banner590

20 Ocak 2021

Anonim Şirketin Haklı Nedenle Feshi
banner580

ANONİM ŞİRKETİN HAKLI NEDENLE FESHİ KURUMUNUN HUKUKİ DAYANAĞI VE DÜZENLEMENİN AMACI

Buna göre TTK’nun 531. Madde hükmü gereğince; haklı sebeplerin mevcut olması halinde;

halka kapalı anonim şirketlerde sermayenin en onda birini,

halka açık anonim şirketlerde ise sermayenin yirmide birini temsil eden

azınlık pay  sahipleri, şirketin merkezinin bulduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açacakları dava ile anonim şirketin feshine karar verilmesini talep edebileceklerdir.

Mahkeme söz konusu uyuşmazlıkta haklı sebebin varlığının mevcut olduğuna karar verirse fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına yahut duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.

Anonim şirketin haklı nedenle feshi müessesinin düzenlenmesindeki amaç; özellikle çoğunluk pay sahiplerinin güçlerini sürekli olarak kötüye kullanmaları sebebiyle hakları sistematik olarak ihlal edilen azınlık pay sahiplerinin, söz konusu ihlalleri gidermek için kanun yahut esas sözleşme uyarınca başvurabilecekleri hukuki bir yol bulunmadığı ya da var olan hukuki yolların çözüm üretmede başarısız olduğu hallerde azınlık pay sahiplerinin menfaatlerinin korunması açısından hukuki güvenliği sağlamak ve ihlallerin önüne geçerek azınlık pay sahibi açısından artık çekilemez hale gelen ortaklık ilişkisindeki baskılara son vermektir.[1]

Ancak anonim şirketlerin sermayeleri ve işletmesel boyutları göz önünde bulundurulduğunda şahıs şirketlerine nazaran daha geniş bir çevreyi etkilediği göz önünde bulundurulduğunda haklı fesih davasının sadece davanın taraflarını etkilemeyeceği açıktır.

Açılan davanın sonucu Şirketin alacaklılarını, borçlularını, çalıştırdığı işçileri ve örneğin tekel niteliğinde bir şirket olması halinde piyasa koşulları ile birlikte kamu yararını da etkileyebilecek niteliktedir. Öte yandan Anonim şirketin ortaklık yapısının korunması esas olduğundan kanun koyucu bu hususu göz önüne alıp medeni usul hukukumuzun temel ilkelerinden olan taleple bağlılık ilkesine geniş bir istisna getirerek Mahkemeye fesih davasında fesih dışında pay sahiplerinin şirketten çıkarılmaları veya duruma uygun düşen, tarafların ve ilgililerin menfaatlerini gözeten başkaca alternatif çözümlere karar vermesi yönünde geniş bir takdir yetkisi de vermiştir.

HAKLI SEBEPLE FESHİN TANIMI VE ANONİM ŞİRKETİN HAKLI NEDENLE FESHİ İÇİN GEREKÇE GÖSTERİLEBİLECEK SEBEPLER

Hukukumuzda geliştirilen genel tanım uyarınca “sözleşme süresinin dolmasına veya en yakın olağan fesih süresine kadar sözleşmeye devam etmeyi dürüstlük kurallarına göre beklenemeyecek hale getiren bütün sebepler” haklı sebep teşkil edecektir.[2] Buna göre taraflar bakımından sözleşmesel ilişkinin devamının artık çekilemez bir boyuta varması ve dürüstlük kuralları gereğince taraftan sözleşmenin devamının beklenemeyeceği hallerde haklı sebebin mevcut olduğu söylenebilecektir.

Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketin haklı nedenle feshi ile ilgili 531. Maddenin gerekçesi incelendiğinde haklı sebeplerin çeşitlilik göstermesi ve zamanla değişiklik gösterebileceği göz önünde bulundurulduğunda bu sebeplerin ayrıntılı olarak tek tek sıralanmasının mümkün olamayacağı bu nedenle davacı pay sahipleri bakımından ileri sürülen tüm haklı sebeplerin somut olay özelinde tek tek incelenerek karar verilmesi gerekildiği belirtilmiş ve bu yöndeki boşluğun doldurulması uygulamacılar ile öğretiye bırakılmıştır. İlgili kanun hükmünün İsviçre Borçla Kanunu. Madde 736/4 maddesinden iktibas edildiği için haklı nedenle feshi davası ile ilgili İsviçre Federal Mahkemesinin bu yöndeki içtihatları kılavuz niteliğindedir.

İsviçre Federal Mahkemesi’nin yerleşik içtihatları gereğince;

Şirketin sürekli zarar etmesi sebebi ile iflasın eşiğine gelmesi, esas sermayenin yitirilmesi yahut sermayenin karşılıksız kalması,

Kapalı tip aile şirketlerinde şirket ortağı olan aile bireylerinin şirket yönetiminden dışlanması,

Şirketin uzun yıllar boyunca kar edememesi, kar elde etse bile karın ortaklara süreklilik arz edecek şekilde faaliyet dönemlerinde dağıtılmaması yahut eksik dağıtılması,

Şirket yönetim kurulunun çok uzun yıllar boyunca huzur hakkını alamaması

Şirketin işletme konusunu ve amacını yerine getiremez hale gelmesi,

Şirketin yönetim kurulu ve genel kurul gibi idari ve karar alma organlarının ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar sebebiyle ortaya çıkan kilitlenmeler neticesinde işlevini yitirmesi,

Şirket ortaklarının tasfiye payına katılma hakkı, rüçhan hakkı, hazırlık dönemi faizi, bedelsiz (gratis) payları edinme hakkı gibi mali haklarının çoğunluğun gücünü kötüye kullanması sebebi ile elde edememesi,

anonim şirketin haklı sebeple feshine gerekçe gösterilebilecek olaylardan bazılarıdır.[3]

Kapalı tip aile ortaklıklarında kişilerin birbirleri ile ilişkisinin halka açık bir anonim şirkete göre daha birebir bir ilişkisi olması sebebi ile bu tarz ortaklıklarda somut olayın özelliğine göre pay sahiplerinden birinin ölmesi, iflas etmesi, hakkında kısıtlılık kararının verilmesi, ortaklar arasındaki sadakat borcunu ihlal etmesi ve şirketin  haklı sebeple feshine neden olacak nitelikte kişisel uyuşmazlıklar (örneğin pay sahiplerinden birinin diğerini öldürmeye teşebbüs etmesi gibi) haklı sebep olarak gösterilebilecektir.

Öğretide genel bir krizin yahut benzeri bir durumun bulunmamasına rağmen şirketin malvarlığının kötü yönetilmesi, azınlık pay sahiplerinin şirkete yapmış oldukları yatırımlarının tehlikeye atılması,  şirketin mal varlıklarının ve kaynaklarının süreklilik arz edecek nitelikte çoğunluğa aktarılması, şirketin ödemelerde acze düşmesi hallerinde haklı sebebin varlığının mevcut olacağı kabul edilmektedir.[4] Bunun yanı sıra şirketin finansal açıdan süreklilik arz edecek nitelikte  verim alamaması, şirkete ek sermaye ve yatırımlar sağlansa da mevcut verimsizliğin devamsızlık göstermesi, şirket ortaklarının olduğu şirketin felç eden anlaşmazlıklar içinde olması da haklı sebeplere örnek gösterilebilecektir.[5]

Yargı Kararlarında Anonim Şirketin Haklı Nedenle Feshi Davaları

Türk Ticaret Kanunu’nun 531. Maddesinin yürürlüğe girmesinin ardından ülkemizde çok fazla sayıda anonim şirketin haklı nedenle feshi talepli dava açılmıştır. Müessesenin yeni olması sebebi ile bu hususla ilgili bir içtihat olmadığından Mahkemeler ve temyiz mercii olan Yargıtay, Federal Mahkeme kararları ve doktrinde bu konu ile ilgili araştırmalardan hareketle önlerine gelen uyuşmazlıkları incelemişler ve alanda mahkeme kararları ile de bir içtihat oluşmaya başlamıştır. Yargıtay’ın emsal kararları doğrultusunda;

Azınlık pay sahiplerinin yapmış oldukları usule uygun olarak yapmış oldukları bildirim ve ihtarlara rağmen kendilerine şirketin finansal durumu ile ilgili bilgi verilmemesi, azınlık pay sahiplerinin şirketin finansal tablolarını ve bilançolarını incelemesine izin verilmemesi, şirketin karı, zararı, malvarlıklarının durumu, işletmesel faaliyetler ve yapılan yatırımlar hakkında azınlık pay sahiplerinin bilgilendirilmemesi, pay sahiplerinin inceleme ve bilgi edinme haklarının sürekli olarak kısıtlanması,[6]
Olağan genel kurul toplantılarının yapılmaması, genel kurul toplantısı yapılsa dahi kanunda öngörülen çağrı usullerine aykırı işlemler gerçekleştirilmesi yoluyla pay sahiplerinin toplantılara katılımının engellenmesi, genel kurul toplantısına katılmayan pay sahiplerinin imzaları taklit edilerek bu yolla imzaların tamamlanması, Türk Ticaret Kanunu’nun 376/1. ve 2. Hükümlerinin çoğunluk yönetimi ve yönetim kurulu tarafından ısrarla olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmaması,[7]
Anonim şirketin haklı sebeple feshine gerekçe gösterilebilecek olaylardan bazılarıdır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16.03.2015 tarihli 2015/2197 E., 2015/3596 K. sayılı kararında şirket yöneticilerinin şirketin demirbaşlarını ve makinelerini kendilerine ait olan şirketlere usulsüz olarak aktararak şirketi boşaltmaları ve şirketin yedek akçeleri ile esas sermayesinin yitirilmesine sebep olmalarının davacı pay sahibi bakımından fesih için haklı sebep teşkil edeceğine hükmetmiştir.

Önemle belirtmek gerekir ki; Yargıtay uygulamalarında ve öğretide haklı sebep olarak gösterilen olaylar sınırlı olmayıp madde gerekçesinde de belirtildiği üzere hakim somut olay özelinde davacı tarafın iddia etmiş olduğu tüm sebepleri inceleyecektir.

Davacı tarafın öne sürmüş olduğu haklı sebepler tek başına fesih için haklı sebep oluşturmuyor ancak tüm sebepler birleştiğinde ortaklı ilişkisinin devamı çekilemez hale geliyorsa burada da haklı sebebin varlığından söz edilebilecektir. Ancak davacı pay sahiplerinin haklı sebep olarak ileri sürdüğü olayların gerçekleşmesinde kendisinin onayı yahut kusuru bulunmakta ise burada çoğunluğun gücünü kötüye kullanmasından söz edilemeyeceğinden açılan fesih davasında bu sebepler dikkate alınmayacaktır.

Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13.11.2018 tarihli, 2016/14541 E., 2018/6990 K. sayılı ilamında “davalı şirket zarara uğramış ise bu zararın sebebinin ne olduğu ve ayrıca, davacının daha kusurlu olması halinde işbu davayı açamayacağı nazara alınmaksızın eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde hüküm tesis edilerek davacının kusurunun da incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

HAKLI SEBEPLE FESİH DAVASININ TALİ NİTELİĞİ

İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında ve Türk Hukukunda fesih davasının radikal bir çözüm tarzı olduğu, azınlığın son çare olarak başvurması gereken bir dava yolu olduğu belirtilmiştir.[8]

Haklı fesih davalarının tali nitelikte davalar olmasının iki sonucu bulunmaktadır. Bunlardan biri hakimin somut uyuşmazlığı incelerken davacı pay sahiplerinin menfaatlerinin başkaca bir hukuki yol ile korunmasının mümkün olup olmadığının incelenmesi diğeri ise fesih yerine başkaca alternatif çözümlerin uygulanma olanağının araştırılmasıdır. Mahkeme feshin son çare olması ilkesi gereğince bu hususları araştırmaksızın anonim şirketin feshine karar veremeyecektir.

Örnek vermek gerekirse haklı sebeple ileri sürülen olayların çözülmesi için kanunla başka bir öngörülmüşse (genel kurul kararın iptali, sorumluluk davalarının açılması, denetçi atanması, bilgi edinme hakkının kullanılması için dava açılması vb.) ancak davacı pay sahipleri bu yollara başvurmamışsa bu noktada haklı nedenle feshi davası kabul edilmeyecektir.

Burada amaç davacı pay sahiplerinin şirketin haklı nedenle feshi davasının bir tehdit aracı olarak kullanmasını da önlemektir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 28.01.2016 tarihli, 2015/2939 E. 2016/937 K. sayılı ilamında davacı pay sahiplerinin kanuni şartları taşımayan bağlam hükümlerinin geçersizliğini ileri sürebileceği dava imkanı bulunmaktayken bu dava yoluna başvurmaksızın doğrudan haklı nedenle feshi davası açılmasının kabul edilemeyeceğine, bu sebeple açılan davanın reddinin gerektiğine hükmetmiştir.

SONUÇ

Anonim şirketlerdeki çoğunluk ilkesi uyarınca gücün belirli pay sahiplerinin elinde toplanması, azınlık pay sahiplerinin haklarının ve menfaatlerinin ihlal edilmesine dayanak oluşturabilmektedir.

6102 sayılı TTK’nın 531. Madde hükmüyle çoğunluğun gücünü kötüye kullanması sebebi ile hakları sistematik şekilde ve ağır olarak ihlal edilen bu sebeple ortaklık ilişkisinin devamı çekilemez hale gelen azınlık pay sahiplerine anonim şirketin haklı nedenle feshi davası açma hakkı tanımıştır.

Doktrinde ve Yargıtay uygulamalarında haklı sebep teşkil edebilecek bazı olaylar belirtilmişse de Mahkeme her bir somut olay özelinde haklı sebebin varlığını ve boyutunu araştıracaktır. Mahkeme burada feshin son çare olması ve ortaklığın yapısının korunması ilkesi gereğince haklı sebep teşkil eden olayların başkaca bir yolla çözülebileceğini araştıracaktır.

Bunu yaparken şirketin haklı nedenle feshi davasına bakan mahkeme sadece davanın taraflarını değil, diğer pay sahiplerini, ortaklığın çalışanlarını, alacaklılarını, borçlularını, kısaca ortaklığın devamında menfaati olan ilgilileri de göz önünde bulunduracaktır.

Av. Burçak Kandemir

-----------------------------

[1] ŞAHİN, Cansu, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Fesi İsteminde Mahkemenin Fesih Dışındaki Çözümlere Karar Verme Yetkisi, Adalet, Ankara, 2020, s.26

[2] ALTINOK ORMANCI, Pınar, Sürekli Borç İlişkilerinin Haklı Sebeple Feshi, Vedat, İstanbul, 2011, s.133.

[3] RÜZGÂR, s. 340-341.

[4] TEKİNALP, Sermaye Ortaklıkları, N. 14-12b, s. 338-339

[5] ŞENER, s. 636

[6] Yargıtay 11. HD, 10.2.2014,  2013/12495 E.,  2014/2202 K. ; 12.10.2015,  2015/6768 E., 2015/10302 K.; 3.12.2015, 2015/4504 E., 2015/12980 K. ; 28.1.2016, 2015/2939 E., 2016/937 K.; 3.3.2016, 2015/12197 E., 2016/2357 K.; E. 11.10.2017, 2016/2552 E., 2017/5272 K.

[7] Yargıtay 11. HD, 11.6.2015, 2015/2255 E., 2015/8166 K.; 3.3.2016, 2015/12197 E., 2016/2357 K.; 11.10.2017, 2016/2552 E., 2017/5272 K.; 22.11.2017, 2016/4245 E., 2017/6420 K.

[8] ERDEM, s.233, BGE 126 III 266 S.27.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.