Sermaye Şirketlerinin Zamanaşımına Uğramış Borçları Niteliğinde Olan Menfaat ve Bedellerin Devlete İntikalini Öngören Kuralın İptali

İptal Talebinin Gerekçesi

Başvuruda; zamanaşımına uğramış kâr payı alacağının devlete geçmesini öngören kuralın şirket ve ortaklar bakımından telafisi zor sonuçlar doğurabileceği, devletin özel piyasalar açısından görevinin düzenleyici, koruyucu ve geliştirici tedbirleri almakla sınırlı olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Dava Konusu Kural

Dava konusu kuralda, anonim, limited ve komandit şirketlerde (komanditer ortaklar için) konusu faiz, kâr, ikramiye gibi menfaatler olan alacak haklarının beş senenin sonunda, konusu bedele dönüşen pay veya tahvil bedelleri olan alacak haklarının ise on senenin sonunda zamanaşımına uğrayacağı ve devlete geçeceği hükme bağlanmıştır.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Malikin mülkünü kullanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder. Bu yönüyle itiraz konusu kural mülkiyet hakkına müdahale niteliğindedir.

Kural, şirketin zamanaşımına uğrayan borçları niteliğindeki menfaat ve bedeller üzerindeki mülkiyet hakkını sınırsız ve süresiz olarak ortadan kaldırmasının yanında şirketin bu borçları ödemesi ihtimalini de bertaraf etmektedir. Söz konusu menfaat ve bedellerin devlete intikali, şirketin mal varlığını doğrudan azaltması yanında dolaylı olarak da şirket ortaklarının paylarının değerinde düşmeye yol açacak olması sebebiyle ortakların mülkiyet hakkı üzerinde de dolaylı bir etki göstermektedir. Benzer etki yine dolaylı olarak şirketin tahvil ve intifa senedi gibi senetlerinin hak sahipleri için de söz konusudur.

Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun olabilmesi için anılan hüküm gereğince sınırlamanın yalnızca kanuna dayanması ve kamu yararı amacı taşıması yetmemekte ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir.

Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Öngörülen tedbirin ulaşılmak istenen kamu yararı karşısında maliki olağan dışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez.

Sermaye şirketleri de gerçek kişiler ve diğer tüzel kişiler gibi mülkiyet hakkı kapsamında zamanaşımına uğramış borçlarının karşılığını oluşturan mal varlığı değerleri üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Şirketlerin zamanaşımına uğramış söz konusu borçlarına karşılık oluşturan değerlerin devlete intikalini öngören kural malike aşırı bir külfet yüklenmesine sebep olmaktadır.

1933 yılının şartlarında böyle bir hükmün bulunması gerekli görülebilir ancak günümüz koşullarında devletin gelir sağlamak için vergi ve benzeri başka araçlara başvurabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Bu yönüyle amaca ulaşmak için daha hafif araçlar öngörülmesi mümkün iken bu araca başvurulmasının gerekli, dolayısıyla ölçülü bir müdahale olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın sermaye şirketlerinin mülkiyet hakkını ölçüsüz bir biçimde sınırlandırdığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan gerekçelerle kural Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı bulunmuş ve iptaline karar verilmiştir.

Öte yandan, 2308 sayılı Şirketlerin Müruru Zamana Uğrayan Kupon Tahvilât ve Hisse Senedi Bedellerinin Hazineye İntikali Hakkında Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrasının iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan  ikinci  ve üçüncü fıkraları ile 2., 3. ve 4. maddelerinin 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi gereğince iptaline karar verilmiştir.

>> AYM KARARI İÇİN TIKLAYINIZ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Çiçekci 1 ay önce

Ticaret kanunun zaafı, hala azınlık haklarının koruyamaması. Bu artık kanundan mı geliyor yoksa uygulamadan, hâkim anlayışından mı geliyor, belli değil. Babasından kızımıza kalan miras hakkını çalan büyük ortağa karşı hakkımızı aramak için açtığımız davada 8 senedir bir karar çıkmıyor. Adam küçük ortağı isten de çıkartıyor, kâr payı vermekte mızıldanıyor. Payımızı düşürmek için sermaye artışı da yapıyor. Çoğunluk azınlığı sömürüyor. Hukuk böyle mi işler? Bu şartlarda, küçük yatırımcının bu aile şirketlerinde azınlık olarak yatırım yapması çok mantıksız. Böyle yatırım ve ticaret olur mu?