İşkence, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza veya işlemlerin yasaklanması

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. Maddesinde, hiç kimsenin işkenceye, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğunu bazı kararlarında dile getirmektedir.[1]

Terörizmle veya organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'nin bu hükmü uygulanmalıdır. Başka bir söylemle, Sözleşme'nin 3. maddesi ile işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza veya işlemler yasaklanmıştır.

Kötü muamele yasağı, Sözleşme'nin 15. maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbir istisnaya yer verilmeden uygulanmalıdır.[2]

Kötü Muamele Yasağı açısından şu hususlar dikkate alınmalıdır:

Minimum ağırlık eşiğinin aşılması

Bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunu söyleyebilmek için eylemin "minimum ağırlık eşiğini aşması gerekir.[3]

Bu asgari eşiğin aşılıp aşılmadığının tespit edilmesi açısından her olayın somut özellikleri gözetilerek bir değerlendirme yapılmalıdır. Burada muamelenin süresi, fiziksel ve manevi etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi unsurlar önemlidir. Bu unsurların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.

Örneğin, görevli memurun bir kişiye yönelik eyleminin anlık geliştiği, sürdürülmediği ve daha sonra da haksız eylemin devam ettiğine ilişkin bir iddianın da bulunmadığı olaylarda asgari eşiğin aşılmasından söz edilemeyecektir.

Örneğin; bir infaz koruma memurunun bir hükümlüye anlık bir tepkiden öte geçmeyen ve herhangi bir fiziksel müdahale içermeyen eyleminde, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmesi için gerekli asgari eşiği aştığı söylenemeyecektir.[4]

Muamelenin amacı ve kastı

Bir muamele veya cezanın kötü muamele olup olmadığını değerlendirebilmek için, muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik de dikkate alınmalıdır.[5]

Kötü muamelenin meydana geldiği ortam

Ayrıca kötü muamelenin heyecanın ve duyguların yükseldiği bağlamda meydana gelip gelmediğinin tespiti de dikkate alınması gereken diğer bir unsurdur.[6]

Kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirmesi

AİHM, bazı kararlarında, Sözleşme'nin 3. maddesinin “tartışılabilir” ve “makul şüphe uyandıran” kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir.[7]

Etkin soruşturmanın koşulları

AİHM etkin soruşturma yükümlülüğü için minimum standartlar getirmiştir. AİHM’ye göre bir soruşturmanın etkin olduğunun söylenebilmesi için şu koşulları taşıması gerekmektedir:[8]

1) Soruşturmanın bağımsız olması gerekir

2) Soruşturma tarafsız olmalıdır.

3) Soruşturma kamu denetimine açık olmalıdır.

4) Soruşturmada yetkili makamların özenli ve hızlı çalışması gerekir.

Etkin bir soruşturmanın varlığından söz edebilmek için yukarıda belirtilen koşulların sağlanması gerekir.

Usule ilişkin yükümlülükler (iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti edilmesi)

Devletin bireyleri koruma yükümlülüğü sadece esasa ilişkin değildir; koruma yükümlülüğünün usule ilişkin boyutu da bulunmaktadır.

Usule ilişkin yükümlülükler, AİHS’de düzenlenen hakların teorik veya hayali olmayıp etkili ve uygulanabilir olmasının zorunlu bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aksi takdirde polis veya diğer kamu görevlileri tarafından yapıldığı ileri sürülen kötü muamele yasağının ihlali iddialarının soruşturulması, kötü muamele yasağının temel ve mutlak niteliğine rağmen uygulamada etkisiz kalacak ve bazı durumlarda devlet görevlilerinin cezasız kalmasına yol açacaktır.[9]

AÎHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir.[10]

Gözaltı sırasında polislerce yapılan kötü muamele

AİHM bir kararında, başvuru sahibine gözaltı sırasında polislerce yapılan kötü muamele nedeniyle Fransa'yı işkenceden dolayı sorumlu tutmuştur. AİHM, bu kararında açıkça, "işkence" kavramının insan hakları alanındaki mevcut ihtiyaçlar nedeniyle güncelleştirilmiş bir yoruma konu olması ve bir zamanlar "kötü muamele ya da insanlık dışı " nitelenen bazı eylemlerin bundan böyle işkence olarak nitelenmesi gerektiğini hüküm altına almıştır.[11]

Tutuklu veya gözaltında olan kişiye karşı maddi güç kullanımı

Tutuklu veya gözaltında olan kişiye karşı maddi güç kullanımı da, ilgili kişi davranışı ile bunu mutlak şekilde zorunlu kılmamışsa, onur kırıcı muamele sayılır.[12]

Suç ve ceza arasındaki açık ve aşırı orantısızlık

Soruşturma ve kovuşturma şartları, suçla mücadelede karşılaşılan açık güçlükler bireyin vücut bütünlüğünü koruma konusundaki yükümlülükleri sınırlamamaktadır. Bazen Suç ve ceza arasındaki açık ve aşırı orantısızlık, somut olayın durumuna göre, gayri insani muamele niteliği kazanabilecektir.[13]

Hükümlünün yer değiştirme sırasında güvenlik gerekçesiyle bir elinin ve ayağının aynı kelepçe ile zapt edilmesi

Komisyon; mahkûmun, yerinin değiştirilmesi sırasında güvenlik gerekçesiyle bir elinin ve ayağının aynı kelepçe ile zapt edilmesini "insanlık dışı muamele" olarak değerlendirmiştir.[14]

(Bu köşe yazısı, sayın Dr. Suat ÇALIŞKAN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

----------------------------------

[1] bkz. Selmouni/Fransa, B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,6/4/2000, § 119.

[2] bkz. Selmouni/Fransa, B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,6/4/2000, § 119.

[3] bkz. Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No: 13134/87, 25/3/1993 § 30.

[4] Anayasa Mahkemesi, Birinci Bölüm, Başvuru Numarası: 2012/969, KT: 18.9.2013: “ Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Bandırma M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memuru olarak görev yapan M. T.’nin, kendisine karşı kasten yaralama suçuna teşebbüs ettiği ve hakaret suçunu işlediği iddiasıyla yaptığı şikâyet üzerine yürütülen adli sürecin etkisiz olması nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.”

[5] Aksoy/Türkiye, B. No: 21987/93, 18.12.1996, § 64; Eğmez/Kıbrıs, B. No: 30873/96, 21.12.2000, § 78; Krastanov/Bulgaristan, B. No: 50222/99, 30.9.2004, § 53).

[6] Eğmez/Kıbrıs, § 53; Selmouni/Fransa [BD], B. No: 25803/94, 28.7.1999, § 104.

[7] bkz. Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye, B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48.

[8] bkz. Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

[9] Assenov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28.10.1998, § 102; Labita/İtalya, §§ 131-136.

[10] Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05, 45001/05, 5.7.2011, §§ 90, 91.

[11] 28 Temmuz 1999 tarihli Selmouni/ Fransa kararı.

[12] AİHM, Mouısel v. Fransa, E: 67263/01, T: 14.11.2002.

[13] AİHM, Mouısel v. Fransa, E: 67263/01, T: 14.11.2002.

[14] Komisyon, Wiechert/F. Almanya kararı.