banner613
banner590

31 Mart 2021

PTT İşçilerinin 'Güvenlik Soruşturması' Zaferi

Bilindiği üzere Anayasa Mahkemesi Kasım 2019’da 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. Maddesinde geçen güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak şartını iptal etmişti. Bunun üzerine kamuya memur statüsündeki personel alımlarında o günden bu yana güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılamıyor. Nisan 2020’ye geldiğimizde kısaca Güvenlik Soruşturması Kanunu diyebileceğimiz 4045 sayılı kanunun 1. Maddesinin 2. Fıkrasını Anayasa Mahkemesi, Kasım 2019’daki benzer gerekçelerle iptal etti. İkinci iptal kararı ile birlikte asker, polis, hakim alımlarında güvenlik soruşturması yapılmakla birlikte UYAP bilgilerine kısıtlama getirilmiş oldu. Kişisel veri niteliğindeki mahkeme kayıtlarına güvenlik soruşturması yapan personelin erişmesi engellendi. 

Memur alımlarında bu gibi gelişmeler yaşansa da kamuda çalışan işçiler için hukuki durum farklıydı. PTT - Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi gibi Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nin kendi mevzuatları bulunduğundan yürürlükteki hükümler çerçevesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmaya devam ediyordu. Bu hukuka aykırı duruma karşı Danıştay 12. Dairesi yürütmeyi durdurma kararı verdi.

ÖNEMLİ BİR KARAR

Karara ilişkin hukukihaber.net'e konuşan avukat Fatih Tahancı; "Yaşanan bu gelişmeler sonucunda Ankara Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konulu davalarda iptal kararı vermekle birlikte oldukça farklı bir içtihat oluşturdu. Vermiş olduğu iptal kararlarında; iptal kararlarının atama sonucunu doğurmayacağı ile özlük hak (maddi tazminat) taleplerinin reddine karar vermektedir. Danıştay 12. Dairesi’nin PTT aleyhine açtığımız davada verdiği karar oldukça önemlidir. Şöyle ki; yürütmeyi durdurma kararı sonucunda kişinin atamasının yapılması gerektiğini açıkça kararında ifade ediyor. İleride kanun çıkacak olsa da kurumların kanun çıktığı zaman işlem yapması gerektiğini, kişilerin atama süreçlerinin askıda bırakılmaması gerektiğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte kişilerin atamasının yapılmasının akabinde mesleki özlük haklarının (maddi tazminatlarının) ödenmesi gerektiği sonucu da ortaya çıkıyor." 

"Bu hafta içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması kanun teklifi bu hafta içerisinde görüşülecekken Danıştay’ın vermiş olduğu bu karar oldukça önemli. Yüksek yargı mercilerince verilen bu kararların Yüce Meclis tarafından dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum." dedi. (hukukihaber.net)

İşte o karar;

DANIŞTAY, PTT SÖZLEŞMELİ PERSONEL YÖNETMELİĞİNİN GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI MADDESİNİN YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA KARAR VERDİ
 

DAVACI VE YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI İSTEYEN :

VEKİLİ : Av. Fatih Tahancı – Av. Ayşe TAHANCI

Çukurambar Mah. 1480. Sok. Besa Kule A Blok Kat:14 Daire:52- Çankaya/ANKARA

DAVALI : Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi / ANKARA

VEKİLİ 

İSTEMİN KONUSU : Davacı tarafından,

1. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi 2018/1 personel alımı sınavında başarılı olduktan sonra güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle göreve başlatılmamasına ilişkin 27/02/2020 tarih ve 89936362-900-E.11058 sayılı işlemi ile;

2. Bu işlemin dayanağı olan ve 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmelik’in “İşe alınmada aranacak genel şartlar” başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde yer alan “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda sakınca bulunmamış olmak” ibaresinin iptaline ve bu işlemler nedeniyle yoksun kalınan mali ve sosyal hakların tazmini ile yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, kamu hizmetine girme hakkı ile ilgili sınırlamaların kanun ile yapılması gerektiği, Anayasanın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak Kanunla sınırlanabileceğinin ifade edildiği, 128. maddesinde ise, kamu görevlilerinin nitelikleri ve atanmalarına ilişkin hususların kanunla düzenleneceğinin belirtildiği; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin, dava konusu düzenleme ile sadece güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılması şartı getirilmesinin hukuka aykırı olduğu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-8. maddesinde yer alan devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması şartının Anayasa Mahkemesi’nin 29.11.2019 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanan kararı ile iptal edildiği; Kara Harp Okulu öğrencisi iken 15 Temmuz sonrası okul kapatıldığı için buradan ayrılarak üniversite eğitimine devam ettiği, kendisinin de içinde bulunduğu Harp Okulu Taburu ile ilgili (690 kişi) darbeye teşebbüs suçlamasıyla ilgili açılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, güvenlik soruşturmasını olumsuz etkileyecek somut bir tespit, eylem ve iltisakın bulunmadığı, düzenleme bu haliyle mağduriyetlere yol açacağından bireysel işlem ile ilgili yönetmelik maddesinin öncelikle yürütülmesinin durdurulmasına sonrasında ise iptaline, yoksun kalınan sosyal haklarının tanınmasına, mali haklarının ödenmesine karar verilmesi gerektiği ileri sürmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı tarafından, Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.’de idari hizmet sözleşmesiyle personel istihdam edildiği, 696 sayılı KHK’nın 117. maddesiyle 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun 21. maddesine “Kamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmasına dair ilgili mevzuat hükümleri PTT ve iştirakleri tarafından istihdam edilecek personel hakkına uygulanmaz.” düzenlemesinin eklendiği, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle birlikte yürürlüğe giren 703 sayılı KHK ile devlet teşkilatını düzenleyen çok sayıda yasal düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığı, bu kapsamda 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun bir kısım hükmü mülga edilerek 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yeniden düzenlendiği, söz konusu Kararname’nin “Sözleşmeli Personel” başlıklı 391. maddesinin birinci fıkrasında ” PTT personeli, 27.06.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 26. ve 27. maddelerine göre istihdam edilir.” düzenlemesinin yer aldığı; 375 sayılı KHK’nın Ek 27. maddesine göre “14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi kapsamında personel istihdam edilmeyen kamu kurum ve kuruluşlarından teşkilatlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülenlere ait hizmetler 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlere bağlı olmaksızın idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen personel eliyle yürütülür.  Bu kapsamda istihdam edilecek personelde kurumsal hizmetlerin gerektirmesi halinde aranacak öğrenim ve yabancı dil bilgisi şartı ile diğer şartlar, bunların işe alınmaları, sınav ve istisnaları, sözleşme süre, usul ve esasları, görev, yetki ve yükümlülükleri, sözleşmelerinin feshi ile istihdamlarına dair diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşü alınarak kurumlarca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” denildiği, anılan madde uyarınca Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.’nde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin hazırlanarak 19/11/2019 tarihli ve 30953 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, yönetmeliğin, “İşe Alınmada Aranacak Genel Şartlar” başlıklı 9. maddesinin “i” fıkrasında yer alan “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda sakınca bulunmamış olmak” hükmüne yer verildiği; 26.10.1994 tarih ve 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesi ve 14.02.2000 tarih ve 2000/84 sayılı Güvenlik ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği ile 25.10.2018 tarih ve 30576 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 228 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına dayanılarak, PTT A.Ş. Genel Müdürlüğü Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönergesinin hazırlandığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-8 numaralı maddesinde yer alan devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması şartı Anayasa Mahkemesi’nin 29.11.2019 tarihli ve 30963 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan kararı ile iptal edildiği; 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli İle Kamu Görevlerine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine İlişkin Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrası Anayasa Mahkemesi’nin 28.04.2020 tarihli ve   31112  sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kararı  ile iptal edildiği, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararları ile kamu görevine atanmadan önce bir takım şartların getirilmesinin doğal olduğu, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasını öngören kuralların kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu, ancak bu alanda düzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğinin yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerektiğinin ifade edildiği, bu konuda yasal düzenlemenin yapılması gerekmekte olup, yapılacak olan yasal düzenlemenin ardından idarece yürütülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması faaliyetlerinin de bu düzenlemeye göre uyarlanacağı; ancak, bu aşamada söz konusu iptal kararlarının PTT A.Ş. personel alım işlemlerinde yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması uygulamalarını kapsamadığı, idarece halihazırda yürütülen işlemlerin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında değil, 26.10.1994 tarih ve 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesi ve 14.02.2000 tarih ve 2000/84 sayılı Güvenlik ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği ile 25.10.2018 tarih ve 30576 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 228 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına dayanılarak hazırlanan PTT AŞ Genel Müdürlüğü Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönergesi doğrultusunda yürütüldüğü, yönergede güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılırken nasıl bir yol izleneceğinin açıkça belli olduğu, ayrıca 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun 7. maddesinde posta hizmetlerinin gizliliği ve güvenliği düzenlenmiş olup idarece sunulan hizmetlerin önemi de dikkate alındığında istihdam edilecek personel hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda sakınca bulunulmamış olmasının büyük önem arz ettiği, davacı ile ilgili yapılan araştırma sonucunda Ankara Valiliği Emniyet Müdürlüğünce davacı ile ilgili ilişik kaydına rastlanılmamakla birlikte istihbari bilgilerin bulunduğunun bildirildiği, Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğü ile yapılan yazışmalar neticesinde, davacının 31.07.2016 tarihi itibarıyla okulla ilişiğinin kesildiği, şahsın okuduğu dönem ve öncesi hakkında yürütülmüş bir soruşturma varsa bunun PTT A.Ş. tarafından Savcılıktan talep edilebileceği, Üniversitenin elektronik arşiv kayıtlarında davacı ile ilgili Fetö/PDY kapsamında bir soruşturmaya rastlanılmadığı bilgisi verildiği, idarede yapılan işlemlerin, gizlilik, mali sorumluluk gerektirdiği, gönderilere müdahale edilebilecek pozisyonlarda görev yapılabildiği, bu nedenle davacının durumunun ilgili Yönerge uyarınca oluşturulan değerlendirme komisyonunda değerlendirildiği ve göreve başlatılmamasına karar verildiği, bu nedenlerle dava konusu düzenlemede ve bu düzenleme uyarınca tesis edilen bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından yürütmenin durdurulması isteminin ve davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : Burcu ÖRGEN

DÜŞÜNCESİ : Yürütmenin durdurulması isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma için verilen süre geçtikten sonra incelenmesine karar verilen yürütmenin durdurulması istemi, savunmanın geldiği görülmekle yeniden incelendi, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

Davacı tarafından Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi 2018/1 personel alımı sınavında başarılı olduktan sonra güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle göreve başlatılmamasına ilişkin 27/02/2020 tarih ve 89936362-900-E.11058 sayılı işlemi ile; bu işlemin dayanağı 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmelik’in “İşe alınmada aranacak genel şartlar” başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde yer alan “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda sakınca bulunmamış olmak” ibaresinin iptaline ve bu işlemler nedeniyle yoksun kalınan mali ve sosyal hakların tazmini ile yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin ikinci fıkrasında, idari işlemin uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği kuralı yer almıştır.

Anayasanın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında; herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir.

4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasında; “…(Ek:18/10/2018-7148/29 md.) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir.

Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir.

01/02/2018 tarihli ve 7072 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 82. maddesiyle 22/01/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (f) bendinde, “Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak” hükmü yer almaktadır.

4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin “Sözleşmeli Personel” başlıklı 391. maddesi birinci fıkrasında ” PTT personeli, 27.06.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 26. ve 27. maddelerine göre istihdam edilir.” düzenlemesi yer almaktadır.

375 sayılı KHK’nın Ek 27. maddesine göre “14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendi kapsamında personel istihdam edilmeyen kamu kurum ve kuruluşlarından teşkilatlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülenlere ait hizmetler 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlere bağlı olmaksızın idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen personel eliyle yürütülür. …”Bu kapsamda istihdam edilecek personelde kurumsal hizmetlerin gerektirmesi halinde aranacak öğrenim ve yabancı dil bilgisi şartı ile diğer şartlar, bunların işe alınmaları, sınav ve istisnaları, sözleşme süre, usul ve esasları, görev, yetki ve yükümlülükleri, sözleşmelerinin feshi ile istihdamlarına dair diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşü alınarak kurumlarca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.

Anılan madde uyarınca, 19/11/2019 tarihli ve 30953 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. ‘nde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmeliğin “İşe Alınmada Aranacak Genel Şartlar” başlıklı 9. maddesinin (i) fıkrasında “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda sakınca bulunmamış olmak” düzenlemesi yer almaktadır.

696 sayılı KHK’nın 117. maddesiyle 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu’nun 21. maddesine, “Kamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmasına dair ilgili mevzuat hükümleri PTT ve iştirakleri tarafından istihdam edilecek personel hakkına uygulanmaz.” düzenlemesi eklenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesi’nin 28/04/2020 tarih ve 31112 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 19/02/2020 tarihli ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile; Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yer verilerek temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğinin ifade edildiği; Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağının belirtildiği ve son fıkrasında da herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu kuralının yer aldığı; Anayasa’nın 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülüklerinin düzenlendiği; Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere “…adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerin…” kişisel veri olarak kabul edildiği; kamu görevinde çalıştırılacak kişiler bakımından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu, ancak bu alanda düzenleme öngören kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve muhtemel kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerektiği, kuralda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu kapsamda kişisel veri niteliğindeki bilgilere ulaşması öngörülmüşken, Kanun’da bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına, bu bilgilerin ne suretle ve ne kadar süre ile saklanacağına, ilgililerin söz konusu bilgilere itiraz etme imkânının olup olmadığına, bilgilerin bir müddet sonra silinip silinmeyeceğine, silinecekse bu sırada izlenecek usulün ne olduğuna, yetkinin kötüye kullanımını önlemeye yönelik nasıl bir denetim yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin yapılmadığı, bir başka ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir kanuni güvenceler belirlenmeksizin, kuralla güvenlik soruşturması  ve  arşiv araştırması yapmakla görevli  olanların bu soruşturma  ve araştırma kapsamında kişisel veri niteliğindeki bilgileri almakla yetkili olduklarının belirtildiği, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesinin Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmadığından, kuralın Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu” gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

01/02/2018 tarihli ve 7072 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 82. maddesiyle 22/01/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (f) bendinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 30/04/2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 19/02/2020 tarihli ve E:2018/91, K:2020/10 sayılı kararıyla Anayasa’nın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğinin ifade edildiği, 20. maddesinde kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği kuralına yer verildiği, Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleri uyarınca kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını sınırlamaya yönelik kanuni düzenlemenin şeklen var olmasının yeterli olmayıp yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerektiği; Anayasa’nın 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülüklerinin düzenlendiği; belirtilen bu hususlar gözetilerek kamu görevinde çalıştırılacak kişiler bakımından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu; ancak, güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması sözleşmeli personel alımlarında aranacak şartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına, bu bilgilerin ne suretle ve ne kadar süre ile saklanacağına, ilgililerin söz konusu bilgilere itiraz etme imkânının olup olmadığına, bilgilerin bir müddet sonra silinip silinmeyeceğine, silinecekse bu sırada izlenecek usulün ne olduğuna, yetkinin kötüye kullanımını önlemeye yönelik nasıl bir denetim yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin yapılmadığı, bir başka ifadeyle, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir kanuni güvenceler belirlenmeksizin, kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu soruşturma ve araştırma kapsamında kişisel veri niteliğindeki bilgileri almakla yetkili olduklarının belirtildiği, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesinin Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmadığından, Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Bakılan uyuşmazlıkta davacı hakkındaki bilgilerin kişisel verilerine ulaşma anlamını taşıyan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasının “özel hayatın gizliliği” ilkesi kapsamında bulunması, “uygulamanın sınırlarını, usul ve esaslarını” gösteren bir kanuni dayanağının bulunmaması ve toplanan verilerin ileride bir başka şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması, yasa konusu olan bazı alanların yönetmelikle düzenlenmesinin mümkün olmaması karşısında dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde yer alan “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda sakınca bulunmamış olmak” ibaresinde ve bu düzenleme uyarınca tesis edilen davacının göreve başlatılmamasına ilişkin 27/02/2020 tarihli ve 89936362-900-E.11058 sayılı bireysel işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğmasına yol açacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının ilgililer hakkında güvenlik soruşturması yapılamayacağı yönünde olmadığı; aksine, kamu görevinde çalıştırılacak kişiler hakkında Anayasanın 129. maddesi uyarınca kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini teminen haklarında güvenlik soruşturması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu hususu açıkça belirtilmiştir.

Ancak, Anayasanın 138. maddesinin son fıkrası ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı hakkında verilen maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan iptal ve yürütmenin durdurulması kararlarının “aynen” ve “gecikmeksizin” uygulanması amacıyla davalı idarece işlem tesis edileceği de açıktır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ve gerekçesi dikkate alınarak güvenlik soruşturması hususunda yeni yasal bir düzenleme yapılması halinde, davacı hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararının uygulanması aşamasında ya da göreve başlatıldıktan sonra, davalı idarece davacının durumunun yeniden değerlendirileceğinde kuşkuya yer bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6352 sayılı Kanun ile değişik 27. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şartların birlikte gerçekleştiği anlaşıldığından davacının yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne,

2. 19/11/2019 tarih ve 30953 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde Çalıştırılacak İdari Hizmet Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmelik’in “İşe alınmada aranacak genel şartlar” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde yer alan “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda sakınca bulunmamış olmak” ibaresinin YÜRÜTÜLMESİNİN DURDURULMASINA,

3. Bu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen davacının göreve başlatılmamasına ilişkin 27/02/2020 tarih ve 89936362-900-E.11058 sayılı işlemin YÜRÜTÜLMESİNİN DURDURULMASINA,

4. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 7 (yedi) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na itiraz yolu açık olmak üzere, 27/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.