AVUKATLIK KANUNU M.5/A’DA SAYILAN...

02 Nisan 2020, 09:07 0 Yorum

Ceza Muhakemesi Hukuku’ nun birçok yapısal sorunu bünyesinde barındıran ve uygulamada en çok tartışılan konularından biri olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu (HAGB), sonuçlarını sadece ceza yargılamasında değil disiplin yargılamasında da göstermektedir. Disiplin hukuku açısından etkisini değerlendirebilmek için kurumun esasına ve hukuki niteliğine ilişkin açıklama yapmak gerekmektedir. Öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı belirlenen cezanın sanığın kişiliğine uydurulmasını sağlayan,  sanık hakkında verilen cezanın hukuki sonuç doğurmayacağını garanti eden bir kurum olarak Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’ nda düzenlenmiştir. Şartlarının neler olduğu ayrıntılı olarak CMK m. 231’ de belirtilmiştir. Maddenin gerekçesinde, bu kurumun düzenleniş amacı, “Hâkim, sanığın suçluluk ve kusurluluğunu saptamakla beraber cezaya hükmetmeyi geri bırakmakta ve onu belirli bir süre içinde denetim altında tutmaktadır. Davranışları, tâbi tutulduğu denetim süresi içinde olumlu bulunduğu takdirde suçlu için bir mahkûmiyet kararı verilmemektedir. Böylece deneme süresini başarıyla geçirmiş olan suçlu, damgalama süreci dışına çıkarılmakta, bir yargı kararına muhatap olmamaktadır. Bu kurum, çağdaş ceza hukukunun amaçlarından biri olan kişiyi mümkün olduğu kadar damgalamamayı ve toplum ile uyum sağlanmasını gerçekleştirici bir uygulama niteliğindedir.” olarak gösterilmiştir.

GÜNCEL DEĞİŞİKLİKLER IŞIĞINDA...

30 Mart 2020, 08:06 0 Yorum

Koronavirüsün tüm dünyada ve ülkemizde de etkisini hızla arttırdığı bugünlerde, ekonomik kriz yahut zorlayıcı sebepler sonucu işgücüne ihtiyacın tümden veya kısmen ortadan kalktığı bu dönemde işverenler, işçilere ücret ödemekten kurtulmayı kendince bir çözüm olarak görmektedirler. Buna karşın aynı dönemde işlerini kaybetmeden belli bir ölçüde gelire sahip kılınması da işçi tarafının beklentisidir. Bu bağlamda,  Koronavirüs nedeniyle iş yerlerinin ve çalışanların zarar görmemesi ve mağdur olmaması bakımından farklı tedbirlerin alınması gerekmektedir.  Çalışma yaşamında esas olan iş ilişkisinin devamının sağlanması,  iş sözleşmesinin sona ermesinin önüne geçilmesidir. Sözü edilen durumlarda iş ilişkisinin devamının sağlanması ve dolayısıyla iş sözleşmesinin erdirilmeden önce, fesihten daha hafif farklı farklı tedbirlerin alınması gerekmektedir. Belirtilen tedbirler,  kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin, ücretli izin, telafi çalışması, kısmi süreli çalışma, evde çalışma gibi uygulamalardır. Zorlayıcı sebeplerin varlığı halinde uygulanacak en önemli tedbirlerin başında ise, kısa çalışma uygulaması gelmektedir. Bu yazımızda; İşverenlerin, işçilerin, yöneticilerin yanı sıra konuyla ilgisi bulunan herkesin bilgilenmesi amacıyla, “kısa çalışma” ve “kısa çalışma ödeneğinin” ne olduğu, hangi hallerde uygulama alanı bulduğu konularından güncel kanun değişiklikleri ışığında bahsedeceğiz.