Litikafobi, yargılanmaktan, dava edilmekten ve mahkeme salonunda bulunmaktan duyulan irrasyonel korkudur. Litikafobikler sürekli olarak yargılanacağı veya aleyhinde bir dava açılacağı, tutuklanacağı veya cezaevine düşeceğine ilişkin asılsız bir korku duyarlar. Bu fobiden muztarip biri, bir davayı gerçekten tecrübe etmek bir yana, yalnızca davaları düşünmekten bile çok yüksek miktarda kaygı yaşayabilir. Kaygıları o kadar yoğun olabilir ki, bunun sonucunda tam bir panik atak geçirebilirler ve hatta hastaneye yatırılmaları gerekebilir.

Litikafobi rahatsızlığı olan biri yaşadığı kaygının derecesine göre fiziksel olarak; sıcak basmaları veya titreme, baş ağrısı, terleme, nefes darlığı, mide bulantısı, boğulma hissi hızlı kalp atışı (taşikardi) mide bulantısı, baş dönmesi, baygın hissetmek, uyuşma, kuru ağız, kulak çınlaması, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı, konfüzyon (kafa karşılıklığı), hiperventilasyon (hızlı nefes alıp verme), yüksek kan basıncı belirtilerinin bir veya birkaçını yaşar. Psikolojik olarak ise; mahkeme salonunda bulunma korkusu, umutsuzluk hissi, sosyal olarak geri çekilme, kontrolü kaybetme korkusu, kendine zarar verme korkusu, alay edilme korkusu, avukat/savcı/hakim korkusu, tutuklanma korkusu, kendini suçlama, kopukluk hissi, Çaresizlik hissi, bilinç bulanıklığı, konsantrasyon eksikliği, sinirli ruh hali, reddedilme korkusu hissedebilir.

Litikafobik kişiler genellikle bir davaya maruz kalmamak için çok özen gösterirler, gündelik hayatlarında haklı oldukları halde yargılama sürecine maruz kalmamak için haklarından feragat edebilirler. İronik bir şekilde genellikle litikafobikler kanunlara uyan ve aslında bir dava ile karşı karşıya kalma konusunda endişelenmek için gerçek bir nedenleri olmayan kişilerdir. Yargılanmak bir yana  bir davada duruşma salonunda tanık olarak dinlenilmek bile onlarda paniğe neden olabilir. Bir boşanma davasında basit bir olguyla ilgili olarak dinleteceğimiz tanıkta litikafobi o kadar yoğundu ki duruşma beklerken ve duruşma sırasında semptomların birçoğunu gösteriyordu. Duruşma salonunda bildiklerini doğru dürüst anlatamadı ve duruşma salonundan tam anlamıyla dayak yemiş gibi bitkin ayrıldı.

Litkafobinin nedenleri konusunda bilim adamları arasında fikir birliği yoktur. Genetik faktörler, fobiye yatkınlık gibi içsel nedenler litikafobiye yol açabileceği gibi, çocukluk travmalarının da litikafobiye neden olabileceği kabul edilmektedir. Kendisi veya bir yakını (ebeveyn, kardeş, çocuk) travmatik bir dava süreci yaşamış kişilerde litikafobi sık görülmektedir.

Hukuk konusundaki bilgisizlik ve deneyimsizlik de litikafobiye sebep olabilmektedir. Hukuki bilgisi film, dizi ve romanlardan edindiği şeylerden ibaret biri bir dava ihtimalinde kolaylıkla litikafobik olabilir. Mesleki eğitiminin yetersiz ve kalitesiz olduğu ülkemizde mesleki yetersizlik duygusu yaşayan hukuk profesyonellerinde bile meslek hastalığı olarak litikafobiye rastlanabilmektedir. Bir atölye çalışmamızda emeklilik yaşındaki bir kadın avukat, mesleki yaşamı boyunca mahkeme salonlarından korktuğunu, meslek yaşamını kâbus gibi litikafobik ataklarla geçirdiğini itiraf etmişti.  Duruşmaya girmek için geldiği adliye sarayının kapısında litikafobi nedeniyle her defasında panik atak geçiren ve bu nedenle, önce dava üstlenmeyi,  bir süre sonra da mesleğini yapmayı tamamen bırakan birkaç avukat tanıdığım var.

Davaların yoğun olarak yaşandığı, yargıya güvenin az olduğu, haksız tutuklamaların sık yaşandığı, hukuki güvenliğin ve öngörülebilirliğin olmadığı, hukukun irrasyonel işlediği, davaların yıllarca sürdüğü, hukuk profesyonellerinin bile mesleğini güven içinde yapamadığı korku toplumlarında litikafobiye daha sık rastlanması doğaldır. Litikafobi, tıbben irrasyonel bir korku olarak tanımlanmasına karşın, bu toplumlarda irrasyonalite büyük ölçüde kişiden değil, hukuk sisteminden kaynaklanmaktadır. Bu toplumlarda hukuk sistemi, toplumsal litikafobi üretir. Bu hukuk sistemlerine litikafobist hukuk sistemleri diyebiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adalet 1 hafta önce

Bu korkunun Türkiye'de görülmesi mümkün değil. Çünkü adalet yok.