banner648

1. E-ticaret sektöründe faaliyet gösteren veri sorumlusu şirket tarafından internet sitesinde/mobil uygulamalarında kullanılan çerezler aracılığıyla hukuka aykırı olarak kişisel veri işlenmesi hakkında 10/03/2022 tarih ve 2022/229 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: E-ticaret sektöründe faaliyet gösteren veri sorumlusu şirket tarafından internet sitesinde/mobil uygulamalarında kullanılan çerezler aracılığıyla hukuka aykırı olarak kişisel veri işlenmesi

İlgili kişinin Kuruma intikal eden şikâyetinde özetle;

- Çerez kullanımı hakkında internet sitesinde yer alan politikanın anlaşılmaz ve kapsamı belirtilmemiş bilgiler içermesi dolayısıyla çerezler hakkındaki aydınlatma yükümlülüğünün tam olarak yerine getirilmediği,

- Çerez kullanımına ilişkin işleme şartı olarak meşru menfaatin zorunlu olduğunun iddia edilebilmesinin hukuken mümkün olmadığının düşünüldüğü ve veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin açık rızasına dayanılarak da işleme faaliyetinin gerçekleştirilmediği,

- İnternet sitesinin faaliyetleri ya da kullanılan çerezler kapsamında işlenen kişisel verilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (Kanun) 9’uncu maddesinde yer aldığı üzere yurt dışına aktarıldığı ve bu kapsamda ilgili kişinin açık rızasının alınmadığı,

- Kanun’un 11’inci maddesi uyarınca sahip olunan tüm haklar kapsamında veri sorumlusundan bilgi talebinde bulunulduğu; ancak veri sorumlusunun cevabında yalnızca çerez kullanımlarına ilişkin bilgi verildiği,

- Ayrıca ilgili kişinin, hangi veri konusu kişi grubuna dâhil olduğunun belirtilmediği, üye müşteri ve misafir müşteriyle ilgili olarak işlenen veri kategorileri ve veri tiplerinin işleme amaçlarının tam olarak açıklanmadığı ve kapsamlarının anlaşılamadığı,

- Pazarlama bilgisi veri kategorisi altında yer alan açıklamalardan hangi veri tipinin işlendiğinin anlaşılamadığı, ilgili kişinin ticari elektronik ileti onayı vermemiş olmasına rağmen “hedefleme ve analiz” çerezlerinin tarayıcıda ve uygulamada aktif olduğu, gerek platform gerek mobil uygulama üzerindeki üye müşteri deneyiminin iyileştirilmesi olarak sunulan veri işleme amacı için “hedefleme bilgilerinin” veya “beğenileri” gösteren değerlendirmelerin davranışsal reklamcılık çerezi işlevi kazandığı ve işlenmesine gerek olmadığı hâlde işlendiği, “üye müşterinin açık rızası doğrultusunda yeniden pazarlama, hedefleme, profilleme ve analiz yapılarak üye müşterinin tercih ve beğenisi doğrultusunda uygulama, mal/ürün ve hizmetlerin tanıtımının ve pazarlamasının yapılması” amacı belirtilen veri kategorisi ve veri tipleri için en uygun amaç olmakla birlikte açık rızasının alınmadığı,

- İnternet sitesinde yer verilen çerez politikasının gerçeği yansıtmadığı, çerezlerin ve üçüncü taraf çerezlerin özelliklerine tam ve doğru bir şekilde yer verilmediği, veri saklama sürelerinin sınırlı sayıda çerez için belirtildiği, bir sosyal medya platformu ile giriş sekmesi üzerinden üyelik oluşturulması ile bazı bilgilerin iki platform arasında paylaşılarak kullanıldığı,

- Ayrıca, tarayıcı veya mobilde çerezleri devre dışı bırakmanın bir önlem olarak sunulduğu, tarayıcıda çerezlerin devre dışı bırakılmasının kişinin tarayıcı deneyimini tamamen katlanılamaz hâle getirdiği, kullanıcının siteye ziyaret gerçekleştirmesinden önce tarayıcı ayarlarından çerez kullanımını engellemediği her hâlde kişisel verilerin işlenmiş olacağı,

- Üye olmayan ya da üye olmadan alışveriş yapan ziyaretçilerin profilleme veya segmentasyona tabi tutulmadığının belirtildiği ancak kullanılan çerezlerin büyük bir kısmının veriyi doğrudan ziyaretçiden topladığı ve ziyaretçi trafiğinin siteler arası davranışsal reklamcılık ile arttırılmasının sağlandığı, bu durumda ziyaretçilerin hedeflemeli reklamlara, segmentasyon veya profillemeye tabi tutulduğu

belirtilerek gereğinin yapılması talep edilmiştir.

Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan konuya ilişkin savunması istenilmiş olup alınan cevabi yazıda özetle;

- İlgili kişinin internet sitesi üzerindeki çerezler kapsamında işlenen kişisel verileri açısından, ilgili kişinin tanınabilmesi amacıyla tarayıcısına yerleştirilen çerezler ve internet sitesinde kullanılan çerezler vasıtasıyla işlenen kişisel verilerinin “oturum belirteci (session token), alıcı numarası (Buyer ID), e-posta özet değeri (hashed e-mail), cinsiyeti, üyelik tarihi, sisteme son giriş tarihi, e-posta izni, alıcı VIP statüsü ve web/mobil web sitelerinde yer alan Çerez Politikası’nda belirtilen ve ‘kesinlikle gerekli çerez’ statüsünde olmayan çerezler” şeklinde olduğu ve bunların Kanun’un 5(2)(f) bendi uyarınca meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartı kapsamında işlenmekte olduğu,

- “Kesinlikle gerekli çerez” statüsünde olmayan çerezler dışında kalan diğer çerezlerin ise bilgi toplumu hizmet sağlayıcısı sıfatıyla çevrim içi bedelli olarak kullanıcılara sunulan elektronik ticaret hizmetinin sunulabilmesi için kesinlikle gerekli çerezler olduğu,

- “Kesinlikle gerekli çerezler” ve bilgi toplumu hizmetinin sunulması noktasında, kendilerinin bir bilgi toplumu hizmet sağlayıcısı olduğu ve bu kapsamda kullandıkları bazı çerezlerin hizmetin sunumu açısından “kesinlikle gerekli çerezler” olduğu ve bunlar bakımından web sitesi veya mobil uygulama kullanıcılarından açık rıza alınmasının gerekli olmadığı ve bilgi toplumu hizmet sağlayıcısı olarak meşru menfaatlerine istinaden kişisel verilerin işlenmekte olduğu, bu kapsamdaki çerezlere örnek olarak kullanıcı girişi, kimlik doğrulama, güvenlik, ağ yönetimi ve kullanıcı tercihlerini saklamak için kullanılan oturum çerezlerinin verilebileceği,

- “Kesinlikle gerekli çerez” kategorisi dışında kalan analitik, kullanıcı davranışları takibi ve diğer online reklamcılık çerezlerinin kullanıldığı, bu çerçevede kullanıcıların internet sitesini ilk ziyaretleri akabinde pop-up şeklinde bir aydınlatma metni çıktığı, kullanıcıların internet sitesindeki Gizlilik ve Çerez Politikalarına yönlendirildiği, Çerez Politikasında da çerezlerin nasıl kullanıldığı, birinci ve üçüncü taraf çerez ayrımı ve işlevleri, üçüncü taraf çerezlerin reklam ve hedefleme amacıyla nasıl kullanıldığı, çerez sağlayıcı, çerez adı, çerez çeşidi, çerez amacı, çerez süresi ve detaylı olarak çerez yönetiminin nasıl yapılacağına ilişkin olarak kullanıcıya bilgi verildiği,

- Kullanılan çerezlerin sunulan hizmetin ön şartı olarak ileri sürülmediği, çerez uygulamalarının AB’de “çerez duvarları” (cookie walls) veya “takip duvarları” (tracking walls) olarak adlandırılan uygulamalardan farklı olarak, elektronik ticaret hizmetinin sunumunun bu çerezlerin kabulü şartına bağlanmadığı, bilakis ana sayfayı ziyaret eden kullanıcılara çerezlere ilişkin bilgilendirme yapıldığı ve çerezleri kabul etmeleri kaydıyla hizmeti kullanmalarının istenmediği,

- Ad-soyadı, iletişim bilgileri (telefon numarası, adres ve e-posta adresi) ve T.C. kimlik numarasının Kanun’un 5’  (2)  (c) bendi kapsamında işlendiği ve söz konusu kişisel verilerin yine aynı kapsamda satıcı ve kargo şirketi ile paylaşıldığı,

- İnternet sitelerinde ve mobil uygulamalarında “tracking wall” uygulamasının olmadığı ve çerezlerin Çerez Politikasında belirtilen şekilde kullanım dışı bırakılması durumunda da internet sitesinin işlediği ve etkin şekilde ziyaret edilmesinin mümkün olduğu,

- Çerez hizmeti sunan yerli bir sağlayıcı bulunmadığından, internet ortamında çerez kullanan tüm internet sitelerinin yurt dışına veri aktarımında bulunduğu, bu aktarıma ilişkin olarak gerek internet sitesinde bulunan politikalarında gerekse de Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi (VERBİS) kaydında bilgilendirmenin yer aldığı ve ilgili kişilerin Kanun’un 10’uncu maddesi kapsamında bilgilendirildiği,

- Çerezlerin Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik’in kapsamının dışında yer aldığı ve söz konusu Yönetmelik hükümlerinin çerezler bakımından uygulama alanı bulmadığı, bu sebeple de çerez uygulamaları için ticari elektronik ileti onayı alınması gerekmediği

ifade edilmiştir.

Konuya ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 10/03/2022 tarih ve 2022/229 sayılı Kararı ile;

- Bir internet sitesinin düzgün çalışması için zorunlu çerezlere ilişkin olarak ilgili kişilerin açık rızasına gerek duyulmayacak iken; reklam, pazarlama ve performans amacıyla çalışan çerezlerin kullanılmasının ilgili kişinin açık rızasına tabi olduğu,

- “Kesinlikle gerekli çerezler”, internet sitesinin düzgün çalışması için gerekli çerezler olup ilgili kişinin açık rızası olmaksızın Kanun’un 5’  (2) numaralı fıkrasında ve Kanun’un 6’ncı maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan işleme şartlarından birine dayanılarak kişisel veri işleme faaliyeti gerçekleştirilebileceği,

- “Kesinlikle gerekli çerezler” statüsünde olmayan çerezler ile kişisel veri işleme faaliyeti gerçekleştirilmesi ve Kanun’un 5’  (2) numaralı fıkrası ile 6’ncı maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan işleme şartlarından birinin bulunmaması durumunda ilgili kişinin açık rızasına başvurulması gerektiği,

- Veri sorumlusu tarafından çerezler vasıtasıyla gerçekleştirilen veri işleme faaliyetinin dayanağı olarak Kanun’un 5’  (2)  (f) bendi gösterilmişse de kesinlikle gerekli çerezler statüsünde olmayan çerezler vasıtasıyla gerçekleştirilen işleme faaliyeti bakımından anılan bende dayanılmasının mümkün olmadığı ve ilgili kişinin açık rızasına başvurulması gerektiği,

- Veri sorumlusu tarafından ilgili kişilerin kullanıcı tercihlerinin kesinlikle gerekli çerezler kapsamında değerlendirildiği anlaşılmakla birlikte bu çerezlerin zorunlu çerezler dışında kalan işlevselliği sağlama amacı ile kullanıldığı, ilgili kişinin bilgi toplumu hizmetini açıkça talep ettiğinin net olmadığı durumlarda açık rızaya dayanılması gerekeceği,

- Veri sorumlusunun internet sitesinde yer alan Çerez Politikasında “…İlgi alanlarınıza ve size daha uygun içerik ve reklamları sunmak için, diğer bir ifade ile hedeflenmiş reklam/tanıtım amacıyla kullanır.…Çerezler yoluyla elde edilen bilgileri sizlere ait diğer kişisel verilerle eşleştirerek; size daha uygun içerikleri, kişiye özel kampanya ve ürünleri sunar ve daha önceden istemediğinizi belirttiğiniz içerik veya fırsatları bir daha sunmaz.” ifadesinin yer aldığı, ayrıca veri sorumlusunun üçüncü taraf çerezlerini reklam ve yeniden hedefleme için nasıl kullandığına ilişkin açıklamaların bulunduğu, ilgili kişinin şikâyeti ekinde yer verilen veri sorumlusunun internet sitesinde bulunan çerezlere ilişkin listede de üçüncü taraf çerezlerin bulunduğu dikkate alındığında veri sorumlusu tarafından reklam/pazarlama çerezleri kullanılmak suretiyle kişisel veri işleme faaliyeti gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı,

- Veri sorumlusunun internet sitesine girildiği anda sayfanın sol alt köşesinde çıkan bir pop-up ile “Çerez Kullanımı Çerezler (cookie), …web sitesini ve hizmetlerimizi daha etkin bir şekilde sunmamızı sağlamaktadır. Detaylı bilgi için Gizlilik ve Kişisel Verilerin Korunması Politikası ile Çerez Politikasını inceleyebilirsiniz.” şeklinde açıklamalar barındıran kutucuk ile bilgi verildiği, kesinlikle gerekli olmayan çerezler bakımından ilgili kişilerin açık rızasına başvurulduğuna ilişkin herhangi bir emareye rastlanmadığı,

- Bununla birlikte, çerez politikası içerisinde bulunan Çerez Yönetimi başlığı altında internet tarayıcısının çeşidine göre çerezler hakkında bilgi edinilip izin verme veya reddetme hakkının kullanılabilmesini teminen yönlendirmelerin yapıldığının görüldüğü,

- Kanun kapsamında açık rızanın, “Belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rıza” şeklinde tanımlandığı ve açık rızanın “aktif bir hareket” vasıtasıyla verileceğinin bir prensip olarak kabul edildiği göz önünde bulundurulduğunda veri sorumlusu tarafından kesinlikle gerekli olmayan çerezler kullanılması suretiyle Kanun’un 5’inci ve 6’ncı maddesinde yer alan kişisel veri işleme şartlarından herhangi birine dayanılmaksızın kişisel veri işleme faaliyeti gerçekleştirildiği ve bu işleme faaliyeti bakımından açık rıza mekanizmasının bulunmadığı,

- Veri sorumlusunun, internet sitesinde ve mobil uygulamalarında yer alan ve sitenin/uygulamanın düzgün çalışmasını sağlayan kesinlikle gerekli çerezler dışında yer alan işlevsel çerezler, performans-analitik çerezler, reklam/pazarlama çerezlerinin çalıştırılmasına ilişkin olarak açık rıza dışında bir veri işleme şartı bulunmuyor ise internet sitesini/mobil uygulamaları ziyaret eden kullanıcılardan internet sitesine/mobil uygulamaya giriş anında ilgili kişilerin iradi aktif hareketiyle söz konusu çerezlerin çalışmasına onay vermesini, dolayısıyla varsayılan ayar olarak çerezlerin çalışmamasını öngören “opt-in” mekanizmasına göre açık rıza alması gerektiği,

- Gizlilik ve Kişisel Verilerin Korunması Politikasında Çerezlere ilişkin olarak “…Çerez (Cookie) Kullanımı ve Yönetimi … tarafından kullanılan çerezler, çerez çeşitleri, amaçları, saklama süreleri ve çerez yönetimi ile ilgili detaylı bilgi için Çerez (Cookie) Politikamızı inceleyebilirsiniz.” şeklinde bilgilendirme bulunduğu, söz konusu metin içerisinde direkt olarak ilgili kişileri Çerez Politikasına yönlendirebilecek bir bağlantı eklenmesinin çerezler konusunda aydınlatmanın daha kolay erişilebilir olması adına önem arz ettiği, bu nedenle söz konusu metne çerezlere direkt olarak yönlendirme yapılacak bağlantının eklenmesi yönünde güncelleme yapılması gerektiği,

- Veri sorumlusunun Gizlilik ve Kişisel Verilerin Korunması Politikasından ayrı olarak bir Çerez Politikası oluşturduğu, ilgili kişilerin de çerezler vasıtasıyla gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetleri bakımından bu metne yönlendirildiği dikkate alındığında veri sorumlusunun Gizlilik Politikasında çerezlerle ilgili yer vermiş olduğu bilgilerin Çerez Politikasında da yer alması gerektiği, ayrıca söz konusu metnin aydınlatma yükümlülüğünün düzenlendiği Kanun’un 10’uncu maddesi ve Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’e (Tebliğ) uygun olması gerektiği,

- Bu çerçevede Çerez Politikasında, Tebliğ’in 4’üncü maddesi uyarınca veri sorumlusunun kimliğine ilişkin açıklamalara yer verildiği; ancak kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği, kişisel verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceği, kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi ile ilgili kişinin Kanun’un 11’inci maddesinde sayılan diğer hakları konusunda doğru bir şekilde bilgilendirme yapılmadığı,

- Söz konusu Çerez Politikası Tebliğ’in 5(1)(g) bendi açısından değerlendirildiğinde, bu politikada kişisel veri işleme amaçlarının belirlendiği görülmekle birlikte hangi kişisel veri işleme faaliyetinin hangi işleme amacı ile örtüştüğüne ilişkin detaylı bilgilendirmeye yer verilmediği, öte yandan çerez çeşitlerinin her birine ilişkin amaçların tabloda gösterildiği anlaşılmakla beraber amacın ilgili kişiler tarafından anlaşılabilecek açıklıkta olmadığının görüldüğü,

- Tebliğ’in 5(1)(ğ) bendi kapsamında değerlendirildiğinde, çerezlerin niteliği itibariyle teknik bir konu olduğundan hareketle veri sorumlusunun Çerez Politikasında anlaşılır, açık ve sade bir dil kullandığının görüldüğü,

- Tebliğ’in 5(1)(h) bendi hükmü açısından değerlendirildiğinde, veri sorumlusunca düzenlenen Çerez Politikasında hangi kişisel verinin hangi işleme amacı ve hukuki sebep olan işleme şartı ile ilişkilendirildiğinin açıkça belirtilmediğinin; anılan düzenleme (i) bendi kapsamında değerlendirildiğinde ise hangi kişisel verilerin hangi yöntem ile elde edildiğinin Çerez Politikasında açıkça belirtilmediğinin görüldüğü,

- Veri sorumlusunun hâlihazırda internet sitesinde ve mobil uygulamada kullanılan tüm çerezlere ilişkin süreçlerin gözden geçirilerek Çerez Politikası ile uyumluluğunun sağlanması gerektiği, bu çerçevede söz konusu Çerez Politikasının Kanun’un 10’uncu maddesi ve Tebliğ’e uygun olarak güncellenmesi gerektiği

değerlendirmelerinden hareketle;

- Veri sorumlusu tarafından kişisel veri niteliğinde “kesinlikle gerekli olmayan” çerezler kullanılması suretiyle Kanun’un 5’inci ve 6’ncı maddesinde yer alan şartlarından herhangi birine dayanılmaksızın işleme faaliyeti gerçekleştirildiği, Kanun’un 9’uncu maddesinde yer alan aktarım usullerinden herhangi birine dayanılmaksızın kişisel veri aktarıldığı ve bu hususların Kanun’un 12(1) numaralı fıkrası hükmüne aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmekte olup Kurul tarafından Kanun’un 12(1) numaralı fıkrası çerçevesinde veri güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmeyen veri sorumlusu hakkında Kanun’un 18(1)(b) bendi uyarınca 800.000 TL idari para cezası uygulanmasına,

Ayrıca,

- Veri sorumlusu tarafından kesinlikle gerekli olmayan çerezler kullanılması suretiyle Kanun’un 5’inci ve 6’ncı maddesinde yer alan kişisel veri işleme şartlarından herhangi birine dayanılmaksızın kişisel veri işleme faaliyeti gerçekleştirildiği ve bu veri işleme faaliyeti bakımından açık rıza mekanizmasının da bulunmadığı değerlendirildiğinden veri sorumlusu tarafından internet sitesinde ve mobil uygulamalarında yer alan ve sitenin/uygulamanın düzgün çalışmasını sağlayan kesinlikle gerekli çerezler dışında yer alan İşlevsel Çerezler, Performans-Analitik Çerezler, Reklam/Pazarlama Çerezlerinin çalıştırılmasına ilişkin olarak açık rıza dışında bir veri işleme şartı bulunmuyor ise internet sitesini/mobil uygulamaları ziyaret eden kullanıcılardan internet sitesine/mobil uygulamaya giriş anında ilgili kişilerin iradi aktif hareketiyle söz konusu çerezlerin çalışmasına onay verilmesinin sağlanması ve dolayısıyla varsayılan ayar olarak çerezlerin çalışmamasını öngören “opt-in” mekanizmasına göre açık rıza alınması,

- Veri sorumlusunun çerezler vasıtasıyla yurt dışına kişisel verileri aktarmak suretiyle gerçekleştirdiği faaliyetlerin Kanun’un 9’uncu maddesine uyumlu hâle getirilmesi,

- Gizlilik ve Kişisel Verilerin Korunması Politikası içerisinde direkt olarak ilgili kişileri Çerez Politikasına yönlendirebilecek bir bağlantı eklenmesinin çerezler konusunda aydınlatmanın daha kolay erişilebilir olması adına önem arz ettiği dikkate alındığında söz konusu metne çerezlere direkt olarak yönlendirme yapılacak bağlantının eklenmesi yönünde güncelleme yapılması,

- Veri sorumlusunun hâlihazırda internet sitesinde ve mobil uygulamasında kullanılan tüm çerezlere ilişkin süreçlerin gözden geçirilerek Çerez Politikası ile uyumluluğunun sağlanması ve söz konusu Çerez Politikasının Kanun’un 10’uncu maddesi ve Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’e uygun olarak güncellenmesi,

- Kullanıcı tercihleri ile ilgili çerezler zorunlu çerezlerin dışında kalan işlevselliği sağlama amacıyla kullanıldığından söz konusu çerezlerin kullanıcının talep etmiş olduğu bir bilgi toplumu hizmetinin yerine getirilebilmesi için zorunlu olarak kullanılıp kullanılmadığı hususunda veri sorumlusu tarafından değerlendirme yapılması suretiyle kişisel veri işleme şartının belirlenmesi, ilgili kişi tarafından bilgi toplumu hizmetinin açıkça talep edildiği net değil ise ilgili kişilerin açık rızasına başvurulması

hususlarında gerekli düzenlemelerin yapılarak Kurula en geç 30 gün içinde bilgi verilmesi yönünde veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, Öte yandan ilgili kişinin Kanun’un 11’inci maddesi kapsamındaki bilgi taleplerinin veri sorumlusu tarafından yerine getirildiğine karar verilmiştir.

2. İlgili kişinin kişisel verisi niteliğindeki e-posta adresinin bir insan kaynakları firması tarafından reklam ve pazarlama amaçlı e-posta gönderilmesi amacıyla işlenmesi hakkında 09/12/2021 tarihli ve 2021/1243 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: Kuruma intikal eden şikâyet dilekçesinde özetle; veri sorumlusu bir insan kaynakları firması tarafından ilgili kişiye ticari tanıtım amaçlı e-postalar iletildiği, ilgili kişinin veri sorumlusu ile daha önceden herhangi bir hukuki işleminin bulunmadığı dolayısıyla kişisel verilerinin nereden ve nasıl temin edildiği hakkında bir bilgiye sahip olmadığı, kişisel verilerinin bu çerçevede işlenmesi yönünde açık rızasının bulunmadığı, veri sorumlusuna bu hususta başvuruda bulunduğu ve kişisel verilerinin silinmesini talep ettiği, ancak kişisel verilerinin nereden temin edildiği ve ne amaçla işlendiği hususlarında tarafına bir bilgi verilmediği ifade edilerek, veri sorumlusu hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir.

İlgili kişiye ait e-posta adresinin veri sorumlusunca yürütülen ekonomik faaliyetler (anket ve tanıtım işleri) kapsamında edinildiği,Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup alınan cevabî yazıda özetle;

- Söz konusu e-posta adresinin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunun’un (Kanun) 5(d) bendi kapsamında "İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması" şartına dayanarak işlendiği,

- Kişisel verilerin işlenmesinde Kanun kapsamında hareket edildiği, ilgili kişiye ilişkin hiçbir bilgi ve belge paylaşımının yapılmadığı ifade edilmiştir.

Konuya ilişkin yürütülen inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 09/12/2021 tarih ve 2021/1243 sayılı kararı ile;

- Veri sorumlusu tarafından ilgili kişiye ait e-posta adres bilgisinin ekonomik faaliyetleri çerçevesinde anket ve tanıtım işleri kapsamında edinildiği ve Kanun’un 5(d) bendi çerçevesinde “ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması” şartı kapsamında işlendiğinin ifade edildiği, ancak ilgili kişinin hangi yöntemle ve hangi platformda veya mecrada e-posta adres bilgisini alenileştirme iradesinde bulunduğuna ilişkin veri sorumlusu tarafından herhangi bir açıklamaya, anket ve tanıtım işleri çerçevesinden nasıl elde edildiğine ilişkin olarak kanıtlayıcı nitelikte herhangi bir belgeye yazı ekinde yer verilmediği,

- Bu anlamda veri sorumlusunun ilgili kişinin kişisel verilerinin nasıl elde edildiği ve hangi işleme şartı kapsamında işlendiğine ilişkin açıklamalarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, dolayısıyla veri sorumlusunun Kanun’un 5’inci maddesi çerçevesinde herhangi bir hukuki işleme şartı bulunmaksızın veri işleme faaliyetinde bulunduğu,

- Bu kapsamda ilgili kişinin e-posta bilgisinin Kanun’a aykırı olarak işlendiği ve ilgili kişinin veri sorumlusuna başvurusunda, kişisel verilerinin silinmesi talebini de ilettiğinin anlaşıldığı

değerlendirmelerinden hareketle;

- Veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin kişisel verisi niteliğindeki e-posta adresinin ilgili kişiye ticari amaçlı bir e-posta gönderilmesi suretiyle işlendiği ancak Kanun’un 5’inci maddesinde yer alan işleme şartlarından herhangi birinin söz konusu olmadığı dolayısıyla, veri sorumlusu tarafından Kanun’un 12(1) numaralı fıkrası çerçevesinde “kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek” yükümlülüğüne aykırı davranıldığı anlaşıldığından veri sorumlusu hakkında Kanun’un 18(1) numaralı fıkrası uyarınca 50.000 TL idari para cezası uygulanmasına,

- İlgili kişinin e-posta adresi bilgisinin Kanun’a aykırı olarak işlendiği ve ilgili kişinin veri sorumlusuna başvurusunda kişisel verilerinin silinmesi talebini de ilettiği anlaşıldığından veri sorumlusunun, ilgili kişinin kişisel verilerini imha ederek imha işlemine ilişkin log kayıtlarının da Kurum’a iletilmesi suretiyle Kurul’a bilgi vermesi yönünde talimatlandırılmasına karar verilmiştir.

3. Veri sorumlusu Banka tarafından ilgili kişinin ailesinin telefonları üzerinden arama gerçekleştirilmesi suretiyle kişisel verilerinin paylaşılması hakkında 09/12/2021 tarihli ve 2021/1239 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: Veri sorumlusu Banka tarafından ilgili kişinin ailesinin telefonları üzerinden arama gerçekleştirilmesi suretiyle kişisel verilerinin paylaşılması

Kuruma intikal eden şikâyette özetle;

- Banka olarak faaliyet gösteren veri sorumlusu ile ilgili kişi arasında kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye konu borca ilişkin olarak ilgili kişinin açık yazılı veya sözlü onayı olmamasına rağmen anne ve babasının sabit telefonları üzerinden ısrarla arandığı, aramaya gerekçe olarak şikayetçiye ulaşılamamasının gösterildiği,

- Veri sorumlusu tarafından yapılan aramalarda ilgili kişinin ailesine, ilgili kişiye ve ilgili kişinin de ortağı olduğu Şirketin ortaklarına ulaşılamadığının beyan edildiği, ayrıca ortaklarının isimlerinin verildiği, görüşmelerin sonunda bir telefon numarası bırakıldığı ve ilgili kişinin bu numarayı araması gerektiğinin söylendiği, ilgili kişinin aranan numaranın ailesinin kullanımında olduğunu müteaddit kez belirttiği, yapılan aramalar sonucu zor duruma düşüldüğü, ilgili kişiye ait kişisel verilerin açık rızası olmaksızın veri sorumlusu tarafından kullanılması suretiyle ihlal edilmiş olduğu,

- Bu ihlal dolayısı ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 14 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince veri sorumlusuna başvuru yapıldığı, Banka tarafından vekaletnamede Kanun kapsamında talepte bulunma yetkisinin olmadığı gerekçesiyle vekile bilgi verilmeyeceği, cevapların şikayetçi müvekkile tebliğ edileceğinin beyan edildiği, sonrasında cevabın hazır olduğu 10 gün içerisinde tebliğ edileceğinin şikayetçiye bildirildiği ancak herhangi bir tebligat yapılmadığı, bunun üzerine tekrar Kanun kapsamında talepte bulunmaya ilişkin yetki içerir vekaletname ile yeni bir başvuru yapıldığı, bu başvurunun da reddedildiğinin öğrenilmesi üzerine Kuruma başvuru zorunluluğunun hasıl olduğu belirtilerek, veri sorumlusu hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir.

İlgili kişinin şikâyetine istinaden başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, verilen cevapta özetle;

- İlgili kişinin Banka nezdinde bireysel müşteri kaydı bulunduğu, bunun yanı sıra ilgili kişinin hakim ortağı olduğu (…) Anonim Şirketi’nin de Bankada ticari müşteri kaydının yer aldığı, (…) Anonim Şirketi için kredi teklifi yapılabilmesi amacıyla şirkete ticari müşteri kaydı oluşturulurken alınan kredi başvuru formunda, anılan şirketin hakim ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle ilgili kişiye ait bazı bilgilerin de alındığı, kredi başvuru süreçleri aşamasında şirkete limit çalışması ve ticari kart başvurusu yapılması kapsamında ilgili kişinin de hakim ortak olarak Risk Merkezi bilgisinin sorgulandığı, Risk Merkezi'nden alınan ev telefonu numarasının Banka veri tabanına kaydedildiği, ilgili kişinin bireysel müşteri kayıtlarının içerisinde e-posta adresinin yer almaması nedeni ile cevabî yazının “resmi adres ve ev adresi” olarak kayıtlı olan adresine PTT aracılığıyla iadeli taahhütlü posta olarak gönderildiği,

- Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nden (Risk Merkezi) sorgulamalar yapılmakta olduğu, yapılan aramalarda müşteriye ulaşılamaması durumunda müşterilere ulaşabilmek amacıyla Risk Merkezi sorgulamasından elde edilen ve sistemlere “alternatif numara” olarak kaydedilmiş olan iletişim numaralarının da aranabildiği, bununla birlikte söz konusu alternatif numaraların aranması ve bu aramalara müşteri dışında üçüncü kişilerin yanıt vermesi durumunda üçüncü kişilerle hiçbir şekilde bilgi paylaşımı yapılmayıp, kendisine ulaşmak istenilen müşterilerin Bankayı geri araması hususunda not bırakıldığı,

- İlgili kişinin hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu (…) Anonim Şirketi’nin Banka nezdinde kullandığı kredilerde gecikme oluşması nedeniyle, bu müşteri için yapılan aramaların başlamış olduğu, ilgili kişinin Banka sisteminde kayıtlı olan cep telefonu üzerinden muhtelif tarihlerde defalarca yapılan aramalara rağmen kendisi ile temas kurulamadığı, kendisinin Risk Merkezi nezdinde ev telefonu numarası olarak kayıtlı olan telefon numarasından çeşitli tarihlerde arama yapılarak görüşme sağlandığı, bu tarihlerde yapılan hiçbir aramada ilgili kişiye ya da kendisinin hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu şirkete ilişkin olarak üçüncü kişilere herhangi bir bilgi paylaşımı yapılmadığı, bu aramalarda ilgili kişiye iletilmesi için üçüncü kişilere sadece not bırakıldığı, ilgili kişinin yakınının bırakılan notu kendisine ileteceğini ifade ettiği ve Banka tarafından bu hususla ilgili olarak aranmak istemediklerine ilişkin bir talep iletmedikleri,

- İlgili kişinin Bankayı araması ile yapılan görüşmede, aranan numarayı Bankaya vermediği ve ailesinin nasıl arandığını sorması üzerine, müşteri temsilcisi tarafından kendisine ulaşım sağlanamadığı zaman sistem tarafından otomatik olarak alternatif numaradan arama yapıldığı, Banka şubelerinden konuya ilişkin bilgi alınabileceği ve bununla ilgili olarak aranmak istemediği numaraları Banka kayıtlarından sildirebileceğinin belirtildiği, ilgili kişinin talebi üzerine kendisi ile görüşmeyi gerçekleştirmiş olan müşteri temsilcisinin söz konusu telefon numarasını, sistem üzerinde bu numaranın bir daha aranmamasını sağlayıcı aksiyon olarak “yanlış numara” şeklinde belirtmesi gerektiği halde, bu şekilde işlem yapmaması nedeni ile şikayet konusu telefon numarasına yapılan aramaların devam ettiği, ilgili personelin konu hakkında uyarıldığı, sonraki bir tarihte ilgili kişinin yakınının bu telefon numarasından aranmak istemediğini belirtmesi üzerine telefon numarasının arama engelli listesine eklendiği,

- Şikâyete konu alternatif telefon bilgisinin, Risk Merkezi’nden yapılan sorgulama vasıtasıyla temin edilerek, ilgili kişiye ulaşılmak maksadı ile ve sadece bu amaçla sınırlı kalınarak kullanıldığı belirtilmiş ve risk merkezi üzerinden yapılan sorgulama sonuçlarında şikâyete konu telefon numarasının “ev telefon numarası” olarak görünen şekilde Banka sistemine yansımasına ilişkin ekran görüntüsü paylaşılmıştır.

Konuya ilişkin yapılan incelemede Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 09/12/2021 tarihli ve 2021/1239 sayılı Kararı ile;

- Öte yandan, 6111 sayılı Kanun ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na ek 1 inci madde ve geçici 28 inci maddenin ilave edildiği, ek 1 inci madde ile Türkiye Bankalar Birliği nezdinde, kredi kuruluşları ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca uygun görülecek finansal kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerini toplamak ve söz konusu bilgileri bu kuruluşlar ile gerçek veya tüzel kişilerin kendileriyle ya da onay vermeleri koşuluyla özel hukuk tüzel kişileri ve üçüncü gerçek kişileri ile de paylaşılmasını sağlamak üzere Risk Merkezi kurulduğu, Risk Merkezi Yönetmeliği’nin “Risk Merkezi üyelerinin sorumlulukları” başlıklı 17(1)(b) ve (c) bentleri kapsamında üyelerin, Risk Merkezi ile gizlilik sözleşmesi yapmak ve Risk Merkezinden temin ettiği her türlü bilgi ve belgenin gizliliğinin sağlanmasına yönelik her türlü önlemi almak ve Risk Merkezinden temin ettiği bilgileri yalnızca kendi iç işlemlerinde kullanmak, diğer üyeler dahil herhangi bir gerçek ve tüzel kişi ile paylaşmamakla sorumlu tutulduğu, ayrıca, “Gizlilik” başlıklı 19 uncu madde uyarınca; “(1) Risk Merkezinin tüm işlem ve kayıtları gizlidir. Risk Merkezinden temin edilen bilgiler yalnızca bilgiyi alan üyenin kendi iç işlemlerinde kullanılabilir, diğer üyeler dahil herhangi bir gerçek ve tüzel kişi ile paylaşılamaz. (2) Risk Merkezi nezdinde bulunan sır niteliğindeki bilgileri, bu konuda kanunen yetkili kılınan mercilerden başkalarına açıklayanlar, hukuka aykırı olarak kendisi ya da başkası yararına kullananlar, yayanlar, verenler, aktaranlar veya ele geçirenler hakkında Kanunun 159 uncu maddesi hükümleri uygulanır” hükmünün düzenlendiği, bu doğrultuda, Risk Merkezinde bulunan sır nitelikli bilgilerin kanunen yetkili kılınan mercilerden başkalarına açıklanması durumunda 5411 sayılı Kanun’un 159’uncu maddesinde öngörülen yaptırımların uygulanacağının belirtildiği,

- İlgili kişinin hakim ortak olduğu (…) Anonim Şirketi ile veri sorumlusu arasında kredi sözleşmesi olduğu, veri sorumlusu Banka ile kredi başvuru süreci yürütülürken ilgili kişinin bazı kişisel verilerinin işlendiği, anılan sözleşmeden kaynaklanan bir borcun/riskin oluştuğu, oluşan risk üzerine ilgili kişiye cep telefonu numarasından ulaşılamadığı ve Risk Merkezi’nden yapılan sorgulama neticesinde alternatif numara olan Risk Merkezi sisteminde aynı zamanda “ev telefon numarası” şeklinde kayıtlı olan numaradan aramalar yapıldığı, bu aramaların ilgili mevzuat ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun “Risk Merkezinden temin edilen telefon numarası üzerinden yapılan arama ile müşterinin Banka ile münasebetinin yakınları ile paylaşılmasına ilişkin” 05.03.2021 tarihli kararı doğrultusunda gerçekleştirildiği, ilgili kişinin anne-babasının kullandığı belirtilen telefon numarasına çeşitli tarihlerde veri sorumlusunca yetkilendirilmiş kişilerce arama yapıldığı,

- İlgili kişinin talebi üzerine yanlış numara aksiyonu alınması gerekirken, aramaların devam ettiği ve ilgili personelin bu konuda uyarıldığı tarihte “yanlış numara aksiyonu” alındığı, bu durumun Kuruma sunulan evraklardan da anlaşıldığı, ilgili kişinin başvurusuna binaen cevabî nitelikli yazı gönderildiği, yazıda kısaca ilgili mevzuattan bahsedilip bahis konusu telefon numarası ile ilgili gerekli aksiyonun alındığını da kapsayan özür ifadesinin yer aldığı, veri sorumlusu tarafından Kuruma gönderilen ve şikayete konu telefon numarası ile yapılan görüşmeleri kapsayan dökümlerde, ilgili kişinin borç bilgilerine ilişkin bilgi verilmediği, veri sorumlusu adına bilgi aktarımında bulunulacağının ifade edildiği ve (…) Anonim Şirketinin ortaklarının isimlerinin verildiği,

- Veri sorumlusunun ilgili kişinin verilerini kendisinin hâkim ortak olduğu şirket, 5411 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde “Risk Grubu” içerisinde yer aldığı için işlediği, bu işlemenin bankacılık faaliyetleri kapsamında, Banka bünyesinde kullanılmak ve Risk Merkezine aktarılmak amacıyla yapıldığı ve Kanun’un 5’  (2)  (ç) bendi uyarınca “veri sorumlusunun hukuki yükümlülüklerinin yerine getirilmesi kapsamında” olduğu, şikayete konu telefon numarasına yapılan aramalar hakkında ilgili kişi tarafından, numaranın kendisine ait olmadığı, anne-babası tarafından kullanıldığı bildiriminin yapıldığı, ilgili personelce gerekli işlemlerin yapılması için bilgi verilmediğinden, sonraki bir tarihte “yanlış numara aksiyonu” alınabildiği, veri sorumlusu tarafından ilgili personelin uyarıldığı,

değerlendirmelerinden hareketle;

- Veri sorumlusu tarafından, oluşan riskten dolayı yapılan borçlu takibinin Risk Merkezi sisteminde kayıtlı telefon numarasına yönelik yapıldığı, eldeki mevcut bilgi ve belgelerden veri sorumlusu tarafından kişisel veri paylaşıldığına yönelik bir tespitte bulunulamadığı ve ilgili kişinin talebi üzerine aramalara ilişkin kısa sürede gerekli aksiyonun alındığı dikkate alındığında veri sorumlusu hakkında Kanun kapsamında yapılacak bir işlem olmadığına,

- Telefon aramalarında kişisel verilerin korunması yönünden daha dikkatli olunması ve personelin bu konuda bilgilendirilmesi hususunun veri sorumlusuna hatırlatılmasına karar verilmiştir.

4. İlgili kişi işçinin hakkında yürütülen kişisel verilerin işlenmesi faaliyetleri kapsamında yurtdışında mukim olan veri sorumlusu işverence aydınlatılmaması, ilgili kişiye ait kişisel verilerin Nisan 2021 sonrası dönemde veri sorumlusu tarafından hukuka aykırı olarak işlenmesi hakkında 02/12/2021 tarihli ve 2021/1218 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: İlgili kişi işçinin hakkında yürütülen kişisel verilerin işlenmesi faaliyetleri kapsamında yurtdışında mukim olan veri sorumlusu işverence aydınlatılmaması ve ilgili kişiye ait kişisel verilerin Nisan 2021 sonrası dönemde veri sorumlusu tarafından hukuka aykırı olarak işlenmesi

Ekim 2020 ila Nisan 2021 tarihleri arasında yurtdışında mukim olan veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu’nda görev yaptığı ve iş sözleşmesinin eylemli fesih yoluyla sona erdirildiği,İlgili kişinin şikâyetinde özetle;

- Veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu’nun, “iş sözleşmesinin devamı” ve “iş sözleşmesinin eylemli fesih yoluyla sona erdirilmesi” olmak üzere iki farklı dönemde, ilgili kişiye karşı 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’ndan (Kanun) kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği,

- İlgili kişi tarafından Kanun’un 13’üncü maddesine dayanılarak hazırlanan ve e-posta üzerinden veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu’na yöneltilen 26/05/2021 tarihli İhtarname’ye cevaben iletilen 07/06/2021 tarihli e-postada açık ve doğru bilgi verilmediği,

- İlgili kişiye verilen cevapta “Halen istihdam altında bulunduğunuzdan, çalışanın iş ilişkisinin karşılıklı ifası için gerekli kişisel verilerin işlenmesi KVKK m. 5/2 kapsamında ‘…c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.’ şeklindeki madde kapsamına girdiğinden, ayrıca aynı maddenin (e) ve (f) bentleri gereğince, iş akdinizin ifası çerçevesinde gerekli kişisel verileriniz KVKK’ya uygun şekilde işlenmektedir. Dolayısıyla, ilgili yasal mevzuata uygun olarak ücretsiz izne çıkarıldığınızdan ve halen çalışan statüsünde olduğunuzdan, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında hiçbir hukuka aykırılık da söz konusu olmadığından talebiniz kabul edilememektedir.” ifadelerine yer verildiği,

- İlgili kişinin istihdam edildiği süreçte kişisel verilerinin işlenmesi faaliyetinin amacı, kapsamı, verilerinin kimlerle paylaşıldığı, nasıl ve hangi süre için saklandığı, hangi hukuki sebeplerle işlendiği, Kanun kapsamında veri sorumlusuna yöneltebileceği haklarının neler olduğu konularında bilgilendirilmediği, Veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu’nun ilgili kişinin kişisel verilerinin hangi üçüncü kişilere aktarıldığı ve ilgili kişinin kişisel verilerinin yurtdışına aktarılıp aktarılmadığı konularında da ilgili kişiyi bilgilendirmediği, kişisel verileri yurt dışına aktarılıyor ise bu hususta ilgili kişinin açık rızasının alınmadığı, İlgili kişinin özel nitelikli kişisel verilerinin işlenip işlenmediğinin de veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu tarafından ilgili kişiye bildirilmediği, eğer özel nitelikli kişisel verileri işleniyor ise bu hususta ilgili kişinin açık rızasının alınmadığı,

- İlgili kişinin iş akdinin eylemli fesih yoluyla sona erdirilmesinden sonraki dönemde “hiçbir koşul altında iş yapmaması”, “işyerine gitmemesi” ve “irtibat bürosunda faal olarak görev yapmaması” konularında yazılı olarak bilgilendirildiği, ancak ilgili kişinin fotoğrafının ve sair kişisel verilerinin iş akdinin feshinden sonraki dönemde de veri sorumlusunun kurumsal internet sitesinden kaldırılmadığı,

- Bahsi geçen internet sitesi yurtdışında bulunduğundan ilgili kişinin fotoğrafının ve sair kişisel verilerinin bu sitede tutulmasının ilgili kişinin açık rızasına bağlı olduğu ama ilgili kişinin bu yönde bir rızayı hiçbir zaman vermediği

hususları bildirilmiş olup, veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu’nun ilgili kişinin taleplerini yerine getirerek belirtilen hususlarda açıklama yapmasının ve hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması ile veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu’nun Kanun’un amir hükümlerine istinaden cezalandırılması talep edilmiştir.

Bu kapsamda, her ne kadar ilgili kişi tarafından veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu hakkında şikâyette bulunulmuş olsa da yabancı şirketlerin Türkiye’deki irtibat bürolarının tüzel kişiliklerinin bulunmadığı ve Kanun’un “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesi uyarınca Kanun hükümlerinin sadece gerçek kişiler ile tüzel kişiler hakkında uygulanabileceği dikkate alınmış ve ilgili kişinin iddialarına istinaden yurtdışında mukim veri sorumlusu hakkında inceleme başlatılmasına karar verilmiştir. Akabinde, başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, verilen cevapta özetle;

- İlgili kişinin Londra’da mukim olan veri sorumlusu bünyesinde çalışmaya başladığı ve 01/10/2020 tarihinde veri sorumlusunun İstanbul’da açılan irtibat ofisinde görevlendirildiği,

- Kurulun “yurtdışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki şubeleri ile irtibat bürolarının sicile kayıt yükümlülüğü hakkındaki görüş talebi” hakkında verdiği 23/07/2019 tarihli ve 2019/225 sayılı karar ile yasal mevzuat göz önünde bulundurulduğunda, yurtdışında yerleşik tüzel kişilerin Türkiye’deki irtibat bürolarının veri sorumlusuna ait yükümlülüklerinin bulunmadığının ve veri sorumlusu olarak gerekli yükümlülüklerin yurtdışında yerleşik tüzel kişilik tarafından yerine getirilmesi gerektiğinin ortada olduğu,

- Bu doğrultuda, veri sorumlusu tarafından ilgili kişiye veri sorumlusunun “Veri Koruma Politikası” çerçevesinde bilgilendirmede bulunulduğu, “İşçiler ve Taşeronlar için GDPR Gizlilik Bildirgesi” imzalatıldığı ve GDPR ile uygulanabilir tüm yasal mevzuat kapsamında gerekli her türlü yükümlülüğün yerine getirildiği,

- İlgili kişinin veri sorumlusu ile olan iş ilişkisinin devamı esnasında tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 virüsünün ortaya çıktığı pandemi döneminde Türkiye Cumhuriyeti’nin yasal mevzuatının uygun gördüğü şekilde ücretsiz izne çıkarıldığı, bu yüzden ilgili kişinin iddia ettiğinin aksine ilgili kişi ile veri sorumlusu arasındaki sözleşmenin eylemli fesih yoluyla sona erdirilmediği, buna dair hiçbir geçerli ve hukuki delilin de bulunmadığı,

- Bu çerçevede, veri sorumlusu ile ilgili kişi arasındaki iş ilişkisinin devamı sırasında ilgili kişiye ait kişisel verilerin işlenmesinin Kanun’un 5(2)(c) bendindeki “Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması” düzenlemesinin kapsamına girdiği, ayrıca iş sözleşmesinin ifasına ilişkin kişisel verilerin Kanun’un 5(2)(e) ve (f) bentleri gereğince hukuka uygun olarak işlendiği,

- İlgili kişinin iş sözleşmesinin sona erdirilmesinin akabinde, ilgili kişinin özlük dosyasında bulunan bilgilerin gelecekte veri sorumlusu aleyhine açılma ihtimali olan davalarda ispat kolaylığı sağlayacağından ötürü meşru menfaat çerçevesinde saklanmakta olduğu ve bu bilgilerin hiçbir üçüncü şahısla paylaşılmadığı, bunun dışında iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ile ilgili kişiye ait diğer kişisel bilgilerin veri sorumlusu tarafından silindiği ve yok edildiği,

ifade edilmiştir.

İlgili kişinin şikâyetinde yer alan iddialar ile veri sorumlusunun savunması birlikte incelenmiş olup, görülen lüzum üzerine

- “ilgili kişi ile veri sorumlusu arasındaki iş ilişkisin başladığı yer ve tarihi”,

- “veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu’nda çalıştığı zaman diliminde ilgili kişinin hangi kişisel verilerinin işlendiği ve bu işleme faaliyetinin amacı/amaçları ve hukuki sebebi/sebepleri”,

- “veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu’nda çalıştığı zaman diliminde ilgili kişiye yönelik yürütülen kişisel veri işleme faaliyetleri kapsamında, ilgili kişiye Kanun’un 10’uncu maddesi gereğince aydınlatma yapılıp yapılmadığı”,

- “ilgili kişinin veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu’nda çalıştığı zaman diliminde işlenen kişisel verilerinin yurtiçinde veya yurtdışında üçüncü bir kişiye aktarılıp aktarılmadığı ve eğer aktarılmışsa aktarımın hukuki sebebi/sebepleri”,

- “ilgili kişinin kişisel verilerinin veri sorumlusuna ait kurumsal internet sitesinde yayınlanıp yayınlanmadığı ve eğer yayınlandıysa hangi kişisel verilerin hangi tarihler arasında, hangi hukuki sebebe/sebeplere dayanılarak yayınlandığı

hususlarının açıklığa kavuşturulması veri sorumlusundan istenmiştir. Açıklığa kavuşturulması istenen hususlara dair veri sorumlusunca iletilen yazıda ise özetle;

- Veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu’nda çalıştığı zaman diliminde, ilgili kişinin adının, soyadının, telefon numarasının, e-posta adresinin, adresinin ve özlük dosyasında bulunan bilgilerin Türkiye’de faaliyet gösteren binlerce işverenin milyonlarca çalışanına yaptığı gibi işlendiği, bu kişisel verilerin işlenme amacının veri sorumlusunun ilgili kişi ile olan istihdam ilişkisinin yürütülmesini sağlamak ve veri sorumlusunun işveren olarak yükümlülüklerini yerine getirmekten ibaret olduğu,

- Veri sorumlusu ile ilgili kişi arasındaki iş ilişkisinin devamı sırasında, ilgili kişiye ait kişisel verilerin işlenmesinin Kanun’un 5(2)(c) bendindeki “Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması” düzenlemesinin kapsamına girdiği, ayrıca Kanun’un 5(2)(e) ve (f) bentleri gereğince iş sözleşmesinin ifası çerçevesinde gerekli kişisel verilerin Kanun’a uygun olarak işlendiği,

- İlgili kişinin İstanbul İrtibat Bürosu’nda çalıştığı zaman diliminde işlenen kişisel verilerinin veri sorumlusu haricinde yurtiçinde veya yurtdışında üçüncü bir kişiye aktarılmadığı,

- İlgili kişinin adının, soyadının ve fotoğrafının veri sorumlusuna ait İngiltere’de bulunan merkez ofisin yönetimindeki kurumsal internet sitesinde iş ilişkisinin devamı süresince yayınlandığı, veri sorumlusunun İstanbul İrtibat Bürosu tarafından kullanılan herhangi bir internet sitesinin bulunmadığı, söz konusu bilgilerin iş akdinin feshi itibarıyla derhal internet sitesinden kaldırıldığı ve veri sorumlusu bünyesinden silindiği, ilgili kişiye veri sorumlusu tarafından imzalatılan onay formunun ekte sunulduğu

beyan edilmiştir. Konuya ilişkin yürütülen inceleme neticesinde, Kurulun 02/12/2021 tarihli ve 2021/1218 sayılı kararı ile;

- İlgili kişinin Kanun’un 11’inci maddesinde düzenlenen haklarına ilişkin olarak Kanun’un 13’üncü maddesine istinaden veri sorumlusuna yapmış olduğu başvurunun, Kanun’un yine 13’üncü maddesinde düzenlendiği şekilde veri sorumlusunca cevaplanması gerektiği,

- İlgili kişi tarafından yapılan şikâyetin “veri sorumlusunun aralarındaki iş sözleşmesinin devamı sırasında ilgili kişiye karşı Kanun’un 10’uncu maddesinden kaynaklanan aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği”, “veri sorumlusu ile olan iş sözleşmesinin eylemli fesih yoluyla sona erdirilmesinden sonra ilgili kişiye ait fotoğraf ve sair kişisel verilerin veri sorumlusunun internet sitesinde tutulmasına devam edildiği, söz konusu verilerin bu sitede tutulmasının ilgili kişinin açık rızasına bağlı olduğu ama konuya ilişkin olarak ilgili kişinin açık rızasının alınmadığı ve bu durumun da hukuka aykırı kişisel veri işleme faaliyeti teşkil ettiği” ve “ilgili kişinin Kanun’un 13’üncü maddesi uyarınca yaptığı başvuruya veri sorumlusu tarafından yeterli bir şekilde cevap verilmediği” yönündeki üç iddia üzerine yoğunlaştığı, bu yüzden inceleme konusu şikâyetin ilgili kişinin iddialarının yoğunlaştığı üç başlık altında değerlendirilmesinin yerinde olacağı,

“Veri sorumlusunun aralarındaki iş sözleşmesinin devamı sırasında ilgili kişiye karşı Kanun’un 10’uncu maddesinden kaynaklanan aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği” yönündeki iddia bakımından:

- Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden; ilgili kişinin veri sorumlusunun Londra’da bulunan ofisinde işe başlaması nedeniyle ilgili kişiye Avrupa Birliği’nin birincil kişisel veri koruma düzenlemesi olan ve kısaca “GDPR” olarak bilinen Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’ne istinaden bilgilendirme yapıldığı, daha sonra ilgili kişinin Londra’daki görevinden ayrılarak veri sorumlusunun İstanbul’da bulunan irtibat ofisi bünyesinde görev yapmaya başladığı, dolayısıyla ilgili kişiye Avrupa Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) yükümlülükleri kapsamında yapılan bilgilendirmenin ilgili kişi hakkında veri sorumlusunca yürütülen kişisel veri işleme faaliyetleri açısından yeterli olduğu, ancak Türkiye’de işlenen kişisel veriler bakımından Kanun’un 10’uncu maddesine uygun olarak aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi konusunda özen gösterilmesi hususunda veri sorumlusuna hatırlatmada bulunulmasının da uygun olacağı,

“Veri sorumlusu ile olan iş sözleşmesinin eylemli fesih yoluyla sona erdirilmesinden sonra ilgili kişiye ait fotoğraf ve sair kişisel verilerin veri sorumlusunun internet sitesinde tutulmasına devam edildiği, söz konusu verilerin bu sitede tutulmasının ilgili kişinin açık rızasına bağlı olduğu ama konuya ilişkin olarak ilgili kişinin açık rızasının alınmadığı ve bu durumun da hukuka aykırı kişisel veri işleme faaliyeti teşkil ettiği” yönündeki iddia bakımından:

- Kişisel verilerinin veri sorumlusunun internet sitesinde yayınlanabilmesi için ilgili kişi tarafından başlangıçta bir açık rıza verilip verilmediği dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden tam olarak anlaşılamasa da, söz konusu kişisel veri işleme faaliyetinin hukuki sebebinin Kanun’un 5(1) numaralı fıkrasında düzenlendiği şekliyle “açık rıza” olduğunun kabulü halinde, ilgili kişinin veri sorumlusuna ilettiği 26/05/2021 tarihli İhtarname’den sonra verilen açık rızanın geri alındığının da kabul edilmesinin gerektiği,

- İlgili kişinin kişisel verilerinin veri sorumlusunun internet sitesinde yayınlanmasının Kanun’un 5(2)(f) bendindeki “İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olmasıhukuki sebebine dayanmasının mümkün olabileceği, ancak bu hukuki sebebe dayanılabilmesi için -somut olay özelinde tespit edilecek- veri sorumlusunun meşru menfaatleri ile ilgili kişinin temel hak ve özgürlükleri esas alınarak yapılacak bir “denge testi” sonucunda veri sorumlusunun meşru menfaatlerinin ağır basıyor olmasının gerektiği,

- Taraflar arasındaki iş ilişkisinin -ilgili kişinin iddia ettiği gibi- Nisan 2021 itibarıyla sona erdiğinin kabul edilmesi halinde ise, ilgili kişinin kişisel verilerinin halen veri sorumlusunun internet sitesinde tutulmasının, mevcut iş ilişkisinin bitmesi sonrasında yeni iş arayışlarına girmesi noktasında ilgili kişinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 48’inci maddesinde düzenlenen “Çalışma ve sözleşme hürriyeti”ne zarar verebileceği ve ilgili kişi hakkında yürütülen kişisel veri işleme faaliyetlerinin Kanun’un 5(2)(f) bendindeki “İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olmasıhukuki sebebine dayanamayacağının savunulabileceği, zira iş aradığı sırada halen bir yerde çalışıyor görünen ilgili kişinin yapacağı iş başvurularının bu durumdan olumsuz etkilenmesinin ihtimal dâhilinde olduğu,

- Neticede, ilgili kişinin fotoğraf ve sair verilerinin Nisan 2021 sonrası dönemde veri sorumlusunun internet sitesinde yayınlanmasından ibaret olan kişisel veri işleme faaliyetinin Kanun’un 5’  (2)  (f) bendindeki “İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması” hukuki sebebine dayanabileceği, bu yüzden de anılan faaliyeti dolayısıyla veri sorumlusu hakkında Kanun kapsamında yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığı,

“İlgili kişinin Kanun’un 13’üncü maddesi uyarınca yaptığı başvuruya veri sorumlusu tarafından yeterli bir şekilde cevap verilmediği” yönündeki iddia bakımından:

- İlgili kişinin Kanun’un 11’inci ve 13’üncü maddeleri ile Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’in 5’inci maddesi uyarınca veri sorumlusuna yaptığı başvurunun, veri sorumlusu tarafından Kanun’un 13’üncü maddesi ile Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’in 6’ncı maddesi çerçevesinde etkin, hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olarak sonuçlandırılmadığı, zira veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin 26/05/2021 tarihli başvurusuna cevaben iletilen 07/06/2021 tarihli e-postada ilgili kişinin Kanun’un 11’inci maddesi kapsamında yönelttiği bilgi taleplerinin tamamının cevaplanmadığı,

- Dolayısıyla, veri sorumlusunun ileride kendisine yapılabilecek ilgili kişi başvurularını mevzuata uygun şekilde cevaplandırması hususunda talimatlandırılmasının yerinde olacağı

değerlendirmelerinden hareketle;

- İlgili kişiye Avrupa Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) yükümlülükleri kapsamında bir bilgilendirme yapılmış olmakla birlikte Türkiye’de işlediği kişisel veriler bakımından Kanun’un 10’uncu maddesine uygun olarak aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi konusunda özen gösterilmesi hususunda veri sorumlusuna hatırlatmada bulunulmasına,

- İlgili kişiler tarafından kendisine Kanun’un 11’inci ve 13’üncü maddeleri ile Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’in 5’inci maddesine istinaden yapılacak başvuruları Kanun’un 13’üncü maddesi ile Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’in 6’ncı maddesi çerçevesinde etkin, hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olarak sonuçlandırması hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına

karar verilmiştir.

5. İlgili kişi anne ve ilgili kişi sıfatını haiz çocuğunun fotoğrafları da kullanılmak suretiyle ilgili kişi hakkında gerçek dışı, şeref ve haysiyet kırıcı bir televizyon haberi yapıldığı iddiası hakkında 02/12/2021 tarihli ve 2021/1217 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: İlgili kişi anne ve ilgili kişi sıfatını haiz çocuğunun fotoğrafları da kullanılmak suretiyle ilgili kişi hakkında gerçek dışı, şeref ve haysiyet kırıcı bir televizyon haberi yapılması

Kuruma yapılan şikâyette özetle;

- Söz konusu yayına ilişkin olarak medya şirketine yapılan başvuruda 6698 sayılı Kanun’un 11’inci maddesi uyarınca Ana Haber programında yer verilen kişisel verilerin yok edilmesinin, bu durumun kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesinin ve kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle uğranılan zararların giderilmesinin talep edildiği,

- Başvuruya konu Ana Haber programında, ilgili kişinin ve çocuğunun fotoğrafları kullanılarak ilgili kişinin ilk evliliğinden bir oğlunun ve bir kızının olduğu, altı yıldır da başkası ile evli olduğu ve ilk evliliğinden olan oğlunun ilgili kişiyi bıçakladığı, bıçak darbelerinden birinin ilgili kişinin kalbine geldiği, ilgili kişinin yaşam savaşı verdiği, cani evladın ise tutuklandığı ifadelerini içeren yayının yapıldığı,

- İlgili kişinin habere konu olayın geçtiği ilde ikamet etmediği, eşinden de boşanmadığı, ayrıca bıçaklanmasının da söz konusu olmadığı, dolayısıyla habere konu olayın da ilgili kişi ve çocuğu hakkında olmadığı, gerçeğe aykırı haber yapılırken ilgili kişinin Facebook sayfasından alınan fotoğrafın amacı dışında kullanılmasının ve yayılmasının hukuka açıkça aykırı olduğu,

- Hukuka aykırı olarak kullanılan fotoğrafla yapılan haber nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 132 ila 138’inci maddelerinde düzenlenen suçların işlendiğinden bahisle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu,

- Konuya ilişkin olarak medya şirketine yapılan başvuruya rağmen otuz günlük yasal süre içerisinde hukuka aykırılığın giderilmediği, başvuruculara da bilgi verilmediği

hususları bildirilmiş olup; kişisel veri niteliğindeki fotoğrafın ve kimlik bilgilerinin kullanılması, yayılması ve ifşa edilmesi suretiyle 6698 sayılı Kanun’a aykırı hareket edildiğinden bahisle ilgili kişi tarafından bahsi geçen kişisel verilerin imha edilmesi, uğranılan zararların giderilmesi, ayrıca medya şirketi hakkında idari ve cezai yaptırım uygulanmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Yapılan şikâyete istinaden başlatılan inceleme çerçevesinde medya şirketinden savunması istenilmiş olup, verilen cevapta özetle;

- Haberi yayınlayan muhabirin olay yerine gidip ilgililerle ve faili yakalayan emniyet mensuplarıyla görüştüğü, mağdur kadının eşi de dâhil olmak üzere görüşülen kişilerden alınan bilgi ve teyit üzerine yayınlanan haberde ilgili kişiye ve çocuğuna ait olduğu bildirilen fotoğrafların tamamen yüzleri kapatılarak izleyicilere sunulduğu,

- Haberde ilgili kişinin eşinin ve çocuğunun adlarının hiç geçmediği, ilgili kişi ile habere konu mağdur kadının isim ve soy isim benzerliği ile bilginin olay hakkında görüşülen emniyet mensuplarından alınması ve fotoğrafın teyidi karşısında esasen bu konuda kendilerine atfedilebilir bir kusurun bulunmadığı,

- Bir an için haberde yer alan fotoğrafın talepte bulunana ait olduğu sadece kendisini tanıyanlar tarafından anlaşılsa dahi bunun isim benzerliğine dayanan bir hatadan kaynaklandığının da hemen anlaşılacağı, nitekim mezkûr olayın gerçekleştiği yerin açık bir şekilde haberde yer aldığı ve fotoğrafların blurlanmış/buzlanmış şekilde yayında gösterildiği,

- Haberin içeriğinde yer verilen hiçbir unsurun şikâyetçilerin şeref ve haysiyetini ihlal eder nitelikte olmadığı, habere konu olayın tamamen gerçek olduğu, haberdeki tek hatanın mağdur kadının ismi ile olan benzerlik nedeniyle ilgili kişinin isminin bir kez haberde yer alması ve bu isimle muhabirlerine verilen fotoğrafların yüzleri tamamen kapatılarak haberde yer alması olduğu,

- Haber bültenlerinin kuşkusuz 6698 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinde sayılan istisna kapsamına girdikleri, bu bakımdan yayınlanan haberin Anayasa’nın 26’ncı maddesi uyarınca güvence altına alınan “basın hürriyeti” ve “kamunun haber alma hakkı” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği,

ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yürütülen inceleme neticesinde, Kurulun 02/12/2021 tarihli ve 2021/1217 sayılı kararı ile;

- Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, 6698 sayılı Kanun’un 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 8’inci madde hükümleri ışığında ele alındığında; ilgili kişinin isim ve soy isim bilgileri ile ilgili kişi ve çocuğuna ait bir fotoğrafın adı geçen kişilerin kimliklerini belirli veya belirlenebilir kılmaları nedeniyle “kişisel veri” niteliğini haiz olacakları, ayrıca ilgili kişinin isim ve soy isim bilgileri ile ilgili kişi ve 6698 sayılı Kanun hükümleri dâhilinde ilgili kişi sıfatını haiz olan ilgili kişinin çocuğuna ait fotoğrafın medya şirketi bünyesinde kayıt altına alma, depolama, yayınlama vb. fiillere konu edilmesinin 6698 sayılı Kanun uyarınca birer “kişisel veri işleme faaliyeti” teşkil edeceği, bahsi geçen kişisel veri işleme faaliyetlerini yürüten medya şirketinin 6698 sayılı Kanun önünde “veri sorumlusu” olacağı, bu durumda medya şirketi tarafından ilgili kişiler hakkında yürütülen kişisel veri işleme faaliyetlerinin 6698 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde yer alan şartlardan birine dayanarak ve 6698 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesindeki genel ilkelere uygun şekilde yürütülmesinin gerekeceği konularında herhangi bir şüphenin bulunmadığı,

- İlgili kişilere ait fotoğrafın medya şirketi tarafından blurlanmak/buzlanmak suretiyle yayınlanmış olmasının somut olayda blurlanan/buzlanan fotoğraf ile “isim ve soy isim” gibi başka bilgilerin birleştirilmesi/eşleştirilmesi halinde ilgili kişilerin kimliklerinin belirlenebilmesinin mümkün olmasından ötürü mezkûr fotoğrafın kişisel veri niteliğini ortadan kaldırmadığı, zira ilgili kişinin haberde paylaşılan isim ve soy isim bilgileri ile arama motorlarından ve/veya –dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerde belirtildiği üzere- Facebook adlı sosyal medya platformundan arama yapıldığında bu fotoğrafın blurlanmamış/buzlanmamış versiyonuna da erişimin mümkün olduğu,

- İlgili kişilerin haberde kullanılan fotoğrafının herkese açık olduğu anlaşılan Facebook sayfasında yer almasının (diğer bir deyişle alenileştirilmiş olmasının), bu fotoğrafın amacı dışında kullanılabilmesine cevaz vermeyeceği ve fotoğrafın işlenmesinin 6698 sayılı Kanun’da düzenlenen kişisel veri işleme şartlarına dayanması gerektiğinin açık olduğu, 6698 sayılı Kanun kapsamında “alenileştirme” kavramının, kişisel verinin herhangi bir şekilde kamuoyuna sunulmasından daha dar bir anlama sahip olduğu ve ilgili kişinin alenileştirme iradesi ve alenileştirme amacı ile yakın ilişki içerisinde bulunduğu,

- Kurulun 22/05/2020 tarihli ve 2020/414 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ifade özgürlüğünün bir yansıması olan basın özgürlüğü ile kişilik hakları karşı karşıya geldiğinde haberin; a) Kamu ilgi ve yararı taşıması, b) Gerçek ve güncel olması, c) Özü ile biçimi arasındaki denge, kriterleri kapsamında değerlendirilmesi suretiyle hangi hakka üstünlük tanınması gerektiğinin belirlenmesinin önem arz ettiği,

- Şikâyete esas haberin esasını oluşturan “bir gencin eşinden boşanıp bir başkası ile evlenen annesinin kapısına dayanarak onu kalbinden bıçakladığıbilgisinin paylaşılmasında herhangi bir kamu ilgi ve/veya yararının bulunduğundan bahsedilemeyeceği, buna karşın kamuoyu nezdinde “üçüncü sayfa haberi” olarak bilinen bu tarz haberlerin basında sıklıkla yer aldığı dikkate alındığında inceleme konusu haberin “haberin kamu ilgi ve yararı taşıyıp taşımadığı” kriteri kapsamındaki durumunun tartışmalı olduğu sonucuna ulaşıldığı,

- Bu kapsamda, somut olayda habere konu olayın haberleştirilmesinde kamu yararının bulunup bulunmadığının tartışmalı olduğu düşünülse de, habere konu olayın gerçekleşme tarihi ile haberin veriliş tarihi göz önüne alındığında haberin güncel olduğunun söylenebileceği,

- Biçim ve öz arasındaki denge kriteri açısından; kullanılacak dil ve ifade ile yapılacak niteleme ve vurgunun haberin gerektirdiği biçim ve ölçü çerçevesinde kalmasının gerektiği (diğer bir deyişle, haberde kullanılan dil, ifade, resim/şekil/tablo ve fotoğrafların haberin veriliş biçiminin gerektirdiği ölçüde olması gerektiği),

- Haber verilirken gerekli, yararlı ve ilgili olmayan içeriklerin kullanılmasının kişilik haklarına ölçüsüz müdahale anlamına gelebileceği, bu yüzden inceleme konusu haberin verilişinin –kullanılan fotoğrafların blurlanmış/buzlanmış olması nedeniyle- ölçülü olduğunun ilk bakışta savunulabileceği,

- Ancak ilgili kişinin isim ve soy isim bilgisinin haber içeriğinde zikredilmesi ve bu isim-soy isim bilgileri kullanılarak fotoğrafların açık kaynaklardan teyit edilebilmesinin mümkün olması sebepleriyle, yapılan haberin biçimi ile özü arasında makul bir dengenin bulunmadığının, diğer bir ifadeyle haberin ölçüsüz olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ayrıca haberin biçimi açısından anılan fotoğrafların blurlanmış/buzlanmış şekilde de olsa ekrana yansıtılmasının gerekli olmadığının da savunulabileceği,

- Yayınlanan bir haber kapsamında çatışan haklar konumundaki ifade özgürlüğü ile kişilik hakkı arasında yapılan denge testi neticesinde ifade özgürlüğüne öncelik tanınabilmesi için zikredilen üç kriterin de aynı anda karşılanmasının gerektiği, ancak inceleme konusu şikâyetin dayandığı haber bakımından bahsi geçen kriterlerin tamamını karşılanmadığı,

- Bu yüzden, veri sorumlusu tarafından ilgili kişi ile çocuğuna ait bilgiler ve fotoğraf da kullanılarak yapılan haberin 6698 sayılı Kanun’un 28(1)(c) bendi uyarınca 6698 sayılı Kanun hükümlerinden istisna tutulamayacağı,

- İnceleme konusu habere ilişkin olarak, bir yargı kararına istinaden veri sorumlusu tarafından süresi içerisinde cevap ve düzeltme metninin yayınlanması suretiyle yayının ilk ulaştığı izleyicilere haberde yapılan hata hakkında bildirimde bulunulmuş olmasının veri sorumlusu tarafından yürütülen hukuka aykırı kişisel veri işleme faaliyetini ortadan kaldırmayacağı,

- İlgili kişiler tarafından Kurula yapılan şikâyetin, mahkeme kararına istinaden bir cevap ve düzeltme metninin yayınlanmasından sonra yapılmış olmasının konuya ilişkin olarak 6698 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılacak müstakil değerlendirmeleri etkilemeyeceği

değerlendirmelerinden hareketle;

- Mevcut tüm bilgi ve belgeler itibarıyla, ilgili kişilere ait kişisel verilerin veri sorumlusunca herhangi bir işleme şartına dayanmadan işlendiği, bu hususun ise veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin düzenlendiği 6698 sayılı Kanun’un 12(1)(a) bendinde yer alan “Veri sorumlusu, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır.” hükmüne aykırılık teşkil ettiği kanaatine varıldığından, veri sorumlusu hakkında 6698 sayılı Kanun’un 18(1)(b) bendi uyarınca 300.000 TL idari para cezası uygulanmasına,

- Veri sorumlularınca hukuka aykırı kişisel veri işleme faaliyetinde bulunulduğundan bahisle ilgili kişiler tarafından öne sürülebilecek maddi ve/veya manevi tazminat talepleri için adli makamlar nezdinde girişimde bulunulabileceği konusunda ilgili kişilerin bilgilendirilmesine

karar verilmiştir.

6. Bir üniversite tarafından verilen eğitimde, eğitim alan kişilerin kişisel verilerini içeren yoklama listesinin diğer katılımcılar tarafından görülebilir şekilde düzenlenmesi hakkında 02/12/2021 tarihli ve 2021/1214 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: Bir üniversite tarafından verilen eğitimde eğitim alan kişilerin kişisel verilerini içeren yoklama listesinin diğer katılımcılar tarafından görülebilir şekilde düzenlenmesi

Kuruma intikal eden şikâyet dilekçesinde özetle; ilgili kişinin Bakanlık tarafından eğitim verilmesi için görevlendirilen bir Üniversite Eğitim Merkezinin eğitim programına katıldığı, eğitim süresince kursiyerlerin isimlerinin ve T.C. kimlik numaralarının yer aldığı yoklama listelerinin elden elde dolaştırılarak imzalandığı, ayrıca Üniversite ve Bakanlık tarafından kişisel verilerin işlenmesine dair ilgili kişiye aydınlatma yapılmadığı, konuyla ilgili Bakanlığa ve Üniversiteye ayrı ayrı başvuruda bulunduğu, Bakanlığın başvuruya cevap vermediği, Üniversitenin cevabında ise yoklama listelerinin Bakanlık tarafından hazırlandığı ve imza alınmasının yükümlülükleri olduğunun ifade edildiği belirtilerek veri sorumlusu Bakanlık ve Üniversite hakkında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında gerekli idari yaptırımların uygulanması talep edilmiştir.

Şikâyete ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde Bakanlıktan ve Üniversiteden konuya ilişkin bilgi ve belge talep edilmiş olup Bakanlık tarafından verilen cevapta özetle;

- …… olarak görevlendirilecek kişilerin görevlerine başlamadan önce eğitim almalarının ve görev yaptıkları sürece eğitime tabi tutulmalarının sağlanacağının ilgili mevzuatta hüküm altına alındığı, şikâyet konusu olan eğitimin, üniversiteler tarafından verildiği, Bakanlık Genel Müdürlüğünün şartları haiz eğitim kuruluşlarına mevzuat uyarınca eğitim izni verdiği, dolayısıyla eğitim faaliyeti ve eğitimin düzenine ilişkin hususların eğitim kuruluşları tarafından yerine getirildiği, Bakanlık ile eğitim kuruluşları arasındaki ilişkinin ilgili yönetmelik hükümleri ile belirlendiği,

- Bakanlığın söz konusu hususa ilişkin olarak, veri sorumlusu sıfatı ile sorumluluğunun bulunmadığı,

- İlgili Yönetmelik kapsamında eğitime katılanların, belgeye dayalı ve eğitim kuruluşlarınca kabul edilen haklı bir mazeretleri olmadıkça eğitim süresince verilen ders ve çalışmalara katılımlarının zorunlu olduğu ve adayın eğitimi başarıyla tamamlamasının, mevzuatta öngörülen sürede eğitime katılmış olması şartını sağlamasına bağlı olduğu,

- Eğitiminin başarıyla tamamlanmasının, sınav ve sicile kayıt başvurusu için bir ön şart olduğu,

- Sınav başvurusu ve şekline ilişkin usul ve esasların düzenlendiği Yönetmeliğin ilgili maddesi uyarınca ilgililer tarafından sınav müracaatında bulunulurken başvuruya T.C. kimlik numarası ve eğitimini tamamladığını gösteren katılım belgesi ile mezuniyet belgesi asılları veya onaylı suretlerinin eklenmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, bu çerçevede ilgilinin yazılı sınava girebilme hakkını taşıyıp taşımadığının Bakanlık tarafından incelendiği, başka bir ifade ile sınav başvurusunun adayın eğitimini başarıyla tamamlayıp tamamlamadığı ve öğrenim yönünden sınava girebilme şartlarını haiz olup olmadığı açısından değerlendirildiği,

- Bakanlık tarafından sınava ve sicile başvuru esnasında devam çizelgesinin değil katılım belgesinin denetlendiği, ileride adayın devam durumuna ilişkin bir itirazının bulunması veya Bakanlığın aleyhine dava açılması ihtimallerine binaen, devam çizelgesinin bir örneğinin Bakanlığa gönderildiği, aslının ise eğitim kuruluşunda saklandığı, dolayısıyla devam çizelgesinin, sınav ve sicil başvurusu esnasında adayın eğitimini başarıyla tamamladığını gösteren ve Bakanlık tarafından incelemesi yapılan katılım belgesine dayanak teşkil eden bir belge niteliğinde olduğu,

- hali hazırda devam çizelgesi hazırlama yükümlülüğünün de eğitim kuruluşunda olduğu, eğitim yönetim sistemi panelinde çıkan listede yer alan T.C. kimlik numaralarına, bir grupta aynı ad ve soyadında birden fazla adayın bulunması halinde çıkabilecek ihtilafın önlenmesi amacıyla yer verildiği, eğitim kuruluşlarının ilgili mevzuatta öngörülen devam çizelgesini düzenlemeyip, eğitim yönetim sisteminde yer alan listeyi kullanmak istemesi durumunda ise çizelgeyi, gerekirse T.C. kimlik numaralarını çıkartmak veya elden ele dolaştırmayarak, adayın eğitmenin yanına gelerek imzasını atmasını sağlamak gibi yöntemlerle ikmal edebileceğinin izahtan vareste olduğu,

- Öte yandan, ilgili kişinin Bakanlığa yaptığı başvurusuna Bakanlık tarafından cevap verildiği, ilgili kişinin başvurusuna cevap verilmediğine yönelik iddiasının gerçeği yansıtmadığı

ifade edilmiştir. Üniversite tarafından verilen cevapta ise özetle;

- Merkez bünyesinde eğitim alan katılımcıların kişisel verilerinin, Kanun’un 5(1) ve (2) numaralı fıkralarında yer alan maddelere dayanılarak işlendiği,

- Yoklama listelerinin tamamının sınıf içerisinde ve her bir dersin sorumlu öğretim elemanının kontrolünde katılımcılara imzalatıldığı, yoklama listelerinin imzalatılmasının katılımcıların eğitime devam durumlarının kayıt altına alınabilmesi için kendilerinin hukuki yükümlülüğü olduğu,

- Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 12’nci maddesi çerçevesinde Merkezin söz konusu eğitime ve katılımcılarına ilişkin bilgi ve belgeleri belirli yöntemlerle topladığı, uhdesinde güvenli olarak sakladığı ve Bakanlık dışında hiçbir şekilde üçüncü kişilerle paylaşmadığı

ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan inceleme neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 02/12/2021 tarihli ve 2021/1214 sayılı Kararı ile;

- Şikâyete konu olan eğitimin, üniversiteler tarafından verilebildiği ve bu eğitimin verilmesi sürecinde Bakanlığın izin, takip, koordinasyon ve denetim yönünden yetkili olduğu, eğitim faaliyeti ve eğitimin düzenine ilişkin hususların ise izin verilen eğitim kuruluşları tarafından belirlendiği ve yerine getirildiği, aynı zamanda bu hususlara ilişkin Bakanlık ile eğitim kuruluşları arasındaki ilişkinin yönetmelik hükümleri ile belirlendiği anlaşıldığından şikâyete konu olay çerçevesinde; Bakanlık ve Üniversitenin kişisel veri işleme faaliyeti alanları kapsamında ayrı ayrı veri sorumlusu olarak faaliyette bulunduğu,

- Üniversite tarafından ilgili kişinin başvurusuna cevap verildiği, fakat Bakanlık tarafından ilgili kişinin başvurusuna verilen cevabın Kanun’un 13’üncü maddesi uyarınca veri sorumlularına tanınan 30 günlük süre aşıldıktan sonra gerçekleştirildiğinin tespit edildiği,

- Diğer taraftan, ilgili kişinin şikâyetinin temel olarak ad, soyad ve T.C. kimlik numarasının bulunduğu devam çizelgesinin ve fatura teslim ve sertifika teslim listelerinin sınıf ortamında elden ele dolaştırılması suretiyle imza alınması nedeniyle T.C. kimlik numarası bilgisinin hukuka aykırı olarak üçüncü kişilerle paylaşıldığı, dolayısıyla kişisel verilerinin güvenliğinin sağlanmadığına ilişkin olduğu,

- Bu kapsamda ilgili kişinin eğitim hakkının gereği gibi yerine getirilmesi ve eğitim sürecinin gerekliliklerinin yerine getirilmesini teminen ilgili kişinin kişisel verilerinin işlenmesine ilişkin hukuki zemin irdelendiğinde; Bakanlığın söz konusu eğitim, sınav, görev ve sorumluluklar, denetim, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile …. sicili, eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, gibi hususlarda ilgili Kanun ile görevlendirildiğinin anlaşıldığı, bu kapsamda ilgili Kanun ile görevlendirilen veri sorumlusu Bakanlığın, 6698 sayılı Kanunun 5(2)(a) bendinde düzenlenen “Kanunlarda açıkça öngörülmesi” ve (ç) bendinde düzenlenen “Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması” hükmü çerçevesinde kişisel veri işleme faaliyetinde bulunduğunun değerlendirildiği,

- Öte yandan, veri sorumlusu Üniversitenin ilgili Yönetmelikle kendisinden beklenen yükümlülüklerinin ve eğitim sürecinin gerekliliklerinin yerine getirilmesini teminen ilgili kişinin kişisel verilerini Kanun’un 5(2)(ç) bendinde düzenlenen “Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması” hükmü ile (e) bendinde düzenlenen “Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması” hükmü çerçevesinde işlediği,

- Şikâyet konusu hakkında veri sorumlularından alınan bilgi ve belgeler ilgili mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde, kullanılan devam takip çizelgesinde aynı ad ve soyadı bilgisine sahip kişilerin olması gibi durumlarda karışıklığın önlenmesini teminen, kişilerin ad ve soyadı bilgisinin yanı sıra kişiyi belirleyici kılan başka bir verinin (örneğin T.C. kimlik numarasının) kullanılmasının gerekmesi halinde ilgili verinin maskelenerek kullanılması gerektiği,

- Konuya ilişkin olarak Üniversiteden alınan yazıda; Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 10’uncu maddesi ve Tebliğ hükümleri gereğince kişisel verilerin işlenmesi sürecine ilişkin olarak, Sürekli Eğitim Merkezinde eğitim öncesinde diğer tüm katılımcılar gibi ilgili kişiyle de, sözleşme imzalandığının ifade edildiği, söz konusu sözleşme ile veri sorumlusu tarafından aydınlatma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilip getirilmediği incelendiğinde; anılan sözleşmede aydınlatma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmesini sağlayıcı nitelikteki asgari unsurlar olan; kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği, kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceği, kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi ve ilgili kişinin diğer haklarına ilişkin bilgilendirmelere yer verilmediği görüldüğünden veri sorumlusu tarafından aydınlatma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmediği sonucuna varıldığı

değerlendirmelerinden hareketle;

- Bakanlık tarafından ilgili kişinin başvurusuna 30 günlük süreden sonra yanıt verildiği anlaşıldığından Kanun’un 13’üncü maddesi çerçevesinde yapılan başvurulara yanıt verilirken 30 günlük sürenin gözetilmesi yönünde hatırlatmada bulunulmasına,

- Veri sorumlusu Üniversite tarafından devam takibine yönelik hukuki yükümlülük yerine getirilirken kullanılan devam takip çizelgesinde kişilerin ad ve soyadı dışında kişiyi belirleyici başka bir veriye (T.C. kimlik numarası) yer verilmesinin gerekmesi halinde; ilgili verinin maskelenmesi bu kapsamda devam takip çizelgesinin tekrar gözden geçirilerek uygulamaya geçirilmesi yönünde veri sorumlusu Üniversitenin talimatlandırılmasına ve sonucundan Kurula bilgi verilmesine,

- İlgili eğitimi veren başka kuruluşların bulunduğu ve benzer uygulamaların söz konusu olabileceği hususları dikkate alındığında, bu eğitimi veren diğer eğitim kuruluşlarına da konu hakkında bilgi verilmesi yönünde Bakanlığa bilgilendirmede bulunulmasına,

- Kanun’un 15’  (5) numaralı fıkrası çerçevesinde; veri sorumlusu Üniversiteye eğitim verilirken kursiyerlere ait kişisel verilerin işlenmesi sürecinde Kanun’un “Veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğü” başlıklı 10’uncu maddesi ve Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’de yer verilen hükümlere uygun olacak şekilde bir uygulama geliştirmesi ve bu hususa ilişkin olarak Kurula bilgi verilmesi yönünde talimat verilmesine

karar verilmiştir.

7. Veri sorumlusu işveren tarafından eski çalışanı olan ilgili kişinin kurumsal e-posta hesabına aydınlatma yapılmaksızın erişilmesi hakkında 25/11/2021 tarihli ve 2021/1187 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: Veri sorumlusu işveren tarafından eski çalışanı olan ilgili kişinin kurumsal e-posta hesabına aydınlatma yapılmaksızın erişilmesi

İlgili kişinin Kuruma intikal eden şikâyetinde özetle;

- Veri sorumlusu şirketin eski çalışanı olduğu, ilgili kişi ile veri sorumlusunun karşılıklı taraf oldukları dava dosyalarına sunulan delil listeleri içeriğinde, ilgili kişiye ait kişisel veri niteliğinde olan ilgili kişinin nişanlısı ile e-posta üzerinden yapmış olduğu konuşma içeriklerine, şahsi banka hesap dökümlerine ve yaptığı harcama kayıtlarına erişim sağlandığının görüldüğü,

- Veri sorumlusu tarafından, şirket çalışanlarına verilen e-posta adreslerinin sadece iş dolayısıyla kullanılması gerektiğini bildiren herhangi bir açıklama veya bildirim yapılmamış olduğu bu hususa dair denetim kriterlerinin de belirlenmediği, ilgili kişinin özel hayatına ilişkin e-posta içeriklerinin bilinçli bir şekilde kötü niyetli olarak veri sorumlusu tarafından ele geçirildiği,

- İlgili kişinin 16.11.2020 tarihi itibariyle tek taraflı olarak iş akdini feshettiği, buna rağmen işveren sıfatını haiz olmadığı dönem de olmak üzere veri sorumlusu tarafından ilgili kişiye ait kişisel verilerin işlendiği ve üçüncü kişilere aktarıldığı,

- Veri sorumlusu tarafından ilgili kişiye ait kişisel verilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda (Kanun) öngörülen işleme şartlarına aykırı olarak işlendiği, üçüncü kişilere aktarıldığı, bu hususta ilgili kişiye bir aydınlatma yapılmadığı ve açık rıza metni sunulmadığı,

- Müşterilerinin ve çalışanlarının bilgilerinin muhafaza edildiği, söz konusu kişilerin iş ve işlemlerini gerçekleştirdiği platformun "cloud" olduğu ve söz konusu Cloud'un da Microsoft tarafından sağlanan OneDrive bulut sistemi olduğu, adı geçen hizmet sağlayıcı firmaların "server"larının yurtdışında bulunuyor olmasından dolayı söz konusu işlemelerin Kanun'un 9'uncu maddesine uygun olarak gerçekleştirilmesi gerektiği,

- İlgili kişinin şirket e-posta hesabının veri sorumlusu tarafından tahsis edilmiş olduğu, bu e-posta hesabına kimlerin erişim sağladığı belirli olmamakla birlikte, veri sorumlusu tarafından sunulan cevabi yazının içeriğinden, söz konusu verilerin şirket hissedarı ve şirket yetkilisi ile diğer bazı işyeri çalışanlarının erişime açık bir halde olduğunun anlaşıldığı,

- Kanun’un 11’inci maddesi kapsamında veri sorumlusuna başvuruda bulunulduğu ve ayrıca Kanun’un 5(2) numaralı fıkrası kapsamında işleme şartı haiz olmadan işlenen kişisel verilerinin silindiğini veya yok edildiğini gösterir bilgi ve belgelerin iletilmesinin talep edildiği

ancak veri sorumlusu tarafından verilen cevabın maddi gerçekleri yansıtmadığı ve yetersiz görüldüğü hususları belirtilmiş ve Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusunun savunması istenilmiş olup alınan cevabi yazıda özetle;

- Konunun işyerinde çalışan ve çalıştığı süre boyunca rakip firmalara iş kaydırarak işyerini ciddi şekilde zarar uğrattığı tespit edilen eski bir çalışan ile ciddi şekilde zarara uğrayan işveren arasında karşılıklı suçlama, talep ve davalarla devam etmekte olan hukuki bir ihtilaf olduğu, bu kapsamda ilgili kişi ile veri sorumlusu arasında süregelen sekiz adet dava ve ceza soruşturmasının bulunduğu,

- İlgili kişiye ait yazışmaların söz konusu yargılama süreçlerine delil olarak sunulması nedeniyle, ilgili kişinin özel hayatını ilgilendiren şahsi e-posta içeriklerine veri sorumlusu tarafından hukuka aykırı olarak erişildiği ve Anayasa ile koruma altına alınan özel hayatın gizliliği ile haberleşme gizliliği hakkının ihlal edildiğinden bahisle veri sorumlusu ve veri sorumlusu şirket yetkilisi hakkında Başsavcılığa şikâyette bulunulduğu, ancak bu şikâyetin yürütülen soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek reddedildiği,

- İlgili kişiye iş ilişkisi kapsamındaki kurumsal faaliyetlerde ve işin gerektiği ölçüde kullanılmak üzere bir kurumsal e-posta hesabının tahsis edildiği, iş ilişkisi kapsamında çalışana tahsis edilmiş olan kurumsal e-posta hesaplarının sadece işin ifası amacı ile kullanılacağının açık olduğu, bu nedenle bilişim alanında uzman olarak çalışan bir personelin bu gerekliliğin bilincinde olması gerektiği, bu hususta ilgili kişiye ilave denetim kriterlerinin uygulanmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı ve ilgili kişinin kurumsal e-posta hesabını kullanmaması yönünde uyarılmasına ihtiyaç bulunmadığı,

- İlgili kişinin, tek taraflı olarak iş akdini feshetmesi ile eş zamanlı olarak veri sorumlusu bünyesindeki on iki yıllık ticari işlem geçmişini içeren kurumsal e-posta hesabını da sildiği, ilgili kişinin bu hareketinin veri sorumlusu bünyesinde ciddi bir şüphe uyandırdığı, ilgili kişinin söz konusu silme eylemi üzerine işyeri ile ilgili pek çok müşteri verisi barındıran e-posta hesabının geri getirilmesi durumunda kalındığı,

- Yapılan zorlu mücadelelerle e-posta hesabının geri kazanılması sonrasında oluşan şüphe üzerine ilgili kişinin sadakat yükümlülüğüne tamamen aykırı olarak haksız kazanç elde ettiği hususunun açık ve net şekilde tespit edildiği, geri getirme esnasında amaç ve hedefin ilgili kişinin şahsi verilerinin işlenmesi ya da alenileştirilmesi değil, ticari verilere ulaşmak olduğu,

- Şikâyete konu verilerin tamamına yakınının hâlihazırda ilgili kişi tarafından ikame olunan hizmet tespiti davasında bizzat ilgili kişi tarafından delil olarak sunulduğu ve alenileştirildiği, veri sorumlusu tarafından da bahse konu e-posta hesabındaki yazışmaların yalnızca iddia konusu olan zarar verici eylemlerin ispatı maksadı ile sınırlı ve ölçülü olmak kaydıyla ilgili Mahkemeye bildirildiği,

- İşveren sıfatına sahip olunmayan dönemde veri sorumlusu tarafından verilerin işlendiği iddiasına ilişkin olarak; söz konusu verilere ilgili kişinin şüpheli davranışı üzerine erişildiği, burada ilgili kişinin temel haklarına yönelik müdahalenin meşru amaca dayalı olduğu, işverenin yönetim yetkisi kapsamında kural olarak işçinin kullanımına sunduğu iletişim araçlarını denetleyebileceği ve kullanıma ilişkin sınırlamalar öngörebileceği, bununla birlikte bahsedilen tarihte iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erip ermediğinin şu an için açılmış bulunan iş davasında ayrı bir ihtilaf konusu olduğu ve davanın henüz neticelendirilmediği,

- Verilerin yurt dışına aktarıldığı iddiasına ilişkin olarak; şirketin verilerin muhafazası için Microsoft Office ile çalıştığı, aradaki iş ilişkisi dâhilinde Microsoft Office firmasınca geri getirilmiş olan verilerin yalnızca veri sorumlusunun şirket yetkilisiyle paylaşıldığı, başkaca bir aktarım veya verileri yayma durumunun olmadığı,

belirtilmiştir. Konuya ilişkin yürütülen inceleme neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun (Kurul) 25/11/2021 tarihli ve 2021/1187 sayılı Kararı ile;

- Somut olayda öncelikle söz konusu tarihte ilgili kişi ile veri sorumlusu arasındaki iş akdinin feshedilmiş olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği ama söz konusu hususa ilişkin henüz verilmiş bir mahkeme kararının da bulunmadığının görüldüğü,

- Bununla birlikte, veri sorumlusunun, çalışanlarına tahsis etmiş olduğu e-posta adresinin Kanun kapsamında kişisel veri olmadığı iddiasının Kanun’un 3’üncü maddesi kapsamındaki “kişisel veri” tanımı karşısında geçerli olmadığı, zira yalnızca ilgili kişinin adı, soyadı gibi sadece kimliğini ortaya koyan bilgilerin değil e-posta adresi, özel yazışmaları, şahsi banka hesap dökümleri, harcama kayıtları gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerin de kişisel veri niteliğini haiz olduğu,

Konu ile ilgili olarak; 17/09/2020 tarihli ve 2016/13010 başvuru numaralı Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararı ile;

- “…. Anayasa Mahkemesi daha önce iletişim araçlarının işveren tarafından denetlenmesi kapsamındaki uyuşmazlıklarda derece mahkemeleri tarafından devletin pozitif yükümlülükleri bağlamında çıkarların dengelenmesi ve müdahalenin ölçülülüğünün irdelenmesi kapsamında gözetilmesi gereken hususları genel olarak belirlemiş; buna göre somut olayın koşullarına göre iş sözleşmelerinde kısıtlayıcı ve zorlayıcı düzenlemelerin ne şekilde belirlendiği, tarafların bu düzenlemeler hakkında bilgilendirilip bilgilendirilmediği, çalışanların temel haklarına yönelik müdahalede bulunulmasına neden olan meşru amacın müdahale ile ölçülü olup olmadığı, sözleşmenin feshinin çalışanların eylem ya da eylemsizlikleri karşısında makul ve orantılı bir işlem olup olmadığı hususlarının uyuşmazlığın çözümünde gözetilmesi gerektiğini tespit etmiştir.

- …Öncelikle somut olayda olduğu gibi teknolojik gelişmelerin imkanlarından yararlanmak isteyen işverenlerin bilgisayar, internet, e-posta gibi iletişim araç ve gereçlerini çalışanın kullanıma sunması nedeniyle oluşan uyuşmazlıklarda işverenin menfaatleri ile işçinin temel hak ve özgürlükleri arasında bir dengeleme yapma gerekliliği doğmaktadır.

- …işyerinde kullanıma sunulan iletişim araçlarının işverene ait olduğu gözetilerek sırf bu nedenle bile işverenin iletişim araçları üzerinde sınırsız ve mutlak bir gözetleme ve denetleme yetkisinin olduğunu kabul etmek, işçinin demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklerine işyerinde de saygı gösterilmesi gerektiği yönündeki haklı beklentisiyle uyuşmayacaktır.

- …devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında Anayasa Mahkemesinin özellikle derece mahkemelerinin -somut olayın koşullarına uygun düştüğü ölçüde- aşağıda belirtilen güvencelerin somut olayda hakka müdahale eden üçüncü kişi tarafından sağlanıp sağlanmadığını gereği gibi denetleyip denetlemediğini incelemesi gerekir:

i. İşverenin çalışanın kullanımına sunduğu iletişim araçlarının ve iletişim içeriklerinin incelenmesinin haklı olduğunu gösteren meşru gerekçeleri olup olmadığı denetlenmelidir. Bu durumda işverenin gerekçelerinin ifa edilen işin ve işyerinin özellikleri de gözetilerek meşru olup olmadığı irdelenmelidir. Bu denetlemede iletişim akışı ile iletişim içeriklerinin incelenmesi arasında ayrım yapılarak içeriklerin incelenmesi yönünden daha ciddi gerekçeler aranmalıdır.          

ii. Demokratik bir toplumda iletişimin denetlenmesi ve kişisel verilerin işlenmesi süreci şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmeli ve bunun bir gereği olarak da süreçle ilgili olarak çalışanlar işveren tarafından önceden bilgilendirilmelidir. Uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukuk dikkate alındığında bu bilgilendirmenin -somut olayın özelliklerine uygun düştüğü ölçüde- en azından iletişimin denetlenmesi ile kişisel verilerin işlenmesinin hukuki dayanağı ve amaçları, denetlemenin ve veri işlemenin kapsamı, verilerin saklanacağı süre, veri sahibinin hakları, denetlemenin ve işlemenin sonuçları ile verilerin muhtemel yararlanıcıları hususlarını kapsaması gerekir. Ayrıca bildirimde iletişim araçlarının kullanımına ilişkin olarak işveren tarafından öngörülen sınırlamalara da yer verilmelidir. Bilgilendirmenin mutlaka belli şekilde yapılması şart olmayıp şeffaflığı sağlamak bakımından bireylere, kişisel verilerin işlenmesine ve iletişimin denetlenmesine ilişkin süreçten yukarıda belirtilen kapsamda haberdar olma imkanı sağlayan uygun bir yöntem tercih edilebilir.

iii. Çalışanın kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine işveren tarafından yapılan müdahale, ulaşılmak istenen amaç ile ilgili ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli olmalıdır. Ayrıca inceleme faaliyetiyle elde edilen verilerin işveren tarafından hedeflenen amaç doğrultusunda kullanılması gerekir.                   

iv. İşveren tarafından çalışanın kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine işveren tarafından yapılan müdahalenin gerekli kabul edilebilmesi için aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılması mümkün olmamalı, müdahale ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmalıdır. Çalışanın iletişiminin içeriğine girilmesi yerine onun kişisel verilerine daha az müdahale eden yöntem ve tedbirlerin uygulanmasının mümkün olup olmadığı denetlenmelidir. Bu kapsamda işverenin ulaşmak istediği amaca çalışanın iletişimi incelenmeden de erişilme imkanı olup olmadığı her bir vakıanın somut özellikleri ışığında değerlendirilmelidir.

v. İşveren tarafından başvurucunun kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine yönelik müdahalenin orantılı kabul edilebilmesi için ise iletişimin denetlenmesi ile işlenecek veya herhangi bir şekilde yararlanılacak veriler ulaşılmak istenen amaçla sınırlı olmalı, bu amacı aşacak şekilde sınırlama ya da müdahaleye izin verilmemelidir.

vi. Ayrıca iletişimin incelenmesinin muhatabı olan çalışan üzerindeki etkisi ve çalışan bakımından sonuçları göz önünde tutularak tarafların çatışan menfaat ve haklarının adil bir biçimde dengelenip dengelenmediğine bakılması gerekmektedir…

2.01.2021 tarihli ve 2018/31036 başvuru numaralı Anayasa Mahkemesi Kararı ile de;

- “…Tüm bu açıklamalar çerçevesinde devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında Anayasa Mahkemesinin özellikle derece mahkemelerinin -somut olayın koşullarına uygun düştüğü ölçüde aşağıda belirtilen güvencelerin somut olayda hakka müdahale eden üçüncü kişi tarafından sağlanıp sağlanmadığını gereği gibi denetleyip denetlemediğini incelemesi gerekir:

i. İşverenin çalışanın kullanımına sunduğu iletişim araçlarının ve iletişim içeriklerinin incelenmesinin haklı olduğunu gösteren meşru gerekçeleri olup olmadığı denetlenmelidir. Bu durumda işverenin gerekçelerinin ifa edilen işin ve işyerinin özellikleri de gözetilerek meşru olup olmadığı irdelenmelidir. Bu denetlemede iletişim akışı ile iletişim içeriklerinin incelenmesi arasında ayrım yapılarak içeriklerin incelenmesi yönünden daha ciddi gerekçeler aranmalıdır.

ii. Demokratik bir toplumda iletişimin denetlenmesi ve kişisel verilerin işlenmesi süreci şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmeli ve bunun bir gereği olarak da süreçle ilgili olarak çalışanlar işveren tarafından önceden bilgilendirilmelidir. Uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukuk dikkate alındığında bu bilgilendirmenin -somut olayın özelliklerine uygun düştüğü ölçüde- en azından iletişimin denetlenmesi ile kişisel verilerin işlenmesinin hukuki dayanağı ve amaçları, denetlemenin ve veri işlemenin kapsamı, verilerin saklanacağı süre, veri sahibinin hakları, denetlemenin ve işlemenin sonuçları ile verilerin muhtemel yararlanıcıları hususlarını kapsaması gerekir. Ayrıca bildirimde iletişim araçlarının kullanımına ilişkin olarak işveren tarafından öngörülen sınırlamalara da yer verilmelidir. Bilgilendirmenin mutlaka belli şekilde yapılması şart olmayıp şeffaflığı sağlamak bakımından bireylere, kişisel verilerin işlenmesine ve iletişimin denetlenmesine ilişkin süreçten yukarıda belirtilen kapsamda haberdar olma imkanı sağlayan uygun bir yöntem tercih edilebilir.

iii. Çalışanın kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine işveren tarafından yapılan müdahale, ulaşılmak istenen amaç ile ilgili ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli olmalıdır. Ayrıca inceleme faaliyetiyle elde edilen verilerin işveren tarafından hedeflenen amaç doğrultusunda kullanılması gerekir.

iv. İşveren tarafından çalışanın kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine işveren tarafından yapılan müdahalenin gerekli kabul edilebilmesi için aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılması mümkün olmamalı, müdahale ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmalıdır. Çalışanın iletişiminin içeriğine girilmesi yerine onun kişisel verilerine daha az müdahale eden yöntem ve tedbirlerin uygulanmasının mümkün olup olmadığı denetlenmelidir. Bu kapsamda işverenin ulaşmak istediği amaca çalışanın iletişimi incelenmeden de erişilme imkanı olup olmadığı her bir vakıanın somut özellikleri ışığında değerlendirilmelidir.

v. İşveren tarafından başvurucunun kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine yönelik müdahalenin orantılı kabul edilebilmesi için ise iletişimin denetlenmesi ile işlenecek veya herhangi bir şekilde yararlanılacak veriler ulaşılmak istenen amaçla sınırlı olmalı, bu amacı aşacak şekilde sınırlama ya da müdahaleye izin verilmemelidir.

vi. Ayrıca iletişimin incelenmesinin muhatabı olan çalışan üzerindeki etkisi ve çalışan bakımından sonuçları göz önünde tutularak tarafların çatışan menfaat ve haklarının adil bir biçimde dengelenip dengelenmediğine bakılması gerekmektedir. Taraflardan birine şahsi olarak aşırı bir külfet yüklendiğinin tespiti halinde devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna varılabilir.

… Öte yandan e-posta hesabı üzerinden yapılan iletişimin denetlenebileceğine ve iletişim araçlarının kullanım koşullarına ilişkin olarak önceden tam ve açık bir bilgilendirme yapılmadığı hallerde temel hak ve özgürlüklerinin işyerinde de korunacağı yönündeki haklı beklentiyle çalışan kişinin kurumsal e-posta üzerinden kişisel yazışmalar yapabileceğinin işveren tarafından da öngörülebilecek bir durum olduğu vurgulanmalıdır. Buradan hareketle çalışana açık bir bilgilendirmenin yapılmadığı hallerde hak ve özgürlüklerine bir müdahalede bulunulmayacağı hususunda çalışanların makul bir beklenti içinde olacaklarının kabul edilmesi, temel hak ve özgürlüklerin sağladığı güvencelerden

yararlandırılması gerektiği söylenebilir.

şeklindeki kriterlerin vurgulandığı,

- Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), Bărbulescu/Romanya Kararı’nda çalışanın iletişiminin işveren tarafından denetlenmesiyle ilgili ilkelerin belirlendiği; AİHM tarafından olay değerlendirilirken bir taraftan, çalışanın özel hayatına ve yazışmalarına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğunun, diğer taraftan şirketin düzgün işlemesi adına işvereninin de gerekli önlemler alma hakkına sahip olduğunun ifade edildiği, ancak ulusal mahkemelerin bu yarışan çıkarlar konusunda adil bir denge kuramadığının belirtildiği, AİHM tarafından, mesajlaşmaların izlenebileceği konusunda çalışanın işvereni tarafından önceden haberdar edilmediğinin tespit edildiği ayrıca başvurucunun, izlemenin niteliği ya da kapsamı özellikle de işverenin mesajlarının içeriğine erişebilme ihtimali hakkında bilgilendirilmediğinin vurgulandığı, AİHM’e göre ulusal mahkemelerin, izleme tedbirlerini haklı gösterecek özel sebepleri tespit edemediği; ikinci olarak, çalışanın özel hayatına ve yazışmalarına daha az müdahale öngören tedbirlerin varlığının yeterince tartışılmadığı, üçüncü olarak ise mesajların içeriğine çalışanın ön bilgisi olmadan erişildiği, dolayısıyla, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkının yeterince korunmadığına ve ihlal edildiğine karar verildiği,

- AİHM tarafından özellikle işverenin, çalışanlarının iletişimlerini takip etmek için tedbirler alması durumunda, bu tedbirlerin istismarına karşı uygun ve yeterli önlemleri de sağlaması gerektiğinin vurgulandığı; bu noktada Mahkemenin çalışanların özel hayata saygı hakkı ve kişisel verilerinin korunması konusunda özellikle işverenlere rehber olacak kriterlerini;

i. Çalışanın yazışmalarını ve diğer iletişimini izlemek için işveren tarafından kendisine bir ön bildirim yapılıp yapılmadığı,       

ii. İletişimin denetlenmesinin kapsamı ve çalışanın mahremiyetine müdahalenin derecesinin belirlenmesi, bu bağlamda, iletişimin akışı ile içeriğinin denetlenmesi hususunun birbirinden farklı kavramlar olduğu,        

iii. İletişimin denetlenmesi ve içeriğine erişilmesi konusunda işverenin meşru gerekçelere sahip olup olmadığı, özellikle iletişimin içeriğinin denetiminin daha net bir gerekçelendirme gerektirdiği,

iv. Doğrudan çalışanın yazışmalarının içeriğine erişmek yerine daha az müdahaleci yöntem ve tedbirlerin bulunup bulunmadığı,    

v. Denetleme faaliyetinin sonuçları ve bu sonuçların işveren tarafından elde etme amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı,

vi. Özellikle işverenin izleme faaliyeti müdahaleci bir nitelikte olduğunda, çalışan yeterli koruyucu önlemlere sahip olup olmadığı, nitekim bu koruyucu önlemler dahilinde çalışanın önceden bilgilendirilmediği durumda işverenin iletişimlerin içeriğine erişememesi gerektiği,

şeklinde belirttiği,

- Bu kapsamda, konu ile ilgili olarak değinilen AYM ve AİHM kararlarında yer verilen kriterler de göz önünde bulundurulduğunda, iş ilişkisi kapsamında ilgili kişiye veri sorumlusu tarafından kurumsal faaliyetlerde ve işin gerektirdiği ölçüde kullanılmak üzere bir kurumsal e-posta hesabının tahsis edildiği, ancak veri sorumlusunun cevabi yazısında da belirtildiği üzere ilgili kişiye söz konusu hesabın sadece işin ifası amacı ile kullanılacağına veya işveren tarafından çalışanların e-postalarının incelenebileceğine/denetlenebileceğine ilişkin olarak Kanun’un 10’uncu maddesi ile Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in (Tebliğ) 4’üncü maddesi kapsamında herhangi bir aydınlatma yapılmadığının görüldüğü,

- Diğer taraftan, ilgili kişinin, verilerinin yetkisiz üçüncü kişilerin erişimine açıldığı iddiasına ilişkin olarak; veri sorumlusunun Kuruma intikal eden cevabi yazısından ve ilgili kişiye vermiş olduğu cevabi yazıdan anlaşıldığı üzere taraflarına ulaşan veri sorumlusuna başvuru metninin içeriğinde söz konusu iddianın mevcut olmadığı görüldüğünden ilgili kişinin bu husustaki iddialarını Kanun’un 14’üncü maddesi kapsamında öncelikle veri sorumlusuna iletmesi gerektiğinin hatırlatılmasının uygun olacağı,

- İlgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenen özel hayatı ile ilgili e-posta içeriklerinin, şahsi banka hesap dökümlerinin, harcama kayıtlarının ve Kanun’un 5(2) numaralı fıkrası kapsamında işleme şartını haiz olmadan işlenen diğer kişisel verilerinin silinmesi veya yok edilmesi şeklindeki talebine ilişkin olarak; veri sorumlusunun ilgili kişiye verdiği cevapta; söz konusu kurumsal e-posta hesabında yer alan yazışmaların devam etmekte olan davada delil olarak mahkemeye sunulmuş olması sebebiyle silinemeyeceğinin belirtildiği dikkate alındığında, yargı konusu olan hususlara ilişkin inceleme yapılamayacağından hareketle ilgili kişinin söz konusu talebi çerçevesinde yapılacak işlem bulunmadığı,

- İlgili kişinin, veri sorumlusunun, müşterilerinin ve çalışanlarının bilgilerinin muhafaza edildiği hizmet sağlayıcı firma olan Microsoft serverlarının yurtdışında bulunuyor olmasından dolayı söz konusu işlemlerin Kanun'un 9’uncu maddesine uygun olarak gerçekleştirmesi gerektiği iddiasına ilişkin olarak; konunun Kanun’un 15(1) numaralı fıkrası çerçevesinde resen inceleme kararı alınmasının uygun olacağı,

- Dolayısıyla, somut olay kapsamında ilgili kişinin tüm yazışmalarını kurumsal e-posta adresi aracılığı ile yapmış olmasında ilgili kişinin verilerini kamuoyuna açıklama gibi bir iradesi bulunmadığından, kişisel verilerin alenileştirilmesinden bahsedilemeyeceği

değerlendirmelerinden hareketle;

- İlgili kişiye Kanun ve Tebliğ hükümleri kapsamında herhangi bir aydınlatma yapılmaması dolayısıyla veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin e-postalarının incelenmesinin Kanun’un 5’inci maddesinde yer verilen herhangi bir işleme şartına dayanmadığı dikkate alındığında, Kanun’un 12(1) numaralı fıkrasına aykırılık teşkil eden uygulaması nedeniyle veri sorumlusu hakkında Kanun’un 18(1)(b) bendi uyarınca 250.000 TL idari para cezası uygulanmasına,

- İlgili kişinin, verilerinin yetkisiz üçüncü kişilerin erişimine açıldığı iddiasına ilişkin olarak; veri sorumlusunun Kuruma intikal eden cevabi yazısından ve ilgili kişiye vermiş olduğu cevabi yazıdan anlaşıldığı üzere taraflarına ulaşan veri sorumlusuna başvuru metninin içeriğinde söz konusu iddianın mevcut olmadığı görüldüğünden ilgili kişinin bu husustaki iddialarını Kanun’un 14’üncü maddesi kapsamında öncelikle veri sorumlusuna iletmesi gerektiğinin hatırlatılmasına,

- İlgili kişinin bahse konu verilerinin silinmesi talebi çerçevesinde, veri sorumlusunun “ilgili kişinin kurumsal e-posta hesabında yer alan yazışmaların devam etmekte olan davada delil olarak mahkemeye sunulmuş olması sebebiyle silinemeyeceği” yönündeki cevabı dikkate alındığında, yargı konusu olan hususlara ilişkin inceleme yapılamayacağından hareketle ilgili kişinin söz konusu talebi çerçevesinde yapılacak işlem bulunmadığına,

- Öte yandan, ilgili kişinin “müşterilerinin ve çalışanlarının bilgilerinin muhafaza edildiği hizmet sağlayıcı firma olan Microsoft serverlarının yurtdışında bulunuyor olmasından dolayı söz konusu kişisel veri işlemenin Kanun’un 9’uncu maddesine uygun olarak gerçekleştirmesi gerektiği” yönündeki iddiasına ilişkin olarak; Kanun’un 15’  (1) numaralı fıkrası kapsamında resen inceleme başlatılmasına

karar verilmiştir.

8. Tıbbi ürünler satan veri sorumlusu tarafından ilgili kişiye reklam içerikli SMS gönderilmesi suretiyle kişisel verilerinin işlenmesi hakkında 11/11/2021 tarihli ve 2021/1153 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: Tıbbi ürünler satan veri sorumlusu tarafından ilgili kişiye reklam içerikli SMS gönderilmesi

İlgili kişinin Kuruma intikal eden şikâyetinde özetle; kişisel verisi niteliğindeki cep telefonu numarasına tıbbi ürünler satan bir veri sorumlusundan reklam içerikli ticari elektronik ileti gönderildiği, bunun üzerine kişisel verilerinin işlenmesine ilişkin açık rızasının bulunmadığını beyan ederek kişisel verilerinin nasıl elde edildiği hakkında bilgi ve kişisel verilerinin silinmesi talepli dilekçe ile veri sorumlusuna başvuruda bulunduğu, başvurusuna karşılık iletilen cevapta ilgili kişinin telefon numarası dışında herhangi bir verisinin kendilerinde bulunmadığının, söz konusu cep telefonu numarasının veri sorumlusu bünyesinde kayıtlı başka bir hastanın iletişim bilgisi olarak verdiği numara olduğunun, bu hastanın reklam ve tanıtım mesajları alma konusunda onayının bulunduğunun ve ilgili hastanın sehven ilgili kişinin numarasını vermiş olabileceğinin düşünüldüğünün belirtildiği; ancak veri sorumlusunca verilen bu cevabın yetersiz olduğu ve onay mekanizmasını doğrulama olmaksızın gerçekleştirmesi nedeniyle veri sorumlusunun söz konusu olayda ihmalinin bulunduğu ifade edilerek gereğinin yapılması talep edilmiştir.

Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup alınan cevabi yazıda özetle;

- İlgili kişinin başvurusunda bulunması gereken zorunlu unsurların tamamının yer almadığı, gerekli bilgilerin bulunmaması sebebiyle kimlik doğrulaması yapılamadığı, her ne kadar usulüne uygun bir başvuru olmasa da hak ihlaline sebebiyet vermemek adına ilgili telefon numarasının mesaj gönderilmemesi amacıyla sistem üzerinden engellendiği ve talebine ilişkin olarak ilgili kişiye yanıt verilerek söz konusu işlemin hata ile ortaya çıktığının ve düzeltmelerin yapıldığının bildirildiği; ancak usulüne uygun olarak yapılmayan başvurudan kaynaklı şikâyet hakkının kullanılmasının mümkün olmadığı,

- Veri sorumlusu bünyesinde ilgili kişiye ait herhangi bir kayıt veya kişisel veri bulunmadığı, ilgili kişiye ait olduğu iddia edilen cep telefonu numarasının, veri sorumlusundan daha önce hizmet alan başka bir şahsın numarası olduğu ve bu cep telefonu numarasının reklam ve kampanya amaçlı bilgilendirme ve iletişim faaliyetlerinin yürütülebilmesi amacı ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 5(1) numaralı fıkrasına uygun olarak açık rıza işleme şartı kapsamında işlendiği, bu kapsamda söz konusu numaraya bilgilendirme mesajları gönderilmesi hususunda hastaya yeterli bilgilendirmelerin yapıldığı ve kendisi ile iletişime geçilmesine yönelik ıslak imzalı dilekçe ile açık rızasının alındığı,

- İlgili kişinin başvurusu üzerine bahse konu telefon numarasının, bilgileri kayıtlı olan hastanın iletişim bilgileri kısmından silinerek taraflarınca gerekli düzeltmelerin yapıldığı, ilgili kişiye de hatanın düzeltildiği yönünde bilgi verilerek bu tarihten sonra kendisine herhangi bir elektronik ileti gönderilmediği ve ilgili kişinin başka bir kişisel verisinin işlenmediği,

- Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 22/12/2020 tarihli ve 2020/966 sayılı İlke Kararına uygun şekilde SMS doğrulama sistemine geçildiği ve kimlik doğrulaması ile ilgili kişilerin kişisel verilerinin tespit edilerek buna uygun şekilde açık rızaları doğrultusunda kendilerine SMS gönderildiği; ancak ilgili kişinin telefon numarasının SMS doğrulama sisteminden önce yazılı ve ıslak imzalı bir açık rıza metni olması sebebi ile onayı olduğu varsayılarak sisteme eklendiği ve bu açık rızaya dayalı olarak mesaj iletildiği

ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 11/11/2021 tarihli ve 2021/1153 sayılı Kararı ile;

- Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’in “Başvuruya Cevap” başlıklı 6(1) numaralı fıkrasında veri sorumlusunun bu Tebliğ kapsamında ilgili kişi tarafından yapılacak başvuruları etkin, hukuka ve dürüstlük kuralına uygun olarak sonuçlandırmak üzere gerekli her türlü idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü olduğunun ve (2) numaralı fıkrasında veri sorumlusunun, başvuruyu kabul edeceğinin veya gerekçesini açıklayarak reddedeceğinin düzenlendiği,

- İlgili kişinin veri sorumlusuna ilettiği başvuru incelendiğinde ad, soyad, imza, adres ve iletişim bilgisine yer verildiği görüldüğünden ilgili kişinin veri sorumlusu nezdinde herhangi bir kaydı bulunmaması nedeniyle kimlik tespiti yapılamaması gibi bir durumun söz konusu olmayacağı,

- Kanun’un 13’üncü maddesi ile Tebliğ’in 6(2) numaralı fıkrası hükümlerine istinaden veri sorumlusunun, ilgili kişinin başvurusunu gerekçesini açıklayarak reddetmemek suretiyle cevaplandırmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda ilgili kişinin Kurula başvuru şartını yerine getirdiği ve usulüne uygun bir başvurunun Kurul tarafından incelemeye alındığı sonucuna varıldığı,

- Veri sorumlusundan daha önce hizmet aldığı iddia edilen şahsa ilişkin bir cihaz satış belgesinin Kuruma iletildiği, söz konusu belgenin üzerindeki bilgilerden bu satışın 2019 yılında gerçekleştirildiğinin ve iletişim bilgisi olarak ilgili kişinin cep telefonu numarasının yer aldığının anlaşıldığı,

- Söz konusu cep telefonu numarası bahsi geçen müşteri yerine ilgili kişiye ait olsa da veri sorumlusu tarafından bu durumun bilinmediği ve söz konusu numaranın anılan müşteriye ilişkin bir veri olarak işlendiği, dolayısıyla ilgili kişinin cep telefonu numarasının veri sorumlusu kayıtlarında kendisi ile ilişkilendirilmiş bir veri olarak işlenmediği ve müşteri tarafından sehven hatalı numaranın bildirilmesi sonucu şikâyete konu olayın vuku bulduğu kanaatine varıldığı,

- Veri sorumlusu tarafından belirtilen müşterinin imzalamış olduğu dilekçeden, reklam ve pazarlama amaçlı olarak kendisine elektronik ileti gönderilmesi hususunda açık rızasının bulunduğunun anlaşıldığı,

- Veri sorumlusunun Kuruma verdiği yanıtta, ilgili kişinin başvurusu üzerine söz konusu numaranın “kara liste”ye alındığı belirtilerek ilgili listeye ilişkin ekran görüntüsüne yer verilmişse de herhangi bir veri işleme şartına dayanılmaksızın işlenmiş olan kişisel verilerin kara listeye alınmak suretiyle kişisel veri işleme faaliyetine devam edildiği ve bu anlamda ilgili kişinin şikâyetine konu kişisel verisinin Kanun’un 7’inci maddesine uygun olarak imha edilmediği sonucuna varıldığı

değerlendirmelerinden hareketle;

- İlgili kişiye ticari elektronik ileti gönderilmesi suretiyle kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak işlenmesi hususuna ilişkin olarak; söz konusu cep telefonu numarasının veri sorumlusu kayıtlarında kendisi ile ilişkilendirmiş bir veri olarak işlenmediği, bir müşteri tarafından sehven hatalı numaranın bildirilmesi sonucu şikâyete konu olayın vuku bulduğu ve bu hususların veri sorumlusu tarafından belgeleri ile tevsik edilebildiği kanaatine varılmış olup veri sorumlusu hakkında Kanun kapsamında tesis edilecek herhangi bir işlem bulunmadığına,

- Bununla birlikte, Kanun’un kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesini düzenleyen 7’nci maddesi ve Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hâle Getirilmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun bir biçimde ilgili kişinin kişisel verilerinin imha edilmesi ve bu hususta Kurula bilgi verilmesi yönünde veri sorumlusunun talimatlandırılmasına

karar verilmiştir.

9. Veri sorumlusu Üniversitenin ilgili kişinin kişisel verilerini içeren belgeleri internet sitesinde yayımlaması hakkında 04/11/2021 tarihli ve 2021/1127 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: Veri sorumlusu Üniversitenin ilgili kişinin kişisel verilerini içeren belgeleri internet sitesinde yayımlaması

İlgili kişinin Kuruma intikal eden şikâyetinde özetle, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanlığı tarafından kişisel verileri ihtiva eden 40 sayfalık yazının Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığına bilgi amaçlı gönderildiği, sonrasında ilgili yazının YÖK Başkanlığı Hukuk Müşavirliği tarafından üst yazı ile üniversitelere bilgi amaçlı gönderildiği, “GİZLİ” ibareli söz konusu yazı ve belgelerin veri sorumlusu Üniversite tarafından tüm Üniversite çalışanlarına akademik ya da akademik olmayan ilgili ya da ilgisiz tüm personele e-posta yoluyla gönderildiği, söz konusu belgelerin veri sorumlusu Üniversite Rektörlüğü tarafından internet sitesinde yayımlandığı, ilgili kişinin konuya ilişkin yaptığı başvuruya istinaden veri sorumlusunun verdiği cevapta bu durumun sehven yapıldığının ifade edildiği belirtilerek “GİZLİ” ibareli ve mevcut durumda dava süreci devam eden konuyla ilgili belgelerin ilgisiz üçüncü kişilerle hem e-posta hem internet sitesi aracılığıyla paylaşılması sebebiyle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında veri sorumlusu hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir.

Konuya ilişkin olarak başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusu Üniversitenin savunması istenilmiş olup alınan cevabi yazıda özetle;

- YÖK Başkanlığı Hukuk Müşavirliği tarafından gönderilen üst yazı ekinde sunulan TÜBİTAK Başkanlığının yazısında özetle, TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu tarafından yapılan incelemeler sonucunda 15 hakemli derginin imtiyaz sahibi ve yayıncısı olan ilgili kişinin "haksız yazarlık" yaptığının tespit edildiği ve bu doğrultuda kendisine 5 yıl süre ile yaptırım uygulanacağı ve ilgili kişinin sahibi ve yazarı olduğu dergilerin "yağmacı yayıncılık" açısından derin kuşkular içermesi nedeniyle akademik teşvik, atama ve yükseltmelerde bu dergilerin değerlendirme dışı bırakılması için gerekli işlemlerin başlatılmasına karar verildiğinin belirtildiği,

- Üniversite Rektörlüğü tarafından TÜBİTAK tarafından verilen yaptırım kararı uyarınca "yağmacı yayıncılık" açısından şüpheli bulunan ve akademik teşvik, atama ve yükseltmelerde kullanılması yasaklanan dergilerin Üniversitenin ilgili akademik aktörleri ile paylaşılmasına, bu şekilde YÖK tarafından paylaşılan ilgili yazının gereğinin yerine getirilmesine karar verildiği,

- Ekinde TÜBİTAK Raporunu barındıran ilgili yazının öncelikle Üniversite içerisinde yalnızca fakülte dekanları ile kurum içi profesyonel haberleşme için kullanılan Elektronik Belge Yönetim Sistemi (EBYS) aracılığıyla paylaşıldığı, bunun dışında e-posta veya benzeri herhangi bir araç ile paylaşım yapılmadığı, söz konusu veri paylaşımının TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu Kararının gereğinin yerine getirilmesi kapsamında Kanun’un 5’  (2)  (ç) bendi uyarınca hukuki yükümlülüğünün yerine getirilebilmesi için ilgili kişiye ait kişisel verilerin işlenmesinin zorunlu olması şartına ve Kanun’un 5’  (2)  (e) bendi uyarınca, akademik aktörlerin teşvik, atama ve yükseltme işlemlerinin tesis edilebilmesi için bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması şartına dayanılarak gerçekleştirildiği,

- Devam eden süreçte, Üniversitede akademik çalışmalar yürütmekte olan öğrenciler ile akademik personelin, "yağmacı yayıncılık" şüphesi kapsamında kullanımı yasaklanan ilgili dergileri çalışmalarına esas alması halinde ilgili kişilerin ve/veya Üniversitenin yaşayabileceği mağduriyet riskleri göz önüne alınarak akademik aktörler tarafından sıkça takip edilen Üniversite internet sitesi üzerinde yayımlanmasına karar verildiği, ilgili verilerin internet sitesinde paylaşılmasında ise, Kanun’un 5’  (2)  (f) bendi uyarınca gerek Üniversite gerek Üniversite bünyesindeki akademik aktörlerin hak kaybına uğramaması ve akademik çalışmaların mevzuata ve yetkili kurum kararlarına uygun yürütümünün sağlanması yönündeki meşru menfaatleri için veri paylaşımının zorunlu olması haline dayanıldığı, ilgili kişisel veri işleme şartı yönünden yapılan değerlendirmede ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermeme koşulunun da göz önüne alındığı, şikâyete konu olayın ulusal birçok gazete ve uluslararası platformda erişime açık birçok internet sitesinde yer alması ve kamuoyu tarafından bilinen bir olay olmasından ve paylaşılan bilgilendirmede bu olayı aşar nitelikte kişisel veri paylaşımına yer verilmediğinden hareketle ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermeyecek boyutta bir paylaşım olduğuna kanaat getirildiği,

- Veri işleme faaliyetinin TÜBİTAK Başkanlığı tarafından hazırlanan raporun Üniversite fakülte dekanlarıyla EBYS üzerinden paylaşılması ve internet sitesi üzerinden yayımlanması suretiyle gerçekleştirildiği, bu kapsamda ilgili kişiye ait ad-soyadı, unvan, adres bilgisi, imtiyaz sahibi yayıncısı ve/veya temsilcisi olduğu dergi bilgileri, akademik çalışma alanı bilgileri, taraf olduğu dosya ve soruşturma bilgileri, hakkındaki görüş yazıları ve hakkındaki komisyon görüşünün üçüncü kişiler ile paylaşıldığı,

- İlgili kişinin Üniversite internet sitesi üzerinden yapılan paylaşıma ilişkin olarak yaptığı başvuru doğrultusunda konunun tekrar incelendiği ve olayın üzerinden geçen süreden ve akademik aktörlerin geçen süre zarfında bu konuda bilgilenmiş olmalarından hareketle ilgili kişinin talebinin yerine getirildiği, internet sitesi üzerinden yapılan paylaşımın kaldırıldığı

ifade edilmiştir.

Konuya ilişkin yapılan incelemede Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 04/11/2021 tarihli ve 2021/1127 sayılı Kararı ile;

- Akademik teşvik, atama ve yükseltmeler ve etik ihlaline ilişkin üniversiteler ve akademisyenler nezdinde dikkate alınması gereken yasal düzenlemeler incelendiğinde;

- 12.06.2018 tarihli ve 30449 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği’nin 12’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Profesör kadrolarına atanabilmek için doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olmak, kendi bilim alanında uluslararası düzeyde orijinal eserler vermiş olmak ve uygulama alanı bulunan dallarda uygulamaya yönelik çalışmalarda bulunması gereklidir.” hükmüne,

- 18.02.1982 tarihli ve 17609 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Üniversitelerde Akademik Teşkilat Yönetmeliği’nin 8’  (b) bendinin son paragrafında, “Dekan; fakültenin ve bağlı birimlerinin öğretim kapasitesinin rasyonel bir şekilde kullanılmasında ve geliştirilmesinde, gerektiği zaman güvenlik önlemlerinin alınmasıyla, öğrencilere gerekli sosyal hizmetlerin sağlanmasında, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın faaliyetlerinin düzenli bir şekilde yürütülmesinde, bütün faaliyetlerin gözetim ve denetiminin yapılmasında, takip ve kontrol edilmesinde ve sonuçlarının alınmasında Rektöre karşı birinci derecede sorumludur.” hükmüne,

- 15.04.2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği’nin 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Doçentlik değerlendirme jürisi, adayın başvuru dosyasını ilk olarak bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunup bulunmadığı ve asgari başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı yönünden değerlendirir…”hükmüne yer verildiği,

- İlgili kişiye ait kişisel verileri içeren belgenin tüm üniversite çalışanlarına akademik ya da akademik olmayan ilgili ya da ilgisiz tüm personele e-posta olarak gönderildiği iddiasının değerlendirilmesi neticesinde; ilgili kişinin, kendisinin kişisel verilerini içeren belgenin veri sorumlusu tarafından tüm üniversite çalışanlarına, akademik ya da akademik olmayan ilgili ya da ilgisiz tüm personele e-posta olarak gönderildiğini iddia etmesine karşılık bu iddiasına ilişkin tevsik edici bilgi ve belge sunulmadığından ilgili kişiye ait kişisel verileri içeren belgenin EBYS aracılığıyla fakülte dekanlarına gönderildiği yönünde değerlendirme yapılmış olup mevzuatın incelenmesi neticesinde, akademik teşvik, atama ve yükseltmelere etki edecek nitelik taşıyan belgede yer alan ilgili kişiye ait kişisel verilerin veri sorumlusu Üniversite tarafından fakülte dekanları ile EBYS aracılığıyla paylaşılmasının Kanun’un 5(2)(ç) ve (e) bentleri çerçevesinde veri sorumlusunun hukuki yükümlüğünü yerine getirebilmesi ve bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlenmesinin zorunlu olması işleme şartlarına dayanması sebebiyle Kanun’a aykırılık teşkil etmediği,

- İlgili kişiye ait kişisel verileri içeren belgenin üniversiteye ait internet sitesi üzerinden paylaşılmasına ilişkin değerlendirmede; TÜBİTAK Başkanlığı tarafından YÖK Başkanlığına gönderilen yazıda, ilgili kişinin sahibi ve yazarı olduğu ekli listede isimleri verilen dergilerin "yağmacı yayıncılık" açısından derin kuşkular içermesi nedeniyle akademik teşvik, atama ve yükseltmelerde söz konusu dergilerin değerlendirme dışı bırakılması için gerekli işlemlerin başlatılmasının ifade edildiği dikkate alındığında; fakülte dekanlarına ilgili belgenin gönderilmesine ilişkin incelenen ilgili mevzuat kapsamında, veri sorumlusunun savunmasında iddia ettiği üzere Kanun’un 5’  (2)  (f) bendinde yer alan meşru menfaat işleme şartı kapsamında değerlendirilememekle birlikte aynı fıkranın (e) bendine göre bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlenmesinin zorunlu olması şartına uygun olarak kullanımı yasaklanan söz konusu dergilerin çalışmalarda esas alınmaması adına veri sorumlusu Üniversitenin yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile akademik personele bilgi vermesi gerekliliğinin mevcut olduğu kanaatine varılabileceği,

- Ancak her ne kadar veri sorumlusu Üniversite tarafından ilgili kişiye ilişkin kişisel verileri içeren belge, Üniversitenin herkesin ilk aşamada ulaşabileceği tanıtım ve bilgi amaçlı kullanılan ve tüm ziyaretçilere açık olan adresten farklı olarak bilimsel çalışmalarda bulunan akademik aktörler tarafından proje geliştirme amacıyla kullanılan akademik kullanım amaçlı site üzerinden yayımlanmış ve veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin başvurusu sonrası paylaşımın sehven yapıldığı belirtilmek suretiyle kaldırılmış olsa da yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile akademik personeli bilgilendirme amacını aşacak şekilde, TÜBİTAK Başkanlığı tarafından YÖK Başkanlığına “GİZLİ” olarak gönderilen belgede yer alan üçüncü kişilere ait kişisel verilerin, ilgili kişiye ait adres bilgisi, taraf olduğu soruşturma bilgileri, hakkındaki görüş yazıları ve komisyon görüşü gibi kişisel verilerin tamamının veri sorumlusu tarafından Üniversiteye ait internet sitesinde paylaşılması ile veri minimizasyonu ilkesine aykırı hareket edildiği, bu anlamda Kanun’un 4(2)(ç) bendi gereğince kişisel verilerin işlenmesinde işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ilkelerinin gözetilmediği

değerlendirmelerinden hareketle;

- Akademik teşvik, atama ve yükseltmelere etki edecek nitelikte belgede yer alan ilgili kişiye ilişkin kişisel verilerin fakülte dekanları ile Kurumun EBYS sistemi aracılığıyla paylaşılmasının Kanun’un 5’  ikinci fıkrasının (ç) ve (e) bentleri çerçevesinde veri sorumlusunun hukuki yükümlüğünü yerine getirebilmesi ve bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlenmesinin zorunlu olması işleme şartları kapsamında hukuka uygun olduğu değerlendirildiğinden bu hususta Kanun kapsamında yapılacak işlem olmadığına,

- Belgede yer alan ilgili kişiye ait kişisel verilerin akademik çalışmalar için kullanılan Üniversiteye ait internet sayfasında yayımlanmak suretiyle Kanun’un 5’  ikinci fıkrasının (e) bendine uygun olarak kullanımı yasaklanan söz konusu dergilerin çalışmalarda esas alınmaması adına veri sorumlusu Üniversitenin yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile akademik personele bilgi vermesi gerekliliğinin Kanun’a uygun olduğu değerlendirilmekle birlikte veri sorumlusu tarafından bilgilendirme amacını aşacak nitelikte söz konusu belgede yer alan kişisel verilerin tamamının Üniversiteye ait internet sitesinde paylaşılmasının Kanun’un 4’üncü maddesinin (2)  (ç) bendi gereğince kişisel verilerin işlenmesinde işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ilkelerine aykırılık teşkil ettiği ve bu doğrultuda Kanun’un 12’nci maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak veri sorumlusu Üniversite tarafından kişisel verilerin güvenliğine yönelik gerekli yükümlülüklerin yerine getirilmediği kanaatine ulaşıldığından sorumlular hakkında Kanun’un 18’  (3) numaralı fıkrası çerçevesinde işlem yapılması ve işlemin sonucu hakkında Kurula bilgi verilmesine

karar verilmiştir.

10. İlgili kişinin ceza mahkûmiyeti bilgisinin avukat olan veri sorumlusu tarafından hukuka aykırı olarak elde edilmesi ve mahkeme dosyasına sunulması hakkında 02/11/2021 tarihli ve 2021/1111 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: İlgili kişinin ceza mahkûmiyeti bilgisinin avukat olan veri sorumlusu tarafından hukuka aykırı olarak elde edilmesi ve mahkeme dosyasına sunulması

İlgili kişinin şikâyetinde özetle;

- Veri sorumlusunca mahkemeye sunulan beyan dilekçesinde ilgili kişi ile ilgili olarak “Ayrıca … tanık … hakkında daha önceden çok sayıda memur olmayan kişinin resmî belgede sahteciliği suçundan dolayı ceza davaları açılmıştır. Bu davalarda son olarak ….. Ceza Mahkemesinde …. dosyada almış olduğu mahkûmiyet hükmü kesinleşmiştir.” ifadelerine yer verilmek suretiyle ceza mahkûmiyeti bilgisinin paylaşıldığı ve mahkemeden ilgili kişinin tanıklığına itibar edilmemesinin talep edildiği,

- İlgili kişinin özel nitelikte kişisel verisi olan adli sicil kaydına ilişkin bilgilerin veri sorumlusu tarafından hukuka aykırı olarak ele geçirildiği ve ilgili kişinin onayı ve bilgisi olmadan mahkeme dosyasına sunulduğu,

- Veri sorumlusunca dosyaya sunulan ilgili kişiye ait adli sicil kaydı bilgilerinin dosyanın esasıyla ilgisinin bulunmadığı, bu bilgilerin dosyanın esası bakımından bir faydasının da bulunmadığı, zira ilgili kişinin dosyada sadece tanıklık yaptığı,

- Konu hakkında veri sorumlusuna iletilen başvuru dilekçesiyle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 11’inci ve 13’üncü maddeleri kapsamında bilgi talep edildiği, ancak veri sorumlusu tarafından bu başvuruya verilen cevapta başvuru dilekçesindeki hususlara ilişkin makul ve yeterli cevap verilmediği

hususları bildirilmiş olup; ilgili kişinin özel nitelikli kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi, bu verilerin ilgili kişinin onay ve rızası dışında beyan dilekçesinde mahkemeye sunulması suretiyle üçüncü kişilerle paylaşılması ve ilgili kişinin bu durumdan dolayı maddi ve manevi olarak yıpranması sebepleriyle veri sorumlusu hakkında 6698 sayılı Kanun uyarınca idari yaptırım uygulanması talep edilmiştir. İlgili kişinin şikâyetine istinaden başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup, verilen cevapta özetle;

- İlgili kişinin 6698 sayılı Kanun’a aykırılık iddialarının kabulünün mümkün olmadığı, zira ilgili kişinin mahkeme tarafından kendilerinin vekil olarak yer aldıkları bir duruşmada tanık olarak dinlendiği ve bu nedenle de T.C. kimlik numarası bilgilerinin duruşma tutanağında yer aldığı,

- Adli sicil verilerinin her avukat tarafından ilgili kişinin T.C. kimlik numarası aracılığıyla öğrenilebilecek bir husus olduğu,

- 6698 sayılı Kanun’un 4(2) numaralı fıkrasında verilerin işlenmesindeki esaslara yer verildiği, vekil olarak görev yaptıkları dosyanın akıbeti hususunda mezkûr maddede geçtiği şekilde belirli, açık ve meşru olan amaçlarına uygun ve ölçülü olarak işleme faaliyetinde bulunulduğu, amaçlarının sadece mahkemenin tanık hakkında bilgilendirilmesi olduğu,

- İlgili kişinin adli sicil verilerinin taraflarınca hukuka aykırı şekilde elde edilmediği, aksine vekil olmaları dolayısıyla taraflarına açık olan bilgiler eşiğinde yine bir yargı organı vasıtasıyla elde edildiği, kaldı ki kişilerin adli sicil kayıtlarının UYAP vasıtasıyla hâkimler ve savcılar tarafından zaten ulaşılabilir veriler olduğu, dolayısıyla taraflarının mahkemeye bu bilgileri sunmasının 6698 sayılı Kanun’a aykırılık teşkil etmeyeceği,

- Şikâyet konusu olayda adliye kanalıyla ilgili kişinin adli sicil verilerine ulaşmış ve sonrasında da bunu ilgili mahkemeye bildirmiş olmalarının vekillik görevleri gereği yargı organlarından yararlanmaktan başka bir şey olmadığı, hâl böyleyken avukat olarak mahkemeye sundukları verilerin 6698 sayılı Kanun’a aykırı olduğunu öne sürmenin hakkaniyete uygun olmayacağı, zira bahsi geçen olayda Avukatlık Kanunu’ndan kaynaklanan bir yetkinin kullanılmasının söz konusu olduğu,

- Meslekleri gereği kamu hizmeti yaptıkları da düşünülürse taraflarına kanunla sağlanan bir yetkinin kullanılması niteliğinde olan mevcut durumun ilgili kişi tarafından kötü niyetli olarak ve tamamıyla dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edecek şekilde kullanılıyor olmasının hukuk düzeni içerisinde kabul edilebilir olmadığı,

- İlgili kişinin adli sicil kayıtlarının sadece beyan dilekçesi içerisinde mahkemeye sunulduğu, herhangi bir üçüncü kişiyle paylaşılmadığı, aynı zamanda ilgili kişiye ait başka herhangi bir kişisel veri veya bilginin de elde edilmemiş olduğu,

beyan edilmiştir. Konuya ilişkin yürütülen inceleme neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (Kurul) 02/11/2021 tarihli ve 2021/1111 sayılı kararı ile;

- Bu kapsamda, somut olayda ilgili kişinin adli sicil kaydı bilgilerinin veri sorumlusunca elde edilmesinin 6698 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesindeki hukuki sebeplerden birine dayanıp dayanmadığının öncelikle ele alınması gerektiği, zira ilgili kişinin adli sicil kaydı verilerinin veri sorumlusunca 6698 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesindeki hukuki sebeplerden birine dayanılmadan elde edilmiş (ve sonrasında da kullanılmış/verilmiş) olması durumunda söz konusu fiillerin hukuka aykırı nitelikte birer veri işleme faaliyeti teşkil edeceği,

- Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden; ilgili kişinin adli sicil verilerinin işlenebilmesi için veri sorumlusuna vermiş olduğu bir açık rızanın bulunmadığının görüldüğü, veri sorumlusunun “ilgili kişinin adli sicil kaydı bilgilerinin Avukatlık Kanunu’na uygun olarak adliyeden temin edildiği, taraflarınca yapılan iş ve işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı” yönündeki savunmasından ise ilgili kişi hakkında yürütülen kişisel veri işleme faaliyetinde 6698 sayılı Kanun’un 6(3) numaralı fıkrasında düzenlenen “Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hallerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.” düzenlemesine dayanıldığının anlaşıldığı, bu yüzden de veri sorumlusunun savunmasında zikrettiği Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesi hükmünün 6698 sayılı Kanun’un 63) numaralı fıkrasında geçen “kanunlarda öngörülen haller”in kapsamına girip girmediğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği,

- Mezkûr mevzuat hükümlerinin lafızlarına istinaden, Avukatlık Kanunu’nun 2’nci maddesinde yer alan düzenlemenin Adlî Sicil Kanunu’nun 7’nci maddesinde mevcut olan “özel hüküm” karşısında bir “genel hüküm” niteliği taşıdığının açık olduğu ve avukatlara ilgili kişilerin adli sicil kaydı bilgilerine resen erişim yetkisi vermediği, dolayısıyla ilgili kişiye ait adli sicil bilgilerinin veri sorumlusu tarafından hukuka aykırı olarak elde edildiği, bu sebeple de veri sorumlusu tarafından ilgili kişi hakkında yürütülen kişisel veri işleme faaliyetinin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı,

- İlgili kişinin -veri sorumlusu tarafından yürütülmüş olan kişisel veri işleme faaliyetlerine konu olan- özel nitelikli kişisel veri niteliğindeki adli sicil bilgilerinin en başta hukuka aykırı olarak elde edilmiş olmasının veri sorumlusunun tüm kişisel veri işleme faaliyetlerini başlangıçtan itibaren hukuka aykırı hale getirdiği, zira hukuka uygun olmayan bir şeyin üzerine meşru bir şeyin bina edilemeyeceği konusunda herhangi bir şüphenin bulunmadığı

değerlendirmelerinden hareketle;

- Mevcut tüm bilgi ve belgeler itibarıyla; ilgili kişinin adli sicil bilgisi kişisel verisinin işlenmesi faaliyetinde veri sorumlusu tarafından 6698 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesinde düzenlenen hukuki sebeplerden herhangi birine dayanılmadığı, bu hususun ise veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin düzenlendiği 6698 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinin (1)  (a) bendinde yer alan “Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır.” hükmüne aykırılık teşkil ettiği dikkate alındığında 6698 sayılı Kanun’un 18’  (1)  (b) bendine istinaden veri sorumlusu hakkında 75.000 TL idari para cezası uygulanmasına,

- Veri sorumlusu tarafından ilgili kişi hakkında başlangıçtan itibaren hukuka aykırı nitelikte kişisel veri işleme faaliyetinde bulunulduğu kanaatine ulaşıldığından, ilgili kişinin veri sorumlusu nezdinde tutulan ve hukuka aykırı işleme amacıyla bağlantılı kişisel verilerinin 6698 sayılı Kanun’un 7’nci maddesi ile Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca imha edilmesi ve sonucundan Kurula bilgi verilmesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına,

- Söz konusu verinin paylaşılmasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri kapsamında suç unsuru barındırabileceği dikkate alındığında, bu hususta işlem tesis edilmesini teminen Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulabileceği hususunda ilgili kişiye bilgi verilmesine

karar verilmiştir.

11. Veri sorumlusunun icra takibi başlattığı müşterilerinin kişisel verilerini herkesin erişimine açık bir internet sitesinde yayımlaması hakkında 02/11/2021 tarih ve 2021/1110 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: Veri sorumlusunun icra takibi başlattığı müşterilerinin kişisel verilerini herkesin erişimine açık bir internet sitesinde yayımlaması

ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan incelemede, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 02/11/2021 tarih ve 2021/1110 sayılı Kararı ile;

Kuruma intikal eden ihbarda özetle, bir holding bünyesinde faaliyet gösteren veri sorumlusu şirket tarafından icra takibi başlatılan müşterilerinin T.C. kimlik numarası, telefon numarası, araç plakası ve adres bilgisinin bir internet adresinde paylaşıldığı, bu işlemi yaparken amaçlarının internet adresini verdikleri şahısların burada yazan yakalama kararı olan araçları bulmaları halinde 155 ihbarı yaparak bu araçların yakalatılmasının ve trafikten men edilmesinin sağlanması olduğu ifade edilerek veri sorumlusu hakkında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kanun) kapsamında gereğinin yapılması talep edilmektedir.

Konuya ilişkin olarak başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup alınan cevabi yazıda özetle;

- İlgili kişinin Kanun’un 11 ve 14’üncü maddeleri uyarınca veri sorumlusuna başvuruda bulunmadığı, ilgili kişinin herhangi bir kişisel verisi işlenmediğinden hukuken başvuru için aranan ilgili kişi maddi unsurunun mevcut olmadığı, ilgili kişiye şirketleri tarafından herhangi bir araç satışının yapılmadığı, ilgili kişinin muhafaza edilen şirket bilgilerine erişebilecek imkâna sahip olmadığı,

- İlgili kişinin belirttiği internet adresi incelendiğinde böyle bir adresin sunucularında mevcut olmadığı ve internet adresinde ilgili kişinin iddialarını ispat edici bir içeriğin mevcut olmaması sebebiyle başvurunun reddinin gerektiği, müşterilere ait kişisel verilerin dijital güvenli bir sunucu ortamında aktarıldığı ve şirket sistemi içinde sadece yetkilendirilmiş kullanıcı adı ve şifresiyle giriş yapan personeller tarafından sorgulama yapılabildiği

- Somut olayda, ihbar dilekçesinin Kurula Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden intikal ettiği, ilgili kişinin dilekçesinde kendisine ait herhangi bir verinin bu internet adresinde paylaşıldığını ya da başka bir suretle işlendiğini iddia etmediği, Kanun’un 15’  birinci fıkrasında yer alan “Kurul, şikayet üzerine veya ihlal iddiasını öğrenmesi durumunda resen, görev alanına giren konularda gerekli incelemeyi yapar.” hükmü gereğince Kurulun şikayet veya ihbar üzerine inceleme yapabileceği gibi şikayet veya ihbar olmasa dahi görev alanına giren konularda resen inceleme başlatmasının mümkün olduğu, bir veri ihlali iddiasıyla ilgili olarak Kurulun harekete geçmesi için ihlalden etkilenen ilgili kişilerin Kurula şikayet başvurusunda bulunmasının gerekmediği göz önünde bulundurulduğunda CİMER üzerinden iletilen dilekçenin ihbar niteliğinde kabul edilerek Kurulun konu hakkında inceleme başlatılmasına karar verdiği,

- İncelemeye konu internet adresinin veri sorumlusuna Kurum tarafından bilgi ve belge talebi gönderilmesinden önce incelenmesi neticesinde, internet adresinde ilgili kişilerin isimleri, T.C. kimlik numaraları, adresleri, yakalama kararı çıkartılan araçların plakaları ve modelleri ile icra dosyalarının hangi hukuk bürosu tarafından takip edildiği bilgilerinin yer aldığı ve bu bilgiler arasında araç plakası, şehir ve ilçeye göre arama yapılabildiğinin tespit edildiği, Kurum tarafından gönderilen bilgi ve belge talebi yazısı veri sorumlusuna tebliğ edildikten sonra söz konusu internet adresine ulaşılmaya çalışıldığında ise siteye ulaşılamadığı uyarısı alındığı,

- Veri sorumlusu tarafından İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde borçlu müşterilerden alacağını tahsil etmek için icra takibi başlatılması, malvarlığı sorgulaması sonucu haciz konulması için kişisel veri işlenmesi Kanun’un 5’  ikinci fıkrasının (a) ve (e) bentlerinde düzenlenen kanunlarda açıkça öngörülme ve bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması hukuki sebeplerine dayanabilirse de bu verilerin herkesin erişimine açık internet ortamında veri sorumlusu tarafından yayımlanmasının herhangi bir veri işleme şartına dayanmadan yapılan hukuka aykırı bir veri işleme faaliyeti olduğu

değerlendirmelerinden hareketle,

- Söz konusu internet adresinde yer alan kişisel verilerin incelemenin başlatıldığı tarihte herkesin erişimine açık olan internet ortamında veri sorumlusu tarafından yayınlanmasının Kanun’un 5’inci maddesi kapsamında herhangi bir veri işleme şartına dayanmadığı kanaatine varıldığından Kanun’un 12’nci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli teknik ve idari tedbirleri almadığı değerlendirilen veri sorumlusu hakkında Kanun’un 18(1)(b) bendi uyarınca, ihbara konu internet sitesinde yayınlanmakta olan kişisel verilerin çokluğu ve önemi ile bu verilerin internet ortamında ifşa edilmesi dolayısıyla hukuka aykırı veri işleme faaliyetinin arz ettiği güvenlik riskinin yoğunluğu da dikkate alınarak 200.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.

12. İlgili kişinin kredi notunun Banka tarafından düzeltilmemesi ve kişisel verilerinin üçüncü kişilerle paylaşılması hakkında 02/11/2021 tarihli ve 2021/1107 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: İlgili kişinin kredi notunun Banka tarafından düzeltilmemesi ve kişisel verilerinin üçüncü kişilerle paylaşılması

Kuruma intikal eden şikâyette özetle; ilgili kişi tarafından bireysel kredi kartı ödemesi geciktirilmediği hâlde veri sorumlusu Banka tarafından kanuni takip başlatıldığı ve defalarca ilgili kişinin kredi notunu etkileyen hukuksuz işlemler yapıldığı, ilgili kişinin kredi notunun düşürüldüğü, yapılan itiraz üzerine Banka tarafından bu işlemin düzeltildiği ve kredi notunun yüksek düzeye yeniden çekildiği fakat bu işlemin takip eden aylarda Banka tarafından birkaç kez daha tekrarlandığı ve her seferinde ilgili kişinin ısrarlı tepkileri sonucunda düzeltildiği, finans bilgilerinin gerçeğe aykırı olarak hukuksuz bir biçimde paylaşıldığı, ilgili kişi ile hiçbir finans kurumu arasında kredi, bireysel kart vb. gibi işlemlerin yapılamadığı, ilgili kişinin itibarının zedelendiği ve Bankaya yapılan başvurulara yanıt verilmediği belirtilerek veri sorumlusu hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir.

Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusunun savunması talep edilmiş olup veri sorumlusunun Kuruma intikal eden cevabi yazısında özetle;

- İlgili kişinin bahsettiği tarihte başvurusunun bulunmadığı fakat başka bir tarihte kendilerine e-posta üzerinden bir şikâyet ilettiği ve aynı tarihte kendisi ile telefonla irtibata geçildiği fakat ilgili kişinin aramaları yanıtlamaması nedeniyle kendisine e-posta ile bilgi verilerek görüşme talebinde bulunulduğu ancak Banka tarafından iletilen e-postaya ilgili kişiden herhangi bir yanıt alınamadığı ancak aynı konulu başka tarihteki şikâyetlerinin Banka Genel Müdürlüğüne iletilerek başka bir tarihte yanıtlandığı,

- Banka ile kurumlar arasında imzalanan protokoller kapsamında kurumların fatura tahsilatlarına aracılık hizmetinin verildiği ve bu kapsamda ilgili kişinin imzalamış olduğu Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi çerçevesinde verdiği fatura ödeme talimatlarının yerine getirilebilmesi amacıyla fatura ödeme talimatı verilen kurumlarla müşteri işlem; Banka nezdinde kredi ürünlerine ilişkin olarak bankacılık sektörüne yönelik yasal düzenlemelere uyumun sağlanması, Bankanın risk izleme ve bilgilendirme yükümlülüklerinin yerine getirilmesi amacıyla Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezine kimlik, iletişim, müşteri işlem; Banka’nın acentesi olduğu …Sigorta A.Ş. nezdindeki sigorta poliçelerinin prim ödemeleri ile ilgili olarak söz konusu Şirkete müşteri işlem; ilgili kişinin yasal takipte izlenen kredilerinden kaynaklanan Bankanın alacaklarının tahsili amacıyla anlaşmalı hukuk bürosuna kimlik, iletişim, müşteri işlem, hukuki işlem bilgilerine ilişkin olarak her bir konu özelinde, ilgili amacın gerçekleştirilmesiyle kısıtlı olacak şekilde veri aktarımının gerçekleştirildiği,

- İlgili kişinin yurt dışına aktarılan kişisel verisinin bulunmadığı,

- İlgili kişinin talebi üzerine yapılan incelemede gerçek kişi tacir ilgili kişinin bireysel kredi kartı geri ödemelerinde gecikme olmamasına karşın ticari nitelikli kredi kartından kaynaklanan gecikme nedeniyle gecikme bildiriminin yapıldığının anlaşıldığı,

- Bu durumun giderilmesine yönelik olarak gerekli sistem geliştirmesinin planlandığı ve 2020 yılı Mayıs ayı içerisinde gerçekleşecek sistem güncellemesi sonrasında aktif hale geleceği ve konu hakkında Kuruma ayrıca bilgi verileceği, çalışmalar tamamlanıncaya kadar ilgili kişiye ilişkin kayıtların manuel olarak kontrol edilmeye ve gerekirse düzeltilmeye devam edileceği,

- Güncelleme işlemlerinin Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezine ait portal üzerinden, kullanıcı ve onaylayıcı olarak yetkilendirilmiş Banka çalışanlarının Bankanın sistemindeki güvenlik kontrollerine uygun şekilde giriş yapması sonrasında gerçekleştirilebildiği, Portaldaki “Acil Güncelleme Sistemi”ne müşteri T.C. kimlik numarası bilgisinin girilerek gerekli düzeltmenin yapıldığı ve yetkilendirilmiş kullanıcının onayıyla sürecin tamamlandığı

ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 02/11/2021 tarih ve 2021/1107 sayılı Kararı ile;

- 5411 sayılı Kanun’un Geçici 28’  üçüncü fıkrasında; “Merkez Bankası nezdindeki Risk Merkezi bilgileri, bu Kanuna göre kurulan Risk Merkezine aktarılır.” hükmü ile aynı Kanun’un Ek 1’inci maddesinde; Risk Merkezine ilişkin ayrıntılı düzenlemelere yer verildiği, ilgili hükmün birinci fıkrası uyarınca Risk Merkezinin; Türkiye Bankalar Birliği nezdinde, kredi kuruluşları ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından uygun görülecek finansal kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerini toplamak ve söz konusu bilgileri bu kuruluşlar ile gerçek veya tüzel kişilerin kendileriyle ya da onay vermeleri koşuluyla gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri ile de paylaşılmasını sağlamak üzere kurulmuş olduğu, bu maddenin ikinci fıkrası gereğince; kredi kuruluşları ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından uygun görülecek finansal kuruluşların, Risk Merkezine üye olmak zorunda olduğu ve üye kuruluşların, Risk Merkezince istenilen, müşterileri ile ilgili her türlü bilgiyi vermekle yükümlü olduğunun düzenlendiği, bu açıklamalarda bahsi geçen kredi kuruluşlarının; 5411 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde, mevduat bankaları ve katılım bankaları olarak açıklandığı,

- 10/04/2012 tarihli ve 28260 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi Yönetmeliğinin (Risk Merkezi Yönetmeliği) 9’uncu maddesi gereğince; Risk Merkezine üye olanlar tarafından Risk Merkezine müşteri ve/veya hesap bazında değişiklikler göstermekle birlikte, kredi limiti, kredi riski, donuk alacak niteliğindeki kredi ve diğer alacaklar, çekler ve çek hesabı sahibinin bilgileri vb. ile Risk Merkezi Yönetimi tarafından Risk Merkezinin kuruluş amaçları doğrultusunda belirlenen diğer bilgilerin bildirildiği,

- Somut olayda veri sorumlusunun, banka niteliğini haiz olmakla birlikte 5411 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesi uyarınca Risk Merkezine üye olma zorunluluğunun bulunduğu ve gerek 5411 sayılı Kanun gerekse Risk Merkezi Yönetmeliği gereğince; Risk Merkezine müşterilerine ait kredi bilgisi, kredi riski vb. bilgileri bildirmesi gerektiği, bu kapsamda ilgili kişiye ait finans verilerinin veri sorumlusu tarafından Risk Merkezine bildirilmesinin Kanun’un 8’inci maddesi anlamında aktarım anlamına gelmekte olduğu ve söz konusu aktarım faaliyetinin Kanun’un 5’inci maddesinde yer alan işleme şartlarından birine dayanması gerektiği,

- Bu çerçevede, 5411 sayılı Kanun ile Risk Merkezi Yönetmeliği hükümleri kapsamında veri sorumlusunun söz konusu kişisel veri aktarım faaliyetini gerçekleştirmesi gerektiği, dolayısıyla veri sorumlusunun ilgili kişinin finans verilerini Risk Merkezine bildirmesinin Kanun’un 5’  (2)  (a) bendinde yer alan; “Kanunlarda açıkça öngörülmesi” ile (ç) bendinde yer alan “Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması” şartları kapsamında olduğu,

- Bu ilkelerden “Doğru ve gerektiğinde güncel olma” ilkesinin, Kanun’un 11 inci maddesinde düzenleme altına alınan ve ilgili kişinin haklarından biri olan kişisel verilerin düzeltilmesini talep etme hakkı ile doğrudan ilgili olduğu, kişisel verilerin doğru ve gerektiğinde güncel olmasının sağlanması noktasında aktif özen yükümlülüğünün; veri sorumlusu eğer bu verilere dayalı olarak ilgili kişiyle alakalı bir sonuç ortaya koyuyor ise geçerli olduğu (örneğin kredi verme işlemleri),

- Somut olay bakımından, kişisel verilerin doğru ve gerektiğinde güncel olmasının sağlanması bakımından, veri sorumlusu Banka’nın aktif özen yükümlülüğü altında olduğu, zira, kredi verme, kredi kartı kullanımı, hesap özeti çıkarılması gibi işlemler bakımından banka hesap bilgilerinin güncelliğinin önem arz ettiği,

- Söz konusu verilerin yalnızca veri sorumlusu bünyesinde tutulmadığı ve pek çok kredi ve finans kuruluşunun erişebildiği Risk Merkezine de aktarıldığı, bununla birlikte, veri sorumlusu Banka’nın, Risk Merkezi Yönetmeliğinin 17’nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince de; Risk Merkezi tarafından bu Yönetmelik kapsamında talep edilen her türlü bilgi ve belgeyi zamanında, tam ve gerçeğe uygun olarak verme sorumluluğu bulunduğu,

- Öte yandan, Kanun’un “İlgili kişinin hakları” başlıklı 11’inci maddesi uyarınca; herkesin, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili; kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme, kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, kişisel verilerinin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme, Kanun’un 7 nci maddesinde öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme, 11 inci maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, işlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması halinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahip olduğu ve bu kapsamda ilgili kişilerin, kişisel verilerinin eksik veya yanlış işlenmesi halinde, bunların düzeltilmesini talep etme hakkının bulunduğu,

- Somut olay bakımından, Kuruma intikal eden belgeler incelendiğinde, veri sorumlusu Banka tarafından ilgili kişiye cevap verildiği ancak konuyu aydınlatacak ve ilgili kişinin şikâyetini çözümleyecek derecede yeterli bir cevap verilmediği,

- Zira ilgili kişinin farklı zamanlarda veri sorumlusu ile e-posta yoluyla iletişime geçerek Risk Merkezine yanlış aktarılan finans verilerinin düzeltilmesini tekraren talep ettiğinin görüldüğü,

- İlgili kişi tarafından veri sorumlusuna iletilen, sair tarihlerdeki e-postaların tamamının aynı konuya ilişkin olduğu, veri sorumlusu tarafından bu durumun giderilmesine yönelik olarak gerekli sistem geliştirmesinin planlandığı ve 2020 yılı Mayıs ayı içerisinde gerçekleşecek sistem güncellemesi sonrasında aktif hale geleceği ve konu hakkında Kuruma ayrıca bilgi verileceği ve çalışmalar tamamlanıncaya kadar ilgili kişiye ilişkin kayıtların manuel olarak kontrol edilmeye ve gerekirse düzeltilmeye devam edileceği belirtilmiş olup, yazının farklı birçok tarihe ilişkin “Acil Güncelleme Sistemi” ekran görüntülerine yer verildiğinin görüldüğü,

- Söz konusu ekran görüntüleri incelendiğinde; ilgili kişiye ait hesap kaydı detaylarının revize edildiği, veri sorumlusundan alınan yazıda bahsedilen sistem geliştirmelerinin tamamlandığı, yapılan geliştirmenin sonuçlarının titizlikle izlendiği ve bu süreçte, ilgili kişiye ilişkin Risk Merkezi bildirimlerinde düzeltme gerektiren bir hususa rastlanmadığı ve yapılan geliştirmenin başarılı olarak sonuçlandığının teyit edildiğinin belirtildiği, bu kapsamda veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin Risk Merkezine yanlış aktarılan kişisel verilerinin düzeltilmesi talebinin veri sorumlusu tarafından yerine getirildiği,

- Öte yandan, her ne kadar ilgili kişinin yanlış işlenen kişisel verileri veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin talebi doğrultusunda düzeltilmiş olsa da başlangıçta gerçeğe aykırı olarak işlenen ve Risk Merkezine aktarılan kişisel veriler bakımından hukuka aykırı bir kişisel veri işleme faaliyetinin gerçekleştirildiği, veri sorumlusu tarafından gerek manuel düzeltmeler yapılması gerek sistemsel iyileştirmelere gidilmesi suretiyle ilgili kişinin talebi yerine getirilmiş olsa dahi, ilgili kişinin veri sorumlusunun bir dönem Kredi Kayıt Bürosuna yaptığı hatalı raporlamalar suretiyle kişisel verilerinin yanlış işlendiği dikkate alındığında veri sorumlusunun kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini önlemek üzere gerekli idari ve teknik tedbirleri almadığının anlaşıldığı,

- Zira, Kanun’un 4’üncü maddesinde düzenlenen genel ilkelere bütün kişisel veri işleme faaliyetleri bakımından riayet edilmesi gerekmekle birlikte, somut olay bakımından veri sorumlusunun işlediği kişisel verilerin doğru ve güncel tutulması bakımından aktif özen yükümlülüğünün bulunduğu,

- Bir kişisel veri işleme faaliyetinin hukuka uygunluk arz edebilmesi için gerek Kanun’un 5’inci ve 6’ncı maddesindeki işleme şartlarından birinin varlığı gerek Kanun’un 4’üncü maddesinde düzenlenen genel ilkelere uygunluğun sağlanması gerektiği, somut olay bakımından da, veri sorumlusu tarafından yanlış işlenen kişisel verilerin Risk Merkezine aktarılması sonucunda ortaya çıkan finansal durumdan ötürü ilgili kişinin mağduriyet yaşadığı ve zarara uğratıldığı

değerlendirmelerinden hareketle,

- İlgili kişiye ait kişisel veri niteliğini haiz kredi notu bilgisinin veri sorumlusu tarafından yanlış işlenmesi ve Risk Merkezine aktarılmasının Kanun’un 4’üncü maddesinde yer alan genel ilkelerden; “doğru ve gerektiğinde güncel olma” ilkesine aykırılık teşkil ettiği dikkate alındığında, Kanun’un 12’nci maddesinin (1) (a) bendinde bulunan “...Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek...” yükümlülüğüne aykırı davranan veri sorumlusu hakkında;

- Veri sorumlusunun bankacılık sektöründe oldukça büyük bir güce sahip olması,

- Veri sorumlusunun oldukça fazla sayıda müşteri ve potansiyel müşteri ile irtibat halinde olması, çeşitlilik arz eden konulara yönelik iletişim kurabilmesi ve bu konularda ilgili kişiler hakkında işlem tesis edebilmesi,

- Veri sorumlusunun banka niteliğini haiz olması dolayısıyla, işlediği kişisel veriler üzerinden ilgili kişiler hakkında sonuç elde etmesi ve bu sonuçlar doğrultusunda iş ve eylemlerini gerçekleştirmesi nedeniyle işlenen kişisel veriler bakımından doğruluk ve güncelliğin sağlanması adına aktif özen yükümlülüğünün bulunması,

- Veri sorumlusunun işlediği kişisel verileri düzenli ve sistematik olarak Risk Merkezine bildirme yükümlülüğünün bulunması ve bu sisteme bildirilen veriler üzerinden, ilgili kişiler hakkında finansal anlamda önemli sonuçların oluşturulması nedeniyle yanlış bildirilen kişisel verilerin ilgili kişilerin mağduriyetlerine yol açabilmesi

hususları da göz önünde bulundurularak Kanun’un 18’  (1)  (b) bendi kapsamında 150.000 TL idari para cezası uygulanmasına,

- İlgili kişi başvurularına Kanun ve Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’de belirlenen usule uygun ve yeterli bir cevap verilmesi gerektiğinin veri sorumlusuna hatırlatılmasına

karar verilmiştir.

13. Banka tarafından ilgili kişinin cep telefonu numarasına SMS gönderilmesi suretiyle kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak işlenmesi hakkında 02/11/2021 tarihli ve 2021/1104 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: Banka tarafından ilgili kişinin cep telefonu numarasına SMS gönderilmesi suretiyle kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak işlenmesi

Kanun’un 5’inci maddesi çerçevesinde kişisel veri işleme şartları mevcut olsa dahi, kişisel verilerin işlenmesinde aynı zamanda, Kanun’un 4’üncü maddesinde yer alan ilkelere de uygun hareket edilmesi gerektiği, aksi halde, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin hukuki şartlar geçerli olsa dahi hukuka aykırı veri işleme durumunun söz konusu olacağı,                                                                                                                           

İlgili kişinin Kuruma intikal eden şikâyetinde özetle; verilerinin silinmesi için veri sorumlusu Bankadan talepte bulunduğu, Banka tarafından verilen cevapta bu hususta gerekli işlemlerin yapıldığının belirtildiği, buna rağmen Bankadan SMS ve e-posta ile bilgilendirme mesajları gönderilmeye devam edildiği ve bu hususta Bankaya başvurulduğu, verilen yanıtta “Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik” düzenlemesinin gerekçe gösterildiği belirtilerek veri sorumlusu hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir. Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusunun savunması talep edilmiş olup veri sorumlusu tarafından Kuruma intikal ettirilen cevabi yazıda özetle;

- Banka ile ilgili kişi arasındaki müşteri ilişkisinin 2005 yılında başladığı, ilgili kişinin talebi üzerine Banka nezdindeki aktif ürünlerinin 03.08.2019 tarihinde kapatıldığı,

- İlgili kişinin Banka nezdinde demografik bilgilerinin (ad, soyadı, T.C. kimlik no, baba adı, anne adı, doğum tarihi, cinsiyet, doğum, doğum ülkesi, yerleşik ülke, vergi kimlik numarası, öğrenim bilgisi, medeni durum), meslek bilgisinin, anne kızlık soyadının, iletişim adreslerinin (telefon, cep telefonu, adres, e-posta), hesap numarası/IBAN bilgisi, banka tarafından üretilen müşteri numarası, kredi kartı müşterisi olması sebebiyle kredi kartı numarası gibi kişisel verilerinin işlendiği,

- İlgili kişinin Bankadan almış olduğu ürün ve hizmetler nedeniyle kurduğu ilişki kapsamında; Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (Kanun) 5(2) numaralı fıkrasında yer alan; kanunlarda açıkça öngörülmesi, Banka ile imzalanan sözleşme veya bu sözleşmenin yerine getirilmesiyle doğrudan ilgili olması kaydıyla sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, Bankanın hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, bir hakkın oluşması, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve aynı maddede düzenlenen müşterilerin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla Bankanın meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması sebepleriyle; özel nitelikli kişisel veriler için ise Kanun'un 6’ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre müşterilerin açık rızasının bulunması hukuki sebepleriyle kişisel verilerinin işlendiği,

- İlgili kişinin 06.01.2020 tarihinde Banka’ya başvurarak, Banka’nın kredi kartı müşterisi olduğu, kredi kaydını kapattırması sebebi ile Banka nezdindeki tüm kişisel verilerinin silinmesini talep ettiği,

- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 82’nci maddesi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 17’nci maddesi gereğince, Bankaların müşterilerine ait her türlü bilgi ve belgeyi on yıl süreyle saklamakla yükümlüğü olduğu, on yıllık saklama süresinin son işlem tarihi olan hesap ve ürünlerin kapanma tarihinden itibaren başladığı,

- Banka nezdinde muhafaza edilen müşteri bilgilerine ilişkin 10 yıllık saklama süresinin henüz dolmadığı dikkate alınarak ilgili kişinin kişisel verilerinin silinmesi talebine olumlu yanıt verilemediği ancak kişisel verilerin ikincil amaçlarla işlenmemesi adına Banka nezdinde gerekli adımların atıldığı,

- 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 4’üncü maddesinde yer verilen genel ilkelere uygun olarak kişisel verilerin saklama amacı dışında işlenmemesi için gerekli tedbirlerin alındığı, ilgili kişinin ticari elektronik ileti gönderilmesine ilişkin tüm tercihlerinin hiçbir kanaldan ulaşılmaması yönünde güncellendiği, verilerinin saklanması için gerekli hukuki sebep haricinde pazarlama gibi ikincil amaçlarla işlenmemesinin sağlanacağı yönünde ilgili kişiye cevap verildiği,

- İçişleri Bakanlığı'nın ve İl Hıfzıssıhha Kurullarının, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu hükümleri doğrultusunda ve Banka’nın uymakla zorunlu olduğu tedbirler kapsamında özellikle pandeminin ülkemizde görüldüğü ilk aylardan itibaren sokağa çıkma yasağı kısıtlaması bulunan illerdeki Banka şubelerinin çalışma gün ve saatleri, genel olarak tüm şubelerinin çalışma saatleri, salgının yayılmasını önlemeye yönelik ve toplum sağlığını korumaya destek olmak amacıyla Banka tarafından alınan önlemlerin geçmişte Bankadan hizmet almış eski müşterileri olmak üzere tüm müşterilerine duyurulması ve bu konuda bilgilendirme yapma ihtiyacının hasıl olduğu,

- Bu gerekçelerle ilgili kişi müşterinin Banka’da kayıtlı telefon numarasına koronavirüs salgınının yayılmasını önlemeye yönelik ve toplum sağlığını korumaya destek olmak amacıyla Banka tarafından alınan önlemlerin duyurulduğu birtakım bilgilendirme SMS'lerinin gönderildiği,

- Bankanın hukuken bilgi verme yükümlülüğünün bulunduğu durumlarda önceden onay alma zorunluluğunun bulunmadığı ve ilgili mevzuatta öngörülen bu durumlarda ilgili kişilerin de ret hakkını kullanamayacağının yukarıda sözü edilen Yönetmeliğin 9’uncu maddesinin 1’inci fıkrasında tekraren vurgulandığı, söz konusu hükme göre ilgili kişinin reddetme hakkını kullanmış olmasının hizmet sağlayıcı olarak Banka’nın tabi olduğu ilgili mevzuat hükümlerine göre alıcı sıfatını taşıyan kişilere gönderilmesi zorunlu olan bildirimlerin yapılmasına engel teşkil etmediği,

- Kanun’un 5(2)(a) bendinde düzenlenen kanunlarda açıkça öngörülmesi ve (ç) bendinde düzenlenen Bankanın hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması hukuki sebeplerinin ilgili kişilerin açık rızası olmadan kişisel verilerinin işlenebileceği durumları düzenlediği

ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 02/11/2021 tarih ve 2021/1104 sayılı Kararı ile;

- Veri sorumlusunun, toplanan kişisel verilerin işlenme amacını açık ve kesin olarak belirlemesi ve ilgili kişiye belirtilen amaçlar dışında başka amaçlarla kişisel verileri işlememesi gerektiği, amaçla sınırlı olma ilkesi uyarınca kişisel verilerin işlenmesinin belirlenen amaçların gerçekleştirilmesine elverişli olması ve yine bu ilke uyarınca amaç için gerekli olan süreye uygun olarak da muhafaza edilmesi gerektiği, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun gerekçesinde “(…) sonradan ortaya çıkması muhtemel ihtiyaçların karşılanmasına yönelik veri işlenebilmesi için, işlemeye ilk kez başlıyor gibi, 5 inci maddede düzenlenmiş olan kişisel verilerin işlenme şartlarından birinin gerçekleşmesi gerekecektir” ifadesinin yer aldığı,

- Şikâyete konu SMS’lerin gönderildiği döneme ilişkin, yeni tip Covid 19 salgını ile mücadele kapsamında İçişleri Bakanlığı’nın 81 İl Valiliği’ne, büyükşehir statüsündeki 30 il ile Zonguldak’ta 30.04.2020 günü saat 24.00 ile 03.05.2020 günü saat 24.00 arasında sokağa çıkma kısıtlamasının uygulanacağına ilişkin 03.04.2020 tarih ve 6235 sayılı Sokağa Çıkma Kısıtlaması Genelgesini gönderdiği, genelgede bankalar başta olmak üzere yurt çapında yaygın hizmet ağı olan kurum, kuruluş ve işletmelerin bilgi işlem merkezleri ile çalışanlarının asgari sayıda olmak kaydıyla sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulanlar listesinde belirtildiğinin görüldüğü,

- İlgili kişinin müşterisi olduğu Banka’ya kendisine ait iş ve işlemlerde ulaşılması adına vermiş olduğu telefon numarası bilgisinin, Banka nezdindeki hesaplarını kapatmış olmasına diğer bir ifadeyle pasif hale getirmiş olmasına ve Bankanın da kişisel verilerin saklama amacı dışında işlenmeyeceği yönünde ilgili kişiye cevap vermiş olmasına rağmen, veri sorumlusu tarafından başlangıçta alınan işleme amacından başka bir amaçla SMS göndermek suretiyle ilgili kişinin kişisel verilerini işlemesinin farklı bir işleme amacına hizmet ettiği,

- Kişisel verilerin işlenmesinde Kanun’un 5’inci maddesinde düzenlenen işleme şartlarından birine dayanılması gerektiği ancak somut olayda bilgilendirme içerikli mesajların iletilmesi suretiyle ilgili kişinin kişisel verisinin işlenmesinde Kanun’un 5’inci maddesinde yer alan herhangi bir işleme şartının bulunmadığı, öte yandan işlemenin Kanun’un 4’üncü maddesinde yer alan kişisel verilerin işlenmesinde “belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme” ve “işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ilkelerine uyulması zorunluluğuna da aykırı olduğu dikkate alındığında Kanun’un 12(1)(a) bendi uyarınca veri sorumlusunun kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almadığı kanaatine varıldığı,

- Diğer taraftan, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 42’nci maddesinde; alınan yazıların ve faaliyetler ile ilgili belgelerin asıllarının veya bunun mümkün olmadığı hallerde sıhhatlerinden şüpheye mahal vermeyecek kopyalarının ve yazılan yazıların makine ile alınmış, tarih ve numara sırası verilerek düzenlenecek suretlerinin, usulleri çerçevesinde ilgili banka nezdinde on yıl süreyle saklanacağının hükme bağlandığı,

- 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 42’nci maddesine dayanılarak hazırlanan Bankaların Muhasebe Uygulamalarına ve Belgelerin Saklanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 17’nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise “Bankaların, müşterilerinden ve resmî ya da özel kurum ve kuruluşlardan aldıkları mektup, telgraf, elektronik posta mesajı, ilam ve tebligatlar ile diğer yazıları ve Bankaların İç Sistemleri Hakkında Yönetmelik uyarınca hazırlayacakları raporlar da dahil olmak üzere, faaliyetleri ile ilgili belgelerin asıllarını veya mümkün olmadığı hallerde sıhhatlerinden şüpheye mahal vermeyecek kopyalarını ve müşterilerine ve resmî ya da özel kurum ve kuruluşlara yazdıkları yazıların makine ile alınmış, tarih ve numara sırası verilerek düzenlenecek suretlerini istenildiğinde ibraz edilebilecek şekilde nezdlerinde on yıl süreyle saklamaları zorunludur.” hükmünün yer aldığı,

- Dolayısıyla veri sorumlusu tarafından ilgili kişinin kişisel verilerinin silindiğine ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmadığı, sadece hesapların kapatıldığı ve pazarlama amaçlı olarak kişisel verilerin işlenmeyeceğine yönelik ticari ileti iletilmesine dair tercihlerin hiçbir kanaldan ulaşılmaması yönünde güncellendiği bilgisinin verildiğinin anlaşıldığı,

- Öte yandan veri sorumlusunun sunduğu belgeler ile 5411 sayılı Kanun’un 42’nci maddesinde belirtilen 10 yıl saklama süresi hükmü ve 6698 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde belirtilen “İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme” ilkesinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, ilgili kişinin banka nezdindeki son işleminin 03.08.2019’da gerçekleştirilen aktif ürünlerinin kapatılması işlemi olduğu ve dolayısıyla son işlem tarihi üzerinden 10 yıllık sürenin geçmemiş olduğu dikkate alındığında; ilgili kişinin kişisel verilerinin işlenmesini gerektiren sebeplerin henüz ortadan kalkmaması sebebiyle silme talebinin veri sorumlusu tarafından yerine getirilmemesinin hukuka aykırı olmadığı

değerlendirmelerinden hareketle,

- İlgili kişinin kişisel verilerinin silinmesi talebi ile ilgili olarak Bankanın kişisel verilerin saklama amacı dışında işlenmeyeceği yönünde ilgili kişiye verdiği cevaba rağmen Banka tarafından bilgilendirme amaçlı SMS göndermek suretiyle ilgili kişinin kişisel verilerini işlemesinin Kanun’un 5’inci maddesinde yer alan herhangi bir işleme şartına dayanmadığı dikkate alındığında, Kanun’un 12’nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyen veri sorumlusu hakkında Kanun’un 18(1)(b) bendi kapsamında 50.000 TL idari para cezası uygulanmasına,

- İlgili kişinin veri sorumlusu banka nezdindeki son işleminin 03.08.2019’da gerçekleştirilen aktif ürünlerinin kapatılması işlemi olduğu ve dolayısıyla son işlem tarihi üzerinden 10 yıllık sürenin geçmemiş olduğu dikkate alındığında; ilgili kişinin kişisel verilerinin işlenmesini gerektiren sebeplerin henüz ortadan kalkmaması sebebiyle silme talebinin veri sorumlusu tarafından yerine getirilmemesinin hukuka aykırı olmadığı kanısına varıldığından bu hususta 6698 sayılı Kanun kapsamında yapılacak bir işlemin olmadığına

karar verilmiştir.

14. Bankanın avukatı tarafından borçlu yakını olan ilgili kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi suretiyle kişisel verilerinin işlenmesi hakkında 21/10/2021 tarihli ve 2021/1069 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: Bankanın avukatı tarafından borçlu yakını olan ilgili kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi suretiyle kişisel verilerinin işlenmesi

İlgili kişinin Kuruma intikal eden şikâyetinde özetle; borçlu yakını olarak bir Banka avukatınca kendisine İcra İflas Kanunu’nun 89’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında gönderilen haciz ihbarnamesi ile kişisel verilerinin açık rızası alınmaksızın ihbarnamede yer alan üçüncü kişilerle paylaşıldığını tespit ettiği ve bu konuya ilişkin olarak hem Banka’ya hem de Banka avukatına başvurulduğu belirtilerek veri sorumlusu hakkında gereğinin yapılması talep edilmiştir.

Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde hem Banka’nın hem Banka Avukatının savunması talep edilmiş olup Banka tarafından Kuruma intikal eden cevabi yazıda özetle;

- Söz konusu kişisel verilerin Kanun’un 5’  (2)  (a) ve (ç) bentleri uyarınca kanunlarda açıkça öngörülmesi ve veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması hukuki sebeplerine dayanılarak Banka’nın sözleşmeli avukatına aktarıldığı,

- Gerek ilgili kişi gerek birinci haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişilere ait hiçbir kişisel verinin Banka tarafından paylaşılmadığı,

- İcra İflas Kanunu’nun 89’uncu maddesinde borçluya ait olmakla beraber üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacakların haczinin düzenlendiği, birinci haciz ihbarnamesinin alacaklı vekilinin bildirdiği kişilere İcra Müdürlüklerince gönderildiği,

- Düzenlenen ve gönderilen birinci haciz ihbarnamesinin İcra Müdürlüğü tarafından bizzat düzenlendiği ve gönderildiği, bankanın sözleşmeli avukatının ihbarnameye müdahale imkânı olmadığı, ihbarnamenin elektronik imzalandığı, Banka’nın şikayet konusu hususta herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı,

- İlgili kişinin ürün ve hizmetleri kullanması nedeniyle başvurusu sırasında elde edilen kimlik bilgileri, iletişim bilgileri, finans bilgileri, müşteri işlem bilgileri kategorisindeki kişisel verilerinin Kanun’un 5(2)(c) bendi uyarınca bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması hukuki sebebine dayalı olarak başvurulan ürün ve hizmetleri (vadesiz TL, ATM kartı, fastpay, internet/mobil bankacılığı yetkisi, sigorta, maaş ödemesi, fatura ödemesi, EFT işlemleri) sunabilmek amacıyla işlendiği,

- Müşteriye sunulan aydınlatma metninde kişisel verilerin hangi amaç ve sebeplerle işlendiğinin belirtildiği

ifade edilmiştir. Bankanın avukatı tarafından Kuruma intikal eden cevabi yazıda ise özetle;

- Borçlunun borcunu ödememesi sebebiyle kendisine ihbarname gönderildiği, ihbarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine müvekkili Banka’nın alacağını tahsil amacıyla borçlu hakkında icra takibi başlatıldığı, borcun ödenmemesi üzerine icra müdürlüğünden haciz işlemlerinin başlatılması için talepte bulunulduğu, ancak yapılan sorgular neticesinde borçlunun SGK, araç ve tapu kaydının pasif olduğunun tespit edildiği,

- Borçlunun üçüncü şahıslarda olan alacaklarının haczi için bankalara İcra İflas Kanunu’nun 89’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında haciz ihbarnamesi gönderildiği ve bankalardan olumsuz cevapların geldiği,

- Menkul malların haczedilmesi için borçlunun adresine hacze gidildiği ancak adresten ayrıldığının tespit edildiği,

- Menkul haczinden sonra borçlunun MERNİS kaydını düşürdüğü ve şu anda MERNİS adresinin bulunmadığının UYAP sorgu sonucuyla sabit olduğu,

- Diğer tüm girişimlerin olumsuz çıkması sonucunda, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla borçlunun hak ve alacaklarının haczi için yapılan rutin işlemler arasında yer alan üçüncü kişilere haciz ihbarnamesi gönderilmesinin İcra Müdürlüğü'nden talep edildiği,

- Bu talebin hukuki gerekçesinin, para alış verişlerinin aile bireyleri arasında çok sık rastlanılması ve ayrıca rızai miras sözleşmelerine çok sık rastlanılmasından kaynaklandığı,

- İcra müdürlüğü tarafından talebin uygun görülerek üçüncü kişilere İcra İflas Kanunu’nun 89’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında haciz ihbarnamesi hazırlandığı ve gönderildiği,

- Haciz müzekkeresi icra müdürlüğü tarafından, matbu şablon müzekkere örneği üzerinden hazırlanmış olduğundan üçüncü kişilerin tamamına aynı müzekkere içerisinde haciz ihbarnamesi gönderildiği,

- Yapılan işlemlerin tamamında İcra Müdürlüğünün karar ve onayı olduğu,

- İcra müdürlüğünce hazırlanan haciz ihbarnamesinin, üçüncü kişilere Kanun’un 5’  (2) numaralı fıkrası kapsamında kanunlarda açıkça öngörülme şartına uygun olarak gönderildiği,

- İcra Müdürlüğü tarafından hazırlanıp gönderilen haciz ihbarnamesi haricinde üçüncü kişiler hakkında başka bir işlem yapılmadığı, bu nedenle kişisel verilerin işlenmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı ve müştekinin icra dosyasında taraf olarak yer almadığı için kişisel verilerin depo edilmesi gibi bir durumun da oluşmadığı

- İlgili kişi tarafından İcra Müdürlüğünce gönderilen haciz ihbarnamesine cevaben borçlunun kendisinde herhangi bir alacağı bulunmadığına ilişkin beyan dilekçesinin icra dosyasına sunulduğu, bu cevaba istinaden haciz ihbarnamesinin fekki için talepte bulunulduğu ve İcra Müdürlüğünce fek müzekkeresi hazırlanarak üçüncü kişilere tebliğ edildiği, bu nedenle kişisel verilerin saklanması, imha edilmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı ve hiçbir kişisel verinin saklanmadığı

ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yapılan inceleme neticesinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 21/10/2021 tarih ve 2021/1069 sayılı Kararı ile;

- Kişisel verilerin hangi amaç ve vasıtayla işleneceğini belirleyip veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olduğu tanımından hareketle somut olayda İcra İflas Kanunu’nun 89’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında düzenlenen haciz ihbarnamesinde yer alan üçüncü kişilerin alacaklı vekili tarafından icra müdürlüğüne bildirilmesi nedeniyle veri sorumlusunun Banka Avukatı olduğunun görüldüğü,

- Bu kapsamda, veri sorumlusunun vekili olduğu Banka adına borçlu tarafın yakınlarına 89/1 haciz ihbarnamesi göndermesinde, Bankanın haklarını ve menfaatlerini korumak amacıyla hareket ettiği, bu anlamda Avukatlık Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükleri ve yürütmekte olduğu icra işlemleri bakımından İcra İflas Kanunu ve ikincil mevzuat düzenlemelerinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla ilgili birim/mercilere bildirme yetkisi olduğu ve bu bağlamda işlediği kişisel verilerin Kanun’un 5’   (2) numaralı fıkrası çerçevesinde ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlemesinin kanuna uygun olacağı kanaatine varıldığı

değerlendirmelerden hareketle;

- Bankanın somut olayda veri sorumlusu olmaması nedeniyle Kanun kapsamında hakkında yapılacak bir işlem olmadığına,

- Avukat tarafından vekili olduğu bankanın alacağını tahsil etmek amacı ile yürütmekle yükümlü olduğu işlemlerin tesisi için üçüncü kişilere İcra ve İflas Kanunu’nun 89’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında haciz ihbarnamesi gönderilmesi amacıyla ilgili kişinin adı, soyadı, kimlik numarası ve adres bilgisinin işlenmesi Kanun’un 5(2)(e) bendinde yer alan “bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması hükmü” kapsamında Kanuna uygun olduğu değerlendirildiğinden söz konusu şikâyet ile ilgili olarak veri sorumlusu Avukat hakkında da Kanun kapsamında tesis edilecek bir işlem olmadığına

karar verilmiştir.

15. İş arama ve işe alım süreçlerini yürüten bir istihdam platformunun Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na aykırı uygulamalarda bulunması hakkında 14/10/2021 tarihli ve 2021/1051 sayılı Karar Özeti

Konu Özeti: İş arama ve işe alım süreçlerini yürüten bir istihdam platformunun Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na aykırı uygulamalarda bulunması

Kurum’a intikal eden şikâyet dilekçesinde özetle; veri sorumlusuna ait iş arama ve işe alım süreçlerini yürüten bir istihdam platformunda ilgili kişinin üyelik hesabı üzerinden yaptığı iş başvuruları ve iş görüşmeleri sonucunda işverenlere yönelik kişisel verilerinin gizliliği ve işlenmesi hususlarında veri sorumlusunun 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (Kanun) aykırı uygulamalarda bulunduğu, ilgili kişinin iş başvuruları ve görüşme sonrasına ait işverenlere sunulan tüm bilgi ve belgelerin dijital bir örneğinin kendisine verilmesi hususundaki bilgi/erişim talebinin veri sorumlusunca yerine getirilmediği, ayrıca ilgili kişinin başvurusuna cevaben iletilen cevabi yazıda ilgili kişinin onayı olmaksızın verilerinin silineceğinin belirtildiği ifade edilmiş ve konu hakkında gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir.

Konuya ilişkin başlatılan inceleme çerçevesinde veri sorumlusundan savunması istenilmiş olup verilen cevabî yazıda özetle;

- İlgili kişiye cevap verilerek talebinin yerine getirilmiş olmasına rağmen ilgili kişi tarafından veri sorumlusunun cevabı beklenmeden Kurul’a şikâyette bulunulduğu;

- İlgili kişinin platformda bulunan iletişim kanalı üzerinden “İş başvuruları ve görüşme sonrasında sistemlerinde bulunan adayların değerlendirilmesine yönelik, işverenlere sunulan ilgili kişiye ait tüm verilerin ve verilerden türetilmiş bilgilerin Kanunun 11’  bentleri uyarınca paylaşılması” talebini müteakip veri sorumlusunca ilgili kişi ile iletişime geçildiği; ilgili kişinin işveren ile planladıkları mülakata gitmediği, işverenin "bu durumu diğer işverenlere belirteceğini" söylediği, ilgili kişinin verilerinin paylaşıldığı kişileri ve verilerinin (işverenin ilgili kişi hakkında veri sorumlusu hizmet ortamında yaptığı değerlendirmeleri) diğer işverenler ile paylaşılıp paylaşılmadığını öğrenmek istediğini belirttiği; ilgili kişinin talebini yanıtlamak amacıyla öncelikle sözlü olarak iletişime geçilerek veri sorumlusu nezdinde işverenlerin adaylar hakkında gerçekleştirdiği değerlendirmelerin herhangi bir şekilde diğer işverenlerle paylaşılmadığının belirtildiği; ayrıca ilgili kişinin talebinin kayda sistematik olarak geçmesi amacıyla "Veri Sorumlusu Başvuru Formu" iletildiği ve bu formun doldurularak veri sorumlusuna başvuruda bulunabileceğinin ifade edildiği;

- İlgili kişinin formu doldurarak veri sorumlusuna ilettiği, ilgili kişinin başvurusunda Kanun’un 11’  tüm bentlerindeki haklarını kullanma talebinde bulunması üzerine bir yandan talebi yerine getirilirken bir yandan da söz konusu sürede ilgili kişiye ait kişisel verilerin işlenmesinin durdurularak talebi doğrultusunda 30 gün içerisinde Kanun ve ikincil mevzuata uygun şekilde kişisel verilerinin imha edileceği bilgisinin iletildiği, bunun üzerine ilgili kişinin kişisel verilerinin imha talebinde bulunmadığını, kişisel verilerinin aktarıldığı işverenlerin bilgilerini talep ettiğini ve veri sorumlusunun tutumunu Kurul’a şikâyet edeceğini belirttiği, aynı gün veri sorumlusunun ilgili kişi ile sözlü iletişime geçtiği ve talebinin karşılanacağını belirttiği, bununla birlikte ilgili kişinin veri sorumlusunun kasıtlı bir şekilde böyle cevap verdiğini ve Kurul’a şikâyette bulunduğunu ifade ettiği;

- Buna rağmen ilgili kişinin veri sorumlusu bünyesinde yer alan verilerine o güne kadar erişen tüm işverenlerin bilgisinin ilgili kişi ile paylaşıldığı ve bunun ardından herhangi bir iletişim kurulmadığı, ilgili kişinin mevcut durumda hala platform üyesi olduğu ve platformu kullanmaya devam ettiği;

- İlgili kişinin Kurum’a ilettiği şikâyet dilekçesinde yer alan ifadelerin aksine başvurusunun reddedilmediği, veri sorumlusunun ilgili kişinin talebini yerine getirmek adına başvuru sonrası derhal çalışmalara başladığı ve 7 gün gibi kısa bir süre içerisinde 2008 yılından bu yana işlenen çeşitli kişisel verileri ilgili kişinin kolayca ulaşabileceği bir formatta kendisine ilettiği;

- Veri sorumlusunun Kanun ve ikincil düzenlemeleri uyarınca yürürlüğe koyduğu Kişisel Veri İşleme, Saklama ve İmha Politikasını özenle uygulamakta olduğu, ilgili kişinin talebi üzerine kişisel verileri silme/imha etme işlemine başlandığı fakat böyle bir talebinin olmadığının anlaşıldığı anda işlemin durdurulduğu ve ilgili kişiye ilişkin herhangi bir kişisel veri kaybının söz konusu olmadığı;

- İşverenlerin çalışan adayları hakkında aldığı notların ve izlenimlerinin diğer işverenler ile paylaşılması gibi bir uygulamanın söz konusu olmadığı, işverenlerin yalnızca çalışan adaylarının platforma yüklediği bilgileri görebildiği, veri sorumlusu nezdinde çalışan adaylarının platforma yüklemiş olduğu kişisel verileri kullanılarak herhangi bir veri türetilmediği, yalnızca işverenlerin kendilerine başvuruda bulunan çalışan adaylarına ilişkin notlarını ve izlenimlerini platforma yükleyebildiği ancak bu durumun tamamen işverenlerin takdirinde olduğu ve bu kişisel veriler için işverenlerin veri sorumlusu olup bu bilgilerin üretilmesine ilişkin kendilerinin herhangi bir dahlinin bulunmadığı;

- Veri sorumlusunun ilgili kişiye sunduğu hizmetler sebebiyle ilgili kişiye ait kimlik bilgilerinin, iletişim bilgilerinin, mesleki deneyim bilgisinin, aldığı sertifika ve eğitim bilgilerinin, yabancı dil bilgisinin, kullanabildiği bilgisayar programlarının, görsel veri olarak özgeçmişte yer alan fotoğraf ve diğer bilgiler olarak da hobilerinin, ilgi alanları ve gerçekleştirilen projelere ilişkin bilgilerin işlendiği, ilgili kişilere sunulan “Kişisel Verilerinizin Korunması Hakkında Aday Aydınlatma Metni”nde (Aydınlatma Metni) platforma üye olan adayların hangi kişisel verilerinin işlendiğinin belirtildiği ancak Aydınlatma Metni'nde yer alan tüm veri kategorilerinin veri sorumlusunca işlenmediği, ilgili kişilerin iş ilanlarına başvurmak için hangi bilgileri paylaşacaklarını kendilerinin belirlediği;

- İlgili kişinin 21.03.2008 tarihinde “Hizmet Sözleşmesi”ni kabul ederek platforma üye olduğu, Hizmet Sözleşmesi uyarınca ve ilgili kişiye sunulan hizmet kapsamında Kanun’un 5’  (2)  (c) bendindeki "Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması” hükmü uyarınca işlendiği, zira platformun kullanım amacı ve üyelere sunulan hizmet kapsamında sayılan kişisel verilerin işlenmesinin zaruri olduğu, ayrıca üyelerin paylaşacakları kişisel verileri kendilerinin belirlediği, bu nedenle ilgili kişiden açık rıza alınmadığı ve yukarıda belirtilen hukuki sebebe dayanılarak kişisel verilerinin işlendiği;

- İlgili kişinin kişisel verilerinin platforma üye olan işverenler ile paylaşıldığı, adayların işverenler ile doğrudan özgeçmiş paylaşımı yapabildiği gibi işverenlerin de platform üzerinden adayların özgeçmişlerine erişebildiği, ilgili kişinin özgeçmişinde yer alan kişisel verilere hangi işverenlerin ne zaman eriştiği de belli olacak şekilde ilgili kişiye sunulduğu;

- Veri sorumlusunun ilgili kişileri aydınlattığı ölçüde ve Aydınlatma Metni'nde belirttiği amaçlar doğrultusunda kişisel verilerini kullandığı, bu amaçların dışında ve bu amaçları aşacak ölçüde kişisel veri kullanılmasına izin vermediği, ilgili kişinin talebinin yerine getirildiği ve kişisel verilerinin onayı olmadan silinmesi veya imha edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı

ifade edilmiştir. Konuya ilişkin yürütülen inceleme neticesinde Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 14/10/2021 tarihli ve 2021/1051 sayılı Kararı ile;

- Somut olayda, ilgili kişinin kişisel verilerine erişim talebinin yerine getirilmemesi konusundaki iddiasına ilişkin olarak; ilgili kişinin veri sorumlusunun ilk cevabından sonra talebinin karşılanmadığı düşüncesiyle Kurula şikâyette bulunduğu anlaşılmış olmakla birlikte, ilgili kişinin kişisel verilerine erişim talebinin Kurula şikâyette bulunma tarihinden sonra ve Kanun’un 13’üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasına uygun şekilde “talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde” sonuçlandırıldığı dolayısıyla ilgili kişi tarafından yapılan iş başvurularına ilişkin bilgi edinme talebinin veri sorumlusunun e-postası ile yerine getirildiği görüldüğünden, ilgili kişinin talebinin karşılanmadığına yönelik şikâyeti hakkında Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığı,

- İlgili kişinin talebi olmaksızın kişisel verilerinin veri sorumlusu tarafından silineceğinin / imha edileceğinin bildirilmesi hususundaki iddialarına yönelik olarak veri sorumlusunca ilgili kişinin başvurusunda Kanun’un 11(1)  tüm bentlerindeki haklarını kullanma talebinde bulunması nedeniyle söz konusu fıkranın (e) bendinde yer alan kişisel verilerinin silinmesi talebinde de bulunduğunun anlaşıldığı fakat ilgili kişinin cevabı üzerine böyle bir talebin olmadığının anlaşılması halinde silme ve imhaya yönelik işlemin derhal durdurulduğu ve ilgili kişiye ilişkin herhangi bir kişisel veri kaybının söz konusu olmadığının belirtildiği görülmüş olup; ilgili kişinin veri sorumlusu nezdindeki kişisel verilerinin silindiği/silineceği iddiasına yönelik veri sorumlusu beyanı aksine bir bilgi veya belgenin ilgili kişi tarafından Kurum’a sunulmaması, ilgili kişinin iş başvurusu bilgilerinin e-posta ile ilgili kişiye iletilmiş olması, ilgili kişinin şikâyet tarihinden sonra da veri sorumlusuna ait platformda iş başvurularına devam ettiği bilgisinin verilmesi ve ilgili kişinin başvurusu ile Kanun’un 11’inci maddesi kapsamındaki tüm haklarını kullanmak istediğini belirtmesi karşısında verilerinin silinmesini de talep ettiğinin anlaşılmasında veri sorumlusuna herhangi bir kusur yüklenemeyeceği değerlendirilerek; ilgili kişinin talebi olmaksızın kişisel verilerinin veri sorumlusu tarafından silineceğinin/ imha edileceğinin bildirilmesine yönelik şikâyeti hakkında Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığı,

- İlgili kişinin bilgisi ve onayı olmaksızın iş başvuruları ve iş görüşmelerine ilişkin kişisel verilerinin diğer işverenlerle paylaşılması iddialarına ilişkin olarak ilgili kişinin bu iddiaya yönelik şüphenin ötesine geçen herhangi bir tevsik edici bilgi veya belge sunması, veri sorumlusunun ise işverenlerin yalnızca çalışan adaylarının platforma yüklediği bilgileri görebildiğini, işverenlerin kendilerine başvuruda bulunan çalışan adaylarına ilişkin notlarını ve izlenimlerini platforma yükleyebildiği ancak bu durumun tamamen işverenlerin takdirinde olduğu ve işverenlerin çalışan adayları hakkında aldığı notların ve izlenimlerinin diğer işverenler ile paylaşılması gibi bir uygulamanın söz konusu olmadığını beyan etmesi karşısında; ilgili kişinin bu şikâyetiyle ilgili olarak Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığı

değerlendirmelerinden hareketle;

- İlgili kişinin veri sorumlusunun ilk cevabından sonra talebinin karşılanmadığı düşüncesiyle Kurul’a şikâyette bulunduğu, ilgili kişinin kişisel verilerine erişim talebinin Kurul’a şikâyette bulunma tarihinden sonra ve Kanun’un 13’üncü maddesinin ikinci fıkrasına uygun şekilde “talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde” sonuçlandırıldığı görüldüğünden, ilgili kişinin kişisel verilerine erişim talebinin karşılanmadığına yönelik şikâyeti hakkında Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına,

- İlgili kişinin veri sorumlusu nezdindeki kişisel verilerinin silindiği/silineceği iddiasına yönelik veri sorumlusunun beyanı aksine bir bilgi veya belgenin ilgili kişi tarafından Kuruma sunulmaması, ilgili kişinin iş başvurusu bilgilerinin e-posta ile ilgili kişiye iletilmiş olması, ilgili kişinin şikâyet tarihinden sonra da veri sorumlusuna ait platformda iş başvurularına devam ettiği bilgisinin verilmesi ve ilgili kişinin başvurusu ile Kanun’un 11’inci maddesi kapsamındaki tüm haklarını kullanmak istediğini belirtmesi karşısında verilerinin silinmesini de talep ettiğinin anlaşılmasında veri sorumlusuna herhangi bir kusur yüklenemeyeceği değerlendirilerek; ilgili kişinin talebi olmaksızın kişisel verilerinin veri sorumlusu tarafından silineceğinin/imha edileceğinin bildirilmesine yönelik şikâyeti hakkında Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına,

- İlgili kişinin bilgisi ve onayı olmaksızın iş başvuruları ve iş görüşmelerine ilişkin kişisel verilerinin diğer işverenlere aktarıldığı iddiasına yönelik şüphenin ötesine geçen herhangi bir tevsik edici bilgi veya belge sunmamış olması, veri sorumlusunun ise işverenlerin yalnızca çalışan adaylarının platforma yüklediği bilgileri görebildiğini, işverenlerin kendilerine başvuruda bulunan çalışan adaylarına ilişkin notlarını ve izlenimlerini platforma yükleyebildiği ancak bu durumun tamamen işverenlerin takdirinde olduğu ve işverenlerin çalışan adayları hakkında aldığı notların ve izlenimlerinin diğer işverenlere aktarılması gibi bir uygulamanın söz konusu olmadığını beyan etmesi karşısında; ilgili kişinin bu şikâyetiyle ilgili olarak Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığına

karar verilmiştir.

Saygılarımla,

Av. Beyza Begüm ÖZBALCI

KAYNAK: https://kvkk.gov.tr/Icerik/7278/Kisisel-Verileri-Koruma-Kurulu-nun-Yeni-Yayimlanan-Karar-Ozetleri

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.