banner628

22 Kasım 2021

MARKALARIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ TALEBİ - ÜLKESELLİK PRENSİBİ

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/3189
K. 2021/1154
T. 3.6.2021

MARKALARIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ TALEBİ ( Bahse Konu Dava Dosyalarında Davalıya Ait İbareyi İçeren 2012 Yılında Tescil Edilmiş Başkaca Markaların Hükümsüzlüğünün Talep Edildiğinin Görülmüş Olduğu - Tarafların Aynı Olması Nedeniyle Öncelikle Bu Davaların Sonucunun Beklenerek Değerlendirilmesi Gerektiği )

ÜLKESELLİK PRENSİBİ ( Türkiye'de Tescilli Olmayan Davacı Markasının Davalının Tescilli Markalarından Daha Önce Türkiye'de Fiilen Kullanımı Gerektiği - Türkiye'den Bir Kısım İnsanların Davacıya Ait İnternet Sitesine Giriş Yapmaları ve Davacının Dünyanın Birçok Ülkesinde Bulunan Otellerinde Konaklamasının Davacı Markasının Türkiye'de Kullanıldığı Anlamına Gelmeyeceği )

BEKLETİCİ MESELE ( İlgili Dava Dosyalarında Davalıya Ait İbareyi İçeren 2012 Yılında Tescil Edilmiş Başkaca Markaların Hükümsüzlüğünün Talep Edildiği - Bahse Konu Davaların Akıbetinin Araştırılıp Tüm Deliller Birlikte Değerlendirildikten Sonra Varılacak Uygun Sonuç Dairesinde Bir Karar Verilmesi Gerekirken Eksik İnceleme ve Yanılgılı Değerlendirme Sonucu Karar Verilmesi Usul ve Yasaya Aykırı Olduğundan Davalı Vekilinin İstinaf Talebinin Kabulüne Karar Vermek Gerektiği )

KHK-556/m. 7, 8, 42

ÖZET : Dava, davalıya ait markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir.Bahse konu dava dosyalarında da davalıya ait Eurostar ibaresini içeren 2012 yılında tescil edilmiş başkaca markaların hükümsüzlüğünün talep edildiği görülmüş olup tarafların aynı olması nedeniyle öncelikle bu davaların sonucunun beklenerek değerlendirilmesi gerekir.

Ülkesellik prensibi gereğince Türkiye'de tescilli olmayan davacı markasının davalının tescilli markalarından daha önce Türkiye'de fiilen kullanımı gerekir. Türkiye'den bir kısım insanların davacıya ait internet sitesine giriş yapmaları ve davacının dünyanın birçok ülkesinde bulunan otellerinde konaklaması davacı markasının Türkiye'de kullanıldığı anlamına gelmez.

Açıklanan nedenlerle, bahse konu davaların akıbetinin araştırılıp tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekir.

DAVA : İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : Davacı vekili; müvekkilinin "..." markasının dünyanın birçok ülkesinde ve OHIM'de tescilli olduğunu, bu markanın müvekkilinin dünya genelinde 48 farklı ülke 2350 otelden oluşan zincirli markası olduğunu, ayrıca müvekkiline ait internet siteleri bulunduğunu, davalının ise ... tescil numaralı "..." ve ...escil numaralı "...." markalarının kendi adına 43.sınıfta yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, hayvanlar için barınma hizmetleri" için tescil ettirdiğini, davalının markalarının müvekkili markasına ayniyet derecesinde benzer olduğunu, ayrıca müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğunu, yine müvekkilinin uzun yıllarca ... markasını kullanması nedeniyle bu ibare üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu, davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu belirterek davalıya ait markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; davacının yabancı şirket olması nedeniyle teminat yatırması gerektiğini, ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, davacının tanınmışlık iddiasının müvekkilinin kötüniyetli olduğunu ispatlamadığını, davacının markasının otelcilik sektöründe olduğundan zayıf marka olduğunu, ülkesellik prensibi gereğince başka ülkelerde alınan tescillerin Türkiye'de tescilli markaların hükümsüzlük sebebi olamayacağını bildirerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre; davacı tarafın gerçek hak sahipliği ve markasının tanınmış olduğuna dair iddialarını ispat edemediğini, ancak taraf markalarının esas unsurunun "..." ve "..." ibareleri olduğu, taraflara ait markaların benzer olduğu, diğer markaları oluşturan işaretlerin karıştırma tehlikesi meydana getirecek şekilde benzer olduğu, davacının davalı tarafın marka başvuru tarihi olan 10.02.2014 tarihinden önce ... markasını geçici konaklama hizmetleri bakımından ibareye ayırt edici nitelik kazandıracak etki ve yoğunlukta kullandığı, davalının tescilinde kötüniyetli olduğu, tescilli olduğu bütün hizmet sınıfları bakımından hükümsüz kılınması gerektiği gerekçeleriyle davalıya ait markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir.

Davalı vekili, istinaf sebebi olarak; kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının talebi üzerine ihtiyati tedbir kararı verildiğini, verilen ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'nin 556 Sayılı KHK'nın 7/I hükmünü iptal ettiğini, temel hak ve hürriyetlerinin KHK ile düzenlenemeyeceğini, davacının markasının tanınmış olduğu hususunun ispatlanamadığını, ilk bilirkişi raporunun bu yönde görüş belirttiğini, ikinci bilirkişi raporunda ise ayrık görüş belirten bilirkişinin bu yönde kanaat bildirdiğini, müvekkilinin kendi adına tescilli markayı kullandığını, müvekkilinin tescilinin halan geçerli olduğunu, kararda değinilen Ankara Mahkemeleri kararlarının temyiz aşamasında olduğunu, kesinleşmediğini, kesinleşmeyen kararların bu davada emsal teşkil etmeyeceğini, davacı markasının otelcilik sektörü yönünden ayırt ediciliği olmadığını, zayıf marka olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkilinin markalarının İstanbul ibarelerini de içerdiğini, ülkesellik prensibi gereğince başka ülkelerde alınan tescillerin Türkiye de red sebebi olamayacağını bildirerek yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına, ilk derece mahkemesinde rapor yazan bilirkişilerin dinlenmesini ve davanın reddi gerektiğini bildirmiştir. Davalıya ait ... tescil numaralı "... old town istanbul" markasının 43.sınıfta 10.02.2014 de tescil edildiği,...tescil numaralı "eurostars old city istanbul" markasının 43.sınıfta 10.02.2014 den itibaren tescilli olduğu görülmüştür. Ankara 3.FSHHM'nin 2015/124 E. - 2016/299 K.sayılı ilamının incelenmesinde; davacının davalı ile dava dışı TPMK aleyhine açtığı Kurum Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü davası olduğu, buna göre dava konusu "..." ibareli markanın davacının markası ile benzer olduğunu, davacının öncelik hakkı bulunduğu gerekçesiyle 43.sınıftan hükümsüzlüğüne ve terkinine karar verildiğikararın kesinleşip kesinleşmediğinin dosya içerisinde anlaşılamamıştır.

Ankara 1.FSHHM'nin 2015/3 E. - 2016/326 K.sayılı ilamının incelenmesinde; davacının davalı aleyhine Kurum Kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü için açtığı dava sonunda dava konusu ... ibareli marka ile davacıya ait .... markalarının benzer olduğunu, "Hayvan bakım hizmetleri" hariç benzerlik bulunduğunu, bu hizmetler dışında hükümsüz kılınması gerektiğini ve başvurunun kötüniyetli olduğu gerekçeleriyle davalı adına tescilli 2012/67410 Sayılı ... markasının 43.sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve terkinine karar verildiği, kararın kesinleşip kesinleşmediğinin dosya içerisinde anlaşılamamıştır. Yargılama sırasında alınan 17.10.2017 tarihli bilirkişiler Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen heyet raporunda; davacının marka ismini ülke sınırları içerisinde daha önceden kullandığını gösteren bir delilin bulunmadığı dolayısıyla gerçek hak sahipliği iddialarını ispatlayamadığını, davacının tanınmış marka iddiasını ispatlayamadığı, taraf markalarının markaları oluşturan işaretlerinin karıştırılma tehlikesi oluşturacak ölçüde benzer olduğunu, davalının marka tescilinden kötüniyetli olup olmadığı yönünde takdirin mahkemeye ait olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmüştür.

Yargılama sırasında alınan 30.03.2018 tarihli Doç.Dr. ... oluşan bilirkişi heyet raporunun çoğunluk görüşünde; davacının davalının marka tescil başvuru tarihi olan 10.02.2014 den önce ... markasını geçici konaklama hizmetleri bakımından ibareye ayırt edicilik kazandıracak etki ve yoğunlukta kullandığı, bu kullanımlar sonucu KHK'nun 8/3 maddesi gereğince, geçici konaklama hizmetleri bakımından gerçek hak sahibi olduğu, davacının gerçek hak sahibi markası ve benzer ibarelerin davalı tarafından kullanılması ve tescil edilmesi nedeniyle KHK'nın 42.maddesi gereğince davalı markalarının tescil edildiği bütün hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün istenebileceğini, davacının tanınmış marka iddiasının ispatlanamadığını, davacının ilgili sektörde bilinirliği dikkate alındığında, davalı tescillerinin kötüniyetli olarak değerlendirilebileceği yolunda görüş bildirildiği, ayrık görüş belirten bilirkişinin ise; 23.03.2018 tarihli raporunda davacı marka kullanımının ve davalı marka başvurularının 2012 yılına dayandığı, bu sebeple davacının gerçek hak sahibi sayılamayacağını, davacı markasının Türkiye de faaliyet göstermemesi ve Türkiye de kısıtlı bir hizmet alıcı çevresine hitap etmesi sebebiyle ayırt edici gücünün zayıf olduğunu, davalının kötüniyetle hareket ettiğine dair somut bir delilin bulunmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. Dosya istinaf incelemesi için Dairemizde beklediği sırada davacı vekilince Ankara 1.FSHHM'nin 2015/3 E. Sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay'dan onandığının belirtildiği ve bu beyan ekinde Yargıtay 11.HD'nin 2017/4214 E. - 2019/1278 K. Sayılı onama ilamının sunulduğu, ayrıca kararın onama kararı ve kesinleştiğine dair mahkemenin kesinleşme şerhi verildiği görülmüştür.

GEREKÇE: Dava, davalıya ait markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir.

Davacı taraf, davalıya ait dava konusu markaların müvekkilinin markalarıyla ayniyet derecesinde benzer olduğu, davacı markasının tanınmış olduğu ve marka üzerinden davacının öncelikli hak sahibi olduğu hususlarıyla davalının tescilinde kötüniyetli olduğunu iddia etmiştir. Davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi oluşturacak şekilde benzerlik bulunduğu, davacının .... ibaresinin geçici konaklama hizmetleri bakımından ayırt edicili nitelik kazandıracak etki ve yoğunlukta kullandığı, davalının tescilinde kötüniyetli olduğu gerekçeleriyle hükümsüzlük kararı verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir. Mahkemece, Ankara 1 ve 3.FSHHM'lerin kararlarının da gerekçe yapıldığı anlaşılmakta ise de, karar tarihi itibariyle söz konusu mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmediği dosya içeriğinden anlaşılamamıştır. Gerçi Ankara 1.FSHHM'nin 2015/3 esas sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11.HD'nin 2017/4214 esas, 2019/1278 karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği yolunda dairemize dilekçe sunulmuş ise de, heyetimizce UYAP ortamında yapılan incelemede Ankara 3.FSHHM'nin 2015/124 esas sayılı dosyasında verilen kararın ise kesinleşmediği, söz konusu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nce bozulduğu anlaşılmaktadır. Bahse konu dava dosyalarında da davalıya ait .... ibaresini içeren 2012 yılında tescil edilmiş başkaca markaların hükümsüzlüğünün talep edildiği görülmüş olup tarafların aynı olması nedeniyle öncelikle bu davaların sonucunun beklenerek değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca mahkemece hükme esas alınan 30/03/2018 tarihli bilirkişi raporunun çoğunluk görüşünde davacıya ait internet sitesine Türkiye'den kişilerin erişim yaptıkları ve davacıya ait otelde konaklama yaptıkları, dolayısıyla bu ticari hareketliliğin markanın kullanımını ortaya koyduğu yolunda görüş belirtilmiş ise de, bu görüş dairemizce yerinde görülmemiştir. Zira ülkesellik prensibi gereğince Türkiye'de tescilli olmayan davacı markasının davalının tescilli markalarından daha önce Türkiye'de fiilen kullanımı gerekir. Türkiye'den bir kısım insanların davacıya ait internet sitesine giriş yapmaları ve davacının dünyanın birçok ülkesinde bulunan otellerinde konaklaması davacı markasının Türkiye'de kullanıldığı anlamına gelmez.

Açıklanan bu hususlar gözetildiğinde, özellikle bahse konu Ankara 1 ve 3 FSHHM'lerde görülen davaların akıbetinin araştırılıp tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,

2-İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/05/2018 tarih, 2016/188 esas, 2018/137 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,

4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,

5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 98,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 34,30 TL posta masrafı olmak üzere toplam 132,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.03.06.2021

kazanci.com.tr

banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.