12 Temmuz 2020

AVUKATLIK KANUNU'NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİĞİN DEZAVANTAJLARI

Gönül isterdi ki değişikliğin dezavantajlarını değil avantajlarını yazayım. Maalesef değişikliğe baktığımda göze çarpar bir avantaj bulamadım.

Avukatlık kanunundaki değişiklikte en çok göze çarpan husus çoklu baro olmuştur. Değişiklik teklifinde maddelerin çoğu çoklu baroya göre düzenlenmiştir. Çoklu baronun birçok dezavantajları var. Örneğin iktidara yakın olan baronun imkanları devlet desteğiyle artırılabilir böylece barolar arası eşitlik bozulmuş olur. İktidara yakın olan barolardaki avukatların dava kazanma ihtimali yüksek olursa hakimlerin o avukatlara daha yakın davrandıkları dedikodusu çıkar ve zaten tartışmalı olan yargı bağımsızlığı büyük yaralar alır. İnsanlar kendilerine avukat seçerken iktidara yakın baronun avukatına gider ki hem davayı kazanma şansı yüksek olsun hem de siyasi görüşü fişlenmesin. Bu ihtimal de avukatlar arası eşitliği büyük ölçüde bozabilir. Çoklu baro ile birlikte siyasi görüşünü dile getirmeyen avukat dahi seçeceği baro ile fişlenmiş olur ve bir nevi zorla siyasi görüşü açıklandırılmış hale gelir. Stajyer avukatlar, yanlarında staj yapacağı avukat seçerken iktidar yanlısı baronun avukatını seçmek ister zira hem fişlenmek hem de iktidarın vereceği imkanlardan yararlanmak ister. Görüldüğü gibi sadece çoklu baronun bile avukatlara ve yargıya büyük sıkıntılar getireceği açık.

Avukatlık kanununda yapılan diğer bir değişiklik ise avukatların resmi kılık ve kıyafetleriyle ilgili. Değişiklikten önceki kanunda “Avukatlar, mahkemelere TBB’ nin belirteceği resmi kılıkla çıkmak zorundalar.” ibaresi yer alıyordu. Ancak değişiklikle birlikte sadece TBB’ nin belirteceği cübbeyle çıkmak zorunda ve bunun haricinde başka bir sınırlama getirilemez olmuştur. Yani avukatlar mahkemelere artık cübbeyi giydikten sonra isterlere parmak arası terlik, şort ve sıfır kollu tişört ile çıkabilirler. Haliyle bu komik ve mesleğe saygısızlık olur. Ancak maalesef yasada bunu engelleyecek bir durum da söz konusu değildir.

Tartışmalı diğer bir değişiklik ise baroların TBB’ ye gönderecekleri delege sayısıdır. Her 5 bin ve altı avukat sayısı bulunan barolar, başkanıyla beraber 4 oyla TBB’ de temsil edilecekler. Baroya kayıtlı avukat sayısı 5 bini aşan barolar ise bu 4 delege haricinde her 5 bin avukat için birer delege ile TBB’ de temsil edilecekler. Her ne kadar bu değişiklik için “Temsilde Adalet” ifadesi kullanılsa da bununla uzaktan yakından alakası yoktur. Bir örnek verecek olursak 31.12.2019 itibarıyla Antalya Barosu’ nun avukat sayısı 4.757 iken Tunceli Barosu’ nun avukat sayısı 42’ dir[i]. Bu iki baro da TBB’ de 4 delege ile temsil edilmeleri pek de “Temsilde Adalet” ilkesine uyduğu söylenemez. Bu usulü milletvekili seçimlerine uyarlayarak bir örnek verelim. Tunceli ilinin 2019 yılına göre nüfusu 84.660’ tır. Antalya ilinin ise 2.511.700’ dür. Antalya 16 milletvekili çıkarırken Tunceli ise 2 milletvekili çıkarmaktadır. Eğer bu sistemi baroların delege sistemine uyarlarsak Antalya ve Tunceli dörder milletvekili çıkaracaktı. Bu sistemi doğal olarak hiçbir siyasi parti kabul etmez ancak baroların delege usulünü kabul etmektedirler.

Hatırlarsanız 10 baronun yönetim kurulu yazı ile TBB’yi olağanüstü toplantıya çağırmıştı. Bu toplantı gerçekleşseydi seçim istenerek Metin Feyzioğlu’ nun başkanlığına son verilecekti. Ancak ne yapıp edip TBB, Genel Kurulu olağanüstü toplamamış ve Avukatlık Kanunu’ nun 115. Maddesine aykırı davranmıştı. Söz konusu Avukatlık Kanunu’ nda yapılan değişiklik ile birlikte TBB’ yi olağanüstü toplantıya çağırma yeter sayısı 10 barodan 25 baroya yükseltilmiş ve olağanüstü toplantı gerçekleşse dahi seçim yapılması yasaklanmıştır. Böylece sayın Feyzioğlu’ nun koltuğunu sağlama alınmış oldu.

Maalesef söylediğim dezavantajlara ve hukuksuzluklara avukat milletvekillerimiz göz yummuş durumdalar.

Yapılan değişiklikte avukatların hiçbir sorunu giderilmemiştir. Stajyerlerin ücretsiz çalıştırılması, çoğu avukatın asgari ücret dahi alamaması, avukatlar arası gelir dağılımı dengesizliğinin giderek artması, halihazırda ihtiyaçtan fazla avukat sayısının düşürülememesi ve hukuk fakültelerinin artırılarak işsiz binlerce avukatın yakın zamanda ortaya çıkacak olması gibi sorunlara bırakın çözüm aramayı değinilmemiş dahi.

Muhammet Emin BULUT

Hukuk Fakültesi Öğrencisi

-----------------------------------

[i] https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/2019-avukat-sayilari-31122019-81078


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hukukçu değilim 5 ay önce

Statükoyu yuvada öğrenmişsin sana karada engel yok. Biraz daha gayret gösterirsen Feyzioğlu'nun yerine geçersin o ışık mevcıt

Avatar
Vatandaş 5 ay önce

Ee barolar sol siyasetin bayraktarlığını yaparak siyasete karışırsa bu olanlar çok doğal herkes yaptığını görür bu hayatta

Misafir Avatar
Dünya İnsanı 5 ay önce @Vatandaş

Barolara kayıtlı kişiler avukatlardır. Hak kavramı sadece AKP lilere özgü bir hak değildir ve Kendisini ilahileştiren bir yetkiyle İktidarcılık ve devlet adamlığı oynayan kişi istedi diye hak kavramı sadece AKP ye kalmayacaktır. Barolar sol siyasetin bayrağı değildir haksızlıkların ve haksız kanun düzenlemelerinin gerçeklerini ortaya koyan yargının savunma ayağını temsil eden kurumlardır. Kanunu kendisine farklı muhalefete farklı yaptırımlarla donatmak isteyen ayrıştırmacı, bölücü, etnik, dini, cinsiyetçi, siyasi partizanlığı hukuğa sokanlar barolar değil AKP ve o mecliste kendinden utanması gereken 400 hukukçudur. Yarın çıkaracakları kamulaştırma kanunu ile senin evine birisi otel açacak diye el attıklarında o tarafsız savunma ayağı olan solcu baroları rüyanda bile göremeyeceksin.

Beğenmedim! (0)