24 Kasım 2022

İŞ MÜFETTİŞİ RAPORUNUN İPTALİ İSTEMİNDE DAVANIN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞINA YÖNELTİLMESİNİN GEREKMESİ

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2022/5248

Karar Numarası: 2022/6062

Karar Tarihi: 16.05.2022

İŞ MÜFETTİŞİ RAPORUNUN İPTALİ İSTEMİNDE DAVANIN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞINA YÖNELTİLMESİNİN GEREKMESİ

TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE HUSUMET YÖNELTİLMESİNİN TEMSİLCİDE HATA MAHİYETİNDE OLMASI

DAVANIN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞINA YÖNELTİLMESİ ÜZERE SÜRE VERİLİP TARAF TEŞKİLİ SAĞLANDIKTAN SONRA KARAR VERİLMESİNİN GEREKMESİ

ÖZETİ: Uyuşmazlık, iş müfettişi tarafından hazırlanan raporun iptali istemine ilişkin davada husumetin kim ya da kimlere yöneltilmesi gerektiğine ve raporun kısmen ya da tamamen iptali gerekip gerekmediğine ilişkindir. Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilmesi 6100 Sayılı Kanun'un ilgili maddesine göre temsilcide hata mahiyetindedir. Davalı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne yönelik davanın husumet yokluğu sebebiyle reddinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de davacıya davasını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yöneltmek üzere süre verilip taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekmektedir.

Taraflar arasındaki iş müfettişi raporunun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın verilen kesin süreye rağmen işçilere yöneltilmemesi sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince şikâyeti bulunan diğer davalı işçi de davaya dâhil edilerek yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüyle iş müfettişi raporunun kısmen iptaline karar verilmiştir. Bu kararın davacı ve davalı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince bir kez daha İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ve Türkiye İş Kurumunun taraf sıfatı olmadığından davanın husumetten reddine, diğer davalı işçi yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi'nin başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; iş müfettişi tarafından düzenlenen 21.12.2015 tarihli ve 7143-PRG-24, 10103-PRG-24 Sayılı raporda 4857 Sayılı İş Kanunu'nun ( 4857 Sayılı Kanun ) 63. maddesindeki düzenlemelere riayet edilmediği ve yer altı işletmesinde istihdam edilen işçilere fazla çalışma yaptırıldığı yönünde tespitte bulunularak hesaplanan fazla çalışma ücretlerinin işçilere ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini, raporun kabul edilebilir hiçbir yasal dayanağı ve açıklaması bulunmadığını ileri sürerek 21.12.2015 tarihli ve 7143-PRG-24, 10103-PRG-24 numaralı raporun işçilik alacaklarına ilişkin tespit ve hesaplamalarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Türkiye İş Kurumu vekili cevap dilekçesinde; davaya konu raporun, işçiler tarafından açılması muhtemel ya da açılmış olan alacak davalarında zaten değerlendirildiğini, ayrı bir dava konusu olmasında hukuki yarar bulunmadığını, işin esasına girilecek olsa bile davalı Kurumun taraf sıfatı bulunmadığını, her hâlükârda bu tür davaların taraflarının işçi ve işverenler olduğunu, davacı vekilinin işyerindeki çalışma sürelerinin işverenin itirazının aksine 00.30-08.00, 08.30-16.00/, 06.30-24.00 saatleri arasında ve 1 saat ara dinlenmesi verilmek suretiyle uygulandığını ve bu sistemin de yasaya uygun olduğunu, belirtilen sürelere göre haftalık çalışma saatinin 39 saate denk geldiğini, maden işyerlerindeki çalışma saatlerinin 01.01.2015-04.04.2015 tarihleri arasında 36 saat ve 04.04.2015 tarihinden sonra ise 37,5 saat olduğunu, davacı vekilinin kendi yazılı beyanı ile işyerinde haftalık çalışma saatlerinin aşıldığının belirtilmiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ve Türkiye İş Kurumunun taraf sıfatı olmadığından husumetten ret kararı verilmesi gerektiği, Mustafakemalpaşa Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2016/70 Esas sayılı dosyasında davacı adına kesilen idari para cezasına itirazının, idari yaptırım kararının hukuka uygun bulunması ve uygulanan para ceza miktarları itibarıyla yapılan incelemede yeniden değerlendirme oranlarına aykırılık bulunmadığından esastan reddine karar verildiği, bu kararın 08.04.2016 tarihinde kesinleştiği, alınan bilirkişi raporunda iş müfettişleri tarafından yapılan 26.03.2015-06.11.2015 tarihleri arasındaki tespitin de yerinde olduğunun belirtildiği, davacı tarafından iş müfettişleri tarafından yapılan fazla çalışmaya ilişkin tespitlerin doğru olmadığı hususunu ispatlar nitelikte dosyada başkaca bir delil bulunmadığı, ispatlanamayan davanın davalı M. Ersöz yönünden de reddi gerektiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili; özetle davalı Kurumun taraf sıfatına sahip olmadığına dair tespitin hukuka aykırı olduğunu, dâhilî davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş müfettişi raporlarının işçilerin alacaklarına yönelik kısımlarına karşı işçi ya da işveren tarafından açılacak davaların yerine göre eda davası yerine göre ise menfi tespit davası özelliği gösterdiği, her durumda bu davaların taraflarının işçi ve işveren olduğu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bu davalarda taraf sıfatı bulunmadığı, davalı Kurum hakkında davanın husumetten reddi ve dâhilî davalı hakkında davanın reddine dair kararın yerinde olduğu gerekçesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( 6100 Sayılı Kanun ) 353. maddesinin birinci fıkrasının ( b ) bendinin ( 1 ). alt bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili; davalı Bakanlık iş müfettişi tarafından düzenlenen rapordaki işçilik alacaklarına ilişkin tespit, değerlendirme ve hesaplamaların iptali için 4857 Sayılı Kanun'un 92. maddesinin üçüncü fıkrasına göre dava açıldığını, kanun hükmüne göre Kurumun taraf sıfatı olduğunu, 10.01.2019 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararının içeriğinde bu davada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının taraf sıfatı bulunmadığına ilişkin herhangi bir gerekçe olmadığı gibi davanın işyerinde çalışan tüm işçilere değil Kuruma şikâyette bulunan M. E.isimli işçiye yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğunun belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin dava şartı yokluğundan reddine yönelik kararına karşı davalı Kurumun istinaf başvurusu olmadığını savunarak Kuruma yönelik davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davacı vekili; 10.01.2019 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesi'nin gerekçe oluşturmak yerine 01.01.2015-26.03.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için de davanın reddine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin sözü edilen kararında davanın kabul edilen kısmına dair kararın yerinde olmadığına dair bir tespitte bulunulmadığını belirtmiştir.

3. Davacı vekili, 26.03.2015-06.11.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin tespit ve değerlendirmelerin eksik ve hatalı olduğunu, tanıklarının beyanlarının dikkate alınmadığını, tanıklarının beyanları doğrultusunda değerlendirme yapıldığında bu dönem açısından da işyerinde fazla çalışma yapılmadığının açık olduğunu ifade etmiştir.

4. Davacı vekili, özetle yukarıda belirtilen gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, iş müfettişi tarafından hazırlanan raporun iptali istemine ilişkin davada husumetin kim ya da kimlere yöneltilmesi gerektiğine ve raporun kısmen ya da tamamen iptali gerekip gerekmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 4857 Sayılı Kanun'un 41 inci, 63 üncü, 91 ve 92. maddeleri.

2. 6100 Sayılı Kanun'un 105 ilâ 113, 114, 115 ve 124. maddeleri.

3.Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kapatılması ile Başkan ve Üyelerinin Yargıtay 9. Hukuk Dairesinde görevlendirilmesi üzerine yeniden şekillenen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 2020 yılının Eylül ayında alınan ilke kararlarının konuya ilişkin bölümü şöyledir:

"31. İş Müfettişi raporunun işçilik alacakları tespitine dair raporuna itirazda husumet ve hukuki yarar sorunu:

İş Müfettişi tarafından tutulan tutanaklar ile düzenlenen raporların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına tarafların otuz gün içinde itiraz hakkı mevcut olup bu kapsamda açılan davalarda ayrı bir hukuki yarar şartı aranmaz.

İşçi şikâyeti veya genel nitelikteki teftiş sonucu işyerinin genel uygulamasının belirlendiği tutanak veya raporlara karşı dava, sadece Bakanlık aleyhine açılabilir. Tespite dair hakkın ilgilendirdiği işçilerin davaya dâhili gerekmez.

İşçinin şikâyeti üzerine o işçinin haklarının miktar olarak açık biçimde belirlendiği hallerde ise işveren tarafından açılabilecek itiraz davasının, Bakanlık yanında işçiye de yöneltilmesi gerekir."

4. Konuya ilişkin Dairemiz kararları ( Örneğin Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 03.03.2022 tarihli ve 2022/1644 Esas, 2022/2822 Karar; 04.02.2021 tarihli ve 2020/2216 Esas, 2021/3593 Karar sayılı kararları )

3. Değerlendirme

1.Davacı Şirket tarafından, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerinin 21.12.2015 tarihli ve 7143-PRG-24, 10103-PRG-24 Sayılı programlı teftiş raporunun iptali istemi ile açılan davada Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün davalı olarak gösterildiği ve yargılama aşamasında ise M. E. isimli işçinin de Bölge Adliye Mahkemesi kararı üzerine davalı olarak davada hasım yapıldığı anlaşılmaktadır.

2. Adı geçen teftiş raporu, "Yeraltı ve Yerüstü Kömür Ocakları ile Yer Altında Faaliyet Gösteren Diğer Maden Ocaklarında Çalışma Koşullarının İyileştirilmesi Programlı Teftişi ile intikal eden şikâyet dilekçelerinin incelenmesi" konusunda hazırlanmış olup yapılan programlı teftiş çerçevesinde işverene idari para cezası kesilmiş, işyerinde çalışma sisteminden kaynaklanan fazla çalışma ücretlerinin tahakkuk ve tediyesinin yapılmadığı tespit edilmiş, M. E. isimli işçinin iş sözleşmesinin teftiş tarihinden önce sona ermiş olması sebebiyle şikâyet dilekçesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderilmek üzere iade edilmiştir. Şu hâlde teftiş sonucu hazırlanan rapor ile işyerinin genel uygulamasının belirlendiği anlaşılmaktadır.

3. İlk Derece Mahkemesince "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Başkanlığının ve Türkiye İş Kurumunun taraf sıfatı olmadığından husumetten reddine" kararı verilmiş ise de gerek Mahkemelerin gerekçeli karar başlıkları gerekse dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere, davada taraf olan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüdür. Davalı Kurum vekilinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının da vekili olması, davada Bakanlığın hasım olmasını sağlamadığı gibi vekil tarafından işbu dava Bakanlık adına takip edilmiş de değildir.

4. Yukarıda yapılan açıklamalar, yasal mevzuat ve Dairemizin ilkeleri dikkate alındığında; davanın anılan Bakanlık aleyhine açılması gerekirken tespit ile ilgisi bulunmayan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilmesi 6100 Sayılı Kanun'un 124. maddesine göre temsilcide hata mahiyetindedir. Bu durum karşısında davalı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne yönelik davanın husumet yokluğu sebebiyle reddinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de davacıya davasını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yöneltmek üzere süre verilip taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ : Açıklanan sebeple;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 16.05.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

legalbank.net

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.