tesis edildiği ileri sürülerek istinaf istemine konu kararın kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik bir hukuk devleti olduğu; "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; "Basın Hürriyeti" başlıklı 28. maddesinde, basının hür olduğu kurala bağlanmış olup; "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir." hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca Anayasanın 90. maddesinin beşinci fıkrasında; "...Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." denilmek suretiyle temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunlar arasında çatışma olması durumunda, milletlerarası anlaşmaların iç hukukta doğrudan uygulanabilirliği açıkça anayasal güvence altına alınmıştır. Böylelikle temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası metinler iç hukukta doğrudan uygulanma kabiliyeti kazanmıştır.

5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesinde, basının özgür olduğu, bu özgürlüğün; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içereceği, basın özgürlüğünün kullanılmasının ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "İfade Özgürlüğü" başlıklı 10. maddesinde, "1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmasına engel değildir. 2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, nizamın sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının önlenmesi veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngürülen bazı merasime, koşullara, sınırlamalara veya yaptırımlara bağlanabilir." hükmü yer almaktadır.

6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinde; "(1)Medya hizmet sağlayıcılar, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla bu fıkrada yer alan ilkelere uygun olarak sunarlar. Yayın hizmetleri..." hükmüne, (ı) bendinde; "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." hükmüne, 32.maddesinin ikinci fıkrasında; "8. maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı gözönünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz." hükmüne yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; FOX TV logosuyla yayın yapan davacı şirkete ait yayın kuruluşu tarafından 28-31 Mayıs 2018 ile 01/06/2018 tarihlerinde saat 19:00'da yayımlanan "FOX Ana Haber" isimli haber bülteni yayınında yer verilen Mersin Şehir Hastanesi ile ilgili haber ve yorumların gerçeğe aykırı ve kasıtlı olduğundan bahisle Sağlık Bakanlığı tarafından 05/06/2018 tarihinde 6112 Sayılı Kanun'un 18. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca düzeltme ve cevap metni yayımlanması istemiyle Bakırköy Sulh Ceza Hakimliğine başvuru yapıldığı, Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğinin D.İş:2018/3930 Sayılı kararıyla söz konusu yayınlarda Mersin Şehir Hastanesi ile ilgili haber ve yorumların, genel olarak yayıncılık kurallarına, haber verme ve haber alma özgürlüğü kapsamında objektif habercilik kıstaslarına ve 6112 Sayılı Kanun'un 8. maddesinin (ç) ve (ı) bentlerine aykırı oldukları, bu bağlamda iftira ve aşağılayıcı nitelik taşıdıkları ve doğruluğunun araştırılmadan yayın yapıldığı gerekçesiyle, itirazın kabulüne, başvuranın 6112 Sayılı Kanun'un 18. maddesi çerçevesinde sunduğu cevap ve düzeltme metninin söz konusu haber kanalında, FOX TV Ana Haber programında ve programın en başında, yukarıdan aşağıya yazı kaydırma tekniği kullanılarak Sağlık Bakanlığının cevap ve düzeltme metnidir başlığı altında olağan okuma kuralları çerçevesinde yayımlanmasına karar verilmesine rağmen cevap ve düzeltme metninin davacı şirkete ait televizyon kanalında yayımlanmaması üzerine, Sağlık Bakanlığının 12/07/2018 tarih ve E.20307 Sayılı yazısıyla davacı şirket hakkında 6112 Sayılı Kanun'un 32. maddesinde düzenlenen müeyyidelerin uygulanması istemiyle davalı idareye başvuru yapıldığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun 02/10/2018 tarih ve 17 Sayılı kararı ile, "Fox Ana Haber" isimli haber bülteninin 28/05/2018 tarihli bölümünde, "Adı Şehir Yeri Şehir Dışı" başlığı ile ekrana getirilen haberde; "Adı şehir ama yeri şehirden çok uzak. Ulaşımı tek taşıtla olmuyor. İl merkezi dışından gelenler üç kez araç değiştiriyor güçleri yeterse... Türkiye'nin ilk şehir hastanesi unvanına sahip Mersin Şehir Hastanesi görkemli binası, modern tasarımı ve yepyeni koltuklarıyla hizmete başladı. Ama o koltuklarda hem hasta hem de yol yorgunu insanlar var... Yolculuğun ilk etabı ilçelerden şehir merkezine ikinci etapsa merkezden şehir hastanesine değil. Çünkü hastaneye 500 m kaladan sonra minübüs yasak. Otobüse binmeleri gerekiyor... Belediyenin iddiasına göre rant yüzünden minübüslere izin verilmiyor. Belediye otobüs seferi koydu ama bu hasta için bir indi bindi demek... Aslında merkezde bir Devlet hastanesi var. Mersin Tabip Odasının iddiasına göre şehir hastanelerini işleten özel şirkete verilen hasta garantisi nedeniyle hastalar özellikle oraya yönlendiriliyor., "İşlevsel mi?" başlığı ve "Bina Modern ama Büyüklüğü Hastaları Yoruyor", "Şehir Hastanesinde Yürüme Rekoru", "İki Bölüm Arası Bin 400 Adım" alt başlıkları kullanılarak sunulan 29/05/2018 tarihli haber bülteninde, "Şehir hastaneleri bu iktidarın çok önemsediği yatırımlardan biri... Bakın, dün Mersin'deki Şehir Hastanesine ulaşmanın ne kadar zor olduğunu anlatmaya çalıştık size. Şimdi izleyeceğiniz haberdeyse işlevselliğine bakacağız. Ne derece işlevsel bir hastaneden, büyük hastane komplekslerinden bahsediyoruz.", 30/05/2018 tarihli haber bülteninde, "Şehir hastaneleri bu iktidarın çok önemsediği yatırımlardan biri. E.İ. ve Ç.G. Mersin'e gittiler. Oradaki şehir hastanesinin bir takım eksiklikleri olduğu yönünde, ulaşımda eksiklikler, içeride hastaların sıkıntı yaşadığına dair eksikliklerin olduğu yönünde haberlerin konuşulduğu bir dönemde oraya gittiler. Ve 2 gündür biz bu haberleri paylaşıyoruz sevgili izleyenler. Ve bu haberleri belki izliyorsunuz sizler de. Kalkınma Bakanı L.E. bugün bu haberlere tepki gösterdi. En tasvip etmediğim... Bakın eleştirebilirsiniz, eleştirme hakkınız tabi ki var, baki, sonsuz. Ama bu söz kanıma dokunuyor. "Bunlara", bizi kastediyor, FOX haberi kastediyor. "Bunlara birileri bu haberleri yaptırıyor."deme cesaretini ve cüretini kendinde gördü.", 31/05/2018 tarihli haber bülteninde, Kalkınma Bakanı L.E. dün bir açıklama yaptı. Ve seviyesiz bir açıklamaydı. "Bunlara birileri bu haberleri yaptırıyor," dedi. "Tezgah kuruyorlar." dedi, "Tezgahı kimin kurduğunu biliyorum, bana da bilgileri geliyor," dedi bu yönde. Ve bu sözü söyledi, insanlara çaldı ve devamını getirmedi. Çamur attı bize. Bize çamur attı. Şimdi Lütfi Bey, o belgeleri ben istiyorum. Bana vermeyiniz, bize vermeyiniz, D.Ş.'e götürmeyiniz. Savcılara da verebilirsiniz, nedir o size giden şey ve öğrenmek istiyorum. Bize bu çamuru atamazsınız. "Bunlara birileri bu haberleri yaptırıyor." diyemezsiniz. Varsa bir bilginiz söyleyin. Bak, ben açık konuştum. Ben mert adamım, Ben eğer bana birisi bu haberi yaptırtıyorsa, D.Ş.'e veya buradaki birçok arkadaşa yaptırtıyorsa ben istifa ederim, birçok arkadaş da istifa eder. Biz sizin bildiğiniz gazetecilerden değiliz. Biz tırnaklarımızla geldik ve helal iş yapıyoruz. Alın terimizle de para kazanıyoruz. Arkamızda da kimse yok. Emek veriyoruz onun karşısında paramızı alıyoruz. Size yarına kadar da süre verdim Lütfi Bey, danışman da izliyorsa, yarın lütfen kimmiş bu elinizdeki belgeler, açıklayınız. Basın toplantısıyla da açıklayabilirsiniz ya da savcılığa da teslim edebilirsiniz. Eğer vermediğiniz takdirde sizin hakkınızda iftira davası açacağız. Bunu da buradan bildireyim. Kısacık vaktim var mı? Şehir hastanelerini anlatacağım sizlere. Çok basit Elimde şöyle bir şey var. Bunu bir arazi olarak düşünün. Bu araziyi devlet şehir hastanesi yapacak özel sektöre, beni de özel sektör olarak düşünün, bu araziyi ücretsiz tahsis ediyor. Daha sonra şirket, özel şirket, buranın, şehir hastanelerinin binalarını yapıyor. Bunu hastane olarak düşününüz. Dev bir hastane kompleksi. Bunu da hastane kompleksi olarak düşününüz. Ve şirket buralara sosyal alanlar da yapıyor. Buraya otel yapıyor, işletmeler yapıyor, kafeler yapıyor, park yerleri yapıyor vesaire. Peki nedir bunun inceliği? Şudur: Arazi ücretsiz tahsis edildi. Bunlar yapıldı, ardından devlete sadece hastaneleri kiralıyor. Sadece hastaneleri kiralıyor, 25 yıllığına. Devlet bu araziler için, özür dilerim bu hastaneler için kira ödüyor her ay. Ama buradaki kreştir, oteldir, park yeridir gibi sosyal alanları özel şirket yani ben işletmiş oluyorum. Beni özel şirket olarak kabul edecek olursanız. Bir de devlet garanti veriyor. Diyor ki "Ben sana yüzde 70 hasta garantisi veriyorum.". Yüzde 70'i eğer dolduramazsa devlet, üstünü biz, SGK tamamlayacak veya Hazine'den tamamlatacaklar. O da bizden çıkan bir para. Lütfen, bunun ne olduğunu bilmek gerekiyor. Şu soruyu sorabilirsiniz: "Ya arkadaş, peki böyleyse devlet neden yapmıyor bunu kendisi?". Devlet diyor ki "Ben bu yatırımın altından kalkamam.". "Bana ağır geliyor." Ama aynı devlet, yapan özel sektör dışarıdan para alacak olursa, kaynak bulacak olursa ona garantör oluyor. Yani batarsa çıkarsa, ben batarsam çıkarsam benim ödeyemediğim parayı devlet ödüyor... Lütfi Bey, ben yarın bekliyorum sizden. Yoksa hakkınızda suç duyurusunda bulunacağız, iftira attığınızdan.", 01/06/2018 tarihli haber bülteninde ise, daha önceki günlerde yayımlanan haberlere yapılan eleştiriler, Mersin İl Sağlık Müdürlüğünün açıklaması, röportaj yapılan vatandaşın açıklamaları ve sağlık durumunun ayrıntılarıyla yer aldığının görüldüğü, bu bağlamda, ihlale konu haber bültenlerinde, Mersin Şehir Hastanesinde yaşanılan aksaklıkların, ulaşım sorunları vatandaşlarla yapılan röportajlar ve Mersin Tabip Odasının iddiaları ışığında dile getirildiği, haber içeriklerinde yer alan bilgiler ve Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06/06/2018 tarih ve Değişik İş No:2018/3930 Sayılı kararı dikkate alındığında, bilgilerin birbiriyle bağdaşmadığı, haberin doğruluğunun araştırılmadan yayın yapıldığı ve bu suretle kamuoyunun haber almada özgürce kanaat edinmesinin engellendiği, 6112 Sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan yayın ilkesinin ihlal edildiği sonucuna varılarak davacı şirket hakkında 554.535,00 TL idari para cezası uygulanması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İfade özgürlüğü, bireylerin serbestçe haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.

Aktarılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, ifade özgürlüğünün, sadece “düşünce ve kanaate sahip olma” özgürlüğünü değil, aynı zamanda sahip olunan “düşünce ve kanaati (görüşü) açıklama ve yayma”, buna bağlı olarak “haber veya görüş alma ve verme” özgürlüklerini de kapsadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu noktada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik hâle gelen içtihadında, sadece toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü “haber” ve “düşüncelerin” değil, devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerektiği; ifade özgürlüğünün, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olduğu ve bu özgürlük olmaksızın “demokratik toplumdan” bahsedilemeyeceği ifade edilmektedir. (Handyside/Birleşik Krallık, B.No: 5493/72, 07.12.1976)

Başka bir anlatımla, ifade özgürlüğüne müdahalenin, demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığının incelenmesi bakımından, Mahkemeye, bu müdahalenin toplumsal ihtiyaç baskısını karşılayıp karşılamadığı, meşru amaçla orantılı olup olmadığı, müdahaleyi haklı kılmak için ulusal makamlar tarafından gösterilen gerekçelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesinin ikinci fıkrası açısından ilgili ve yeterli olup olmadığını araştırma görevi yükler. (Sunday Times/Birleşik Krallık, (no1), B.No:6538/74, 26.05.1979).

Yukarıda anılan kural ve içtihatlara göre, düşünce özgürlüğünün Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve kanunlar tarafından teminat altına alındığı, bu özgürlüğün haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerdiği açık olup, anılan düzenleme ve yerleşik içtihatlar uyarınca özgürlüğün sınırsız olmadığı da kuşkusuzdur.

Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu işleme konu edilen yayınların kişi ve kurumlardan edinilen ve haber niteliği taşıyan bilgi ve fikirlerin izleyici kitlesine aktarılması olduğu, bu bilgi ve fikirlerin aktarılmasının Anayasanın basın hürriyeti, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında kaldığı dolayısıyla 6112 Sayılı Kanun'un 8/1-ı maddesinde yer alan ilke, yükümlülük ve yasakların ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

Durum böyle olunca, FOX logosuyla yayın yapan kuruluşun 28-31/05/2018- 01/06/2018 tarihlerinde saat 19:00'da yayımlanan "Fox Ana Haber" isimli haber bülteninin 6112 Sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği gerekçesiyle idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Kaldıki, dava konusu işlemde dayanak olarak gösterilen Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06/06/2018 tarih ve Değişik İş No : 2018/3930 Sayılı kararı, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09/12/2019 tarih ve Tebliğname No: KYB-2019/59889, Esas No: 2019/30355, Karar No: 2019/15118 Sayılı kararıyla, radyo ve televizyon yayınları nedeniyle düzeltme ve cevap talebiyle başvuran ve başvurusu değişik iş dosyası üzerinden reddedilen kurumun itirazının, Bakırköy 6. Sulh Ceza Hakimliğince, 6112 Sayılı Kanun'un 18. maddesinde yer alan özel usul hükümlerine göre yetki(usul) yönünden yerinde görülmemesi halinde, itiraz merci olarak Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi'nin belirtilmesi ve itiraz halinde, dosyanın ilgili merciye (Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesine) gönderilmesi gerekirken, CMK'nın 268. maddesi hükmü uyarınca Bakırköy 1.Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesinin, burada ise itirazın kabulüyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06/06/2018 tarih ve Değişik İş No:2018/3930 Sayılı kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun KABULÜ ile istinaf başvurusuna konu idare mahkemesi kararının KALDIRILMASINA; dava konusu işlemin İPTALİNE; aşağıda dökümü yapılan, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 332,45 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.362,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine; mahkeme ve istinaf safhasında yatırılan posta gideri avansından artan miktarın ilgili tarafa iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 25.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.