KİTAP NASIL OKUNUR?

Sanırım bu tür yazılar bulmak epeyce zorlaştı. Günümüzde kitap üzerine yazılan yazıların çoğu ya kitap satışları üzerine ya da düzenlenen kitap fuarları ile ilgili. Kitabı hem fiziki hem de ruhi açıdan incelemek, irdelemek ve irşad etmek angarya bir iş oldu artık!

Benimkisi ise bu kategoride bir boşluk doldurmak değil, naçizane kitaba nasıl muamele ediyoruz, onu ciddiye alıp gerçekten sahipleniyor muyuz yoksa hızlı bir atıştırmalık gibi bir çırpıda tüketiyor muyuz? Sesli mi sessiz mi okuyoruz? Yatarak mı,oturup çalışma masasında mı okuyoruz? Aksesuarlı mı sade mi okuyoruz? Çiziyor muyuz? Karalıyor muyuz? Fosforlu kalem kullanıyor muyuz? Kitap kenarına, altına üstüne not alıyor muyuz? Kitabı elimize aldığımızda önce neresine bakıyoruz? Kitap seçiminde arka kapak kısmını ne kadar okuyoruz? Kitaba başlamadan önce içindekiler kısmını okuyup bir fikir ediniyor muyuz? Kitap basım tarihi, baskı sayısını, kitabın  editörünü, yayın evini,  ne kadar inceliyoruz? Ne tür kitap okumamız gerektiğini biliyor muyuz? sorularına bir nebze olsun cevap verebilmek...

KİTAP CANLI MIDIR?

Bu suale verilecek en anlamlı cevap her beşerin kitaba dair kendi içinde verdiği yanıtlarda saklıdır aslında. Biraz daha açalım mevzuyu. Kendimden örnek vermek gerekirse; ben kitabı hep yaşayan bir canlı olarak tahayyül ettim.  Hem kitabı oluşturan kağıdın geçmişini düşündüğümde hem de içindeki satırları oraya işleyen kişinin nefes alışı benim için yeterliydi. Dolayısıyla kitaba her zaman yaşayan, nefes alan bir canlı muamelesi yaptım/ yaparım. Dokunurum kitaba, hissetmeye çalışırım, gözlerimle severim, varlığının bana huzur verdiğini hissederim her daim. Özlerim onu. Kaldığım sayfaya ayracı koyduğumda boynu bükük beni beklediğini düşünürüm hep. Koklarım sayfalarını. Saman kağıdın damarlarına işlemiş talaşların tadı dilime dokunur sanki. İyi davranırım ona, sayfalarının kulaklarını da bükmem, elimde gezdirirken rulo da yapmam! Saygı gösteririm, hem işçisine hem yazarına. Tozlu bırakmam mesela, gözüme hoş görünsün isterim, arada bir cilalarım onları... Kızmam, kızamam onlara... Yalnızlığımı paylaşan, geceme dost olan, yol arkadaşım, sırdaşım olan birine nasıl kızmıyorsam kitaba da kızmam...

Hülâsa yukarıda yazılanları okuyan kişi kitabın canlı olmadığını düşünür mü hala?

KİTAP OKUMAK CİDDİ BİR EYLEMDİR

Öncelikle saygı duymak gerekir kitaba. Okumadan önce bir ön hazırlık yapılmalıdır kanmca. Her kitap okuyan kişinin ritüelleri olmalıdır. Herşeyden önce kitap çalışma masasında ,masaya özenle bırakılmış şekilde okunmalıdır.

Kimi sesli kimi sessiz okuyarak anladığını söyler ve hatta kimileri  müzik ile kitap okumanın hoşuna gittiğinden bahseder!

Kitap okumak konsantre işidir. İşte tam da bu yüzden kitap ne sesli, ne de müzikle okunur.Kitap okurken dudaklar kımıldamaz.

Kitap sessiz ve derinden okunur. Anlamanıın ve idrak etmenin temel şartı budur. Konsantrenin kaybolmaması ve uzun soluklu okuma yapmak için fiziki durumumuzu çok iyi ayarlamalı ve son şeklini verdikten sonra okuma eylemine geçilmelidir. Kitaba ne çok eğilmeli, ne de çok tepeden bakılmalıdır. Herkes kendine göre açısını ayarlamalı ve uzun müddet aynı açıda kalabilmeyi başarabilmelidir.

KİTAP VE AKSESUAR

Kitap aksesuarsız okunmaz/okunmamalıdır. Kışın karda elinize taktığınız eldiven, yazın güneşte gözünüze taktığınız güneş gözlüğü ne ise kitabın yanında bulunan aksesurlar da odur. Bu aksesuarlar kitabın mütemmim cüz-i dir yani tamamlayıcısı.

Öncelikle kitap okuyacağımız masada ufak bir masa lambası olmasında büyük fayda var. Lambadan yayılan ışık oldukça loş olmalı ve gözü yormamalıdır. Lambanın görselliği sizin tercihiniz elbette ama ben eski tip masa lambalarından yana tercihimi kullanıyorum. Modernliğin kişiyi okuma konusunda motive etmediğini düşünüyorum.

Masa lambasının okuma üzerine en mühim katma değeri odaklanmadır. Özellikle kitap ve çalışma masası üzerini aydınlatan lamba, dikkat dağınıklığının önüne geçip müthiş bir derinleşme sağlar.

Aksesuar olarak renkli fosforlu kalem ve ince uçlu renkli kalemler bulundurmakta fayda var. Renkli kalem bulunamıyorsa sıradan bir kalem mutlaka bulunmalı.

Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ANITKABİR’de Atatürk’ün kitaplarını yakından incelediğinizde kitabın üzerinde bir çok yerde not alındığını görürsünüz. Ulu önderin bu yöntemi boşa yapılmış nafile bir çaba değildir.

KİTAP OKURKEN NEDEN NOT ALMALIYIZ?

Kitap okumak kitabı yazan kişiyle konuşmaktır. Yazarın düşüncelerine katılmak ya da onu eleştirmektir. Tüm bunları yaparken kendi düşünce dünyamızı devreye sokmaktır, bir şeyler katmaktır yani katma değer üretmektir. Düşünsel faaliyete başladığımızda okuduğumuz kitaptan lezzet alırız. Ayrıca aldığımız notları sonra dönüp okuduğumuzda kitabın bizlere vermek istediği ana fikri unutmamış oluruz. Kısacası işte tam da o zaman kitap hayatımıza dokunur.

KİTAP OKUMAYA NASIL BAŞLANMALI?

Diyelim bir kitap almak için kitapçıdayız. İlk yönleneceğiniz yer neresi olurdu? Diyelim kararsızsınız o zaman yapacağınız şey elinize aldığınız kitabın öncelikle arka kapağına bir göz atmak olmalı. Kitabın ne anlatmak istediğini size söyleyen, ana fikri hakkında bilgi veren tek nirengi noktası burası. Ardından ön kapağı aralayıp baskı sayısına ve basım tarihine bakmakta fayda var. Bu da bizim için yol gösterici olabilir .Kitabımızı aldık ve okumaya başlayacağız, kitabı daha kolay anlamamızı sağlamak için ön kapağı kaldırıp içindekiler kısmını şöyle bir gözden geçirmeliyiz. Kitabı okurken dolu dolu ve anlamlı bir okuma yapmak için bu işlem şart. İyi bir yayın evi ve sağlam bir editör de okuyacağınız kitabın ballı kaymağı.

NE TÜR KİTAPLAR OKUMALIYIZ?

İşte zurnanı zırt dediği yer burası. İnsan önce kendi iç dünyasına bir yolculuğa çıkmalı ve eksiklerini bilmeli. Çıktığı yolculukta hayata dair istekleri, öngörüleri, hayalleri, ihtiyaçları nelerdir bunları sorgulayabilmeli. Tüm bu sorgulayışlardan sonra devinim gösterip dönemsel çizgilerini belirleyebilmeli  ve okumalarını bu doğrultuda yapabilmelidir.

Yukarıda” kitapçıya girdiniz nereye yönlenirsiniz” sorusunu bu yüzden sordum? Yönünü bilmeyen insan hiç bir yere gidemez ve kaybolur. Rastgele kitaplar alır eline ve trend olmuş kitapları kovalar. Oysa ne istediğini bilen insan süratle istediği yere doğru hamle yapar.

Dönemsel okumalar en faydalı olanıdır. Din, din felsefesi, din ve bilim ilişkisi, evrim teorisi, tasavvuf,  dinler tarihi, kuran meali, tefsir, ilmihal, kelam, fıkıh, dünya klasikleri, Türk edebiyatı, dünya tarihi, yakın tarih, kişisel gelişim, iş ve girişimcilik kitapları, roman, deneme, sanat, şiir, siyaset, ekonomi, bilim kurgu.... her ne ise yeter ki ne okumak istediğinizi ve hayata dair neye ihtiyacınız olduğunu bilin. Çünkü hepimizin bir kalbi, bir beyni ve bir hayatı var...

Ziyan etmeyin/etmeyelim...

Av.İhsan ÖZTÜRK


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serdar 2 yıl önce

Güzel bir yazı. Hafif imla ve harf yanlışları da nazar boncuğu olsun

Avatar
Hasan 2 yıl önce

Harika bir yazı kitap okuma farkindalini çok iyi anladım çok önemli yerlere vurgu yapmışsınız teşekkür ederim

Avatar
Fyodor 2 yıl önce

Her şey ayrı yazılır hocam.