banner590

20 Ocak 2020

İHMALİ DAVRANIŞLA GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU

T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU
E. 2015/5-1088
K. 2019/78
T. 7.2.2019

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU ( Sanığın Soruşturmanın Hızla Yürütülmesi ve Delillerin Karartılmadan Toplanabilmesi Bakımından İlgili Tüm Birimlere Sonuç Almaya Yönelik Müzekkereler Yazdığı Görev Yeri Değişen Personelin İfadelerinin Alınmasına Yönelik Talimatlar Gönderdiği Operasyona Katılan Jandarma Görevlileri Hakkında İstanbul Valiliğince Soruşturma İzni Verilmemesine İlişkin Kararlara Karşı Her Seferinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesine İtiraz Ederek Sorumluların Yargılanması Konusunda Gerekli Çabayı Gösterdiğinin Anlaşıldığı/Sanığın Bir Kısım Kamu Personelini Koruyucu Tarzda Hareket Ettiği İddiasının Sübut Bulduğundan Söz Edilemeyeceği - Sanığın Görevinin Gereklerini Yapmakta İhmal veya Gecikme Gösterme Kastıyla Hareket Ettiğine İlişkin Aleyhine Delil Elde Edilemediği Kasten İşlenebilen Sanığa Atılı Suçun Unsurlarının Oluşmadığının Kabulü Gerektiği )

KİMLİK BİLGİLERİNİN TESPİTİ ( Sanığın Operasyona Katılan Askeri Personelin Kimlik Bilgilerinin Tespiti Hususunda Soruşturmayı Sürüncemede Bırakmayacak Aralıklarla İlgili Makamlara Müzekkereler Yazdığı/Soruşturma İşlemlerinde Yaşanan Gecikmenin Sanık Savunması ve HSYK Müfettişlerince Düzenlenen Tutanaklardan Anlaşılacağı Üzere Askeri Makamların Operasyona Katılan Görevlilerin Kimliklerini Vermekte İsteksiz Davranmalarından Kaynaklandığının Anlaşıldığı - Sanık Tarafından Ölüm ve Yaralanma Olaylarından Sorumlu Olduğu İleri Sürülen Ankara Jandarma Komando Asayiş Komutanlığı İle Jandarma Genel Komutanlığına Operasyona Fiilen Katılan Personelin Kimlik Bilgilerinin Tespitine Yönelik Müzekkerelerin Tekit Edildiği/Makul Süre İçinde Cevap Verilmediği Takdirde Soruşturmayı Sürüncemede Bırakanlar Hakkında Suç Duyurusunda Bulunulacağı ve Yasal Gereğinin Yapılacağının İhtar Edildiği )

TEMEL CEZANIN BELİRLENMESİ ( İlk Derece Mahkemesince Temel Cezanın Dosya İçeriğine Uygun Adalet Hak ve Nesafet Kuralları ve Orantılılık İlkesiyle Bağdaşacak Şekilde Belirlenmediği ve 5237 S.K. Md. 61 Hükmünde Yer Alan İbarelerden Bir Kısmının Tekrarlanmasından İbaret Bu Gerekçelerin Dosya Kapsamı İle Uyumlu Yasal ve Yeterli Olmadığının Kabulü Gerektiği - İhmali Davranışla Görevi Kötüye Kullanma Suçu )

TAKDİRİ İNDİRİM ( İlk Derece Mahkemesince Sanık Hakkında Takdiri İndirim Hükmünün Uygulanmama Nedeni Olarak Gösterilen "Sanığın Soruşturmuş Olduğu ve Görevli Bulunduğu Dosyanın Suç Tarihinin 2000 Tarihi Olması ve Hakkındaki Soruşturmaya Başlanmasına Rağmen Aynı Eylemini Sürdürmeye Devam Etmesi Karşısında TCK'nın 62/2. Maddesindeki 'Fiilden Sonraki ve Yargılama Sürecindeki Davranışları' Sanık Hakkında Olumsuz Görüldüğünden" Biçimindeki Açıklamanın Dosya Kapsamına Uygun Olmadığı Gibi Kanun Koyucunun Aradığı Anlamda Yasal ve Yeterli Bir Gerekçe Niteliği Taşımadığı )

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI ( "Suçun İşlenmesiyle Mağdurun ya da Kamunun Uğradığı Zararın Aynen İade Suçtan Önceki Hale Getirme veya Tazmin Suretiyle Tamamen Giderilmesi" Koşulunun Gerçekleşmediğinden Söz Edilememesi ve Kararın Gerekçe Bölümündeki "Yeniden Suç İşlemeyeceği Konusunda Kanaat Oluşmaması" İle Kısa Karar ve Hüküm Bölümündeki "Sanığın Duruşmadaki Tutum ve Davranışları Göz Önünde Bulundurularak Yeniden Suç İşlemeyeceği Konusunda Kanaat Oluşmadığından" Biçimindeki Gerekçelere Hangi Nedenlerle Dayanıldığının Açıklanmaması Karşısında Sanık Hakkındaki HAGB Yer Olmadığına İlişkin Gerekçenin Dosya Kapsamına Uygun Yasal ve Yeterli Olmadığının Kabulünde Zorunluluk Bulunduğu )

5237/m.62,257

5271/m.160,161,172/3,173

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi/m.2,3,13

ÖZET : Dava, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçuna ilişkindir.

Sanığın operasyona katılan askeri personelin kimlik bilgilerinin tespiti hususunda soruşturmayı sürüncemede bırakmayacak aralıklarla ilgili makamlara müzekkereler yazdığı, buna rağmen soruşturma işlemlerinde yaşanan gecikmenin sanık savunması ve HSYK müfettişlerince düzenlenen tutanaklardan anlaşılacağı üzere askeri makamların operasyona katılan görevlilerin kimliklerini vermekte isteksiz davranmalarından kaynaklandığı, bu hususa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 20.11.2012 tarihli ve 19262/09 başvuru sayılı kararında da aynen yer verildiği, sanık tarafından, özellikle katılanlar vekillerince ölüm ve yaralanma olaylarından sorumlu olduğu ileri sürülen Ankara Jandarma Komando Asayiş Komutanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığına, operasyona fiilen katılan personelin kimlik bilgilerinin tespitine yönelik müzekkerelerin tekit edilerek ve makul süre içinde cevap verilmediği takdirde soruşturmayı sürüncemede bırakanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağı ve yasal gereğinin yapılacağı ihtarını içerecek şekilde yazıldığı, bu hususun HSYK müfettişlerince dosya içerisine alınan müzekkere örnekleri ve sanık savunmasıyla doğrulandığı, sanığın soruşturmanın hızla yürütülmesi ve delillerin karartılmadan toplanabilmesi bakımından ilgili tüm birimlere sonuç almaya yönelik müzekkereler yazdığı, savunmasında da belirttiği üzere hakkında soruşturma yürütülen personelden bir kısmının görev yerinin değişmesi nedeniyle bu kimselerin ifadelerine bizzat başvurmasa da anılan kişilerin ifadelerinin alınmasına yönelik talimatlar yazılması yoluna gittiği, operasyona katılan jandarma görevlileri hakkında İstanbul Valiliğince soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararlara karşı sanığın her seferinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesine itiraz ederek sorumluların yargılanması konusunda gerekli çabayı gösterdiği, bu nedenle sanığın, bir kısım kamu personelini koruyucu tarzda hareket ettiği iddiasının sübut bulduğundan söz edilemeyeceği, sanığın vaki şikâyetlere ilişkin soruşturma dosyasını daimi arama evrakı olarak devam ettirdiği hususunun, sorumlular hakkında soruşturma yapıldıktan, açık kimlik bilgileri tespit edilenler hakkında kamu davası açıldıktan veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra soruşturmanın ilerleyen aşamalarında açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemeyen personel bakımından geçerli olduğu, sanığın ön soruşturma sırasında alınan beyanlara itibar ederek 214 personel hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği olgusunun, CMK'nın 173. maddesi uyarınca söz konusu kararlara karşı suçtan zarar görenlerin itiraz hakkının bulunduğu da gözetildiğinde, aynı Kanun'un 172. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca soruşturma evresi sonunda kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği inancıyla kullanılan yargı yetkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, olayın gerçekleştiği dönemde görev yapan Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanları ile üst düzey askeri ve sivil görevliler hakkında şikâyeti bulunanlar ve vekillerinin suç duyuruları ile ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2001 tarihli ve 2001/4709-502 Sayılı kararı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 100 ve TBMM İçtüzüğü'nün 107. maddeleri gereğince "Takibata Yer Olmadığına" ve "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının görevsizliğine" karar verildiği, sayılan tüm hususlara rağmen soruşturma işlemlerinde yaklaşık on iki yıllık bir gecikme yaşandığı bir gerçek ise de; sanık tarafından UYAP ortamından elde edilmek suretiyle dosyaya eklenen ve aksi kanıtlanamayan iş durumunu gösterir listeler, söz konusu listelerde sanığın uhdesinde bulunan ve sonuçlandırılan iş miktarının, HSYK'nın 24.02.2009 tarihli ve 74 Sayılı ilke kararı ile anılan dönemlerde birinci bölgelerde görev yapan Cumhuriyet savcılarının bakmaları öngörülen iş miktarının çok üzerinde olması ve sanık savunmasında yer verilen soruşturmanın karmaşıklığı, kapsamı, dağınıklığı, belirsizliği, tevdi edilen başka işlerin yoğunluğu, personel yetersizliği ve UYAP'a geçiş süreci hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterme kastıyla hareket ettiğine ilişkin aleyhine delil elde edilemediği, açıklanan sebeplerle kasten işlenebilen sanığa atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir.

Kabule göre de, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesinin sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine, takdiri indirime ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesine ilişkin gerekçeler değerlendirildiğinde;

İlk Derece Mahkemesince temel cezanın dosya içeriğine uygun, adalet, hak ve nesafet kuralları ve orantılılık ilkesiyle bağdaşacak şekilde belirlenmediği ve TCK'nun 61. maddesinde yer alan ibarelerden bir kısmının tekrarlanmasından ibaret bu gerekçelerin dosya kapsamı ile uyumlu, yasal ve yeterli olmadığı kabul edilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında takdiri indirim hükmünün uygulanmama nedeni olarak gösterilen “Sanığın soruşturmuş olduğu ve görevli bulunduğu dosyanın suç tarihinin 2000 tarihi olması ve hakkındaki soruşturmaya başlanmasına rağmen aynı eylemini sürdürmeye devam etmesi karşısında TCK'nın 62/2. maddesindeki 'fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları' sanık hakkında olumsuz görüldüğünden” biçimindeki açıklamanın dosya kapsamına uygun olmadığı gibi kanun koyucunun aradığı anlamda yasal ve yeterli bir gerekçe niteliği taşımadığı anlaşılmaktadır.

Sanığın sabıkasız olup, duruşmalara yansıyan olumsuz bir davranışına rastlanmaması, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi konusundaki takdiri Mahkemeye bıraktığını ifade etmesi nedeniyle anılan kurumun hakkında uygulanmasını kabul etmediğine dair bir beyanının bulunmaması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararındaki tazminat miktarlarının sanık aleyhine değil Devlet aleyhine hükmedilmiş olması ve sanığın eylemleriyle söz konusu tazminatlardan hangi miktarda sorumlu olduğunun belirlenememesi nedenleriyle de doğrudan doğruya sanığa yüklenebilen, somut ve belirlenebilir bir zararın söz konusu olmaması, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif şartlarından olan "Suçun işlenmesiyle mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" koşulunun gerçekleşmediğinden söz edilememesi ve kararın gerekçe bölümündeki “Yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmaması” ile kısa karar ve hüküm bölümündeki “Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmadığından” biçimindeki gerekçelere hangi nedenlerle dayanıldığının açıklanmaması karşısında; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin gerekçenin dosya kapsamına uygun, yasal ve yeterli olmadığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.

Sonuç olarak;

Sanığın görevi ihmal suçunu işlediği sabit olmadığından beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,

Kabule göre de,

Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde, sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim hükmünün uygulanmamasında ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde gösterilen gerekçelerin dosya kapsamına uygun, yasal ve yeterli olmaması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Sanık ...'in ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan TCK'nın 257/2 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince verilen 08.04.2015 tarihli ve 15-5 Sayılı hükmün, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı, katılanlar vekilleri ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "Katılanlar ..., ... ve ..... vekillerinin temyiz isteğinin reddi ve bozma" istemli 16.11.2015 tarihli ve 5 Sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

KARAR : Temyiz incelemesi yapan Ceza Genel Kurulunca dosya incelenip görüşülerek gereği düşünüldü:

KARAR : Sanık hakkındaki hükmün bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce 08.04.2015 tarihinde verilmiş olması nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunca temyiz incelemesi, 1412 Sayılı CMUK'un, 5320 Sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken hükümlerine göre yapılmıştır.

Dosya kapsamı ve ilk derece mahkemesince verilen hüküm dikkate alındığında, Ceza Genel Kurulunca yapılacak temyiz incelemesi sırasında özellikle;

1-) Katılanlar ....., ... ve ... vekilinin temyiz talebinin süresinde yapılıp yapılmadığının,

2-) Sanığa atılı görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarıyla sabit olup olmadığının,

Belirlenmesi hususları üzerinde durulacak olup, bu hususların ayrı ayrı değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.

1-) Katılanlar ....., ... ve ... vekilinin temyiz talebinin süresinde yapılıp yapılmadığı;

İncelenen dosya kapsamından;

Hükmün verildiği 08.04.2015 tarihli oturumda hazır olanların yoklaması yapılırken katılanlar ... ve ... vekili ... ....., katılanlar ... ve ... vekili ...... ve Avukatlık Kanunu'nun 76 ve 95. maddeleri uyarınca Türkiye Barolar Birliğini temsilen gözlemci sıfatıyla ..... ......'ün duruşmaya katıldığının zapta yazıldığı, katılma istemleri konusunda hazır olan katılanlar vekillerinden ve Yargıtay Cumhuriyet savcısından diyecekleri sorulduktan sonra....., ....., .... (Köz), ....., .....,....., ..... ve .....'in kamu davasına katılmalarına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaası ve hazır olan katılanlar vekillerinden esas hakkında diyecekleri sorulduktan sonra “...Sanığın yokluğunda, bir kısım katılanlar vekilleri Av. ... ..... ve Av. ......'un yüzlerine karşı, katılanlar ve diğer katılanlar vekillerinin yokluklarında, Yargıtay C.Savcısı.....'in katılımıyla görüşe kısmen aykırı olarak hükmün yüze karşı verilenler yönünden tefhim, yokluğunda verilenler yönünden ise tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak suretiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulu nezdinde temyizi kabil olmak üzere...” denilmek suretiyle sanık hakkında mahkûmiyet hükmü verildiği,

Gerekçeli kararın Avukat ...'ya 08.05.2015 tarihinde tebliğ edildiği ve hükmün, katılanlar ..., ...,....., ....., ...., ....., .....,....., ..... ve .....'in isimlerine yer verilerek Avukatlar ... ve ... tarafından 11.05.2015 havale tarihli süre tutum dilekçesi ile temyiz edildiği,

İnceleme konusu dosyada on iki katılanın bulunduğu, katılanlar ... ve ...'ın vekilliğini Av. ... .....'nin, diğer on katılanın vekilliğini ise Av. .....'nın üstlendiği, Av. .....'nın farklı tarihlerdeki yetki belgeleriyle vekilliğini üstlendiği tüm katılanlar yönünden hükmü temyiz eden Av. ...'yı yetkilendirdiği, hükmün verildiği son oturuma bir kısım katılanlar vekili olarak iştirak eden Av. ......'un ise, Av. ..... tarafından yalnızca katılanlar ....., ... ve ... bakımından yetkilendirildiği ve hükmü temyiz etmediği,

Anlaşılmıştır.

5320 Sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'nın 310. maddesinin birinci fıkrası; "Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime tasdik ettirilir.", ikinci fıkrası ise "Hükmün tefhimi sanığın yokluğunda olmuşsa bu süre tebliğ tarihinden başlar." şeklindedir.

Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için bir temyiz davasının açılmış olması gerekir. Temyiz davasının açılabilmesi için de aranan iki şartın birlikte gerçekleşmiş olması gerekir. Bunlardan ilki süre, ikincisi ise istek şartıdır.

Anılan maddede temyiz süresinin yüze karşı verilen kararlarda hükmün tefhimi ile, yoklukta verilen kararlarda ise tebliğle başlayacağı, bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye veya bir başka yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ya da zabıt kâtibine yapılacak beyanla temyiz talebinin gerçekleştirilebileceği, bu takdirde beyanın tutanağa geçirilerek hâkime onaylatılacağı belirtilmiştir.

Görüldüğü gibi temyiz incelemesinin yapılabilmesi için, temyiz kanun yoluna başvuru hakkı bulunanların kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmelerinin sağlanması kanuni bir mecburiyet olup, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Kararların Açıklanması ve Tebliği" başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında da; "Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur." hükmüne yer verilmiştir.

Bu bilgiler ışığında birinci konu değerlendirildiğinde;

Katılanlar ..., ...,....., ....., ...., ....., .....,....., ..... ve ..... vekili olan Avukat ..... tarafından yalnızca katılanlar ....., ... ve ... bakımından yetkilendirilen Av. ......'un, hükmün verildiği 08.04.2015 tarihli oturuma iştirak etmesi nedeniyle katılanlar ....., ... ve ... için temyiz süresinin hükmün tefhim edildiği 08.04.2015 tarihinde başladığı, ancak adı geçen katılanlar bakımından hükmün yasal süresinden sonra 11.05.2015 havale tarihli süre tutum dilekçesi ile temyiz edildiği anlaşıldığından, katılanlar ....., ... ve ... yönünden temyiz talebinin süresinde olmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.

2-) Sanığa atılı görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarıyla sabit olup olmadığına gelince;

İncelenen dosya kapsamından;

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilen 31.01.2012 tarihli kadro cetveline göre; sanığın 27852 sicil numarası ile 15.12.1986 tarihinde Cumhuriyet savcısı olarak mesleğe başladığı ve 31.12.1995 tarihinde birinci sınıfa ayrıldığı,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2012 tarihli ve 4124 Sayılı yazısına göre; sanığın E. Cumhuriyet savcısı olarak 15.01.1998 tarihinde, İstanbul Adliyesi ile E. Adliyesinin birleştirilmesi sonucu İstanbul Cumhuriyet savcısı olarak da 22.08.2011 tarihinde görevine başladığı,

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üçüncü Dairesince 31.05.2012 tarih ve 4018 sayı ile; sanık hakkında soruşturma maddelerindeki eylemlerinden dolayı gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2. Dairesine tevdi edilmesine karar verildiği,

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesince 02.10.2012 tarih ve 226-625 sayı ile; sanığa isnat edilen eylemlere ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda; olay tarihi üzerinden geçen süreye nazaran yapılan işlemler ve evrakın geldiği aşama birlikte değerlendirildiğinde, ilgili hakkında kovuşturma yapılması gerekli görüldüğünden, düzenlenecek iddianame ile birlikte Ağır Ceza Mahkemesine tevdi edilmek üzere soruşturma evrakı aslının 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği,

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 23.11.2012 tarihli ve 42019-3373 Sayılı iddianame ile; sanığın, atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediği hususunda deliller bulunduğuna yer verilerek, savunmasının mevcut delillerle değerlendirilip takdiri mercisine ait olduğundan, eylemine uyan TCK'nın 257/1-2, 53. maddeleri gereğince yargılanmasının ilgili Yüksek Yargıtay Ceza Dairesinde yapılması talebiyle 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 89. maddesi uyarınca son soruşturmanın açılmasına karar verilmesinin kamu adına talep ve iddia olunduğu,

Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesince 06.12.2012 tarih ve 414-509 sayı ile; olay tarihlerinde sırasıyla E. ve İstanbul Cumhuriyet Savcılığı görevlerini yürüten sanığın 19.12.2000 ve 22.12.2000 tarihleri arasında İstanbul Bayrampaşa Cezaevinde gerçekleştirilen "Hayata dönüş" operasyonu hakkında başlatılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/208053 (E. Cumhuriyet Başsavcılığının 2000/21030) sayılı soruşturma evrakında yaptığı işler nedeniyle görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırdığı, bu doğrultuda;

Soruşturmanın devam ettiği on bir yılı aşkın sürede operasyona katılan askeri personelin kimlik bilgilerinin tespiti hususunda ilgili makamlara yazılan müzekkerelere cevap vermeyen, olumsuz cevap bildiren veya istenilen bilgi ve belgeleri göndermeyen sorumlular hakkında yasal takibat başlatmadığı, İstanbul İl Jandarma Komutanlığının Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği "Tufan" isimli Bayrampaşa Cezaevi müdahale planını bu süreçte temin edemeyerek soruşturmanın uzamasına sebebiyet verdiği,

Bir kısım kamu personelini koruyucu tarzda hareket ettiği, örneğin;

Operasyonda görev aldığı iddia edilen ve katılanlar tarafından dosyaya sunulan 28.08.2007 (havale), 21.12.2009, 22.04.2011, 13.05.2001 tarihli dilekçelerle haklarında şikâyette bulunulan kamu görevlerinin herhangi bir sıfatla savunma veya beyanlarına başvurmadığı, operasyona ilişkin tutanağı imzalamaktan imtina eden ve haklarında şikâyette de bulunulan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve Cezaevi Savcısının tanık olarak dahi bilgilerine başvurmadığı, imzadan imtina gerekçeleri ile bilgi ve görgülerinin tespiti hususunda bir gayret sarf etmediği, vaki şikâyetlere ilişkin de bir işlem yapmayarak soruşturmayı faili meçhul evrak olarak sürdürdüğü,

Cezaevi özel müdahale planının "İcra" bölümünün "a" maddesinde "Fiili müdahale ve destek grubu" olarak gösterilen ve ayrıca ölüm ile yaralama olaylarının meydana geldiği C blokta konuşlandırılan özellikle Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına ait personelin kimlik bilgileri ile operasyon sırasında icrai eylemlerinin tespiti hususunda yeterli hassasiyeti göstermediği, bir kısmının ön soruşturma sırasında alınan beyanlarına itibar ederek haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği,

Operasyonda görev alan ve fiili müdahale grubu içerisinde yer aldığı iddiasıyla haklarında 2010/123 Sayılı fezleke tanzim edilen ve er olarak görev yapan 38 askerin ön inceleme aşamasında tespit edilen ifadeleri ile yetindiği, emir komuta zincirinin tespitine ve belirtilen askerlerin kimden hangi emri aldıklarına, ölüm ile yaralanmalara kimlerin sebebiyet verdiğine dair savunma ve beyanlarına başvurmadığı, ilgili jandarma komutanlıklarına müzekkere yazarak müdahalede görev alan kişilerin isim listesini göndermelerini istemekle yetindiği,

Operasyonda görev alan asker kişilerden hiç birisinin savunma veya beyanını bizzat tespit etmediği gibi ön soruşturma sırasında ve bir kısmı matbu olarak düzenlenen ifade tutanakları kullanılarak ön soruşturmacı rütbeli askerler tarafından alınan beyanlarla yetindiği, operasyonda görev alan bir kısım kamu görevlisinin ise ön soruşturma aşamasında dahi savunma veya beyanlarına başvurulmadığı hâlde ifadelerinin alınması konusunda bir çaba göstermediği,

Bu şekilde etkin bir soruşturma yürütmediği, CMK hükümleri çerçevesinde yasal hakları hatırlatılmak suretiyle ilgililerin savunma veya beyanlarını tespit etmeyerek ve asker şüpheliler hakkında yürütülen soruşturmada yine asker kişiler tarafından yasal hakları hatırlatılmadan alınan ifadelere itimat ederek fezleke tanzim ettiği veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği belirtilerek TCK'nın 257/1-2, 53. maddeleri uyarınca yargılama yapılıp cezalandırılması istemiyle 2802 Sayılı Kanun'un 89. maddesi uyarınca son soruşturmanın Yargıtayın görevli ceza dairesinde açılıp yapılmasına karar verildiği,

HSYK müfettişlerince düzenlenen 06.02.2012 tarihli inceleme tutanağına göre; E. Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.12.2000 tarihinde Bayrampaşa Cezaevinde gerçekleştirilen "Hayata dönüş" operasyonu sonrasında hükümlü ve tutuklu koğuşlarından ele geçirilen silahların cezaevine sokulmasında ihmallerinin bulunduğu şüphesiyle 1615 infaz koruma memuru ve jandarma görevlisi hakkında 2001/10927 Sayılı dosya kapsamında 765 Sayılı TCK'nın 240 ve 245. maddelerini ihlal ettikleri gerekçesiyle soruşturma başlatıldığı,

Soruşturma sonucunda Cumhuriyet Savcısı ..... tarafından düzenlenen 16.07.2001 tarihli iddianame üzerine kovuşturma aşamasına geçildiği, düzenlenen iddianamede 1615 infaz koruma memuru ve jandarma görevlisi hakkında, 765 Sayılı TCK'nın 240 ve 245. maddelerini ihlal ettikleri gerekçesiyle E. 3. Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığı ve dava dosyasının Mahkemenin 2001/934 esas sırasına kaydedildiği,

E. 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin dava dosyasındaki sanıklardan infaz koruma memurları ile jandarma görevlilerinin yargılamalarının ayrı yapılması maksadıyla ayırma kararı verdiği ve infaz koruma memuru olan 155 sanığın davalarını 2007/240 esas sayılı dosya üzerinden sürdürdüğü,

E. 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin her iki dava dosyasını da 23.06.2008 tarihinde sonuçlandırarak sanıklar hakkında 765 Sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle CMK'nın 223/8. maddesi gereğince düşme kararı verdiği,

E. Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.12.2000 tarihinde Bayrampaşa Cezaevinde gerçekleştirilen "Hayata dönüş" operasyonu sırasında direniş gösteren hükümlü ve tutuklulara ilişkin 2000/21034 Sayılı evrak üzerinden yürütülen soruşturmanın 27.02.2001 tarihinde tamamlanarak Cumhuriyet Savcısı..... tarafından 167 şüpheli hakkında "Toplu ayaklanma" suçundan iddianame düzenlendiği, E. 3. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasının 2001/189 esas numarasına kaydedildiği,

E. 3. Asliye Ceza Mahkemesince 2001/189 esas sayılı dava dosyasının da 28.04.2009 tarihinde sonuçlandırılması suretiyle sanıklar hakkındaki kamu davasının 765 Sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle CMK'nın 223/8. maddesi gereğince düşmesine karar verildiği ve kararın bir takım sanıklarca temyiz edilmesi nedeniyle dosyanın Yargıtay'a gönderildiği,

HSYK müfettişlerince İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/208053 (Eski 2000/21030 ve 2010/7832 Sayılı soruşturma evrakı) esas sayılı dosyasının incelenmesi sonucu düzenlenen 13.02.2012 tarihli inceleme tutanağına göre; 2000/21030 Sayılı soruşturma evrakının 01.04.2010 tarihli ve 2010/193 Sayılı tefrik kararı ile bir kısım sanıklar ve suçlar yönü ile ayrılarak 2010/7832 Sayılı soruşturmaya kaydedildiği ve soruşturmanın bu numara üzerinden sürdürüldüğü,

Tefrik kararında; “Tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu bölüme fiilen müdahale eden Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı personelinin sayısı, görevi ve isim listesinin gönderilmediği, ilgili birimlerle müteaddit yazışmalara rağmen bu konuda bilgi alınamadığı, Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına yazılan müzekkereye 24.03.2006 tarih ve 94926 sayı ile ‘...Operasyona katılanlarla ilgili bilgi ve belgeye rastlanmadığı...' şeklinde cevap verildiği, keza 09.03.2006 tarih ve 75613 Sayılı cevabi yazının da aynı mahiyette olduğunun belirtildiği, yine ölümlerin ve yaralanmaların olduğu bölüme müdahale eden ve kimlik bilgileri ile adresleri tespit edilemeyen görevliler yönü ile evrakın tefrik edildiği” hususlarına yer verildiği,

Tefrik kararına ekli belgelerin tetkikinde; 17.03.2010 tarihinde sanık tarafından, 2000/21030 A.İ.D. sayısı üzerinden Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına müzekkere yazılarak 19.12.2000 tarihinde Bayrampaşa Cezaevinde yürütülen "Hayata dönüş" operasyonunda görev aldıkları bildirilen personelin açık kimlik ve adreslerini gösterir listenin çıkarılıp gönderilmesi, ayrıca Jandarma Üstçavuş ...... (1992-378), Jandarma Kıdemli Çavuş Z. Sabancı (200-0848) ve Uzman Jandarma Çavuş .....'nun açık kimlik ve adres bilgileri ile hâlen görev yaptıkları yerin bildirilmesinin ve evraka T.C. kimlik numaraları ile birlikte nüfus cüzdan suretlerinin eklenmesinin istendiği, aynı tarih ve sayı ile İstanbul İl Jandarma Komutanlığına yazılan müzekkere ile Bayrampaşa Cezaevinde yapılan "Hayata dönüş" operasyonu ile ilgili ayrıntılı planların tasdikli örneklerinin ve daha önceki yazılarında operasyonda fiili müdahale grubu olarak görev yaptığı bildirilen Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı görevlilerinin açık kimlik ve adres bilgileri ile rütbe ve görevlerinin liste hâlinde gönderilmesinin talep edildiği,

Yine 07.06.2001 tarihli ve 2001/10007-591 Sayılı fezlekeli soruşturma evrakı ile 13.03.2002 tarihli ve 2002/137 C. İş sayılı yazılara ilgi tutularak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilen aynı tarihli ve sayılı cevabi yazıda; 19.12.2000 tarihli “Hayata dönüş” operasyonunda ölen ve yaralanan tutuklu ve hükümlüler ile ilgili yapılan soruşturmada Gülizar Özpolat ve arkadaşlarının dilekçe fotokopilerinin 28.08.2007; Avukat ..., Avukat ..., Avukat ... ..... ve Avukat .....'ın dilekçe fotokopilerinin ise 21.12.2009 tarihinde gönderildiği, şikâyetçi....'ın benzer nitelikteki şikâyeti ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 18.01.2001 tarih ve 2001/4709-502 sayı ile takipsizlik kararı verilmiş olmasına rağmen ısrarla benzer nitelikte şikâyetlerde bulunulduğu, şikâyetin dönemin Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanları, Jandarma Genel Komutanı, İstanbul Jandarma Bölge Komutanı, İstanbul İl Jandarma Komutanı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve İstanbul Cumhuriyet Savcısı gibi görevlileri de kapsadığı,

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne yazılan 09.04.2010 tarihli ve 2000/21030 A.İ.D. sayılı müzekkere cevabında ise; "Hayata dönüş" operasyonunda meydana gelen olaylarda 12 kişinin ateşli silahlar veya çıkan yangın nedeniyle yaralanıp ölmeleri, 29 kişinin ise çeşitli şekillerde yaralanmaları olayı ile ilgili devam eden soruşturmada, operasyona katılan jandarma görevlilerinden kimlikleri tespit edilemeyen ve ifadeleri alınamayanlarla ilgili soruşturma evrakının 01.04.2010 tarihinde tefrik edildiğine ve 2010/7832 Sayılı soruşturma numarası üzerinden soruşturmaya devam edildiğine, 214 jandarma görevlisi hakkında 02.04.2010 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiğine, 39 jandarma görevlisi hakkında ise Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmak üzere aynı tarihte 2010/123 Sayılı fezleke düzenlendiğine yer verildiği,

17.03.2010 tarih ve 2000/21030 A.İ.D. sayısı üzerinden Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına müzekkere yazıldığı, müzekkereye verilen 12.04.2010 tarihli cevabi yazıda; "Konu ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca daha önce yazılan müzekkereye 24.03.2006 tarihli ve PER:7200-26-06/94926 Sayılı yazı ile cevap verildiği, ayrıca Jandarma Üstçavuş ......'nın (1992-378) birliklerine bağlı Jandarma Arama Kurtarma Tabur Komutanlığı emrinde iken 11.03.2001 tarihinde firar ettiği ve 17.02.2002 tarihinde TSK'dan ilişiğinin kesildiği, Jandarma Kıdemli Çavuş ....'nın (200-0848) Jandarma Komando Operasyon Tabur Komutanlığı emrinde iken 2005 yılında Tunceli Ovacık Jandarma Komando Tabur Komutanlığı emrine atandığı, Uzman Jandarma Çavuş .....'nun ise 21.11.2001 tarihinde terhis edildiği ve Gümüşhane Kelkit Askerlik Şubesine kayıtlı olduğu”nun belirtildiği,

Kelkit Askerlik Şubesine yazılan müzekkereye ise 10.05.2010 tarihinde cevap verilerek .....'nun kimlik bilgilerinin gönderildiği,

26.04.2010 tarihinde yeniden Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına müzekkere yazılıp, 24.03.2006 tarihli ve PER:7200-26-06/94926 Sayılı cevabi yazının ve eklerinin onaylı suretlerinin istenerek Jandarma Üstçavuş ......, Jandarma Kıdemli Çavuş Z. Sabancı (200-0848) ve Uzman Jandarma Çavuş .....'nun T.C. kimlik numaralarını gösterir şekilde nüfus kayıt örneklerinin yeniden talep edildiği, müzekkereye verilen 03.06.2010 tarihli cevabi yazıya, 24.03.2006 tarihli ve PER:7200-26-06/94926 Sayılı yazının onaylı suretinin ve talep edilen personele ait kimlik bilgilerinin eklendiği,

24.03.2006 tarihli ve PER:7200-26-06/94926 Sayılı yazının tetkikinde; “Hayata dönüş” operasyonuna dair bilgi ve belgelerin, operasyonun yürütülmesinden sorumlu İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı ile İl Jandarma Komutanlığından talep edilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği, olay tarihinin üzerinden altı yıllık bir süre geçmiş olması nedeniyle de operasyona fiilen katılan personelin kimler olduğuna dair bir kayıt ve belgeye rastlanmadığının belirtildiği, ayrıca yapılan ön inceleme sırasında ön incelemeci olan kişinin olayla ilgili bilgilere sahip olabileceğinin düşünüldüğü, zira bu kişinin operasyonun yapıldığı tarihte Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanı olarak görev yapan Jandarma Albay Y. ......ile irtibata geçtiğinin belirtildiği, bu nedenle operasyonla ilgili olarak talep edilen bilgi ve belgeler konusunda ön incelemecinin bilgisine başvurulabileceği hususlarına yer verildiğinin görüldüğü,

Dosya içerisinde bulunan 02.04.2010 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararın incelenmesinde; bazı tutuklu ve hükümlü şikâyetçilerin operasyon ve sevkleri sırasında jandarma görevlileri tarafından kötü muameleye tabi tutuldukları iddialarına yönelik, operasyonun özelliği ve seyri dikkate alınarak bu yönde bir delil elde edilemediği gerekçesiyle bazı sanıklar hakkında bu suçlardan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düştüğü, ayrıca ihbar, şikâyet ve soruşturma konusu öldürme ve öldürmeye teşebbüs, efrada suimuamele suçlarına katıldıklarına dair savunmalarının aksine haklarında kamu davasının açılmasını gerektirecek bir delil bulunamadığı, şüphelilerin ilgili bölüme bizzat müdahale eden kişiler olmadıkları, bir kısmının cezaevi dışında görev aldığı veya Ümraniye Cezaevinde yapılan operasyonda görevli olduğu gerekçe gösterilerek 214 şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilenler arasında ...... isimli kişilerin de olduğu,

07.12.2010 tarihinde Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince E. Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak ....., ........ Cezaevinin birinci ve ikinci müdürleri, Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı, Bayrampaşa Cezaevi Jandarma Koruma Tabur Komutanlığı, Halkalı Jandarma Tabur Komutanlığı ve Avrupa Yakası Mürettep Bölük Komutanlığı personeli hakkında ne gibi işlemler yapıldığının ve kimlikleri tespit edilemediğinden bahisle haklarında ayırma kararı verilen şüpheliler ile ilgili yürütülen hazırlık tahkikatının sonucunun sorulduğu,

Mahkemenin müzekkeresine istinaden 22.12.2010 tarihinde sanık tarafından yazılan cevabi yazıda; savunmaları alınamayan jandarma görevlileri yönünden 01.04.2010 tarihinde evrakın tefrik edildiği ve soruşturmanın devam ettiği, dönemin Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanları ile üst düzey askeri ve sivil görevliler hakkında şikâyetçiler ve vekillerinin şikâyet ve suç duyuruları ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09.06.1998 tarihli ve 1572 Sayılı genelgesi gereğince görevli bulundukları yer ve değişik yerlerdeki ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilen benzeri operasyonlar nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2001 tarihli ve 2001/4709-502 Sayılı kararı ile Anayasa'nın 100 ve TBMM İçtüzüğünün 107. maddeleri gereğince takibata yer olmadığına ve Cumhuriyet Başsavcılığının görevsizliğine karar verip dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği, ayrıca katılanlar vekilleri..... ve ...'ın dönemin Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanları ile Jandarma Genel Komutanı, İstanbul Jandarma Bölge Komutanı, İstanbul İl Jandarma Komutanı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve İstanbul Cezaevi Cumhuriyet Savcısı haklarındaki görevden kaynaklanan dilekçeli şikâyetleri nedeniyle 17.03.2010 tarihli ve 2000/21030 Sayılı yazı ekinde Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne sunulmak üzere E. Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulduğu bilgilerine yer verildiği,

16.12.2010 tarihinde Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 13.12.2010 tarihli ve 73412 Sayılı yazısı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2010 tarihli ve 2010/14687 Sayılı yazılarına istinaden Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne hitaben soruşturma dosyasına ilişkin bilgilendirme yazısı yazıldığı,

05.01.2011 tarihinde Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Özpolat ve yirmi bir kişiden oluşan arkadaşlarının başvuruları nedeniyle yanıtlanmasını talep ettiği soruların E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği ve bu yazının Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma savcısı sanığa 06.01.2011 tarihinde havale edildiği, sanık tarafından 19.01.2011 tarihinde sorulara ilişkin altı sayfadan ibaret cevabi yazı düzenlenerek Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne sunulmak üzere E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

Benzer nitelikte, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünün 04.01.2011 tarihinde E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği Arıkan ve 25 kişiden oluşan arkadaşları ile..... ve arkadaşlarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurularına ilişkin 14.01.2011 havale tarihli yazılarına, soruşturma savcısı sanık tarafından 25.01.2011 tarihinde verilen altışar sayfadan ibaret cevabi yazıların Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne sunulmak üzere E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

19.01.2011 tarihinde ise Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "Arıkan ve diğerleri" tarafından yapılan başvuru nedeniyle yanıtlanması talep edilen sorularının cevaplarına dair dosya inceleme tutanağı tanzim edilmesine ilişkin E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen müzekkere nedeniyle sanık tarafından 28.01.2011 tarihinde dosya inceleme tutanağı tanzim ederek yedi sayfadan oluşan 31.01.2011 tarihli cevabi yazının Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne sunulmak üzere E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

Yine bu meyanda ......'e ilişkin AİHM'nin yazısı 25.02.2011, .....ve arkadaşlarına ilişkin yazıların 28.03.2011 ve 02.05.2011;...... ve diğerlerine ilişkin yazıların 25.05.2011 tarihlerinde;.....,...... ve diğerleri hakkında aynı nitelikte AİHM'nin yazılarının ise 30.05.2011 tarihinde sanık tarafından cevaplandırılarak cevabi yazıların E. Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü ile Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne iletildiği,

06.04.2011 tarihinde sanık tarafından Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine müzekkere yazılarak on yedi sayfalık "Tufan" isimli Bayrampaşa özel müdahale planının tasdikli fotokopisinin gönderilmesinin istendiği,

Aynı tarihte "Hayata dönüş" operasyonu ile ilgili Bayrampaşa özel müdahale planının tasdikli örneğinin gönderilmesine dair İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığına yazılan müzekkereye 27.04.2011 tarihinde “Hayata dönüş operasyonunun icrası ile ilgili herhangi bir plana ait belge bulunmadığından gönderilemediği” şeklinde cevap verildiği,

Aynı tarihte Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına yazılan müzekkereye verilen cevapta da "Tufan" isimli Bayrampaşa özel müdahale planının komutanlıklarınca hazırlanmadığı, söz konusu planın Komutanlıklarının konuşlandığı Ankara'da değil İstanbul'da icra edildiği, bu nedenle plana ait bir suret bulunamadığı ve ölüm ve yaralanma olaylarının gerçekleştiği bölümde görev alan personelin isimlerini gösteren listenin tanzim edilemediği hususlarına yer verildiği,

İstanbul İl Jandarma Komutanlığına aynı tarihte yazılan müzekkereye ise 13.05.2011 tarihinde verilen cevabi yazıda "Tufan" isimli plan metninin Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhı ile İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığında bulunamadığının 11.02.2011 tarihinde Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına bildirildiğine, ancak fotokopi ile çoğaltılmış bir suretinin İstanbul İl Jandarma Komutanlığı arşivinde bulunduğuna ve bir suretinin aynı Mahkemeye gönderildiğine, sonuç olarak planın orijinalinin bulunamadığına, operasyonda görev alan personelin isimlerinin belirlenemediğine ve istenilen personel listesinin gönderilemediğine dair cevap verildiği,

Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/172 esas sayılı dosyasının 23.11.2010 tarihli ilk ve 06.04.2011 tarihli beşinci oturumlara ilişkin zabıtların ve İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 2002/334 esas ve 2003/1613 Sayılı kararının onaysız fotokopilerinin soruşturma evrakı içerisine alındığı,

Edirne İl Jandarma Komutanlığının 17.03.2006 tarihinde...... tarafından verilen müzekkere cevabının onaysız suretinin dosya içerisine konulduğu,

12.05.2011 tarihinde bir kısım katılanlar vekilleri .... ... ve ...'ın dosyaya fotokopisi giren Bayrampaşa Cezaevi özel müdahale planı kapsamında Jandarma Yüzbaşı Ö. Yüksel, Jandarma Başçavuş ..... Jandarma Albay......, ....., Jandarma Alay Komutanı H. İ. Tüysüz, İstanbul Bölge Jandarma Komutanı..... da dâhil toplam 29 kişi hakkında suç duyurusunda bulundukları, 13.05.2011 tarihinde şikâyet dilekçelerinin soruşturmanın 2011/12739 sırasına kaydedildiği,

08.07.2011 tarihli ve 2011/437 Sayılı birleştirme kararı ile de 2011/12739 soruşturma sayılı evrakın inceleme konusu dosya ile birleştirildiği,

Dosya içerisinde, üzerinde "E. Cumhuriyet Başsavcılığı", "Hayata dönüş operasyonu" yazılı ve 2010/7832 Sayılı numaranın verildiği bir CD'nin bulunduğu, ayrıca dosya ekinde 2000/21030 soruşturma sayılı dosyaya ilişkin müzekkere cevaplarının onaylı suretleri, Adli Tıp Kurumundan alınan raporlar, ifadeler ve şikâyet dilekçeleri, ön inceleme raporları ile geçici yaralanmalara dair adli raporlar, tutuklama müzekkereleri, sanık ifadeleri, ölenlere ait otopsi tutanakları, E. 3. Asliye Ceza Mahkemesine ait 2001/934 esas ve 2008/1569 Sayılı kararın fotokopilerinin bulunduğu,

Açık kimlik bilgileri belli olmayan ...... tarafından 22.04.2011 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verilen dilekçede, 19.12.2000 tarihinde Bayrampaşa Cezaevinde yapılan “Hayata dönüş” operasyonunun sorumluları olarak gösterilen ....., .....,..... ve.....haklarında soruşturma yapılmasının talep edildiği ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dilekçenin 2011/56501 Sayılı soruşturmasına kaydedildiği, 2011/1376 Sayılı birleştirme kararı ile de aynı konuda soruşturmanın devam ettiği belirtilen 2011/56458 Sayılı soruşturma evrakı ile bu evrakın birleştirildiği, açık kimlikleri belli olmayan ...... ve ..... isimli kişilerin de aynı tarih ve mahiyetteki dilekçelerinin başka soruşturma numaralarına kaydedilmesi nedeniyle bu soruşturma dosyalarının da 2011/56458 Sayılı soruşturma dosyası ile birleştirilmelerine karar verilerek kayıtların kapatıldığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2000/5455 numaralı soruşturma dosyasından verilen 25.12.2000 tarihli ek takipsizlik kararı ile aynı dosya kapsamında soruşturma sonrasında düzenlenen 25.12.2000 tarihli ve 2083 Sayılı iddianamenin fotokopilerinin dosya içerisinde bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 24.06.2011 tarihli ve 56458-4008 Sayılı yetkisizlik kararı ile dosyayı E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği, 15.07.2011 tarihinde E. Cumhuriyet Başsavcılığınca, gelen yetkisizlik kararının kaydedildiği 2011/15541 Sayılı soruşturma dosyasının 2010/7832 Sayılı soruşturma evrakı ile birleştirerek bu dosya üzerinden soruşturmaya devam edilmesine karar verildiği,

İstanbul İl Jandarma Komutanlığının 22.03.2011 tarihinde Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği "Bayrampaşa Cezaevi Özel Müdahale Planı" isimli belgenin tasdikli bir suretinin E. Cumhuriyet Başsavcılığınca ilgili Mahkemeden istendiği, söz konusu planın 28.07.2011 tarihinde E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, bu planın fotokopisinin dosya içerisinde olduğu, "Bayrampaşa Cezaevi Özel Müdahale Planı" isimli belge kapsamında bulunan "Ek-A Görev Bölümü" başlıklı belgede operasyonda görev alacak kişilerin görev dağılımının yapıldığı, buna göre ......'un operasyon komutanı,......'in ise operasyon komutan yardımcısı olarak belirlendiği, ayrıca .....,....., .....'un operasyona katılan bölük komutanları olduklarının müdahale planında belirtildiği, müdahale planın durum, vazife, icra, muhabere hizmet desteği ile komuta ve muhabere olarak belirlenen beş aşamadan oluştuğu, bu beş aşamanın da kendi içlerinde değişik bölümlere ayrıldığı,

E. Cumhuriyet Başsavcılığının İstanbul (Çağlayan) Adliyesine taşınması ile 2010/7832 soruşturma numarasının UYAP ortamında otomatik olarak 2010/208053 Sayılı soruşturma numarasını aldığı, bu numara üzerinden devam eden soruşturmada 15.12.2011 tarihinde Ümraniye, Sultangazi ve Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüklerine müzekkereler yazılarak ....., ...... ve ......'ın müracaatlarının sağlanmasının istendiği, hâlen yazılan müzekkerelere cevap verilmesinin beklendiği,

HSYK müfettişlerince Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/172 esas sayılı dosyasının incelenmesi sonucu düzenlenen 15.02.2012 tarihli tutanağa göre; E. Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 2001/1007 hazırlık ve 2001/591 karar sayılı fezlekenin, 240 kişiden ibaret şikâyetçilerin, Başbakan......., Başbakan Yardımcıları ......, .....ve......, Adalet Bakanı ....., Sağlık Bakanı ...... ve İçişleri Bakanı ..... hakkında 19.12.2000 tarihinde işlendiği iddia olunan görevi ihmal suçuna yönelik şikâyetlerine istinaden kaleme alındığı, fezlekenin Cumhuriyet Savcısı ..... (24954) tarafından düzenlendiği ve "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 103 ve TBMM İçtüzüğü'nün 107. maddeleri uyarınca başbakan ve bakanlar hakkında soruşturma yapma yetkisinin TBMM Başkanlığına ait olduğu" belirtilerek E. Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma yapma yetkisinin bulunmadığı gerekçesi ile mevcut anayasal sistem gereğince ilgililer hakkında takibata yer olmadığına karar verildiği, ayrıca cezaevi ve kolluk görevlileri hakkındaki suç duyurusu ile ilgili E. Cumhuriyet Başsavcılığının 2000/21030 hazırlık sayısı üzerinden soruşturma yapıldığının belirtildiği, fezleke ekinde şikâyetçi yakınanlara ait dilekçe fotokopilerinin bulunduğu, yine "Hayata dönüş" operasyonu sırasında yaralanan kişilere ait adli rapor ve bir kısım olay tutanakları ile yetkisizlik kararı fotokopilerinin dosyaya eklendiği, yakınanların "Efrada suimuamele" suçuna yönelik ilgili görevliler hakkındaki şikâyetlerine istinaden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararı ile evrakı E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiğine dair fotokopilerin dosya içerisine alındığı,

Dosya içerisinde İstanbul Kapalı Cezaevi C blok ile ilgili nöbet çizelgeleri, 21.12.2000 tarihinde terör bölümü C blokta yapılan arama tutanakları, Adalet Bakanlığına yazılan bilgilendirme yazıları, cezaevi ve Jandarma Koruma Tabur Komutanlığı görev cetveli ve personel isim listesi, şikâyetçi ifadeleri, Tereke Hâkimliğine yazılan yazılar, Cumhuriyet Savcısı ..... tarafından yazılan müzekkereler, operasyonda ölen kişilerin kimlik bilgilerine dair tutanaklar, emanete alınan eşya gibi 2000 ve 2001 yıllarına ait bilgi, yazışma ve belgelerin bulunduğu, bu yıllar itibarıyla savcılık muamelelerinin Cumhuriyet Savcıları..... ve ..... tarafından yürütüldüğü,

Matbu şekilde çoğaltıldığı anlaşılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılmış 20.12.2000, 05.01.2001 ve 12.01.2001 tarihli suç duyurularının, ilgilileri tarafından imzalı fotokopilerinin,......'e ait şikâyet dilekçesinin, suç duyusunda bulunanlardan bir kısmının Cumhuriyet savcıları huzuru ile tespit edilen ifadelerinin ve savunmalarının onaysız fotokopilerinin dosya içerisine alındığı,

20.12.2000 tarihinde Bayrampaşa Cezaevinde olay yeri inceleme ekiplerinin düzenlediği olay yeri inceleme raporu ve ekinde yer alan 108 adet olay yeri fotoğrafı ile iki adet olay yeri VHS kasetlerinin evraka eklendiği, ayrıca olay yeri olan Bayrampaşa Cezaevinde çekilmiş ceset fotoğrafları, bu fotoğraflara ait albüm ve bir adet VHS kasetinin de dosya içerisine alındığı,

Bir kısım şahıslar ve/veya vekilleri tarafından soruşturma dosyasına 20.12.2000, 26.12.2000, 09.01.2001, 02.01.2001, 04.01.2001 ve 04.05.2001 tarihli ihbar dilekçelerinin sunulduğu, 2000 ve 2001 yıllarında yapılan şikâyetlere ilişkin dilekçelerin dosya içerisinde bulunduğu ve İstanbul veya Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına ibraz edilen şikâyet dilekçelerine istinaden verilen yetkisizlik kararlarının ekli şikâyet dilekçeleri ile birlikte E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

Sanık ile Cumhuriyet Savcıları ..... ve..... tarafından C.T.E. 2000/457 Sayılı yazı ile İstanbul Kapalı Ceza ve Tutukevi Müdürlüğüne yazı yazılarak, cezaevindeki C blokta ölüm ve açlık grevlerine katılan hükümlü ile tutukluların kimliklerinin ve tevkif müzekkereleri örneklerinin, anılan blokta ölüm orucu ve açlık grevine katılmayıp sadece hükümlü ya da tutuklu olarak bulunanlara ait kimlik ve tevkif müzekkere örneklerinin, bu koğuşlarda bulunup da başka cezaevlerine gönderilenlerin kimlik bilgileri ve gönderildikleri cezaevlerinin isimlerinin, ayrıca operasyonda yaralanıp çeşitli hastanelere sevk edilen tutuklu ve hükümlülerin tespitinin, hangi koğuşlarda olduklarının ve hangi suçlardan cezaevinde bulunduklarının bildirilmesinin istendiği,

Dosya içerisinde bulunan 19.12.2000 tarihli tutanakta İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı..... ile Cumhuriyet Savcısı.....'ın imzadan imtina ettiklerine dair kaydın bulunduğu, imzalarının tutanakta olmadığı, tutanakta imzası bulunan sair kişilerin ise isimlerinin yazılı olmadığı, yalnızca sicil numaralarının tutanakta belirtildiği, tutanağın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2000 tarihli ve bila sayılı emri, Bayrampaşa Kapalı Cezaevi Müdürlüğünün 18.12.2000 tarihli ve bila sayılı iki adet yazısı ilgi tutularak jandarma tarafından yapılan müdahaleye ilişkin tutulduğunun anlaşıldığı, 20.12.2000 tarihinde sanık ile Cumhuriyet Savcıları ..... ve..... tarafından Adli Tıp Kurumuna C.T.E 2000/457 Bakanlık numarası üzerinden müzekkere yazılarak C-L kadınlar koğuşunda ve iki koğuş arasındaki bahçede bulunan cesetlerin (bir ceset ile beş yanık ceset) gönderilerek otopsi yapılması ve ölüm nedenlerinin tespit edilmesinin istendiği, yine aynı tarihte cesetlerin fotoğraflarının çekilmesi konusunda görevlendirilen fotoğrafçı bilirkişi ile birlikte sanık ve adı geçen Cumhuriyet Savcıları ile zabıt kâtibi tarafından cezaevindeki işlemlere ilişkin tutanak tanzim edildiği,

Sanık tarafından 20.12.2000 tarihinde "Bakanlık işi acele" başlıklı C.T.E. 2000/457 Sayılı yazı ile Sağmalcılar Devlet Hastanesi Başhekimliğine müzekkere yazıldığı, 21.12.2000 tarihinde sanık ile Cumhuriyet Savcıları ..... ve..... tarafından Bayrampaşa Kapalı Cezaevi C blokta gerçekleşen olaylarla ilgili ölenlerin cesetleri üzerinde ölü muayene ve tespit işlemleri yapıldıktan sonra, sabah erken saatte refakatte bir komiser, üç polis memuru ve iki zabıt kâtibi olduğu hâlde olayların geçtiği bölümlerde fotoğraf ve video çekimi yapılmak üzere gelindiğine dair tutanak tanzim edildiği, 21.12.2000 tarihinde yine aynı kişiler tarafından 21.12.2000 tarihinde İstanbul Kapalı Ceza ve Tutukevi terör koğuşlarının dıştan yapılan görgü ve saptama tutanağının tanzim edildiği, bir gün sonra da Adli Tıp Kurumuna yazı yazılarak olay mahallinde yapılacak olan keşfe istinaden uzman bilirkişi tayin edilmesinin istendiği,

20.12.2000 tarihinde sanık tarafından kaleme alınan 2000/457 C.T.E Bakanlık sayılı Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne gönderilen yazıda, operasyonda ölen ve yaralananlara ilişkin bilgi verildiği, ayrıca aynı tarihte Haseki Devlet Hastanesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesine "Bakanlık işi acele" başlıklı müzekkereler yazılarak sevk edilen kişilerin hangi sebeple yaralandıklarına dair bilgiler istendiği, 21.12.2000 tarihinde de yine sanık tarafından ölen kişilerin üzerindeki kıymetli eşyanın ve değerlerinin tespitine ilişkin müzekkereler yazıldığı,

21.12.2000 tarihinde sanık tarafından İstanbul Kapalı Cezaevine yazılan müzekkereye verilen cevapların dosyasına havale edildikleri, aynı gün saat 13.00 itibarıyla yine aynı kişilerce, yanlarında komiser......, polis memurları......,..... ve ...... ile zabıt kâtipleri...... ve ......olduğu hâlde tutanak tanzim edildiği, yine olayın meydana geldiği yerle ilgili çekilen videokasetler ve fotoğrafların Cumhuriyet Başsavcılığına en kısa zamanda tesliminin istendiği,

Sanık ile Cumhuriyet Savcıları ..... ve..... tarafından 22.12.2000 tarihinde düzenlenen olay tespit soruşturma ve ölü muayene tutanaklarının dosyada olduğu,

Ayrıca aynı tarihte; sanık tarafından Tereke Hâkimliğine müzekkereler yazıldığı,

Komiser...... ve polis memurları tarafından tanzim edilen olay yeri inceleme raporunda, Cumhuriyet Savcıları nezaretinde olayların çıkmış oluğu C Blokta koğuşların genel görünümünün kameraya alınıp fotoğraflama işlemleri yapıldığının belirtildiği,

Avukatlar....., ......, ....., ..... ve ......'un dosyaya ibraz ettikleri dilekçeyle olay yerinde suç delillerinin tespitini istedikleri, ayrıca aynı koğuşta kalan tutukluların ivedilikle dinlenmesi, operasyona katılan tüm görevlilerin isim ve operasyon sırasındaki görevleri ile kullandıkları silahların saptanması ve operasyon emrini veren makam ile yazılı emrin sorulmasını talep ettikleri,

Sanık ve Cumhuriyet Savcısı ..... tarafından Adli Tıp Kurumu Fizik/Balistik İhtisas Dairesi Başkanlığına müzekkere yazılarak boş kovanların kısa ve uzun namlulu silahlara ait olup olmadıklarının, tek veya daha fazla silahtan atılıp atılmadıklarının, boş kovanlar dışında diğer patlayıcılara ilişkin parçaların incelenerek hangi patlayıcılara ait olduklarının, bu tür patlayıcıların parçalayıcı, yaralayıcı, yakıcı, zehirleyici, öldürücü, zarar verici, bayıltıcı ve benzeri silahlardan olup olmadıklarının, hangi amaçlarla kullanıldıklarının belirlenmesinin istendiği,

Sanık ile Cumhuriyet Savcıları ..... ve..... tarafından Adli Tıp Kurumu Başkanlığına yazı yazılarak patlayıcı, yanıcı, yakıcı, zehirleyici, parçalayıcı nitelikte silahlar ve patlayıcı maddeler konusunda uzman tayin edilmesinin, ayrıca Adli Tıp Kurumu Fizik/Balistik İhtisas Dairesi Başkanlığına müzekkere yazılarak operasyonda kullanılan silah ve patlayıcılarla ilgili detaylı bir şekilde inceleme raporları tanzim edilmesinin istendiği, Cumhuriyet Savcısı .... tarafından ise aynı tarihte İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne yazı yazılarak ekli patlayıcı madde parçaları ve boş kovanlar üzerinde inceleme yapılması ve rapor düzenlenmesinin istendiği, Cumhuriyet Savcısı..... tarafından Adli Tıp Kurumuna 10.07.2001 tarihinde de aynı mahiyette bir yazı yazıldığı,

Yine aynı tarihte; teknik bilirkişiler refakatinde Cumhuriyet Savcısı..... tarafından olay yeri keşif ve tespit tutanağının tanzim edildiği, 09.01.2001 tarihinde yapılan keşfe ilişkin İnşaat Mühendisi ..... tarafından bilirkişi raporu düzenlendiği,

Sanık ve Cumhuriyet Savcısı ..... refakatinde Bayrampaşa Kapalı Cezaevi C blokta beş kişiden oluşan adli tıp uzmanlarınca keşif yapılarak olay yeri keşif ve inceleme tutanağı düzenlendiği, adli tıp uzmanı bilirkişilerince düzenlenen Bayrampaşa Kapalı Cezaevi terör bölümü C blok olay yeri inceleme ek raporunun 06.03.2002 tarihinde dosyasına havale edildiği, 20.12.2000 tarihinde sanık ile Cumhuriyet Savcıları ..... ve..... tarafından adli tıp uzmanı refakate alınarak C.T.E 2000/457 Sayılı ölü muayene tutanaklarının tanzim edildiği, Adli Tıp Kurumunca yapılan DNA tespitine ilişkin adli raporlar ve otopsi tutanaklarının düzenlendiği,

Dosya içerisinde 22.12.2000 tarihli Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce gönderilen ekspertiz raporu, polis memurlarınca tanzim edilen 17.01.2002 tarihli inceleme ve imha raporu, sanık ile Cumhuriyet Savcıları ..... ve..... tarafından düzenlenen Bayrampaşa Kapalı Cezaevine yapılan operasyonda ölen kişilerin kimlik bilgilerine dair 21.12.2000 tarihli tutanak, yine aynı kişilerce 20.12.2000 tarihinde kaleme alınan zapt etme tutanağı, Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarında alınan adli tıp raporları ve muayene tutanakları, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığının 23.12.2000 tarihli ve 2000/3088 uzmanlık sayılı, 15.01.2002 tarihli ve 2002/96 uzmanlık sayılı, 02.01.2001 tarihli ve 2001/11 uzmanlık sayılı ve 05.01.2001 tarihli ve 2001/55 uzmanlık sayılı ekspertiz raporları, Adli Tıp Kurumu E. Şube Müdürlüğünün 12 sayfadan ibaret adli tabiplik raporları, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik/Balistik İhtisas Dairesinden alınan 26.01.2001, 10.04.2001, 18.07.2001, 21.05.2001, 13.06.2001 ve 24.01.2001 tarihli adli raporların bulunduğu,

25.12.2000 tarihinde Cumhuriyet Savcısı .... tarafından İl Jandarma Komutanlığına yazılan müzekkere ile olay sırasında düzenlenen tutanağın aslı veya onaylı suretinin, operasyon görüntülerinin ve çekilen fotoğrafların, operasyon sırasında hükümlü ve tutukluların kurtarılmaları amacıyla görevliler tarafından kullanılan silahların cinsi ve kullanan kişilerin kimliklerinin bildirilmesinin ve silahlar üzerinde balistik inceleme yapılmak üzere silahların Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesinin istendiği,

Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığına Morg İhtisas Dairesi Başkanı Prof. Dr. ..... tarafından yazılan 19.09.2001 tarihli ve 185-d sayılı yazıda yapılan tespitlerden, yalnızca otopside tespit edilen bulgular esas alınıp, ölen kişilere işkence yapılıp yapılmadığı hususunun değerlendirilmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, Bayrampaşa Kapalı Cezaevi terör bölümü C blokta 25.12.2001 ve 05.03.2002 tarihlerinde düzenlenen olay yeri inceleme raporu ve ek raporun Adli Tıp Uzmanları Prof Dr. ......, Prof. Dr. ....., Dr. ..... ve Dr. ...... tarafından imzalandığı,

2001-2004 yılları içerisinde Cumhuriyet Savcıları tarafından şikâyetçi ve mağdurların ifadelerinin alındığı, bir kısım ifadelerin cezaevi idare memuru tarafından tespit edildiği, ifadelerin sanık dışındaki Cumhuriyet Savcıları tarafından genel itibarıyla cezaevlerinde tespit edildiği, ayrıca bir kısım şikâyetçi veya şüphelinin geçici ya da kesin adli raporlarının dosya içerisine alındığı,

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2001/4709 hazırlık ve 2001/502 karar sayılı, şikâyetçisi...., sanıkları İçişleri Bakanı ....., Adalet Bakanı ....., Sağlık Bakanı ...... ve müdahaleye katılan tüm görevliler olarak belirtilen ve 19.12.2000 tarihinde işlendiği iddia olunan görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin verilen kararda "Her üç bakana ait isnat edilen suçun göreve ilişkin olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 100 ve TBMM İçtüzüğü'nün 107. maddelerine göre başbakan ve bakanlar hakkında soruşturma yetkisinin TBMM Başkanlığına ait olduğu, bu kişiler hakkında Başsavcılığın soruşturma yetkisinin bulunmadığı" belirtilerek sanıklar hakkında takibata yer olmadığına, şikâyet dilekçesinde müdahaleye katılan tüm görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulduğundan bahisle bu konuda ise Başsavcılığın görevsizliğine ve evrakın E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, verilen görevsizlik kararının 18.01.2001 tarihinde E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, 31.01.2001 tarihinde de soruşturma defterine kaydedildiği,

19.01.2001 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Adli Tıp Uzmanı Dr. .....'ın C blokta yeniden bazı incelemelerin yapılmasına gerek duyulduğuna dair talebine istinaden E. Cumhuriyet Başsavcılığının 2000/21034 Sayılı soruşturma dosyası kapsamında söz konusu yerde keşif yapıldığı, keşfin Cumhuriyet Savcısı ..... ile birlikte üç bilirkişi tarafından gerçekleştirildiği,

19.12.2000 tarihinde işledikleri iddia olunan cezaevi idaresine karşı toplu isyan suçundan 167 sanığın gıyaben tutuklanması talebinin Cumhuriyet Savcısı..... tarafından 02.01.2001 tarihinde Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine gönderildiği, talebin 04.01.2001 tarihinde 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2001/2 müteferrik kararı ile reddedilmesi üzerine sanık tarafından aynı tarihte bu karara itiraz edildiği, 05.01.2001 tarihinde 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından itirazın reddedildiği, 09.12.2000 tarihinde Cumhuriyet Savcısı ..... tarafından yine Adli Tıp Kurumu Fizik/Balistik İhtisas Dairesine yazı yazıldığı ve giysiler üzerinde gerekli incelemelerin yapılarak rapor tanzim edilmesinin istendiği,

11.01.2001 tarihinde Cumhuriyet Savcısı .... tarafından 2000/21030 ve 21034 Sayılı soruşturmalarla ilgili kaleme alınan bilgi yazısında "Cezaevi idaresine karşı toplu ayaklanma suçundan soruşturmanın 2000/21034, ölenler, yaralananlar ve güvenlik güçleri bakımından ise 2000/21030 hazırlık evrakı üzerinde devam etmekte olduğu" ibaresine yer verildiği,

Cumhuriyet Savcısı..... tarafından 27.02.2001 tarih ve 21034-334 sayı ile toplam 167 sanık hakkında cezaevi idaresine karşı toplu ayaklanma suçundan E. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasına dair iddianamenin bir suretinin dosya içerisine alındığı, ayrıca Cumhuriyet Savcısı ..... tarafından 16.07.2001 tarihli ve 10927-3374 Sayılı iddianame ile yine E. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında 243 kişinin şikâyetçi, 1615 kişinin ise sanık sıfatının bulunduğu, suçun tüm sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma, bir kısım sanık hakkında ise kişilere kötü davranma olduğu, suç tarihinin görevi kötüye kullanma suçu yönünden 07.12.2000 ile 19.12.2000, kişilere kötü davranma suçu yönünden ise 19.12.2000 olduğu, sanıkların infaz koruma memurları ile X-Ray cihazında görevli jandarma personeli ve sair jandarma personeli olarak görev yaptıkları,

Ayrıca Cumhuriyet Savcısı ..... tarafından toplam 1615 sanık hakkında 19.12.2000 tarihinde işlenen "Mala zarar verme" ve "Hırsızlık" suçları bakımından 16.07.2001 tarih ve 2001/568 sayı ile ek takipsizlik kararı verildiği, 14.08.2001 tarihinde ise bilirkişi görevlendirme belgesi tanzim edildiği ve yapılması gereken işlemlerin belirtildiği,

20.04.2001 tarihinde İstanbul 1. Jandarma Komando Tabur Komutanlığı tarafından da "Hayata dönüş" operasyonuna katılan Komutanlık personelinin listesinin soruşturma dosyasına sunulduğu, kullanılan silahların E. Cumhuriyet Savcılığına gönderildiğinin üst yazıda belirtildiği,

01.11.2001 tarihinde Cumhuriyet Savcısı ..... ile birlikte adli tıp uzmanı bilirkişiler refakatinde Bayrampaşa Cezaevinde keşif yapılarak ek keşif tutanağının tanzim edildiği ve 14.02.2001 tarihinde Bayrampaşa Kapalı Cezaevi terör bölümünde yapılan keşifte görev alan bilirkişi heyetinin inceleme ve bilirkişi raporlarını E. Cumhuriyet Başsavcılığına ibraz ettiği, E. Cumhuriyet Başsavcılığının 14.08.2001 tarihli ve 2000/21030 hazırlık sayılı yazısına istinaden adli tıp uzmanlarınca 12.10.2001 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunun, Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 23.01.2001 tarihli ve 230/010109/2340/199 Sayılı Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi Yangın Araştırma Bölümünce düzenlenen adli rapor ile aynı bölümden alınan 01.02.2001 tarihli ve 230/010102-658-124 Sayılı adli raporların dosya içerisine alındığı,

15.01.2002 tarihinde sanık tarafından İstanbul İl Jandarma Komutanlığına, Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığına, Halkalı Jandarma Komando Tabur Komutanlığına ve Bayrampaşa Cezaevi Jandarma Koruma Tabur Komutanlığına yazılan müzekkereler ile “Hayata dönüş operasyonu ile ilgili önceden plan yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise katılan birliklere operasyonda verilen görev dağılımının ne olduğu, tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu C blok dâhil hangi koğuşa hangi görevlilere hangi istikamette müdahale görevi verilip uygulandığı” sorularak, operasyonda görevlilere yazılı talimat verilmiş ise örneğinin, operasyona fiilen katılan personelin açık kimliklerinin ve operasyondaki görevlerinin liste halinde çıkarılıp gönderilmesinin istendiği, yazılan müzekkereye Beşiktaş Balmumcu Jandarma Bölge Komutanlığınca 16.05.2002 tarihinde verilen cevapta “Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığının fiili müdahale ve destek grubu olduğu"nun belirtildiği, operasyonun gerçekleştirildiği C blok dâhil koğuşlara girme görevinin plan esaslarına uygun olarak Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına tevdi edildiği belirtilerek sair konularda yazılan müzekkerelere cevap verildiği, Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığının ise 31.12.2002 tarihli müzekkere cevabında “19 Aralık 2000 tarihinde Bayrampaşa Kapalı Cezaevinde olan operasyonun İstanbul Jandarma Komutanlığı emir ve komutasında icra edildiği, operasyon müdahale planlarının ve görevli listelerinin plan eki olarak İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığınca tanzim edildiği, gerekli bilgi ve belgelerin bu komutanlıktan istenilmesi gerektiği” hususlarına yer verildiği,

08.05.2003 tarihinde 2000/21030 hazırlık numarası üzerinden İstanbul Valiliğine yazı yazılarak Bayrampaşa Kapalı Cezaevinde gerçekleştirilen operasyonda C blokta barındırılan çok sayıda hükümlü ve tutuklunun olayda yaralanması ve ölmesiyle ilgili tutuklu, hükümlü ve yakınları tarafından yapılan ihbar ve şikâyetler nedeniyle operasyona katılan jandarma görevlileri hakkında 4483 Sayılı Kanun hükümleri gereğince ön inceleme yapılarak soruşturma izni verilmesinin talep edildiği ve İstanbul Valiliğinin 25.08.2003 tarihli ve 2003/15 Sayılı soruşturma izni verilmemesine dair kararına sanık tarafından İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde 28.10.2003 tarihinde itiraz edildiği, aynı yazıda, hayata dönüş operasyonuna katılan personelin adli ve idari görev ifa ettikleri belirtilerek bugüne kadar soruşturmanın, eylemlerin adli görev sırasında işlendiği kanaatiyle devam ettiğinin, haricen alınan duyumlarda jandarma görevlilerinin olayın idari görev sırasında gerçekleştiği iddialarının bulunması nedeniyle haklarında idari soruşturma yapıldığının belirtildiği,

14.01.2002 tarihinde sanık tarafından Adli Tıp Kurumu Başkanlığına müzekkere yazılarak daha önce olay yerinde yapılan inceleme ve tespitler ile alınan raporlar kapsamında yeniden ek rapor düzenlenmesi ve cezaevinin C blok malta bölümünde ateşli silah ve mermi izleri ile ilgili detaylı rapor tanzim edilmesinin talep edildiği,

08.01.2002 tarihinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığınca dosyaya gönderilen Jandarma Komutanı Hami Çakır imzalı yazıda; Bayrampaşa Kapalı Cezaevinde yapılan operasyonun İl Jandarma Komutanlığı, Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı, Halkalı Jandarma Tabur Komutanlığı ve Bayrampaşa Cezaevi Jandarma Koruma Tabur Komutanlığı ile birlikte yapıldığının belirtildiği, ayrıca E. Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2002 tarihli müzekkeresine aynı kişi tarafından verilen 05.03.2002 tarihli cevabi yazıda "Hayata dönüş operasyonunun İstanbul Jandarma Bölük Komutanlığı tarafından planlandığı, İl Jandarma Komutanlığının sadece sevk bölük komutanlığı görevini almış olduğu ve terör örgütü hükümlü ve tutuklularının Edirne F Tipi Cezaevine sevki ile görevlendirildiği" hususlarına yer verildiği,

05.03.2002 tarihinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 2002/35 Bakanlık sayılı müzekkeresi ile E. Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda görevlendirilen bilirkişi heyetinin düzenlediği olay yeri inceleme ek raporunun mühürlü zarf içinde gönderildiğinin ifade edildiği, 20.03.2002 tarihinde de sanık tarafından Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne bilgi yazısı yazıldığı, yine talebine istinaden Jandarma Genel Komutanlığına yapılan işlemlere ilişkin bilgi verildiği, 25.04.2002 tarihinde sanık tarafından İstanbul Kapalı Cezaevi Müdürlüğüne ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkereler yazıldığı,

E. Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2002 tarihli ve 2000/21030 Sayılı yazısına Bayrampaşa Cezaevi Jandarma Koruma Tabur Komutanlığınca verilen 22.01.2002 tarihli cevabi yazıda; "Taburun bağlı birliklerinin, operasyonun gerçekleştirildiği tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu C blok dâhil koğuşlarda herhangi bir görev almadığı ve herhangi bir sıcak temasa girmediği, operasyonun nasıl, ne şekilde, hangi komuta ile icra edileceğinin İl Jandarma Komutanlığı Koruma Şube Müdürlüğünce hazırlanan planda mevcut olduğu ve 'Ek A'da' bulunduğu" belirtilerek "Hayata dönüş" operasyonuna katılan kişilerin isim listesinin ibraz edildiği,

Ayrıca dosya içerisinde bulunan İstanbul 1. Jandarma Koruma Tabur Komutanlığınca E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilip 30.01.2002 tarihinde dosyasına havalesi yapılan cevabi yazıda "Bayrampaşa Kapalı Cezaevinde C blok ile D ve B bloklar arasındaki iş ocaklarının emniyete alınarak çıkabilecek isyanda her iki bloğun birleşmelerini önleme görevinin kendilerine verildiği, bunun dışında bir görev almadıkları, tutuklu ve hükümlüler ile hiçbir fiziki temaslarının olmadığı, operasyon bitiminde ise Cezaevi Koruma Taburu Komutanlığı ile birlikte müşterek arama yaptıkları, ‘Hayata dönüş' operasyonuna katılan personelin listesinin Ek A'da sunulduğu, operasyonda verilen görevler ile ilgili yazılı belge olmadığı, görevin şifahen verildiği, yazılı bilgi ve belgelerin İstanbul İl Jandarma Komutanlığından sorulması gerektiği"nin belirtildiği,

E. Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2002 tarihli yazısına Jandarma Bölge Komutanlığınca (Balmumcu/Beşiktaş) verilen cevabın 28.05.2002 tarihinde ilgili Cumhuriyet Savcısı tarafından dosyasına havale edildiği, verilen cevabi yazıda operasyona katılan birliklerin hangileri olduğu belirtilerek operasyonun kaç safhadan ibaret olduğunun açılandığı, Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığının fiili müdahale ve destek grubu olduğunun belirtildiği, operasyona katılan personelin açık kimliklerinin de "Ek A'da" sayılan birliklerden alınabileceğinin ifade edildiği, aynı ekte Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanının Jandarma Albay Y. ......olduğuna yer verildiği,

29.05.2002 tarihinde sanık tarafından Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına yazı yazılarak operasyon ile ilgili önceden plan yapılıp yapılmadığı, plan yapılmış ise katılan birliklere operasyonda verilen görev dağılımının ne olduğu, planın ne şekilde uygulandığı, hangi birliklere hangi görevlerin verildiği, görevlilerin sevk ve idaresinin ne şekilde yapıldığı, tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu C blok dâhil koğuşlarda hangi koğuşta hangi görevlilere hangi istikametten müdahale görevi verilip uygulandığının sorulduğu, ayrıca yazılı talimat varsa görevlilere verilen yazılı talimatların belge örneklerinin, operasyona fiilen katılan personelin açık kimlik bilgileri ve adresleri ile operasyondaki görevlerinin liste hâlinde çıkarılıp gönderilmesinin istendiği,

Yine sanık tarafından 15.12.2002, 07.03.2002, 07.05.2002, 29.05.2002, 02.09.2002, 18.10.2002 ve 08.05.2003 tarihlerinde dağıtım yeri olarak Jandarma Genel Komutanlığı ve Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı gösterilerek yazılan müzekkerelerde; Ankara Komando Özel Asayiş Komutanlığına yazılan yazılara ve tekit yazılarına bir cevap alınamadığının belirtildiği ve "Hayata dönüş" operasyonu ile ilgili varsa müdahale planının, müdahalede görev alan personelin görev dağılımının, tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu koğuşlarda hangi bölüme hangi görevlilerce ne şekilde müdahale edilip uygulama yapıldığının ayrıntılı olarak bildirilmesinin, ayrıca operasyona fiilen katılan personelin açık kimlik ve adres bilgilerinin liste hâlinde çıkarılıp gönderilmesinin talep edildiği,

Aynı şekilde 31.03.2003 tarihinde de Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına 15.01.2002, 07.03.2002, 07.05.2002, 29.05.2002 ve 02.09.2002 tarihli yazılar ile 31.12.2002 tarihli ve PER:02/1777 sayılı, İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığının 03.02.2003 tarihli ve HRK 0621-15-03/ASYŞ. KS sayılı ve Jandarma Genel Komutanlığının 13.01.2003 tarihli ve HRK. 7500- 06.03/ASYŞ-D.CTE.Ş sayılı yazılarına ilgi tutularak yazılan müzekkere ile aynı bilgilerin birçok defa sorulmasına rağmen temin edilemediğinin belirtildiği ve operasyona fiilen katılan birlik komutanı dâhil tüm görevlilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin istendiği, ayrıca makul süre içinde cevap verilmediği takdirde soruşturmayı sürüncemede bırakanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağının yazıldığı, yazılan müzekkereye verilen 03.02.2003 tarihli cevabi yazıda operasyona fiilen katılan Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına ait rütbeli personelin açık kimlikleri ve operasyondaki görevlerinin “İlgi (d)” olduğu belirtilen yazı ekinde yer aldığının ifade edildiği, “İlgi (d)” yazısı ile İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığının 16.05.2002 tarihli ve HRK:0621-46-02/ASYŞ. KS sayılı yazısına atıf yapıldığı, erbaş ve erler ile ilgili bilgilerin ise Ankara Özel Asayiş Komutanlığından öğrenilebileceğinin belirtildiği,

Sanık tarafından 15.01.2003 tarihinde İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığına, 28.08.2003 tarihinde ise Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına aynı mahiyette müzekkerelerin yazıldığı, 19.03.2004 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığından istenen bilgi ve belgelerin ikmalen gönderildiğine dair cevabi yazının kaleme alındığı,

Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığının E. Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2003 tarihli yazısına verdiği cevapta “Hayata dönüş” operasyonuna katılan personel ile ilgili kayıtlara ulaşılmadığının belirtildiği, operasyonun icrasında birlik komutanlığının diğer bir kısım faaliyette de görevlendirildiğinin, o tarihte görevli erbaş ve erlerin terhis olduğunun, hangi personelin nerede görevlendirildiği konusunda bilgi ve belge elde edilemediğinin, Birlik Komutanı Jandarma Albay Y.......'in Diyarbakır Jandarma Komutanlığına atandığının belirtildiği,

05.02.2003 havale tarihli suç duyurusu dilekçesi ile kimlikleri soruşturma sonucu belirlenecek olay sonrasında görevli subay, astsubay ve özel tim polis memurları hakkında kimyasal silah kullanılarak ölüme ve ağır yaralanmaya sebebiyet verme suçundan suç duyurusunda bulunulduğu, dilekçe ekine ise 14.02.2001 tarihli Bayrampaşa Kapalı Cezaevi terör bölümü C blok olay yeri inceleme ve bilirkişi raporunun eklendiği, evrakın sanık tarafından 20.02.2003 tarihinde havale edildiği,

Dosya içerisinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının efrada suimuamele suçuna ilişkin 19.12.2000 ve sonrasına dair işlenen suçlarla ilgili şikâyetçinin müracaatına istinaden kendisini teslim alan askeri görevliler hakkında verilen yetkisizlik kararının bulunduğu, ayrıca yetkisizlik kararının ekine anılan şikâyete ilişkin Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi müdürü hakkında verilen takipsizlik kararının eklendiği,

Sanık tarafından 28.08.2003 tarihinde Valilik makamına müzekkere yazılarak 08.05.2003 tarihli yazı gereğince ön inceleme yapılıp yapılmadığının sorulduğu,

E. Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2004 ve 07.07.2004 tarihli müzekkerelerine İstanbul İl Jandarma Komutanlığınca verilen 07.01.2005 tarihli cevabi yazıda; “Bayrampaşa Kapalı Cezaevi C blokta gerçekleştirilen operasyonda çok sayıda tutuklu ve hükümlünün ateşli silahlar ve çıkarılan yangınlar nedeniyle ölmeleri ve yaralanmaları olayı ile ilgili jandarma personeli hakkında yürütülen soruşturmada Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Birliğinin komutanı olarak görev yapan ve daha sonra Diyarbakır ili Silvan ilçesinde görevli olduğu anlaşılan Albay Y.......'in adli görevin ifası sırasında görevlilere bizzat verdiği emir ve talimatlarla ölüm ve yaralanmalara neden olduğu ve operasyona katılan görevliler ile ilgili bilgi ve belge bulunup bulunmadığı hususlarına açıklık getirecek ifadesinin tespitinin Silvan/Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından istendiği, ancak hâlen cevap alınamadığı”nın belirtildiği,

30.06.2004 tarihinde sanık tarafından İstanbul Bölge İdare Mahkemesine yazılan müzekkerede “Hayata dönüş” operasyonuna katılan jandarma görevlileri hakkında verilen 25.08.2003 tarihli ve 2003/15 Sayılı karara itiraz edildiği belirtilerek, sonuçlanmış ise vaki itiraz ile ilgili mahkeme kararının istendiği,

Sanığın 28.10.2003 tarihinde Silvan/Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yazmış olduğu talimatta daha önce yazılan 26.04.2004 tarihli ve 2000/21030 ile 30.06.2004 tarihli ve 2000/21030 Sayılı yazılar da ilgi tutularak; operasyonda fiili müdahale grubu görevini üstlenen Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Birliğinin Komutanı olarak görev yapan ve daha sonra Diyarbakır/Silvan ilçesinde görevli olduğu bildirilen sanık Y.......'in adli görevinin ifası sırasında görevlilere bizzat verdiği emir ve talimatlarla ölüm ve yaralanmalara neden olduğu ekli ihbar dilekçesi ile de iddia edilmiş olduğundan ve yapılan birçok yazışmaya rağmen operasyona katılan görevlilerle ilgili bilgi ve belgeye rastlanmadığı bildirildiğinden adı geçen kişinin müracaatı sağlanarak kimliğinin tespitinin, atılı suçtan ifade ve savunmasının alınmasının, delillerinin sorulmasının, operasyona katılan birliğine mensup diğer görevlilerin kimliği ile ilgili dokümanların olup olmadığının kendisinden sorulmasının istendiği, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan 24.12.2003 tarihli yazının da benzer mahiyette olduğu,

28.10.2004 tarihinde sanık tarafından İstanbul Bölge İdare Mahkemesine yazılan müzekkerede İstanbul Valiliğinin 2003/15 Sayılı kararına karşı yapılan 25.08.2003 tarihli itirazın, 25.02.2004 ve 30.06.2004 tarihli müzekkereler ilgi tutularak sonuçlanıp sonuçlanmadığının sorulduğu,

Sanık tarafından 08.01.2004 tarihinde 2004/1 C.T.E Bakanlık numaralı yazıya ilişkin İstanbul Kapalı Cezaevi Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, yine 20.01.2004 tarihinde sanık ve Cumhuriyet Savcısı..... tarafından Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne ayrı ayrı bilgi yazıları yazıldığı,

07.01.2005 tarihinde sanık tarafından İl Jandarma Komutanlığına soruşturma hakkında bilgi yazısı gönderildiği,

Jandarma Genel Komutanlığının 12.01.2005 tarihinde E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği yazıda “Cezaevine müdahale sırasında idarenin hizmet kusuru olup olmadığı kriteri olmak üzere jandarma personeli hakkında devam etmekte olan ceza soruşturmasının en kısa sürede sonuçlandırılmasına ihtiyaç bulunduğu" belirtilerek adı geçen hazırlık soruşturması ile ilgili yapılan işlemler hakkında bilgi istendiği ve hükümlü ve tutuklular ile yakınları tarafından açılan tazminat davalarının idari yargı makamlarınca kabul görmesi nedeniyle fahiş miktarlarda tazminatlar ödendiğinin belirtildiği, talep edilen bilgi istemine yönelik sanık tarafından 31.01.2005 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığına bilgi yazısı yazıldığı,

31.01.2005 tarihinde ise İstanbul Valiliğine yazı yazılıp, “Soruşturmaya izin verilmemesine karşı yapılan itirazın kabul edilerek dosyanın eksikliklerin tamamlanması için iade edildiği” belirtilerek iade edilen dosyanın akıbetinin sorulduğu,

24.02.2005 tarihinde yeniden ön incelemeci olarak atanan Jandarma Yarbay ..... tarafından Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığına yazı yazılarak 19-20-21.12.2000 tarihlerinde İstanbul ilinde görevlendirilen personelin kimliklerinin, rütbelerinin, açık adres bilgilerinin ve hâlen görevde bulunmaları hâlinde konu hakkında alınacak ayrıntılı ifadelerinin, ekli formata uygun tespit edilerek gönderilmesinin istendiği, ilgili yazıya verilen 09.03.2005 tarihli cevapta Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı ve bağlı birlik komutanlıkları kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde ilgi yazıda ifade edilen hususlara ilişkin herhangi bir bilgi ve kayıt bulunmadığının belirtildiği, yine 2005 yılı içerisinde yapılan ön inceleme sırasında Elazığ Jandarma Tabur Komutanlığının İstanbul İl Jandarma Komutanlığına gönderdiği cevabi yazıda "Hayata dönüş" operasyonunun Bayrampaşa Cezaevi bölümüne iştirak edildiğine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığının ifade edildiği,

..... tarafından düzenlenen soruşturma izni verilmemesine dair ön inceleme raporunun dizi pusulası ile birlikte İstanbul Valiliğine sunulduğu ve 02.04.2005 tarihinde İstanbul Valisi tarafından 2005/3 karar numarası ile soruşturma izni verilmemesine karar verildiği, verilen kararın 25.04.2005 tarihli havale ile E. Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği ve 26.04.2005 tarihinde sanık tarafından verilen karara itiraz edildiği,

Sanığın 22.09.2005 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesine tekiden müzekkere yazarak itiraz edilen 02.04.2005 tarihli ve 2005/03 Sayılı kararla ilgili itirazlarının sonuçlanıp sonuçlanmadığını sorduğu, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nin 28.06.2005 tarihli kararı ile mahkemenin 16.03.2004 tarihli kararında belirtilen eksiklikler giderilmeden aynı kararın yeniden verilmesi suretiyle dosyanın sürüncemede bırakılmasına sebebiyet veren kamu görevlilerinin 4483 Sayılı Kanun uyarınca yargılanmalarını teminen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulduğu, Cumhuriyet Savcısı Kasım İlimoğlu tarafından 11.10.2005 tarihinde ihbarın kayıt edildiği 2005/24439 numaralı soruşturma evrakının 2000/21030 numaralı hazırlık evrakı ile birleştirildiği, ancak sanık tarafından 14.10.2005 tarihinde verilen tefrik kararı ile her iki dosyanın yeniden ayrıldığı, yine sanık tarafından “İstanbul Valiliğinin ön inceleme görevini ihmal” suçu yönü ile tefrik edilen soruşturma evrakının 2005/24770 numarasını aldığı ve yetkisizlik kararı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

22.11.2005 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı memur suçları soruşturma bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Atilla C. tarafından Valilik makamına yazılan müzekkere ile 4483 Sayılı Kanun gereğince verilen 25.08.2003 tarihli ve 2003/15 Sayılı soruşturma izni verilmemesine dair kararın idare mahkemesince "Operasyona katılan kişilerin kimliklerinin tespiti gerektiği" gerekçesi ile bozulması üzerine aynı konuda yeniden verilen 02.04.2005 tarihli ve 2005/3 Sayılı soruşturma izni verilmemesine dair kararda da aynı gerekçeyle eksik soruşturma yapılıp gecikmeye sebebiyet verildiği belirtilerek İdare Mahkemesince suç durusunda bulunulması üzerine Valilik makamından 4483 Sayılı Kanun'un 3 ve devamı maddeleri uyarınca gereğinin takdir ve ifasının istendiği,

Silvan Cumhuriyet Başsavcılığına Y. ......hakkında yazılan 26.04.2004 tarihli müzekkereye, ilgilinin ilçe dışında olduğu belirtilerek olumsuz cevap verilmesi üzerine sanık tarafından 30.05.2005 ve 22.09.2005 tarihli tekit müzekkerelerinin yazıldığı, Albay......'in, adli görevinin ifası sırasında görevlilere bizzat verdiği emir ve talimatlarla ölüm ve yaralanmalara neden olduğu ve operasyona katılan görevliler ile ilgili bilgi ve belge bulunup bulunmadığı hususlarına açıklık getirilecek ifadesinin tespitinin istendiği,

03.11.2004 ve 22.09.2005 tarihlerinde sanık tarafından Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne, 30.09.2005 tarihinde E. 3. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilen bilgi yazılarının kaleme alındığı, 06.10.2005 ve 02.11.2005 tarihlerinde ise Silvan ve Edirne Cumhuriyet Başsavcılıklarına talimatlar yazılarak "Hayata dönüş" operasyonunda Albay......'in adli görevinin ifası sırasında görevlilere bizzat verdiği emir ve talimatlarla ölüm ve yaralanmalara neden olduğu ve operasyona katılan görevliler ile ilgili bilgi ve belge bulunup bulunmadığı hususlarına açıklık getirecek ifadesinin tespiti ile delillerinin sorulmasının ve operasyona katılan birliğe mensup diğer görevlilerin açık kimlik ve adreslerinin tespit edilip gönderilmesinin talep edildiği, Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11.10.2005 tarihinde verilen cevabi yazıda Albay......'in Silvan Taktik Jandarma Alay Komutanlığında görev yapmadığı belirtilerek evrakın bila ikmal iade edildiği,

Katılan..... ile ......, ....'ın 2005 yılı içerisinde verdikleri şikâyet dilekçelerinde fotoğraflarını sundukları ve isimlerini bilmedikleri operasyon amiri ve görevli jandarmalar hakkında şikâyetçi oldukları, Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Kapalı Cezaevinden bir kısım hükümlünün gönderdiği suç duyurularının ilgili yer Başsavcılıklarınca değerlendirilerek yetkisizlik kararları verildiği, şikâyetçi sıfatıyla beyanı alınan.....'a ait ifade tutanağının altına sanık tarafından soruşturmanın hâlen 2000/21030 hazırlık numarası üzerinden devam ettiğinin belirtildiği,

Ön incelemeci Jandarma Albay...... tarafından 2006 yılı içerisinde jandarma birimleri, sair il jandarma komutanlıkları ve emniyet müdürlükleri ile yazışmalar yapılarak operasyonda görev alan kişilerin ifadelerinin alınmasına çalışıldığı, bulunamayan kişilere ait tutanakların onaysız suretlerinin dosya içerisine alındığı, ifadesi alınan .....ve ..... gibi kişilerin beyanlarının önceden hazırlanmış matbu ifade tutanaklarından ibaret olduğu, boş bırakılan kısımlara bu konuda beyanda bulunmak istemedikleri, olay Cumhuriyet Başsavcılığına intikal etmiş ise orada ifade vermek istedikleri şeklindeki ifadelerin yazıldığı,

23.02.2006 tarihinde Jandarma Kurmay Albay ve İl Jandarma Komutanı ..... tarafından Valilik makamına ön incelemeci tayinine dair yazılan yazıda; "Ön incelemeci tayin edilen Jandarma Albay ..... tarafından yapılan ön incelemede soruşturma izni verilmemesine dair vermiş olduğu kararın daha önce bozma nedeni olarak gösterilen operasyona katılan jandarma personelinin açık kimliklerinin tespit edilememesi ve ifadelerinin alınamaması nedeni ile eksik inceleme yapıldığından Bölge İdare Mahkemesince bozularak yeniden iade edildiği, bu nedenle yeni bir ön incelemeci tayin edilerek operasyona katılan jandarma personelinin kimliklerinin tespiti ile ifadelerinin alınarak incelemenin tamamlanması gerektiği" hususlarına yer verildiği,

23.02.2006 tarihinde İl Jandarma Komutanlığı tarafından 4483 Sayılı Kanun gereğince İl Jandarma Komutan Yardımcısı Jandarma Albay......'in ön incelemeci olarak görevlendirmesinin Valiliğin onayına sunulduğu, 24.02.2006 tarihinde de talebin onaylandığı, bu kişi tarafından yeniden ön incelemeye ilişkin Jandarmaya talimatlar yazıldığı, bu kapsamda 19.12.2000 tarihinde icra edilen "Hayata dönüş" operasyonuna Elazığ Jandarma Tabur Komutanlığından katılan görevli personelden adres değişikliği ve diğer sebepler nedeniyle ifadesi alınamayan 258 kişiye ilişkin "İfadesi alınamayanlar çizelgesi" oluşturulduğu,

02.03.2006 tarihinde sanık tarafından Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına müzekkere yazılarak "Hayata dönüş" operasyonu ile ilgili önceden plan yapılıp yapılmadığı, görev dağılımının ne olduğu, hangi birliklere hangi görevin verildiği, görevlilerin sevk ve idaresinin ne şekilde olduğu, C blok dâhil hangi koğuşa hangi görevlinin girerek müdahalede bulunduğu hususlarının bildirilmesinin, operasyonda verilmiş ise yazılı talimat örneğinin ve tebliğ belgelerinin gönderilmesinin, operasyona fiilen katılan personelin açık kimliklerinin ve operasyondaki görevlerinin liste hâlinde çıkarılıp gönderilmesinin istenildiği,

Şikâyetçi vekillerinden Av. ... tarafından 05.05.2006 havale tarihli dilekçeyle Jandarma Genel Komutanlığı hakkında şikâyet konusu ile ilgili olarak görevli olan askeri yetkililer ile ilgili delilleri mahkemeye bildirmeme (TCK'nın 284/2-3. maddesi), delilleri karartma ve yok etme (TCK'nın 281. maddesi) ve görevi kötüye kullanma (TCK'nın 257. maddesi) suçlarından şikâyette bulunulduğu, şikâyet dilekçesinin E. Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/10305 Sayılı soruşturma sırasına kaydedildiği ve 2006/223 Sayılı birleştirme kararı ile Cumhuriyet Savcısı A. Yurtsever tarafından evrakın 2000/21030 hazırlık numaralı dosya ile birleştirildiği,

Ön soruşturmacı olarak atanan...... tarafından 09.04.2006 tarihinde soruşturma izni verilmemesine dair ön rapor tanzim edildiği, 10.04.2006 tarihinde de İstanbul Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğünün soruşturma izni verilmemesine dair kararının İstanbul Valisi tarafından imzalandığı, ekli dosyanın 26.05.2006 tarihli üst yazı ile E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, sanık tarafından 19.06.2006 tarihinde soruşturma izni verilmemesine dair karara İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığı nezdinde itiraz edildiği, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığının 21.09.2006 tarihinde genel hükümlere göre takibat yapılmak üzere soruşturma izni verilmemesine dair kararı bozarak evrakı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği, 06.12.2006 tarihinde de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 51290 soruşturma ve 8684 karar sayılı yetkisizlik kararı ile dosyayı E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği, dosya içerisinde ön incelemeci tarafından matbu şekilde oluşturulan boş ifade tutanağı suretlerinin, ön inceleme raporlarının ve soruşturma izni verilmemesine dair kararların fotokopilerinin de bulunduğu,

20.12.2006 tarihinde Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne bilgi verildiği,

21.12.2006 tarihinde ise sanık tarafından İl Jandarma Komutanlığına müzekkere yazılarak 26.05.2006 tarihli ve ASYŞ 7290-1016-06/Krm. Ks ilgi sayılı yazıya istinaden yapılan ön inceleme soruşturması sonucunda verilen soruşturma izni verilmemesine dair karar ve ekindeki soruşturma evrakı kapsamında alınan ifadelere ait tutanakların tasdikli suretlerinin istendiği, yazılan müzekkereye verilen 10.01.2007 tarihli yazı cevabında söz konusu tarihten sonra alınan herhangi bir ifadenin bulunmadığının belirtildiği,

İstanbul Bayrampaşa Cezaevi Jandarma Koruma Tabur Komutanlığınca 10.04.2007 tarihli ve ASYŞ 7200-1-07/1053 Sayılı yazı ile “Hayata dönüş” operasyonunda Bayrampaşa Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığında görevli personel isim listesinin E. Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, bu taburda görevli personelin 401 kişiden ibaret olduğuna yer verildiği, ancak söz konusu personelin operasyona katılıp katılmadıklarının belirtilmediği,

04.05.2007 tarihinde 2000/21030 Sayılı dosya ile ilgili Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne, 04-06.06.2007 tarihlerinde ise sanık tarafından soruşturma konusunda Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne bilgi yazıları gönderildiği,

05.07.2007 tarihinde sanık tarafından 2000/21030 soruşturma sayılı dosya hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne bilgi yazısı yazıldığı, 05.12.2007 tarihinde Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuran İ. Altın ile ilgili 102721 Sayılı ek bilgi talebi yazısının 05.12.2007 tarihinde gereğinin ricası ile sanığa havale edildiği, sanığın cevabi yazısını aynı tarihte Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne gönderilmek üzere E. Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu, yine aynı kişi ile ilgili havale edilen bakanlık müzekkeresine istinaden sanık tarafından Sağmalcılar Devlet Hastanesi Başhekimliğine müzekkere yazılarak İ. Altın'ın 19.12.2000 giriş 22.01.2000 çıkış tarihli tedavisine ilişkin tıbbi belgelerin istendiği ve ikmal edilen evrakın 12.02.2008 tarihinde Adalet Bakanlığına gönderildiği,

12.01.2008 ve sonrasında da sanık tarafından CMK'nın 250. maddesiyle görevli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ve Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne cevabi mahiyette bilgi yazılarının yazıldığı,

Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığının 24.03.2006 tarihli ve 2006/94926 PER. sayılı yazısı ile E. Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği cevapta "Hayata dönüş operasyonunun İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı ile İl Jandarma Komutanlığının sorumluluk sahasında icra edildiği, operasyonla ilgili plan, operasyona katılan birliklerin görev dağılımı, yerleşimi, sevk ve idaresi, birliklere müdahale görevi verilip verilmediği ve bu konuda yazılı talimat bulunup bulunmadığına yönelik belge ve kayıtların bu komutanlıklardan talep edilmesinin uygun olacağı" hususunun yanı sıra operasyona fiilen katılan personelin açık kimliklerinin de olayın üzerinden altı yıla yakın bir zaman geçmesi nedeniyle tespit edilemediği, operasyona fiilen kimlerin katıldığına ilişkin kayıt ve belgelere rastlanmadığı, operasyona dair herhangi bir belge ya da kayıt bulunmadığı, bu konularda İstanbul İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde yürütülen ön incelemede görevli ön incelemeciye bildirimde bulunulduğu, ön incelemecinin sorulan hususlarda bilgi sahibi olabileceği, zira operasyonun yapıldığı tarihte Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanı olarak görev yapan Jandarma Albay Y. ......ile irtibata geçtiğinin öğrenildiği açıklamalarına yer verildiği,

28.08.2007 tarihinde katılan ....... tarafından E. Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe verilerek onlarca kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan operasyon emrini veren, bu operasyonu planlayan ve uygulayan tüm sorumluların yargılanmaları, operasyonda ne tür bombaların kullanıldığının tespit edilmesi ve delillerin yok olmasının önüne geçilmesi için derhal gerekli tedbirlerin alınması konularında suç duyurusunda bulunulduğu, 2007/19317 Sayılı soruşturmaya kaydedilen evrakın 14.02.2008 tarihinde 2000/21030 Sayılı soruşturma evrakı ile birleştirilmesine karar verildiği, şikâyet dilekçesinde ...... ile birlikte isimleri belirtilmeyen Jandarma Komutanlarına yer verildiği, 2008 ve 2009 yıllarında tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevlerinde bulunan şüphelilerin savunmalarının tespit edildiği, bu ifadelerin sanık tarafından alınmadığı, terhis edilen bir kısım askerler ile ilgili şüpheli sıfatıyla savunmalarının alınması hususunda yazılan talimatlara ikmalen veya bila ikmal cevap verildiği,

Sanık tarafından 18.08.2008 tarihinde 2000/2130 soruşturma sayılı evrak üzerinden Akyaka/Kars Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazılarak...... isimli Elazığ Jandarma Taburu emrindeki erin ifadesinin alınmasının istendiği, evrakın 22.09.2008 tarihinde bila ikmal iade edildiği, 18.01.2008, 18.08.2008, 05.11.2008 tarihlerinde ise yine sanık tarafından M. K. Paşa, Pazarcık, Aksaray, Emirdağ, Giresun, Gümüşhane, Kazan, Karşıyaka, Sungurlu, Ankara, Akyaka, Kayseri, Dereli, Tunceli, Konya, Gebze, Büyükçekmece, Kocaeli, İzmir Sarıyer ve ilgili diğer Cumhuriyet Başsavcılıklarına, bir kısım jandarma görevlisinin ifadesinin alınması hususunda talimatlar ve Sarıyer, Kâğıthane ve ilgili diğer İlçe Emniyet Müdürlüklerine ise müzekkereler yazıldığı, talimat ve müzekkerelere verilen cevapların dosya arasında bulunduğu, bir kısmının bila ikmal iade edildiğinin görüldüğü,

Dosya içerisinde bulunan ve bir kısım katılan vekili ... tarafından fotokopi olarak 04.08.2008 tarihinde 2000/21030 Sayılı dosyaya ibraz edilen İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı tarafından 27.09.2001 tarihinde Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının bilgi ve belge istemine ilişkin olarak İl Jandarma Komutanlığına Jandarma Bölge Komutanı imzası ile gönderilen ve ayrıca Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığına da dağıtımı sağlanan yazıda "İstenen belgelerin ekte sunulduğu" ibaresine yer verildiği, yazının ekinde ise Ümraniye Cezaevi özel müdahale planının bulunduğu, planda operasyonun kod adının "Atmaca" olduğunun belirtildiği ve detaylı bir şekilde müdahalenin hangi birlikler tarafından gerçekleştirileceğinin anlatıldığı, operasyon komutanının Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral ......, komutan yardımcısının ise İstanbul İl Jandarma Komando J. Kıdemli Albay.....olduğunun açıkça yazıldığı, operasyon planının Bölge Komutanı ...... tarafından hazırlandığı, operasyona katılan birliklerin ve komutanların isimlerinin rütbeleri ile birlikte Jandarma Kıdemli Albay..... imzası ile dosya içerisinde bulunduğu, operasyon planında Bayrampaşa Cezaevinde planın tamamlanmasını müteakip Ümraniye Cezaevine intikal edileceğinin yazılı olduğu, ayrıca ilgili planın 30.01.2008 tarihinde talebine istinaden Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği,

18.08.2008 tarihinde Avukat ... tarafından dosyaya sunulan dilekçede soruşturma dosyası içinde bulunan olayı yaşayanların anlatımı ile jandarma tarafından tutulan olay tutanağı arasında çelişkilerin olduğu, otopsi raporları ile olay tutanağındaki anlatımların birbirini tutmadığı belirtilerek olayı yaşayanların eşliğinde olay yerinde keşif yapılmasının talep edildiği, bu nedenle de Bayrampaşa Cezaevi C bloğun keşif işlemi yapılıncaya kadar muhafaza edilmesinin, varsa yıkım kararı hususunda gerekli tedbirlerin alınmasının istendiği, Avukat .......'ın Bayrampaşa Kapalı Cezaevinde keşif işlemi gerçekleştirilinceye kadar kapalı cezaevinin mühürlenmesine ilişkin talebini içeren üç sayfadan ibaret dilekçesinin ise 27.08.2008 tarihinde E. Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine sunulduğu, mahkemenin 01.09.2008 tarihinde talebi reddettiği,

Sanık tarafından 06.11.2008 tarihinde E. 3. Asliye Ceza Mahkemesine müzekkere yazılarak Mahkemenin 2001/934, 2007/240 ve 2001/189 esas sayılı davalarının akıbetinin bildirilmesinin istendiği, 10.11.2008 tarihinde ise aynı Mahkemeye yazılan "Bakanlık işi çok acele" başlıklı müzekkerede 23.06.2008 tarihli olup 934-1569 ve 240-1568 Sayılı ilamların temyiz edilip edilmediklerinin ve kesinleşip kesinleşmediklerinin sorulduğu, Mahkemenin 10.11.2008 tarihli yazısında ise 2001/934 ve 2007/240 esas sayılı dava dosyalarında iddianame, ek takipsizlik ve Mahkemenin tasdikli karar örneklerinin ekte gönderildiğinin belirtildiği,

11.11.2008 tarihli cevabi yazıda ise 2001/934 esas ve 2008/1569 karar ile 2007/240 esas ve 2008/1568 karar sayılı ilamların temyiz edilmiş olup henüz kesinleşmediğinin belirtildiği,

21.05.2009 tarihinde Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünün 14.05.2009 tarihli ve 50742 Sayılı yazısına verilen cevapta; “Hayata dönüş" operasyonu sırasında ateşli silahlar ve çıkan yangınlar nedeniyle çok sayıda tutuklu ya da hükümlünün yaralanmaları ve ölmeleri üzerine çok sayıdaki şikâyetçinin suç duyuruları, şikâyet ve iddiaları ile ilgili soruşturmanın operasyona katılan görevlilerin açık kimlik ve adreslerinin tespitine ve talimatlar yoluyla ifadelerinin alınmasına çalışılması, olayın büyüklüğü ve soruşturmanın kapsamlı olması, operasyona katılanların ve ifadeleri alınacak görevlilerin çokluğu nedeniyle soruşturmanın tamamlanamadığının belirtildiği, 03.06.2009 tarihinde de sanık tarafından Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne talep edilen cevabi yazının gönderildiği,

Avukatlar ...,........ ve.....tarafından insanlığa karşı suç isnadı ile ........Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Personeli, Elazığ Jandarma Komando ve Halkalı Jandarma Komando Tabur Komutanlıkları haklarında suç duyurusunda bulunulduğu, buna ilişkin dilekçenin 21.12.2009 tarihinde soruşturma defterinin 2009/29933 sırasına kaydedildiği ve 17.03.2010 tarihinde 2000/21030 soruşturma evrakı ile birleştirilmesine karar verildiği,

05.03.2010 tarihinde ise Avukat .....'in talebine istinaden sanık tarafından ilgili avukata soruşturmanın devam ettiğine dair cevabi yazının verildiği,

Sanığın 01.04.2010 tarihli kararı ile şüphelileri faili meçhul olarak göstererek 19.12.2000 tarihinde işlenen “Görevin ifası sırasında görev sınırını aşarak faili gayri muayyen şekilde birden çok adam öldürme ve adam öldürmeye teşebbüs etme” suçlarından soruşturma evrakını tefrik ettiği, kimliği tespit edilemeyen jandarma görevlileri hakkındaki soruşturmayı 2010/7832 Sayılı soruşturmaya kaydederek bu sayı üzerinden soruşturmaya devam edilmesine karar verdiği,

Yine sanığın 02.04.2010 tarihinde de 2000/21030 soruşturma numarası üzerinden şüpheliler....... ve arkadaşları olmak üzere toplam 214 şüpheli hakkında görevin ifası sırasında görev sınırını aşarak faili gayri muayyen şekilde birden çok adam öldürmek, adam öldürmeye teşebbüs etmek, efrada suimuamelede bulunmak suçlarından ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği,

Aynı tarihte 39 şüpheli hakkında 19.12.2000 tarihinde işlenen görevin ifası sırasında görev sınırını aşarak faili gayri muayyen şekilde birden çok adam öldürme ve adam öldürmeye teşebbüs etme suçlarından 21030-123 Sayılı fezlekenin tanzim edilerek Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, fezlekenin 08.04.2010 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/44785 Sayılı soruşturmasına kaydedildiği ve Cumhuriyet Savcısı ...... tarafından 20.04.2010 tarihli ve 1420 Sayılı iddianame ile Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

10.05.2010 tarihinde Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulüne karar verildiği ve evrakın Mahkemenin 2010/172 Sayılı esasına kaydedildiği, 14.05.2010 tarihinde ise tensip yapılarak duruşmanın 23.11.2010 tarihine bırakılmasına karar verildiği,

Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30.11.2010 ve 03.12.2010 tarihlerinde Jandarma Genel Komutanlığı ve İstanbul İl Jandarma Komutanlığına yazdığı talimatlar gereğince PER:10040-25309-11/Huk.İşl.Ks. sayılı ve bilgi/belge temini konulu müzekkere ekinde 15.12.2000 tarihinde İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığınca düzenlendiği anlaşılan Bayrampaşa Cezaevi özel müdahale planının ve eklerinin Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği,

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığının 20.01.2012 tarihli ve 108-109 Sayılı inceleme ve soruşturma emri istemli yazısı üzerine Müfettişlerce düzenlenen 05.04.2012 tarihli inceleme ve soruşturma raporuna göre; sanığın savunmasında belirttiği hususların dosyada etkin bir soruşturma yapılmamasının ve evrakın neticelendirilememesinin haklı bir nedeni sayılmadığı, bu nedenle yapılan savunmanın yeterli görülmediği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin talebine istinaden Adalet Bakanlığının bilgi istemini içeren yazılarına verilen cevabi mütalaalar dışında olayın sanıklarının tespit edilerek soruşturmanın tamamlanması konusunda ciddi bir gayretin gösterilmediğinin açık olduğu, sanığın, yazdığı müzekkerelere cevap verilmediği yönündeki savunmalarının "Tufan" olarak isimlendirilen operasyon planının soruşturma dosyasına girmesinden sonra haklarında şikâyette bulunulan görevlilerle ilgili bir işleme tevessül etmemesi karşısında bir anlam ifade etmediği, bizzat sanık tarafından beyan ve savunması tespit edilen kimsenin bulunmadığı, operasyona ilişkin kitap kaleme alarak basın ve yayın organlarına beyanatta bulunan ve operasyona katıldığı anlaşılan yüzbaşının, şikâyetçilerin ihbarı karşısında en azından tanık veya bilgi sahibi olarak dinlenmesi gerektiği, ancak sanığın anılan görevlinin dahi ifadesine başvurmadığı, ifadelerin tümünün CMK'nın belirlediği kurallar çerçevesinde tespit edilmediği, bilgi sahibi olduğu anlaşılan birçok kişinin ifadesine başvurulmadan soruşturmanın faili meçhul olarak kabul edilmekle daimi arama evrakı muamelesine tabi tutulduğu, bu şekilde suç işleyen kişiyi cezasız bırakma gibi bir takdir hakkı, dosyada toplanan delilleri yok sayma gibi bir lüksü bulunmayan sanığın etkin bir soruşturma yürütmeyerek operasyonda görev alan ve özellikle rütbeli olan bazı kişileri soruşturmadan vareste tutmaya çalıştığı, on yılı aşkın süredir evrakı bu nedenle sonuçlandırmamasının kovuşturmayı gerektirir nitelikte olduğu,

Adli sicil kaydına göre; sanığın sabıkasız olduğu ve dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışının bulunmadığı,

İlk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince sanık hakkında eylemin nitelendirilmesinde, cezanın en üst hadden tayin edilmesinde ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde gösterilen gerekçelerden biri olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 20.11.2012 tarihli ve 19262/09 başvuru sayılı.....ve Diğerleri/Türkiye kararının incelenmesinde; davanın Türk vatandaşları olan ..........tarafından 31.03.2009 tarihinde Türkiye aleyhine açıldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince incelemeye konu dosyaya ilişkin tespitlerde bulunulduktan ve “Hayata dönüş” operasyonu ile ilgili yapılan soruşturma ve yargılama faaliyetlerine ilişkin safahata yer verildikten sonra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesinin ihlal edildiği iddiası ile ilgili yapılan değerlendirmede; idare makamının, yani valiliğin müdahalesinin ihtilaf konusu operasyonun hangi koşullarda meydana geldiğini etkili, bağımsız ve açık şekilde belirleyebilecek ceza soruşturmasının açılmasına yıllarca engel olduğu, ceza davasının ancak 2010 yılında, yani ihtilaf konusu olaylardan 10 yıl sonra açıldığı, bu kadar uzun bir süre geçmiş olmasının, ulusal makamların delil toplama ve olaylarla ilgili koşulları tespit etme sürecini zora sokabilecek bir etken olduğu, 39 jandarmanın görevleri sırasında Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde adam öldürme ve adam öldürmeye teşebbüsten yargılandıkları, suç isnat edilen birçok jandarma görevlisi ve bazı şikâyetçilerin anılan Mahkemece dinlendiği, operasyonun tam olarak ne şekilde gerçekleştirildiği ve başvuranların hangi koşullarda yaralandıklarının aydınlatılmadığı, nitekim yukarıda anılan ceza davası operasyonun planlaması hakkında daha fazla bilgi elde edilmesini sağlamış olsa dahi, operasyonun nasıl yönetildiği ve başvuranların hangi koşullarda yaralandığı konusunda aynı şeyi söylemenin mümkün olmadığı, Ağır ceza mahkemesince dinlenen jandarma görevlilerinin ifadelerinden öncelikli olarak bu görevlilerin müdahale eden görevliler arasında yer almadıkları sonucunun çıktığı, bu kişilerin, ifadelerinde görevlerinin mahkûmların tahliye edilmesi ve güvenliklerinin sağlanması olduğunu beyan ettikleri, jandarma görevlilerinin bir kısmının, Ümraniye Cezaevine yapılan müdahaleye katıldıklarını belirttikleri ve sonradan bu yöndeki ifadelerini geri aldıkları, sanık jandarma görevlilerinin tamamının Elazığ Jandarma Komando Taburuna bağlı oldukları, hâlbuki 15 Aralık 2000 tarihli operasyon planındaki müdahale grubunun Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Birliğine bağlı olduğu, olayların üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen, bu jandarmaların kimliklerinin hâlen tespit edilemediği, askeri makamların soruşturma yetkililerine ve adli sorumlulara, operasyona katılan görevlilerin kimliklerini vermekte isteksiz davrandıkları ve bu isteksizliğin hâlen devam ettiği, planda operasyonun video görüntülerinin kaydedilmesi ve operasyon sonrasında bir rapor hazırlanması öngörülmesine rağmen askeri makamlar tarafından gönderilen yazıya göre hiçbir görüntü kaydının mevcut olmadığı, operasyon raporu ile ilgili dosyada anılan niteliğe sahip bir belgenin yer almadığı, Mahkemenin, ayrıca dosyada, başvuranların ayaklanmaya aktif olarak katıldıklarını ve güvenlik güçlerine saldırdıklarını veya güç kullanımının ilgililerin davranışları dolayısıyla kesinlikle zorunlu hâle geldiğini kanıtlayan hiçbir unsurun bulunmadığı, ilgililerin kendilerine karşı ölümcül güç kullanılmasını mutlak olarak zorunlu kılabilecek bir davranış içine girdiğinin kanıtlanmasının mümkün olmadığı, başvuran ...'ın yaralanmış olduğu yangının kaynağının henüz tespit edilemediği, adı geçen başvuranın, yangının koğuşun içerisinde, güvenlik güçleri tarafından atılan el bombalarından dolayı meydana geldiğini belirttiği, Hükümetin, bu iddiaya itiraz ettiği, yangını mahkûmların başlattıklarını ve kendilerini ateşin içine attıklarını ileri sürdüğü, ancak Adli Tıp Uzmanları tarafından düzenlenen 14.02.2001 tarihli rapordan açıkça anlaşılacağı üzere el bombalarının insanların ve yanıcı maddelerin bulunduğu kapalı ortamlarda kullanılması yasaklanmasına karşın güvenlik güçlerinin bu talimatlara aykırı davranarak el bombalarını aşırı derecede kullandıkları, bununla birlikte, uzmanların, yangının kaynağı konusunda kesin bir kanaate varamadıkları, itfaiyenin raporunda ise, mahkûmlar tarafından başlatılan bir yangından bahsedildiği, bu bakımdan yangının kaynağının ancak bir soruşturma veya yargılama yoluyla belirlenebileceği, ihtilaf konusu olayların ardından yaklaşık 12 yıl geçtiği hâlde, ceza davasının hâlen Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde derdest olduğu ve yangın çıkan koğuştaki koşulların henüz kesin biçimde tespit edilmediği, soruşturma ve ceza davasında, o sırada Devletin sorumluluğunda bulunan başvuranların yaralanmalarının koşullarının hâlen ortaya çıkarılmış olmadığı, Hükümetin de ilgililerin maruz kaldıkları yaralanmaların kaynağını yeterli biçimde izah edemediği ve mağdurlara Sözleşme'nin 2. maddesi bağlamında meşru güç uygulandığını kanıtlayamadığı, bütün koşullar göz önünde tutulduğunda, başvurana karşı kullanılan gücün Sözleşme'nin 2. maddesi bağlamında “Mutlak zorunlu” olmadığı, dolayısıyla başvuranlardan ...'la ilgili olarak Sözleşmenin 2. maddesinin uygulanabilir olduğu ve son olarak, bu başvuran ve başvuranlardan .....,..... ve..... ile ilgili olarak Sözleşme'nin 2. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığı, bu kapsamda, diğer hususların yanı sıra;

Sözleşme'nin 44 § 2. maddesine uygun olarak; davalı devletin başvuranlara kararın kesinleştiği tarihten başlamak üzere üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere;

a-) Başvuranlardan .....,..... ve ....için 15 000'er Avro (on beş bin Avro) tutarında manevi tazminat ve kesilmesi muhtemel vergiler;

b-) Başvuran ... için 20 000 Avro (yirmi bin Avro) tutarında manevi tazminat ve kesilmesi muhtemel vergiler;

c-) Başvuranların masraf ve giderler taleplerini karşılamak üzere müştereken 4000 Avro (dört bin Avro) ve kesilmesi muhtemel vergileri ödemekle yükümlü olduğuna karar verildiği,

İlk derece mahkemesi sıfatıyla görev yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince;

Kararın gerekçe bölümünde, “…Sanığın uzunca bir zaman olayı sonuçlandırmaması, etkin soruşturma yapmaması, soruşturduğu dosyadaki zarar ve tehlikenin ağırlığı yanında, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı da göz önünde bulundurularak keza ağır insan hakları ihlallerinin kanıtlanması halinde uygun bir ceza verilmesi, verilen kararların etkili, orantılı ve işlenen suça uygun olması gerektiğinden, hafif cezaların verilmesi sadece cezasız kalma ortamına yol açabileceğinden (Bkz. Ağır İnsan Hakları İhlallerinde Cezasızlığın ortadan Kaldırılması-Z. Güçlü, sh. 48/49), dava konusu olayla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin.....ve diğerleri Türkiye davası kararında sözleşmenin 2. maddesinin ihlal edildiğini saptadığından…”,

Hüküm bölümünde ise “…Suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin kasta dayalı kusurunun yoğunluğu dikkate alınarak…” gerekçeleriyle sanık hakkında en üst hadden ceza tayini yoluna gidildiği,

“…Sanığın soruşturmuş olduğu ve görevli bulunduğu dosyanın suç tarihinin 2000 tarihi olması ve hakkındaki soruşturmaya başlanmasına rağmen aynı eylemini sürdürmeye devam etmesi karşısında TCK'nın 62/2. maddesindeki ‘fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları' sanık hakkında olumsuz görüldüğünden” TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim hükmünün uygulanmadığı,

Kamu zararı tespit ettirilmeden ve sanığa kamu zararını karşılayıp karşılamayacağı sorulmadan kararın gerekçe bölümünde,“Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları, AİHM.nin 20 Kasım 2012 tarihli.....ve diğerleri / Türkiye davası ile ilgili olarak verdiği kararda 3 kişiye 15.000'er Avro, ...'a 20.000 Avro manevi tazminata ve 4.000 Avro yargılama giderine Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini mahkum ettirmesi şeklinde oluşan kamu zararının giderilmemiş olması ve yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmaması”,

Hüküm bölümünde ise “…Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmadığından…” nedenleriyle sanık hakkında CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

Katılan ... aşamalarda; konuya ilişkin kendisi ve avukatları aracılığıyla sunmuş olduğu şikâyet dilekçelerine ekleyeceği bir husus olmadığını, kendisinin de tutuklu olarak bulunduğu Bayrampaşa Cezaevine güvenlik güçleri tarafından yapılan operasyonda mağdur edildiklerini, yapılan usulsüzlüklere ilişkin yasal sorumluların tespiti ve haklarında işlem yapılması konusunda soruşturmayı yürüten makamlara bilgi ve gereğinin yapılması yönünde defalarca talepte bulunmalarına rağmen etkin bir soruşturma yapılmadığını, haksız yere takipsizlik kararları verildiğini, bu anlamda mağduriyetlerinin önlenmediğini,

Katılan ... aşamalarda; olay tarihinde İstanbul Bayrampaşa Cezaevinde başka bir suçtan tutuklu olduğunu, “Hayata dönüş” adı verilen katliam operasyonunda, özel harekâtta görevli kişiler tarafından tabanca ile sağ ayağından vurularak yaralandığını, operasyon sırasında on iki arkadaşının cezaevinde yaşamını yitirdiğini, altı tutuklu bayan arkadaşının diri diri yakıldığını, cezaevinde yakma ve katletme olaylarının Adli Tıp Kurumu tarafından belgelendiğini, buna rağmen soruşturmayı yürüten sanık başta olmak üzere görevlilerin gerekli incelemeyi ve araştırmayı yapmadıklarını, soruşturmayı evrak üzerinden tamamlama yoluna gittiklerini, açılan kamu davasının hâlihazırda İstanbul Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldüğünü, dosya numarasını hatırlamadığı kamu davasına katılma talebinde bulunmasına rağmen İstanbul'a götürülmediğini, katılma talebi konusunda kendisine bilgi verilmediğini, katliam operasyonunun emir ve talimatlarını veren ve taleplerini göz ardı eden dönemin Milli Güvenlik Kurulu ve iktidar heyeti hakkında soruşturmanın genişletilmesini talep ettiğini,

Katılanlar vekilleri soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki beyan ve dilekçelerinde genel olarak; soruşturmanın devam ettiği sırada dosyaya gönderilen bir ihbar mektubunda olayın sorumlusunun ve operasyonun başındaki ismin ......olduğunun belirtilerek anılan kişi ile ilgili ayrıntılı suç isnatlarına yer verildiğini,......'in çağrılıp dinlenmediği gibi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı personeli olan ve operasyona katılan üsteğmenlerin kimlik bilgilerinin tespit edilmediğini, bu kimseler hakkında bir işlem ve araştırmanın yapılmadığını, yanına her uğradıklarında sanığın yazılan bir müzekkerenin cevabını beklediğini ifade ettiğini, ayrıca Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına yazdığı müzekkerelere ya cevap verilmediğini ya da bilgi veya belgeye ulaşılamadığına dair cevaplar verildiğini söyleyip müzekkere cevabını beklediğini belirttiğini, sanığa Cumhuriyet Başsavcılığınca yazılan müzekkerelere ilgili kurumların cevap vermesinin ve istenen belgeleri göndermesinin yasal zorunluluk olduğunu, bu zorunluluğu yerine getirmeyenler hakkında gereğinin yapılması gerektiğini ifade ettiklerini, bu konuda suç duyurularında da bulunduklarını, ancak sanığın bilgi ve belge vermeyenler hakkında herhangi bir işlem yapmadığını, yapılan operasyondan ve delillerin yok edilmesinden sorumlu gördükleri Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanları hakkında da işlem yapılmasına dair dosyaya şikâyet dilekçeleri sunduklarını, olay mahalli mühürlenmesine ve henüz keşif yapılmamasına rağmen Adalet Bakanlığının basın mensupları ile suç mahalline girerek delillerin yok olmasına sebebiyet verdiğini, sanığın, bu talepleri hakkında da bir işlem yapmadığını, sanığın Genel Kurmay Başkanlığı ile yazışma yaptığı yönündeki beyanlarına itibar ederek soruşturmanın rütbeliler hakkında da yürütüldüğünü zannettiklerini, ancak fezleke düzenlendiğinde ismini tespit ettiği tüm personel hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiğini gördüklerini, sanığın komutanlar hakkında görevi ihmal veya görevi kötüye kullanma gibi suçlardan eylemin zamanaşımına uğramasına sebebiyet verdiğini, soruşturma süresince sanığın hiçbir delili toplamadığını, delil araştırması yapmadığını, yapılan operasyon kameraya alındığı ve fotoğraflandığı hâlde bu delillerin dosyaya hiçbir zaman konulmadığını, oysa operasyon harekât planında bu kayıtların çekileceğinin ve kameraya alınacağının yazılı olduğunu, dosyada bulunması gereken operasyon harekât planının ancak kamu davası açıldıktan sonra Ağır Ceza Mahkemesi tarafından istenerek dosyaya konulabildiğini, isimleri tespit edilemediği belirtilen ve operasyona katılan komutanların isimlerinin harekât planında yazılı olduğunu, ..... isimli komutanın Bayrampaşa operasyonunu koordine edenlerden biri olduğunu ve bu konuda kitap yazıp, basın yayın organlarına röportajlar vererek olayı anlattığı hâlde sanık tarafından çağrılıp dinlenmediğini, hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını, suç delilerini bilerek gizlediğini, bazı kişileri ve suçun asli faillerini koruma kastıyla hareket ettiğini, sanığın tabi olduğu meslek ilkelerinin, uluslararası sözleşmelerin ve CMK'nın 160. maddesinin kendisine yüklediği etkili soruşturma yürütme ve delillerin kaybolmaması için her türlü tedbiri alma ödevini yerine getirmediğini, bu şekilde görevini ihmal suretiyle kötüye kullandığını,

Sanık ...; 19.12.2000 - 22.12.2000 tarihleri arasında İstanbul Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda gerçekleştirilen ve bazı tutuklu ve hükümlülerin ölümü ve yaralanmaları ile sonuçlanan “Hayata dönüş” operasyonu ile ilgili yürüttüğü E. Cumhuriyet Başsavcılığının 2000/21030 ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/208053 (E. Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/7832) sayılı soruşturmalarda bazı tutuklu ve hükümlüler ile vekillerinin, görevini kötüye kullandığı yönündeki şikâyet ve iddialar üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu müfettişleri tarafından düzenlenen 05.04.2012 tarihli inceleme ve soruşturma raporuna dayandırıldığını, aşamalarda yaptığı yazılı ve sözlü savunmalarında da belirttiği üzere “Hayata dönüş” operasyonunda ölüm ve yaralanma olaylarının gerçekleştiği bölümde görev aldığı bildirilen Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığınca görevlendirilen jandarma personeli yönünden yapılan soruşturma sürecinde fiili müdahale grubu olarak ölüm ve yaralama olaylarının gerçekleştiği C Blok'ta görev alan jandarma görevlilerinin sayısı, görevleri, açık kimlik ve adres bilgilerinin yapılan birçok yazışmaya rağmen resmi kayıtlarla tespit edemediğini, haklarında kamu davası açılmak üzere Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben fezleke düzenlediği 39 jandarma görevlisinin açık kimliklerini 4483 Sayılı Kanun hükümleri gereğince yaptırılan ön inceleme soruşturması sırasındaki ifadelerden tespit edebildiğini, ön inceleme soruşturmasında Ümraniye ve İstanbul Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumlarında görev alan jandarma görevlilerinin karışık şekilde ifadeleri alındığından İstanbul Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda görev almadıkları ya da ihtiyaten dışarıda bekletildikleri tespit edilenler hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verdiğini, klasörler dolusu evrakın incelenmesi, okunması, değerlendirilmesi, ifadeleri alınanların durumlarının nitelendirilmesi, haklarında verilecek kararların tespiti, hazırlanması, yazılması, UYAP kayıtlarına geçirilmesi sürecinin de soruşturmanın uzamasının nedenleri arasında olduğunu, suça konu soruşturmayı yürüttüğü dönemle eş zamanlı olarak binlerce soruşturma evrakının da kendisi tarafından soruşturulduğunu, sonuçlandırıldığını veya sonuçlandırılmaya çalışıldığını, Cumhuriyet Başsavcıları tarafından kendisine tevdi edilen çeşitli mahkemelerdeki duruşma savcılığı ve nöbet gibi görevler ile diğer idari işlerin de kendisi tarafından yerine getirildiğini, bu durumun birlikte görev yaptığı Cumhuriyet başsavcıları, hâkim ve Cumhuriyet savcısı meslektaşları ile diğer adliye personeli ve hatta soruşturmaların tarafları ve vekillerince de bilindiğini,

Bahsi geçen 2000/21030 Sayılı soruşturmaya konu olayın özelliği, yaralı ve ölü sayısı ile ihbarcı ve şikâyetçi, şüpheli ve tanık sayısının fazla olması, ihbar ve şikâyetlerin mahiyeti, kapsamı, şikâyet edilenlerin görev mahiyetleri, olay tarihinden sonraki mevzuat değişiklikleri, UYAP'a geçiş süreci gibi nedenlerin de soruşturma sürecini uzattığını, operasyona katılan müdahale, destek, emniyet, sevk gibi işlerde görev alan jandarma görevlilerinin açık şekilde bildirilmemesinin işi daha da karmaşık hâle getirdiğini, operasyona katılan görevlilerin sayısı ve kimlik bilgilerini, alınan ifadeler yoluyla tespite çalıştığını, soruşturma evrakının kapsamı, incelenecek, okunacak ve değerlendirilecek belge adedinin çokluğunun kesintisiz ve yoğun bir çalışmayı gerektirdiğini, 2003 - 2006 yılları arasında 4483 Sayılı Kanun hükümleri gereğince yaptırılan ön inceleme soruşturması aşamasında operasyonda görev alan yüzlerce görevlinin tayin, terhis ve benzeri nedenlerle görev yerleri ve ikamet adreslerinin değişmesi nedeniyle talimat yoluyla ifadelerinin alınmasına çalışılması, kimlik ve adreslerinin tespiti, raporların hazırlanması, karar verilmesi, itirazların İstanbul Bölge İdare Mahkemesince incelenip karara bağlanması gibi işlemlerin de soruşturmayı uzattığını, soruşturma evrakının eski kayıtlı olması nedeniyle taraflarının birçoğunun kimlik numaralarının ifade tutanakları ve eklerinde bulunmadığını,

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben düzenlediği 02.04.2010 tarihli ve 21030-123 Sayılı fezleke ile soruşturma evrakını, İstanbul Valiliğince 4483 Sayılı Kanun hükümleri gereği yapılan ön inceleme soruşturması sırasında görevlendirilen ön incelemeci tarafından alınan ifadelerden operasyona fiilen katıldıkları tespit edilebilen 39 jandarma görevlisi hakkında yargılanıp cezalandırılmaları kanaati ile kamu davası açılmak üzere Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiğini,

Fezleke doğrultusunda 39 jandarma görevlisi hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan kamu davasının Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/172 esas sayılı dava dosyası üzerinden devam ettiğini, ifadeleri alınıp, ölüm ve yaralama ile sonuçlanan operasyona doğrudan doğruya, birebir veya fiilen katıldıklarına dair delil elde edilemeyen 214 jandarma görevlisi hakkında 02.04.2010 tarihinde kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair ek karar verdiğini, operasyona katılan, ancak açık kimlik ve adresleri tespit edilemeyen, ifade ve savunmaları alınamayan diğer jandarma görevlileri yönünden ise 01.04.2010 tarihinde evrakı tefrik edip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/208053 (birleştirilen E. Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/7832) sayılı soruşturmasına kaydederek soruşturmaya devam ettiğini,

Olayın gerçekleştiği dönemde görev yapan Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanları ile üst düzey askeri ve sivil görevliler hakkında şikâyeti bulunanlar ve vekillerinin suç duyuruları ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09.06.1998 tarihli ve B.03.0....0.00.00.0.3.3.15/72 Sayılı genelgesi gereğince görevli bulundukları yer ve değişik yerlerdeki ceza ve infaz kurumlarında gerçekleştirilen benzeri operasyonlar nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2001 tarihli ve 2001/4709-502 Sayılı kararı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 100 ve TBMM İçtüzüğü'nün 107. maddeleri gereğince "Takibata Yer Olmadığına" ve "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının görevsizliğine" karar verildiğini,

Toplam 240 şikâyetçi ve vekilinin devam eden benzeri şikâyet ve ihbarları nedeniyle ayrılan evrakı E. (Kapatılan) Cumhuriyet Başsavcılığının 07.06.2001 tarihli ve 2001/10007-591 Sayılı fezlekesi ile gereği için yeniden gönderdiğini,

Yine bir kısım şikâyetçi vekili ... ....., ....., ...... ve ...'ın, aynı dönemde görev yapan Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanları ile Jandarma Genel Komutanı, İstanbul Jandarma Bölge Komutanı, İstanbul İl Jandarma Komutanı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, İstanbul Kapalı Cezaevi Cumhuriyet Savcısı haklarındaki şikâyetleri nedeniyle ayrılan tasdikli evrak fotokopilerini 17.03.2010 tarihli ve 2000/21030 Sayılı yazı ekinde Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne sunulmak üzere E. (Kapatılan) Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiğini,

Başta dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve İstanbul Kapalı Cezaevi Cumhuriyet Savcısı ile bir kısım üst düzey kamu görevlisinin ifadelerinin dahi alınmadığı iddiaları ile ilgili olarak; bahsi geçen görevlilerin daha olayın başından itibaren zaman zaman farklı şikâyetçiler ve vekillerince şikâyet edildiklerini ve şüpheli konumuna sokulduklarını, olay tarihlerinde Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09.06.1998 tarihli ve B.03.0....0.00.00.0.3.3.15/72 Sayılı genelgesinin yürürlükte olup, görev sıfatı gereği bahsi geçen genelge karşısında devletin üst düzey görevlerinde hizmette bulunmuş veya hâlen hizmette bulunan üst düzey görevliler hakkında soruşturma yapmasının veya görevlilerin ifadelerini almasının mümkün olmadığını, şikâyet edilen, kendisine şüpheli sıfatı atfedilen bir görevlinin tanık olarak ifadesinin alınmasının ise hukukun genel ilkeleri ile bağdaşmayacağını,

Şikâyet edilen ve haklarında iki farklı tarihte kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair ek karar verilen şüphelilerin ölüm ve yaralama olaylarının gerçekleştiği bölüme fiili müdahale görevi verilen ve görevi icra eden Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığında görevli olmadıklarının veya görevli olmakla birlikte olay yeri dışında çeşitli görevler ifa ettiklerinin cevabi yazılar ile anlaşılması nedeniyle soruşturmanın aydınlatılmasına katkı sağlamayacağı düşüncesiyle ifadelerini almaya gerek duymadığını,

Şikâyette bahsi geçen operasyonda görev alan kamu personelini koruması için bir sebep olmadığını, soruşturmayı kasıtlı olarak geciktirdiği, delillerin kaybolmasına neden olduğu, delilleri kararttığı gibi iddiaların, olayın başından beri delillerin toplanmasına, soruşturmanın aydınlatılmasına yönelik mesai saatleri dışında dahi özveri ve titizlikle, bıkmadan, usanmadan, yakınmadan yaptığı soruşturma ile bağdaşmadığını, şikâyet edilen bazı görevlilerle ilgili kararların ayrıntılı gerekçelerinin, verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlarda belirtildiğini, ayrıca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara itiraz edilmesinin mümkün olduğunu, bu kararlara itiraz edilebileceğinin, itirazın yapılacağı mercinin ve itiraz süresinin kararlarda gösterildiğini, olayda bir kastı, kusuru veya ihmalinin bulunmadığını, yaptığı soruşturma ile ilgili belge asıllarının yargılaması devam eden Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/172 Sayılı dava dosyasına konu birleştirilen E. Cumhuriyet Başsavcılığının 2000/21030 ve bu evraktan tefrik edilerek soruşturması devam eden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/208053 Sayılı soruşturma evrakı içerisinde mevcut olduğunu,

39 görevli hakkında açılan kamu davası kapsamında yapılan yargılama sırasında ortaya çıkan "Tufan" eylem planının teminine ve operasyona katılan görevlilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilip gönderilmesine yönelik Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine ve dağıtımlı olarak İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığına, İstanbul İl Jandarma Komutanlığına, İstanbul Jandarma Komutanlığına, Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığına hitaben yazılan 17.03.2010 ve 06.04.2011 tarihli ve 7832 soruşturma sayılı yazı örneklerinin, soruşturması devam eden 2010/208053 Sayılı soruşturma evrakı içerisinde bulunduğunu, temin edilen cevabi yazıların ve "Tufan" isimli Bayrampaşa Cezaevi özel müdahale planının soruşturma evrakı içerisinde mevcut olduğunu, İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığının 27.04.2011 tarihli ve HRK:1040-12915-11 Sayılı cevabi yazılarında "...Bayrampaşa Cezaevinde 'Hayata dönüş' operasyonunun icrası ile ilgili herhangi bir plana ait belge bulunmadığından gönderilemediği..." ibaresine yer verildiğini, İstanbul İl Jandarma Komutanlığının 13.05.2011 tarihli ve PER:1040-43265-11/Huk.İşl.Ks. sayılı cevabi yazısında "Tufan" isimli Bayrampaşa Cezaevi özel müdahale planının orijinalinin bulunamadığı, fotokopi ile çoğaltılmış bir suretinin İstanbul İl Jandarma Komutanlığı arşivinde bulunarak 22.03.2011 tarihinde Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğinin bildirildiğini, daha önce de açıkladığı üzere müdahale planı olup olmadığı, varsa örneğinin gönderilmesine dair olayın başından itibaren ismi geçen birlik komutanlıklarına gerekli yazıların yazıldığını, yazı asıllarının ve cevaplarının bahsi geçen dava dosyası ve soruşturma evrakı içerisinde yer aldığını,

Hakkında yürütülen soruşturma sırasında savunmasını isteyen yazıyı, aynı zamanda yürüttüğü 2010/208053 Sayılı soruşturmanın seyrine yönelik tavsiye olarak da dikkate aldığını, bu kapsamda soruşturma aşaması itibarı ile gerekli gördüğü bazı hususları tamamlamaya çalıştığını, operasyona katıldığı bildirilen......, ......,....., ..... ve.....'ın şüpheli olarak ifade ve savunmalarının alınması için görev yaptıkları ya da oturdukları adreslere talimatlar yazıldığını,.....,..... ve .....'in alınan ifadelerinden ölen ya da yaralanan tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu bölüme fiilen müdahale eden görevlilerin sayısı, görevleri, kimlik ve adres bilgilerinin tespitinin mümkün olmadığını, bu nedenle ilgililerin ifade ve savunmalarını alamadığını ve soruşturmanın uzadığını,

Görevini kötüye kullandığı, ihmal ettiği iddialarını haksız, adilane olmayan bir itham olarak değerlendirdiğini, geçmiş dönemlerde yerine getirdiği işlerin ve sonuçlandırdığı soruşturma evrakının miktarı, ağırlıkları ve nitelikleri dikkate alındığında ithamların şekli bir tespitten ibaret olduğunun anlaşılacağını, E. Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemin ilk yıllarında fiili imkânsızlıklar nedeniyle üç Cumhuriyet savcısı olarak aynı odayı paylaştıklarını, binanın fiili yetersizlikleri sebebiyle adliyeye yeterli sayıda Cumhuriyet savcısının atanamadığını, atananların bir kısmının ise görev yerine dahi gelmeden meslekten ayrıldıklarını, bu nedenle iki üç Cumhuriyet savcısının yapması gereken işlerin fiilen tek Cumhuriyet savcısına tevzi edildiğini, yılda 30.000'e yaklaşan işlerden son rakamı "2" olan yaklaşık 6.000 civarında evrakın kendisine tevzi edildiğini, geçen yıllardan devredenlerle birlikte yıllık 8.000'lere çıkan soruşturma evrakının soruşturulup sonuçlandırılması, Ağır Ceza ve Asliye Ceza Mahkemelerinin duruşmalarında Cumhuriyet Başsavcılığının temsil edilmesi, dava dosyalarına mütalaa hazırlanması, temyiz işlemlerinin yerine getirilmesi, nöbet ve idari denetimlerin yapılması gibi işler nedeniyle istemese de soruşturmada gecikmeler olmasının, evrakın bir süre işlemsiz kalmasının belirtilen iş yoğunluğu içerisinde doğal olarak kabul edilmesi gerektiğini, bahsi geçen işlerin birbirini tetikleyen, neden sonuç ilişkisi doğuran olaylara ilişkin olduğunu, bir dönem basın suçları, Bayrampaşa Kapalı Cezaevinde meydana gelen önemli olayların soruşturmaları, örgütlü suçlar gibi önemli soruşturmaların da tarafına tevzi edildiğini, bunun yanında E. l. Ağır Ceza Mahkemesi'nin duruşmalarına çıkma görevinin de kendisi tarafından yürütüldüğünü, aynı dönemlerde bazı üst düzey görevlilerin de dâhil olduğu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına bağlı İGDAŞ, Halk Ekmek ve Ağaç A.Ş. ile ilgili yolsuzluk iddialarına dayalı dönemin İstanbul Devlet Güvenlik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılıp mevzuat değişikliği nedeniyle tefrik edilerek görevsizlik ve yetkisizlik kararlarıyla gönderilen klasörler dolusu evrakın bulunduğu soruşturmaların da tarafına tevzi edildiğini ve kendisi tarafından sonuçlandırıldığını, takip eden dönem içerisinde hatırlayabildiği kadarıyla örgütlü olarak sahte para basılması ve tedavüle sürülmesi, sahtecilik, hurdaya ayrılmış araçlarla hırsızlık suçuna konu araçların motor ve şasi numaralarının değiştirilip "Change" yapılarak piyasaya sürülmesi, 10 numara yağ ve akaryakıt kaçakçılığı gibi kapsamlı, örgütlü bazı suçların takip, soruşturma ve sonuçlandırılması işlemlerinin de kendisi tarafından yerine getirildiğini, yalnızca soruşturma yürütüp sonuçlandırmakla kalmadığını, bahsi geçen özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına bağlı şirketlerdeki yolsuzluk iddialarına dayalı soru önergesi ve benzeri TBMM işlemleri nedeniyle talep edilen birçok cevabi yazının da kendisi tarafından hazırlanıp gönderildiğini, söz konusu kapsamlı soruşturmaların hazırlanıp sonuçlandırılması, talep edilen cevap yazılarının yazılması gibi birçok işlemi yakınlarını dahi ihmal ederek mesai saatleri dışında, hafta sonlarında ve bayram tatillerinde yerine getirmeye çalıştığını, tüm bu işleri görevinin gereği olarak değerlendirip yakınmadan ve özveri ile çalıştığını, buna rağmen hak etmediği görevi kötüye kullanma ve ihmal suçlamaları ile karşı karşıya kaldığını, söz konusu ithamları hak etmediğine inandığını, vicdanen rahat olduğunu, soruşturma işlemlerinin uzun bir dönemi kapsaması, daha sonradan UYAP sistemine geçilmesi, görev yaptığı E. Cumhuriyet Başsavcılığının kapatılıp İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında birleştirilmesi, Ankara Cumhuriyet Savcısı olarak atanarak burada görev yapmaya başlaması gibi nedenlerle eski kayıtlara ulaşma imkânının bulunmaması nedenleriyle gerekli bazı belgeleri ibraz edemediğini, belirttiği hususların o dönemlerde kendisi ile birlikte görev yapan meslektaşları ve adliye personeli tarafından da bilindiğini, gerek görüldüğünde ilgililerin ifadeleri alınarak bu hususların doğruluğunun tespit edilebileceğini, sebep olmadığı mevcut imkânsızlıkların hâkim olduğu bir dönemde zaman zaman yeni ve tecrübesiz olan tek bir kâtip ile binlerce soruşturma evrakını sonuçlandırdığını,

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı görevine, E. Cumhuriyet Başsavcılığınca tarafına tevzi edilen ve tamamlanamayan 1044 soruşturma evrakı ile geldiğini, bunların içerisinde dava konusu "Hayata dönüş" operasyonu ile ilgili eski soruşturma evrakından tefrik edilip soruşturması devam eden evrak ile örgütlü 10 numara yağ ve akaryakıt kaçakçılığına konu evrakın da olduğunu,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Çalışma Talimatı gereğince kanun yolları inceleme bürosunda görev aldığını, iki ağır ceza mahkemesinin kararlarını inceleyip kanun yollarına başvurma dâhil olmak üzere kanun yolları ile ilgili muhtelif işlemleri yerine getirmek üzere toplam yirmi iki mahkemenin işlerinin kendisine tevzi edildiğini, bazı meslektaşlarında soruşturma evrakı bulunmadığı hâlde kendisinin soruşturma evrakını da tamamlamak durumunda olduğunu, konu ile ilgili kimseye bir yakınmasının olmadığını, daha önceden olduğu gibi mesai sonrasında, hafta sonlarında, bayram tatillerinde ve nöbet izinlerinde çalışarak soruşturma evrakını tamamlamaya gayret gösterdiğini, kanun yollarındaki temyiz, kanun yararına bozma talepleri ile sabıka kaydı silinmesi gibi Adalet Bakanlığından gelen işlemlerin süreli ve bakanlık işi olması nedeniyle öncelik verilmesi gereken işler olduğunu, 2011 yılının Eylül ayından itibaren yeni Çek Kanunu'nun yürürlüğe girmesi nedeniyle, anılan Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce verilen ve özellikle diğer mahkeme kararları ile çelişen İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesi'nin karşılıksız çek keşidesi suçundan verdiği çok sayıdaki beraat kararını, ilgili dava dosyalarını inceleyerek temyiz ettiğini,

2011 yılında E. Cumhuriyet Başsavcılığının kapatılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile birleştirilmesi nedeniyle E. Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde baktığı işlerin yıllık olarak verilerini UYAP üzerinden temin edemediğinden iş durumunu ayrıntılı olarak sunamadığını, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 24.02.2009 tarihli ve 74 Sayılı ilke kararına göre birinci bölgelerde görev yapan Cumhuriyet savcılarının yeni gelen iş olarak bakması gereken miktarın yıllık 1200 olduğunu, ancak baktığı iş miktarının belirlenen miktarın kat kat üzerinde olduğunu,

Duruşmada görevli Cumhuriyet savcısının görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına ilişkin mütalaasının katılanlar tarafından ileri sürülen ve müfettiş raporunda belirtilen bir kısım iddianın ve iddianamenin tekrarından ibaret olduğunu, gerçeklerle bağdaşmadığını, sonuca göre değerlendirme yapıldığını, nedenler üzerinde durulmadığını, bazı katılan vekillerince verilen müşterek dilekçelerde gerçek dışı ve abartılı biçimde, tek yönlü bakış açısıyla, bir hukukçuya yakışmayan bazı yakıştırma ve nitelendirmelerle açıklanan ve görevli Cumhuriyet Savcısı tarafından duruşmada sunulup sözlü olarak da ifade edilen mütalaaya konu suçun yasal unsurlarının oluşmadığını, kovuşturma konusu edilen olayda görevi ihmal ya da kötüye kullanma anlamında herhangi bir kast ve kusurunun, ihmalinin bulunmadığını savunarak hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunu Mahkemenin takdirine bıraktığını belirtmiştir.

Etkin soruşturma yükümlülüğü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde açıkça düzenlenmemiş olup, bu yükümlülük Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatları ile ortaya çıkmıştır. AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesiyle koruma altına alınmış olan yaşam hakkı ile 3. maddesinde düzenlenmiş olan işkence ve kötü muamele yasağına yönelik ihlal iddialarına ilişkin olarak, Sözleşme'nin tarafı olan devletlerin etkin bir soruşturma yürütme yükümlülüğü altında bulunduğuna ilk olarak 2. maddeye ilişkin Mc Cann/İngiltere ve Kaya/Türkiye davaları ile 3. maddeye ilişkin Aksoy/Türkiye ve Assenov/Bulgaristan kararları ile hükmetmiştir. (C. Ş., Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında Etkin Soruşturma Yükümlülüğü (CMK M. 172/3), On İki Levha Yayıncılık, 1. Bası, İstanbul, 2013, s. 61 vd.) Anılan kararlar ile birlikte Sözleşme'nin tarafı olan devletlerin, 2 ve 3. maddelerine yönelik bir ihlal iddiasının varlığı hâlinde, bu iddiaları etkin bir biçimde soruşturma yürütme yükümlülüğü altında bulunduğu kabul edilmeye başlanmıştır. Bu yaklaşım Mahkeme'nin müteakip kararları ile de sürmüş, ayrıca bazı yeni tarihli kararlarda, 4. maddede düzenlenen kölelik ve zorla çalıştırma yasağı ile 8. maddede düzenlenen özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının ihlali hâlinde de taraf devletlerin etkin soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunduğuna hükmetmiştir. (Ş., s. 66-67.)

AİHM içtihatları da gözetildiğinde, bir ceza soruşturmasının etkin olarak nitelendirilebilmesi için uyulması gereken hususların; soruşturmanın herhangi bir talep olmasa bile kendiliğinden ve ivedilikle başlaması, bağımsız organlarca, kamunun denetimine açık olarak ve makul bir özen ve hızla yürütülmesi olarak sayılması mümkündür. Sözleşmenin 13. maddesinde de etkin soruşturma yürütme yükümlülüğü bağlamında taraf devletlere yükümlülükler yüklenmekte olup, bu yükümlülüklerden ilkinin olayın sorumlularının teşhis edilmesini ve cezalandırılmasını sağlayacak kapsamlı ve etkin bir soruşturmanın yürütülmesi oluşturmaktadır. Soruşturmayı yürüten makamların, ihlali gerçekleştiren görevlilerden bağımsız olması ve şikâyetçinin soruşturma sürecine erişimine imkân sağlanması gibi mutlaka gerekli gördüğü hususların da bu hakkın kapsamına dâhil olduğunda kuşku bulunmamaktadır.(Ş., s. 64, 120 vd.)

Mevzuatımızda da "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" başlıklı 160. maddesi;

"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.

(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür",

"Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" başlıklı 161. maddesi ise;

"(1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını ister.

(2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.

(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir" şeklinde düzenlenmiş olup, Cumhuriyet savcılığına intikal eden bir olayla ilgili izlenecek yol ve yöntemlerle ilgili CMK'nın devam eden maddelerinde de açıklamalara yer verilmiştir.

Yapılan açıklamalardan sonra sanığa atılı görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin açıklamalara yer verilmesinde yarar bulunmaktadır.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ikinci kitabının "Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler"e yer veren dördüncü kısmının "Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı birinci bölümünde "Görevi kötüye kullanma" suçu 257. maddede ;

"(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) İrtikâp suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlayan kamu görevlisi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır" şeklinde düzenlenmişken, 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 Sayılı Kanun'un birinci maddesiyle birinci ve ikinci fıkralarında yer alan "Kazanç" ibareleri "Menfaat", birinci fıkrasında yer alan "Bir yıldan üç yıla kadar" ibaresi "Altı aydan iki yıla kadar", ikinci fıkrasında yer alan "Altı aydan iki yıla kadar" ibaresi "Üç aydan bir yıla kadar" ve üçüncü fıkrasında yer alan "Birinci fıkra hükmüne göre" ibaresi "Bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile" biçiminde değiştirilmiş, 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 Sayılı Kanun'un 105. maddesiyle de üçüncü fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.

Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğü'ne göre ihmal; "Yapmama, savsama" anlamına gelmekte, gecikme ise; "Bir işin yapılması gereken zaman geçtikten sonra yerine getirilmesi" olarak tanımlanmaktadır.

Maddenin, ikinci fıkrasında, kamu görevlisinin yapmakla görevli olduğu işi yapmaması veya kanuna göre yapılması gereken şekilde yerine getirmemesi veya vaktinde yapmayıp geciktirmesi suç sayılmıştır. Görevi kötüye kullanma suçu kasten işlenen suçlardan olup, bu suçtan söz edilebilmesi için; "Kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesi" gerekmektedir.

Görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için, tek başına norma aykırı davranış yetmemekte, fiil sebebiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlanması, suç tarihinden sonra 6086 Sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonrası ise haksız bir menfaat sağlanması gerekmektedir.

Norma aykırı davranışın maddede belirtilen sonuçları doğurup doğurmadığının saptanabilmesi için "Mağduriyet", "Kamunun zarara uğraması" ve "Haksız menfaat" kavramlarının açıklanması ve somut olayda bunların gerçekleşip gerçekleşmediklerinin belirlenmesi gerekmektedir.

Mağduriyet kavramının, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararla sınırlı olmayıp bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade ettiği kabul edilmelidir. Bu husus madde gerekçesinde; "Görevin gereklerine aykırı davranışın, kişinin mağduriyetine neden olunması gerekir. Bu mağduriyet, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararı ifade etmez. Mağduriyet kavramı, zarar kavramından daha geniş bir anlama sahiptir." şeklinde vurgulanmış, öğretide de; mağduriyetin sadece ekonomik bakımdan ortaya çıkan zararı ifade etmeyip daha geniş bir anlama sahip olduğu, bireyin, sosyal, siyasi, medeni her türlü haklarının ihlali sonucunu doğuran hareketlerin ve herhangi bir çıkarının zedelenmesine neden olmanın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir (M. E. Artuk-A. Gökçen-A. C. Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, T. Kitapevi, 11. Bası, Ankara, 2011, s. 911 vd.; M. Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s. 772; Veli Özer Özbek-M. N. Kanbur-Koray Doğan-P. Bacaksız-İ. Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2011, s. 974.).

Kişilere haksız menfaat sağlanması, bir başkasına hukuka aykırı şekilde her türlü maddi ya da manevi yarar sağlanması anlamına gelmektedir.

Kamunun zarara uğraması hususuna gelince; madde gerekçesinde "Ekonomik bir zarar" olduğu vurgulanan anılan kavramla ilgili olarak kanuni düzenleme içeren 5018 Sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesinde; kamu görevlilerinin kast, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanan kamu zararı, her olayda hâkim tarafından, iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek bir fiyatla alınıp alınmadığı veya aynı şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, somut olayın kendine özgü özellikleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu belirleme; uğranılan kamu zararının miktarının kesin bir biçimde saptanması anlamında olmayıp miktarı saptanamasa dahi, işin veya hizmetin niteliği nazara alınarak, rayiç bedelden daha yüksek bir bedelle alım veya yapımın gerçekleştirildiğinin anlaşılması hâlinde de kamu zararının varlığı kabul edilmelidir. Ancak bu belirleme yapılırken, norma aykırı her davranışın, kamuya duyulan güveni sarstığı, dolayısıyla, kamu zararına yol açtığı veya zarara uğrama ihtimalini ortaya çıkardığı şeklindeki bir düşünceyle de hareket edilmemelidir.

Bu açıklamalar ışığında ikinci konu değerlendirildiğinde;

Suç tarihlerinde E. ve İstanbul Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan sanığın, 19.12.2000 ile 22.12.2000 tarihleri arasında Bayrampaşa Cezaevinde gerçekleştirilen ve "Hayata dönüş" olarak adlandırılan operasyon hakkında E. Cumhuriyet Başsavcılığının 2000/21030 (İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/208053) sayılı dosyasında soruşturmayı yürütmekle görevli olmasına karşın soruşturmanın devam ettiği on bir yılı aşkın sürede, operasyona katılan askeri personelin kimlik bilgilerinin tespiti hususunda ilgili makamlara yazılan müzekkerelere cevap vermeyen, olumsuz cevap veren ya da istenen bilgi ve belgeleri göndermeyen sorumlular hakkında gereğini yapmadığı, İstanbul İl Jandarma Komutanlığının Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği "Tufan" isimli Bayrampaşa Cezaevi müdahale planını temin edemeyerek soruşturmanın uzamasına sebebiyet verdiği, bir kısım kamu personelini koruyucu tarzda hareket ettiği, bu anlamda katılanlar tarafından çeşitli tarihlerde verilen dilekçelerle şikâyet edilen kamu görevlilerinin beyanlarına başvurmadığı, savunmalarını tespit etmediği, şikâyetlerle ilgili gereğini yapmadığı, operasyona ilişkin tutanağı imzalamaktan imtina eden ve haklarında şikâyette de bulunulan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve Cezaevi Savcısının tanık olarak dahi bilgilerine başvurmadığı, imzadan imtina gerekçeleri ile bilgi ve görgülerinin tespiti hususunda bir gayret sarf etmediği, vaki şikâyetlere ilişkin de bir karar kaleme almayarak soruşturma dosyasını daimi arama evrakı olarak devam ettirdiği, operasyona katılan ve ölüm ve yaralanma olaylarının gerçekleştiği belirlenen C blokta konuşlandırılan Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığına ait personelin kimlik bilgilerini tespitte gerekli hassasiyeti göstermediği gibi ön soruşturma sırasında alınan beyanlarına itibar ederek haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği, operasyonda görev alan ve fiili müdahale grubu içindeki 39 er hakkında fezleke tanzim ederek bu kişilerin ön inceleme aşamasında tespit edilen ifadeleriyle yetindiği, haklarında fezleke düzenlenen anılan 39 erin emir komuta zincirinin tespiti ve kimlerden emir aldıkları konusunda savunmalarına başvurmadığı, yalnızca jandarma komutanlıklarına müzekkere yazarak görev alan kişilerin isim listesinin gönderilmesini istemekle yetindiği, operasyona katılan kişilerin savunma ve beyanlarını tespit etmediği gibi asker kişiler tarafından alınan beyanları dikkate alarak fezleke tanzim ettiği, 214 personel hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği, bu şekilde etkin bir soruşturma yürütmeyerek görevini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açılmış ise de;

HSYK müfettişlerince E. Cumhuriyet Başsavcılığının 2000/21030 ve bu dosyanın devamı niteliğindeki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/208053 Sayılı soruşturma dosyaları ile Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/172 esas sayılı dosyasının incelenmesi sonucu düzenlenen ve sanık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen tüm işlemlere ayrıntılı bir şekilde yer veren 13.02.2012 ve 15.02.2012 tarihli inceleme tutanaklarında da belirtildiği gibi, sanığın operasyona katılan askeri personelin kimlik bilgilerinin tespiti hususunda soruşturmayı sürüncemede bırakmayacak aralıklarla ilgili makamlara müzekkereler yazdığı, buna rağmen soruşturma işlemlerinde yaşanan gecikmenin sanık savunması ve HSYK müfettişlerince düzenlenen tutanaklardan anlaşılacağı üzere askeri makamların operasyona katılan görevlilerin kimliklerini vermekte isteksiz davranmalarından kaynaklandığı, bu hususa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 20.11.2012 tarihli ve 19262/09 başvuru sayılı.....ve Diğerleri/Türkiye kararında da aynen yer verildiği, sanık tarafından, özellikle katılanlar vekillerince ölüm ve yaralanma olaylarından sorumlu olduğu ileri sürülen Ankara Jandarma Komando Asayiş Komutanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığına, operasyona fiilen katılan personelin kimlik bilgilerinin tespitine yönelik müzekkerelerin tekit edilerek ve makul süre içinde cevap verilmediği takdirde soruşturmayı sürüncemede bırakanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağı ve yasal gereğinin yapılacağı ihtarını içerecek şekilde yazıldığı, bu hususun HSYK müfettişlerince dosya içerisine alınan müzekkere örnekleri ve sanık savunmasıyla doğrulandığı, sanığın soruşturmanın hızla yürütülmesi ve delillerin karartılmadan toplanabilmesi bakımından ilgili tüm birimlere sonuç almaya yönelik müzekkereler yazdığı, savunmasında da belirttiği üzere hakkında soruşturma yürütülen personelden bir kısmının görev yerinin değişmesi nedeniyle bu kimselerin ifadelerine bizzat başvurmasa da anılan kişilerin ifadelerinin alınmasına yönelik talimatlar yazılması yoluna gittiği, operasyona katılan jandarma görevlileri hakkında İstanbul Valiliğince soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararlara karşı sanığın her seferinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesine itiraz ederek sorumluların yargılanması konusunda gerekli çabayı gösterdiği, bu nedenle sanığın, bir kısım kamu personelini koruyucu tarzda hareket ettiği iddiasının sübut bulduğundan söz edilemeyeceği, sanığın vaki şikâyetlere ilişkin soruşturma dosyasını daimi arama evrakı olarak devam ettirdiği hususunun, sorumlular hakkında soruşturma yapıldıktan, açık kimlik bilgileri tespit edilenler hakkında kamu davası açıldıktan veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra soruşturmanın ilerleyen aşamalarında açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemeyen personel bakımından geçerli olduğu, sanığın ön soruşturma sırasında alınan beyanlara itibar ederek 214 personel hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği olgusunun, CMK'nın 173. maddesi uyarınca söz konusu kararlara karşı suçtan zarar görenlerin itiraz hakkının bulunduğu da gözetildiğinde, aynı Kanun'un 172. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca soruşturma evresi sonunda kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği inancıyla kullanılan yargı yetkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, olayın gerçekleştiği dönemde görev yapan Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanları ile üst düzey askeri ve sivil görevliler hakkında şikâyeti bulunanlar ve vekillerinin suç duyuruları ile ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2001 tarihli ve 2001/4709-502 Sayılı kararı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 100 ve TBMM İçtüzüğü'nün 107. maddeleri gereğince "Takibata Yer Olmadığına" ve "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının görevsizliğine" karar verildiği, sayılan tüm hususlara rağmen soruşturma işlemlerinde yaklaşık on iki yıllık bir gecikme yaşandığı bir gerçek ise de; sanık tarafından UYAP ortamından elde edilmek suretiyle dosyaya eklenen ve aksi kanıtlanamayan iş durumunu gösterir listeler, söz konusu listelerde sanığın uhdesinde bulunan ve sonuçlandırılan iş miktarının, HSYK'nın 24.02.2009 tarihli ve 74 Sayılı ilke kararı ile anılan dönemlerde birinci bölgelerde görev yapan Cumhuriyet savcılarının bakmaları öngörülen iş miktarının çok üzerinde olması ve sanık savunmasında yer verilen soruşturmanın karmaşıklığı, kapsamı, dağınıklığı, belirsizliği, tevdi edilen başka işlerin yoğunluğu, personel yetersizliği ve UYAP'a geçiş süreci hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterme kastıyla hareket ettiğine ilişkin aleyhine delil elde edilemediği, açıklanan sebeplerle kasten işlenebilen sanığa atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir.

Bu itibarla ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesinin sanığın mahkûmiyetine ilişkin hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanığa atılı suçun unsurlarıyla sabit olduğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

Kabule göre de, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesinin sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine, takdiri indirime ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesine ilişkin gerekçeler değerlendirildiğinde;

1-) Yüklenen suçu işlemediğine ilişkin savunması ve bu savunmayı doğrulayan müfettiş tespitleri ile tüm dosya kapsamı karşısında sanığın görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterme kastıyla hareket ettiğine ilişkin aleyhine delil elde edilememesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesince temel ceza belirlenirken kararın gerekçe bölümünde gösterilen “…Sanığın uzunca bir zaman olayı sonuçlandırmaması, etkin soruşturma yapmaması, soruşturduğu dosyadaki zarar ve tehlikenin ağırlığı yanında, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı da göz önünde bulundurularak keza ağır insan hakları ihlallerinin kanıtlanması halinde uygun bir ceza verilmesi, verilen kararların etkili, orantılı ve işlenen suça uygun olması gerektiğinden, hafif cezaların verilmesi sadece cezasız kalma ortamına yol açabileceğinden (Bkz. Ağır İnsan Hakları İhlallerinde Cezasızlığın ortadan Kaldırılması-Z. Güçlü, sh. 48/49), dava konusu olayla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin.....ve diğerleri Türkiye davası kararında sözleşmenin 2. maddesinin ihlal edildiğini saptadığından…” şeklindeki gerekçelerin oluşa ve dosya kapsamına uygun olmadığı, hüküm kısmında gösterilen ve TCK'nun 61. maddesinin (a) bendinde sayılan "Suçun işleniş biçimi" ile (d) bendinde sayılan “Suçun konusunun önem ve değeri” biçimindeki gerekçelerin ise her olay bakımından geçerli olup atılı suç yönünden ayırt edici bir özelliklerinin bulunmaması nedeniyle temel cezanın belirlenmesinde kullanılmaya elverişli yasal unsurlar olarak kabul edilemeyecekleri hep birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince temel cezanın dosya içeriğine uygun, adalet, hak ve nesafet kuralları ve orantılılık ilkesiyle bağdaşacak şekilde belirlenmediği ve TCK'nun 61. maddesinde yer alan ibarelerden bir kısmının tekrarlanmasından ibaret bu gerekçelerin dosya kapsamı ile uyumlu, yasal ve yeterli olmadığı kabul edilmelidir.

Bu bozma nedeni bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; "İlk Derece Mahkemesince temel ceza belirlenirken gösterilen gerekçelerin dosya kapsamı ile uyumlu, yasal ve yeterli olduğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

2-) Bayrampaşa Cezaevinde 19.12.2000 ile 22.12.2000 tarihleri arasında gerçekleştirilen ve "Hayata dönüş" olarak adlandırılan operasyon nedeniyle E. Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açılması üzerine başlayan suç tarihinin sanığa atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun temadi eden suçlardan olması nedeniyle, hakkında son soruşturmanın açılmasına karar verilen 06.12.2012 tarihinde kadar uzadığı ve sanığın savunmasında E. Adliyesinin 22.08.2011 tarihinde İstanbul Adliyesinde birleştirilmesi üzerine İstanbul Cumhuriyet savcısı olarak bakmaya devam ettiği soruşturma dosyasının 04.01.2013 tarihinde kendisinden alınarak bir başka Cumhuriyet savcısına tevzi edildiğini beyan etmesi nedeniyle suç tarihinden sonra da suç konusu soruşturmayı yürütmeye devam ettiği anlaşılmış ise de;

Sanığın, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında savunmasının istendiği yazıyı, hâli hazırda yürütmekte olduğu 2010/208053 Sayılı soruşturmanın seyrine yönelik tavsiye olarak dikkate aldığına ve soruşturma aşaması itibarıyla gerekli gördüğü bazı hususları tamamlamaya çalıştığına yönelik savunması, operasyona katıldığı bildirilen......, ......,....., ..... ve.....'ın şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alınması konusunda talimatlar yazmasının bu savunmasını doğrulaması, sanığın, gerek hakkında kamu davası açılmasından önce gerek sonrasında görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterme kastıyla hareket ettiğine ilişkin aleyhine delil elde edilememesi ve yargılama sürecinde olumsuz bir davranışta bulunduğunun duruşma tutanaklarına yansımaması hep birlikte değerlendirildiğinde;

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında takdiri indirim hükmünün uygulanmama nedeni olarak gösterilen “…Sanığın soruşturmuş olduğu ve görevli bulunduğu dosyanın suç tarihinin 2000 tarihi olması ve hakkındaki soruşturmaya başlanmasına rağmen aynı eylemini sürdürmeye devam etmesi karşısında TCK'nın 62/2. maddesindeki ‘fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları' sanık hakkında olumsuz görüldüğünden” biçimindeki açıklamanın dosya kapsamına uygun olmadığı gibi kanun koyucunun aradığı anlamda yasal ve yeterli bir gerekçe niteliği taşımadığı anlaşılmaktadır.

3-) Kamu zararı tespit ettirilmeden ve sanığa kamu zararını karşılayıp karşılamayacağı sorulmadan kararın gerekçe bölümünde,“Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları, AİHM.nin 20 Kasım 2012 tarihli.....ve diğerleri / Türkiye davası ile ilgili olarak verdiği kararda 3 kişiye 15.000'er Avro, ...'a 20.000 Avro manevi tazminata ve 4.000 Avro yargılama giderine Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini mahkum ettirmesi şeklinde oluşan kamu zararının giderilmemiş olması ve yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmaması”, hüküm bölümünde ise “…Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmadığından…” nedenleriyle sanık hakkında CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de,

Sanığın sabıkasız olup, duruşmalara yansıyan olumsuz bir davranışına rastlanmaması, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi konusundaki takdiri Mahkemeye bıraktığını ifade etmesi nedeniyle anılan kurumun hakkında uygulanmasını kabul etmediğine dair bir beyanının bulunmaması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin.....ve Diğerleri/Türkiye kararındaki tazminat miktarlarının sanık aleyhine değil Devlet aleyhine hükmedilmiş olması ve sanığın eylemleriyle söz konusu tazminatlardan hangi miktarda sorumlu olduğunun belirlenememesi nedenleriyle de doğrudan doğruya sanığa yüklenebilen, somut ve belirlenebilir bir zararın söz konusu olmaması, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif şartlarından olan "Suçun işlenmesiyle mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" koşulunun gerçekleşmediğinden söz edilememesi ve kararın gerekçe bölümündeki “Yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmaması” ile kısa karar ve hüküm bölümündeki “…Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmadığından…” biçimindeki gerekçelere hangi nedenlerle dayanıldığının açıklanmaması karşısında; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin gerekçenin dosya kapsamına uygun, yasal ve yeterli olmadığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1-) Katılanlar ....., ... ve ... vekilinin yasal süresinde olmayan temyiz isteğinin REDDİNE,

Temyiz incelemesinin diğer katılanlar vekili, Yargıtay Cumhuriyet savcısı ile sanığın temyiz istekleri ile sınırlı olarak yapılmasına,

2-) a) Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 08.04.2015 tarihli ve 15-5 Sayılı hükmünün, sanığın görevi ihmal suçunu işlediği sabit olmadığından beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,

b-) Kabule göre de,

İlk Derece Mahkemesince temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde, sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim hükmünün uygulanmamasında ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde gösterilen gerekçelerin dosya kapsamına uygun, yasal ve yeterli olmaması,

İsabetsizliklerinden BOZULMASINA,

3-) Dosyanın, Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 07.02.2019 tarihinde yapılan müzakerede, sanığa atılı suçun unsurlarıyla sabit olup olmadığı ile sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde gösterilen gerekçelerin yasal ve yeterli olup olmadığına ilişkin bozma nedenleri bakımından oy çokluğuyla, katılanlar ....., ... ve ... vekilinin temyiz isteğinin yasal süresinde yapılıp yapılmadığı ile sanık hakkında takdiri indirim uygulanmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilip gösterilmediğine ilişkin bozma nedenleri bakımından oybirliğiyle karar verildi.

kazanci.com.tr


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.