banner590

13 Nisan 2021

Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybına Uğratılması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmesi

Olaylar

Başvurucuların hisse sahibi oldukları taşınmazları Belediyenin 5/5/1986 tarihli kararıyla kamulaştırılmıştır. Başvurucular taşınmazlarının kamulaştırma bedelinin ödenmediği gerekçesiyle Belediye aleyhine 2004 yılında Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) alacak davası açmıştır. Mahkeme davanın reddine karar vermiştir. Başvurucular tarafından temyiz edilen karar Yargıtayca onanmış ancak karar düzeltme talebi kabul edilerek bozma kararı verilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyularak bilirkişi raporu alınmıştır. Raporda, söz konusu taşınmaz için 1986 yılında belirlenen kamulaştırma bedelinin, başvurucuların murisinin hissesine düşen karşılığının 4,67 TL olduğu ve her bir başvurucunun hissesin de 0,94 TL'ye tekabül ettiği belirlenmiştir. Mahkeme bu alacağın kamulaştırmanın tebliğ tarihi olan 28/10/1986 tarihinden 17/10/2001 tarihine kadar yasal faizle, 17/10/2001 tarihinden sonra ise kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizle ödenmesine hükmetmiştir. Ayrıca asıl davada reddedilen miktar üzerinden başvurucular aleyhine 9.170 TL vekâlet ücretine karar verilmişken lehlerine 500 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Başvurucular tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay tarafından onanmıştır.

İddialar

Başvurucular, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıca ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçen dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değer kaybetmemiş olması gerekir.

Somut olayda Yargıtayın bozma kararında da belirtildiği gibi kamulaştırma bedeli 30/5/1988 tarihinde bankaya depo edilmekle birlikte yine idare tarafından getirilen bir kısıtlama sebebiyle başvuruculara ödenmemiştir.

Mevcut bilgi ve belgelere göre bu ödemenin gecikmesinde başvurucuların bir kusuru yoktur. Kamulaştırma bedeli, yaklaşık otuz iki yıl geçtikten sonra enflasyon karşısında bir güncelleme yapılmadan belirlenmiştir. 1986 yılındaki rayiç değeri üzerinden her bir başvurucunun alacağı 0,94 TL olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle Anayasa'nın 46. maddesine göre taşınmazın gerçek değeri üzerinden kamulaştırma yapılması yönündeki güvence anlamsız kalmıştır.

1986 yılındaki kamulaştırma bedelinin altı sıfır atılarak belirlenmesi ve kamulaştırma alacağının geç ödenmesi sebebiyle yol açılan değer kaybı başvuruculara aşırı bir külfet yüklemiştir. Bu sebeple somut olayda müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve giderim olarak yeniden yargılamaya karar vermiştir.

Bu çerçevede başvuruculara 1986 yılında ödenmesi gereken toplam 4,67 TL tutarındaki kamulaştırma bedelinin, davanın açıldığı 2004 yılı altıncı ayı itibarıyla Türkiye İstatistik Kurumu verileri esas alınarak enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığının 30.746,14 TL olduğu belirtilmiş, Mahkemece bu hesaplama tarzına göre kamulaştırma bedelinin dava tarihindeki güncel enflasyon değeri tespit edilerek dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Öte yandan vekâlet ücretine ilişkin olarak Sadettin Ekiz (2016/9364) kararında ortaya konan ilkeler de gözetilerek karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.

>> Anayasa Mahkemesinin 10/3/2021 Tarihli ve 2018/20766 Başvuru Numaralı Kararı


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.