03 Şubat 2020

YANGINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT İSTEMİ - ZARARDAN SORUMLU TUTULACAK TARAFIN BELİRLENMESİ

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/4
K. 2019/5196
T. 10.9.2019

YANGIN OLAYINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT İSTEMİ ( Davalı Şirketin Yangının Çıktığı Depolarda Kiracı Olarak Bulunduğu ve Bilirkişi Raporlarında Yangının Çıkış Nedenine Dair İhtimallere Yer Verilmiş ise de Yangının Gerçek Çıkış Sebebinin Tespit Edilmesinin Mümkün Bulunmadığı - Zarardan Hangi Tarafın Sorumlu Tutulacağı ve İspat Yükünün Hangi Tarafın Üzerinde Olduğu Önem Arz Etmekle Salt Davalının Kiracı Olduğu Dönemde Gerçekleşen Yangın Hasarından Davalının Sorumlu Tutulmasının Doğru Olmadığı )

MEYDANA GELEN ZARARDAN HANGİ TARAFIN SORUMLU TUTULACAĞININ BELİRLENMESİ ( Salt Davalının Kiracı Olduğu Dönemde Gerçekleşen Yangın Hasarından Davalının Sorumlu Tutulmasının Doğru Olmadığı - İşbu Davada Davalı Kiracının Sorumluluğunun Objektif Sorumluluk Hali Olmayıp Kusura Dayalı Bir Sorumluluk Hali Olduğu/O Halde Artık İspat Yükü Üzerinde Olan Davalının Yangının Çıkışında Kusuru Bulunmadığını İspat Etmesi Gerektiği Aksi Halde Meydana Gelen Zarardan Sorumlu Tutulacağı )

İSPAT YÜKÜ ( İşbu Davada Davalı Kiracının Sorumluluğunun Objektif Sorumluluk Hali Olmayıp Kusura Dayalı Bir Sorumluluk Hali Olduğu - O Halde Artık İspat Yükü Üzerinde Olan Davalının Yangının Çıkışında Kusuru Bulunmadığını İspat Etmesi Gerektiği/Aksi Halde Meydana Gelen Zarardan Sorumlu Tutulacağı Gözetilmeksizin Davanın Reddine Karar Verilmesi Hatalı Olup Açıklanan Nedenlerle Kararın Bozulması Gerektiği )

6098/m. 49

ÖZET : Asıl dava, yangın sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat, birleşen dava ise kiracının kusuruna dayalı yangından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı şirketin yangının çıktığı depolarda kiracı olarak bulunduğu, bilirkişi raporlarında yangının çıkış nedenine dair ihtimallere yer verilmiş ise de yangının gerçek çıkış sebebinin tespit edilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşılmıştır. Meydana gelen zarardan hangi tarafın sorumlu tutulacağı ve ispat yükünün hangi tarafın üzerinde olduğu önem arz etmekle, salt davalının kiracı olduğu dönemde gerçekleşen yangın hasarından davalının sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, işbu davada davalı kiracının sorumluluğunun objektif sorumluluk hali olmayıp kusura dayalı bir sorumluluk hali olduğu, o halde artık ispat yükü üzerinde olan davalının yangının çıkışında kusuru bulunmadığını ispat etmesi aksi halde meydana gelen zarardan sorumlu tutulacağı gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 17/07/2017 tarih ve 2014/260-2017/675 Sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi ayrı ayrı asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 10.09.2019 günü hazır bulunan asıl davada davacı vekili, birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Asıl davada davacı vekili, ... Holding A.Ş'nin Mersin'de bulunan depolarının müvekkili nezdinde “Sınai Yangın Sigorta Poliçesi” ile sigorta örtüsü altına alındığını, davalının ise bu depolardan B3 ve B4 numaralı depoları kiracı olarak kullandığını, söz konusu depolarda 27.06.2007 tarihinde meydana gelen yangında depoların zarar gördüğünü, davalının kusuru ve sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek, 400.000.- TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davanın davacısı ... Holding A.Ş vekili, müvekkiline ait olup davalının kiracı olarak kullandığı B3 ve B4 numaralı depolarda çıkan yangında binanın kullanılamaz hale geldiğini ileri sürerek, bina inşa ve ikame masrafına karşılık sigorta şirketince ödenen 400.000.- TL dışındaki zarar için şimdilik 170.000.- TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte ve 43.650.- TL işlemiş kira gelirinin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 22.03.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile deponun yeniden inşası için 52.200.- TL zararı ıslah ederek toplam 222.200.- TL ve yine yangın tarihinden yeniden inşa edilinceye kadar mahrum kaldıkları 11 aylık kira bedeli olarak taleplerini 8.100,00 TL artırarak toplam 51.660.- TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava konusu yangının çıkmasında müvekkilinin kusuru bulunmadığını, bu durumun yangın raporu, ekspertiz raporu ve savcılıkça alınan raporlarda sabit olduğunu, kira sözleşmesi hükümleri uyarınca da sorumlu tutulamayacağını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulan yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; yangının çıkış sebebinin belirlenemediği, kiralayana atfı kabil bir kusurun tespit edilemediği gibi kiracınında kusurlu olduğuna dair olağan kullanım sonuçlarını aşan zarar ve hasarın meydana gelmesini sağlayacak bir kusurundan bahsedilemeyeceği, kiracı olan davalının yangından nasıl ve ne şekilde sorumlu olduğuna ilişkin atfedilecek kusur ve muhafaza sorumluluğunun bulunmadığı, sadece kiracı olduğu dönemdeki çıkan yangında oluşan zarardan sorumlu tutulmasının doğru olmayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.

Asıl dava, yangın sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat, birleşen dava ise kiracının kusuruna dayalı yangından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunduğu ifade edilmiş ve yangının çıkış nedeninin belirlenemediği, salt kiracı olduğu dönemde çıkan yangın nedeniyle oluşan zarardan kiracının sorumlu tutulamayacağı, kiracının kusurlu olduğuna dair delil bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Somut olaya bakıldığında, davalı ... Cam San. ve Tic. A.Ş'nin yangının çıktığı depolarda kiracı olarak bulunduğu, bilirkişi raporlarında yangının çıkış nedenine dair ihtimallere yer verilmiş ise de yangının gerçek çıkış sebebinin tespit edilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşılmıştır. Meydana gelen zarardan hangi tarafın sorumlu tutulacağı ve ispat yükünün hangi tarafın üzerinde olduğu önem arz etmekle, Dairemiz bozma ilamında da ifade edildiği üzere, salt davalının kiracı olduğu dönemde gerçekleşen yangın hasarından davalının sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, işbu davada davalı kiracının sorumluluğunun objektif sorumluluk hali olmayıp kusura dayalı bir sorumluluk hali olduğu, o halde artık ispat yükü üzerinde olan davalının yangının çıkışında kusuru bulunmadığını ispat etmesi aksi halde meydana gelen zarardan sorumlu tutulacağı gözetilmeksizin yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davacılar vekillerinin ayrı ayrı temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün mümeyyiz davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davacı ve birleşen davacı vekili için ayrı ayrı vekalet ücretinin davalıdan alınmasına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10.09.2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞIOY

Asıl ve birleşen davalar, davalı kiracının kusur sorumluluğuna dayalı rücuen tazminat ve tazminat istemlerine ilişkindir.

Daire bozma kararları çerçevesinde, davanın niteliği, çoğunluk görüşüne de yansıdığı ve yukarıda belirtildiği üzere, davalının kusur sorumluluğuna dayandırılmıştır. Kusur sorumluluğuna dayalı bir davada ispat yükü, yasada belirtilen ayrık durumlar dışında, davacıya düşer. Davacı bu davada, davalının kusurlu bulunduğunu, kusur ile zarar arasında illiyet bağı olduğunu iddia ve ispat etmelidir. Dosya kapsamı ve bozma ilamı ile davalı yararına oluşan müktesep hak çerçevesinde yapılan incelemede davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı sonucuna varılmış ve dava reddedilmiştir. Kira sözleşmeleri bakımından, ispat yükünün kusurlu bulunan tarafa düşmesini gerektirir bir kanuni düzenleme söz konusu değildir. Bu durumda, davalının kusuru bulunmadığını ispatlayamadığından bahisle yerel mahkeme kararının bozulması hukuki değildir. Çoğunluk görüşüne katılmaya olanak görmüyorum.

kazanci.com.tr


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.