BAROLAR ÇIPLAK!

Kuş bakışı incelendiğinde avukat örgütlenmelerinin hemen hemen tamamının ideolojik temele dayalı olduğunu söyleyebiliriz. Baro seçimlerine katılan gruplar, kendi siyasal görüşlerini baro yönetimlerinde egemen kılmak için baro seçimlerinde mücadele vermektedirler. Baro yönetimini ele geçirmek için yarışan bu grupların siyasi partilerle, diğer örgütlerle organik bağı bulunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu anlamda ülkemizde bir “nötr baro” veya  “teknik baro” tecrübesi oluşmamıştır.  Baro iktidarları, hukuk siyasetinin ötesinde günlük siyasetle iç içe olagelmiştir.

Özellikle üç büyük baroda bugüne kadar yönetime hakim olan gruplar, iktidarı elde tutabilmek için seçim ittifaklarıyla zaman zaman biraz daha sola, zaman zaman biraz sağa   kaysa da  ana eksen olarak Cumhuriyet Halk Partisi çizgisinde bir politika izlemiştir. Ankara deneyimi için konuşacak olursak, baro politikacılarının kariyer çizgisinin, baro yönetim kurulu üyeliği, baro başkanlığı, CHP İl başkanlığı, CHP milletvekilliği, darbe hükümetlerinde bakanlık, Anayasa Mahkemesi üyeliğine ve hatta başkanlığına vs. uzanan bir spektrum sergilediğini kolayca söyleyebiliriz.  

Ankara örneğinde, Ankara Barosuna hâkim olan siyasetin CHP siyaseti olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Türkiye Barolar Birliği ise, kurulduğu günden bu yana Ankara Barosunun kontrolünde olmuştur.  

Demokratik Sol Grubun taassubundan kısmen de olsa uzak bulduğum Vedat Ahsen Coşar’ın ilk kez Ankara Barosu Başkanlığına seçildiği 2004-2006 seçimlerinde yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştim. Kurul göreve başladıktan sonra kurulun önüne o zamanlar çok tartışmalı olan bir dosya geldi. Baro seçimleri esnasında başörtülü olarak oy kullanmak isteyen 17  kadın avukat hakkında önceki yönetim kurulu tutanak tutmuş ve baro seçimlerinde seçim mahalline oy kullanmak için başörtülü olarak gelmenin disiplin suçu olduğu iddiasıyla tutulan  tutanak, disiplin işlemi yapılmak üzere yeni yönetim kuruluna gönderilmişti. Önceki yönetim dönemlerinde başörtülü avukatlar icra dairelerinde, adliye koridorlarında baro yönetim kurulları üyeleri tarafından belediye zabıtasının seyyar satıcıları kovaladığı gibi kovalanıyor, yakalanıyor ve haklarında tutanak tutularak disipline sevk ediliyordu. Bu kovalamacadan çoğu kez başörtüsü yerine peruk takarak gelen kadın avukatlar da kurtulamıyordu.

Vedat Ahsen Coşar yönetimi, oy çokluğuyla,  seçimlerde baş örtüsüyle oy kullanmaya gelen 17 avukat hakkında, disiplin işlemi uygulamanın faşizm olacağı gerekçesiyle oy çokluğuyla disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verdi. İtiraz üzerine bu karar, TBB Yönetim Kurulu tarafından kaldırıldı. Ankara Barosu Disiplin Kurulu,  TBB’nin bu kararı uyarınca 17 avukata uyarı cezası verdi.  Vedat Ahsen Coşar, yönetimin aldığı kovuşturma açılmasına yer olmadığına kararı nedeniyle grup içinde yoğun eleştirilere maruz kaldı.  O kadar ki bir sonraki genel kurulda Coşar, bu eleştiriler karşısında, “Biz bir yanlış karar verdik, TBB bu yanlışı düzetti” demek zorunda kalacaktı.

Bu yönetim anlayışının kılık kıyafet takıntısı kadınlarla sınırlı değildi kuşkusuz. Sadık Erdoğan’ın başkanlığı döneminde TRT avukatı olan bir erkek meslektaşın küpe takması ve uzun saçlı olması nedeniyle hakkında tutanak tutulmasına çalışılırken müdahil olmuştum. Bu anlayışa göre erkek avukat tamamen matruş, koyu takım elbiseli ve kravatlı;  kadın avukat ise koyu renk tayyör giyer ve başı açık olur. İki sene evvel son izlediğim Ankara Barosu staj kurulunun stajyerlere yönelik seminerinde de avukatın bu şekilde giyinmesi gerektiği manipüle ediliyordu. Baronun akıllı kimliğini almak için gönderdiğim papyonlu resmimdeki papyon,  kravattan sayılmamış; bana iyilik olsun diye resmimdeki papyon TBB’deki görevli tarafından photoshop ile kesilerek yerine çirkin bir kravat monte edilmiş idi.  papyonun bir kravat türü olduğuna ilişkin bir dilekçeyle başvurarak papyonlu kimliğimi alabilmiştim.

Geldiğimiz noktada, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen Çoklu Baro Teklifinin 7. maddesiyle Avukatlık Kanunun 49. Maddesinin değiştirilmesi teklif ediliyor. “Avukatların resmi kılık ve kıyafeti” başlıklı madde şöyle:  Avukatlar, mahkemelere Türkiye Barolar Birliği tarafından şekli belirlenen cübbeyle çıkmak zorundadır. Avukatlara kılık ve kıyafetle ilgili başkaca bir zorunluluk getirilemez.” Bu madde, kılık kıyafet konusunda baroların uyguladığı uygulamaların rövanşı gibidir.  Sosyal medyada takip ettiğim bazı avukatlar, bu maddeye dayanarak cübbenin altına bir şey giymeyerek, çıplak olarak duruşmaya çıkıp düzenlemeyi protesto etmeyi düşünmektedir.  Gelinen bu noktada, siyasi partilerle ve darbeci güç odaklarıyla arasına mesafe koymayı başaramamış mevcut baro iktidarlarının da büyük payı bulunmaktadır. Yapılacak düzenlemeyle artık barolar tamamen çıplak. kalacak.

Mevcut siyasal iktidar, bu güne kadar kendi siyasi anlayışına yakın grupları ve dernekleri desteklemesine rağmen barolarda iktidarı ele geçirmeyi başaramamış, barolar yerine kendi siyasal görüşüne yakın hukuk derneklerini ve avukat gruplarını âdeta baro gibi muhatap almayı yeğlemiştir. Cumhurbaşkanının emriyle alelacele hazırlanan çoklu baro yasa teklifiyle de Ak Parti - MHP koalisyonu kendi siyasi uzantısını oluşturacak barolar kurulmasının önünü açarak CHP’nin barolardaki iktidarını sonlandırmayı planlamaktadır.  Böylelikle, “teknik baro“ tamamen bir hayal haline gelmiştir.  Barolar dün olduğundan çok daha fazla gündelik politikanın içinde, hatta onun bir aracı, siyasal partilerin arka bahçesi olarak faaliyet göstereceklerdir. Bundan sonra ne yazık ki, bazı baroların siyasal iktidarlar tarafından kayırılmasını, muhalif olanların  ise kriminalize edilmesini  ve terörist ilan edilmesini bekleyebiliriz.

Avukat Fahrettin KAYHAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Pater 1 ay önce

Yazıyı çok haklı buluyorum çünkü daha düne kadar yapılan birtakım yanlışların bedelini tüm meslektaşlarımız ödüyor. Siyasete bulaşan baroların yine siyaset tarafından dizayn edilmesi olarak düşünülebilir.

Avatar
Vedat Ahsen Coşar 1 ay önce

Sevgili Fahrettin, Sanırım yanlış hatırlıyorsun. Benim 'Biz yanlış karar verdik, TBB kaldırdı' şeklinde bir beyanım asla olmamıştır. Selamlar.

Avatar
Vedat Ahsen Coşar 1 ay önce

Sevgili Fahrettin, Sanırım yanlış hatırlıyorsun, benim o şekilde bir beyanım yoktur. Selamlar.

Avatar
Fahrettin Kayhan 1 ay önce

Sayın Başkanım, bu anıyla sizi eleştirmek gibi bir amacım olmadığını takdir edersiniz. Ama o dönemde baro cuntasının sığ eleştileri, türlü baskılarına,ve aptalca argümanlarına karşı sâçma tartısmayı sonlandırmak için bu sözleri söylemeye mecbur kaldınız. Bugün gibi aklımda. Ama sizin dediğiniz gibi olsun. İnanlı değil... İçten saygılarımla

Avatar
Vedat Ahsen Coşar 1 ay önce

Sevgili Fahrettin, Benim öyle bir beyanım olmamıştır. Bu husus genel kurul tutanağı ile sabittir. Sanırım yanlış hatırlıyorsun. Selamlar, sevgiler.

Avatar
Vedat Ahsen Coşar 1 ay önce

Sevgili Fahrettin, Niyetinin ben eleştirmek olmadığını biliyorum. O karardan dolayı çok eleştirildiğim, tepki aldığım, üstüme çok gelindiği doğrudur. Ama ben o kararı her zeminde ve her zaman savundum. Öyle bir beyanım da hiç olmamıştır. Selamlar.