İŞ KAZASINDAN KAYNAKLANAN SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİĞE DAYANANAN TAZMİNAT İSTEMİ - ZAMANAŞIMININ BAŞLATILMASI

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/4197
K. 2019/5879
T. 8.10.2019

İŞ KAZASINDAN KAYNAKLANAN SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİĞE DAYANANAN TAZMİNAT İSTEMİ ( Zamanaşımının Failin ve Zararın Öğrenildiği Tarihten Başlatılacağı - Zarar Görenin Zararı Öğrenmesinin Zararın Varlığı Mahiyeti ve Esaslı Unsurları Hakkında Bir Dava Açma ve Davanın Gerekçelerini Göstermeye Elverişli Bütün Hal ve Şartları Öğrenmiş Olması Demek Olduğu/Bedensel Zararın Gelişim Gösterdiği Durumlarda Zamanaşımına Başlangıç Olarak Hastalık Seyrinin Yani Gelişimin Tamamlandığı Tarihin Esas Alınması Gerektiği )

ZAMANAŞIMININ BAŞLATILMASI ( Sürekli İş Göremezlikten Kaynaklanan Tazminat İstemi/Failin ve Zararın Öğrenildiği Tarihten Başlatılacağı - Zarar Görenin Zararı Öğrenmesinin Zararın Varlığı Mahiyeti ve Esaslı Unsurları Hakkında Bir Dava Açma ve Davanın Gerekçelerini Göstermeye Elverişli Bütün Hal ve Şartları Öğrenmiş Olması Demek Olduğu/Bedensel Zararın Gelişim Gösterdiği Durumlarda Zamanaşımına Başlangıç Olarak Hastalık Seyrinin Yani Gelişimin Tamamlandığı Tarihin Esas Alınması Gerektiği )

MALULİYETTE DEĞİŞİM OLMAMASI ( Olayda Davacının 13/02/1992 Tarihinde İş Kazası Geçirmesi Üzerine Sürekli İş Göremezlik Oranının 17/12/1993 Tarihli Raporla %75 Olarak Tespit Edildiği - Aradan Geçen Süre İçerisinde Kontrol Kaydı Devam Etmesine Rağmen Maluliyette Değişen ve Gelişen Bir Durumun Söz Konusu Olmadığı/Giderek Olayla Birlikte Zararın Öğrenildiği ve Zamanaşımının Başlangıç Tarihinin Olay Tarihi Olarak Kabulü Gerektiği )

MADDİ TAZMİNAT İSTEMİ ( Mahkemece Islaha Karşı Davalı Vekili Tarafından Süresi İçerisinde İleri Sürülen Zamanaşımı Def'i nin Kabul Edilerek Islah Dilekçesi ile İstenilen Maddi Tazminat Talebinin Reddi Gerektiği - Açıklanan Nedenlerle BAM’nce Bu Maddi ve Hukuki Olgular Dikkate Alınmaksızın Hüküm Kurulması Usul ve Yasaya Aykırı Olup Kararın Bozulması Gerektiği )

6098/m. 146

818/m. 125

ÖZET : Dava, sigortalının gerçekleşen iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle, maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir.

Olayda, davacının 13/02/1992 tarihinde iş kazası geçirmesi üzerine sürekli iş göremezlik oranının 17/12/1993 tarihli raporla %75 olarak tespit edildiği, aradan geçen süre içerisinde kontrol kaydı devam etmesine rağmen maluliyette değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, giderek olayla birlikte zararın öğrenildiği ve zamanaşımının başlangıç tarihinin olay tarihi olarak kabulü gerekir.

Mahkemece, ıslaha karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde ileri sürülen zamanaşımı def'i nin kabul edilerek, ıslah dilekçesi ile istenilen maddi tazminat talebinin reddi gerekir. Açıklanan nedenlerle, BAM’nce bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekir.

DAVA : Asıl ve Birleşen Mahkemenin .../... E. Ve .../... E.sayılı davaları bakımından; Asıl ve birleşen davalar bakımından; Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, ik derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince duruşmasız, davalı vekilince de duruşmalı olarak istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/10/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat davacı vekili Avukat ... geldi. Davalı adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi:

KARAR : A-)Davacı İstemi;

Davacı vekili, asıl dava dosyasında 31/01/1995 tarihli dava dilekçesiyle müvekkilinin 13/02/1992 tarihinde iş kazası geçirdiğini belirterek 1,00 TL maddi ve 75,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili, birleşen 1999/2533 Esas sayılı dosyasında 15/12/1999 tarihli ek dava dilekçesi ile 7.718,00 TL maddi tazminatın, birleşen 1999/2558 Esas sayılı dosyasında ise 23/12/1999 tarihli ek dava dilekçesi ile 16.277,00 TL maddi tazminatın ve kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekil 16.10.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle birleşen dava dosyalarındaki maddi tazminat istemlerini 181.738,16 TL daha artırarak toplam 205.734,16 T maddi tazminat isteminde bulunmuş ve ayrıca manevi tazminatın usuli emprevizyon ilkesi gereğince 75.000,00 TL olarak ıslahen artırmıştır.

B-)Davalıların Cevapları;

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasının davacının kusuru neticesinde meydana geldiğini ve kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, SGK tarafından belirlenen maluliyet oranını kabul etmediklerini ve maluliyet nispetine itiraz ettiklerini, davacının müvekkiline ait işyerinden iş kazası bahis konusu olmaksızın ayrılmış olması nedeniyle zarar hesabında işyerindeki ücretinin değil, asgari ücretin esas alınmasının gerekli olduğunu, talep edilen manevi tazminat tutarının çok yüksek olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Davacı tarafın ıslah dilekçesi davalıya 26/10/2017 tarihli celsede tebliğ edilmiş davalı vekili aynı celsede zamanaşımı def'inde bulunmuştur.

C-)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu somut olayda kontrol kaydı nedeniyle davacının meslekte kayıp güç oranı tam olarak belirlenemediğinden davacının davasının çok uzun süre karara bağlanamadığı, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca davacının kontrol muayenesine gerek olmadığına dair kararının sonrasında 12/09/2017 tarihli hesap raporuyla davacının maddi zarar tutarının hesaplandığı, raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğunu, manevi tazminat istemiyle ilgili ise davacı yanca 31/01/1995 harç tarihli dava dilekçesiyle kaza nedeniyle 75,00 TL manevi tazminat istendiği, ancak davacının kontrol muayene kaydı bulunması ve daimi iş göremezlik kesin raporunun aldırılamaması nedeniyle davanın çok uzun bir süre karara bağlanamadığı davacı yanca da 16/10/2017 harç tarihli ıslah dilekçesiyle talep edilen manevi tazminat miktarı usuli emprevizyon yoluyla ve 75.000,00 TL'ye artırıldığı, kontrol kaydı bulunması nedeniyle kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 125 ve 01/07/2012 yürürlük tarihli 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. Maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı müddetinin ancak kesin maluliyetin belirlendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı dolayısı ile zamanaşımı müddetinin de ıslah tarihi itibariyle dolmadığının kabulü gerektiği, davacının kontrol muayene kaydı bulunması ve daimi iş göremezlik kesin raporunun aldırılamaması nedeniyle dava çok uzun süre karara bağlanamamış olması da nazara alındığında davacının ıslah yolu ile manevi tazminat istemini de artırabileceği kabul edilerek, asıl ve birleşen davalar dikkate alınarak 205.734,16 TL maddi ve 56.250,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi 13/02/1992'den itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

D-)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, zararın genişliğini tayin edecek hususun gelişmekte olan bir durum ise zamanaşımının bu gelişme sona ermedikçe başlayamayacağı, zararı öğrenmenin, zararın kesin şekilde belli olduğu tarihten başlayacağı, kontrol kaydı mevcut ise, zamanaşımının ancak kesin maluliyetin belirlendiği tarihten itibaren başlatılması gerektiğine işaretle, Yüksek Sağlık Kurulu'nun 21.03.2017 tarihli kararı ile sigortalının 13.02.1992 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı femur kırığı sonrası gelişen kronik osteomyelit tanısıyla izlendiği, geçen süre göz önüne alındığı takdirde şahsın daimi iş göremezlik oranında azalmanın olmayacağı ve kontrol muayenesine gerek olmadığına karar verildiği, bu halde dava konusu olayda, kesinleşen maluliyet tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı belirtilerek ıslaha karşı zamanaşımı definin yerinde olmadığının belirtildiği, davalının hesap raporuna ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı, manevi tazminat yönünden yapılan incelemede ise manevi tazminat bölünemeyeceği bir defada istenilmesi gerektiğine işaretle Yerel Mahkemece manevi tazminatın bölünmezliği nazara alınmadan, manevi tazminatın ıslahına değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek 75,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, 56.250,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunun tespit edildiği ve ilk derece mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle 205.734,16 TL maddi ve 75,00 TL manevi tazminatın 13.02.1992 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verildiği anlaşılmıştır.

E-) Temyiz Nedenleri;

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle:Manevi tazminatın bölünmezliği içtihadının davaya konu olayda ihtiyaca cevap vermediği, emprevizyon ilkesinin evrensel bir hukuk ilkesi olarak dava konusu olaya uygulanması gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen 75,00 TL manevi tazminatın çok az olduğu ıslaha itibar edilerek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine işaretle kararın bozulmasını talep ettiği anlaşılmıştır.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle:davacının 13.02.1992 tarihinde iş kazası geçirdiği, 17.12.1993 tarihli muayene raporuna göre maluliyet oranını öğrendiği, 10 yıllık zamanaşımı süresinin davacının zararı öğrenip dava açmaya elverişli tüm bilgileri edindiği tarih olan 17.12.1993 tarihinden (maluliyet oranını öğrendiği tarih) itibaren başlaması ve 17.12.2003 tarihinde sona ermesi gerektiği belirtilerek ıslaha zamanaşımı def'inin kabul edilmesi gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğu, 12.09.2017 tarihli hesap bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediği, davanın çok uzamasında müvekkil şirketin kusurunun bulunmadığını ve olayda örtülü boşluk bulunduğunu ve tazminattan indirim yapılması gerektiğine işaretle kararın bozulmasını talep ettiği anlaşılmıştır.

F-) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;

1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacı vekilinin tüm davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-) Dava, sigortalının 13/02/1992 tarihinde gerçekleşen iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle, maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı tarafından işletilen kömür maden ocağı içerisinde çalışırken, olay günü kömür taşınan vagonları çeken motorun halatının kopması, vagonların serbest olarak raylarda hareket edip devrilip davacıya çarpması neticesinde davacının sol bacağından yaralanmak suretiyle iş kazası geçirdiği, SSK ... Hastanesi'nin 17/12/1993 tarihli, 7560 Sayılı raporuna istinaden sigortalıya SSK Genel Müdürlüğünce %75 oranında iş kazası sonucu maluliyet takdir edildiği ve 07.10.1995 tarihinde kontrol muayenesi kaydı konulduğu anlaşılmıştır. Kontrol muayene kaydının 05.07.1996 tarihli raporla devamına, 02.11.1998 tarihli raporla kaldırılmasına karar verilmiş ise de; davalı itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 11/07/2000 tarihli raporla kontrol kaydının devamına karar verilmiştir. Sonrasında Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından sırasıyla 22/10/2002, 23/10/2005, 20/07/2008, 05/04/2010, 07/11/2012, 24/02/16 tarihli raporlarıyla %75 maluliyet oranında bir değişiklik olmamakla beraber kontrol kaydının devamına karar verilmiş, Yüksek Sağlık Kurulunun 03/01/2017 tarihli kararı ile "...Sigortalının 13/02/1992 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle, maluliyet oranının Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde %75 (yetmişbeş) olduğuna, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığına, 01.06.2017 tarihinde kontrol muayenesi gerektiğine..." karar verilmiş ise de; Mahkemenin Yüksek Sağlık Kuruluna yazdığı 01/02/2017 tarihli müzekkere üzerine kurul tarafından verilen 21/03/2017 tarihli kararı ile “sigortalının 13/02/1992 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı femur kırığı sonrası gelişen kronik osteomyelit tanısıyla izlendiği, geçen süre gözönüne alındığı takdirde şahsın daimi iş göremezlik oranında azalmanın olmayacağı kanaati hasıl olmuş olup bu nedenle kontrol muayenesine gerek olmadığına” oybirliği ile karar verildiği anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında; zamanaşımı süresi gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi ve gerekse yürürlükteki 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 146. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.

Uyuşmazlık bu tür davalarda uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.

Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir.

Dava konusu olayda, davacının 13/02/1992 tarihinde iş kazası geçirmesi üzerine sürekli iş göremezlik oranının 17/12/1993 tarihli raporla %75 olarak tespit edildiği, aradan geçen süre içerisinde kontrol kaydı devam etmesine rağmen maluliyette değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, giderek olayla birlikte zararın öğrenildiği ve zamanaşımının başlangıç tarihinin olay tarihi olarak kabulü gerektiği ortadadır.

Hal böyle olunca, ıslaha karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde ileri sürülen zamanaşımı def'i nin kabul edilerek, ıslah dilekçesi ile istenilen maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ıslaha itibar edilmek suretiyle karar verilmesi hatalı olmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi hükmü bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 Sayılı HMK'nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine 08.10.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

kazanci.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.