1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1-a maddesi gereğince, bir seçenek yaptırım olarak öngörülen kısa süreli hapis cezasının çevrilmesi sonucu elde edilen adli para cezası ile aynı yasanın 52/1. maddesi uyarınca gün hesabıyla doğrudan hükmedilen adli para cezasının infazının başlangıçta kısmen farklı kurallara tabi tutulduğu görülmektedir.

Öncelikle kısa süreli hapis cezası denilince hangi hususun anlaşılması gerektiği hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.

Kısa süreli hapis cezasının tanımı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Süreli hapis cezası” başlıklı 49. Maddesinin ikinci fıkrasında, hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezası olarak tanımlanmıştır.

Sadece biri tercih edilebilecek olan cezanın kişiselleştirilmesi kurumları

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nda, konumuzla bağlantılı olarak değerlendirme yapıldığında sadece birinin tercih edilmesi bakımından cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin üç kuruma yer verildiğini görmekteyiz. Bu kurumlar şunlardır:

1) Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının kural olarak kısa süreli olması halinde 50. madde uyarınca seçenek yaptırım olarak adli para cezasına veya tedbire dönüştürmesi.

2) Taksirli suçlarla ilgili olarak uzun süreli de olsa seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevirme.

3) Çocuklar ile altmışbeş yaşını doldurmuş kişiler hakkındaki hükümler saklı kalmak koşuluyla, hükmolunan iki yıla kadar hapis cezalarının 51. madde uyarınca cezanın ertelenmesi hali.

Yukarıda da ifade edildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda, cezanın kişiselleştirilmesi ile ilgili olarak sadece birinin tercih edilmesi yönüyle karşımıza üç temel kurum çıkmaktadır.

Bu kurumları özetle şu şekilde ifade edebiliriz: paraya çevirme, tedbire dönüştürme ve erteleme kurumları.

Cezanın kişiselleştirilmesi ile ilgili başka kurumlar bulunsa da, sanık hakkında yukarıda belirtilen kurumlardan yalnızca birinin uygulanabileceği hüküm altına alınmıştır.[1]

Bu nedenle, erteleme kurumunun yalnızca hapis cezaları için kabul edildiğini kesin bir şekilde ifade edebiliriz.

Başka bir söylemle cezanın adli para cezasına veya tedbire çevrilmesi halinde erteleme imkânı bulunmamaktadır.[2]

Yasa koyucu bu şekilde bir düzenleme ile, bir taraftan cezanın sanığın ileriki yaşamı üzerindeki olası etkileri azaltılmasına ve diğer taraftan da cezaların caydırıcılığı ilkesini hayata geçirmeye çaba göstermiştir.[3]

Kısa süreli hapis cezası yerine hükmedilen adlî para cezasının infazı ile ilgili kuralların, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün[4] 51. Maddesinde yer aldığı görülmektedir.

Kısa süreli hapis cezası yerine hükmedilen adlî para cezasının infazı işlemleri

Hükümde yer alan para miktarının Devlet Hazinesine ödenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50 nci maddesine göre hapis cezasına seçenek olarak mahkemece belirlenen adlî para cezası, hükümde yer alan para miktarının Devlet Hazinesine ödenmesi suretiyle yerine getirilmelidir. (Tüzük md. 51/1-a)

Hapis cezasına seçenek olarak mahkemece belirlenen adlî para cezasının infazı için sırasıyla şu işlemler yapılır:

İlamın infaz savcılığına gönderilmesi

Birinci işlem; Kesinleşen adlî para cezasını içeren ilâm, Cumhuriyet başsavcılığına infaz edilmek üzere verilir. Burada bütün işlemler UYAP üzerinden yapılır.

Para cezasının otuz gün içinde ödenmesi için hükümlüye ödeme emri gönderilmesi

İkinci işlem: İnfaz ile görevli Cumhuriyet savcısı hapis cezasından çevrilen adlî para cezasının otuz gün içinde ödenmesi için hükümlüye bir ödeme emri tebliğ etmelidir. (Tüzük md. 51/1-b)

Taksitlendirme

Hükümde, adlî para cezası takside bağlanmamış ise, otuz günlük süre içinde adlî para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine imkân sağlanır.

İlk taksitin süresinde ödenmemesi

İlk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde, durum mahkemeye bildirilir. Cumhuriyet savcısının talebi üzerine mahkemece, kısa süreli hapis cezasının kısmen infazına karar verilir ve bu karar derhâl infaz edilir, (Tüzük md. 51/1-c)

Hükümde adlî para cezasının takside bağlanması

Hükümde adlî para cezası takside bağlanmış ise kararda belirtilen süreye göre infaz edilir.

Otuz gün içinde ilk taksidin ödenmemiş olması

Otuz gün içinde ilk taksidin ödenmemiş olması hâlinde, durum mahkemeye bildirilir. (Tüzük md. 51/1-d)

Kısa süreli hapis cezasının tamamen infazı hali

Otuz gün içinde ilk taksidin ödenmemiş olması hâlinde, kararda yer almamış olsa bile Cumhuriyet savcısının talebi üzerine hükmü veren mahkemece kısa süreli hapis cezasının tamamen infazına karar verilmelidir. (Tüzük md. 51/1-d)

Kısa süreli hapis cezasının kısmen infazı hali

Şayet sonraki bir taksitin ödenmemiş olması hâli varsa, bu durumda ödenen taksit miktarları dikkate alınarak cezanın kısmen infazına karar verilir ve bu karar derhâl infaz edilmelidir. (Tüzük md. 51/1-d)

Koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması

Bu fıkra hükümlerine göre hapis cezasından adlî para cezasına çevrilip de ödenmeyen adlî para cezasının mahkemece hapis cezasına dönüştürülmesi hâlinde bu cezanın infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanır, (Tüzük md. 51/1-e)

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Seçenekli yaptırımların uygulanması” başlıklı 109. Maddesinde[5], kısa süreli hapis cezası yerine Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre hükmedilen seçenekli yaptırımların infazında uygulanacak rejim, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte gösterileceği hüküm altına alınmıştır.

Ancak, bu husustaki ilkelerin infaz tüzüğünde yer aldığı görülmektedir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/9. Maddesine göre, Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi saklı kalmak üzere, adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanamaz.

Hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan ceza, adlî para cezasıdır.

Ayrıca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50/1-a maddesine göre, kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak Adlî para cezasına çevrilebilecektir.

Örneğin; Mahkemece hükümlü hakkında hükmedilen 80.00 Türk lirası doğrudan adli para cezası hakkında koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması mümkün değilken, kısa süreli hapis cezası olan 10 ay hapis cezasından çevrilen 6.000.00 Türk lirası adli para cezası bakımından ise koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması imkân dâhilindedir.[6]

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda para cezalarının toplanması kurumunun düzenlenmediği gibi 5275 sayılı Yasanın 99. maddesi gereğince her hüküm bağımsız olup farklı suçlardan verilen adli para cezası ile hapisten çevrilen para cezalarının infaz rejiminin farklı olduğu gözetilerek hükümlüye verilen hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilme adli para cezası ile doğrudan verilen adli para cezalarının toplanması suretiyle örneğin, 580.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı olacaktır.[7]

Çocuklar hakkında hapse çevirme yasağı

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 51. Maddesi hükümlerine göre, çocuklar hakkında hapis cezasından adlî para cezasına çevrilen ancak ödenmeyen adlî para cezaları yeniden hapse dönüştürülemez. (Tüzük md. 51/1-f)

Bu nedenle, suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği hususu mutlaka gözetilmelidir. [8]

Çocuklar hakkındaki para cezası ilamının mahallin en büyük mal müdürlüğüne gönderilmesi

Bu cezalara ilişkin ilâm, tahsili için mahallin en büyük mal müdürlüğüne gönderilir. (Tüzük md. 51/1-f)

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre adlî para cezası tahsil edilmesi

Bu makamlarca, 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre adlî para cezası tahsil edilir.

İnfaz kaydının kapatılması

Tahsili için mahallin en büyük mal müdürlüğüne gönderilen ilâmın gönderme tarihi esas alınmak suretiyle Cumhuriyet başsavcılığınca infaz defterindeki kayıt kapatılır ve mahkemesine bildirilir. (Tüzük md. 51/1-

Taksirli suçlarda da infazın aynı işlemlere tabi olması

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezalarının adlî para cezasına çevrilmesi hâlinde, bu cezanın infazı hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. (Tüzük md. 51/1-g)

SORUNLAR

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1-a maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezası yerine hükmedilen adlî para cezasının taksitlendirilmesinin olanaklı olup olmadığı sorunu.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/1. maddesi uyarınca doğrudan hükmedilen adli para cezasının aynı maddenin 4. fıkrası hükmüne göre taksitlendirilebileceği hususunda herhangi bir tartışma bulunmamaktadır.

Sorun, kısa süreli hapis cezasının bir seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilmesi halinde de taksitlendirmenin olanaklı olup, olmadığına ilişkindir.

Kısa süreli hapis cezalarının, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adlî para cezasına çevrilebileceği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1-a maddesinde öngörülmüştür.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin 5. Fıkrasında ise, uygulamada asıl mahkûmiyetin, “bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbir” olduğu ifade edilmiştir.

Taksitlendirmeye ilişkin kurallar

Adli para cezasının taksitlendirilmesi ile ilgili kurallar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/4. Maddesine göre; Hâkim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak şu kararları verebilir:

1. Mehil verme: hâkim, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebilir.

2. Taksitle ödeme: Hâkim yine para cezasının belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir.

Taksitlendirme kuralları

Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz.

Kararda ödenmeme halinde ne olacağı hususunun açıklanması

Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği açıkça ifade edilir.

Taksitlendirme ile ilgili mevzuat hükümleri

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesinin 6.fıkrasında yer verilen “Hükümde, adlî para cezası takside bağlanmamış ise, bir aylık süre içinde adlî para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine izin verilir. İlk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde, verilen ikinci takside ilişkin izin hükümsüz kalır.” Şeklindeki hüküm, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/4. maddesindeki taksitlendirme yetkisinin kapsamını çizmektedir.[9]

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1-a maddesi gereğince hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi sonucu hükmedilen adli para cezasının ne şekilde infaz edileceği ise 5275 sayılı CGTİHY’nın 109. Maddesinde ifade edilmektedir.[10]

Bu yasal düzenlemenin de infaz Tüzüğünün 51. Maddesine atıf yaptığı görülmektedir.

Hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi sonucu hükmedilen adli para cezasının ne şekilde infaz edileceği hususu ile ilgili temel kuralların, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 51. Maddesinde yer aldığı görülmektedir. Yasal düzenlemenin c ve d bentlerinde yer alan hükümlerde taksitlendirmeden açıkça bahsedilmektedir.[11]

Bu nedenle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5275 sayılı CGTİHK’de taksitlendirmeye engel bir hüküm bulunmaması ve anılan Tüzükte, taksitlendirme halinde bu adli para cezasının nasıl infaz edileceğinin açıkça düzenlenmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; Türk Ceza Kanunu’nun 50/1 (a) madde, fıkra ve bendi uyarınca kısa süreli hapis cezası yerine hükmedilen adlî para cezasının taksitlendirilmesinin yasal olarak olanaklı olduğu sonucuna varılabilir.

Yasa değişikliği öncesindeki İnfazdaki kısmi farklılıklardan hareketle kısa süreli hapis cezası yerine hükmedilen adlî para cezasının taksitlendirilememesi gibi bir durum söz konusu olamaz.[12]

“lehe olan hükümlerin uygulanması” talebinin taksitlendirmeyi kapsayıp kapsamadığı sorunu

Taksitlendirme, adli para cezasının bir defada ödenmesi seçeneğine göre sanık lehine bir kurumdur. Bu yüzden “lehe olan hükümlerin uygulanması” talebi taksitlendirmeyi de kapsar.[13]

Kısa süreli hapis cezası yerine hükmedilen adlî para cezasının taksitlendirilmesi mümkündür. Talep üzerine olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir.[14]

Hükmedilen para cezasının miktarı ve sanığın ekonomik durumuna göre taksitlendirme yönündeki taleplerin değerlendirilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir.

Yargıtay, talep üzerine taksitlendirme konusunda herhangi bir karar verilmemesi halini bozma nedeni yapmaktadır.[15]

Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 50/6. maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı sorunu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/5. Maddesine göre, uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbir olarak kabul görmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/6. maddesinin 01.03.2008 tarihli 5739 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki halinde[16] yer alan “yaptırımın” ibaresi “tedbirin” olarak değiştirilmiştir.

Ayrıca 5739 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanunun 106. maddesinin 4. ve 9. fıkraları yeniden düzenlenmiş ve aynı yasanın 10. Fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu yasal değişiklikler ile gün karşılığı hükmedilen adli para cezası ile hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilme adli para cezaları arasındaki farklılıklar giderilmiştir.

Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilme adli para cezaları tedbir kapsamında bulunmadığından haklarında 5237 sayılı TCK'nın 50/6. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı gözetilmelidir.[17]

Bu nedenle; 01.03.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile TCK’nın 50/6. maddesinde yer alan “yaptırımın” ibaresinin “tedbirin” olarak değiştirildiği, yine aynı Kanunla 5275 sayılı Kanunun 106/10. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı gözetilmeli ve sanık hakkında 5275 sayılı Kanunun 106/10 ve TCK’nın 50/6. maddesinin uygulanmasına karar verilmemelidir.[18]

Hüküm kurarken kısa süreli hapis cezasından çevrilen para cezası ile doğrudan hükmolunan adli para cezası toplanarak sonuç ceza üzerinden ceza tayin edilemez.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda cezaların toplanması kurumu düzenlenmediği için, sanığa hükmolunan kısa süreli hapis cezasından çevrilen para cezası ile doğrudan hükmolunan adli para cezasının toplanarak ceza tayini cihetine gidilemez.[19]

Kısa süreli hapis cezasından çevrilen adli para cezası ile doğrudan hükmolunan adli para cezasının toplanmasının mümkün olup olmadığı sorunu

01.03.2008 tarih ve 26803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 26.02.2008 tarih ve 5739 sayılı yasanın 5.maddesiyle, 5275 sayılı yasanın 106/10.maddesinde yer alan;

"Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre kısa süreli hapis cezasından çevrilen adli para cezalarının infazında, aynı maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri saklıdır." İbaresi kaldırılmıştır.

Yine 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/6.maddesinde yer alan, "yaptırımın" ibaresi "tedbirin" şeklinde değiştirilmiştir.

Bu yasal düzenleme değişiklikleri dikkate alındığında hapisten çevrilen adli para cezası ile doğrudan hükmolunan adli para cezasının infaz rejimleri arasında fazla bir fark kalmadığı söylenebilirse de, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 51. Maddesinin birinci fıkrasının e) bendinde yer alan “Bu fıkra hükümlerine göre hapis cezasından adlî para cezasına çevrilip de ödenmeyen adlî para cezasının mahkemece hapis cezasına dönüştürülmesi hâlinde bu cezanın infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenleme karşısında, hapisten çevrilen adli para cezasının infaz rejiminin doğrudan verilen para cezasının infaz rejiminden farklı olduğu gözden kaçmamaktadır.

Bu nedenle her iki türden para cezasının toplanmasının değişiklik sonrası mümkün hale geldiği söylenebilir mi?[20]

Yargıtay, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesi gereğince her hükmün bağımsız olduğunu, farklı suçlardan verilen adli para cezası ile hapisten çevrilen para cezalarının infaz rejiminin farklı olduğunu, hükümlüye verilen hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilme adli para cezası ile doğrudan verilen adli para cezalarının toplanamayacağı kanaatini taşımaktadır.[21]

(Bu köşe yazısı, sayın Dr. Suat ÇALIŞKAN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.

-------------------------------

[1] YCGK, E. 2008/9-265, K. 2009/22, T. 10.02.2009.

[2] YCGK, E. 2008/9-265, K. 2009/22, T. 10.02.2009.

[3] YCGK, E. 2008/9-265, K. 2009/22, T. 10.02.2009.

[4] RG: T. 06.04.2006, S.26131

[5] Değişik: 2/7/2018 -KHK- 700/160 md.

[6] Y.1.CD, E: 2016/3742, K: 2016/4158, KT: 05.12.2016.

[7] Y.8.CD, E. 2018/5246, K. 2018/14369, T. 13.12.2018.

[8] Y13.CD, E. 2018/1817, K. 2018/15026, T. 05.11.2018: “…5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 4. fıkrasına göre suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi…”

[9] YCGK, E. 2008/8-63, K. 2008/108, T. 13.05.2008.

[10] 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesinin “Seçenekli yaptırımların uygulanması” başlıklı 109. Maddesi şu şekilde düzenlenmiştir: “MADDE 109.- [1] (Değişik: 2/7/2018 -KHK- 700/160 md.) Kısa süreli hapis cezası yerine Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre hükmedilen seçenekli yaptırımların infazında uygulanacak rejim, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte gösterilir.”

[11] YCGK, E. 2008/8-63, K. 2008/108, T. 13.05.2008.

[12] YCGK, E. 2008/8-63, K. 2008/108, T. 13.05.2008.

[13] YCGK, E. 2008/8-63, K. 2008/108, T. 13.05.2008.

[14] Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.02.2008 gün ve 274-18 sayılı kararı.

[15] YCGK, E. 2013/567, K. 2014/409, T. 30.09.2014: “…Evli 4 çocuklu olan ve kendi beyanına göre aylık 200 Lira kazancı bulunan sanığa kendi arazisi üzerindeki 20 m²'lik evine yapı ruhsatiyesi almadan 4.90 mx4.90 m ebatlarında tek odadan oluşan bir bölüm eklemesi fiili nedeniyle yerel mahkemece imar kirliliğine neden olma suçundan TCK'nun 184/1. maddesi uyarınca verilen 1 yıl hapis cezasının aynı kanunun 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca seçenek yaptırıma dönüştürülerek hükmolunan 7.300 Lira adli para cezasının, sanığın ekonomik durumu ve şahsi halleri gözönüne alındığında TCK'nun 52/4 maddesi uyarınca taksitlendirilmesi konusunda değerlendirilme yapılmamasında isabet bulunmamaktadır. Diğer taraftan, infaz aşamasında ödeme emrinin kendisine tebliği üzerine 30 gün içinde adli para cezasının üçte birinin ödenmesinden sonra geriye kalan kısmın iki eşit taksitte tahsili imkanı bulunmakta ise de, hükmedilen para cezasının miktarı ve sanığın ekonomik durumuna göre bunun yeterli olmayacağı ortadadır.”

[16] “Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi hâlinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhâl infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.”

[17] Y.9.CD, E. 2014/4478, K. 2014/12263, T. 05.12.2014.

[18] Y.9.CD, E. 2014/4478, K. 2014/12263, T. 05.12.2014: “…Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanığa verilen cezalardan gün para cezasının 5 gün olarak belirlenerek, TCK'nın 289/1. maddesi gereğince tayin olunan 3 ay hapis ve 5 gün olarak belirlenen gün para cezasının aynı Kanunun 289/1. maddesinin son cümlesi gereğince 1/2 oranında indirilerek 1 ay 15 gün hapis ve 2 gün para cezasına, anılan Kanunun 62. maddesi ile de 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç cezanın 1 ay 7 gün hapis ve 1 gün para cezasına, aynı Kanunun 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca sonuç hapis cezasının bir gün karşılığı 20.00 TL’den adli para cezasına çevrilerek 740.00 TL adli para cezasına, sonuç gün para cezasının ise bir gün karşılığı 20.00 TL'den hesap edilerek 20.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına denilmek suretiyle ve hüküm fıkrasının (7) nolu bendinden “Gün sisteminden verilen adli para cezası için” ibaresi ile TCK’nın 50/6. maddesinin uygulanmasına ilişkin (8) nolu bendinin hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[19] Y.8.CD, E. 2018/8714, K. 2018/13013, KT. 20.11.2018.

[20] Yasal değişikliklerin etkisi açısından Bkz.; Y.7.CD, E. 2013/5942, K. 2014/1054, KT. 14.01.2014.

[21] Y.8.CD, E. 2018/5246, K. 2018/14369, KT. 13.12.2018.