banner590

25 Mart 2021

Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının Bir Kısım Başvurucu Yönünden İhlal Edilmediği, Bir Kısım Başvurucu Yönünden ise İhlal Edildiği

Olaylar

Başvurucular Doğan Erbaş ve Aysel Güzel, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul il eş başkanları; Kasım Oba dışındaki diğer başvurucular ise aynı partinin İl Yönetim Kurulu üyeleridir.

Başvurucular, Başsavcılık tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında Sulh Ceza Hâkimlikleri tarafından PKK terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Başvurucular, tutukluluğa ilişkin karara yapmış oldukları itirazın reddedilmesi üzerine bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvurucuların terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan dava bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Ağır Ceza Mahkemesinde derdesttir.

İddialar

Başvurucular, tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Başvurucular Kasım Oba, Ali İpekli ve Doğan Erbaş Yönünden

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir.

HDP İstanbul İl Başkanlığı binasında yapılan arama neticesinde el konulan ve PKK terör örgütünün merkez komitesine hitaben kaleme alındığı belirtilen “bireysel yoğunlaşma raporu” adlı belgede, başvurucu Kasım Oba’nın terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içinde yer aldığına ve örgüt adına bir kısım faaliyette bulunduğuna dair ifadelerin yer aldığı görülmektedir. Ayrıca başvurucunun terör örgütü mensubu olarak kod adı kullandığı ve örgüt adına faaliyette bulunduğu yönünde tanık anlatımları mevcuttur.

Soruşturma mercilerince başvurucu Ali İpekli’nin PKK terör örgütü mensuplarının silahlı fotoğraflarını ve yine güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada öldürülen bir örgüt mensubunun fotoğrafını bu kişileri öven ve sahiplenen ifadelerle birlikte sosyal medya hesabında paylaştığı belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesine göre terör örgütünün mensuplarının uzun namlulu silahlarla çekilmiş fotoğraflarının sosyal medya hesabında paylaşılması, şiddetin övülmesi ya da teşvik edilmesi olarak değerlendirilebilecek nitelikte bir eylemdir.

PKK terör örgütünün propagandasına dönüşen bazı eylemlere katıldığı anlaşılan başvurucu Doğan Erbaş’ın, bunlardan birinde yaptığı konuşmada hendek olayları kapsamında terör saldırılarının ve çatışmaların en yoğun şekilde yaşandığı yerlerden biri olan Lice için sarf ettiği “Lice’nin direnerek kazanmaya devam edeceği” şeklindeki sözlerinin PKK tarafından sergilenen şiddet eylemlerinin sahiplenilmesi, en azından övülmesi olarak kabulü mümkündür. Öte yandan başvurucunun örgütün sembol isimleri arasında yer alan bazı kişilerin fotoğraflarını sosyal medya hesabında “Büyük Özgürlük ve Direniş Ruhunun Sembollerini Saygı ve Minnetle Anıyoruz” şeklindeki yorumuyla birlikte paylaşmasının terör örgütünün propagandasının yapılması olarak değerlendirilebilecek nitelikte olduğu gözardı edilmemelidir.

Bu itibarla başvurucular Kasım Oba, Ali İpekli ve Doğan Erbaş bakımından suç işlediklerine dair kuvvetli belirtilerin mevcut olduğu, ayrıca somut olayın koşullarında tutuklama nedenlerinin bulunduğu ve tutukluluğun ölçülü bir tedbir olduğu değerlendirilmiştir.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle anılan başvurucular yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Diğer Başvurucular Yönünden

Başvurucular yönünden suçlamaya esas alınan olgular arasında yer alan ve bir kısmı mensubu oldukları siyasi partinin organizasyonunda gerçekleştirilen bazı etkinlik ve gösterilere katılma eylemlerinin; bu etkinliklerde terörü öven, sahiplenen veya şiddeti teşvik eden faaliyetlerinin tespit edilmemiş olması nedeniyle kuvvetli suç belirtisi olarak kabulü mümkün görülmemiştir. Yine yasaklanmış veya terör örgütü yöneticilerince yazılmış yahut örgüt propagandası mahiyetinde içeriğe sahip kitap veya dergilerin bulundurulması; bunların başkalarına verildiğinin, propaganda aracı olarak kullanıldığının ya da dağıtıldığının tespit edilmemiş olması sebebiyle örgütsel bir faaliyet olarak kabul edilmemiştir. Bir kısım başvurucunun sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımların örgüte yönelik sempatiyi gösterse bile şiddeti veya terörü teşvik eden, öven ya da sahiplenen bir nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Diğer taraftan yapılan aramalarda ele geçirilen bir rapor ile üzerlerinde bazı notların ve makbuz numaralarının yer aldığı kağıtların içeriği itibarıyla örgütsel bir faaliyete ilişkin olduğu hususunda bir tespite varılamamıştır. Buna göre başvurucular Muhittin Arslanboğa, Ramazan Çetinçakmak, Mehmet Tayyip Arslan, Süleyman Başer, Aysel Güzel, Feremez Erkan, Ayşe Karadağ ve Süleyman Özcan’ın suç işlediklerine dair kuvvetli belirtilerin soruşturma makamlarınca yeterince ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle anılan başvurucular yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

>> Anayasa Mahkemesinin 22/1/2021 Tarihli ve 2017/30997 Başvuru Numaralı Kararı


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.