banner647

13 Mayıs 2022

5275 SAYILI KANUN’UN 105/A MADDESİNDEKİ DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ

Denetimli serbestlik tedbiri ile hükümlünün toplum içinde takip ve denetiminin sağlanarak toplum içinde iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması, mağdurun ve toplumun korunması amacı taşınmaktadır. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesindeki denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilmek için; a) açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitim evinde bulunmak veya açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamamak veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilmek b) koşullu salıverilmesine 1 yıl veya daha az süre kalmak (5275 sayılı Kanun’un 105/A/3-a-b maddesinde, koşullu salıverilmeye 2 ve 3 yıl ile daha az süre kalan hükümlülerin denetimli serbestliğe ayrılması belirtilmektedir.) c) İyi halli olmak d) Talepte bulunmak gerekir.

Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlüler hakkında, koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürede 5275 sayılı Kanunun 105A/5 maddesinde belirtilen yükümlülüklerden bir veya birden fazlasının uygulanmasına denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir.

105/A/5 maddede belirtilen yükümlülükler; a) kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılma b) bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma c) belirlenen yer veya bölgelere gitmeme d) belirlenen programlara katılmadır.

105/A/6 maddeye göre denetimli serbestlik tedbirinin sona erme sebepleri;

1-Hükümlünün ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne 5 gün içinde müracaat etmemesi,

2-Hakkında belirlenen yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi,

3-Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesidir.

Bu hallerde denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hakimliğince karar verilir.                                                                                     

Şimdi 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesindeki denetimli serbestlik tedbiri ile ilgili bazı konulara ilişkin açıklamalara geçebiliriz:

Cezaların toplamalı olması halinde her bir ceza için ayrı ayrı denetimli serbestlik tedbirinden yararlanılamaz. Toplam ceza üzerinden 1 kez denetimli serbestlik tedbirinden yararlanılabilir. Çünkü denetimli serbestlik tedbiri koşullu salıverilmeden önce yani koşullu salıverilme içerisinde bir süreçtir ve koşullu salıverilme için de 5275 sayılı Kanun’un 99. maddesi gereğince cezaların toplanması gerekir. Kişi hakkında toplamalı cezada tek bir koşullu salıverilme kararı verilir. Yine denetimli serbestlik tedbirinde her bir ceza için ayrı ayrı değil tek bir iyi hal kararı verilir, zira hükümlünün iyi hali her bir cezaya ilişkin bölünemez. Hükümlünün koşullu salıverilme tarihinden sonra kesinleşen cezası için ise hükümlü ayrıca denetimli serbestlik tedbirinden faydalanabilir, koşullu salıverilmeden sonra kesinleşen bu ceza toplama kararına dahil edilmez.

Toplamalı cezalarda, 7242 sayılı Kanunla getirilen 5275 sayılı Kanun’un geçici 6/1 maddesindeki 3 yıllık (geçici 6/2 maddedeki daha fazla) denetimli serbestlik tedbirinden yararlanmak için toplama kararındaki suçlardan birinin istisna suçlardan olmaması gerekir. İstisna suçun varlığı halinde denetimli serbestlik tedbiri süresi 1 yıl olacaktır, zira yukarıdaki paragraftaki açıklama burada da geçerli olacak ve hükümlü hakkında her bir ceza için değil toplam ceza için tek bir iyi hal ve koşullu salıverilme kararı verilebilecektir. Ayrıca 7242 sayılı Kanun ile denetimli serbestlik tedbiri kararı verilebilmesi için iyi hal şartının kaldırılmadığı belirtilmelidir.

Hükümlünün denetimli serbestlikte iken tutuklanması durumunda hükümlülük tutukluluktan önce geldiğinden cezaevinde öncelikli olarak hükümlünün denetimli serbestlik tedbirinden yararlandığı cezasının infazı yapılacaktır. Hükümlü denetimli serbestlikte iken Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 87/3 maddesi gereğince yeni gelen başka bir cezası nedeniyle ceza infaz kurumuna alınmış ve toplama yapıldığında yine süre olarak denetimli serbestlik tedbirinden faydalanması gerekiyorsa infaz hakimliğinden yeni koşullu salıverilme tarihine göre denetimli serbestlik tedbiri kararı alınarak denetimli serbestliğe devam edilir. Hükümlünün denetimli serbestlikte iken yeni gelen cezası nedeniyle toplama yapıldığında denetimli serbestlik tedbiri için cezaevinde yatması gereken süre oluyorsa, hükümlünün eksik süreyi cezaevinde tamamlaması gerekir, ancak cezaevindeki süreye denetimli serbestlikte geçen süre ilave edilmez, daha önce geçirilen denetimli serbestlik tedbiri süresi, hükümlünün cezaevinden serbest bırakılmasında istifade edeceği kalan denetimli serbestlik süresine ilave edilerek işlem yapılır. Hükümlü 3 yıllık denetimli serbestlikte iken 1 yıllık denetimli serbestlikten istifade edilebilen yani istisna suçlardan bir ceza gelip toplama yapıldığında, artık hükümlü istisna suç nedeniyle 3 yıl değil 1 yıllık denetimli serbestlik tedbiri süresinden istifade edebileceğinden denetimde iken 1 yıldan fazla süre geçmiş ise bu sürenin tamamı denetimli serbestlik tedbirinden istifade olarak ceza süresinden sayılır ve hükümlü kalan cezasını ceza infaz kurumunda tamamlar, ayrıca 1 yıldan fazla yararlanılan denetimli serbestlik tedbiri süresi hakkaniyet gereği tekrar ceza infaz kurumunda çektirilmez; denetimli serbestlikte iken 1 yıldan az süre geçmiş ise, hükümlü ceza infaz kurumuna alındığında koşullu salıverilmeden önce 1 yıldan arta kalan cezası için denetimli serbestlik tedbirinden istifade ettirilir.

7242 sayılı Kanunla getirilen 5275 sayılı Kanun’un geçici 9/5 maddesindeki hükümlülere verilen covid 19 izninin süresi 31/05/2022 tarihinde bitecek olmakla, denetimli serbestlik tedbiri hükümlülerinin, 5275 sayılı Kanun’un 105/A/6-a maddesindeki 5 günlük sürede denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmemesi doğrudan açık ceza infaz kurumuna gönderilme sebebi sayılabilir mi?  Bu soruya olumsuz cevap verilmelidir. 5 günlük süre ceza infaz kurumundan ilk defa denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmek üzere ayrılanlar için söz konusu olup burada ise kanun gereği denetimli serbestlik tedbirinin başlamış olması durumu vardır. Zira izin denetimli serbestlik tedbirinin başlaması ile kullanılabilir. Kanun da hükümlülerin izinli sayılmasından bahsetmektedir. Denetimli serbestlik tedbirinin başlamış olduğu kabul edildiğine göre hükümlünün izinden dönmemesi ihtar durumuna göre denetimli serbestlik tedbirinin uyarı gerektiren ihlali mahiyetindedir ve bu sebeple doğrudan açık ceza infaz kurumuna gönderme kararı verilemez.

Hükümlünün ceza infaz kurumundan serbest bırakılmasından sonra denetimli serbestlik müdürlüğüne 5275 sayılı Kanun’un 105/A/6-a maddesindeki 5 günlük sürede müracaat etmemesi halinde açık ceza infaz kurumuna gönderme tarihi, cezaevinden serbest bırakılma tarihi değil, serbest bırakılma tarihinden itibaren müracaat etmesi gereken süre sonunun ertesi günüdür. Denetimli serbestlik tedbiri farklı bir müessese olup devam eden bir süreçtir ve istisnalar haricinde kural olarak belli hususlarda ihlale ihtiyaç vardır. Buna göre 5. gün hükümlünün müracaat etmemesi ile ihlal gerçekleşmekte ve açık ceza infaz kurumuna gönderme sebebi bu tarihte oluşmaktadır.

Hükümlülerin iznine ilişkin Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 43/5. maddesinde “ Yükümlü, hakkında belirlenen yükümlülükleri etkisiz kılacak ya da aksatacak şekilde müdürlüğün yetki sınırları dışına izinsiz olarak çıkamaz.” şeklindeki hükümde yer alan “yükümlülükleri etkisiz kılacak ya da aksatacak şekilde” ibaresi infaz hakimliğince ihlale ilişkin değerlendirmede göz önünde bulundurulmalıdır. Hükümlü ailesi ile görüşme, iş arama ve diğer sebeplerle başka bir şehre ve yere gitmesine rağmen zamanında gelip yükümlülüklerine uymuşsa maddedeki bu ibare gereğince izinsiz şehir dışına gitmek ihlal sayılmamalıdır, zira günümüzde ulaşım imkanları üst seviyede olup bu imkanları yok sayamayız.

671 sayılı KHK’nin 32. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’a geçici 6. madde eklenerek 01/07/2016 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından istisna suçlar haricinde 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin 1. fıkrasında yer alan 1 yıllık denetimli serbestlik tedbiri süresi 2 yıla çıkarılmış, 7242 sayılı Kanun ile aynı geçici madde değiştirilerek 30/03/2020 tarihine kadar işlenen suçlarda 1 yıllık süre 3 yıla çıkarılmıştır. (geçici 6/2 maddedeki hallerde bu süre daha fazladır.) Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 44/3. maddesinde ise “ Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün ikinci kez uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde üçüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır.  ….  (çocuklar için maddenin devamında dört ihlalin bulunması gerektiği belirtilmiştir.)” hükmü bulunmakta olup maddedeki “ Yükümlünün ikinci kez uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde üçüncü ihlalin tespit edilmesi” ifadesi dikkate alındığında her 3 ihlalin de 1 yıl içerisinde mi yapılması gerekir, yoksa 3. ihlal, 1 yıldan sonra olsa bile 2. ihlal tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde olsa yeterli olur mu? Bu soruya her 3 ihlalin de 1 yıl içerisinde olması gerekir şeklinde cevap verilmelidir. Zira Yönetmeliğin geçici maddeler göz önüne alınarak düzenlendiği söylenemez. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönemeliği’nin bu husustaki düzenlemesi 5275 sayılı Kanun’un 105/A/1. maddesindeki 1 yıllık denetimli serbestlik tedbiri süresi esas alınarak yapılmıştır. Yani geçici maddeler olmasaydı zaten 3 ihlalin bu 1 yıllık sürede yapılması gerekecekti. 1 yıl, takvim yılı değil 1. ihlal tarihinden itibaren başlayan 1 yıllık süredir. Ayrıca şunu da söylemek gerekirse, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin değiştirilerek 10/11/2021 tarihinde yürürlüğe girmesi ile ısrar şartının 2 ihlalden 3 ihlale çıkartılması nedeniyle daha önce 2 ihlale göre verilen açık ceza infaz kurumuna gönderme kararları için uyarlama kararı verilemeyecektir. Çünkü bu değişiklik infaz rejimine ilişkin olup derhal uygulanması gerekmekte ve geçmişe uygulanamamaktadır.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 81/9-c ve ç maddelerinde hükümlünün bir iş sözleşmesine dayanarak çalışması veya kendi işini kurup işletmesi, kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılma yükümlülüğüne ara verme sebebi olarak düzenlenmiş ve bunun için sunulan belgelere göre infaz işlemleri değerlendirme komisyonunun karar vermesi aranmıştır. 81/2 maddede bu yükümlülüğün süresinin hükümlünün denetimli serbestlik süresinin üçte biri olduğu belirtilmiştir. Hükümlünün sigortalı ya da bağkurlu bir işte çalışmaya başlamasından itibaren komisyon tarafından ara verme kararı verilmeden önce kamuya yararlı bir işte çalıştırma yükümlülüğüne gitmemesi ihlal sayılır mı? Komisyonun ara verme kararı vermesi ile daha önce hükümlünün kamuya yararlı bir işe çalışmaya gitmediği, ancak o günlerde sigortalı ve bağkurlu çalıştığı günler ihlal olarak değerlendirilemez. Çünkü 81/1 maddede belirtilen kamuya yararlı bir işte çalıştırmadan beklenen “ hükümlünün kurallara uyma becerisi ve çalışma disiplini kazanması, başkalarının haklarına saygı göstermesi, zamanı planlaması, bir meslek edinerek kendi işini kurması veya bir iş edinmesi ile iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması” amaçları zaten sigortalı ve bağkurlu çalışmayla gerçekleştirilmiş olacaktır. Hatta amaç bu olunca hükümlünün sigortalı ve bağkurlu olarak çalıştığı günler denetimli serbestlik müdürlüğünce tespit edilerek kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılma yükümlülüğünden düşülmelidir. Çünkü 81. maddedeki kamuya yaralı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılma 65. maddedeki kamuya yararlı bir işte çalıştırmadan farklıdır. 65. maddede kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak düzenlenen kamuya yararlı bir işte çalıştırma,  hükümlünün topluma verdiği zararın kamu hizmetinde ücretsiz olarak çalıştırılarak geri ödenmesi olduğu söylenerek bunun bir yaptırım (ceza) olduğu belirtilmişken 81. maddede hapis cezasının denetimli serbestlik tedbiri altında infaz edilirken düzenlenen yükümlülüklerden birisi olarak belirtilmiştir. Bu nedenle 81. maddedeki kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılmanın 65. maddedeki gibi mutlaka yerine getirilmesi gerekmeden onun yerini alan sigortalı veya bağkurlu bir işte çalışmakla yerine getirilmesi mümkündür, Yönetmeliğin buna imkân tanıdığını kabul etmek gerekir. Hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri sonuna kadar sigortalı veya bağkurlu işte çalışmış olması halinde kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması yükümlülüğünü yerine getirmesinin kendisinden istenmeyecek olması da aynı sonucu doğrulamaktadır.

Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılma yükümlülüğüne ara verilmesi durumunda hükümlünün sigortalı veya bağkurlu olarak çalıştığı işi konusundaki ihlalinin, mesela yapılan denetimde iş yerinde çalışmadığının anlaşılmasının Yargıtay kararları gereğince yükümlülük ihlali olmayıp kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalışma yükümlülüğünün devamını gerektiren bir sebep olduğundan denetimli serbestlik müdürlüğünce kamuya yararlı işte ücretsiz çalışma yükümlülüğünün uygulanmasına başlanması gerekmektedir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2017/1194 esas, 2017/1651 karar sayılı kararında,  Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 15/4-c maddesi gereğince denetim planı hazırlanırken "yükümlünün ihtiyaçlarının, uygunluğunun ve becerilerinin" dikkate alınması, gerektiğinde bu hususlar için sağlık raporu alınması gerektiği belirtmiştir.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 82. maddesindeki bir konutta denetim ve gözetim altında bulundurulma yükümlülüğü düşük ve orta riskli hükümlüler hakkında uygulanabilir mi? Maddede bu konuda bir açıklık yoktur, ancak maddede yüksek riskli hükümlüler için ayrıntılı düzenleme ve anlatım yapılmıştır. Bu yükümlülüğün ağır bir yükümlülük olduğu ve yüksek riskli hükümlülerin açıkça maddede düzenlendiği göz önünde bulundurularak maddenin düşük ve orta riskli hükümlüleri kapsamadığı sonucuna varılacaktır. 83. maddedeki bir bölgede denetim ve gözetim altında bulunma yükümlülüğünün düşük, orta ve yüksek riskli hükümlüler için uygulanma şeklinin ayrıntılı düzenlenmiş olması da dikkate alındığında aynı sonuca ulaşılacaktır. Yani 82. maddedeki yükümlülüğün düşük ve orta riskli hükümlüler için de uygulanması istenseydi maddede açıkça bu husus yazılırdı. Buna göre hükümlü düşük veya orta riskli olmasına rağmen hakkında 82. maddedeki bir konutta denetim ve gözetim altında bulundurulma yükümlülüğünün uygulanmasına karar verilmiş ve hükümlü bu yükümlülüğe uymayıp ihlal etmiş ise hakkında bu yükümlülük uygulanamayacak olan hükümlü hakkında infaz hakimliğince ihlalin gerçekleştiğine dair karar verilmemesi gerekir.

Yabancı uyruklu hükümlülerin denetimli serbestlik tedbiri için ceza infaz kurumundan ayrılmalarında bazen serbest bırakılmayıp polise teslim edildikleri olmaktadır. Denetimli serbestlik müdürlüğü ise bu durumu bilmeden hükümlünün süresinde müracaat etmemesi sebebiyle infaz hakimliğinden açık ceza infaz kurumuna gönderilmesini talep etmektedir. Böyle bir durumda infaz hakimliğince, denetimli serbestlik müdürlüğünden, yabancı uyruklu hükümlünün ceza infaz kurumundan ayrılışında emniyete teslim edilip edilmediği, teslim edilmişse emniyetteki akıbetinin ne olduğunun ceza infaz kurumundan ve ilgili emniyet müdürlüğünden sordurulması istenmeli ve sonucuna göre hükümlünün ihlal kastı olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmelidir.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 86/2 maddesi gereğince, İçişleri Bakanlığı’nca ülkede kalmasında sakınca olduğu bildirilen yabancı uyruklu hükümlüler hakkında, denetimli serbestlik tedbiri olarak koşullu salıverilme tarihine kadar ülke sınırları içine girmeme yükümlüğü verilebilecektir. Böyle bir durumda hükümlünün idari makamlarınca sınır dışı edilmesi gerekir. Denetimli serbestlik müdürlüğünce yükümlülük sonrasında yapılan kontrolde hükümlünün ülke sınırlarını terk etmediğinin tespit edilmesi halinde vereceği ihlal kararının infaz hakimliğince kaldırılması gerekir. Zira yükümlülük, hükümlünün ülke sınırlarını kendiliğinden terk etmesi değil, ülke sınırlarına girmemesidir. Bunun için de önce sınır dışı edilmesi gerekir.

Hükümlünün denetimli serbestlik tedbirini ihlalde ısrar etmesi veya ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi durumunda Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 87/1. maddesinde “ ……….komisyon kararı üzerine koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesi, infaz hakiminden talep edilir. İnfaz hakiminden karar gelene kadar, denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilir.” hükmü bulunmaktadır. Bu şekilde hükümlünün 3. ihlalinden veya ceza infaz kurumuna geri dönme talebinden sonra, infaz hakimliğince açık ceza infaz kurumuna gönderilme talebi reddedilirse hükümlünün bu arada denetimli serbestlik tedbirine devam etmiş olduğu günlerin cezasından sayılmasında sorun yoktur. Ancak hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesi kararı verilmesi durumunda, aradaki yerine getirmiş olduğu denetimli serbestlik tedbiri süreleri cezasından mahsup edilebilecek midir? Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2019/3079 esas 2021/7995 karar 07/05/2021 tarih sayılı kararıyla bu soruya olumsuz olarak cevap verilmiştir. Denetimli serbestlik kurumu hukukumuza girmeden önce hükümlünün sadece bilfiil infaz ettiği sürelerin mahsup edilmesi tabii idi. Ancak denetimli serbestlik kurumu hukukumuza girdikten sonra denetimli serbestliğin mahiyetine göre soruna çözüm bulmak daha doğru olacaktır. Ayrıca maddede açıkça “İnfaz hakiminden karar gelene kadar, denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilir.” denilmesine göre hükümlünün Devletin bir kurumunun Yönetmelikteki norma göre verdiği kararına binaen yükümlülüklerini yerine getirip daha sonra Devlet tarafından aldatılması mümkün olmadığından bu sürelerin cezasından mahsup edilmesi yani denetimli serbestlik tedbiri süresinden sayılması hem hakkaniyet gereği hem de maddenin açık lafzı gereği olacaktır. 3. ihlalden ya da ceza infaz kurumuna geri dönme talebinden sonra hükümlünün iyi niyetle sonraki ilk ihlale kadar yerine getirdiği denetimli serbestlik tedbiri süresinin tamamı ile bu ihlalden sonra sadece bazı günler denetime uymuşsa tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği günler tek tek mahsup edilmelidir. 3. ihlalden ya da ceza infaz kurumuna geri dönme talebinden sonra ihlal yoksa denetimli serbestlik dosyasının kapatılmasına kadar olan süre mahsup edilmelidir. Hükümlü için açık ceza infaz kurumuna gönderme talebi yapılan süreçteki denetimli serbestlik tedbiri sürelerinin mahsup edilmesi istenmiyorsa Yönetmelikteki “İnfaz hakiminden karar gelene kadar, denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilir.” hükmü kaldırılmalı ve hükümlünün dosyası 3. ihlal ya da ceza infaz kurumuna geri dönme talebinden sonra kapatılmalıdır.

Sonuç olarak; denetimli serbestlik tedbiri ile ilgili bir meselede çözüm bulmada, denetimli serbestlik tedbirinin mahiyeti, özellikle devam eden bir süreç oluşu ve ilgili yükümlülüğün amacı öncelikle göz önünde bulundurulmalıdır.

Cumhur ŞENGÜL
İstanbul İnfaz Hakimi

banner626
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.