banner664

19 Ekim 2019

ADALETE SU GİBİ MUHTACIZ

Bu son cümledeki düzen bahsinden özellikle dikkat çekmek istenilenin ve ümit edilen şeyin adalet ve eşitlik kavramlarının aynı kefede düşünülmemesidir. Birbirinden farklı olan bu iki kavramın aynıymış gibi çoğu zaman dillendirildiğine şahit oluruz. Oysaki dünyada gelmiş geçmiş tüm hukuki düzenlere baktığımız vakit asıl ihtiyacın adalet olduğunu varsa eşitliğin, adaletle geleceğini görürüz. Aynı zamanda herkesin eşit olacağı bir dünyanın ütopik olduğunu buna karşın adaletin herkese lazım olduğunu söyleyebiliriz. Ancak biz adalete, saat misali herkesin başka yerleri gösterdiği gibi bakarsak bu sefer de herkesin kendi adaletine itimat ettiğini görmüş oluruz.

Hızın ve hazzın yaygınlaştığı dünyada hızlı trenlere muhtaç olduğumuz kadar hızlı adalete de muhtacız. Bu minvalde söylenen, Fransızların meşhur " Adalet topaldır " kabullenişi, bu çağa değil söylendiği çağa hapsedilmesi gerektiğini söylemeliyiz, söylemezsek çağlar arası adaletsizlik yapmış oluruz. Yani adaletin gecikmesinin de büyük bir adaletsizlik olduğu şuurunu, sistemin tüm birimlerine, toplumun tüm kesimlerine kazandırmamız gerekecektir.

Adaletin olmadığı bir toplumda, insan hayatına değer verecek herhangi bir şeyin kalmadığına şahit oluruz. Toplumu, insanları ancak adaletin dize getirdiğini, düzene koyduğunu, doyurduğunu yani tatmin ettiğini söyleyebiliriz. Yine toplumun ahlakını iyileştiren koruyan, güvenliğini sağlayan en temel faktör Adalettir. Eğer iktidarların evveliyatı adalet olmazsa Foucault’nun sözüne tekabül edecektir; ‘’iktidarlar öncelikle boyun eğdirilmiş bedenler yaratmayı amaçlar.’’ Öyle ki boyun eğen birey adalet talep etme hakkını iktidara teslim etmiş olacaktır. 

Belki de meramımızı; Adaletin timsali, İslam’ın 2. Halifesi Hz. Ömer’in idaresi altındaki insanlara, hayvanlara, topraklara davrandığı gibi Adaleti katıksız bir biçimde uygulayan bir profilden bahsetmemiz gerekecek. O ki halife Ömer değil miydi, Fırat nehrinin kıyısında bir deve helak olsa, bundan kendimi sorumlu bulurum diyen...

Sözü uzatmak ve susmak yerine hep beraber haykıracağımız şey şu olmalı:

Adalet hemen şimdi.

Ve

Justice for All!

Herkes için Adalet!

Ne mutlu her şeyden evvel adalet diyenlere…

Stj. Av. Ömer Mertoğlu 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mağduruz. Hızlı Yargıya Su Gibi Muhtacız! 3 yıl önce

Hızlı adalet mi? Gerçek şöyle. İstanbul istinaf mahkemelerinde 35 bin iş, işçi, işveren ve işçi alacak ile ilgili dava varken, mevcut 9 iş hukuku ihtisaslı istinaf mahkemeleri bu sayıda dava için yeterli değil. İş bölümüne göre 24, 25, 26, 27, 28, 29, 32, 32 ve 41. HD leri bu işlere bakıyor. Her hukuk dairesi senede 500 davaya baktığı halde, eğer hiç yeni dava gelmezse, 35 bin davayı 9 HD dairesi ancak 8 senede bitirebilir. 9 HD sayısı yeterli değil, mutlaka iki misline çıkarılmalı. Her HD senede 1500 davaya baksa bile, bu yük 3 senede erimez. yetersiz sayı ile, istinaf mahkemeleri batmış durumda. Bizi dinleyen de yok.

Avatar
Misafir 3 yıl önce

Evet adalet herkese lazım “savunmanı üst mahkemeye ver” diyen karar vericiye de böyle keyfi uygulamalar veren karar vericiler olduğu bir zamanda adalete güven diye bir şey kalmaz güveni olmayan bir adalet caydırıcısı olmaz. Adaletin gecitirilmeside caydırıcılık olarak kullanılmaktadır. Yargı sistemi hızlandırılmak istense her alanda olduğu gibi bu konuda da mutlaka bir çare bulunur amaç çaydırıcılık olarak kullanılıyor....