banner590

05 Mayıs 2021

TAPUSUZ TAŞINMAZIN TESCİLİ İSTEMİNDE HAKİM TARAFINDAN VERİLECEK KESİN SÜRENİN İŞLEMİN YAPILABİLMESİ İÇİN YETERLİ VE MAKUL BİR ZAMANI KAPSAMASI GEREKTİĞİ

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2020/698

Karar Numarası: 2021/175

Karar Tarihi: 10.02.2021

TAPUSUZ TAŞINMAZIN TESCİLİ İSTEMİNDE HAKİM TARAFINDAN VERİLECEK KESİN SÜRENİN İŞLEMİN YAPILABİLMESİ İÇİN YETERLİ VE MAKUL BİR ZAMANI KAPSAMASI GEREKTİĞİ - Davanın Tapusuz Taşınmazın Tescil İsteğine İlişkin Olduğu - Hakim Tarafından Verilecek Kesin Sürenin İşlemin Yapılabilmesi İçin Yeterli ve Makul Bir Zamanı Kapsaması Gerektiği - Kesin Süre Nedeniyle Yapılacak İşlem Sonrasında Takip Eden Duruşma Gününe Kadar Başka Bir İşleme Gerek Yok İse Bu Sürenin Takip Eden Duruşma Gününe Kadar Verilmesinin Hakkaniyete Uygun Olduğu - Bir Aylık Kesin Sürenin Takip Eden Duruşma Gününden Önce Sona Erdiği - Davacının Kesin Süreyi Takip Eden Duruşma Gününden Önce Edimini Yerine Getirdiği - Davacıya Verilen Kesin Süre İle Elde Edilecek Sonuç Sağlandığı - Ayrıca Davacının Davayı Sürüncemede Bırakacak Davranışta Bulunmadığı - Murisin Davacı Dışında Diğer Tüm Mirasçılarının Davaya Muvafakatlerinin Sağlandığının Kabul Edilmesi Gerektiği - Davanın Tereke Adına Açıldığı - Türk Medeni Kanunu'nun İlgili Maddeleri Uyarınca Dava Dışı Diğer Mirasçıların Muvafakatlerinin Alındığı Kabul Edilip, İşin Esasına Girilerek Toplanmış ve Toplanacak Tüm Delillerin Birlikte Değerlendirilmesi Gerektiği

ÖZETİ: Dava tapusuz taşınmazın tescil isteğine ilişkindir. Hakim tarafından verilecek kesin sürenin işlemin yapılabilmesi için yeterli ve makul bir zamanı kapsaması gerekir. Bunun yanında, kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrasında takip eden duruşma gününe kadar başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi hakkaniyete uygundur. Bir aylık kesin süre takip eden duruşma gününden önce sona ermektedir. Davacı kesin süreyi takip eden duruşma gününden önce edimini yerine getirmiştir. Bu nedenle, davacıya verilen kesin süre ile elde edilecek sonuç sağlanmıştır. Ayrıca, davacının davayı sürüncemede bırakacak davranışta bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Bu durumda murisin davacı dışında diğer tüm mirasçılarının davaya muvafakatlerinin sağlandığının kabul edilmesi gerekmektedir. Mahkemece, davanın tereke adına açıldığının ve Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca, dava dışı diğer mirasçıların muvafakatlerinin alındığı kabul edilerek işin esasına girilerek toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Mahalli mahkemesinden verilen karara karşı davacı ……….. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olup, dosya incelendi:

Gereği düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili 05.09.2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; dava konusu ………. 45 ada 14 parsel sayılı taşınmazın babası ………'e, o vefat edince de kendisi ve kardeşlerine  kaldığını, kullanmış oldukları taşınmazın kadastro tespitleri sırasında yol olarak tapuya tescil edildiğini, batısında kalan 15 parsel sayılı taşınmazda yol arkı olan kısmının da adına tescil edildiğini, taşınmazın arsa vasfında olduğunu, kendisinin ve kardeşlerinin tasarrufunda olduğunu beyan etmiş, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile diğer mirasçılar ile birlikte adına tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının murisi ……….’in tüm mirasçılarının davaya muvafakat etmeleri gerektiğini, ayrıca dava konusu taşınmazın yol olarak kullanıldığını, zilyetlik şartlarının davacı taraf lehine gerçekleşmediğini öne sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı …… Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi duruşmada, dava konusu edilen yeri yol olarak bildiğini, halen de yol olarak kullanıldığını beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı ……. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen sürede şehir dışında olan mirasçıların hepsine aynı anda ulaşmanın mümkün olmadığını, ara kararın 09.10.2018 tarihinde verildiğini, bir aylık sürenin 09.11.2018 günü sona erdiğini, muvafakatlerin duruşmadan önce sunulduğunu, celse talikine neden olmamasına rağmen ……. Asliye Hukuk Mahkemesince kesin süre içerisinde yerine getirilmediği nedeni ile davanın usulden reddedildiğini, 6100 sayılı HMK'nın 94'üncü maddesine göre Hakimin belirlediği sürelerin kesin olmadığını, muvafakatlerin duruşma gününe kadar sunulmuş olması nedeni ile celse talikine neden olmadığından davanın usulden reddinin hukuka aykırı olduğunu öne sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

2007 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında ……. Köyü çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmaz bölümü yol vasfıyla tescil harici bırakılmıştır.

Dava; TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17.maddelerine dayalı tapusuz taşınmazın tescil isteğine ilişkindir.

Davanın esası yönünden değerlendirme yapılabilmesi için, öncelikle taraf ehliyetinin bulunması zorunlu olup, bu hususun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesi gereğince mahkemelerce re'sen gözetilmesi zorunludur. Somut olayda davacı, dava konusu taşınmazın babası olan muris …….’den geldiğini ileri sürerek, muris ….. adına tescili istemiyle dava açmıştır. Muris ……'in ölüm tarihi itibariyle terekesinin elbirliği hükümlerine tabi olduğu ve davacının da tereke adına talepte bulunduğu dosya kapsamıyla sabittir. Elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir terekede, terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin 4721 sayılı Yasa'nın 640. ve 702. maddeleri uyarınca tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılması zorunlu olup, tasarrufi işlem niteliğindeki davanın da tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekir. Bir mirasçının özellikle acele hallerde miras şirketinin menfaatini korumak için bütün mirasçılar adına yalnız başına dava açması mümkün ise de, bu şekilde açılan bir dava tüm mirasçıların katılımı sağlanmadan yürütülemez. Bu halde, diğer mirasçıların davaya katılımının sağlanması, muvafakatlerinin alınması ya da terekeye temsilci atanması gerekir. Dosya arasında bulunan veraset ilamının incelenmesinde; muris ……'in davacı dışında mirasçılarının bulunduğu ve tescil davasında yasal hasım olan Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği, davacının murisi …..’in terekesi karşısında 3.kişi konumundadırlar.

6100 Sayılı HMK'nın 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi gerekmektedir.

Yargılama sırasında bir işlemin belirli bir sürede yerine getirilmesi kanunun amir hükmü olabileceği gibi yasada belirlenen sürelere aykırı olmamak koşuluyla mahkemece de tarafların yerine getirmesi gereken işlemler süre ile sınırlandırabilir. Kesin süre içerisinde öngörülen işlem yerine getirilmez ise HMK'nın 94. maddesi gereğince işlemi süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Ancak anılan bu madde hükmünün uygulanabilmesi için tarafın davayı sürüncemede bırakacak davranışta bulunması gerekir.

Mahkemece, davacının kendisine tanınan kesin süre içerisinde açıkça ihtar edilmesine rağmen murisin verasetini sunmamış olduğu, muvafakatlerin süresinde olmaması dolayısı ile taraf teşkili olan dava şartını yerine getirmediği gerekçesi ile davacının davasının usulden reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. İlk derece mahkemesince davacı vekilinin hazır olduğu 09.10.2018 tarihli oturumda “Davacı vekiline kök muris …..'in veraset ilamını mahkememize sunmak, mirasçılarının davaya muvafakatlarını dosyamıza ibraz etmek ya da ……. terekesine temsil tayini hususunda dava açarak dava evrakını mahkememize bildirmek için bir aylık kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi.)” yönünde ara karar oluşturulmuş ise de; mirasçılarından ……… ve ………..in kesin süre verilmeden önce davaya muvafakat ettiklerine dair dilekçe verdikleri halde bu hususun göz ardı edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, somut uyuşmazlıkta, davacı vekiline 09.10.2018 günlü duruşmada HMK'nın 90. maddesine dayanılarak bir aylık kesin süre verilmiş, kesin sürenin sonuçları da hatırlatılmış, duruşma 12.02.2019 gününe bırakılmıştır. Davacı vekili, mirasçılardan  ……… ve ……. in muvafakatlerini, ayrıca …… ve ….. adına düzenlenmiş vekaletnameleri 11.12.2018 havale tarihli dilekçe ile mahkemeye sunmuştur.

HMK'nın 90 ve 94. maddelerine dayanarak hakim tarafından verilecek kesin sürenin işlemin yapılabilmesi için yeterli ve makul bir zamanı kapsaması gerekir. Bunun yanında, kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrasında takip eden duruşma gününe kadar başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi hakkaniyete uygundur.

Somut olayda, 1 aylık kesin süre takip eden duruşma gününden önce sona ermektedir. Davacı kesin süreyi takip eden duruşma gününden önce edimini yerine getirmiştir. Bu nedenle, davacıya verilen kesin süre ile elde edilecek sonuç sağlanmıştır. Ayrıca, davacının davayı sürüncemede bırakacak davranışta bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Bu durumda; muris ………’in davacı dışında diğer tüm mirasçılarının davaya muvafakatlerinin sağlandığının kabul edilmesi gerekmektedir.

Hal böyle olunca; mahkemece, davanın tereke adına açıldığının ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. ve 702.maddeleri uyarınca, dava dışı diğer mirasçıların muvafakatlerinin alındığı kabul edilerek işin esasına girilerek toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının 28.07.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 35.maddesi ile değişik HMK’nun 353/l-a/6 maddesi uyarınca kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;

1-Davacı ……’in istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK’nın 353/l-a/6 maddesi gereğince, ……. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.05.2019 tarih, 2017/409-2019/444 E-K sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,

4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

5-HMK.nun 359/3.maddesi uyarınca, Dairemiz kararının mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/l-a/6 bendi gereğince oy birliği ile 10.02.2021 tarihinde kesin olarak karar verildi.

legalbank.net


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.