banner590

04 Ocak 2021

Acentenin Denkleştirme İstemi Hangi Hallerde Doğabilir?
banner580

Acentelik sözleşmeleri Türk Ticaret Kanunu’nun 102. Maddesinde düzenlenmiş olup ilgili maddede acente ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse olarak tanımlanmıştır.

Bu tanım çerçevesinde acentelik ilişkisinin unsurları;

- Bir ticari işletmenin sözleşmelerine aracılık edilmesi ve bu sözleşmelerin Müvekkil adına yapılması,

- Acentenin bu faaliyetlerinin süreklilik arz etmesi ve faaliyetlerin meslek olarak sürdürmesi,

- Acentenin faaliyetlerini sözleşmeye bağlı olarak belirli yer veya bölge içerisinde gerçekleştirilmesi olarak özetlenebilir.

Acentelik sözleşmesi kapsamında acentenin kendi bölgesi içinde Müvekkilinin iş ve faaliyetlerini yürütme, piyasa koşullarını takip etme, bağımsız faaliyetine zarar vermeyecek ölçüde Müvekkilinin emir ve talimatlarına uygun davranma, ödeme ve teslimat işlemlerini zamanında ve gereği gibi yerine getirme, gerektiği durumlarda Müvekkilin lehine hukuki koruyucu ve önleyici tedbirleri alma, müşterilerini özenle seçme, rekabet etmeme ve gizlilik hükümlerini ihlal etmeme gibi yükümlülükleri bulunmaktadır.

Bu faaliyetlerinin karşılığında acentenin ücret talebinde bulunma, aksi acentelik sözleşmesinde kararlaştırılmışsa bulunduğu bölgede münhasıran faaliyetlerini sürdürme, olağanüstü giderlerin tazminini talep etme ve kanuni şartların gerçekleşmesi halinde sözleşmenin feshi sonrası denkleştirme isteminde bulunma hakları mevcuttur.

Acentenin sayılan bu hakları arasında en önemlilerinden biri olan, uygulamada “portföy akçesi”, “denkleştirme tazminatı” ve “müşteri tazminatı” olarak da bilinen ancak hukuki anlamda bir tazminat kalemi olmayan denkleştirme istemi işbu makalemizin inceleme konusu olacaktır.

DENKLEŞTİRME İSTEMİNİN KANUNİ DAYANAĞI VE DÜZENLENME AMACI

Acentenin denkleştirme istemi Türk Ticaret Kanunu’nun 112. Maddesi ile düzenlenmiş olup ilgili Kanundan önce acentenin denkleştirme istemine ilişkin kanuni bir düzenleme bulunmamaktaydı. Ancak acente ile Müvekkil arasındaki ilişki; sözleşmenin çoğu zaman uzun süreye yayılması, süreklilik arz etmesi,  acentenin faaliyetleri kapsamında ileride elde edeceği kazançlara duymuş olduğu güvenle işletmesine yapmış olduğu yatırım ve ortaya koymuş olduğu emek  göz önünde bulundurulduğunda acentenin kendi çabasıyla biriktirdiği müşterilerini sözleşme ilişkisi bittikten sonra Müvekkilin kullanımına bırakmak zorunda kalması hakkaniyete uygun bulunmayıp denkleştirme istemini ortaya çıkarmıştır.

Bu sebeple denkleştirme isteminin amacı acentenin faaliyetleri sonucu ortaya çıkan ancak sözleşmenin sona ermesi sebebiyle Müvekkil tarafından karşılığı ödenmeden faydalanılacak olan menfaatler için hakkaniyet ilkesi gereğince acenteye maddi bir menfaat sağlamaktır. Acente müvekkil için ortaya koyduğu yatırım ve emekle sözleşmenin sona erdikten sonra da yararlanılabilecek bir portfolyo oluşturmuş ve karşılığını almaktan mahrum kalmıştır. Denkleştirme istemi acentenin kurmuş olduğu ilişki ile güvenlerini kazanarak Müvekkil için yaratmış olduğu müşterilerin bir karşılığıdır.

DENKLEŞTİRME İSTEMİNDE BULUNABİLMEK İÇİN SAĞLANMASI GEREKEN KANUNİ ŞARTLAR

TTK’nın 112. Maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sonra ermesinden sonra acentenin denkleştirme isteminde bulunabilmesi için;

- Müvekkilin acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi,

- Acentenin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılan yahut kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi,

- Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, denkleştirme isteminin ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi gerekmektedir.

Burada öncelikle acente ile Müvekkil arasındaki acentelik sözleşmesinin sona ermesi gerekmektedir. Sözleşme devam ederken acente denkleştirme isteminde bulunamaz. Sözleşmenin hangi sebeple sona erdiği de denkleştirme isteminin talep edilip edilemeyeceği açısından önem arz etmektedir. Buna göre feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. Madde hükmünden anlaşıldığı üzere denkleştirme istemi ancak Müvekkilin sözleşmeyi haksız feshi yahut acentenin haklı feshi durumunda talep edilebilecektir.

Acentenin haklı sebeple feshine özellikle acentenin geç ya da eksik ödenmesi yahut hiç ödenmemesi, acentenin satışını gerçekleştirmiş olduğu ürünlerin sınırlandırılması, acentenin yetkili olduğu bölge sınırlarının daraltılması, Müvekkilin acentenin bağımsızlığını ihlal edecek nitelikte taleplerde bulunması (çok sık aralıklarla düzenli olarak rapor talep etme gibi), acentenin sözleşmenin devamı halinde müvekkilden kaynaklanan sebepler dolayısı ile gelir elde edemeyecek duruma gelmesi örnek olarak gösterilebilir. Bu sebepler ile sözleşmenin feshi halinde acente denkleştirme isteminde bulunabilir.

Yeni Müşteriler Sayesinde Müvekkilin Sözleşme İlişkisinin Sona Ermesinden Sonra Da Önemli Menfaatler Elde Etmeye Devam Etmesi

Denkleştirme istemi talebine ilişkin değerlendirme ve hesaplama yapılırken yeni müşteri kavramının tanımlanması ve buna göre yeni müşterilerin belirlenmesi önem arz etmektedir. Yeni müşteri acentenin sözleşme ilişkisi kurulmasından sonra ilk defa sözleşme yaptığı, acentenin kendisi tarafından Müvekkile kazandırılan müşterilerdir. Ancak, Müvekkilin öncesinde müşterisi olup da herhangi bir sebeple süreklilik arz eden bir iş ilişkisinin bulunmadığı müşterilerle acentenin emek ve çabasıyla tekrar  ilişki kurması yahut aradaki ticari ilişkiyi büyütüp daha da genişletmesi durumunda bu müşteriler de yeni müşteri olarak kabul edilecektir. Kanun metninde de yer alan “önemli menfaat” elde etme şartı müşterilerin Müvekkille sürekli ticari ilişkide olması gerekliliğini işaret etmektedir. Tek yahut birkaç seferle sınırlı kalan ticari ilişkiler önemli menfaat şartını sağlamamaktadır. Yeni müşteri kazandırıldığını ispat etme yükü acentenin üzerindedir.

Acentenin Ücret Talep Etme Hakkını Kaybetmesi

Denkleştirme istemi talebinde bulunulabilmesi için müvekkilin kazancının devam etmesinin yanı sıra  acentenin de ücret kaybı yaşaması gerekmektedir. Burada ücretten kastedilen sözleşmenin devamı süresince elde etmeye hak kazanılan ücret değil, sözleşme sona erdikten sonra Müvekkilin sözleşmesel ilişki kurduğu yeni müşterilerden elde edilemeyen ücretlerdir. Sözleşmenin sona ermesi nedeniyle acente bu ücretleri yitirecektir Ancak acentelik sözleşmesine göre “yeni” müşteriler sebebiyle ücret sözleşmenin sona ermesine rağmen bir şekilde ödenmişse denkleştirme talebi ileri sürülemeyecektir. Madde gerekçesinde açıkça burada ödendiği söylenen ücretin kök ücret olduğu, bedelin tahsiline ve garanti edilmesine ilişkin komisyonlar dikkate alınamayacağı belirtilmiştir.

Uygulamada ücret kaybının esas alınacağı dönem son bir yıl olacağı ve acentenin ücret kaybının Müvekkilin elde ettiği menfaate karşılık geleceği kabul edilmektedir. Bu sebeple hesaplama yapılırken öncelikle acentenin ücret kaybı hesaplanmaktadır. Müvekkil kazancının daha az olduğunu iddia ederse bu hususu ispat etmekle mükelleftir. Kanuni düzenleme gereğince her halükarda; denkleştirme bedeli acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacaktır. Sözleşme ilişkisi beş yıldan daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınacaktır.

Denkleştirme İsteminin Hakkaniyete Uygun Olması

Yukarıda izah edilen kanuni şartların gerçekleşmesi denkleştirme isteminde bulunabilmenin ön koşullarıdır. Ancak bu şartların sağlanmış olması denkleştirme isteminin kabul edilmesi için yeterli değildir. Bunların yanı sıra denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. Kanunun madde gerekçesinde bu şart bir taraftan acentenin gayretleri, imaj yaratma, müvekkili ve ürününü tanıtma, diğer taraftan da bir rekabet piyasasında pay alma çalışmaları ile tanımlanmaktadır. Acentenin bu konularda olumsuz not almamış olması gerekmektedir.

Acentenin sözleşme yapılmasına aracılık ettiği ürünün bilinen yahut tanınmış bir marka olması, acentenin gayretlerinin göz ardı edilmesini, “yeni” müşterilerin işletmeye yönelmelerinin markaya bağlanmasını haklı göstermeyecektir. Kanunun madde gerekçesinde bu hususa ilişkin  “Rekabet piyasası günümüzde zaten markalar piyasasıdır. Güçlü, hatta tanınmış bir markanın da yeni müşterilerle buluşması için gayrete ihtiyaç vardır. Buluşma sağlanmışsa bunu sadece markaya bağlamak rekabet piyasası kurallarını önemsememek anlamına gelir. Her güçlü ve tanınmış markanın da “yeni” müşteriler edinmesi gayretle olur. Markanın tanıtılması kadar, kendisine yönelme sağlanması ve yönelmenin korunması da gayretle olur.”  gerekçesi ileri sürülmüştür. Her ne kadar markanın tanınmış olması hakkaniyet şartının sağlanmadığı anlamına gelmese de hesaplamada indirim yapılmasına gerekçe gösterilebilir.  Acentenin yaşı, sözleşmesel ilişkinin sona ermesinin ardından hemen aynı neviden iş bulup bulmadığını, Müvekkil için çalışmış olduğu süre ve bu süre zarfında aldığı komisyon miktarı da değerlendirmede göz önünde bulundurulacak unsurlardandır. Denkleştirme talebinin hakkaniyete aykırı olduğunun ispat yükü Müvekkilin üzerindedir.

Denkleştirme İsteminden Vazgeçme ve İstemde Bulunma Süresi

Maddenin 4. fıkrasının emredici hükmü gereğince denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Ancak acente sözleşmesinin yapılmasından sonra denkleştirme isteminden feragat edilmesi, hile düzeyinde olmamak yahut kanunu dolanma maksadı taşımamak şartıyla geçerli olacaktır.

Böylesi bir durum söz konusu olduğunda acentenin, tehdit, korkutma, aldatma vb. sebeplerle hakkından vazgeçip geçmediği özenle araştırılmalıdır. Acente sözleşmesinin yapılmasının, gizli bir anlaşma ile, bu talepten daha sonra vazgeçilmesi şartına bağlanması veya bu sonucu doğuracak bir düzenin kabulü, hükmün dolanılması kapsamında değerlendirilecektir.

Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekmektedir.

SONUÇ

Acentelik sözleşmesinin Müvekkil tarafından haklı bir neden olmaksızın yahut acente tarafından haklı sebeple sona erdirilmesi halinde acente yapmış olduğu yatırım ve ortaya koymuş olduğu emekle Müvekkile kazandırmış olduğu yeni müşterilerden sözleşmenin bitimi sonrasında elde edilen menfaat sebebi ile denkleştirme isteminde bulunabilecektir. Denkleştirme isteminin kabul edilebilmesi için acentenin ücret isteme hakkını kaybetmesi ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, denkleştirme isteminin ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi gerekmektedir. Denkleştirme istemi hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekmektedir.

Av. Eren Evren 

Av. Burçak Kandemir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.