banner590

21 Ocak 2021

MEMUR İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİ - TALEBİN İSTİHKAK DAVASI NİTELİĞİNDE OLMASI - DAVANIN HUKUKİ NİTELENDİRMESİNİN HAKİME AİT OLMASI

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2017/12-735
K. 2020/445
T. 23.6.2020

MEMUR İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİ ( Uyuşmazlığın Şikayetçi Davacı Üçüncü Kişinin İcra Mahkemesine Başvurusunun Şikayet mi Yoksa İstihkak Davası Niteliğinde mi Olduğunun Tespitine İlişkin Bulunduğu - Başvurunun Ticari İşletme Rehni Sebebiyle Rüçhanlı Alacaklı Olduklarının Kabulünün Talep Edilmesine İlişkin Olduğu ve Bu Hali ile İİK'nın 96 ve Devamı Maddelerine Göre Açılmış İstihkak Davası Niteliğinde Bulunduğu/Önceki Kararda Direnilmesinin Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu )

TALEBİN İSTİHKAK DAVASI NİTELİĞİNDE OLMASI ( Üçüncü Kişinin İcra Mahkemesine Başvurusunun İcra Müdürünün Sebepsiz Olarak Yapmadığı İİK Md. 96/1 ve 2 Fıkralarında Öngörülen İşlemlerin Yapılmasının Sağlanması Değil Ticari İşletme Rehni Sebebiyle Rüçhanlı Alacaklı Olduklarının Kabulünün Talebine İlişkin Olduğu - Şikayet Olarak İcra Mahkemesine Gelinmesinin Hukuki Nitelendirmenin Hakime Ait Olduğu Kuralı Doğrultusunda Sonuca Etkili Olmadığının Anlaşıldığı )

DAVANIN HUKUKİ NİTELENDİRMESİNİN HAKİME AİT OLMASI ( Şikayetçi Üçüncü Kişinin Haczedilen ve Satışa Çıkarılan Menkullerin Ticari İşletme Rehni Sözleşmesi ile Kendisine Rehinli Olduğunu Haczedilen Menkullerde Rüçhanlı Alacağı Bulunduğunu İleri Sürerek Satış ve Sonraki Aşamalarda Kendilerinin Rüçhanlı Alacaklı Olarak Kabulüne Karar Verilmesini ve Paylaştırma Aşamasında Bu Durumun Göz Önüne Alınmasını Talep Ettiği - Üçüncü Kişinin Taleplerinin Reddine Karar Verildiği/Şikayetin Memur Muamelesinin İptali Değil İstihkak Davası Niteliğinde Olduğu )

NİSPİ KARAR VE İLAM HARCININ TAMAMLATTIRILMASI ( İstihkak Davası İİK 97. Maddesine Göre Genel Hükümlere Tabi Olduğundan Harçlar Kanununun 16. Maddesine Göre (1) Sayılı Tarifedeki Nispi Esas Üzerinden Harca Tabi Olduğu - Alacak Tutarı ile Dava Konusu Mahcuzlar Üzerindeki Rehin Değerinden Hangisi Az ise O Değer Üzerinden Hesaplanacak Nispi Karar ve İlam Harcının 1/4'ü Peşin Olarak Alındıktan Sonra Yargılamaya Devam Olunacağı/Davada Haksız Çıkan Taraftan Eksik Kalan Karar ve İlam Harcının Alınması Gerektiği )

REHİN HAKKINA DAYANAN İSTİHKAK DAVASI ( Haczedilen Mal Üzerinde Davacının Rehin Hakkının Varlığını Tespit Ettirmek ve Haczin Rehin Hakkını Etkilememek Koşulu ile Yapılması Olanağını Sağlamak Amacının Bulunduğu - Artırma Bedelinin Satış İsteyen Haciz Alacaklısının Alacağına Rüçhanı Olan Muaccel İpotek Alacaklarının Toplamının Üzerinde Olması Halinde İhale Yapılabileceği/Rehin Hakkı Sahibinin Mahcuzun Satışında Rehinli Alacağını Tam Olarak Tahsil Edebileceği )

SÜRESİZ ŞİKAYET ( Rehin Alacaklısı Tarafından Açılan İstihkak Davasında Haczedilen Mal Üzerinde Rehin Hakkının Bulunduğunun Tespiti ve Bu İddianın Kanıtlanması Durumunda Hacizli Malın Bu Rehin Hakkı ile Yükümlü Olarak Haczedilmiş Sayılması Suretiyle İstihkak Davasının Kabulüne Karar Verilmesi Gerektiği - İcra Memuruna Mahcuz Üzerinde Üçüncü Kişinin Ticari İşletme Rehin Hakkını Tanıma Yetkisi Veren Yasal Bir Düzenleme Bulunmadığı )

492/m.16,28

2004/m.16,17,18,23,96,97,115

6100/m.33,119

ÖZET : Dava, icra memuru işleminin kaldırılarak, ticari işletme rehni nedeniyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, şikayetçi (davacı) üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusunun şikayet mi yoksa istihkak davası niteliğinde mi olduğu noktasındadır.

Üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu, icra müdürünün sebepsiz olarak yapmadığı İİK'nın 96. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında öngörülen işlemlerin yapılmasının sağlanması değil, ticari işletme rehni sebebiyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulünün talep edilmesine ilişkin olup, başvuru bu hali ile İİK'nın 96 ve devamı maddelerine göre açılmış istihkak davası niteliğindedir. Şikayet olarak icra mahkemesine gelinmesi, HMK'nın 33. maddesinde yer alan hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu kuralı doğrultusunda sonuca etkili değildir. Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : 1. Taraflar arasındaki "memur işleminin iptali" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.

2. Direnme kararı şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

KARAR : I. İNCELEME SÜRECİ

Üçüncü Kişi İstemi:

4. Şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili 17.01.2014 tarihli talep dilekçesinde; Malatya 3. İcra Dairesinin 2013/27 E. sayılı dosyasında haczedilerek satışa çıkarılan menkul malların, Malatya 3. Noterliğinin 16.11.2012 tarihli ve 33799 yevmiye numaralı ticari işletme rehni sözleşmesiyle müvekkili adına rehinli olması sebebiyle icra takip dosyasına sundukları talep dilekçesi ile rüçhanlı alacaklı olduklarına dair karar verilmesini talep ettiklerini, ancak icra memurunun 07.01.2014 tarihli işlemle taleplerini reddettiğini ileri sürerek icra memurunun 07.01.2014 tarihli işleminin kaldırılarak, ticari işletme rehni nedeniyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Alacaklı Cevabı:

5. Alacaklı vekili 28.02.2014 tarihli cevap dilekçesinde; haczedilen menkullerle rehinli olduğu iddia edilen menkullerin aynı olmadığını, rehin sözleşmesinin muvazaalı olduğunu beyan ederek talebin reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme Kararı:

6. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesi'nin 06.03.2014 tarihli ve 2014/41 E., 2014/118 K. sayılı kararı ile; talep dilekçesine ek ticaret sicil belgesine göre ticari işletme rehin sözleşmesinin sicile tescil edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ticari işletme rehninin kurulduğu fabrika binasındaki eşyanın ve makinelerin ayırt edici özelliklerinin mutlaka rehin sözleşmesinde veya ekindeki listede gösterilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda ibraz edilen demirbaş listesinin benzer eşya ve makinelerden farklı olduğuna yönelik ayırt edici hiç bir özelliğinin yazılmadığı, seri veya üretim numaralarının bu listede belirtilmediği, dolayısıyla takip dosyasında haczedilen makine ve taşınır malın ticari işletme rehni kapsamında kaldığının net olarak söylenemeyeceği, bu durumda icra müdürünün rüçhanlı alacak kaydına ilişkin talebi reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 25.11.2014 tarihli ve 2014/21385 E., 2014/28252 K. sayılı kararı ile;

"... Alacaklı tarafından borçlu M. Süt … A.Ş. hakkında, genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun işyerinde bir kısım menkullerin haczedildiği, bu haciz işlemine karşı üçüncü kişinin haczedilen menkuller üzerinde rehin alacakları bulunduğu iddiası ile icra müdürlüğüne başvurarak, satış ve sonraki aşamalarda kendilerinin rüçhanlı alacaklı olarak kabulüne karar verilmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce talebin reddi üzerine icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurduğu, mahkemece şikâyetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Şikâyetçi üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu, haczedilen taşınırlar üzerinde rehin hakkının bulunduğu iddiasıyla rehin hakkının dikkate alınmasına ilişkindir. Başvuru bu hâli ile İİK' nun 96 ve devamı maddelerine göre açılmış istihkak davası olup, şikâyet olarak icra mahkemesine gelinmesi, HMK'nun 33. maddesinde yer alan hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı doğrultusunda sonuca etkili değildir.

O hâlde mahkemece başvuru istihkak davası olarak vasıflandırılıp, varsa harç eksikliği giderildikten ve taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların iddia ve delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken istemin şikâyet olarak nitelendirilip yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ..." gerekçesi ile karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesi'nin 21.05.2015 tarihli ve 2015/89 E., 2015/168 K. sayılı kararı ile; somut olayın özelliğine göre memur işlemini şikâyet niteliğindeki bu istemin mahkemece istihkak davası olarak ele alınmasının doğru olmayacağı, tarafları ve dava konusu aynı olan istemlerle ilgili verilen red kararlarının bir kısmının Özel Dairece onandığı, bir kısmının bozulduğu, bir kısmının da başka bir gerekçeyle sonucu itibariyle doğru görülerek onandığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikâyetçi (davacı) üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusunun şikâyet mi yoksa istihkak davası niteliğinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

12. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 33. maddesi gereğince hukuki tavsif (niteleme) ve uygulanacak kanun maddesinin tespiti hâkime aittir. Ayrıca HMK'nın 119. maddesinde dava sebebi olarak hukuki sebepler değil maddi vakıalar esas alınmıştır. İcra mahkemesi tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri maddi vakıalarla bağlıdır; ancak başvuranın bu bağlamda yapmış olduğu hukuksal nitelendirmelerle bağlı değildir.

13. Tarafların ileri sürmüş olduğu maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak yani somut olay ya da ilişki bağlamında işlerlik kazanacak hukuk kurallarını araştırıp bulup uygulamasını gerçekleştirmek, hâkim tarafından kendiliğinden yerine getirilmesi gereken bir görevdir (HMK'nın 33. maddesi). Somut olaya uygulanacak olan hukuk kuralları, dava sebebinden tümüyle farklı bir kavram olan hukuki sebebi oluşturur (Tanrıver, S.; Medeni Usul Hukuku C. 1. Ankara 2016, s. 480-483).

14. Uyuşmazlığın çözümü için şikâyet ve istihkak iddiasının açıklanması gerekmektedir. Şikâyet, İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 16, 17 ve 18. maddelerinde düzenlenmiştir. Şikâyet icra ve iflas dairelerinin, kanuna aykırı olan veya hadiseye uygun bulunmayan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesi veya yerine getirilmeyen veya sebepsiz sürüncemede bırakılan bir hakkın yerine getirilmesi için icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış kendine özgü bir kanun yoludur (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 103). Şikâyeti medeni usul hukukunda yer alan hiçbir dava çeşidi içine sokmak mümkün değildir (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet 2. B., İstanbul 2017, s. 49). Şikâyet konusunu idari işlemler oluşturduğundan, şikâyet medeni usul hukuku anlamında bir dava değildir. Şikâyette kişiler arasında uyuşmazlık yoktur. Şikâyet ile icra ve iflas memurlarının işlemlerinin kanuna veya olaya aykırılığı ileri sürülür. Takibin esasını oluşturan uyuşmazlığın maddi hukuk açısından incelenmesi ve bunun hakkında karar verilmesi şikâyette mümkün değildir. Şikâyete konu işlemin iptalini talep eden kişinin takibin diğer taraflarına karşı ileri sürebileceği bir sübjektif hakkı yoktur. Medeni usul hukukundaki davada davacı ve davalı olmak üzere iki taraf yer alır. Davanın konusunu tarafların sübjektif hakları oluşturur. Örneğin eda davası söz konusu ise dava kabul edildiğinde davalı bir şeye mahkûm edilir. Şikâyet hakkında verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Dava sonunda verilen kararlar ise kesin hüküm teşkil eder ve aynı konuda ve aynı taraflar arasında yeniden dava açılamaz. İİK'nın 16. maddesine göre icra ve iflas dairesi işlemlerine karşı şikâyet yoluna ancak kanunun çözümünü mahkemeye bırakmadığı konularda (örneğin İİK'nın 142. maddesi uyarınca sıra cetveline itiraz davası) gidilebilir. Kanun koyucunun bazı hâllerde şikâyet yolunu kapalı tutmasının nedeni, takibe bağlı maddi hukuka ilişkin sorunların mahkemelere bırakılması düşüncesidir (Pekcanıtez, s. 31). Şikâyet yoluyla icra mahkemesine yapılan başvuruda 492 Sayılı Harçlar Kanunu'na ekli 1 Sayılı tarifenin A-I/1 uyarınca, maktu başvurma harcı ile maktu karar ve ilam harcı alınır.

15. İİK'nın 96. maddesinin 1. fıkrası "Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir." şeklinde düzenlenmiştir. Haczedilen bir mal üzerinde (alacaklı ve borçlu dışındaki) bir üçüncü kişinin mülkiyet veya diğer bir ayni hak sahibi olduğunun ileri sürülmesine istihkak iddiası denir. Haczedilen bir mal üzerinde (alacaklı ve borçlu dışındaki) bir üçüncü kişinin rehin hakkı bulunduğunun ileri sürülmesi de istihkak iddiasıdır. Buradaki rehin terimini İİK'nın 23. maddesindeki gibi (geniş anlamda) anlamak gerekir (Kuru, s. 543, 544). İİK'nın 23. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde "taşınır rehni" tabirinin "ticari işletme rehnini" ihtiva ettiği düzenlenmiştir.

16. Ticari işletme rehni de diğer rehin hakları gibi rehinli alacaklıya ticari işletme veya belirli unsurlarına başvurarak alacağını öncelikle elde etme imkânı sağlayan sınırlı bir ayni haktır (Reisoğlu, S.: Ticari işletme rehni ve uygulamada ortaya çıkan sorunlar, Ankara 1977. s. 22). Ticari işletme rehni teslim koşulu aranmayan bir sicilli taşınır rehni çeşitidir. Bu nedenle bir çok taşınır malın alacaklıya teslimine gerek kalmadan üzerinde rehin hakkının kurulması mümkün olmaktadır. Rehinli malların borçlu elinde kalması nedeniyle borçluya ait ve üzerinde ticari işletme rehni bulunan malların rehinli alacaklı dışındaki alacaklılar tarafından haczedilmesi söz konusu olduğunda ticari işletme üzerinde rehin hakkına sahip üçüncü kişiler hacizli mallar hakkında istihkak davası açabilirler (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, İstanbul 1990, C. 2, s. 964; Kudret, A.: Hacizde İstihkak Davası, Ankara 2005, s. 168). Rehin alacaklısının rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip hakkının bulunması veya satış ile paraların paylaştırılmasına katılma hakkının olması istihkak davası açmasına engel değildir.

17. Rehin hakkına dayanan istihkak davasının amacı, haczedilen mal üzerinde davacının rehin hakkının varlığını tespit ettirmek ve böylece haczin rehin hakkını etkilememek koşulu ile yapılması olanağını sağlamaktır (Güneren, A.: İcra ve İflas Hukukunda İstihkak Davaları ile Tasarruf İptal Davaları, Ankara 2014, s. 150). İİK'nın 115. maddesinde belirtildiği üzere artırma bedelinin satış isteyen haciz alacaklısının alacağına rüçhanı (önceliği) olan muaccel ipotek alacaklarının toplamının üzerinde olması hâlinde ihale yapılabilir. Böylece rehin hakkı sahibi mahcuz malın satışında rehinli alacağını tam olarak tahsil edebilir.

18. İİK'nın 96. maddesinin 1. Fıkrası uyarınca istihkak iddiası haciz sırasında ileri sürülmüş ise haciz tutanağına, hacizden sonra bildirilmiş ise icra tutanağına yazılır. Anılan maddenin 2. fıkrasına göre icra müdürü (dairesi), üçüncü kişinin istihkak iddiasını, alacaklıya ve borçluya bildirir ve bu bildiri ile istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere, alacaklıya ve borçluya üç günlük bir süre verir. İcra müdürü, istihkak iddiasının yerinde olup olmadığını araştırmadan, istihkak iddiasını, haciz veya icra tutanağına geçirmek ve itiraz edebilmeleri için alacaklıya ve borçluya (üç günlük süre vererek) bildirmekle yükümlüdür. İcra müdürünün bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde süresiz şikâyet yoluna başvurulabilir. Üçüncü kişi, icra müdürünün İİK'nın 96 ve 97. maddesinin 1. fıkrasındaki işlemlerin tamamlamasını beklemek veya bu işlemlerin yapılması için süresiz şikâyet yoluna başvurmak zorunda değildir. İcra dairesinin İİK'nın 96. maddesinin 2. fıkrasına göre alacaklıya ve borçluya üç günlük süre vermemiş ve bundan sonraki işlemleri yapmamış olması nedeniyle, aynı Kanunun 97. maddesinin 6. fıkrasına hükmüne göre yedi günlük istihkak davası açma süresi henüz işlemeye başlamamış olan üçüncü kişi, (İİK'nın 96. maddesinin 9. fıkrasındaki süre ile bağlı olmaksızın) doğrudan doğruya icra mahkemesinde istihkak davası açabilir (Kuru, s. 547, 548). Rehin alacaklısı tarafından açılan istihkak davasında haczedilen mal üzerinde rehin hakkının bulunduğunun tespiti başka bir deyişle bu iddianın kanıtlanması durumunda hacizli malın bu rehin hakkı ile yükümlü olarak haczedilmiş sayılması suretiyle istihkak davasının kabulüne karar verilmesi gerekir. İcra memuruna mahcuz üzerinde üçüncü kişinin ticari işletme rehin hakkını tanıma yetkisi veren yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.

19. İstihkak davası İİK'nın 97. maddesine göre genel hükümlere tabi olduğundan 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesine göre (1) sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Alacak tutarı ile dava konusu mahcuzlar üzerindeki rehin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü anılan Kanunun 28. maddesi uyarınca peşin olarak alındıktan sonra, yargılamaya devam olunur. Yargılama tamamlanıp davanın kabulüne karar verildiğinde ise davada haksız çıkan taraftan eksik kalan karar ve ilam harcının alınması gerekir.

20. Somut olayda; alacaklı K. Tarım Hayvancılık San. ve Tic. A.Ş. tarafından borçlu M. Süt. Ür. Gıda Tar. Hayv. Nak. İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takipte 13.09.2013 tarihinde 2. Organize Sanayi Bölgesi havaalanı yolu üzeri Malatya adresinde yapılan hacizde menkullerin haczedildiği, şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekilinin 07.01.2014 tarihinde icra dairesine sunduğu dilekçesi ile haczedilen ve satışa çıkarılan menkullerin Malatya 3. Noterliğinin 16.11.2012 tarihli ve 33799 yevmiye numaralı ticari işletme rehni sözleşmesi ile müvekkiline rehinli olduğunu, müvekkilinin haczedilen menkullerde rüçhanlı alacağı bulunduğunu ileri sürerek satış ve sonraki aşamalarda kendilerinin rüçhanlı alacaklı olarak kabulüne karar verilmesini ve paylaştırma aşamasında bu durumun göz önüne alınmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce 07.01.2014 tarihli işlemle; rehin sözleşmesine ekli listede menkullerin marka, seri numarası ve özelliklerinin yazılmadığı, satışa konu menkuller ile rehin sözleşmesine ekli listedeki menkuller ilişkilendirilemediğinden üçüncü kişinin taleplerinin reddine karar verildiği, şikâyetçi (davacı) üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurarak memurluk işleminin iptali ile birlikte rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulünü talep ettiği görülmektedir.

21. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu, icra müdürünün sebepsiz olarak yapmadığı İİK'nın 96. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında öngörülen işlemlerin yapılmasının sağlanması değil, ticari işletme rehni sebebiyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulünün talep edilmesine ilişkin olup, başvuru bu hâli ile İİK'nın 96 ve devamı maddelerine göre açılmış istihkak davası niteliğindedir. Şikâyet olarak icra mahkemesine gelinmesi, HMK'nın 33. maddesinde yer alan hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı doğrultusunda sonuca etkili değildir.

22. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

Şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'na 5311 Sayılı Kanun'un 29. maddesiyle eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK'nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

kazanci.com.tr


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.